2020-07-08 - 16:18
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, barolara ilişkin düzenlemeleri de içeren Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin ilk 2 maddesi kabul edildi.
Başkanvekili Adan, üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.
İYİ Parti İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, doğal afetlere karşı hazırlık konusuna değindi.
Hükümetin doğal afetlere karşı önlem almasının gerektiğini belirten Nuhoğlu, bu kapsamda inşaat mühendislerinin önemine işaret etti. Türkiye'de 150 bin inşaat mühendisinin bulunduğunu, üniversitelerden her yıl 10 bin inşaat mühendisinin mezun olduğunu kaydeden Nuhoğlu, kaliteli mühendislerin yetişmesi için sınav sisteminin gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
AK Parti Bursa Milletvekili Refik Özen, Srebrenitsa soykırımın 25. yılına ilişkin görüşlerini dile getirdi. Bosna Hersek'te Sırplar tarafından binlerce insanın öldürüldüğünü kaydeden Özen, bu ölümlerin bütün dünyanın gözü önünde gerçekleştiğini vurguladı.
CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır da seçim bölgesindeki sorunlara değinerek, yaklaşık 4 milyon insanın Mersin ve çevresinde yaşadığını, ancak kentte bir havaalanı olmadığı için vatandaşların Adana'ya gitmek zorunda kaldığını belirtti. Havaalanındaki altyapı inşaatının yaklaşık 7 yıldır devam ettiğini kaydeden Başarır, bir an önce açılarak halkın hizmetine sunulmasını istedi.
Daha sonra grup başkanvekilleri söz aldı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, Çorlu'daki tren kazasının üzerinden iki yıl geçtiğini anımsatarak "Davanın üstünü kapatma ve oyalama çabaları ailelerin sinirlerini altüst etmiş durumdadır. Yakınlarını kaybetmiş bu aileler sadece adalet bekliyor, mağduriyetlerini hakkaniyete dönüştürmek istiyor. Acılı ailelere daha fazla acı yüklemeyin. İnsanların acılarına saygı duymayı öğrenin, adaleti eksiksiz işletin." ifadelerini kullandı.
Hasankeyf'in son haline ilişkin görüşlerini de açıklayan Dervişoğlu, şunları kaydetti:
"Batman'da yapılan Ilısu Barajı ve HES projesinden nasibini alarak etkilenen tarihi Hasankeyf ilçesinin yeni yüzü dün basına yansıdı. Rant ve AK Parti'nin tarih ve yeşil kıyımına kurban edilen bir antik kent ile karşılaştık. Baraj nedeniyle 70 binden fazla kişi yerlerinden edildi. Hala keşfedilmemiş arkeolojik zenginlikler, evlerle birlikte yutuldu. Hasankeyf sadece ülkemizin değil tüm dünyanın ilgiyle takip ettiği bir tarih mekanıdır. Öyle ki, dünya kamuoyu bu kıyıma sessiz kalamamış ve uluslararası camianın gündeminde de bu olay geniş yer bulmuştur. Sayın Cumhurbaşkanı nasıl ki 'biz İstanbul'a ihanet ettik' dediyse aynı itiraf ileride Hasankeyf için de gelecektir ama iş işten geçmiş olacaktır. Tarih sizi hiçbir zaman affetmeyecektir."
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül de Çorlu tren kazasına ilişkin devam eden yargı sürecinin adalet beklentilerine cevap vercek şekilde tecelli etmesini beklediklerini söyledi.
Bülbül, Peşmerge güçlerinin Kerkük'te hakimiyet kurmak istediğini ve Suriye sınırından kurulması planlanan terör devletinin bir parçası olduğunu ifade etti. Bülbül, "Peşmergenin Kerkük'te faliyet göstermesi Irak Anayasası'na aykırıdır. Erbil'deki yönetim ile merkezi Bağdat hükümeti arasındaki anlaşma Türkiye'nin bölgede yaptığı Pençe Harekatı gibi operasyonlarına cevap niteliği taşıyor. Bu faaliyetler er ya da geç akamete uğrayacaktır."
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş da HDP Yerel Yönetimler Kurulu Üyesi Sevil Rojbin Çetin'in işkenceye maruz kaldığını ve yaşanan işkence vakalarının sembolü olduğunu iddia etti. Beştaş, Çetin'in işkenceden sonra 10 gün gözaltında tutulduğunu, bununla işkence izlerini yok etmek ve işkencenin meşrulaştırılmak istendiğini ileri sürdü.
Beştaş, barolara ilgili yasa teklifi hakkında görüşlerini açıklarken HDP'li diğer milletvekilleriyle toplu olarak ayakta ve ortak metni okumaya başladı. Meclis Başkanvekili Celal Adan, bu tavrın usule aykırı olduğunu ifade ederek birleşime ara verdi.
Aranın ardından CHP Grup Başkanvekili Enin Özkoç, yerinden söz aldı. Özkoç, hükümetin halkın sorunlarını bir tarafa bırakarak sosyal medyaya kelepçe vurduğunu, barolar ve güvenlik soruşturmasıyla ilgilendiğini ileri sürdü.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan da 2 yıl önce yaşanan Çorlu tren kazasında yakınlarını kaybeden ailelerin acılarını paylaştıklarını vurguladı.
