2013-03-15 - 13:12
CHP ANKARA MİLLETVEKİLİ NAZLIAKA'NIN BASIN TOPLANTISI?
CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında , bu yılın ilk 2 ayında erkek şiddeti nedeniyle 26 kadın ve 3 çocuğun hayatını kaybettiğini, 22 kadına tecavüz edildiğini söyledi.
CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında , bu yılın ilk 2 ayında erkek şiddeti nedeniyle 26 kadın ve 3 çocuğun hayatını kaybettiğini, 22 kadına tecavüz edildiğini söyledi.

CHP'li Nazlıaka, bu yılın ilk 2 ayında erkek şiddeti nedeniyle 26 kadın ve 3 çocuğun hayatını kaybettiğini, 22 kadına tecavüz edildiğini, 40 kadına ve bir bebeğe şiddet uygulandığını, 17 kadının taciz edildiğini ifade etti.

CHP'li Nazlıaka, sözlerine şöyle devam etti:

"Geçtiğimiz ay yaptığım basın açıklamasında her ay Türkiye'de kadına yönelik şiddetle ilgili olarak hangi gelişmelerin yaşandığına ilişkin açıklama yapacağımı belirtmiştim. 2013'ün ilk iki ayında erkek şiddeti nedeniyle 26 kadın ve üç çocuk hayatını kaybetti. Erkekler 22 kadına tecavüz etti; 40 kadına ve bir bebeğe şiddet uyguladı, 17 kadını taciz etti. Bianet'in verilerine göre Şubat ayında erkekler 11 kadını öldürdü, 11 kadına tecavüz etti, 20 kadına ve iki bebeğe şiddet uyguladı, iki kadını taciz etti. Bir kadın eşi hakkındaki uzaklaştırma kararına, bir kadın karakola şikâyette bulunmasına rağmen öldürüldü. İki kadın çıkartılan koruma kararları sürerken, bir kadın kocasını şikâyet ettiği karakol çıkışında ağır yaralandı, bir kadın ise şiddet uyguladığı için dört ay hapisten sonra tahliye olan eşi tarafından darp edildi.

Peki kadının karar mekanizmalarındaki durumu nasıl? Burada da karşımıza olumlu bir tablo çıkmıyor, ne yazık ki? Kadın Adayları Destekleme Derneği Türkiye'nin karnesini açıkladı. Bu çalışmadan bazı verileri paylaşacağım sizinle. Yerel yönetimlerde kadın oranı yüzde 1,2. 1930 yılından bu yana yapılan 17 yerel seçimde toplam 1159 erkek il belediye başkanı olarak seçilirken sadece 6 kadın il belediye başkanı olabildi. 2013 tarihine kadar TBMM'ye hiç kadın başkan ve idare amiri seçilmedi. İki erkek, iki kadın başkan vekili; altı erkek, iki kadın katip üye seçildi. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 28 erkek, bir kadın başbakan oldu. Kurulan 61 hükümetten sadece 17 hükümetin Bakanlar Kurulu'nda kadınlar yer aldı. Şu anda kabinede tek kadın bakan var ve o da Aile ve Sosyal Politikalardan Bakanı. Burada bile cinsiyetçi bakışın kadını nereye kıstırdığını görebiliriz.

2012 yılı Kasım ayı itibariyle Türkiye'de işgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,8, kadınlarda yüzde 30,2. Sendika başkanları arasında kadın yok, sendikaların yönetim kurullarında toplam beş kadın var. YÖK Denetleme Kurulu sadece erkeklerden oluşuyor, YÖK üyeleri arasında kadın oranı yüzde 11,1. Öğretim üyelerinin yüzde 42'si kadınken, üniversitelerde yönetim söz konusu olunca kadın yine yok. Devlet üniversiteleri rektörleri arasında kadın oranı yüzde 6, rektör yardımcıları arasında yüzde 9, dekanlar arasında yüzde 9. İşte Türkiye 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü böyle bir tablo ile karşıladı. 8 Mart'ın kadınlar için neden önemli olduğunu anlamayanlar 8 Mart'ta kutlama mesajlarında kadının anne olmasından, kutsallığından, eş olmasından, kardeş olmasından bahsettiler. Kadını birey olarak algılayamayan, yok saymayı siyaseten tercih edenlerle neden mücadele edilmesi gerektiğini de bir kez daha kanıtlayan mesajlar oldu bunlar.

Türkiye siyasi tarihine kara harflerle geçen mesajları hatırlamakta fayda var. AKP Kırıkkale İl Başkanı Mehmet Demir, mesajında kadınlara değil erkeklere seslenmiştir. Ben kadına yönelik şiddetle mücadelede erkeklerin katkısını çok kıymetli bulan bir kadın aktivistiyim. Ama bu mesaj karşısında nutkum tutuldu. Kadınları namus, şeref üzerinden tanımlayıp hafifçe dövülebileceğini söyleyen bu mesaj bana boğaz dokuz boğumdur sözünün kıymetini de bir kez daha hatırlattı.

