2015-12-24 - 18:05
TBMM Genel Kurulu'nda, SSK ve BAĞKUR emekli maaşlarına 2016 yılı Ocak ayından itibaren ayda 100 TL seyyanen zam yapılmasını da içeren yasa tasarısının, üç maddesi daha kabul edildi.
Gündem dışı söz alan AK PARTİ Kars Milletvekili Yusuf Selahattin Beyribey, Sarıkamış Harekatı'nın 101. yılı olduğunu anımsatarak, "Sarıkamış için hüzünlüyüz. Çünkü bu topraklar binlerce evladımızın yattığı yerdir" diye konuştu.
Türk askerinin, o gün olduğu gibi bugün de vatan mücadelesini başarıyla yürüttüğün belirten Beyribey, "Gaflet ve delalet içinde olanların, Sarıkamış harekatını iyi anlamalarını ve görmelerini tavsiye ederim" ifadesini kullandı.
CHP İstanbul Milletvekili Yakup Akkaya, TBMM İdari Teşkilatında çalışan kamu görevlilerine yönelik sendikal baskı yapıldığına dair yaptığı konuşmada,
"AK PARTİ Ankara Milletvekili Ahmet Gündoğdu ile Genel Sekreterlikte amir ve şef olarak görev yapan bazı bürokratlarca, Meclis'teki kamu çalışanlarına, Büro Memur-Sen'e üye olmaları yönünde baskı yapıldığı" iddiasını gündeme getirdi.
Akkaya, "Bu Meclis'in çatısı altında çalışan kamu emekçilerine baskı yapıp hormonlu sendikaları büyütmeye gayret edenlere imkan tanımak yerine yıllardır burada çalışan ve birikmiş bir çok sorunu olan Meclis emekçilerinin özlük haklarını koruyup geliştirmeye yönelik adımlar atmanız gerekir. Gelin, Meclis dahil, Türkiye'de bütün kamu dairelerinde çalışan 4/C'lileri, taşeronları kadrolu yapalım. Bu utançtan ülke olarak ve bu Meclis olarak kurtulalım" diye konuştu.
AK PARTİ Ankara Milletvekili Gündoğdu ise Meclis'te 3 bin 200 çalışan bulunmasına karşın, 140 Büro Memur-Sen, 210 da Bağımsız Sivil Memurlar Sendikası üyesi bulunduğunu anımsatarak, "210 üyeyi kaybeden bu sendika için 'kim baskı yaptı?' diye sormayacağım. Çünkü memurlara baskı yapılmasını iddia etmek, aynı zamanda memurların aşağılanmasıdır. 3 bin 200 çalışan var. Buradan çağrıda bulunuyorum. Özgür iradeleriyle tamamının örgütlü olmasından AK PARTİ olarak zevk duyarız" dedi.
Barıştan bahsedilmesi için önce terör örgütlerine mesafeli olunması gerektiğini belirten Gündoğdu, Meclis'teki 4 siyasi partinin, PKK ve IŞİD başta olmak üzere bütün terör örgütlerini lanetlemesi çağrısında bulundu.
HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu da hasta tutukluların yaşadıkları sorunlarını gündeme getirdiği konuşmasında, bugün Türkiye'de cezaevlerinde 300'ü ağır olmak üzere toplam 750 hasta mahpus bulunduğunu aktardı.
"Mahkum olan kişi zaten bir cezayı çekmektedir, ama cezaevi koşulları, ikinci bir cezalandırma haline getirildiği zaman bunun her türlü insan hakkına aykırı olduğunu söylememiz gerekir" değerlendirmesinde bulunan Kerestecioğlu, hasta tutukluların durumuyla ilgili Meclis Araştırması açılmasının zorunlu olduğunu kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün, 25 Aralık 1973'te yaşamını yitirdiğini anımsatarak, yarın Anıtkabir'deki anma törenine katılacaklarını bildirdi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, geçen hafta, 17-25 Aralık süreciyle ilgili bir araştırma önergesi verdiklerini, Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın bunu iade ettiğini anımsatarak, Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanı Habip Kocaman'ın görevden alınmasını gündeme taşıdı.
Vural, "Bu nasıl bir zulümdür? Buradaki bir arkadaşın bizim ya da sizin önergenizle ilgili bir görüş ifade ettiği için görevden alınması vicdana sığar mı? Bu nasıl vicdansızlıktır? Ali kıran, baş kesen misin sen?" diye konuştu.
Oktay Vural, "Ne olacak? Kavastan bir şey istediğimiz zaman, getirdiği zaman onları da mı görevden alacaksın? Benim bir önergemden dolayı bir insanın geleceğinden alıkonulması vicdanımı yaraladı. Böyle bir rezalet olur mu arkadaşlar? Bu kadar insafsızlık olmaz. Yazıklar olsun" ifadelerini kullandı.
Böyle bir şekilde parlamentonun yönetilemeyeceğini savunan Vural, araştırma önergelerindeki ifadeler ile Meclis Başkanlığının ret gerekçelerini anımsatarak, "Onu, koluna 800 milyarlık saati takan, milyon dolarlık rüşvetleri alan bakanlara söyleyeceksin sen" dedi.
Bu durumu MHP Grubu'na yapılmış bir hakaret olarak değerlendirdiklerini vurgulayan Vural, Meclis çalışanlarına da seslenerek, şunları söyledi:
"Bizim yüzümüzden ekmeğinizden olmayın, çoluk çocuğunuza götürdüğünüz rızıktan olmayın. Kavas arkadaşlar, sizler de, biz kendi işimizi yaparız, ne olur ne olmaz. Olur ya Sakarya Valisini getirirler kavas olarak yaparlar, öyle yaparlar."