Genel kurulda görüşülecek barolara ilişkin yasa teklifine de değinen Turan, düzenlemeyle barolarda demokratik temsili sağlamayı amaçladıklarını belirtti.
Teklifin sadece çoklu baro olarak görülmemesi gerektiğine dikkati çeken Turan, düzenlemeyle avukatların sorunlarının çözümünün de hedeflendiğini dile getirdi.
TBMM Genel Kurulunda bugün, barolara ilişkin düzenlemeyi de içeren Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlanacak.
Genel Kurulda, AK Parti'nin gündem ve çalışma saatlerine ilişkin grup önerisi kabul edildi.
Önergeyle, barolara ilişkin düzenlemeyi de içeren Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, gündemin ilk sırasına alındı.
Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile TSK Disiplin Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi de gündemin ön sıralarına çekildi.
Genel Kurul, normal çalışma günlerinin dışında cuma ve cumartesi, bu teklifleri yasalaştırmak için mesai yapacak.
Ayrıca bazı uluslararası sözleşmelere ilişkin kanun teklifleri de gündemin ön sıralarına alındı.
Öte yandan, Genel Kurulda, İYİ Parti'nin "Sivas ve Başbağlar katliamları"; HDP'nin "RTÜK cezaları" ve CHP'nin "Sakarya'da havai fişek fabrikasında meydana gelen patlama" ile ilgili verdiği araştırma önergelerinin ön görüşmelerinin bugün ele alınması önerileri kabul edilmedi.
Muhalefet milletvekilleri, RTÜK ile ilgili araştırma önergesinin görüşmelerinde, bazı televizyon kanallarına verilen kapatma cezalarını eleştirdi.
AK Parti Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey, RTÜK'ün tarafsız kamu kurumu niteliğinde olduğunu belirterek, RTÜK'ün kimseden talimat almadığını, çünkü RTÜK üyelerinin TBMM tarafından seçildiğini anımsattı.
Kapatma cezası verilen kanallarda kullanılan bazı ifadeleri aktaran Canbey, "Sınır güvenliğini sağlamaya çalışan Mehmetçiği işgalci olarak gösteriyorsunuz, bunu milletimiz kabul etmez. Basın özgürlüğü sınırsız mıdır? 'AK Parti'ye karşı silahlı ya da silahsız mücadele etmeliyiz' sözü eleştiri midir? Bunlar, yalanı körükleme timi gibi çalışıyor." ifadelerini kullandı.
AK Parti ve MHP milletvekillerince hazırlanan Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine TBMM Genel Kurulunda başlandı.
Teklifin tümü üzerindeki görüşmelere geçilmeden önce CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ve HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, düzenlemenin TBMM İçtüzüğü ve anayasaya aykırı bir şekilde görüşüldüğünü iddia ederek, usul tartışması açılmasını istedi.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, kanun teklifinin TBMM Adalet Komisyonuna zamanında sevk edildiğini, milletvekillerine verilen 48 saatlik sürenin de aşıldığını belirtti. Can, teklif görüşmelerinde İçtüzük ve Anayasa'ya aykırı bir durumun olmadığını belirtti.
Usül tartışmalarının ardından, teklifin tüm üzerindeki görüşmelere geçildi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, "Teklif ile 2 bin avukatın bir araya gelmesiyle oluşacak her baro, belirli bir siyasal kampa dahil olacaktır. Ya da belirli ideolojik saiklerle hareket edecektir. Bu değişiklikle birlikte siyasallaşmış ve kamplaşmış yargı kurumu içinde bağımsız kalmayı başarabilmiş barolar da aynı çukurun içine sürüklenmektedir." dedi.
Müstakil ve siyasallaşmış baroların anayasaya aykırı olduğunu ileri süren Dervişoğlu, "Siyasilerin müdahil olduğu, bir telefon ile hukuka aykırı tutuklamaların yapıldığı, hukuka aykırı tahliyelerin gerçekleştiği, sokaktaki vatandaşın artık yargı erkine güven duymadığı, Türk adalet sistemi mevcut. Siyasallaşmış barolar, bu sistemde hakimlerin karar alma mekanizmalarını etkileyecek ve hakkaniyete uygun hüküm vermelerine engel olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, çoklu baro ile barolara siyasetin karışacağını söyleyenleri hayretle izlediklerini belirterek, "Bunu söyleyenler, bugün özellikle 3 büyükşehir barosunun siyasi faaliyetten başka bir şey yapmadığını, milletimizin kaderini ilgilendiren meselelerde, milleti ve devleti ile beraber olmak yerine, karşısında saf tutanlarla beraber olduğunu görmezden gelmektedirler." diye konuştu.
Bülbül, bu yapıların, baroları muhalif örgütler olarak tanımladıklarını ve kendi düşünceleri dışındaki baroları "yandaş" olarak nitelendirdiklerini vurguladı.
Bu anlayışta olanların, baroların anayasayla ve kanunla belirlenen hak ve sorumluluklarını kabullenmediklerini belirten Bülbül, "Unutulmamalıdır ki bütün barolar anayasa, yasa, ilgili yönetmeliklere ve kamu kurum niteliğine uygun hareket etmek mecburiyetindedir. Hiçbir baro kendi hukukunu oluşturma, bunu uygulama imkanına sahip değildir ve olamayacaklardır." ifadesini kullandı.
