2011-09-20 - 15:14
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, bugün TBMM'de düzenlediği basınla sohbet toplantısında
Ankara'da yaşanan patlamayı değerlendirirken, ''Bu aslında bir sebep-sonuç ilişkisi.
Teröre verilen tavizin sonucu'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, bugün TBMM'de düzenlediği basınla sohbet toplantısında
Ankara'da yaşanan patlamayı değerlendirirken, ''Bu aslında bir sebep-sonuç ilişkisi.
Teröre verilen tavizin sonucu'' dedi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, konuya ilişkin, ''(Patlama oldu)
diye geldi. Patlama sonucunda araç yanmış, içinde bomba olduğu tespit edilmiş
veya biliniyor'' şeklindeki açıklamasını anımsatan Vural, ''Bu aslında bir
sebep-sonuç ilişkisi. Teröre verilen tavizin sonucu'' dedi.
Vural, terörle mücadelede ülkenin geldiği noktanın ''ibretlik'' olduğunu
savundu.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Almanya ziyareti sırasında bir konuşma
öncesinde, ''güvenlik sağlanamıyor'' gerekçesiyle 2 saat bekletilmesinin kabul
edilemez olduğunu ve kınadıklarını belirten Vural, ''Sayın Cumhurbaşkanı, 'teröre
taviz verenlerin, boyun eğenlerin sonu gelir' diyor. Bundan büyük ibret olur mu?
Teröre verilen tavizlerin Ankara'da bugün tetiği çekenlere cesaret kaynağı
olduğunu görmesi gerekiyor'' iddiasında bulundu.
''Tavizler nerelere kadar geldi. Birilerinin bunun hesabını vermesi
gerekiyor'' diyen Vural, şöyle devam etti:
''Uyardık, 'taviz vermeyin' dedik. Şimdi Sayın Cumhurbaşkanı, 'daha fazla
demokratik ortamdan'' faydalananlardan şikayet ediyor. Taviz terörü, terör
tavizi... Duble yol döşediniz. Bunlara, 'terör örgütü değil suç örgütü diyelim'
dediniz. İşler bu noktaya geldi. Suçlu gözüyle bakıyor. 'İnsani' yaklaşıyormuş.
Atı alan Üsküdar'ı geçiyor, bedelini milletim ödüyor. Sayın Cumhurbaşkanı,
'teröre taviz verilemez' diyor. Aynı tavrı, terör örgütüyle görüşenlerle ilgili
bekliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı, 'terörün bitirilmesi için herşey yapılır' diyor.
Allah aşkına bu devletin koruyacağı bir hukuku yok mu? Yani 'terörü bitireceğiz'
diye birliğimizden bütünlüğümüzden taviz mi verelim? Milletin kabul etmediği
şeyler için değerlerini peşkeş çekmek terörü bitirmek için bile olsa meşru mu?
Faili meçhuller de meşru o zaman.''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''terör örgütünün elebaşları serbestçe
ülkelerinizde dolaşıyor, adamları yakalamıyorsunuz'' diye AB ülkelerinden
şikayetçi olduğunu ifade eden Vural, ''O zaman sormazlar mı 'sen de görüşüyorsun,
sen neden yakalamıyorsun?' Zübeyir Aydar ve Sabri Ok'un, 'uyuşturucu ticareti
yaptıkları' gerekçesiyle ABD'deki mal varlıkları donduruluyor. Bunlarla
konuşulması kanınıza dokunmuyor mu? Müzakere bunlarla yapılıyor'' şeklinde
konuştu.
''Senin talimatınla görüşmeye 'özel temsilci' olarak giden kim' sorusunu
yönelten Vural, ifadelerini şöyle sürdürdü:
''(Şerefsizlik) ve 'alçaklıkla' ilgili ifadedeler, kartvizitine yapıştı.
Onlarla dolaşıyor. Özel temsilci gidiyor, sonra, 'yok şu görüştü, yok bu görüştü'
Nasreddin Hoca gibi ayıbını örtmek için gıcırdıyor ama ağzına yakışıyor bunlar.
Şeref, haysiyet cellatlığı yapıyor sonra çıkıp pişkince siyaset dersi vermeye
kalkıyor. Devleti yöneten sanki kendisi değil. Kendisi çoban oldu, milleti koyun
yerine koyuyor. 'Devlet ayrı, hükümet ayrı' diyor. 9 yıldır bunlar yönetmiyor mu
devleti? O zaman TOKİ konutlarını sen mi yapıyorsun? Duble yolları sen mi
yapıyorsun? Senin makine parkın mı yapıyor? Devlet yapıyor. Çıkıp övünmeyi
biliyorsun. Bunun adı münafık siyasettir.''
MİT ile terör örgütü arasında yapıldığı iddia edilen görüşmenin, ''siyasi
olarak ortaya konulduğunu'' ileri süren Vural, ''İmralı'daki filozof olmuş zaten.
Bir filozof ile siyasetçi arasındaki diyaloglar. 'Suçluyu tespit etmek için
görüşüyorlarmış' Hala suçlu bulunamamış yani. İmralı suçlu değil mesela. Ben
söyleyeyim; aradığın suçlu PKK, örgütü yönetenler de görüştüklerin'' dedi.
''Oslo görüşmelerini olağan gibi yutturmaya çalışan medya mensuplarının
bulunduğunu'' ileri süren Vural, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu görüşmeler normalse neden gizli yapılıyor? Ortaya çıkınca neden
panik oluyorsun? Burada ihanet kokusu var. 'Öcalan asla muhatap alınamaz'
diyenler bir bakıyoruz temsilcilerini göndermişler. Bunu çıkıp göğsünü gere gere
söylüyor. Yüzün kızarsın. Sana oy verenlerin şimdi boynu bükük. Bir cesaret
madalyası da bölücüyle, PKK'ya hizmetten dolayı almayı hak etti. Yok mu bunların
maskesini düşürecek insanlar? Görüşmeyi hazmettirmek istiyor. Sana oy verenler
bunu hazmetmezler. İnfiali aza indirmek için köşe yazarlarını kullanıyor. Bunun
özünde İmralı'nın serbest bırakılması ve özerklik var. Kimin eli kimin cebinde
belli değil. Şimdi bir soru, Adalet Bakanı'nın KCK yöneticileriyle görüştü mü?
Sayın Başbakan'a tavsiyem, yönettiği devletin ne olduğunu öğrensin. 'Devlet
yapıyor' derken, Genel Başkanımızın ismi de Devlet ya onu suçlayacak noktaya da
gelir bunlar.''
Açıklamasının ardından bir gazetecinin, ''Sayın Hüseyin Çelik, yeni
anayasa çalışmaları çerçevesinde parti gruplarından randevu isteyeceklerini
açıkladı. Sizin yanıtınız ne olur'' sorusu üzerine Vural, ''Ehud Barak'ın sözcüsü
Hüseyin Çelik mi? Barak'ın yaptıklarını savunup, bize, 'onun kadar bile
olamıyorsunuz' diyen birine ne yanıt verilir? Bu konuda top TBMM Başkanı'nda
değil mi? Bunlar galiba TBMM Başkanı'nın önünden rol kapmaya çalışıyorlar'' diye
konuştu.
Vural, bu yönde gelecek bir talebi Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin
değerlendireceğini belirterek, ''PKK ile müzakere edilen anayasa
değişiklikleriyle milletin önüne çıkmasınlar. Şerefle tamamlanması gereken en
ağır görev hayattır. Sayın Başbakan'a bunu hatırlatmak isterim'' ifadesini
kullandı. (15:14)
