2008-06-08 - 10:13
TÜRKÇEDEKİ BOZULMA VE YABANCILAŞMA...
Türkçedeki bozulma ve yabancılaşmanın araştırılması, Türkçenin korunması ve geliştirilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla oluşturulan TBMM Araştırma Komisyonu, taslak raporunu hazırladı.
Türkçedeki bozulma ve
yabancılaşmanın araştırılması, Türkçenin korunması ve geliştirilmesi
için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla oluşturulan TBMM
Araştırma Komisyonu, ''Çocuk programları ve bu programlardaki kahraman adlarının
Türkçeleştirilmesi, cep telefonu mesajlarında ve
internette 'merhaba' yerine 'mrb', 'selam' yerine 'slm' gibi dilin
bozulmasına yol açan Türkçe kısaltmaların önüne
geçilmesi'' de dahil çeşitli önerilerde bulundu.
Çalışmalarını tamamlayan Komisyon, taslak raporunu hazırladı. Raporda;
Türkçede yaşanan sorunlar; ''yabancı kelime kullanma özentisi, müstehcen
ve kaba sözlerin kullanılması, söyleyiş bozuklukları, deyim ve birleşik
fiil, vurgu ve duraklama yanlışları, kelimeleri yanlış anlamda ve
biçimde kullanma, anlatım bozuklukları, Türkçe öğretimindeki
yetersizlikler, Türkçeyi özensiz kullanma, yabancı dille öğretim, bilim
dili olarak Türkçenin tercih edilmemesi, kelime ve terim türetmedeki
yetersizlikler, dil bilinci ve milli bir dil politikasının
oluşturulamaması'' olarak sayılıyor.
Dilin bozulmasını önlemek ve yabancılaşmasının önüne geçmek için
Türkçenin doğru kullanımıyla ilgili bilincin oluşturulmasına öncelikle
aileden başlanması gerektiği belirtilen raporda, Milli Eğitim Bakanlığı,
Türk Dil Kurumu (TDK) ve aileden sorumlu Devlet Bakanlığının
işbirliğiyle ailelere yönelik özel programlar geliştirmesi gerektiği
belirtildi.
Okul öncesi eğitim, ilk ve ortaöğretim, yükseköğretimde etkin bir Türkçe
öğretimi yapılması gereğine işaret edilen raporda, yabancı dille öğretim
yerine, yabancı dil öğretiminin özendirilmesi istendi.
Raporda, Türkçede yaşanan sorunların giderilmesi için kamu kurum ve
kuruluşlarına düşen görevlere ayrıntılı olarak yer verilirken, dikkati
çeken çözüm önerileri şöyle sıralandı:

-BASIN VE YAYIN KURULUŞLARI-

''Radyo ve televizyon kanalları, gazete ve dergiler, adlarından
başlayarak kendilerini Türkçeleştirmelidir. Spiker, haber ve program
sunucuları, seslendirme yapacak personel diksiyon konusunda TDK, RTÜK,
TRT ve iletişim fakültelerinin işbirliğiyle açılacak kurslarda Türkçe
yeterlilik belgesine sahip olmaları aranmalı. Yerli sermaye ile kurulan
televizyon isimleri Türkçe değilse yayın izni verilmemelidir.
Tüm basın yayın kuruluşlarında dil denetleme kurulları kurulmalıdır.
Tirajı 10 bine kadar olan süreli yayınlarda bir, 10 bin-200 bin arasında
olanlarda iki, 200 binden fazla olanlarda ise uzmanlık bürosu kurulması
sağlanmalıdır.
Reklamlarda genel dil bilgisi kurullarına aykırı dil kullanılmamalı,
yabancı kökenli kelime ve adlara yer verilmemeli, her türlü ilan ve
tanıtım Türkçe yapılmalıdır.
Çocuk programları ve bu programlardaki kahraman adları
Türkçeleştirilmelidir.
Radyo ve televizyonlarda yayına çıkanlar en az iki yılda bir mecburi
hizmet içi eğitime alınmalıdır.
İşyerlerine ve ürünlerine ad vermede kurallar getirilmeli, Türkçe yazım
kurularına aykırı yazılış biçimleriyle işyeri, ürün, kurum kuruluş
adlarına izin verilmemelidir.
Caddelerde yabancı ülkelerde olduğumuz izlenimi uyandıran tabelaların
kaldırılması için yabancı tabelalara yüksek vergi getirilmeli, Türkçe
tabelalara ise kolaylık sağlanmalıdır.