Bülbül, teklifin, baroları daha demokratik zemine taşıyacağını, mesleki veya demokratik olarak himaye edilemeyecek derecede malul hale gelmiş olan 3 büyükşehir barosundaki durumu daha elverişli ve mesleğe daha fazla hizmet eder hale getireceğine inandıklarını vurguladı. Bülbül, Türkiye Barolar Birliğinde, büyüğünden küçüğüne bütün baroları etkin ve değerli kılacak demokratik bir yapının oluşmasını arzu ettiklerini, düzenlemeyle bunu hayata geçirmek istediklerini söyledi.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, baroların, "hala anayasa ve hukukun üstünlüğünü savunduğu için hedef alındığını" iddia etti.
Baroların, "hukukun siyasetini" yaptığını dile getiren Beştaş, iktidarın, kendisine bağlı yeni barolar kuracağını savundu.
Beştaş, "İktidar 'Ben İstanbul, Ankara ve İzmir barosunda yönetimi ele geçiremiyorum, orada benden değil hak ve özgürlüklerden yana olanlar kazanıyor.' diyor. Delege sistemi değiştirilerek, Feyzioğlu ya devam ettirilecek ya da yeni Feyzioğlu bulunacak." dedi.
Çoklu baro sistemiyle yargının "her alandaki ayrımcı yaklaşımını avukata göre de yapacağını" öne süren Beştaş, "Barolar bağımsız olmalıdır. İktidar partisine sesleniyorum: Yol yakınken bu teklife 'evet' demeyin." diye konuştu.
CHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, kişisel ihtiyaçlara göre değil ülkenin ihtiyaçlarına göre yasama yapılması gerektiğini söyledi.
"Türkiye ihtiyaç duyduğu için değil Erdoğan ihtiyaç duyduğu için yasa çıkarılıyor" iddiasında bulunan Emre, "Bu ülkede hukuk fakültesi dekanlarının yüzde 20'si hukukçu değil. Düzeltecekseniz eğitim sistemini düzeltin." dedi.
Türkiye'de bu düzenlemeyi isteyen baro başkanının olmadığını öne süren Emre, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yargının üç unsuru var: Hakim, savcı, avukat. Şimdi siz üçüncüyü de ele geçirmeye çalışıyorsunuz. Siz kendinize dikensiz gül bahçesi yapmaya çalışıyorsunuz. Türkiye için yapmaya çalıştığınız hiçbir şey yok. Bu teklif geçtikten sonra AKP'li, CHP'li, HDP'li, MHP'li baro diyecekler, sonra sonra Alevi, Sünni baro diyecekler. Bu bölücülüktür. Ülke menfaatine bu kadar aykırı iş yapmayın."
CHP Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, bir ilde bir baro olması gerektiğini ifade ederek, "Çünkü kamu tüzel kişisi bölünmez. Anayasaya açıkça aykırı. O zaman İstanbul'da bazı televizyon sahipleri bir araya gelsin kendi RTÜK'lerini kursun. Avukatların serbestçe, güçlü şekilde görevini yapabilmesi için bağımsız ve güçlü bir baroya üye olması gerekir. Baroları bölerseniz savunmayı alçaltırsınız. Bu teklif kanunlaşırsa bu tarihe de adalete de ihanettir." değerlendirmesinde bulundu.
Baroların bölünmesiyle meslek etiğinin yok olacağını öne süren Erkek, baroların, tarihi boyunca devlete, idareye karşı vatandaşı koruduğunu anlattı.
Erkek, vatandaşın, mahkemelerde kamu gücünden korkmayacak, kendini serbestçe temsil edecek avukatlar istediğini kaydederek, "Güçlü avukat, güçlü baroyla olur ama iktidarınızın bağımsız, güçlü yapılara karşı sorunu var. Bağımsız yargı, bağımsız baro, bağımsız Merkez Bankası, bağımsız RTÜK, TÜİK istemiyorsunuz. Onun için bağımsızlığı ve özgürlüğü zedeliyorsunuz. Çoklu baro vatandaşa yapılan bir kötülük olacak. Barolar asla siyaset yapmıyor, barolar insan hakları ve hukukun üstünlüğü mücadelesi yapıyor." diye konuştu.
AK Parti Grubu adına söz alan Grup Başkanvekili Cahit Özkan, düzenlemeyle ilgili bilgi verdi.
AK Parti ve MHP grupları olarak adım adım, aşama aşama, iğneden ipliğe kılı kırk yararak hazırlanan teklifin kamuoyunun önüne getirildiğini ifade eden Özkan, "Hakimiyet, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir; baroların, hukuk derneklerinin, avukatların değildir." dedi.
Özkan, 200'ün üzerinde milletvekilinin TBMM Adalet Komisyonunda teklifle ilgili görüş ve önerilerini paylaştığını; komisyonun içtüzük ve anayasa aykırılık iddialarını değerlendirdiğini ve kanun teklifini kabul ettiğini anımsattı. Özkan, şunları kaydetti:
"130 bin avukat var. Artan avukat sayısı İstanbul, Ankara ve İzmir'de yoğunlaşmış. Artan avukat sayısı barolarla üyelerinin ilişkisinin kopmasına neden olmuş. Meslek içi eğitimde yetersizlikle karşı karşıya kalmışlar. Barolar, yasada ve anayasadaki görevlerini yerine getirememektedir. Düzenlemeyle büyükşehirlerde avukat-baro rabıtasının tahkim edilmesi amaçlanmaktadır.
