2016-07-20 - 15:46
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığına toplandı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığına toplandı.

Görüşmelere geçmeden söz alan grup başkanvekilleri, Fethullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, FETÖ'nün darbe girişiminin başarıya ulaşamadığını belirterek, Türkiye'nin bir uçurumun kenarından döndüğünü söyledi. Akçay, toplumsal barışı, birlik ve beraberliği güçlendirecek eylem ve söylemde bulunulmasının her zamankinden daha büyük önem arz ettiğini dile getirdi.

15 Temmuz gecesi sadırıların doğrudan millete ve Türkiye Cumhuriyeti kurumlarına yapıldığına işaret eden Akçay, darbe girişimcilerinin devlet düşmanı tutumlarına karşı asker düşmanlığı yapılmaması ve yapılmasına izin verilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Akçay, kamu personellerinin görevden uzaklaştırılmasına ilişkin kamuoyunu aydınlatıcı açıklamaların yapılmasında fayda gördüklerini vurguladı.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök ise CHP olarak darbe girişimine karşı çok net bir tutum sergilediklerini, asıl tehlikenin bundan sonra geleceğini ifade etti. Gök, "Bir darbe girişiminin hem halk ile hem de Meclis'te bütün siyasi partilerce önlenmesi çok önemlidir, demokrasi adına büyük bir kazançtır. Bundan sonra atılacak adımlar da en az darbenin önlenmesi kadar önem taşımaktadır. Çok çeşitli yerlerden, şu anda yapılan kimi uygulamalarla ilgili çok rahatsızlıklar dile getirilmektedir. YÖK, bütün dekanların istifasını istemiştir. Böylesine bir tabloda, bütün dekanlar da zan altında kalmıştır." değerlendirmesini yaptı.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Türkiye'nin öteden beri konuştuğu ve tartıştığı derin yapılanmanın, askeriye içine çöreklenmiş terörist girişim şeklinde darbeyi organize ettiğinin ortaya çıktığını söyledi.

Bostancı, şöyle konuştu:

"Her darbe zayıfların işidir çünkü darbe marifetiyle, olağan yollarla temsilciliğini üstlenemedikleri millet iradesini almak isterler. Zayıflıkları da buradan kaynaklanır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, demokrasiye ve millet iradesine sahip çıkan herkes, başka yol ve yöntemlerle millet iradesine el koyma girişimini bünyesinde barındıran bu yapıya ve benzer yapılara karşı mutlaka her zaman uyanık olacaktır. Bu terörist girişime karşı milletimizin, siyasi büyüklerimizin, başta Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, muhalefet genel başkanları olmak üzere gösterdikleri direniş ve halkı meydanlara çağırmak son derece önemlidir."

HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, darbe girişimini kınarken, yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi. Demirel, darbenin sonuçlarının asla kabul edilemez olduğunu ifade ederek, buradan çıkış yolunun demokrasi ve özgürlüklerin yeniden inşasından geçtiğini kaydetti.

TBMM Genel Kurulu'nda, Uluslararası İşgücü Kanun Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler başladı.

Tasarın tümü üzerinde AK Parti Grubu adına söz alan Samsun Milletvekili Ahmet Demircan, milli egemenliği yok etmeye yönelik işgal ve darbelere karşı, anayasal düzeni koruma ve kollamanın her vatandaşın hakkı ve görevi olduğunu belirtti.

Milletin 15 Temmuz'da saldırıya uğrayan egemenliğini koruma hakkını kullandığını ve vazifesini layıkıyla yaptığını ifade eden Demircan, "Dün yaralıları, gazilerimizi ziyaret ettik. Her odaya girdiğimizde gözlerimizin dolmasını engelleyemedik. İşçi, memur, esnaf, insanımız, milletimizin ortalaması, o gün orada millet iradesine yapılan saldırının, katillerin karşısına dikilmiştir." dedi.

