2015-12-16 - 16:24
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, 2016 Yılı Merkezi Yönetim Geçici Bütçe Kanunu Tasarısı üzerinde görüşmelere geçildi. Tasarının birinci maddesi kabul edildi.
TBMM Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplanan Genel Kurul'da, üç milletvekili gündem dışı söz aldı.

HDP'li Aslan, "Dünya Arapça Günü" dolayısıyla gündem dışı konuşmasına milletvekillerini Arapça, Kürtçe, Süryanice, Lazca, Çerkezce, Gürcüce, Romanca ve Ermenice selamlayarak başladı.

Aslan'a AK PARTİ'li milletvekilleri tepki gösterdi. TBMM Başkanvekili Hamzaçebi de Aslan'ı, "İçtüzük uyarınca konunuzla ilgili konuşmaya davet ediyorum. Anayasa'ya göre resmi dil Türkçedir. Milletvekilleri Anayasa'ya göre, sadece seçildikleri bölgenin, kendilerini seçenlerin değil bütün Türkiye'nin milletvekilidir. Konuşmanızı Meclis Başkanvekili olarak anlamak isterim, milletvekillerinin, bizi izleyen vatandaşların anlama ihtiyacı var. Herkesin anlayacağı şekilde konuşma bekliyorum" diyerek uyardı.

Aslan da bütün dillerle selamlama yaptığını belirterek, "Türkiye'deki bütün ana dillere sevginin, selamın, saygının ifadesi olarak selamlama yapıyorum. Lütfen ana dillere saygılı olalım" dedi.

Arapçanın, 18 Aralık 1973'te BM'nin 6. resmi dili olarak kabul edildiğini, 1 milyon 250 bin kelime ve 35 lehçeyle dünyanın en zengin dili olduğunu söyledi.

Dünyada 500 milyon kişinin ana dilinin Arapça olduğunu dile getiren Aslan, Türkiye'de Arapların ve Arapçanın sorunları bulunduğunu savundu. Aslan, Mardin Valiliğinin suç duyurusuyla Midyat Savcılığının, 3 Arap derneğini kapattığını öne sürdü.

"Ne Şam'ın şekeri ne Arap'ın yüzü", "Anladıysam Arap olayım", "Her şey Arap saçına döndü" gibi deyimlerin "utanç verici" olduğunu ve "nefret" koktuğunu ifade eden Aslan, bunların TDK sözlüğünde de yer aldığını belirtti.

Aslan, "Milli Eğitim Bakanı ve hükümet, sadece Araplar için değil ana diller ve ırklar için ders kitaplarındaki, yardımcı kaynaklardaki öteleyici ifadeleri, bir komisyon kurarak, buralardan çıkarsın. Araplar olarak eski köy isimlerimizi ve Arapça televizyon istiyoruz. Ana diller, Türkçenin yanı sıra zorunlu olarak okutulmalıdır. Üniversitelerde Türkiye'de konuşulan Arapça lehçelerle ilgili bölümler açılmalı" diye konuştu.

CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu da gündem dışı konuşmasında, çeltik üreticilerinin sorunlarını dile getirdi.

Üreten çiftçi istediklerini, çiftçinin hakkını aradıklarını dile getiren Gaytancıoğlu, elindeki eylem yapan çiftçi fotoğrafını gösterdi. Gaytancıoğlu, karın doyurmak için yılda 12-13 milyar dolarlık ithalat yapıldığını ifade ederek, "Kendi çiftçimizden esirgediğimiz paraları yabancı çiftçilere ödüyoruz" dedi.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca da 18 Aralık Uluslararası Göçmenler Günü dolayısıyla gündem dışı söz aldı. Kaynarca, göçmen bir ailenin torunu olduğunu, Ahıska'dan gelen dedelerinin hikayelerini, ağıtlarını dinleyerek büyüdüğünü anlattı.

Bir gecede, bir saat içinde insanlardan evlerinin terk edilmesinin istendiğine dikkati çeken Kaynarca, o sürecin dram ve acı dolu olduğunu dile getirdi. Türkiye'de de 2 milyon 406 bin Suriyeli olduğunu, Türkiye'nin Ensar ruhuyla Suriyelilere sahip çıktığını anlatan Kaynarca, göçün sadece Türkiye'nin değil küresel bir sorun olarak ele alınması gerektiğini söyledi.

Kaynarca, "Göçmenlerin, yerinden edilmiş insanların sayısının dünya genelinde 200 milyonu aşkın olduğu düşünüldüğünde bu tablo çok vahim. Kimsenin evinden, barkından, yurdundan olmaması dileğiyle" diyerek sözlerini tamamladı.