Derin ve paralel yapılar her zaman demokrasiden, çoğulculuktan, temsilden korkar. Bu noktada katılımcılığın, çoğulculuğun, demokratik temsilin önünü açıyoruz. Bu teklifin FETÖ projesi olduğu içi boş bir iddiadır. Bizim hayalimiz bu ülkede çoğulcu, katılımcı, demokratik temsille meslek odası yapılanmalarıdır. Bu ülkenin birliğini, beraberliğini, kardeşliğini sağlamaktır."
Teklifin birinci bölümü üzerinde söz alan İYİ Parti Aksaray Milletvekili Ayhan Erel, düzenlemenin neden geldiğine bir anlam veremediklerini belirterek "Türkiye işsizliği, açlığı ve diğer sorunları çözdü de yapacak bir iş kalmadığı için mi bu düzenleme gündeme geldi? Bunu anlamak mümkün değil. Vatandaşlara bunu izah edemiyoruz." dedi.
MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, baroların, avukatların müşterek menfaatleri doğrultusunda çalışması ve üyelerinin mesleki gelişimini sağlaması gerektiğini söyledi.
Kanun teklifine muhalefet eden baroların, kendilerini haklı gösterebilmek ve taraftar toplayabilmek için günlerdir mevzuata aykırı davrandığını, kanuni görev tanımlarının dışında hareket ettiğini belirten Öztürk, "Örneğin 'Çoklu baroyla barolar siyasallaşıyor.' deniyor. Zaten, şimdi, muhalefet eden baro yönetimleri siyasallaşmış değil mi? Görev alanlarını unutup devlet yönetimine ayar vermeye, muhalefet partisi gibi davranan hatta, hatta Diyanet İşleri Başkanı'nın dini değerlerimizle ilgili sözlerini aşağılayacak kadar ülke gerçeklerine yabancılaşmış baro yönetimleri yok mu?" diye sordu.
HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç, devletin yasama, yürütme ve yargı organlarından oluştuğuna işaret ederek "Ancak Türkiye'de yargı, yargı olmaktan çıkarak vasfını yitirmiştir. Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala örnekleri ortada." görüşünü savundu.
CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, AK Parti'nin adliyeleri böldüğünü şimdi de sıranın barolara geldiğini iddia etti. Adliyelerin cemaat ve tarikatlar tarafından paylaşıldığını ileri süren Tezcan, "Adliyeler Hakyolcular, Süleymancılar ve Menzilciler diye ayrılmış. Baroları bölmek, ülkeyi bölmenin başka adıdır. Camiye, kışlaya, okula, adliyeye siyaseti sokmayın. Bunun için itiraz ediyoruz." ifadelerini kullandı.
AK Parti İzmir Milletvekili Hamza Dağ, barolarla ilgili teklifi, "vatana ihanet" olarak eleştirilmesini doğru bulmadığını, kullanılan ifadelerde daha dikkatli olunması gerektiğini kaydetti.
AK Parti'nin 18 yıldır ülkeye hizmet ettiğini anımsatan Dağ, "Bu teklifle, barolar arasında daha fazla avukatı kendi bünyesinde tutmak için rekabet ortaya çıkacak. Adalet ve daha iyi hizmet yapma rekabeti olacak." dedi.
Baro başkanlarının yürüyüşüne de değinen Dağ, "Barolar, meslektaşlarının sorunları için yürümediler. Peki şimdi niye yürüdüler? Çünkü şimdiye kadar daha az ama örgütlü azınlık, örgütsüz çoğunluğa tahakküm ediyordu. Ama bunlar bugünden sonra tahakküm edemeyeceklerdir." diye konuştu.
TBMM Genel Kurulunda, barolara ilişkin düzenlemeleri de içeren Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin ilk 2 maddesi kabul edildi.
Kabul edilen maddelere göre, aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde baroya yazılma talebi herhangi bir baroya yapılabilecek.
Aynı ilde birden fazla baro varsa avukatlık stajının ikinci 6 aylık kısmı, staj yapılan baroya kayıtlı bir avukatın yanında gerçekleştirilebilecek.
Öte yandan, İstanbul Bağımsız Milletvekili Ahmet Şık'ın, teklifin birinci bölümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşma sırasında, Şık ile AK Partili milletvekilleri arasında gerginlik yaşandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, Şık'a, konuşması sırasında "Cumhurbaşkanı'na hakaret ettiği" gerekçesiyle disiplin cezası verilmesini istedi.
TBMM Başkanvekili Celal Adan, Ahmet Şık'ın Genel Kuruldan geçici olarak 2 birleşim çıkarma cezası verilmesini işleme aldı.
Şık'ın 10 dakikalık kürsüden savunma hakkını, Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı, İstanbul Milletvekili Erkan Baş kullandı.
Konuşmasının sonunda da Baş ile AK Parti milletvekilleri arasında gerginlik yaşandı. Bunun üzerine Adan, birleşime ara verdi.
Aranın ardından Celal Adan, grup başkanvekilleriyle yapılan görüşme ile savunmadaki tutum ve davranışlar göz önünde bulundurularak, Şık'a, TBMM İçtüzüğü'nün 157'nci maddesine göre uyarı cezası verdiğini bildirdi.
