2024-02-14 - 15:58
TBMM GENEL KURULU TOPLANDI
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder başkanlığında toplandı.

Meclis Başkanvekili Önder, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline gündem dışı söz verdi.

AK Parti Kütahya Milletvekili Adil Biçer, Erzincan'ın İliç ilçesindeki maden ocağında meydana gelen toprak kaymasından etkilenenlere geçmiş olsun dileklerini iletti.

Biçer, "Devletimiz en başından beri sahadadır ve tüm imkanları seferber etmiştir. Dualarımız bir an önce madenci kardeşlerimize ulaşmak içindir." dedi.

İYİ Parti Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu, bilim insanlarının, maden bölgesindeki tehlike nedeniyle yetkilileri uyardıklarını ve madenin kapatılması gerektiğini vurguladıklarını anlattı.

Buna karşılık kapasite artırımına gidildiğini söyleyen Türkoğlu, "Ruhsat iptali için açılan davalarda şirkete adeta 'hukuk koruması' sağladınız. Korkulan da oldu." dedi.

AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı da maden ocağındaki toprak kayması nedeniyle Erzincan'a geçmiş olsun dileklerini iletti.

Cıngı, kış turizmi ve dağ turizminin geliştirilmesi konusunda gündem dışı konuştu.

TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, Erzincan'daki toprak kaymasına ilişkin, "Burada ihmali olan herkesin taksirli bir kasıt suçu işlediği ortadadır. Çünkü birçok uyarıya basmakalıp cümlelerle cevap veren yetkililer ortada." diye konuştu.

Kaya, Saadet Partisi eski Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman'ın 2 yıl önce "Erzincan İliç'te bir altın madenine ait siyanür havuzunun, su kaynaklarına etkilerine ilişkin" dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'a yazılı soru önergesi verdiğini hatırlattı.

- "Yarın bir gün bunun Fırat'a karışması an meselesidir"

İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, Erzincan'daki toprak kaymasına yönelik, "Bu bir kaza değil; bu bir cinayet, göz göre göre olmuş bir felakettir." ifadesini kullandı.

Siyanür iddialarına ilişkin Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu'nun "Fırat Nehri'ne sızma söz konusu değil" açıklamasına işaret eden Usta, "Bizim devleti yönetenlere itimadımız kalmadı. Bilimsel rapor çıkıncaya kadar karışıp karışmadığını bilemeyiz. Bu sefer karışmasa bile yarın bir gün bunun Fırat'a karışması an meselesidir." yorumunu yaptı.

"İkinci Çernobil" olarak adlandırılabilecek bir çevre felaketiyle karşı karşıya olunabileceğini savunan Usta, büyük bir felaketin olma ihtimali çok kuvvetli bu yatırım için ÇED raporu düzenlendiğini ve ÇED raporunu verenin de Murat Kurum olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın resmi temaslarda bulunmak üzere gittiği Mısır'ın başkenti Kahire'de, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile görüşmesini değerlendiren Usta, "15 Temmuzun faili olarak Birleşik Arap Emirlikleri'ni görmüştü, oraya gitti, ziyaret etti. Sisi'ye 'zalim' demişti, 'katil' demişti, 'darbeci' demişti, Sisi'nin ayağına gitti. 2019'da İstanbul seçimlerinde Binali Yıldırım'ın karşısındaki rakip olan İmamoğlu'nu 'Sisi' olarak adlandırmıştı. Şimdi 'Sisi'yle dost olduklarına göre artık Murat Kurum mu Sisi oldu?' diye de insan sormadan edemiyor." görüşünü paylaştı.

- "Çevre felaketinin de yaşanmamasını özellikle diliyoruz"

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Erzincanlılara ve bütün madencilere geçmiş olsun dileklerini ileterek, "İnşallah, özellikle böyle vahim bir hadisede, toprak kayması neticesinde bir çevre felaketinin de yaşanmamasını özellikle diliyoruz. İnşallah can kaybı olmaz, göçük altında madencilerimize sağ salim kavuşuruz." sözlerini sarf etti.