TBMM Genel Kurulu'nda, işsizlikle ilgili MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay'ın sorusunu yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Lütfü Elvan, özellikle son yıllarda başta kadın olmak üzere iş gücüne katılım oranında yüksek bir artış olduğunu vurguladı.

Dünya geneliyle kıyaslandığında, Türkiye'deki iş gücüne katılım oranındaki artışın, özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında ön sıralarda yer aldığına işaret eden Elvan, yıllık iş gücüne katılım oranının 900 bine yaklaştığını belirtti. Elvan, şunları ifade etti:

"İş gücüne katılım oranı şu anda yüzde 52 seviyesinde. Yılda da ortalama 1 milyon civarında istihdam sağlanıyor. Dolayısıyla iş gücüne katılım oranındaki yüksek artıştan dolayı, doğrudur, işsizlik oranı yüzde 10'lar mertebesinde ama gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerle kıyaslandığında, özellikle istihdam yaratma açısından Türkiye'nin başarılı bir ülke olduğunu söylememiz mümkün. Özellikle Avrupa ülkeleri arasında istihdam yaratma açısından en başarılı ülke konumunda."

Yerinden söz alan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Şırnak Milletvekili Ferhat Encü'nün bulunduğu konuta saldırı yapıldığını öne sürerek, bu konuyla ilgili Meclis Başkanlık Divanının bir açıklama yapması gerektiğini belirtti.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök de Ferhat Encü'nün bulunduğu binanın emniyet güçlerince sarıldığını, kapılarının kırıldığını, bu durumu Encü'nün kendisine telefonda ilettiğini söyledi. Gök, "Bir milletvekilinin böyle tehdit edilmesi, özgürlüğünün kısıtlanması kabul edilemez. Ferhat Encü hangi gerekçeyle orada tutuluyor" diye sordu.

TBMM Başkanvekili Akif Hamzaçebi de Şırnak Valisi Ali İhsan Su'nun, bu yönde bir bilgisi olmadığını Meclis Başkanı'na söylediğini aktararak, "Elbette bir milletvekiline yapılan böyle bir işlem varsa bu asla kabul edilemez ama Vali böyle bir bilgi olmadığını söylüyor" dedi.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı, bazı illerdeki sokağa çıkma yasağı uygulamasının, PKK'nın temmuz ayından itibaren yeniden silaha sarılıp, teröre başvurmasının yan ürünü ve sonucu olduğunu dile getirdi. Bostancı, devletin terörle mücadeleyi herkesin hayat hakkına azami dikkat göstererek sürdürmeye çalıştığını kaydetti.

HDP Hakkari Milletvekili Nihat Akdoğan, dün Genel Kurul'da, AK PARTİ Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu'na yönelik "makul Kürt" yerine "AKP'nin makul Kürdü" demek istediğini belirtti.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Bostancı, "Bendense, aynı çizgideyse, kabul edilebilir Kürt ama benden değilse, biat eden, uygun olmayan, kabul edilmez Kürt. Faşizan, totaliter, kendisinden olmayanları dışlayan aşağılayıcı dilden kaçınmak gerekir" ifadelerini kullandı.

Baluken de yeniden söz alarak, "Biat etmiş Kürt tespitini yapmak siyasi eleştiridir. Tamamen dışlayan, hedefleştiren, kendinden olmayana yaşam hakkı tanımama anlamına gelmemektedir" diye konuştu.

AK PARTİ Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, devletin, PKK terör örgütüyle 30 yıldan fazla süren mücadelesinin savaş değil, çeteyle, terörle mücadele olduğunu söyledi.

HDP, Danışma Kurulu toplanamadığı için "Diyarbakır, Suruç ve Ankara katliamlarının araştırılması" amacıyla verilen Meclis Araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, Genel Kurul gündemine grup önerisi olarak getirdi.

Önerinin lehinde söz alan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, bu üç olayın, planlayanlar ve göz yumup, kollayanlar açısından birbiriyle bağlantılı katliamlar olduğunu savundu.

Baluken, olay yerlerine ilk saniyeden itibaren sağlık ekipleri yerine tomalı, gazlı polis ekiplerinin gittiğini, yapılan gazlı müdahaleden dolayı nefessiz kalarak yaşamını yitirenlerin olduğunu ileri sürdü.

Diyarbakır'daki olayın üzerine gidilmediği için Suruç, sonra Ankara katliamlarının olduğunu ifade eden Baluken, "Diyarbakır, Suruç, Ankara, aynı hücrelerden çıkan kardeş faillerdir" dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, öneri lehindeki konuşmasında, "IŞİD'ten korktuğunuz için Rus uçağını düşürdünüz. 'IŞİD sen bize dokunma, Rusya size saldırıyor, ben Rusya uçağını düşürüyorum' dediniz" görüşünü savundu.