Teklifin ikinci maddesinin kabul edilmesinin ardından TBMM Başkanvekili Adan, birleşimi saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
İYİ Parti İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, doğal afetlere karşı hazırlık konusuna değindi.
Hükümetin doğal afetlere karşı önlem almasının gerektiğini belirten Nuhoğlu, bu kapsamda inşaat mühendislerinin önemine işaret etti. Türkiye'de 150 bin inşaat mühendisinin bulunduğunu, üniversitelerden her yıl 10 bin inşaat mühendisinin mezun olduğunu kaydeden Nuhoğlu, kaliteli mühendislerin yetişmesi için sınav sisteminin gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
AK Parti Bursa Milletvekili Refik Özen, Srebrenitsa soykırımın 25. yılına ilişkin görüşlerini dile getirdi. Bosna Hersek'te Sırplar tarafından binlerce insanın öldürüldüğünü kaydeden Özen, bu ölümlerin bütün dünyanın gözü önünde gerçekleştiğini vurguladı.
CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır da seçim bölgesindeki sorunlara değinerek, yaklaşık 4 milyon insanın Mersin ve çevresinde yaşadığını, ancak kentte bir havaalanı olmadığı için vatandaşların Adana'ya gitmek zorunda kaldığını belirtti. Havaalanındaki altyapı inşaatının yaklaşık 7 yıldır devam ettiğini kaydeden Başarır, bir an önce açılarak halkın hizmetine sunulmasını istedi.
Daha sonra grup başkanvekilleri söz aldı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, Çorlu'daki tren kazasının üzerinden iki yıl geçtiğini anımsatarak "Davanın üstünü kapatma ve oyalama çabaları ailelerin sinirlerini altüst etmiş durumdadır. Yakınlarını kaybetmiş bu aileler sadece adalet bekliyor, mağduriyetlerini hakkaniyete dönüştürmek istiyor. Acılı ailelere daha fazla acı yüklemeyin. İnsanların acılarına saygı duymayı öğrenin, adaleti eksiksiz işletin." ifadelerini kullandı.
Hasankeyf'in son haline ilişkin görüşlerini de açıklayan Dervişoğlu, şunları kaydetti:
"Batman'da yapılan Ilısu Barajı ve HES projesinden nasibini alarak etkilenen tarihi Hasankeyf ilçesinin yeni yüzü dün basına yansıdı. Rant ve AK Parti'nin tarih ve yeşil kıyımına kurban edilen bir antik kent ile karşılaştık. Baraj nedeniyle 70 binden fazla kişi yerlerinden edildi. Hala keşfedilmemiş arkeolojik zenginlikler, evlerle birlikte yutuldu. Hasankeyf sadece ülkemizin değil tüm dünyanın ilgiyle takip ettiği bir tarih mekanıdır. Öyle ki, dünya kamuoyu bu kıyıma sessiz kalamamış ve uluslararası camianın gündeminde de bu olay geniş yer bulmuştur. Sayın Cumhurbaşkanı nasıl ki 'biz İstanbul'a ihanet ettik' dediyse aynı itiraf ileride Hasankeyf için de gelecektir ama iş işten geçmiş olacaktır. Tarih sizi hiçbir zaman affetmeyecektir."
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül de Çorlu tren kazasına ilişkin devam eden yargı sürecinin adalet beklentilerine cevap vercek şekilde tecelli etmesini beklediklerini söyledi.
Bülbül, Peşmerge güçlerinin Kerkük'te hakimiyet kurmak istediğini ve Suriye sınırından kurulması planlanan terör devletinin bir parçası olduğunu ifade etti. Bülbül, "Peşmergenin Kerkük'te faliyet göstermesi Irak Anayasası'na aykırıdır. Erbil'deki yönetim ile merkezi Bağdat hükümeti arasındaki anlaşma Türkiye'nin bölgede yaptığı Pençe Harekatı gibi operasyonlarına cevap niteliği taşıyor. Bu faaliyetler er ya da geç akamete uğrayacaktır."
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş da HDP Yerel Yönetimler Kurulu Üyesi Sevil Rojbin Çetin'in işkenceye maruz kaldığını ve yaşanan işkence vakalarının sembolü olduğunu iddia etti. Beştaş, Çetin'in işkenceden sonra 10 gün gözaltında tutulduğunu, bununla işkence izlerini yok etmek ve işkencenin meşrulaştırılmak istendiğini ileri sürdü.
Beştaş, barolara ilgili yasa teklifi hakkında görüşlerini açıklarken HDP'li diğer milletvekilleriyle toplu olarak ayakta ve ortak metni okumaya başladı. Meclis Başkanvekili Celal Adan, bu tavrın usule aykırı olduğunu ifade ederek birleşime ara verdi.
Aranın ardından CHP Grup Başkanvekili Enin Özkoç, yerinden söz aldı. Özkoç, hükümetin halkın sorunlarını bir tarafa bırakarak sosyal medyaya kelepçe vurduğunu, barolar ve güvenlik soruşturmasıyla ilgilendiğini ileri sürdü.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan da 2 yıl önce yaşanan Çorlu tren kazasında yakınlarını kaybeden ailelerin acılarını paylaştıklarını vurguladı.
Genel kurulda görüşülecek barolara ilişkin yasa teklifine de değinen Turan, düzenlemeyle barolarda demokratik temsili sağlamayı amaçladıklarını belirtti.
