2014-01-15 - 12:00
Özcan Yeniçeri: "Başbakan Erdoğan yargıyı suçlamakta, savcılara meydan okumakta, mahkemelere telkinde bulunmakta ve yolsuzluk operasyonu yapanları tehdit etmektedir? Başbakan resmen suç işliyor. Ben de buradan Başbakan Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunuyorum."
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 17 Aralık operasyonu ile ilgili sözlerini eleştiren Yeniçeri, "Başbakan, ayakkabı kutuları içinde 4.5 milyon dolar çıkan genel müdürün "dürüstlüğünden en ufak şüphesi olmadığını" ve rüşvet operasyonu sonucunda tutuklanan Reza Zarrap'ı ise "Ülkeye katkısı olan, hayır işlerine giren biri" olarak tanımlıyor. Bakan çocuklarının evinden çıktığı iddia edilen para sayma makineleri ve kasalarla ilgili olarak Başbakan Erdoğan'dan şu ana kadar bir açıklama gelmiş değildir. Bedeli 750 bin lira olduğu iddia edilen kol saatlerinden ve aile boyu hediye umre seyahatleriyle ilgili olarak da Başbakan Erdoğan, doğrusu olumlu ya da olumsuz henüz bir kanaat bildirmiş değildir. Rüşvet ve yolsuzluk iddialarının aktörlerine yönelik olarak olumlu, ılımlı ve hayırhah değerlendirmeler yapan Başbakan Erdoğan yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu yapanlar için tam tersi bir tutum sergilemiştir" dedi.
Başbakan'ın operasyonu yöneten savcıların görev yapmalarını engellediğini öne süren Yeniçeri, "Ergenekon davası sırasında bu davanın savcılığını üstlendiğini söyleyen Başbakan Erdoğan, öyle görülüyor ki rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun da avukatlığına soyunmuş durumdadır. Başbakan Erdoğan'dan aldığı cesaretle yandaş gazeteler de savcılarla ilgili iddia ve ithamlardan geçilmez olmuştur" şeklinde konuştu.
AK Parti'nin kişiye özgü yasa çıkarmak, yolsuzluk soruşturması yapan savcıları görevden almak, yolsuzlukları yasalara uygun hale getirmek gibi bir geleneği olduğunu ileri süren Yeniçeri, şöyle konuştu: "Hırsızlığa, yolsuzluğa ve rüşvete yönelik operasyonu, Başbakan Erdoğan, paralel devlet içindeki çeteci ve komplocu operasyon olarak kamuoyuna sunmuştur. 17 Aralık operasyonuyla rüşvet ve yolsuzluk iddiasıyla kasaları ve ayakkabı kutularıyla birlikte tutuklananlar, iktidar tarafından resmen koruma altına alındı. Buna karşın operasyonu yapan savcılar, emniyet mensupları ve diğer bürokratlar Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla dağıtıldı. Kamuoyunun dikkati hırsızlık, rüşvet ve yolsuzluk görüntülerinden uzaklaştırılmış ve paralel yapılar üzerine çevrilmiştir."
Hitler'in "benim suçlu diye ilan ettiğim bir kimseyi bir Alman mahkemesinin suçsuz çıkarması olayı bir daha görülmeyecektir" sözlerini hatırlatan Yeniçeri, "Totaliter zihniyet 21. Yüzyılda ancak yasaları, savcıları ve mahkemeleri tehdit ederek ya da değiştirerek iradesini yargı yerine geçirebilir. Başbakan Erdoğan, yasaların öngördüğü yargılamaya izin vermeyerek, yargılama kurallarını, yargı kurumlarının yapılarını, yasaları değiştirerek ve savcıları tehdit ederek ne yaptığı yeterince açık değil midir?" dedi.