"Milletimiz görevini yaptı. Şimdi görev siyasete düşmektedir." diyen Demircan, ordunun millet iradesiyle olan ilişkisinin sistem olarak çok sağlıklı, çok açık, çok etkili kurulma zorunluluğu bulunduğunu kaydetti.

Suçlulara en ağır cezanın verilmesi gerektiğini vurgulayan Demircan, şunları söyledi:

"Bu konu sadece iktidarı değil bütün siyasi partilerimizi ilgilendirir. Darbe, Allah korusun, gerçekleşseydi hepimizi tek tek alıp toparlayacaklardı ve belki geçmiş darbelerde olanın çok daha ötesinde linç edilecektik, belki infaz edilecektik. Çünkü halkına ateş ettiren bir zihniyet, halkın üzerine tankı sürdüren bir zihniyet elbette ki halkın temsilcilerine karşı daha ağır davranacaktı. Şimdi, siyasete önemli görev düşmüştür. Bu sıcak etkilerinden elbette ki ülkeyi arındıracak çalışmaları yapmak zorundayız ama unutmayalım ki bir daha bu ülkede darbe yapmayı rüyasında görenleri kabus görmüş gibi uyanacak hale getirecek tedbirlerini almamız lazım. Millet egemenliğine yapılan saldırıların faturası ülkemiz için pek çok alanda çok ağır olmuştur. Ülke her darbede yıllarca geriye itilmiştir."

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı da kim tarafından yapılırsa yapılsın, kime yapılırsa yapılsın, darbeyi şiddetle lanetlediklerini kaydetti.

Türkiye'nin bu duruma nasıl geldiğinin mutlaka araştırılması gerektiğini ifade eden Atıcı, "Bu darbecilere her istediklerini kim verdi, bütün bunları mutlaka masaya yatırmamız ve bir daha Türkiye'nin bu duruma gelmesine engel olmamız gerekiyor." dedi.

Atıcı, şunları söyledi:

"TSK dün önemli bir basın açıklaması yaptı ve bazı önemli noktaları dile getirdi. Genelkurmay diyor ki 'Ben saat 16.00'da darbeyi duydum, anında toplandım, ilgili herkese anında bilgi verdim.' Şimdi, 15 Temmuz'da saat 16.00'dan sonra ilk uçak seslerinin duyulduğu saat 22.00'ye kadar geçen süre içerisinde kimin ne yaptığının çok iyi bilinmesi lazım. Peşinen kimseyi suçlamıyorum ama bu geçen süre zarfında, bu 6 saat içinde bu darbe girişimi önlenebilir miydi, bunu mutlaka masaya yatıracağız. Bu bilgilerin Sayın Cumhurbaşkanına ve Sayın Başbakana açık, net bir şekilde iletildiği buradan anlaşılıyor. Bu 6 saat zarfında neler olduğunu herhalde bu kadar önemli bilgilerden sonra ilgili makamların milletimize açıklaması bir zorunluluk haline gelmiştir."

HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp de her türlü askeri ve sivil darbeye karşı olduklarını belirterek, 15 Temmuz'da yaşanan darbe girişimini şiddetle kınadıklarını kaydetti.

"Darbeyi önleme adına gerçekleştirilen kişisel silahlandırma açıklamalarına, idam söylemlerine ve toplumda yaratılan linç kültürüne karşı olduğumuzu da belirtmek istiyorum." ifadelerini kullanan Yiğitalp, 15 Temmuz günü "Henüz 18 yaşında olan gençlere, farklı inanç gruplarına ve etnik kimliklere yapılan linç girişimlerini de kınayoruz." diye konuştu.

MHP Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor da FETÖ'nün darbe girişiminin yalnızca seçilmiş hükümeti, milletvekillerini değil, Türk milletinin tamamını hedef aldığını vurguladı.

Tor, demokrasinin uçurumdan döndüğünü belirterek, milli iradeye sürülmek istenen kara lekenin milletin azim ve kararlılığı ile engellendiğini bildirdi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin, "Fetullah Gülen, bu teröristbaşı, bu psikopat ne zaman Türkiye'ye gelirse bu ülkenin bir evladı olarak o kadar rahat edeceğimi ifade etmek istiyorum." dedi.