Akçay, Erzincan'ın İliç ilçesinde yaşanan olayla ilgili Meclis araştırma komisyonu kurulması ve araştırma neticesinde hata, kusur ve varsa kasıtların tespit edilerek alınacak önlemlerin belirlenmesinin yerinde olacağını düşündüklerini dile getirdi.

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Erzincan'ın İliç ilçesindeki meseleye "kaza" diyemeyeceklerini belirterek, "Bunun bir sorumlusu olmalı ama burada iki gündür hiçbir sorumluluk alan olmadığını görüyoruz. 21 yıldır bu ülkeyi bizler yönetmiyoruz." görüşünü paylaştı.

"Bu Meclis başsağlığı merkezi değildir, bu Meclis geçmiş olsun merkezi değildir" diyen Koçyiğit, Meclis'in bir sorumluluğu olduğunu vurguladı.

- "Bu yığının altında kalmaya Meclis razı mı, değil mi; bugün bunun kararını vereceğiz"

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, İliç'te 9 emekçinin, 10 milyon metreküp liçli yığının altında kaldığına dikkati çekerek, "Bu, bir toprak yığını değildir; bu, işlemden geçirilmiş, siyanürlendirilmiş bir liç yığınıdır. Peki, bu liç yığınının altında kalan yalnızca 9 işçi, emekçi kardeşimiz midir? Açıkçası, aslında bu liç yığınının altında kalan AKP'dir." değerlendirmesinde bulundu.

Günaydın, "Bu yığının altında kalmaya Meclis razı mı, değil mi; bugün bunun kararını vereceğiz." dedi.

Çekoslovakya'nın 2000'de, Almanya'nın 2002'de, Macaristan'ın 2009'da siyanürle altın aramayı yasakladığını, 2010'da ise Avrupa Birliği Komisyonu'nun Avrupa topraklarında siyanürle altın madenciliğinin yasaklanmasına ilişkin bir teklifi oy birliğiyle kabul ettiğini anlatan Günaydın, "Demek ki 2010'da Avrupa'nın yasakladığı bir şeyi, çok daha evvel AB'nin bazı ülkelerinin yasakladığı bir konuyu Türkiye normalmiş gibi 2024'te yapıyor." diye konuştu.

Enerji alanında düzenlemeler içeren Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin bugün Genel Kurul'da görüşülecekken geri çekildiğini kaydeden Günaydın, "Aslında tam zamanıdır. Bir maden faciası ortaya çıkmışsa, o liç yığınının altında kalmak istemiyorsa bu Meclis, bu Maden Yasası'yla ilgili görüşünü ortaya koymalı ve düzenleme yapmalı." ifadesini kullandı.

Bu kanun teklifinin geri çekilmesini öneren Günaydın, "'Türkiye Cumhuriyeti'nde tıpkı Avrupa'da 15 yıl evvel yapıldığı gibi siyanürle altın aramayı yasaklıyoruz' deyin; gelin, bunu hep beraber oy birliğiyle geçirelim." dedi.

Bir başka teklif daha getirilerek, altın madenciliğinin kamusal bir hale getirilmesini öneren Günaydın, "Bilime, çevre sağlığına, işçi sağlığına uygun şekilde Türkiye'de çıkarttığımız altını kamunun yararına kullanalım; kendi malımız olsun, yabancıların malı olmasın, var mısınız bunu yapmaya?" diye sordu.

Çıkartılan 39 ton altının 38 tonunu yabancılara vermenin, ancak bir müstemleke memleketinde olabileceğini söyleyen Günaydın, "Buna daha ne kadar göz yumacağız? Türkiye Büyük Millet Meclisi bunun altında kalacak mı? Mesele budur." ifadesini yer verdi.

- "Sorumlular kimse onlardan hesap sorulacağına hepimizin inancı tamdır"

AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, olayın ilk anından itibaren devletin tüm imkanlarını seferber ettiğini belirterek, 339'u arama kurtarma ekibi olmak üzere, bin 708 personelin bölgede görev yaptığını bildirdi.

Telefon sinyalleri, metal tespit cihazları, uydu görüntüleri gibi teknik imkanlardan da destek alındığını kaydeden Gül, "Tek temennimiz, en büyük duamız, madencilerimize sağ salim ulaşmaktır. Olayla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma, adli soruşturma başlatılmıştır. Ayrıca, idari soruşturmalar başlatılmıştır ve ilk etapta saha sorumlularının da bulunduğu 4 şahıs gözaltına alınmıştır." bilgisini paylaştı.