"HSYK'nın değişen yapısı, bundan böyle iktidar yanlılarınca yapılan yolsuzluk, hırsızlık, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve komisyonculuk gibi yüz kızartıcı suçlarla mücadeleye izin vermemektedir" diyen Yeniçeri, "İktidar, taraftarlarının yaptığı rüşvet ve yolsuzluklara izin vermemek üzere bu düzenlemeyi gerçekleştirilmeye çalışılıyor. HSYK'nın yeni düzenlemeyle hırsızlıkları, soygunları, yolsuzlukları korumakla görevli bir kurul haline getirilmeye çalışılıyor. AKP iktidarı rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun intikamını, HSYK'yı yeniden yapılandırarak, savcıları dağıtarak, adli kolluk yönetmeliğini değiştirerek almaya çalışmaktadır. Hukuk devletinde buna izin verilemez" dedi.
"Başbakan resmen suç işliyor. Ben de buradan Başbakan Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunuyorum" diyen Yeniçeri, sözlerini şöyle sürdürdü: "Başbakan Erdoğan yargıyı suçlamakta, savcılara meydan okumakta, mahkemelere telkinde bulunmakta ve yolsuzluk operasyonu yapanları tehdit etmektedir. Hakkında yolsuzluk iddiası bulunanları ise savunmakta, masum ve mağdur olarak göstermektedir. Görülmekte olan davalar hakkında yönlendirici konuşmalar yapmaktadır. Yargıyı görevini yapamaz hale getirmektedir. Bir de dönüp savcılar hakkında suç duyurusunda bulunuyor."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 17 Aralık operasyonu ile ilgili, "dostmodern darbe" sözlerini de eleştiren Yeniçeri, "17 Aralık eğer bir darbe ise bu yolsuzluk ve rüşvete vurulan bir darbedir. Yolsuzluk ve rüşvete darbe vuranlar Başbakan Erdoğan'ın dost olarak kabul ettikleri insanlarsa bunu niçin eleştirdiğini açıklaması gerekmektedir. 17 Aralık'ta yapılan operasyonla, garip gurebanın dört buçuk milyon doları ayakkabı kutularının içinden çıkartılmıştır. Bu mudur, dost modern darbe? AKP iktidarı kendi mensuplarının içinde olduğu ve Türkiye'yi sarsan ağır yolsuzluk suçlamaları altında ezilmiştir. İktidar devletin bütün gücünü ve imkanlarını kullanarak gırtlağına kadar battığı rüşvet ve yolsuzluk çukurundan kurtulmaya çalışıyor" dedi.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 17 Aralık operasyonu ile ilgili sözlerini eleştiren Yeniçeri, "Başbakan, ayakkabı kutuları içinde 4.5 milyon dolar çıkan genel müdürün "dürüstlüğünden en ufak şüphesi olmadığını" ve rüşvet operasyonu sonucunda tutuklanan Reza Zarrap'ı ise "Ülkeye katkısı olan, hayır işlerine giren biri" olarak tanımlıyor. Bakan çocuklarının evinden çıktığı iddia edilen para sayma makineleri ve kasalarla ilgili olarak Başbakan Erdoğan'dan şu ana kadar bir açıklama gelmiş değildir. Bedeli 750 bin lira olduğu iddia edilen kol saatlerinden ve aile boyu hediye umre seyahatleriyle ilgili olarak da Başbakan Erdoğan, doğrusu olumlu ya da olumsuz henüz bir kanaat bildirmiş değildir. Rüşvet ve yolsuzluk iddialarının aktörlerine yönelik olarak olumlu, ılımlı ve hayırhah değerlendirmeler yapan Başbakan Erdoğan yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu yapanlar için tam tersi bir tutum sergilemiştir" dedi.
Başbakan'ın operasyonu yöneten savcıların görev yapmalarını engellediğini öne süren Yeniçeri, "Ergenekon davası sırasında bu davanın savcılığını üstlendiğini söyleyen Başbakan Erdoğan, öyle görülüyor ki rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun da avukatlığına soyunmuş durumdadır. Başbakan Erdoğan'dan aldığı cesaretle yandaş gazeteler de savcılarla ilgili iddia ve ithamlardan geçilmez olmuştur" şeklinde konuştu.