Soylu, TBMM Genel Kurulunda, Uluslararası İşgücü Kanun Tasarısı'nın tümü üzerinde hükümet adına söz aldı.

Tasarının çok daha uygun bir ortamda görüşülüp, konuşulup, tartışılmasını arzu ettiklerini ifade eden Soylu, ancak 15 Temmuz tarihinde yaşanan, demokrasiyi, milli birliği, toplumsal şuuru, geleceği ve Türkiye'nin büyümesini, zenginleşmesini, özgürleşmesini hedef alan bir darbe teşebbüsünden sonra bu tasarıyı görüştüklerini söyledi.

Ailesinin 1960 ve 1980 darbesini bizatihi yaşadığını belirten Soylu, şöyle devam etti:

"28 Şubat sürecinde ilçe başkanı olduğum, hemen akabinde de il başkanı olduğum süreçte, bizatihi tecrübe ettiğim, uzun yıllardan beri alfabeyi öğrendikten sonra ilk karşı çıktığımız meselenin demokrasinin kesilmesi olduğu, darbe olduğu, ailemizin bütün acılarının ve bütün yaşantılarının aslında bir Menderes metaforu üzerinden yürüdüğü ve Türkiye'de sivil siyasetin üzerine oturtulmuş büyük bir korku, travma olduğu bilinciyle bugünlere gelmiş bir şahısım.

İçinde bulunduğumuz Meclis, bizim İstiklal Mücadelemizin kahramanıdır. Dünyada hiçbir Meclis yoktur ki kendi İstiklal Mücadelesini kendisi yönetsin. Türkiye'de birçok kalkışma olmuştur, birçok asi hareket ve isyan olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi askerlerle kuşatılmış, 1960 darbesinde özgür iradesine el konulmuştur. Burada şu çok net ve açıktır ki ilk kez bu Fetullahçı Terör Örgütü yapılanması, bu alçaklar, haysiyetsizler, bu demokrasiye ve Türkiye'nin milli birliğine ve geleceğine kast edenler, özellikle Türkiye'de demokrasimizin ve geleceğimizin tecelligahı olarak nitelediğimiz bu Türkiye Büyük Millet Meclisini bombalamak suretiyle aslında sadece ve sadece Türkiye'de yönetimi ele geçirmeye çalışmamışlardır. Başka bir şey daha ortaya koymuşlardır. Demokrasiyi ortadan kaldırmaya, insanlarımızın kendini idare etme yeteneğini ortadan kaldırmaya çalışmışlardır."

Darbe girişimi olduğunda Mecliste olduklarını anlatan Soylu, Meclise gelen milletvekillerinin önünde saygıyla eğildiğini söyledi. "Çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük miras hür ve demokratik Türkiye'dir, Cumhuriyetimizin sahipliğidir ve bu ülkenin zenginliği ile büyüklüğüdür. Meclis direnmesi ile kahraman olurken bir diğer kahraman da aziz milletimizdir." diyen Soylu, dünyada demokrasiyi hak eden bir ülke ve millet varsa onun Türkiye, Türk milleti ve Meclisin kendisi olduğunu vurguladı.

Soylu, Menderes ve ailesinin başına ne geldiğini, darbelerde liderlerin başına neler geldiğini, milletvekillerinin hangi muamele ile karşı karşıya kaldığını bildiklerini belirterek, şunları söyledi:

"Darbecilerin ortaya koymuş olduğu o hareket kabiliyetini bir şekilde belirleyen bildiride, tüm sözde sıkıyönetim komutanlıklarına gönderdikleri bildiride, bütün milletvekillerinin gözaltına alınması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ortadan kaldırılması ve yönetime tam anlamıyla el konulması konusundaki kararlılık net ve açıktır. Hedefleri Türkiye'dir, hedefleri demokrasidir ve hedefleri Türkiye'nin ortaya koymuş olduğu ve etrafındaki coğrafyaya ve dünyaya bir şekilde vermeye çalıştığı anlayışı bir şekilde ortadan kaldırmaktır. Fetullah Gülen, bu teröristbaşı, bu psikopat ne zaman Türkiye'ye gelirse, bu ülkenin bir evladı olarak o kadar rahat edeceğimi ifade etmek istiyorum. Her birimizin kararlılığının olması lazımdır ve bunun Türkiye'ye getirilmesi, adalet makamlarına teslim edilebilmesi, yargılanabilmesi ve gerekli cezaya çarptırılabilmesi elbette ki demokrasimizin bir anlayışı olacaktır."

Bakan Soylu, 1960 darbesinin üzerinden 56 yıl geçtiğini, halen travmasının yaşandığını dile getirerek, , "Eğer bunu başarmış olsalardı, 100 yıllık bir travmayla karşı karşıya kalacaktık." dedi.

Türkiye'yi demokrasinin üzerinden, demokrasinin gelişmesi üzerinden, Türkiye'nin yarınlarına adım atabilmesi üzerinden kurtaracaklarını ifade eden Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Elbette ki farklı düşüncelerimiz, farklı görüşlerimiz olacak. Elbette ki ekonomide, siyasette, insan kaynağında farkı yönelimlerimiz söz konusu olabilecek ama demokrasi bizim ortak kararımızdır. Biz okullardayken millet tanımlaması yapılırken, 'tarihte, tasada, kıvançta birlik' diye hepimizin bildiği bir tanımlama yapılırdı. Oysa şimdi millet tanımlamasının yepyeni ve önemli bir kararı, bir kavramı daha söz konusudur, o da şudur: Millet olma unsurunun en önemli ayaklarından bir tanesi demokrasidir. Bu şuur bugün bizi ayakta tutmaktadır.

Sorumluluğumuz dünden daha büyüktür. Çünkü bu millet bugün sokaklardadır. Her gün binlerce insan, sadece ve sadece demokrasi şuuru için oradadır. Bugün hangi noktada birleşebileceğimiz önemlidir. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve tüm siyasi partilere, tüm milletvekillerimize, milletimizin bizden beklediğini yerine getirdiğimiz için tekrar müteşekkirliğimi ifade ediyorum, saygılarımı sunuyorum."

Tasarıya ilişkin bilgi veren Soylu, yaptıkları görüşmede önemli ölçüde mutabakat sağladıklarını kaydederek, "Uluslararası İşgücü Kanununun hem çalışma hayatımıza hem uluslararası rekabetimize hem Türkiye'nin kendi coğrafyasındaki cazibe ülke olma iradesine çok önemli katkılar sunacağını bir kez daha ifade etmek istiyorum." diye konuştu.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, Fetullahçı terör örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen'in SGK'dan emekli maaşı aldığını, maaşının kesilmesine ilişkin kararı, 15 Temmuz akşamı aldıklarını bildirdi.

Tasarının tümü üzerinde soruları yanıtlayan Soylu, darbeyle ilgili değerlendirme yaparken, TSK'nın tamamını kapsayacak, bir anlayışı ortaya koymanın hem yanıltıcı hem de orduya büyük bir haksızlık olacağını kaydetti.

Bir soru üzerine, "Darbe teşebbüsünde, darbe girişiminde çok net belli olmuştur ki kendinden önceki bir takım toplumsal olayların kışkırtılması, aslında darbeye zemin hazırlamak için bir sebep olarak ortaya konulabilir. Bu, 1980 öncesi de öyleydi. Bu, 28 Şubat süreci öncesi de öyleydi." değerlendirmesinde bulunan Soylu, devlet memurlarının görevden uzaklaştırılmasının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 137 ve 125. maddesi çerçevesinde gerçekleştirildiğini ifade etti.