Teklifin sadece çoklu baro olarak görülmemesi gerektiğine dikkati çeken Turan, düzenlemeyle avukatların sorunlarının çözümünün de hedeflendiğini dile getirdi.
TBMM Genel Kurulunda bugün, barolara ilişkin düzenlemeyi de içeren Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlanacak.
Genel Kurulda, AK Parti'nin gündem ve çalışma saatlerine ilişkin grup önerisi kabul edildi.
Önergeyle, barolara ilişkin düzenlemeyi de içeren Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, gündemin ilk sırasına alındı.
Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile TSK Disiplin Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi de gündemin ön sıralarına çekildi.
Genel Kurul, normal çalışma günlerinin dışında cuma ve cumartesi, bu teklifleri yasalaştırmak için mesai yapacak.
Ayrıca bazı uluslararası sözleşmelere ilişkin kanun teklifleri de gündemin ön sıralarına alındı.
Öte yandan, Genel Kurulda, İYİ Parti'nin "Sivas ve Başbağlar katliamları"; HDP'nin "RTÜK cezaları" ve CHP'nin "Sakarya'da havai fişek fabrikasında meydana gelen patlama" ile ilgili verdiği araştırma önergelerinin ön görüşmelerinin bugün ele alınması önerileri kabul edilmedi.
Muhalefet milletvekilleri, RTÜK ile ilgili araştırma önergesinin görüşmelerinde, bazı televizyon kanallarına verilen kapatma cezalarını eleştirdi.
AK Parti Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey, RTÜK'ün tarafsız kamu kurumu niteliğinde olduğunu belirterek, RTÜK'ün kimseden talimat almadığını, çünkü RTÜK üyelerinin TBMM tarafından seçildiğini anımsattı.
Kapatma cezası verilen kanallarda kullanılan bazı ifadeleri aktaran Canbey, "Sınır güvenliğini sağlamaya çalışan Mehmetçiği işgalci olarak gösteriyorsunuz, bunu milletimiz kabul etmez. Basın özgürlüğü sınırsız mıdır? 'AK Parti'ye karşı silahlı ya da silahsız mücadele etmeliyiz' sözü eleştiri midir? Bunlar, yalanı körükleme timi gibi çalışıyor." ifadelerini kullandı.
AK Parti ve MHP milletvekillerince hazırlanan Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine TBMM Genel Kurulunda başlandı.
Teklifin tümü üzerindeki görüşmelere geçilmeden önce CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ve HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, düzenlemenin TBMM İçtüzüğü ve anayasaya aykırı bir şekilde görüşüldüğünü iddia ederek, usul tartışması açılmasını istedi.
AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, kanun teklifinin TBMM Adalet Komisyonuna zamanında sevk edildiğini, milletvekillerine verilen 48 saatlik sürenin de aşıldığını belirtti. Can, teklif görüşmelerinde İçtüzük ve Anayasa'ya aykırı bir durumun olmadığını belirtti.
Usül tartışmalarının ardından, teklifin tüm üzerindeki görüşmelere geçildi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, "Teklif ile 2 bin avukatın bir araya gelmesiyle oluşacak her baro, belirli bir siyasal kampa dahil olacaktır. Ya da belirli ideolojik saiklerle hareket edecektir. Bu değişiklikle birlikte siyasallaşmış ve kamplaşmış yargı kurumu içinde bağımsız kalmayı başarabilmiş barolar da aynı çukurun içine sürüklenmektedir." dedi.
Müstakil ve siyasallaşmış baroların anayasaya aykırı olduğunu ileri süren Dervişoğlu, "Siyasilerin müdahil olduğu, bir telefon ile hukuka aykırı tutuklamaların yapıldığı, hukuka aykırı tahliyelerin gerçekleştiği, sokaktaki vatandaşın artık yargı erkine güven duymadığı, Türk adalet sistemi mevcut. Siyasallaşmış barolar, bu sistemde hakimlerin karar alma mekanizmalarını etkileyecek ve hakkaniyete uygun hüküm vermelerine engel olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, çoklu baro ile barolara siyasetin karışacağını söyleyenleri hayretle izlediklerini belirterek, "Bunu söyleyenler, bugün özellikle 3 büyükşehir barosunun siyasi faaliyetten başka bir şey yapmadığını, milletimizin kaderini ilgilendiren meselelerde, milleti ve devleti ile beraber olmak yerine, karşısında saf tutanlarla beraber olduğunu görmezden gelmektedirler." diye konuştu.
Bülbül, bu yapıların, baroları muhalif örgütler olarak tanımladıklarını ve kendi düşünceleri dışındaki baroları "yandaş" olarak nitelendirdiklerini vurguladı.
Bu anlayışta olanların, baroların anayasayla ve kanunla belirlenen hak ve sorumluluklarını kabullenmediklerini belirten Bülbül, "Unutulmamalıdır ki bütün barolar anayasa, yasa, ilgili yönetmeliklere ve kamu kurum niteliğine uygun hareket etmek mecburiyetindedir. Hiçbir baro kendi hukukunu oluşturma, bunu uygulama imkanına sahip değildir ve olamayacaklardır." ifadesini kullandı.
