2008-11-19 - 12:00
TBMM İNSAN HAKLARINI İNCELEME KOMİSYONU FAALİYET RAPORU...
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, yaşam hakkını, temel hakların en başında gelen bir hak olarak kabul ederek, ''Hrant Dink cinayeti, Şırnak'ın Beytüşşebap İlçesi Beşağaç Köyünde 12 vatandaşımızın öldürülmesi ve Tuzla Tersanelerinde meydana gelen işçi ölümleri, yaşam hakkının ihlali kapsamında incelenmiştir'' tespitinde bulundu.
Komisyonun, 319 sayfalık, 4 Ağustos 2007-1 Ekim 2008 tarihlerini
kapsayan, 23. dönem 1. ve 2. yasama yılı faaliyet raporunun sonuç ve
değerlendirme bölümünde, komisyonun temel görevinin, insan haklarına ilişkin
uygulamaları incelemek, denetlemek ve gelişmeleri izlemek olduğu ifade edildi.
Komisyonun, sahip olduğu gözetleme ve denetleme görevini yerine getirmek
üzere, söz konusu yasama yıllarında, 10 ayrı yerde, yerinde incelemede bulunduğu
kaydedilen raporda, ''Komisyon, bu dönemde insan hakları ihlallerine yönelik
denetim faaliyeti çerçevesinde, mutlak haklardan olan yaşam hakkına yönelik,
başta Hrant Dink cinayeti olmak üzere, yaşam hakkı ihlal iddiaları üzerine
öncelikli olarak gitmiştir'' denildi.
Raporda, ''Devletin, kamu görevlilerinin ihmali sonucu oluşan yaşam
hakkının ihlalini mutlak suretle önlemesi gerekiyor. Yürütme ve yargı organları,
etkin bir soruşturma yaparak, bu ihlalleri yapanların cezalandırılmasını
sağlamalıdır. Yaşam hakkı ihlallerinin önlenmesinde, mülki ve adli mercilere
büyük sorumluluk düşmektedir'' dedi.

-''KANUN DIŞINA ÇIKIŞLAR HİÇBİR ŞEKİLDE ÖRTBAS EDİLMEMELİ''-

Raporda, polis ve jandarmanın işkence ve kötü muamele uyguladığına
ilişkin şikayetlerin azalmasına rağmen, varlığını sürdürdüğü ifade edildi.
Güvenlik görevlilerinin ölçülü, orantılı, amaca uygun güç kullanmaları
konusunda daha fazla eğitilmeleri ve etkili bir biçimde denetlenmeleri gerektiği
vurgulanan raporda, ''Kanun dışına çıkışlar hiçbir şekilde örtbas edilmemeli ve
bu konudaki mazeretler kabul edilmemelidir'' görüşü ifade edildi.
Kolluk görevlilerinin, suçluların yakalanıp adli mercilere
çıkarılmalarını sağlamaları, kendini adli merciler yerine koyup şüphelileri
mahkum etme ve bu mahkumiyetin infazını sağlamaya yönelik olarak cezalandırma
yoluna gitmemeleri gerektiği kaydedilen raporda, yetkilerini kötüye kullanan ve
hak ihlallerine neden olan kolluk görevlileri hakkında adli ve idari
soruşturmaların derhal başlatılması ve kısa sürede sonuçlandırılması gerektiği
vurgulandı.

-''ETNİK AYRIMCILIK KABUL EDİLEMEZ''-

Raporda, komisyonun, ırk, dil, din, etnik köken farkı gözetilmeksizin tüm
vatandaşların kanun önünde eşit olmaları ve haklarının Anayasa ve diğer yasal
düzenlemelerle güvence altına alınmasına yönelik olarak, her türlü ayrımcılığı
kabul edilemez gördüğü ve insan hakkı ihlali olarak kabul ettiği bildirildi. Bu
konudaki iddiaların üzerine giden komisyonun, 2 lisede, öğrencilerin bu konuda
ayrımcılığa uğradığı iddialarını incelediği hatırlatıldı.
Komisyonun, sadece yurt içinde yaşayan kişilerin değil, yabancı ülkelerde
yaşayan Türk vatandaşlarına karşı yapılan insan hakkı ihlallerini de incelediği
dile getirilen raporda, komisyonun bu çerçevede, Almanya ve Hollanda'da yaşayan
Türklerin sorunlarına da el attığı kaydedildi.