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ise bazı gazetelerde eş genel başkanlarını hedef gösteren manşetler atıldığını anımsatarak, "Bu manşetleri atanları ve onlara bu manşetleri attıranları buradan şiddetle ve nefretle kınıyoruz" dedi.
Sokağa çıkma yasaklarıyla anayasal suç işlenmeye devam edildiğini savunan Baluken, Şırnak'ın Silopi ilçesi ile Diyarbakır'ın Sur ilçelerinde bazı cenazelerin sokak ortasında günlerce bekletildiğini ileri sürdü.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök de Türkiye'deki yolsuzluk olaylarının nedenleri ve sonuçları ile gelir dağılımında yarattığı etkileri, toplumsal yaşamımızda yarattığı yozlaşma ile toplum psikolojisine getirdiği olumsuzlukları, toplumda yarattığı umutsuzluğu, adalet sistemine olan güvene etkilerinin incelenmesi ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyl, bugün vermiş oldukları araştırma önergesinin reddedildiğini aktardı.
Gök, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Yani 'yolsuzluk' deyince acaba niçin tüyler diken diken olunuyor? Yolsuzluk deyince acaba saklanılacak bir şeyler mi var? Nedir? Bu yolsuzluk, Türkiye'nin genelinde yapılan bir yolsuzluk. Elbette iktidar partisinin mensupları yaptıysa onlar da çıksınlar yargı önünde aklansınlar, biz bunu da istiyoruz ama bir Meclis araştırma önergesinin yolsuzluklar gibi Türkiye'nin kanını emen bir konuda, kaynaklarını kurutan bir konuda biz bunu tartışamazsak geçici bütçeyi niçin yapıyoruz, Gelir Vergisi Kanunu'ndaki değişiklikleri niçin yapıyoruz? Yani bu yolsuzluklar tartışılamazsa zaten bu kanunların yapılma gerekçeleri de ortadan kalkar. Bu nedenle Sayın Meclis Başkanının almış olduğu bu tutum çok yanlış bir tutumdur. Bu tutum, bu Parlamentoyu kilitler. Parlamento bu tablo çerçevesinde çalışamaz hale gelir. Eğer bir iktidar denetlenemezse ve yolsuzluklar, yapılan yanlışlıklar söylenemezse bu Parlamento çalışamaz, bu Parlamentoya Parlamento denmez."
Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanı Habip Kocaman'ın görevden alınmasını da şiddetle kınadıklarını ifade eden Gök, "Burası AKP'nin seçtirdiği Meclis Başkanının çiftliği değildir, burası bir kamu kuruluşudur. Orada elbette çelişkili görüşler ortaya çıkabilir, herkes farklı görüşlerini söyleyebilir. Bu görüşler ortaya çıktı diye, bir kamu görevlisinin görevinden el çektirilmesi bu Parlamentoya, bu Meclis Başkanına yakışır mı?" dedi.
AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz de Mardin Dargeçit'te AK PARTİ ilçe başkanının akrabasının evinin tarandığını anımsatarak, "Günlerdir Meclisimizde konuşuluyor ve bir kamuoyu algısı oluşturulmaya çalışılıyor. 'Belli ilçelerde neden sokağa çıkma yasağı uygulanıyor?' diye. İşte 'Neden sokağa çıkma yasağı uygulanıyorun en güzel cevabı" diye konuştu.
İnceöz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Buradaki alınan kararların, alınan tedbirlerin tek bir amacı vardır. Terörle mücadeledir. Bu sürenin bugün belki 10 gün olması, 8 gün olması, 7 gün olması, zamana göre uzatılmasının bir tek sebebi vardır. Orada sivil can kayıplarını en aza indirgemek. Çok ciddi, hassas, teknik ve bir tek vatandaşımızın burnunun kanamayacağı şekilde bu operasyonları gerçekleştirmek istedikleri için de gerek polis gerekse asker burada tedbirli bir şekilde operasyonları sürdürmektedir."
17-25 Aralık olaylarını da seçilmiş hükümete karşı yapılmış bir darbe girişimi olarak değerlendiren İnceöz, "17-25 Aralık olayları bir darbe girişimidir ve o dönemde bugün milletimizin oyuyla seçilmiş Sayın Cumhurbaşkanımızın dik duruşu, milletimizin milli iradesi, milletimize dönüp bunu anlatmamız, vesaire olmasaydı, o günkü dik duruş olmasaydı, geçmiş dönemlerdeki gibi durulmuş olsaydı emin olun ki darbe girişimi netice bulurdu" dedi.
"Dış politikada ihanet" suçlamalarını da reddettiklerini belirten İnceöz, Türkiye'nin zor bir coğrafyada bulunduğunu ve buna ilişkin politikalar izlediklerini kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Gök ise grup önergesinde isim kullanmadıklarını belirterek, önergenin reddi konusunda Meclis Başkanlığının izahat vermesi gerektiğini ifade ederek, "Bundan kaçış ve kurtuluş yoktur. Tek yapılması gereken hakkında iddialar bulunan bakanların Yüce Divan'da yargılanmasıdır" diye konuştu.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı da Habip Kocaman'ın görevden alınması konusundaki eleştirilere ilişkin, şöyle dedi:
"Burada şahsi, subjektif, siyasi değerlendirmeler olabilir, kim yaparsa yapsın ama yargı, sonuçta bu idari işlemin doğru olup olmadığına karar verir. Sonuçta, bu uzmanı getiren ve götüren aynı meşru otoritedir. Buna dikkat etmek gerekir. Eğer arkadaş bir haksızlık olduğunu düşünüyorsa, lütfen yargıya müracaat etsin."
17-25 Aralık sürecinin sürekli köpürtüldüğünü ifade eden Bostancı, konuya ilişkin yargı kararları bulunduğunu, Meclis kurulan soruşturma komisyonunun da iddialara konu bakanları, Yüce Divana göndermeye gerek duymadığını anımsattı.