Peki Mardin'de neler oldu? Mardin Valisi Turhan Ayaz, yaptığı konuşmada kadınlara "evleneceğiniz erkeği iyi seçin, psikolojisini iyi ölçün, içkici kumarcı vesaire manyaklarla evlenirseniz böyle olur. Onun için bu iş biraz da size kalmış."dedi.

Yani kadın yine suçlu, hep suçlu? Şaşırtıyor mu bu sözler bizi, elbette ki hayır. Biz bu ülkede koruma isteyen Gülşah öğretmene "en kötü ihtimalle öleceğini, ölümün hak olduğunu, kaçış olmadığını" söyleyen Vali Yardımcıları da gördük. Hatırlayın lütfen Van Vali Yardımcısı Zafer Coşkunen'in cümlelerini. Size Türkiye'yi yönetenlerin nasıl bir zihniyete sahip olduğunu bir örnekle anlatayım. 17 Ağustos 2012 tarihinde Orman Muhafaza Memurlarının Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmeliğin 6. Maddesi şöyledir. "657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 50 nci maddesi gereğince Kamu Personel Seçme Sınavı sonucu başarı puanına göre erkek adaylar arasından tercihleri doğrultusunda Genel Müdürlüğe açıktan atanmak üzere tertip edilen adaylar atanır." Yapılan bu düzenlemeyle kadınların orman muhafaza memuru olması engellenmektedir. Kurumun 7 Temmuz 2012'de yaptığı personel alımında 340 orman muhafaza memuru alınmış, bunlardan yaklaşık yüzde 24'ünü ise kadınlar oluşturmuştur. 17 Ağustos 2012'de yapılan yönetmelik değişikliği nedeniyle kurumun 19-28 Kasım 2012 tarihlerinde yaptığı orman muhafaza memuru alımına sadece erkek adaylar başvuruda bulunabilmişlerdir. Bir önceki yönetmeliği dikkate alarak orman muhafaza memuru olmak için Ormancılık ve Orman Ürünleri, Orman İşletmeciliği, Ormancılık, Orman Ürünleri, Odun Dışı Orman Ürünleri, Fidan Yetiştiriciliği, Fidan Yetiştirme, Fidan ve Fidecilik, Budama ve Aşılama, Avcılık ve Yaban Hayatı, Av ve Yaban Hayatı bölümleri ile bu bölümlerin lise ve dengi okulları tercih eden binlerce kadının hakkı gasp edilmiştir. AKP iktidarının kadına yönelik ayrımcılık konusunda zihin haritasının yeni bir örneği olan bu düzenleme başta Anayasanın 10'uncu maddesi olmak toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine Türkiye'nin imzaladığı uluslararası anlaşmalara da aykırıdır.

Konuyla ilgili olarak 10 Ocak 2013 tarihinde Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'na bir soru önergesi verdim. 6 ayrı soru sordum, 21 Şubat 2013 tarihinde bir AKP klasiği olarak tek cevap verildi. Ve aslında bu cevap cinsiyetçi, ayrımcı, kadını eksik ve güçsüz gören erkek egemen zihniyetin de dışavurumudur.

Sayın Bakan şöyle demiştir: "Zor arazi şartlarında, açık alan işletmeciliği şeklinde uygulanan; ormanların her türlü tehlikelerden korunması, yangınla mücadele, üretim, gençleştirme, ağaçlandırma vb ormancılık faaliyetlerinin daha etkin yerine getirilmesi maksadıyla ve teşkilatımızın geçmiş uygulamalarından da edinilen tecrübeler istikametinde, yönetmelikte değişikliğe gidilerek; orman muhafaza memurlarının atanmasında erkek adaylar tercih edilmiş ve böylece kamu hizmetlerinin verimli olması hedeflenmiştir."

Veysel Eroğlu imzalı olarak verilen bu cevap sonrası Bakanı tüm kamuoyu önünde şu sorulara cevap vermeye davet ediyorum:
Kadın orman muhafaza memurları nedeniyle hangi kamu hizmetleri aksamıştır?

Hangi orman yangınlarında kadın orman muhafaza memurları nedeniyle yangına geç müdahale edilmiş ve büyük orman kayıpları yaşanmıştır?
Kadın orman muhafaza memurları zor arazi şartları nedeniyle ne zaman görevlerini aksatmışlardır?

AKP hükümetinin kadını yok sayan anlayışının yazıya dökülmesidir bu cevap. Bu zihniyet kadına yönelik şiddetle, kadın cinayetleriyle mücadele edebilir mi? Eder mi? Bunun cevabını kamuoyuna bırakıyorum?

Ve Sayın Bakan'a bir hatırlatma? Bu ülkenin kadınları, bağımsızlık savaşında omzunda cepheye mermi taşımış kadınlardır? Tarihini unutan geleceğini kuramaz!"

H. Alper Durmaz