Bülbül, teklifin, baroları daha demokratik zemine taşıyacağını, mesleki veya demokratik olarak himaye edilemeyecek derecede malul hale gelmiş olan 3 büyükşehir barosundaki durumu daha elverişli ve mesleğe daha fazla hizmet eder hale getireceğine inandıklarını vurguladı. Bülbül, Türkiye Barolar Birliğinde, büyüğünden küçüğüne bütün baroları etkin ve değerli kılacak demokratik bir yapının oluşmasını arzu ettiklerini, düzenlemeyle bunu hayata geçirmek istediklerini söyledi.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, baroların, "hala anayasa ve hukukun üstünlüğünü savunduğu için hedef alındığını" iddia etti.
Baroların, "hukukun siyasetini" yaptığını dile getiren Beştaş, iktidarın, kendisine bağlı yeni barolar kuracağını savundu.
Beştaş, "İktidar 'Ben İstanbul, Ankara ve İzmir barosunda yönetimi ele geçiremiyorum, orada benden değil hak ve özgürlüklerden yana olanlar kazanıyor.' diyor. Delege sistemi değiştirilerek, Feyzioğlu ya devam ettirilecek ya da yeni Feyzioğlu bulunacak." dedi.
Çoklu baro sistemiyle yargının "her alandaki ayrımcı yaklaşımını avukata göre de yapacağını" öne süren Beştaş, "Barolar bağımsız olmalıdır. İktidar partisine sesleniyorum: Yol yakınken bu teklife 'evet' demeyin." diye konuştu.
CHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, kişisel ihtiyaçlara göre değil ülkenin ihtiyaçlarına göre yasama yapılması gerektiğini söyledi.
"Türkiye ihtiyaç duyduğu için değil Erdoğan ihtiyaç duyduğu için yasa çıkarılıyor" iddiasında bulunan Emre, "Bu ülkede hukuk fakültesi dekanlarının yüzde 20'si hukukçu değil. Düzeltecekseniz eğitim sistemini düzeltin." dedi.
Türkiye'de bu düzenlemeyi isteyen baro başkanının olmadığını öne süren Emre, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yargının üç unsuru var: Hakim, savcı, avukat. Şimdi siz üçüncüyü de ele geçirmeye çalışıyorsunuz. Siz kendinize dikensiz gül bahçesi yapmaya çalışıyorsunuz. Türkiye için yapmaya çalıştığınız hiçbir şey yok. Bu teklif geçtikten sonra AKP'li, CHP'li, HDP'li, MHP'li baro diyecekler, sonra sonra Alevi, Sünni baro diyecekler. Bu bölücülüktür. Ülke menfaatine bu kadar aykırı iş yapmayın."
CHP Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, bir ilde bir baro olması gerektiğini ifade ederek, "Çünkü kamu tüzel kişisi bölünmez. Anayasaya açıkça aykırı. O zaman İstanbul'da bazı televizyon sahipleri bir araya gelsin kendi RTÜK'lerini kursun. Avukatların serbestçe, güçlü şekilde görevini yapabilmesi için bağımsız ve güçlü bir baroya üye olması gerekir. Baroları bölerseniz savunmayı alçaltırsınız. Bu teklif kanunlaşırsa bu tarihe de adalete de ihanettir." değerlendirmesinde bulundu.
Baroların bölünmesiyle meslek etiğinin yok olacağını öne süren Erkek, baroların, tarihi boyunca devlete, idareye karşı vatandaşı koruduğunu anlattı.
Erkek, vatandaşın, mahkemelerde kamu gücünden korkmayacak, kendini serbestçe temsil edecek avukatlar istediğini kaydederek, "Güçlü avukat, güçlü baroyla olur ama iktidarınızın bağımsız, güçlü yapılara karşı sorunu var. Bağımsız yargı, bağımsız baro, bağımsız Merkez Bankası, bağımsız RTÜK, TÜİK istemiyorsunuz. Onun için bağımsızlığı ve özgürlüğü zedeliyorsunuz. Çoklu baro vatandaşa yapılan bir kötülük olacak. Barolar asla siyaset yapmıyor, barolar insan hakları ve hukukun üstünlüğü mücadelesi yapıyor." diye konuştu.
AK Parti Grubu adına söz alan Grup Başkanvekili Cahit Özkan, düzenlemeyle ilgili bilgi verdi.
AK Parti ve MHP grupları olarak adım adım, aşama aşama, iğneden ipliğe kılı kırk yararak hazırlanan teklifin kamuoyunun önüne getirildiğini ifade eden Özkan, "Hakimiyet, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir; baroların, hukuk derneklerinin, avukatların değildir." dedi.
Özkan, 200'ün üzerinde milletvekilinin TBMM Adalet Komisyonunda teklifle ilgili görüş ve önerilerini paylaştığını; komisyonun içtüzük ve anayasa aykırılık iddialarını değerlendirdiğini ve kanun teklifini kabul ettiğini anımsattı. Özkan, şunları kaydetti:
"130 bin avukat var. Artan avukat sayısı İstanbul, Ankara ve İzmir'de yoğunlaşmış. Artan avukat sayısı barolarla üyelerinin ilişkisinin kopmasına neden olmuş. Meslek içi eğitimde yetersizlikle karşı karşıya kalmışlar. Barolar, yasada ve anayasadaki görevlerini yerine getirememektedir. Düzenlemeyle büyükşehirlerde avukat-baro rabıtasının tahkim edilmesi amaçlanmaktadır.