FETÖ'nün devlete sızmışların tespitine yönelik bütün bakanlıkların çalışmalar yaptığını ve bunlara ciddi hazırlıkların bulunduğunu anlatan Soylu, şöyle konuştu:

"(Türkiye'de bir darbe oldu, bu darbe üzerinden şimdi iktidar kendine ait bir tasarruf ortaya koyuyor) değerlendirmelerini reddediyoruz. Bu, Türkiye'deki demokrasinin muhafaza edilmesi, anayasal sistemin devam edebilmesi ve TBMM dahil tüm kurumlarımızın işlerliğinin sağlanabilmesi için Fetullahçı terör örgütü vasıtasıyla devlete sızmış organların tasfiye edilmesine yönelik ve hem cumhuriyetimizin hem demokrasimizin hem de milli birlik ve beraberliğimizin korunmasına yönelik atılan bir adımdır. Ciddi bir dezenformasyon var. Uluslararası kuruluşlarla biz de görüşüyoruz, bu dezenformasyonu ortadan kaldırmaya çalışıyoruz ve yine bu Fetullahçı terör örgütü yapılanması Brüksel başta olmak üzere, Avrupa'nın her noktasında bu dezenformasyonu bir şekilde ortaya koymaya çalışıyor. Bu sadece Hükümetin değil, TBMM'nin de en temel görevlerinden bir tanesidir."

Soylu, "Uluslararası kuruluşlar ve medya nezdinde tüm çabalarımızı gerçekleştirdiğimizi ve ortaya koyduğumuzu, doğru bilgiyle bilgilendirdiğimizi, anayasal süreçten ve kanunlardan ayrılmadığımızı, bağımsız yargıyla beraber hareket ettiğimizi ifade etmek istiyorum." dedi.

Fethullah Gülen'in emekli maaşının kesilmesiyle ilgili bugün kamuoyuna yansıyan bir haber söz konusu olduğunu anımsatan Soylu, "Evet, bu terör örgütünün başı SGK'dan emekli maaşı almaktaydı. Bunu arkadaşlarımız tetkik ettiler 'nasıl bir şekilde bunun önüne geçilebilir' diye ve 17 Temmuz akşamı saat 23.00 civarında bu konuda tekrar maaşının alındığı ve devam ettiği konusundaki bir bilgiye ulaştılar." diye konuştu.

Yurt dışında bulunan ve devletten maaş alan bir kişinin 6 ayda bir ilgili konsolosluğa giderek kendisinin orada varlığını ve yaşadığını beyan etmesini gerektiren bir uygulama bulunduğunu aktaran Soylu, "Oradaki o 6 aylık sürenin ve yoklamanın geçtiğinin tespiti üzerine maaşı kesilmiştir. Maaşın kesilmesine ilişkin kararı, 15 Temmuz akşamı kararlaştırdık." bilgisini verdi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, FETÖ'nün darbe girişimiyle ilgili tutuklu ve gözaltındakilere işkence ve kötü muamele iddialarına dair, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun araştırma yapmasını istedi.

Soylu, Uluslararası İşgücü Kanun Tasarısı'nın birinci bölümünün görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Tasarının esas amacının beyin göçünü tersine Türkiye'ye getirmek olduğunu vurgulayan Soylu, bunu defalarca konuştuklarını belirterek, "Artık biz bir kaynak ülke olarak yurt dışına insan gönderme konusunda bir telaşın içerisinde değiliz. Şimdi elimiz daha rahat, daha yetişmiş bir insan kaynağımız var. Daha rekabet edebilir bir şekilde insan kaynağımız var. Yurt dışına gidecek insanlarımızın, yabancı dil dahil olmak üzere mesleki alanlarda önemli donanımları söz konusudur." diye konuştu.

FETÖ'nün darbe girişimi sonrasında yaşanan görevden almalara ve soruşturmalara ilişkin soruları da yanıtlayan Soylu, şöyle devam etti:

"Şuna itimat etmenizi isterim. Bu konuda çok titiz bir davranış içerisindeyiz. Devlet işleyen bir sistem, kimin kusuru olduğunu, kimin hata yaptığını, kimin bir şekilde özellikle 15 Temmuz darbe süreci içerisinde nasıl bir pozisyon aldığını ve anayasal süreci ortadan kaldırmak için hangi hamleleri gerçekleştirdiğini, yargı, emniyet güçlerimiz izleyerek bir sonuca varıyor. Bunların bir çoğu da zaten halkın gözü önünde cereyan etmiş olaylardır."