Devletin, ülkede hiç kimsenin burnunun kanamasını istemeyeceğini vurgulayan Bostancı, "Devlet çok ihtimamlı, çok dikkatli bir mücadele sürdürüyor ama kolay bir iş değil. Buraya gelip böyle çeşitli anekdotlar anlatmak, üç tane fotoğraf göstermek oradaki gerçekliği anlatmaz. Oraya ilişkin sayısız fotoğraf var, sayısız olay var, sayısız anekdot var. Biz hakikati arıyorsak bunların hepsini bir araya getirdiğimizde hakikate ulaşırız" diye konuştu.
Bostancı, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Şunu da belirteyim. Bakın, Sayın Baluken burada "AK PARTİ'nin hainliğe varan dış politikaları" diye çok talihsiz bir laf etti. Sayın Baluken unutmasın, o koltukta bu milletin yüzde 10,7'lik takdiriyle oturuyor, meşru bir partinin temsilcisi olarak. Yüzde 50 oy almış bir siyasi partiye, onun dış politikasına böyle ölçüsüz, böyle 'hain' falan gibi laflarla konuşulursa insanı demokrasi çarpar, başkaları da çarpar. İnsan çarpılır, çarpılır."
Grup Başkanvekillerinin yerlerinden yaptıkları konuşmalar sırasında söz alan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken partisinin milletvekillerinin kürsüden sokağa çıkma yasağı olan yerleşim yerlerine ilişkin gösterdikleri fotoğrafların, anlattıkları anektodların bölgedeki gerçeklikler olduğunu savundu.
Bölgeye bir kez bile gitmeyenlerin, yaşananları yerinde görmeyenlerin hamasi nutuklar attığını savunan Baluken, "AKP'li yetkililer, 'Orada bir savaş yok' diyorlar. Peki nedir yaşananlar?" dedi.
Bölgedeki durumu gözler önüne sermeye çalıştıklarını ifade eden Baluken, "Bizim söylediklerimize itibar etmiyorsanız, seçim iş birliği yaptığınız HÜDA-PAR'ın açıklamalarına bakın" diye konuştu.
Baluken, AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı'nın konuşmasında kendilerine yönelik "demokrasi de çarpar, başkaları da çarpar" ifadelerini kullandığını belirterek, "Bu bir tehdit ise böyle tehditlere pabuç bırakmayız" yanıtını verdi.
Baluken, "Biz bu mücadeyle girerken kefenimizi koltuğumuzun altına almış, yola çıkmış, bedel ödemiş insanlarız. Bu Meclis'in kapısında her birimizin cenazesi sallansa bile asla kendi doğrularımızdan taviz vermeyiz. Eğer maksadın bizi tehdit etmekse, elinizden gelin ardınıza koymayın diyorum. Az olandan az, çok olandan çok gider" ifadesini kullandı.
HDP'li Baluken'in "Az olandan az, çok olandan çok" şeklindeki sözlerine AK PARTİ milletvekilleri yerlerinden tepki gösterdi.
Hükümet sıralarında oturan Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş de muhalefet partilerinin Doğu ve Güneydoğu'da yaşanan olaylara ilişkin eleştirileri üzerine söz aldı.
Türkeş, "Az önce Güneydoğu'da terörle mücadeleyle alakalı bugün yapılan çalışmalarda her iki siyasi partinin grup başkanvekilleri cenazelerin ortada kaldığını ve bunun vahim bir durum olduğunu söylüyorlar. Haklılar, biz de buna katılıyoruz. Cenazeyi oradan kaldırmak ve hasta nakli oradaki belediyelerin görev kapsamındadır. Bu belediyelerin hangi partiye ait olduğunu ve bunun niye yapılmadığının araştırılması gerekir" diye konuştu.
Bölgedeki güvenlik güçleri ve onlara destek vermeye çalışan diğer devlet kurumlarının o cenazeleri, yaralıları ve evinde rahatsızlananları almak için üstün bir performans gösterdiklerini belirten Türkeş, "Ancak maalesef hem ambulanslara hem de cenaze araçlarına dahi ateş edilmektedir, terör örgütünce" dedi.
Söz alan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ise Silopi Belediyesi'nin güvenlik güçlerince karargah haline getirildiğini ileri sürerek, cenazeleri kaldırmanın hükümetin ve devletin sorumluluğunda olduğunu kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök ise yerinden söz alarak, "Az önce burada dile getirdiğimiz konuda Sayın Bakan'ın yaptığı açıklama ile Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa AKP hükümeti döneminde bir cenazenin tam bir haftadır sokakta kaldığının resmi olarak teyit edildiği bir bilgi verildi. Gerçekten vahim bir tablo" değerlendirmesinde bulundu.
Gök, bu duruma seyirci kalınamayacağını belirterek, bunun kimin suçu olduğunun sorgulanmasını istedi.
Yerinden tekrar söz alan Başbakan Yardımcısı Türkeş ise şunları söyledi:
"Ben buradaki konuşmalardaki herhangi bir hususu teyit etmiş değilim. Ancak geçen seferde Sayın Baluken'in atıfta bulunduğu, Güneydoğu'da terör ile mücadele eden güvenlik güçlerinin karşılaştığı olaylar ve orada yaşananlarla ilgili Genel Kurul'a bilgi verdim. Müşahhas ve münhasır olarak atıfta bulunan konuyla ilgili herhangi bir teyidim veya reddim bulunmamaktadır."
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin, 17-25 Aralık operasyonlarının "darbe", "montaj," "kumpas", "tezgah", "algı operasyonu" şeklinde karşı savı olarak ortaya atılan iddiaların araştırılması için verdiği önergenin gündeme alınması önerisi reddedildi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın, partisinin verdiği yolsuzlukla ilgili araştırma önergesinin gerekçesindeki ifadeleri "kaba ve yaralayıcı" olarak nitelendirerek, önergeyi iade etmesini eleştirdi.