Derin ve paralel yapılar her zaman demokrasiden, çoğulculuktan, temsilden korkar. Bu noktada katılımcılığın, çoğulculuğun, demokratik temsilin önünü açıyoruz. Bu teklifin FETÖ projesi olduğu içi boş bir iddiadır. Bizim hayalimiz bu ülkede çoğulcu, katılımcı, demokratik temsille meslek odası yapılanmalarıdır. Bu ülkenin birliğini, beraberliğini, kardeşliğini sağlamaktır."
Teklifin birinci bölümü üzerinde söz alan İYİ Parti Aksaray Milletvekili Ayhan Erel, düzenlemenin neden geldiğine bir anlam veremediklerini belirterek "Türkiye işsizliği, açlığı ve diğer sorunları çözdü de yapacak bir iş kalmadığı için mi bu düzenleme gündeme geldi? Bunu anlamak mümkün değil. Vatandaşlara bunu izah edemiyoruz." dedi.
MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, baroların, avukatların müşterek menfaatleri doğrultusunda çalışması ve üyelerinin mesleki gelişimini sağlaması gerektiğini söyledi.
Kanun teklifine muhalefet eden baroların, kendilerini haklı gösterebilmek ve taraftar toplayabilmek için günlerdir mevzuata aykırı davrandığını, kanuni görev tanımlarının dışında hareket ettiğini belirten Öztürk, "Örneğin 'Çoklu baroyla barolar siyasallaşıyor.' deniyor. Zaten, şimdi, muhalefet eden baro yönetimleri siyasallaşmış değil mi? Görev alanlarını unutup devlet yönetimine ayar vermeye, muhalefet partisi gibi davranan hatta, hatta Diyanet İşleri Başkanı'nın dini değerlerimizle ilgili sözlerini aşağılayacak kadar ülke gerçeklerine yabancılaşmış baro yönetimleri yok mu?" diye sordu.
HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç, devletin yasama, yürütme ve yargı organlarından oluştuğuna işaret ederek "Ancak Türkiye'de yargı, yargı olmaktan çıkarak vasfını yitirmiştir. Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala örnekleri ortada." görüşünü savundu.
CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, AK Parti'nin adliyeleri böldüğünü şimdi de sıranın barolara geldiğini iddia etti. Adliyelerin cemaat ve tarikatlar tarafından paylaşıldığını ileri süren Tezcan, "Adliyeler Hakyolcular, Süleymancılar ve Menzilciler diye ayrılmış. Baroları bölmek, ülkeyi bölmenin başka adıdır. Camiye, kışlaya, okula, adliyeye siyaseti sokmayın. Bunun için itiraz ediyoruz." ifadelerini kullandı.
AK Parti İzmir Milletvekili Hamza Dağ, barolarla ilgili teklifi, "vatana ihanet" olarak eleştirilmesini doğru bulmadığını, kullanılan ifadelerde daha dikkatli olunması gerektiğini kaydetti.
AK Parti'nin 18 yıldır ülkeye hizmet ettiğini anımsatan Dağ, "Bu teklifle, barolar arasında daha fazla avukatı kendi bünyesinde tutmak için rekabet ortaya çıkacak. Adalet ve daha iyi hizmet yapma rekabeti olacak." dedi.
Baro başkanlarının yürüyüşüne de değinen Dağ, "Barolar, meslektaşlarının sorunları için yürümediler. Peki şimdi niye yürüdüler? Çünkü şimdiye kadar daha az ama örgütlü azınlık, örgütsüz çoğunluğa tahakküm ediyordu. Ama bunlar bugünden sonra tahakküm edemeyeceklerdir." diye konuştu.
TBMM Genel Kurulunda, barolara ilişkin düzenlemeleri de içeren Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin ilk 2 maddesi kabul edildi.
Kabul edilen maddelere göre, aynı ilde birden fazla baronun bulunması halinde baroya yazılma talebi herhangi bir baroya yapılabilecek.
Aynı ilde birden fazla baro varsa avukatlık stajının ikinci 6 aylık kısmı, staj yapılan baroya kayıtlı bir avukatın yanında gerçekleştirilebilecek.
Öte yandan, İstanbul Bağımsız Milletvekili Ahmet Şık'ın, teklifin birinci bölümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşma sırasında, Şık ile AK Partili milletvekilleri arasında gerginlik yaşandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, Şık'a, konuşması sırasında "Cumhurbaşkanı'na hakaret ettiği" gerekçesiyle disiplin cezası verilmesini istedi.
TBMM Başkanvekili Celal Adan, Ahmet Şık'ın Genel Kuruldan geçici olarak 2 birleşim çıkarma cezası verilmesini işleme aldı.
Şık'ın 10 dakikalık kürsüden savunma hakkını, Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı, İstanbul Milletvekili Erkan Baş kullandı.
Konuşmasının sonunda da Baş ile AK Parti milletvekilleri arasında gerginlik yaşandı. Bunun üzerine Adan, birleşime ara verdi.
Aranın ardından Celal Adan, grup başkanvekilleriyle yapılan görüşme ile savunmadaki tutum ve davranışlar göz önünde bulundurularak, Şık'a, TBMM İçtüzüğü'nün 157'nci maddesine göre uyarı cezası verdiğini bildirdi.
Teklifin ikinci maddesinin kabul edilmesinin ardından TBMM Başkanvekili Adan, birleşimi saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
