2012-01-13 - 15:05
CHP ANAYASA KOMİSYONU ÜYELERİ'NİN BASIN TOPLANTISI?
CHP'nin TBMM Anayasa Komisyonu üyeleri Konya Milletvekili Atilla Kart, İzmir Milletvekili Rıza Türmen, Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum ve Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, parlamentoda düzenledikleri basın toplantısında Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu Tasarısına ilişkin değerlendirmelerde bulundular.

CHP'nin TBMM Anayasa Komisyonu üyeleri Konya Milletvekili Atilla Kart, İzmir Milletvekili Rıza Türmen, Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum ve Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, parlamentoda düzenledikleri basın toplantısında Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu Tasarısına ilişkin değerlendirmelerde bulundular.

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu Tasarısı ile ''yeni Kenan Evrenler 'in önünün açıldığını'' iddia etti.

Türkiye'de ''kaotik bir yapı, fetret yapılanmasının'' söz konusu olduğunu ileri süren Kart, tasarıyla da devlet yönetiminin içine bir saatli bomba konulduğu iddiasında bulundu. Bunun anayasal anlamdaki ağır sonuçlarını yakın zamanda göreceklerini ifade eden Kart, getirilen tasarıyla ''yeni Kenan Evrenler 'in önünün açıldığını'' söyledi.

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, sözlerinde şunları kaydetti:

"Şahsım ve Anayasa Komisyonu üyesi arkadaşlarımın adına hepinizi öncelikle saygıyla selamlıyoruz. Dün Anayasa Komisyonu'nda Cumhurbaşkanlığı seçimi tasarısı ile ilgili görüşmeler tamamlandı ve TBMM Genel Kurulu'na sevke hazır hale geldi.

Ortaya çıkan tasarı ile ilgili olarak bir takım değerlendirmelerimiz olacak. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin bir siyasi tercih olduğunu bunun kendi sistematiği içinde ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini Mayıs 2007'den bu yana anlatıyoruz.

Bu değerlendirme yapılmadan yani Cumhurbaşkanlığı makamı ile Başbakanlık makamı arasında yetki, görev ve sorumluluk dağılımı yapılmadan bu şekli ile sistemin yürümesi halinde Türkiye'de doğması kaçınılmaz olan kaosu ve bunun yaratacağı sonuçları dört yıldır ısrarlı anlatıyoruz ancak iktidar bunları dinlemedi ve bildiğini yapıyor.

Türkiye'de zaten kaotik bir yapı söz konusu zaten bir fetret yapılanması söz konusu, getirilen bu tasarı ile de devlet yönetiminin içine bir saatli bomba konmuştur. Bunun ağır sonuçlarını yakın zamanda yaşayacağız ve göreceğiz.

Siyasi sonuçlardan söz etmiyorum. Anayasal anlamdaki teknik sonuçlardan söz ediyorum. Getirilen bu tasarı ile yeni Kenan Evrenlerin önü açılmıştır. 12 Eylül 1980'de yetkileri olan, sorumluluğu olmayan, halka hesap vermeyen bir Cumhurbaşkanı şimdi de halkoyu ile seçiliyor. Halkoyu ile seçildiği zaman bunun devamında halka hesap vermek vardır. "Halkoyu ile geleceksin, halka hesap vermeyeceksin." Hakkında meclis araştırması yapılamayacak, hakkında meclis soruşturması yapılamayacak, vatana ihanet dışında hiçbir şekilde adli denetim yapılmayacak ve bunun adına da demokrasi diyeceğiz? Bunun adı yeni Kenan Evrenleri yaratmaktır.

Aslında getirilen bu tasarı ile 12 Eylül 1980'de tamamlanamayan ihtilalin son aşaması da tamamlanmış olmaktadır. Yani 12 Eylül ihtilalinin başaramadığını AK Parti iktidarı başka uygulamaları yanında bu tasarıyla da tamamlamıştır. Bu anlamda da 12 Eylül 1980 ihtilali amacına ulaşmıştır, başarıya ulaşmıştır. Türkiye demokrasisi artık samimiyetimle söylüyorum Orta Asya tipi bir demokrasidir. Ülkemize hayırlı olsun diyorum."

Rıza Türmen de cumhurbaşkanlığıyla ilgili bugüne kadarki düzenlemelerin hepsinin anayasa ile yapıldığına işaret ederek, cumhurbaşkanlığının anayasal bir kurum olduğunu belirtti. Türmen, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, bundan sonraki 2 yıllık süresinin ise kanunla kararlaştırıldığını, bunun cumhurbaşkanlığı kurumunu zayıflatacağını söyledi.