AK PARTİ Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, eli kanlı terör örgütünün, bölgedeki Kürt vatandaşlarına zulmettiğini, asker, polis, doktor, sağlık çalışanlarını şehit ettiğini, yatırım yapan iş adamlarının iş makinelerini ateşe verdiğini söyledi. Tunç, "O zulmü sona erdirmek için devletimizin 30 yıldan fazla mücadelesi savaş değil, çeteyle, terörle mücadeledir. İkide bir çıkıp, savaş olarak nitelemek yanlıştır. HDP bundan vazgeçmeli" diye konuştu.

Tunç, HDP'nin önergesinin, olayları araştırmayı değil Türkiye'nin DAEŞ ile irtibatlı bulunduğuna yönelik kara propaganda olduğunu söyledi.

Her üç olayda da DAEŞ bağlantılarının çıktığını ifade eden Tunç, "bu olayların arkasında devlet var" suçlamasının, terör örgütlerini perdelemekle, onları aklamakla aynı anlama geldiğini belirtti.

Tunç, artık 1990'lı yılların hükümetinin olmadığını kaydederek, hangi terör örgütü olursa olsun, üzerine kararlılıkla giden bir devlet, arka planı açığa çıkarmaya çalışan hükümet olduğunu vurguladı. Devletin kurumlarını, adli makamları, güvenlik teşkilatını seferber eden bir ülkeyi suçlamanın haksızlık olduğunu dile getiren Tunç, DAEŞ ile mücadele eden Türkiye'yi, bu örgütle irtibatlandırıp, destek verdiği iddialarının asılsız olduğunu belirtti.

Öneri aleyhinde söz alan CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, "Türkiye IŞİD'i" diye bir örgüt tanımlanamazsa, TCK uyarınca da işlem yapılamayacağını belirtti. Tanrıkulu, "Türkiye IŞİD'ini", Emniyet Genel Müdürlüğünün 2015'e kadar terör örgütü listesine almadığını savundu. Tanrıkulu,"Terör örgütü listesine alsaydınız, bu kişileri eylem yapmadan da yakalayabilirdiniz. 2012'den beri IŞİD'in Türkiye'deki faaliyetlerini görmezden geldiniz, hoş gördünüz. Bu hükümet destek oldu, niye; Şam'daki rejim nedeniyle. Ortaklığınız, parmağınız yoksa bir komisyon kuralım, parlamentonun da üzerine gideceği inancı yaratalım" değerlendirmesini yaptı.

HDP Grup Başkanvekili Baluken, sataşma gerekçesiyle söz alarak, bilgisayar üzerinden bir görüntü gösterip, "Burası Beyrut, Şam, Kobani değil, Sur. Mahalle arasında tanklar alanları bombalıyor" dedi.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı da Baluken'in, halkına karşı eyleme geçen bir devlet tanımlaması yapmasının talihsiz, son derece yanlış, bölgedeki gerçeği ters yüz eden bir ifade olduğunu söyledi.

Bostancı, devletin, aynı zamanda bu çatının altında görev yapan HDP'nin de devleti olduğunun altını çizerek, devletin, halkını tehlike görmediğini, PKK tehlikesi bulunduğunu kaydetti.

Konuşmaların ardından HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Genel Kurul'da, 2016 Yılı Merkezi Yönetim Geçici Bütçe Kanunu Tasarısı üzerinde görüşmelere geçildi.

Tasarının tümü üzerinde HDP Grubu adına söz alan Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, AK PARTİ iktidarının dış politikadaki yanlışlarının Türkiye'yi birçok açıdan etkilediğini savundu.

Yanlış dış politikalardan kaynaklı olarak İsrail, Suriye, Irak, İran, Mısır gibi komşu ülkelerle ve son olarak Rusya'yla yaşanan problemlerin, Türkiye ekonomisi açısından ihracat ve ithalat dengesini bozduğunu, dövizdeki oynamalar nedeniyle ülkenin emeği ve kaynaklarının artan faiz ve dış borçlara gittiğini öne süren Yıldırım, "Neredeyse iyi niyet ilişkisine sahip olduğumuz komşu ülke kalmamış. Bu durum sadece güvenlik, savunma ve dış ilişkileri zedelemekle yetinmemiş aynı zamanda ekonomik açıdan da dış ticaret dengesini ülkemiz açısından altüst etmiştir" dedi.

AK PARTİ iktidarının 13 yıllık yanlış ekonomi politikalarının sonuna gelindiğini, ekonomide yaratılmış olan yapay bahar sürecinin tamamlandığını savunan Yıldırım, "Önümüzdeki dönemde Türkiye'yi sadece demokrasi, özgürlükler, barış ve sosyal ilişkiler açısından değil, ekonomide de kötü günler bekliyor" diye konuştu.

