2011-03-08 - 15:30
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında "Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" un 3 maddesi için Anayasa Mahkemesi'ne başvurduklarını söyledi. Söz konusu değişikliklerin Anayasaya aykırı olduğunu ifade eden Anadol, "Denetim de özelleşmektedir. Bu Anayasa'ya aykırıdır. Bas parayı denetlendir kendini, al raporu. Mekanizma böyle işleyecek."
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında "Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" un 3 maddesi için Anayasa Mahkemesi'ne başvurduklarını söyledi. Söz konusu değişikliklerin Anayasaya aykırı olduğunu ifade eden Anadol, "Denetim de özelleşmektedir. Bu Anayasa'ya aykırıdır. Bas parayı denetlendir kendini, al raporu. Mekanizma böyle işleyecek."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın tutuklanan gazetecilere yönelik sözlerine CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, "Bu sözleriyle savcılık görevini hatırladı herhâlde. Masumiyet karinesi yok. 'Darbe tetikçisi', nereden biliyorsun. Servis mi yapıldı sana da, dosyayı mı okudun. Okusan bile ne olacak, dava bitmedi devam ediyor" diyerek tepki gösterdi.
Kanal veya nehir tipi veya rezervuar alanı 15 kilometrekarenin altında olan hidroelektrik üretim tesisi kurulmasına uygun elektrik enerjisi üretim kaynaklarının, yenilenebilir enerji kaynakları arasında sayılmasına ilişkin hükmün iptalini istediklerini anlatan Anadol, dünyanın her yerinde bu kaynakların yenilenebilir kaynaklar arasında yer almadığını ifade etti.
Anadol, EPDK'nin, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretecek ve dağıtacak tesislerin lisansı kapsamındaki inceleme ve denetim için denetim şirketlerinden hizmet satın alabilmesine olanak sağlayan hükme de itiraz ettiklerini belirterek, ''Yani, denetim özelleştiriliyor. Bas parayı, denetlettir kendini, al raporu. ÇED, raporları da bu hale geldi. 'Hasan almaz, basan alır' diyorlar, parayı kim basıyorsa ÇED raporunu o alıyor günümüzde. Bu denetimi de bu şekilde özelleştiriyorlar'' diye konuştu.
Değişiklikle, milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ile tabiatı koruma alanlarında, muhafaza ormanlarında, yaban hayatı geliştirme sahalarında, özel çevre koruma bölgelerinde ve doğal SİT alanlarında yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesislerinin kurulmasına da olanak sağlandığını anımsatan Anadol, bu hükmün iptalini de istediklerini kaydetti.
Anadol, ''Devlet özel koruma bölgesi ilan etmiş; böyle, 22 civarında yer olduğu belirtiliyor. Buralara santral yapacaksınız. O zaman niye koruma altına aldınız? Düşünebiliyor musunuz, Gelibolu Milli Parkı içine elektrik üretim tesisi kurulabilecek'' diye konuştu.
Çevre ve sivil toplum örgütlerinden de bu konuda yoğun tepkiler geldiğini kaydeden Anadol, ''Aynı zamanda bu örgütlerin isteklerini de dile getirerek Anayasa Mahkemesine başvurmuş oluyoruz'' dedi.
Gazetecilerin sorularını da cevaplayan Anadol, bir basın mensubunun, "Birçok kamu görevlisi AKP'den aday adayı olmak için başvurdu, nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna
"Dokunulmazlığa ihtiyaçları olduğu için milletvekilliği adaylığı peşindeler iktidar partisinde; ikincisi de ne kadar tarafsız olduklarını kamu görevini yaparken kime hizmet ettiklerini ortaya koyan bir davranış olarak değerlendiriyorum" dedi.
CHP Grup Başkanvekili, AK Parti'ye aday adaylığı için başvuran bürokratları şöyle değerlendirdi:
"AKP Genel Merkezi'ne ilk başvuran kişi Ankara Cumhuriyet Savcısı Mehmet Yücesoy. Çok ilginç. Yasal bir engel yok. Ama yargı yanlı, yargı yandaş dediğimiz zaman bize kızanların haksızlığını ortaya koyuyor. Bu arkadaşımız Ankara Savcılığı makamında iken hangi ideolojiye hizmet ediyormuş, eğilimi neymiş, tarafsızlığı ortaya çıkıyor.Güvenlik Müsteşarı Muammer Güle şimdi daha iyi anlaşılıyor, 3 sene önce hastaneye biber gazını kimler sıktırdı, niye sıktırdı? BOTAŞ Genel Müdürü. BOTAŞ akçeli işlerle, dedikodu malzemesi olan bir Genel Müdürlük. Bu arkadaşlara dokunulmazlık lazım herhalde.TEDAŞ Genel Müdürü Hacı Duran.