Bakan Soylu, "Türkiye'nin kendine ait bir istikameti var, bu istikamette gidiyor ve bu istikametinden Türkiye vazgeçmeyecek. Bu istikametinden vazgeçmemesi sadece bir siyasi partinin değil aslında Türkiye'nin kendi kararıdır. Bu kararları kendimiz veriyor değiliz. Bu kararları millet veriyor, biz milletin verdiği kararın uygulayıcısıyız. Hadi bakalım hep beraber burada bir yanlış karar verelim, tanklar üzerine çıkan millet sizi, bizi sokağa sokar mı?" ifadelerini kullandı.

Yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Meclis'in darbeye hep birlikte karşı koyduğunu ve püskürttüğünü vurgulayarak, şunları söyledi:

"Bu şartlar altında bugün yapılacak Bakanlar Kurulu toplantısında kamuoyunda konuşulan olağanüstü hal ilan edilmesi gibi, Meclis'in yasama yetkisini alıp, yürütmeye taşıyacak dolayısıyla Meclis'i güçsüzleştirecek bir uygulamayla ilgili çok ciddi endişeler var. Bakanlar Kurulu'na katılacak tüm bakanlara, Meclis'in böyle bir muameleyi hak etmediğini, eğer böyle bir şey yapılacaksa bunun da yarın konuşulacak şekliyle söylüyorum, 'Gazi Meclis'e sivil bir darbe' olarak algılanacağının altını çizmek isteriz."

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ise Bakanlar Kurulu'nun toplandığını anımsatarak, "Bazı önemli kararların alınacağını tahmin ediyorum. 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili, darbeciler ve destekçileriyle etkin bir şekilde mücadale yapılması açık, ancak bu mücadelenin etkin ve verimli olması için hukuk ve demokrasinin içinde hareket edilmesi gerektiği de bir o kadar açık." dedi.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Bakanlar Kurulu'nda siyasi iktidarın, "Ben yaptım, oldu bitti" anlayışı içerisinde hayati kararları tartışıyor olmasını son derece yanlış bulduklarını kaydetti.

Baluken, "OHAL ve benzeri gibi ülkemize de yakışmayacak bir takım uygulamaların tekrar devreye girmesi durumunda yapılabilecek en büyük yanlışın bir kez daha tekrarlanmış olacağını düşünüyoruz." ifadesini kullandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Meclis'in millet iradesinin şekillendiği yer olduğuna dikkati çekerek, demokratik sistemlerin kendisine yönelik tehditlere karşı kendisini nasıl koruyacağı meselesinin öteden beri konuşulup dile getirildiğini belirtti.

Bostancı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Demokratik sistemlerde, tehditin kapsamına ve durumuna göre kendini korumaya dönük olan önlemleri anayasa ve yasalar çerçevesinde almaya çalışır. Demokrasi, hukuk dediğimiz kavramlar soyut kavramlar değildir. Türkiye bir hukuk devletidir ve Türkiye'de demokrasi var. Bunun sınırlarını da anayasa ve yasalar çiziyor. Eğer anayasanın ve yasaların dışında yapılacak herhangi bir şey olursa buyrun hep beraber karşı çıkalım ama anayasa ve yasalar çerçevesinde işler yapılıyorsa elbette siyaseten tartışalım, fikirlerimizi söyleyelim ama anayasanın ve yasaların dışında demokrasiye, özgürlüklere, hukuka aykırı işler olduğuna ilişkin eleştirilere de lütfen dikkatli olalım."

TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, verilen aranın ardından, komisyon ve hükümetin yerine oturmaması nedeniyle, birleşimi yarın saat 14.00'de toplanmak üzere kapattı.