2010-03-11 - 15:55
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Balıkesir'in Dursunbey ilçesinde meydana gelen grizu faciasıyla ilgili, ''Dursunbey, bizim izah etmekte zorlandığımız bir kaza olarak ortaya çıktı. Eğer bir ihmal varsa, herkes emin olmalı ki bunun hesabını,
kendi nefsimden başlayarak herkese soracağız'' dedi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Balıkesir'in Dursunbey ilçesinde
meydana gelen grizu faciasıyla ilgili, ''Dursunbey, bizim izah etmekte zorlandığımız
bir kaza olarak ortaya çıktı. Eğer bir ihmal varsa, herkes emin olmalı ki bunun hesabını,
kendi nefsimden başlayarak herkese soracağız'' dedi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı.
Akşener, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline gündem dışı söz verdi.
İstiklal Marşı'nın kabulü ve Mehmet Akif Ersoy'u anma günü nedeniyle
gündemdışı söz alan AK Parti Yozgat Milletvekili Mehmet Çiçek, Ersoy'un, İstiklal
Marşı'nı yazdığı dönemdeki Türkiye'nin içinden geçtiği tarihi süreci anlattı.
İstiklal Marşı'nın yüreklere nakşederek her zaman okunmaya devam edeceğini
belirten Çiçek, milletvekillerinden, kendilerini o günlerde yaşıyor gibi
hissetmelerini isteyerek, İstiklal Marşı'nın 10 kıtasını da okudu.
DSP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Macit de
Balıkesir'in Dursunbey ilçesinde meydana gelen grizu patlamasına değindi.
Kendilerinin de bölgede incelemelerde bulunduğu belirten Macit, yöredeki
insanların, yaşanan bu acının karşısında bile, işsizlik korkusu nedeniyle, ocağın
kapatılmasına yol açacak açıklamaların yapılmasını istemediklerini söyledi.
Macit, bu durumun, ülkedeki işsizliğin boyutunun bir göstergesi olduğunu
kaydetti.
Hükümet adına söz alan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer,
Dursunbey'deki grizu patlamasıyla ilgili açıklama yaptı. Bakan Dinçer,
''Dursunbey, bizim izah etmekte zorlandığımız bir kaza olarak ortaya çıktı''
dedi.
Son yıllarda Bakanlık olarak özel bir proje yürüttüklerini belirten
Dinçer, bu projenin, Türkiye'deki iş kazaları ve iş güvenliği ile ilgili kapsamlı
bir çalışma olduğunu söyledi.
Türkiye'nin çalışma hayatı ile ilgili iki temel sorunun bulunduğunu
kaydeden Dinçer, işsizler açısından bakıldığında mesleksizlik, çalışanlar
açısından bakıldığında da iş güvenliği sorunu bulunduğuna işaret etti.
2008 yılında 1 milyon 865 bin 115 iş günü kaybedildiğini belirten Dinçer,
bunun üzerine üretim kayıpları, meslek hastalığına yakalananlar, malüllük ve
ölümlü kazaları da kattıklarında ülkenin yaklaşık 4 milyar liraya yakın bir
kaybının olduğunu ifade etti.
Son yıllarda alınan tedbirler sonucunda iş kazalarında ciddi azalma
olduğunu anlatan Dinçer, 2003-2008 yılları arasında iş yeri sayısının yüzde 51,
istihdamın yüzde 57 oranında artmasına rağmen, iş kazalarının sayısında yüzde 35
ile yüzde 37 arasında azalma söz konusu olduğunu vurguladı. Dinçer, buna rağmen,
iş kazalarında ölüm oranının gelişmiş ülkelere göre yüksek olduğunu vurguladı.
Ölümlü iş kazalarının yüzde 15'nin metal, yüzde 10'unun madencilik, yüzde
7,6'sının inşaat sektöründe meydana geldiğini bildiren Dinçer, bu 3 sektörün özel
projelerle kontrol edildiğini söyledi.
Dursunbey'deki maden ocağının da tedbirlerin özel olarak uygulandığı
maden ocaklarından biri, işverenin de bu konulara gönül vermiş bir kişi olduğuna
dikkati çeken Dinçer, şöyle devam etti:
''Belki de bunun en önemli göstergelerinden birisi, daha önce
Mustafakemalpaşa'da meydana gelen patlamanın ardından ilk kurtarma ekibi olarak
gelen ekip bu maden ocağından gelmişti. Maalesef o ekip bu kez burada can
verdi.