AK Parti'nin kişiye özgü yasa çıkarmak, yolsuzluk soruşturması yapan savcıları görevden almak, yolsuzlukları yasalara uygun hale getirmek gibi bir geleneği olduğunu ileri süren Yeniçeri, şöyle konuştu: "Hırsızlığa, yolsuzluğa ve rüşvete yönelik operasyonu, Başbakan Erdoğan, paralel devlet içindeki çeteci ve komplocu operasyon olarak kamuoyuna sunmuştur. 17 Aralık operasyonuyla rüşvet ve yolsuzluk iddiasıyla kasaları ve ayakkabı kutularıyla birlikte tutuklananlar, iktidar tarafından resmen koruma altına alındı. Buna karşın operasyonu yapan savcılar, emniyet mensupları ve diğer bürokratlar Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla dağıtıldı. Kamuoyunun dikkati hırsızlık, rüşvet ve yolsuzluk görüntülerinden uzaklaştırılmış ve paralel yapılar üzerine çevrilmiştir."
Hitler'in "benim suçlu diye ilan ettiğim bir kimseyi bir Alman mahkemesinin suçsuz çıkarması olayı bir daha görülmeyecektir" sözlerini hatırlatan Yeniçeri, "Totaliter zihniyet 21. Yüzyılda ancak yasaları, savcıları ve mahkemeleri tehdit ederek ya da değiştirerek iradesini yargı yerine geçirebilir. Başbakan Erdoğan, yasaların öngördüğü yargılamaya izin vermeyerek, yargılama kurallarını, yargı kurumlarının yapılarını, yasaları değiştirerek ve savcıları tehdit ederek ne yaptığı yeterince açık değil midir?" dedi.
"HSYK'nın değişen yapısı, bundan böyle iktidar yanlılarınca yapılan yolsuzluk, hırsızlık, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve komisyonculuk gibi yüz kızartıcı suçlarla mücadeleye izin vermemektedir" diyen Yeniçeri, "İktidar, taraftarlarının yaptığı rüşvet ve yolsuzluklara izin vermemek üzere bu düzenlemeyi gerçekleştirilmeye çalışılıyor. HSYK'nın yeni düzenlemeyle hırsızlıkları, soygunları, yolsuzlukları korumakla görevli bir kurul haline getirilmeye çalışılıyor. AKP iktidarı rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun intikamını, HSYK'yı yeniden yapılandırarak, savcıları dağıtarak, adli kolluk yönetmeliğini değiştirerek almaya çalışmaktadır. Hukuk devletinde buna izin verilemez" dedi.
"Başbakan resmen suç işliyor. Ben de buradan Başbakan Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunuyorum" diyen Yeniçeri, sözlerini şöyle sürdürdü: "Başbakan Erdoğan yargıyı suçlamakta, savcılara meydan okumakta, mahkemelere telkinde bulunmakta ve yolsuzluk operasyonu yapanları tehdit etmektedir. Hakkında yolsuzluk iddiası bulunanları ise savunmakta, masum ve mağdur olarak göstermektedir. Görülmekte olan davalar hakkında yönlendirici konuşmalar yapmaktadır. Yargıyı görevini yapamaz hale getirmektedir. Bir de dönüp savcılar hakkında suç duyurusunda bulunuyor."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 17 Aralık operasyonu ile ilgili, "dostmodern darbe" sözlerini de eleştiren Yeniçeri, "17 Aralık eğer bir darbe ise bu yolsuzluk ve rüşvete vurulan bir darbedir. Yolsuzluk ve rüşvete darbe vuranlar Başbakan Erdoğan'ın dost olarak kabul ettikleri insanlarsa bunu niçin eleştirdiğini açıklaması gerekmektedir. 17 Aralık'ta yapılan operasyonla, garip gurebanın dört buçuk milyon doları ayakkabı kutularının içinden çıkartılmıştır. Bu mudur, dost modern darbe? AKP iktidarı kendi mensuplarının içinde olduğu ve Türkiye'yi sarsan ağır yolsuzluk suçlamaları altında ezilmiştir. İktidar devletin bütün gücünü ve imkanlarını kullanarak gırtlağına kadar battığı rüşvet ve yolsuzluk çukurundan kurtulmaya çalışıyor" dedi.