Tunceli Valisi iken Allah'ın kışında buzdolabı dağıtan arkadaş. Mahkeme kendisini mahkum etti, dosya Yargıtay'da. Şimdi de Giresun Valisi ve şimdi AKP'nin aday adayı, dokunulmazlık lazım. Ve bu dosya bekleyecek. Kars Valisi Ahmet Kara, Yalova Valisi, Kırklareli Valisi. Kayseri Belediye Başkanı başvurmuş, ona da dokunulmazlık lazım.
TMSF eski Başkanı şu anda Cumhurbaşkanı danışmanı Ahmet Ertürk. Dokunulmazlık lazım bunlara hep. TMSF Başkanı iken hangi televizyonlarda hangi programlarda hangi gazetecilere ne kadar ödeme yaptığını sordum, 'ticari sır' diye soruma yanıt gelmedi. El koyuyor gazetelere ve televizyonlara satmak için ama satmıyor. Orada birtakım beslemeler gazeteci adıyla köşe yazıları yazıyorlar, televizyonlara çıkıyorlar."
Bir basın mensubunun da , "İstanbul İl Başkanı Nebil İlseven'in istifasını nasıl değerlendiriyorsunuz, bir yansıması olur mu?" sorusuna ise Anadol, şöyle dedi:
"Normaldir bu tür istifalar, yansıması olur ebette, ben de bilmiyorum tam buraya gelirken radyodan duydum. Siyasi hayatta olağan şeyler bunlar. Anormal bir durum değil."
"Hizbullah davasında tahliye edilen bir kişi selametteyim diye mesaj gönderdi, ne diyorsunuz?" sorusuna da yanıt veren Anadol, şöyle dedi:
"4 Ocak 2011 tarihinde bu Hizbullahçılar serbest bırakıldı. 9 kişi sır oldu, kayboldu. Kutlarım TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'i. Çok güzel bir demeç vermişti. "Kaçma şüphesi olan kişiler, Emniyet niye yakın takibe almadı" diye. Çok doğru bir gerçeği vurgulamıştı TBMM Başkanı. Kimin ihmali var, niye yakın takibe alınmadı? Bu soruya bizde cevap alamadık. Gazetecileri saat 05.00'te evlerine girerek sorguya çeken polis 40 kişiyi öldürdüğü iddiasıyla mahkum olan kişileri tahliye olduktan sonra niye yakın takibe almadı. Bu polisin nasıl yanlı görev yaptığını ortaya koyuyor."
Bugünkü gazetelerde iki tane mektup yer aldığına dikkat çeken CHP Grup Başkanvekili, sözlerine şöyle devam etti:
"Bir mektup, Edip Gümüş mesaj göndermiş. Selametteyim diyor. Tahliye edildikten sonra kaçan Hizbullah lideri Edip Gümüş örgüt tabanına mektup gönderdi. Selametteyim. Bir başka mektup Nedim'den mektup. Bu da Silivri'den mektup. Eşine ve çalışma arkadaşlarına gönderdiği mektup, sorguda yöneltilen sorulara tepkisini dile getirdi. Gazetecilik yaptığı için suçlanıyor. Türkiye güya üniter devlet. Silivri hukuku başka, Habur hukuku başka, Deniz Feneri hukuku başka. Başka başka hukuksal uygulamalar var. Yargı bu şekilde yürütmenin etkisinde ve güdümünde onu ortaya koyuyor."
Bir basın mensubunun, "Başbakan, grup toplantısında tutuklanan gazetecilerin darbe tetikçisi olduğu için tutuklandığını söyledi, aynı konuşmada yargılama bitinceye kadar herkes suçsuzdur dedi, bir taraftan tetikçi ilan etti bir taraftan da yargılama bitinceye kadar masumdur dedi, nasıl karşılıyorsunuz?" sorusuna Anadol, şöyle dedi:
"Sayın Başbakan'ın çarpık hukuk anlayışını sergilemektedir. Savcısıyım bu davanın demişti, uzun süre söylemez oldu. Şimdi bu sözleriyle savcılık görevini hatırladı herhâlde. Masumiyet karinesi yok. Darbe tetikçisi, nereden biliyorsun. Servis mi yapıldı sana da, dosyayı mı okudun. Okusan bile ne olacak, dava bitmedi devam ediyor." (15:30)