-''TÜRKÇE KISALTMALARIN ÖNÜNE GEÇİLMELİ''-

Bilgisayar, İnternet ve cep telefonu dili, Türkçe olmalıdır. Her türlü
bilgisayar yazılım ve donanımında Türkçe karakter zorunluluğu
getirilmeli, cep telefonu mesajlarında ve internette ''merhaba'' yerine
''mrb'', ''selam'' yerine ''slm'' gibi dilin bozulmasına yol açan Türkçe
kısaltmaların önüne geçilmelidir.
İnsan sesini yazıya çeviren yeni nesil bilgisayarlar yaygınlaşmadan Türk
alfabesine uygun serilerinin üretimi için gerekli önlemler alınmalıdır.
''Q klavye'' yerine, Türkçeye uygun olan ''F klavyenin'' yaygınlaşması
için ilgili düzenleme ve çalışmalar yapılmalıdır.
Müzik, tiyatro, sinema alanlarında Türkçenin kurallarına uygun metinler
hazırlanmalı, Eurovision Şarkı Yarışması gibi uluslararası yarışmalarda
mutlaka Türkçe eserle katılmalı, eserler Türkçe seslendirilmelidir.
Televizyonlarda şarkı ve türkülerimiz alt yazıyla sunulmalıdır.

-''ÜLKE GENELİNDE DİL İZLEME KURULLARI...''-

Kamu kurum ve kuruluşlarının telekomünikasyon ve akreditasyon gibi
adları, viyadük ve ambulans gibi yer ve araç isimleri
Türkçeleştirilmelidir.
Cumhurbaşkanlığından başlayarak bütün devlet kurumlarında dilin doğru
kullanılması için bir Türk dili uzmanı bulunmalıdır. İhtiyaç durumunda
ise Türk dili uzmanlarından oluşan bir denetleme kurulu oluşturulmalı ve
yazışmalar bu kurulun denetiminden geçmelidir.
Başbakanlık ve TBMM Kanunlar ve Kararlar Dairesinde Türk dili uzmanı
görev yapmalıdır.
Yazılı ve sözlü yayınlarda Türk dilinin imla, telaffuz ve gramer
bakımından doğru kullanılıp kullanılmadığını; ilan, reklam ve
tanıtımların Türkçe olup olmadığını izlemek üzere özerk ve tarafsız kamu
tüzel kişiliği niteliğinde ülke çapında ''Dil İzleme Kurulu'', illerde
ise ''Dil İzleme Alt Kurulları'' kurulmalıdır.

-''YER İSİMLERİ TÜRKÇE OLMALI''-

Turizm yörelerinin Türkçe isimleri özenle korunmalı, her türlü tabela
bir standarda bağlanmalı, öncelik Türkçeye verilmelidir. Türkçesi önce,
yabancı dildeki karşılığı sonra yazılmalı, tarihi kalıntılar kendi
adları ile anılmalıdır. Turizm adına Ürgüp, Göreme, Nevşehir'e
''Kapadokya'', Selçuk'a ''Efes'' denilmemeli, Spil Dağının adı
değiştirilmelidir.
Mahalle, sokak, cadde, park, site ve binalara Türkçe ad verilmeli.
Türk dilinin kullanıldığı bütün sanat dalları ve araştırmalarda üç yılda
bir ''Cumhurbaşkanlığı Türk Diline Hizmet Büyük Ödülü'' verilmelidir.
TDK Kanunundaki eksiklikler giderilerek, 8 yıldan beri verilemeyen Türk
Dil Kurumu Ödülleri yeniden verilmelidir.
Diyanet İşleri Başkanlığı din görevlileri Türkçe hizmet içi eğitime
alınmalı, hutbeler ''temiz Türkçe'' ile hazırlanmalıdır.