Referandumla kabul edilen değişikliğe göre, cumhurbaşkanının görev süresinin 5 yıl olduğunu anımsatan Türmen, anayasada yer alan bu düzenlemenin de yasayla değiştirildiğini belirtti. Türmen, bunun başka bir hukuksuzluk örneği olduğunu ileri sürdü.

Türmen, ''Abdullah Gül, TBMM tarafından seçilmiştir, bundan sonraki referandumda 5 artı 5 öngörülmüştür'' denilemeyeceği görüşünü savunarak, ''Daha önce AK Parti'nin getirdiği referanduma sunulacak metinde, 5 artı 5 yılın, 11 cumhurbaşkanı için geçerli olduğu açıkça söylenmiştir. Sayın Gül'ün görev süresinin 5 artı 5 yıl olduğu çok açıktır. Kazanılmış hak söz konusu değildir çünkü, anayasada yapılan değişiklik derhal yürürlüğe girer. Kazanılmış hak ancak kişisel haklar bakımından söz konusudur. Hangi kişisel hak, cumhurbaşkanının çalışma hakkı mı- Eğer AK Parti, liderlerini çok seviyorsa, mutlaka 2014'te cumhurbaşkanı olarak görmek istiyorsa, hukuku bu kadar zorlamaya, zedelemeye ihtiyaç yoktu. Açıkça söylemek çok daha dürüst olurdu'' açıklamasını yaptı.

Süheyl Batum ise cumhurbaşkanının görev süresinin 5 mi 7 yıl mı olacağına ilişkin farklı görüşlerin bulunduğuna işaret ederek, bunun anayasada yazdığını, TBMM'nin bu tereddütü, anayasada gidermesi gerektiğini söyledi.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın, anayasada hükmün yorumlanmasında tereddüt varsa, anayasada hüküm bulunmuyorsa TBMM'nin ister kanun, ister başka işlemle bunu yapabileceğini söylediğini belirten Batum, anayasanın 6. maddesine göre, hiç kimsenin kaynağını anayasadan almayan devlet yetkisini kullanamayacağını hatırlattı. Batum, ''Bunun anlamı, yarın her birimiz hakkında tereddüt olduğunda veya açıkça yazmıyor diyerek, yasama veya yürütme organının, herhangi bir kararname, KHK, yasa yaparak bütün haklarımızı ortadan kaldırabileceği demek'' görüşünü ileri sürdü.

Uğur Bayraktutan da bu tasarının, cumhurbaşkanı Seçim Kanunu Tasarısı değil, ''Başbakan Erdoğan'ı 2014'te Köşk'e çıkarma tasarısı'' olduğunu iddia etti. Bayraktutan, anayasanın, kanunla değiştirilmesiyle, 28 Ağustos 2012'den sonra gücünü anayasadan almayan bir cumhurbaşkanı olacağını savunarak, ''Yaptığı işlemlerin yok hükmünde olduğunu, yetki gasbının olabileceğini düşünüyorum'' dedi.

Milletvekillerine, Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana'nın evinde arama yapılmasına ilişkin değerlendirmesi de soruldu.

Kart, milletvekilinin iş, ikametgahının aranmasının, dokunulmazlığın fiilen ayaklar altına alınması olduğunu ifade etti. Kart, bunun polis devleti uygulamasının bir yansıması, demokrasi ve milli iradenin ihlali niteliğinde olduğunu söyledi.

Türmen, aramanın, şüpheli için hakim kararıyla yapıldığını, milletvekili dokunulmazlığı nedeniyle böyle bir hakim kararı çıkarılamayacağını ifade etti.

Rıza Türmen, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı törenleri kutlamaların sadece okullarda yapılması kararına ilişkin bir soru üzerine de ''Bu kutlamayı bir takım bahaneler arkasına sığınarak ortadan kaldırmaya çalışmak, çok yakışıksız, Cumhuriyet ile bağdaşmayan bir davranış'' diye konuştu.

Süheyl Batum da eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un nerede yargılanması gerektiğine ilişkin bir soruyu yanıtlarken bu konuda anayasanın 148. maddesinin açık olduğunu, Genelkurmay Başkanları ve kuvvet komutanlarının Yüce Divan'da yargılanabileceğini söyledi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'in, 28 Şubat ve 27 Nisanın da yargılanması yönündeki açıklamasına ilişkin soruya ise Atilla Kart, ''Sayın Çelik'in elini kolunu bağlayan mı var- Çelik'in söylemlerini, Çelik'i ciddiye almıyorum. Çelik'i izlerken, Goebbels'i hatırlıyorum'' karşılığını verdi. (15:05)