Meclis Başkanı'nın ilgili metinlerdeki "Bakan çocuklarının adının karıştığı yolsuzluk" ifadesini "kaba ve yaralayıcı" olarak nitelendirmesini anlayamadığını belirten ve Genel Kurul'a dönerek, "Karışmadı mı? Yok mu?" diye soran Vural'a, AK Parti milletvekilleri de "Karışmadı, yok" diye karşılık verdiler. Bu sırada AK Parti ve MHP milletvekilleri arasında karşılıklı sözlü atışmalar yaşandı.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de Meclis Başkanı'nın soru önergelerini bile geri çevirdiğini ileri sürerek, "Meclis Başkanı'na çağrı yapıyoruz; bu taraflı tutumunu derhal bırakmalıdır" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök ise Meclis'in denetim görevine dikkati çekerek, milletvekillerinin bu görevlerini yerine getirmesinin toplum açısından önemli olduğunu vurguladı.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Meclis Başkanı'nın takdir yetkisine işaret ederek, Meclis Başkanlığınca iade edilen önergelerle ilgili grup önerilerinin Buldan tarafından işleme alınması halinde usul tartışması açacaklarını söyledi.
Meclis Başkanvekili Pervin Buldan da "Burada bulunan hiçbir grubun, milletvekilinin iradesine baskı uygulanamaz, baskı altına alınamaz, gasbedilemez. Dolayısıyla, biraz önce yaptığımız görüşmelerde ortaya çıktığı gibi hem CHP'nin hem de MHP'nin bugün Danışma Kurulu'nda verdiği grup önerisi Meclis Başkanı tarafından iade edilmiştir. Ancak, hem CHP hem de MHP grup önerilerini değiştirerek Divanımıza ulaştırmışlardır. Bu konuda geçen hafta da buna benzer bir uygulama gerçekleşmiş, yeni bir teamül vardır. Ben de bu teamül doğrultusunda hem CHP'nin hem de MHP'nin grup önerilerini işleme alıp, görüşmeye açacağım" diye konuştu.
Buldan, daha sonra MHP'nin talebi üzerine Meclis Başkanlığının grup önerisini iadesiyle, AK Parti'nin de kendisinin tutumuyla ilgili talep ettikleri iki ayrı usul tartışması açtı.
Meclis Başkanlığının grup önerisini iadesiyle ilgili açılan usul tartışmasında söz alan AK Parti temsilcileri, Meclis Başkanı'nın yönetmediği bir birleşimde tutumuna ilişkin usul tartışması açılmasını eleştirdiler.
Meclis Başkanvekili Buldan, usul tartışmalarına ilişkin görüşmelerin tamamlanmasının ardından her iki konuda da tutumunda bir değişiklik olmadığını ifade ederek, MHP'nin grup önerisinin görüşmelerine geçti.
MHP Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Parsak, rüşvet ve yolsuzluğun, devlet otoritesini sarsan, adalete olan güveni yok eden, organize ve bulaşıcı bir hastalık olduğunu dile getirerek, "17 Aralık, dönemin AKP Hükümeti üyesi 4 bakanın en uzun günü. 17 Aralık, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın en uzun günü. Halk arasında meşhur bir söz vardır; 'rüşvetin belgesi mi olur?' denilir. 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturması bizlere 'rüşvetin de belgesi olur' dedirtmiştir" şeklinde konuştu.
Parsak, "Araştıralım montaj mı var, böcek mi? Araştıralım, paraları polisler mi koydu? Bu paraları polisler koyduysa, bu paralar neden polislere değil de başkalarına faiziyle iade edildi, araştıralım. Paralel yapıyı araştıralım. Bu yapı bugüne kadar kimlerle, hangi bakanlarla, hangi milletvekilleriyle, hangi bürokratlarla ne tür ilişkiler içindeydi, araştıralım" önerisinde bulundu.
HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan da "Yolsuzluk dosyalarının üstünü örttük' deyince bu toprakların vicdanı aklanıyor mu? Bu dosyaların üstünü örtmekle yalnızca kamu vicdanını yaralıyorsunuz, yalnızca toplum ahlakı biraz daha örseleniyor. El birliğiyle yolsuzluk dosyasının üstünü açalım, burada bir komisyon oluşsun ve yargının da önünü açsın" diyerek görüşlerini paylaştı.
Paylan, bugünün, Hristiyanların "Noel Bayramı" olduğunu belirterek, "Bu Meclis Noel'i önemsemeliydi" ifadesini kullandı.
Garo Paylan, konuşmasını bitirince, henüz kürsüdeyken yanına gelen AK Parti Malatya Milletvekili Nurettin Yaşar ile tokalaştı.
Meclis Başkanvekili Pervin Buldan ise TBMM Başkanlık Divanı olarak tüm Hristiyan aleminin Noel Bayramı'nı kutladıklarını söyledi.
AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ise 25 Aralık soruşturmasındaki delillerin hepsinin kanunsuz olduğunu, hiçbir soruşturmada gündeme alınamayacaklarını ve soruşturmaya esas teşkil edemeyeceğini savunarak, "Eğer bu Cumhuriyet Savcıları soruşturmayı kanuni delilleri dikkate almaksızın yapıyorlarsa, amaç soruşturma yapmak değildir. Amaç bir başka şeydir" dedi.
Özkaya, "Ergenekon savcıları usulsüz, Balyoz usulsüz, Casusluk Davası usulsüz, 17-25 Aralık'a gelince usullü. İşinize gelince doğru, diğerleri yanlış. Yok böyle, hukuk tektir" diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da "Hodri meydan, 17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturması, hükümete kurulmuş bir darbe planı ise bu darbe girişimlerini, süreçlerini sonuna kadar araştırmayan, soruşturmayan namerttir" şeklinde konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, tartışılan önergenin AK Parti'nin işine yarayacak bir önerge olduğunu ileri sürerek, bu önergeyi desteklediklerini söyledi.