-''VATANDAŞ, YARGI KARARLARINDAN MEMNUN DEĞİL''-

İnsan Hakları Komisyonunun faaliyet raporunda, vatandaşların en çok yargı
kararları konusunda komisyona şikayette bulunduğuna işaret edildi.
4 Ağustos 2007 - 1 Ekim 2008 tarihleri arasında, yargı kararlarından
memnuniyetsizliği ifade eden 620 dilekçenin komisyona geldiği belirtilen raporda,
ikinci en çok şikayet edilen konunun ise cezaevlerindeki mahkumlara yönelik
muamelelere ilişkin olduğu ifade edildi. Bu dönemde, cezaevlerindeki koşullar ve
cezaevi personelinin tutumu hakkında komisyona 591 başvuru yapıldığı
bildirildi.
Raporda, soruşturmanın ve yargılamanın gereği gibi yapılamaması ve uzun
sürmesinin, kişilerin adil yargılama haklarının ihlal edilmesine yol açtığı
kaydedilerek, ''Bu nedenle, Türkiye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince tazminat
ödemeye mahkum edilmekte ve böylece hem insan hakları konusunda prestij hem de
maddi kayıp söz konusu olmaktadır'' denildi.
Cezaevlerinden gelen başvuruların; ''ortak etkinliklere katılma
haklarının ihlal edildiği, cezaevlerinde ciddi sağlık sorunlarının yaşandığı,
sağlık hizmetlerinin sunumunda yetersizliklerin bulunduğu, buna bağlı olarak
mahkumların tedavilerinin yapılmadığı, cezaevlerinin aşırı kapasite ile faaliyet
gösterdiği, Türkçeden farklı dillerde yazdıkları mektupların gönderilmediği,
telefonda Türkçe dışında bir dille konuşmalarına izin verilmediği, kütüphaneden,
ortak kullanım alanlarından ve diğer sosyal etkinliklerden yararlanmalarının
engellendiği, F Tipi cezaevlerinin tecride neden olduğu, işkence ve kötü
muameleye maruz kaldıkları'' iddialarını içerdiği bildirildi.

-''GÜVENLİK GÜÇLERİNİN ÖZLÜK HAKLARI GİDERİLMELİ''-

Raporda, komisyona söz konusu dönemde, kamu kurum ve kuruluşlarının
işlemleri ile kamu personellerinin vatandaşlara yönelik tutumlarına ilişkin
şikayeti içeren 215 başvuru geldiği kaydedildi.
Güvenlik güçlerinin zor çalışma şartları, fazla mesai ve özlük haklarının
yetersizliği gibi konuların çeşitli önlemler alınarak giderilmesinin, güvenlik
güçlerinden kaynaklı insan hakkı ihlallerinin önüne geçilmesini sağlayabileceği
ifade edilen raporda, ''İnsan hakları ihlallerine sebebiyet veren yasal
düzenlemeler varsa gözden geçirilerek, bunlar hukuk sistemimizden hızla
ayıklanmalıdır'' denildi.
Faaliyet raporunda, mahkemelerin herhangi bir kanunla çatışma içine
girdiğinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini (AİHS) esas alması gerektiği
vurgulanarak, ''Ne var ki, AİHS mahkemeler tarafından yeterince uygulanmamakta,
dikkate alınmamaktadır. Komisyonumuz, yargıçların eğitimi çalışmalarında,
sözleşmeyi daha fazla dikkate almaları konusunda bilinçlendirilmelerinin önemini
vurgulamaktadır'' görüşüne yer verildi.
Raporun bazı bölümlerinde, Hrant Dink'in adının, ''AGOS Gazetesi Genel
Yayın Yönetmeni Fırat (Hrant) Dink'' olarak yer aldığı dikkat çekti.