MHP Samsun Milletvekili Erhan Usta, Türk ekonomisinin birinci temel sorununun mal ve finansman açısından büyük ölçüde dışa bağımlılık olduğunu söyledi.

AK PARTİ'nin 13 yıllık iktidarı döneminde enerji arz açığıyla ilgili kayda değer bir gelişme yaşanmadığını belirten Usta, şunları kaydetti:

"Geçici bütçe, maalesef ülkenin temel ve yapısal sorunlarını aşmaya yönelik herhangi bir unsur içermemektedir. Geçici bütçe kanununun oturduğu makroekonomik çerçeve belirsizdir. 2016 yılı ilk çeyreğinde nasıl bir büyüme, nasıl bir dış ticaret hacmi, ne kadar enflasyon öngörülüyor, bu konuya ilişkin hükümetin ortaya koyduğu ne bir varsayım ne bir senaryo ne de bir tahmin vardır. Nasıl bir dış ekonomik konjonktür esas alınmıştır, bu belli değildir.

Parlamentonun bütçe hakkı çerçevesinde bakıldığında da TBMM'nin ne kadar gelir karşılığında tasarıyla öngörülen ödenekleri onaylayacağını bilmek hakkı vardır. Geliri bilmeden Parlamentoda sadece harcamaların görüşülmesi, Meclis'in bütçe hakkının ihlali anlamına gelmektedir."

CHP İzmir Milletvekili Zekeriya Temizel, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, geçici bütçe yapmak yerine süreleri sıkıştırarak 2016 yılı bütçesinin görüşülmesini genel başkanlara önerdiğini, ancak CHP Genel Başkanı'nın konuyla ilgisi olmayan nedenlerle bu öneriyi kabul etmediğini söylediğini anımsattı.

"Sayın Genel Başkanımızın konuyla ilgili olmadığı söylenen önerisi, aslında, konunun tam da özüydü" diyen Temizel, "Biz 'bütçeyi sıkıştırarak görüşülmesini yapmayalım' demedik. 'Bütçeyi sıkıştıracaksak, hiç değilse yapılmış uygulamalarla ilgili olarak kesin hesap kanun tasarılarını rahat rahat özel bir komisyonda, kesin hesap komisyonunda inceleyelim' dedik. Olay bundan ibaret" diye konuştu.

Türkiye ekonomisinin 2014 yılı itibarıyla 444 milyar 909 milyon dolarlık cari açık biriktirdiğini ifade eden Temizel, "Yani biz her yıl ortalama olarak 40 küsur milyar dolar cari açık veriyoruz. Dış ticaret açığımız daha korkunç vaziyette, 588 milyar dolar. Dış ticarette sürekli açık veriyoruz. Yani döviz kazandırıcı işlemimiz yok, ekonomimizi büyütmek için sürekli olarak borç bulup bu açıkları kapatmak zorundayız" dedi.

Geçici bütçenin 2015 yılının sadece üç aylık ödeneklerini belirli oranlarda artırarak kullanmaktan başka bir özelliği olmadığını dile getiren Temizel, bu bütçeyle kazanılan zamanın daha sonraki bütçe görüşmeleri sırasında değerlendirilmesinin önemli olduğunu kaydetti.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili Mehmet Muş, AK PARTİ bütçelerinde her zaman insanı merkeze alan bir yaklaşım sergilendiğini kaydetti.

Günü kurtarma basitliğine kapılmadıklarını, mali disiplinden taviz vermediklerini, bütçe dengesini kırılgan olmaktan çıkardıklarını ifade eden Muş, "Sanal refahı reddettik, reel büyümeyi merkeze aldık. 24 çeyrektir Türkiye tüm engellemelere rağmen kesintisiz büyümektedir" dedi.

AK PARTİ'nin 13 bütçenin tamamını realize ettiğini ve bunların tamamının sonuçlarının alındığını dile getiren Muş, "Enflasyon canavarı artık televizyonlardan ve gazetelerden kayboldu. Türkiye, AK PARTİ ile tek haneli enflasyonla tanıştı" diye konuştu.

Türkiye'nin ikinci atılım döneminin başladığını ifade eden Muş, çok daha üretken, ihracat yapan ve hızlı büyüyen bir ekonomik yapıya ulaşılacağını, üretim kapasitesinin çok daha artacağını dile getirdi.

AK PARTİ dönemlerinde ülkenin tamamına yatırım yapıldığını belirten Muş, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine yapılan hastane ve okullardan örnekler gösterdi.

Öte yandan, AK PARTİ Bursa Milletvekili İsmail Aydın, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyeliğine seçildi.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***