Genel Kurul'da MHP'nin grup önerisi reddedildi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Türk askerinin, o gün olduğu gibi bugün de vatan mücadelesini başarıyla yürüttüğün belirten Beyribey, "Gaflet ve delalet içinde olanların, Sarıkamış harekatını iyi anlamalarını ve görmelerini tavsiye ederim" ifadesini kullandı.
CHP İstanbul Milletvekili Yakup Akkaya, TBMM İdari Teşkilatında çalışan kamu görevlilerine yönelik sendikal baskı yapıldığına dair yaptığı konuşmada,
"AK PARTİ Ankara Milletvekili Ahmet Gündoğdu ile Genel Sekreterlikte amir ve şef olarak görev yapan bazı bürokratlarca, Meclis'teki kamu çalışanlarına, Büro Memur-Sen'e üye olmaları yönünde baskı yapıldığı" iddiasını gündeme getirdi.
Akkaya, "Bu Meclis'in çatısı altında çalışan kamu emekçilerine baskı yapıp hormonlu sendikaları büyütmeye gayret edenlere imkan tanımak yerine yıllardır burada çalışan ve birikmiş bir çok sorunu olan Meclis emekçilerinin özlük haklarını koruyup geliştirmeye yönelik adımlar atmanız gerekir. Gelin, Meclis dahil, Türkiye'de bütün kamu dairelerinde çalışan 4/C'lileri, taşeronları kadrolu yapalım. Bu utançtan ülke olarak ve bu Meclis olarak kurtulalım" diye konuştu.
AK PARTİ Ankara Milletvekili Gündoğdu ise Meclis'te 3 bin 200 çalışan bulunmasına karşın, 140 Büro Memur-Sen, 210 da Bağımsız Sivil Memurlar Sendikası üyesi bulunduğunu anımsatarak, "210 üyeyi kaybeden bu sendika için 'kim baskı yaptı?' diye sormayacağım. Çünkü memurlara baskı yapılmasını iddia etmek, aynı zamanda memurların aşağılanmasıdır. 3 bin 200 çalışan var. Buradan çağrıda bulunuyorum. Özgür iradeleriyle tamamının örgütlü olmasından AK PARTİ olarak zevk duyarız" dedi.
Barıştan bahsedilmesi için önce terör örgütlerine mesafeli olunması gerektiğini belirten Gündoğdu, Meclis'teki 4 siyasi partinin, PKK ve IŞİD başta olmak üzere bütün terör örgütlerini lanetlemesi çağrısında bulundu.
HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu da hasta tutukluların yaşadıkları sorunlarını gündeme getirdiği konuşmasında, bugün Türkiye'de cezaevlerinde 300'ü ağır olmak üzere toplam 750 hasta mahpus bulunduğunu aktardı.
"Mahkum olan kişi zaten bir cezayı çekmektedir, ama cezaevi koşulları, ikinci bir cezalandırma haline getirildiği zaman bunun her türlü insan hakkına aykırı olduğunu söylememiz gerekir" değerlendirmesinde bulunan Kerestecioğlu, hasta tutukluların durumuyla ilgili Meclis Araştırması açılmasının zorunlu olduğunu kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün, 25 Aralık 1973'te yaşamını yitirdiğini anımsatarak, yarın Anıtkabir'deki anma törenine katılacaklarını bildirdi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, geçen hafta, 17-25 Aralık süreciyle ilgili bir araştırma önergesi verdiklerini, Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın bunu iade ettiğini anımsatarak, Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanı Habip Kocaman'ın görevden alınmasını gündeme taşıdı.
Vural, "Bu nasıl bir zulümdür? Buradaki bir arkadaşın bizim ya da sizin önergenizle ilgili bir görüş ifade ettiği için görevden alınması vicdana sığar mı? Bu nasıl vicdansızlıktır? Ali kıran, baş kesen misin sen?" diye konuştu.
Oktay Vural, "Ne olacak? Kavastan bir şey istediğimiz zaman, getirdiği zaman onları da mı görevden alacaksın? Benim bir önergemden dolayı bir insanın geleceğinden alıkonulması vicdanımı yaraladı. Böyle bir rezalet olur mu arkadaşlar? Bu kadar insafsızlık olmaz. Yazıklar olsun" ifadelerini kullandı.
Böyle bir şekilde parlamentonun yönetilemeyeceğini savunan Vural, araştırma önergelerindeki ifadeler ile Meclis Başkanlığının ret gerekçelerini anımsatarak, "Onu, koluna 800 milyarlık saati takan, milyon dolarlık rüşvetleri alan bakanlara söyleyeceksin sen" dedi.
Bu durumu MHP Grubu'na yapılmış bir hakaret olarak değerlendirdiklerini vurgulayan Vural, Meclis çalışanlarına da seslenerek, şunları söyledi:
"Bizim yüzümüzden ekmeğinizden olmayın, çoluk çocuğunuza götürdüğünüz rızıktan olmayın. Kavas arkadaşlar, sizler de, biz kendi işimizi yaparız, ne olur ne olmaz. Olur ya Sakarya Valisini getirirler kavas olarak yaparlar, öyle yaparlar."
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ise bazı gazetelerde eş genel başkanlarını hedef gösteren manşetler atıldığını anımsatarak, "Bu manşetleri atanları ve onlara bu manşetleri attıranları buradan şiddetle ve nefretle kınıyoruz" dedi.