Hiçbir şeyin insan canından daha kıymetli olmadığını vurgulayan Gül, "Tek bir insanımızın kaybı da bizi derinden yaralar, derinden sarsar. Bu konuyla ilgili adli soruşturma çerçevesinde titiz bir şekilde yapılan çalışma maddi gerçeği ortaya çıkaracak. Kimin ihmali, kusuru, sorumluluğu varsa adalet önünde gereken cezayı alacağına inancımız tamdır. Adli süreçlerin bu anlamda titiz bir şekilde sürdürüleceğine ve bu konuda da sorumlular kimse onlardan hesap sorulacağına hepimizin inancı tamdır." değerlendirmesinde bulundu.


Genel Kurulda, siyasi parti gruplarının İliç'teki maden ocağında yaşanan toprak kaymasının araştırılmasına ilişkin önergelerinin birleştirilerek ele alınmasına yönelik Danışma Kurulunun önerisi kabul edildi.

Saadet Partisi Grup Başkanı Selçuk Özdağ, maden ocaklarının çok ciddi şekilde denetlenmesi gerektiğini ancak denetim mekanizmalarının zayıf olduğunu savundu. Özdağ, şu değerlendirmede bulundu:

"Erzincan'daki madende altının çıkarılmasıyla ilgili çok fazla feveranlar, konuşmalar var, ÇED raporlarıyla ilgili şaibeler var. Madende yaşanan bu facia ilk değil. Daha önce Soma'da oldu ve 301 kişi vefat etti. Bunun üzerine Meclis araştırma komisyonu kuruldu. Ben de içindeydim. Tam 7 ay çalıştık. 7 ay boyunca görmüş olduğumuz tüm yanlışların raporlarını yazdık, TBMM Başkanlığına teslim ettik. Rapordaki önerilerimize hiç kimsenin kulak vermediğini gözlemliyoruz. Siz 10 yıl içinde neden bunlarla ilgili doğru dürüst bir çözüm önerisi bulmadınız? Çünkü meseleyi samimi olarak incelemiyorsunuz."

Saadet Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan da Soma'da, Amasra'da büyük maden kazaları yaşandığını, geçen yıl büyük bir depremin meydana geldiğini, yıllardır orman yangılarıyla mücadele ettiklerini belirterek, "Görülüyor ki iktidarın bu faciaların hiçbirini ruhu duymadı. İnsana saygıları yok ki çevreye saygıları olsun." dedi.

- "Dua edelim de önlemler alınana kadar yağmur ve kar yağmasın"

İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat, İliç'teki maden ocağında meydana gelen toprak kaymasında siyanür ve sülfürik asit atık dağlarının korkunç bir şekilde çöktüğünü, milyonlarca ton zehirli atığın Fırat Nehri'ne doğru ilerlediğini söyledi.

Fırat Nehri'nin kirlenmesiyle milyonlarca insan ve hayvanın zehirlenebileceğini dile getiren Sunat, "Sadece Türkiye değil, Fırat'ın suyunun Orta Doğu'ya doğru gittiği düşünüldüğünde bölge için çok büyük bir tehlike. Korkunç bir çevre faciası yaşanabilir. Yetkililerce 'bu toprak kaymasıyla akan zehirli kimyasalların Fırat Nehri'ne ulaşmasının engellenmesi amacıyla Sabırlı Deresi'nin Fırat Nehri'ne ulaştığı menfezin kapakları kapatıldı.' deniliyor. Dua edelim de önlemler alınana kadar yağmur ve kar yağmasın." diye konuştu.

İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın da İliç'teki olayın bir doğal afetin ötesinde insan yapımı bir felaketin acı sonuçlarını gözler önüne serdiğini dile getirdi. Maden işletmelerinde kullanılan tehlikeli kimyasalların potansiyel zararlarının yıllarca tartışıldığını ve gelişmiş ülkelerde yasaklandığını söyleyen Akalın, sorumlular hakkında başlatılan soruşturma kapsamındaki gözaltıların olumlu bir gelişme olduğunu ancak yaşanan kayıpların telafi edilmesi için yeterli olmadığını ifade etti. Akalın, şöyle dedi:

"Madencilik sektöründe yaşanan bu tür felaketler bireysel hataların sonucu değil aynı zamanda sistemik sorunların bir göstergesidir. Gelecekte benzer felaketlerin önlenmesi adına madencilik sektörüyle ilgili mevzuatın gözden geçirilmesi, daha sıkı denetimlerin ve etkili önlemlerin alınması gerekmektedir."

- "Sırf ekonomik rant uğruna çevrenin harap edilmesine karşı dururuz"

MHP Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan, hadisenin boyutlarının çok büyük olduğunu, olayın ilk anından itibaren devletin tüm gücüyle bölgeye intikal ederek çalışmalarına başladığını söyledi.

Türkiye'de maden arama ve çıkartma izni verilirken başta ÇED olmak üzere tüm rapor ve yasal prosedürlerin yerine getirilmesi şartı arandığını dile getiren Başkan, "Burada asıl mesele, verilen ruhsatın ve maden çıkarılan sahanın düzenli olarak denetlenmesi, tespit edilen eksikliklerin giderilip giderilmediği daha hassas bir şekilde denetlenerek gerekli yaptırımların en ağır şekilde uygulanması gerekmektedir. İş güvenliği ve iş sağlığı her şeyin önündedir. Hiçbir ekonomik bedel insan sağlığından ve canından daha kıymetli değildir." ifadesini kullandı.

MHP olarak çevre hassasiyetlerinin yüksek olduğunu ve tatlı su kaynaklarının mutlaka korunması gerektiğine inandıklarını söyleyen Başkan, "Kimse endişe etmesin ki sırf ekonomik rant uğruna çevrenin harap edilmesine karşı dururuz ve ihmaller varsa bunların ortaya çıkarılması adına ne gerekiyorsa yapacağımızdan kimse endişe duymasın." diye konuştu.

DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, İliç'teki felaketin çok kötü olduğunu, gerekli tedbirlerin alınmaması durumunda bu tür felaketlerle karşılaşılmaya devam edileceğini söyledi.

Bu tür kazalara ilişkin gerekli tedbirlerin alınması noktasında Meclis'in ağır bir sorumluluğu bulunduğunu belirten Akın, "Bu ağır sorumluluğu yerine getirme konusunda herkesin duyarlı olmasını, Meclis araştırma komisyonunun kurulmasını, ayrımsız, siyasi parti gözetmeksizin bütün milletvekillerinin gereğini yapmasını ve bunun çerçevesinde de bu sorumlulukların yerine getirilmesini özellikle rica ediyoruz." dedi.

- "Meclis araştırması açılsa ne olacak?"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidarın, muhalefetin birçok uyarısını dinlememesi nedeniyle bu tür acılar ve çevre felaketleri yaşandığını dile getirdi.

İliç'te toprak kayması yaşanan maden ocağıyla ilgili daha önce soru önergesi verdiğini belirten Gürer, ilgili madene ÇED raporu verilmesinde sorumluluğu bulunan herkesin soruşturulması gerektiğini savundu. Gürer, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Muhalefet olarak da biz bu konuda uyarıyoruz. Neden bunlar dikkate alınmadı? Bu olayın olacağı belliydi. Herkes işini doğru yapsa bugün bunlar olmaz. AK Parti iktidarları döneminde Türkiye'yi Avrupa'da iş cinayetlerinde birinci noktaya taşıyan, vurdumduymazlıktır. Kalkıp da günah çıkarmanın alemi yok. Meclis araştırması açılsa ne olacak? Yarın bu Meclis araştırmasının raporu ortaya çıkınca bununla ilgili sorumlular gerekli cezayı alacak mı?"

CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel de olayın kaza değil cinayet olduğunu savunarak, "Eğer önceden uyarmışsanız ve bu uyarılara uymamışsanız bu artık bir kaza değil bu bir cinayettir." dedi.

- "Maden sahası 6 ayda bir denetlenmiştir"

AK Parti Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu da maden ocağındaki toprak kaymasının ardından kaybolan işçilerin bulunması için devletin ilgili tüm birimlerinin titizlikle çalıştığını belirtti.