İş kazalarının büyük bölümü KOBİ'lerde meydana geliyor. KOBİ'lere yönelik
iş güvenliği projeleri başlattık. Önümüzdeki aylardan itibaren 43 ilde iş
güvenliği seferberliği başlatıyoruz. Meslek odaları ve sendikalarla birlikte iş
güvenliği konusunda yeni bir kültür yaratmak, hem işçimizin hem iş verenimizin
dikkatini çekmek üzere program yürütmeye başladık. İş güvenliği ile ilgili eğitim
programlarını bütün kurumlara yaydık. Şu anda 17 üniversitemizde iş sağlığı ve
güvenliği ile ilgili eğitim programını başlatacak merkezler oluşturuluyor.
Mühendislik fakültelerinde, duruma göre zorunlu ya da seçmeli olmak üzere iş
güvenliği dersleri konulması konusunda mutabakata vardık. Milli Eğitim
Bakanlığında, ana okulundan liseye kadar bu konuda eğitim programları
başlattık.
Aslında bu sadece Bakanlığımızın çabasıyla üstesinden gelinecek bir sorun
değil. Toplumsal sorundur bu. Eğer bir işçi motosikletine binerken kaskını
motosikletinin arkasına bağlıyor ise hiç bir güvenlik tedbiri, Bakanlığın alacağı
hiç bir önlem, hiç bir meslek odasının çabası fayda etmez. Odak noktaya, önce
kendi canına ve sağlığına sahip çıkması gereken işçiyi oturtmalıyız. İş güvenliği
tedbiri alınmayan bir işletme ortamında, bir işçinin çalışmayacak kadar bilinçli
olması gerektiğini düşünüyorum.''
Bakan Dinçer, bununla birlikte iş verenlerin de sorumsuz tavırlarının
önünü kesilmesi gerektiğini belirtti.
Teftiş zihniyetinde de değişikliği ön gördüklerinin altını çizen Dinçer,
''Gittiğimiz yerlerde, mutlaka ceza kesen, mutlaka eksikler bulan değil, ona
rehberlik eden, yol gösteren, danışmanlık sunan insanlar olmak istiyoruz''
dedi.
Dursunbey'de yaşanan kazadan 20 gün önce denetim yaptıklarını anımsatan
Dinçer, denetimlerde kapatmayı gerektirecek bir eksiklik bulamadıklarını söyledi.
Maden ocağında çok büyük sorunlar oluşturacak bir eksiklik görülmediğini anlatan
Dinçer, ''Ama bu kaza yine oldu. Yakında ön rapor çıkacak. Biz gerçek anlamda
sorunun sebebini o zaman görebileceğiz. Eğer bir ihmal varsa, herkes emin olmalı
ki bunun hesabını, kendi nefsimden başlayarak herkese soracağız'' diye konuştu.
Bakan Dinçer, Durbunbey'deki maden ocağının Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığınca kapatıldığını, kendilerinin kapatmayla ilgili kararlarının
gecikmesinin sebebinin, Bakanlığın prosedürünü belirleyen hukuki düzenlemelerle
ilgili olduğunu söyledi.
Bu tip kazalardan sonra kendi müfettişlerini gönderdiklerini ve
incelemeyi yaptıktan sonra çıkacak rapora göre kapatma kararı verdiklerini
belirten Dinçer, şunları söyledi:
''Bugünlerde rapor tamamlanacak. Sonra kararımızı vereceğiz. Bizim
kapatmamız halinde, o işçiler işlerine devam ediyormuş gibi ücretlerini alırlar.
Şayet işten çıkarılırlarsa, işçilerimize işsizlik ödeneğinden ücret ödeyeceğiz.
Orada kazaya muhatap olan işçilerimizden ölen ve yaralananlara yönelik
sosyal güvenlik kurumunun bir takım tedbirleri vardı. O tedbirleri aldık. Ölen
işçilerimizle ilgili hem cenaze masraflarının karşılanması, hem de ölüm aylığının
alınmasıyla ilgili tedbirlerimizi tamamladık. Orada örnek bir davranış da
sergiledik. Bizzat yöneticilerimiz ölenlerin ailelerine gittiler,işlemlerini evde
yaptılar.''
MHP Erzurum Milletvekili Zeki Ertugay ise Erzurum'un düşman işgalinden
kurtuluşunun yıl dönümü nedeniyle gündemdışı söz aldı. Ertugay, Rus ve Ermeni
işgali altında kalan Erzurum'da Ermeni çetelerince yapılan insanlık dışı
katliamın, görülmemiş bir vahşetin yaşandığını anlatarak, ''Bugün Erzurum'da hiç
bir aile yoktur ki Rus ve Ermeni savaşlarında şehit vermemiş olsun'' dedi.
Konuşmaların ardından, sebze ve meyve ticaretini düzenleyen yasa
tasarısının görüşmelerine geçildi. (15:55)