Sokağa çıkma yasaklarıyla anayasal suç işlenmeye devam edildiğini savunan Baluken, Şırnak'ın Silopi ilçesi ile Diyarbakır'ın Sur ilçelerinde bazı cenazelerin sokak ortasında günlerce bekletildiğini ileri sürdü.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök de Türkiye'deki yolsuzluk olaylarının nedenleri ve sonuçları ile gelir dağılımında yarattığı etkileri, toplumsal yaşamımızda yarattığı yozlaşma ile toplum psikolojisine getirdiği olumsuzlukları, toplumda yarattığı umutsuzluğu, adalet sistemine olan güvene etkilerinin incelenmesi ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyl, bugün vermiş oldukları araştırma önergesinin reddedildiğini aktardı.
Gök, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Yani 'yolsuzluk' deyince acaba niçin tüyler diken diken olunuyor? Yolsuzluk deyince acaba saklanılacak bir şeyler mi var? Nedir? Bu yolsuzluk, Türkiye'nin genelinde yapılan bir yolsuzluk. Elbette iktidar partisinin mensupları yaptıysa onlar da çıksınlar yargı önünde aklansınlar, biz bunu da istiyoruz ama bir Meclis araştırma önergesinin yolsuzluklar gibi Türkiye'nin kanını emen bir konuda, kaynaklarını kurutan bir konuda biz bunu tartışamazsak geçici bütçeyi niçin yapıyoruz, Gelir Vergisi Kanunu'ndaki değişiklikleri niçin yapıyoruz? Yani bu yolsuzluklar tartışılamazsa zaten bu kanunların yapılma gerekçeleri de ortadan kalkar. Bu nedenle Sayın Meclis Başkanının almış olduğu bu tutum çok yanlış bir tutumdur. Bu tutum, bu Parlamentoyu kilitler. Parlamento bu tablo çerçevesinde çalışamaz hale gelir. Eğer bir iktidar denetlenemezse ve yolsuzluklar, yapılan yanlışlıklar söylenemezse bu Parlamento çalışamaz, bu Parlamentoya Parlamento denmez."
Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanı Habip Kocaman'ın görevden alınmasını da şiddetle kınadıklarını ifade eden Gök, "Burası AKP'nin seçtirdiği Meclis Başkanının çiftliği değildir, burası bir kamu kuruluşudur. Orada elbette çelişkili görüşler ortaya çıkabilir, herkes farklı görüşlerini söyleyebilir. Bu görüşler ortaya çıktı diye, bir kamu görevlisinin görevinden el çektirilmesi bu Parlamentoya, bu Meclis Başkanına yakışır mı?" dedi.
AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz de Mardin Dargeçit'te AK PARTİ ilçe başkanının akrabasının evinin tarandığını anımsatarak, "Günlerdir Meclisimizde konuşuluyor ve bir kamuoyu algısı oluşturulmaya çalışılıyor. 'Belli ilçelerde neden sokağa çıkma yasağı uygulanıyor?' diye. İşte 'Neden sokağa çıkma yasağı uygulanıyorun en güzel cevabı" diye konuştu.
İnceöz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Buradaki alınan kararların, alınan tedbirlerin tek bir amacı vardır. Terörle mücadeledir. Bu sürenin bugün belki 10 gün olması, 8 gün olması, 7 gün olması, zamana göre uzatılmasının bir tek sebebi vardır. Orada sivil can kayıplarını en aza indirgemek. Çok ciddi, hassas, teknik ve bir tek vatandaşımızın burnunun kanamayacağı şekilde bu operasyonları gerçekleştirmek istedikleri için de gerek polis gerekse asker burada tedbirli bir şekilde operasyonları sürdürmektedir."
17-25 Aralık olaylarını da seçilmiş hükümete karşı yapılmış bir darbe girişimi olarak değerlendiren İnceöz, "17-25 Aralık olayları bir darbe girişimidir ve o dönemde bugün milletimizin oyuyla seçilmiş Sayın Cumhurbaşkanımızın dik duruşu, milletimizin milli iradesi, milletimize dönüp bunu anlatmamız, vesaire olmasaydı, o günkü dik duruş olmasaydı, geçmiş dönemlerdeki gibi durulmuş olsaydı emin olun ki darbe girişimi netice bulurdu" dedi.
"Dış politikada ihanet" suçlamalarını da reddettiklerini belirten İnceöz, Türkiye'nin zor bir coğrafyada bulunduğunu ve buna ilişkin politikalar izlediklerini kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Gök ise grup önergesinde isim kullanmadıklarını belirterek, önergenin reddi konusunda Meclis Başkanlığının izahat vermesi gerektiğini ifade ederek, "Bundan kaçış ve kurtuluş yoktur. Tek yapılması gereken hakkında iddialar bulunan bakanların Yüce Divan'da yargılanmasıdır" diye konuştu.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı da Habip Kocaman'ın görevden alınması konusundaki eleştirilere ilişkin, şöyle dedi:
"Burada şahsi, subjektif, siyasi değerlendirmeler olabilir, kim yaparsa yapsın ama yargı, sonuçta bu idari işlemin doğru olup olmadığına karar verir. Sonuçta, bu uzmanı getiren ve götüren aynı meşru otoritedir. Buna dikkat etmek gerekir. Eğer arkadaş bir haksızlık olduğunu düşünüyorsa, lütfen yargıya müracaat etsin."
17-25 Aralık sürecinin sürekli köpürtüldüğünü ifade eden Bostancı, konuya ilişkin yargı kararları bulunduğunu, Meclis kurulan soruşturma komisyonunun da iddialara konu bakanları, Yüce Divana göndermeye gerek duymadığını anımsattı.
Devletin, ülkede hiç kimsenin burnunun kanamasını istemeyeceğini vurgulayan Bostancı, "Devlet çok ihtimamlı, çok dikkatli bir mücadele sürdürüyor ama kolay bir iş değil. Buraya gelip böyle çeşitli anekdotlar anlatmak, üç tane fotoğraf göstermek oradaki gerçekliği anlatmaz. Oraya ilişkin sayısız fotoğraf var, sayısız olay var, sayısız anekdot var. Biz hakikati arıyorsak bunların hepsini bir araya getirdiğimizde hakikate ulaşırız" diye konuştu.