Maden sahasında yaşanan toprak kayması sırasında akan malzemenin Fırat Nehri'ne ulaşmasının engellenmesi amacıyla yapılan çalışmaları anlatan Çolakoğlu, "Sabırlı Deresi'nin Fırat Nehri'ne ulaştığı menfezin kapakları hızlı bir şekilde kapatılmıştır. Sonradan toprak kaymasını önlemek amacıyla menfezlerin önüne de seddeler oluşturulmuştur. Yağmur ve benzeri nedenlerle oluşabilecek akış sularını toplamak için tedbir olarak her ihtimale karşı sızdırma ihtimali ortadan kaldırılmış olan yüzey suyu toplama havuzu oluşturulmuştur. Oluşabilecek herhangi bir akış durumunda atık depolama barajına verilecek sistem de kurulmuştur. Şu ana kadar yapılan incelemelerde ve ölçümlerde kirlilik ve tehlike oluşturan herhangi bir unsura rastlanmamıştır." diye konuştu.

İlgili maden ocağı için ilk ÇED raporunun 16 Nisan 2008'de "olumlu" olarak verildiğini, sahada projeye yönelik değişikliklere, kapasite artışlarına ilişkin olarak 2012, 2014, 2021 yıllarında da "ÇED olumlu" kararı verildiğini dile getiren Çolakoğlu, rapor hazırlanırken ilgili bütün kurumlardan da olumlu görüş alındığını söyledi. Çolakoğlu, şunları kaydetti:

"Mevcut 'ÇED olumlu' kararı verilen alan içinde 5,83 hektarlık alanda açık ocak işletmeciliğinde sadece şev düzenlemesi için 14 Ağustos 2023'te 'ÇED gerekli değildir' raporu verilmiştir. Bunda kapasite artışı, bu raporda kesinlikle ve kesinlikle yer almamıştır. ÇED raporu, işletmelerin çevresel etkilerini değerlendirmek için verilir. ÇED'de Çevre Bakanlığı sadece çevresel etkilerin denetimini yapar. İşletme çevreye zarar veriyor mu, vermiyor mu bunu denetler. Bakanımız Murat Kurum çevresel etki denetimlerini çok sık yaptırmıştır. Çevre Kanunu'ndaki en üst cezayı bu işletmeye kesmiş ve bu işletme aylarca kapatılmıştır, faaliyetine son verilmiştir. Söz konusu işletmede 21 Haziran 2022 tarihinde yapılan incelemede Çevre Kanunu'na aykırılık tespit edilmiş, en üst sınırdan 16 milyon 441 bin lira idari para cezası uygulanmıştır. Benzeri olayların bir daha yaşanmaması için de ilaveten tedbirler alınıncaya kadar çevresel iyileştirmeler de yapılıncaya kadar işletme faaliyetlerine son verilmiştir."

İşletmenin yaptığı çalışmalar ve gerekli tedbirlerin alınmasının ardından maden ocağının 3,5 ay sonra tekrar faaliyete başladığını ifade eden Çolakoğlu, "Maden sahası da 6 ayda bir denetlenmiştir. Son olarak 2023 yılı Ağustos ayında bu denetleme meri mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilmiştir." dedi.

Yapılan görüşmelerin ardından Erzincan'daki madende yaşanan toprak kaymasının tüm yönleriyle araştırılmasına ilişkin Meclis Araştırma Komisyonu kurulması kabul edildi; tüm siyasi partiler olumlu yönde oy kullandı. 22 üyeden oluşacak komisyonun çalışma süresi 3 ay olacak ve gerektiğinde Ankara dışında da çalışabilecek.

Genel Kurulda AK Parti Grubunun kabul edilen önergesine göre, Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi gündemin ilk sırasına alındı. Genel Kurulda, bugün, yarın ve 20 Şubat Salı günü bu kanun teklifinin görüşmeleri tamamlanacak, ardından enerji alanında düzenlemeler içeren Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlanacak. Teklifin görüşmelerinin 22 Şubat Perşembe günü tamamlanmaması halinde Genel Kurul 23 Şubat Cuma günü de mesai yapacak.