-''MEMUR ALIMINDA TÜRKÇE SINAVI YAPILMALI''-

Memur alımlarında Türkçe bilgisi ve becerisi ön planda tutulmalı ve
memurluğa girişte Türkçe yeterlilik sınavında başarılı olma şartı
aranmalıdır. Kamu Personeli Dil Sınavı (KPDS) gibi, kamu personeli
''Türkçe Sınavı'' yapılmalıdır.
Yurt dışında görevlendirilen kamu görevlileri, yılda bir kez Türkçe
mülakatına tabi tutulmalıdır.
Dil elbette yasalarla ve yasaklarla korunamaz, ancak bir takım
düzenlemeler olmadan sağlıklı şekilde gelişmesi de mümkün değildir. Bu
nedenle acilen bazı yasal düzenlemelerin yapılması zorunluluktur. Ayrıca
kanun ve yönetmeliklerin Türkçe ile ilgili hükümleri de uygulanmalıdır.
Milli dil politikası geliştirilmeli, fakat dilde politika
yapılmamalıdır. Bunun için dil konusunda sorumlu kurumları bir araya
getirip koordine edecek yapılanmaya gidilmelidir.
Anayasa, Anayasa hukukçuları ile Türk dilini çok iyi bilen edebiyatçı ve
dil bilimcilerinden kurulu bir komisyonca yeniden hazırlanmalı, milli
dil politikasına Anayasa dilinden başlanmalıdır.

-''TÜRKÇEYE SAYGISIZLIKTA BULUNANLAR NOTA İLE UYARILMALI''-

BM nezdinde Türkçenin resmi dil olarak kabulünün sağlanması için
girişimlerde bulunulmalıdır.
Türklerin yoğun olarak yaşadığı Avrupa ülkelerinde her kademedeki okulda
eğitimin Türkçe yapılmasını temin amacıyla girişimlerde bulunulmalı, bu
konuda uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde ikili anlaşmalar
yapılmalıdır.
Türkçeyi küçümseme, Türkçenin konuşulmasını yasaklama gibi, Türkçeye
karşı saygısızlıkta bulunanlar Dışişleri Bakanlığı tarafından hemen bir
nota ile uyarılmalıdır.
Türkçenin en çok bozulduğu ve yabancı kelimelerin kullanıldığı
alanlardan biri olan sporda, terimler Türkçeleştirilmelidir.

-''AZINLIK VE YABANCI OKULLAR HER YIL DENETLENMELİ''-

Milli Eğitim Bakanlığı, TDK ile sıkı bir işbirliğine gitmeli, kurumun
önerilerine açık olmalı, bunların uygulanması için genelgeler
yayınlamalıdır.
Ders kitaplarında kelime sayıları sınıf seviyelerine göre
yükseltilmelidir.
Okullarda çoktan seçmeli sınavlar yerine, kompozisyon tipi sınavlara
ağırlık verilmelidir.
Azınlıkların ve yabancı okullar, Hristiyan vakıfların veya kuruluşların
desteklediği okullar, 3 yılda bir değil, her yıl denetlenmeli, bu
okullarda Türkçenin ihmal edilmesine izin verilmemelidir.
İlk ve ortaöğretim için hazırlanan 100 temel eserin özel sözlüğü
hazırlanmalı ve ortaöğretimi bitiren her öğrencinin bu sözlüğün ihtiva
ettiği dil seviyesini kazanmış olduğu çeşitli şekillerde ölçülmelidir.''