Bostancı, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Şunu da belirteyim. Bakın, Sayın Baluken burada "AK PARTİ'nin hainliğe varan dış politikaları" diye çok talihsiz bir laf etti. Sayın Baluken unutmasın, o koltukta bu milletin yüzde 10,7'lik takdiriyle oturuyor, meşru bir partinin temsilcisi olarak. Yüzde 50 oy almış bir siyasi partiye, onun dış politikasına böyle ölçüsüz, böyle 'hain' falan gibi laflarla konuşulursa insanı demokrasi çarpar, başkaları da çarpar. İnsan çarpılır, çarpılır."
Grup Başkanvekillerinin yerlerinden yaptıkları konuşmalar sırasında söz alan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken partisinin milletvekillerinin kürsüden sokağa çıkma yasağı olan yerleşim yerlerine ilişkin gösterdikleri fotoğrafların, anlattıkları anektodların bölgedeki gerçeklikler olduğunu savundu.
Bölgeye bir kez bile gitmeyenlerin, yaşananları yerinde görmeyenlerin hamasi nutuklar attığını savunan Baluken, "AKP'li yetkililer, 'Orada bir savaş yok' diyorlar. Peki nedir yaşananlar?" dedi.
Bölgedeki durumu gözler önüne sermeye çalıştıklarını ifade eden Baluken, "Bizim söylediklerimize itibar etmiyorsanız, seçim iş birliği yaptığınız HÜDA-PAR'ın açıklamalarına bakın" diye konuştu.
Baluken, AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı'nın konuşmasında kendilerine yönelik "demokrasi de çarpar, başkaları da çarpar" ifadelerini kullandığını belirterek, "Bu bir tehdit ise böyle tehditlere pabuç bırakmayız" yanıtını verdi.
Baluken, "Biz bu mücadeyle girerken kefenimizi koltuğumuzun altına almış, yola çıkmış, bedel ödemiş insanlarız. Bu Meclis'in kapısında her birimizin cenazesi sallansa bile asla kendi doğrularımızdan taviz vermeyiz. Eğer maksadın bizi tehdit etmekse, elinizden gelin ardınıza koymayın diyorum. Az olandan az, çok olandan çok gider" ifadesini kullandı.
HDP'li Baluken'in "Az olandan az, çok olandan çok" şeklindeki sözlerine AK PARTİ milletvekilleri yerlerinden tepki gösterdi.
Hükümet sıralarında oturan Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş de muhalefet partilerinin Doğu ve Güneydoğu'da yaşanan olaylara ilişkin eleştirileri üzerine söz aldı.
Türkeş, "Az önce Güneydoğu'da terörle mücadeleyle alakalı bugün yapılan çalışmalarda her iki siyasi partinin grup başkanvekilleri cenazelerin ortada kaldığını ve bunun vahim bir durum olduğunu söylüyorlar. Haklılar, biz de buna katılıyoruz. Cenazeyi oradan kaldırmak ve hasta nakli oradaki belediyelerin görev kapsamındadır. Bu belediyelerin hangi partiye ait olduğunu ve bunun niye yapılmadığının araştırılması gerekir" diye konuştu.
Bölgedeki güvenlik güçleri ve onlara destek vermeye çalışan diğer devlet kurumlarının o cenazeleri, yaralıları ve evinde rahatsızlananları almak için üstün bir performans gösterdiklerini belirten Türkeş, "Ancak maalesef hem ambulanslara hem de cenaze araçlarına dahi ateş edilmektedir, terör örgütünce" dedi.
Söz alan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ise Silopi Belediyesi'nin güvenlik güçlerince karargah haline getirildiğini ileri sürerek, cenazeleri kaldırmanın hükümetin ve devletin sorumluluğunda olduğunu kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök ise yerinden söz alarak, "Az önce burada dile getirdiğimiz konuda Sayın Bakan'ın yaptığı açıklama ile Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa AKP hükümeti döneminde bir cenazenin tam bir haftadır sokakta kaldığının resmi olarak teyit edildiği bir bilgi verildi. Gerçekten vahim bir tablo" değerlendirmesinde bulundu.
Gök, bu duruma seyirci kalınamayacağını belirterek, bunun kimin suçu olduğunun sorgulanmasını istedi.
Yerinden tekrar söz alan Başbakan Yardımcısı Türkeş ise şunları söyledi:
"Ben buradaki konuşmalardaki herhangi bir hususu teyit etmiş değilim. Ancak geçen seferde Sayın Baluken'in atıfta bulunduğu, Güneydoğu'da terör ile mücadele eden güvenlik güçlerinin karşılaştığı olaylar ve orada yaşananlarla ilgili Genel Kurul'a bilgi verdim. Müşahhas ve münhasır olarak atıfta bulunan konuyla ilgili herhangi bir teyidim veya reddim bulunmamaktadır."
TBMM Genel Kurulu'nda, MHP'nin, 17-25 Aralık operasyonlarının "darbe", "montaj," "kumpas", "tezgah", "algı operasyonu" şeklinde karşı savı olarak ortaya atılan iddiaların araştırılması için verdiği önergenin gündeme alınması önerisi reddedildi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın, partisinin verdiği yolsuzlukla ilgili araştırma önergesinin gerekçesindeki ifadeleri "kaba ve yaralayıcı" olarak nitelendirerek, önergeyi iade etmesini eleştirdi.
Meclis Başkanı'nın ilgili metinlerdeki "Bakan çocuklarının adının karıştığı yolsuzluk" ifadesini "kaba ve yaralayıcı" olarak nitelendirmesini anlayamadığını belirten ve Genel Kurul'a dönerek, "Karışmadı mı? Yok mu?" diye soran Vural'a, AK Parti milletvekilleri de "Karışmadı, yok" diye karşılık verdiler. Bu sırada AK Parti ve MHP milletvekilleri arasında karşılıklı sözlü atışmalar yaşandı.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de Meclis Başkanı'nın soru önergelerini bile geri çevirdiğini ileri sürerek, "Meclis Başkanı'na çağrı yapıyoruz; bu taraflı tutumunu derhal bırakmalıdır" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök ise Meclis'in denetim görevine dikkati çekerek, milletvekillerinin bu görevlerini yerine getirmesinin toplum açısından önemli olduğunu vurguladı.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Meclis Başkanı'nın takdir yetkisine işaret ederek, Meclis Başkanlığınca iade edilen önergelerle ilgili grup önerilerinin Buldan tarafından işleme alınması halinde usul tartışması açacaklarını söyledi.
Meclis Başkanvekili Pervin Buldan da "Burada bulunan hiçbir grubun, milletvekilinin iradesine baskı uygulanamaz, baskı altına alınamaz, gasbedilemez. Dolayısıyla, biraz önce yaptığımız görüşmelerde ortaya çıktığı gibi hem CHP'nin hem de MHP'nin bugün Danışma Kurulu'nda verdiği grup önerisi Meclis Başkanı tarafından iade edilmiştir. Ancak, hem CHP hem de MHP grup önerilerini değiştirerek Divanımıza ulaştırmışlardır. Bu konuda geçen hafta da buna benzer bir uygulama gerçekleşmiş, yeni bir teamül vardır. Ben de bu teamül doğrultusunda hem CHP'nin hem de MHP'nin grup önerilerini işleme alıp, görüşmeye açacağım" diye konuştu.
Buldan, daha sonra MHP'nin talebi üzerine Meclis Başkanlığının grup önerisini iadesiyle, AK Parti'nin de kendisinin tutumuyla ilgili talep ettikleri iki ayrı usul tartışması açtı.
Meclis Başkanlığının grup önerisini iadesiyle ilgili açılan usul tartışmasında söz alan AK Parti temsilcileri, Meclis Başkanı'nın yönetmediği bir birleşimde tutumuna ilişkin usul tartışması açılmasını eleştirdiler.
Meclis Başkanvekili Buldan, usul tartışmalarına ilişkin görüşmelerin tamamlanmasının ardından her iki konuda da tutumunda bir değişiklik olmadığını ifade ederek, MHP'nin grup önerisinin görüşmelerine geçti.
MHP Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Parsak, rüşvet ve yolsuzluğun, devlet otoritesini sarsan, adalete olan güveni yok eden, organize ve bulaşıcı bir hastalık olduğunu dile getirerek, "17 Aralık, dönemin AKP Hükümeti üyesi 4 bakanın en uzun günü. 17 Aralık, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın en uzun günü. Halk arasında meşhur bir söz vardır; 'rüşvetin belgesi mi olur?' denilir. 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturması bizlere 'rüşvetin de belgesi olur' dedirtmiştir" şeklinde konuştu.
Parsak, "Araştıralım montaj mı var, böcek mi? Araştıralım, paraları polisler mi koydu? Bu paraları polisler koyduysa, bu paralar neden polislere değil de başkalarına faiziyle iade edildi, araştıralım. Paralel yapıyı araştıralım. Bu yapı bugüne kadar kimlerle, hangi bakanlarla, hangi milletvekilleriyle, hangi bürokratlarla ne tür ilişkiler içindeydi, araştıralım" önerisinde bulundu.
HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan da "Yolsuzluk dosyalarının üstünü örttük' deyince bu toprakların vicdanı aklanıyor mu? Bu dosyaların üstünü örtmekle yalnızca kamu vicdanını yaralıyorsunuz, yalnızca toplum ahlakı biraz daha örseleniyor. El birliğiyle yolsuzluk dosyasının üstünü açalım, burada bir komisyon oluşsun ve yargının da önünü açsın" diyerek görüşlerini paylaştı.
Paylan, bugünün, Hristiyanların "Noel Bayramı" olduğunu belirterek, "Bu Meclis Noel'i önemsemeliydi" ifadesini kullandı.
Garo Paylan, konuşmasını bitirince, henüz kürsüdeyken yanına gelen AK Parti Malatya Milletvekili Nurettin Yaşar ile tokalaştı.
Meclis Başkanvekili Pervin Buldan ise TBMM Başkanlık Divanı olarak tüm Hristiyan aleminin Noel Bayramı'nı kutladıklarını söyledi.
AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ise 25 Aralık soruşturmasındaki delillerin hepsinin kanunsuz olduğunu, hiçbir soruşturmada gündeme alınamayacaklarını ve soruşturmaya esas teşkil edemeyeceğini savunarak, "Eğer bu Cumhuriyet Savcıları soruşturmayı kanuni delilleri dikkate almaksızın yapıyorlarsa, amaç soruşturma yapmak değildir. Amaç bir başka şeydir" dedi.
Özkaya, "Ergenekon savcıları usulsüz, Balyoz usulsüz, Casusluk Davası usulsüz, 17-25 Aralık'a gelince usullü. İşinize gelince doğru, diğerleri yanlış. Yok böyle, hukuk tektir" diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da "Hodri meydan, 17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturması, hükümete kurulmuş bir darbe planı ise bu darbe girişimlerini, süreçlerini sonuna kadar araştırmayan, soruşturmayan namerttir" şeklinde konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, tartışılan önergenin AK Parti'nin işine yarayacak bir önerge olduğunu ileri sürerek, bu önergeyi desteklediklerini söyledi.
Genel Kurul'da MHP'nin grup önerisi reddedildi.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
