2017-12-12 - 11:15
Genel Kurulda, 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı görüşmelerinin ikinci gününde, Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Başbakanlık, Sayıştay, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Kamu Denetçiliği Kurumu, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Diyanet İşleri Başkanlığı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun bütçe ve kesin hesapları kabul edildi.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın Başkanlığında toplanan Genel Kurulda, 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı görüşmelerinin ikinci gününde, Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Başbakanlık, Sayıştay, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Kamu Denetçiliği Kurumu, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Diyanet İşleri Başkanlığı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun bütçe ve kesin hesapları görüşüldü.
Bütçeler üzerinde ilk sözü, AK Parti Grubu adına İstanbul Milletvekili Halis Dalkılıç aldı.
AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, "Türkiye'nin cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle çok daha hızlı yol alacağından endişe edenler, ülkemizin güçlenmesini istemeyenler, milletimizin refahının artmasını siyasi ikballerinin önünde bir engel olarak görenler Cumhurbaşkanımızın şahsında aslında Türkiye'ye saldırmaktadırlar." dedi.
AK Parti milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda görüşülen Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Başbakanlık, Sayıştay, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Kamu Denetçiliği Kurumu, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Diyanet İşleri Başkanlığı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun 2018 yılı bütçeleri üzerinde konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Halis Dalkılıç, Cumhuriyet tarihinden bu yana Türkiye'nin parlamenter sistemle yönetildiğini ve parlamenter sistemin birçok sıkıntısının hep birlikte yaşandığını söyledi.
Sistemde yaşanan sıkıntıları aktaran Dalkılıç, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle getirilen değişiklikleri anlattı.
Dalkılıç, "Cumhurbaşkanlığı makamı ve cumhurbaşkanımız, sadece AK Parti'lilerin cumhurbaşkanı değil. 80 milyon vatan evladının bayrak gibi, vatan gibi, millet gibi, göz bebeğimiz gibi korumamız gereken bir makamdan, bir temsilden bahsediyoruz. Verdiğimiz mücadele milletimizin ayağa kalkma, vesayet odaklarını tasfiye etme mücadelesidir." ifadesini kullandı.
AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde ülkeyi yönetme yetkisi alabilmek için halkın yarısından fazlasının oyunu almak gerekeceğini ve artık yüzde 15-20'lerle iktidar olmanın mümkün olamayacağını söyledi. Tunç, yeni sistemi "Rejim değişikliği yapılıyor. Kuvvetler ayrılığı ortadan kalkıyor. Tek adamlık geliyor." gibi propagandalarla eleştirenler olmasına rağmen cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle cumhuriyetin güçlendiğini ve demokrasinin çıtasının yükseldiğini bildirdi.
Tunç, "Türkiye'nin cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle çok daha hızlı yol alacağından endişe edenler, ülkemizin güçlenmesini istemeyenler, milletimizin refahının artmasını siyasi ikballerinin önünde bir engel olarak görenler cumhurbaşkanımızın şahsında aslında Türkiye'ye saldırmaktadırlar." dedi.
AK Parti Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu, siyasi, askeri ve ekonomik her açıdan güçlü bir Türkiye'nin bölgesel huzur ve istikrarın güvencesi olmaya devam edeceğinin, tüm ülkeler tarafından çok iyi bilindiğini hatırlatarak, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Yeniden dirilişimizden, yeniden yükselişimizden rahatsızlık duyanlar olsa da bizim daha da çok çalışacağımızdan, yorulmadan, dinlenmeden 2023, 2053, 2071 hedeflerine emin adımlarla ve büyük bir inançla yürüyeceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır."
AK Parti İstanbul Milletvekili Haydar Ali Yıldız, ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyan kararını eleştirerek, şunları kaydetti:
"Kudüs'ü başkent kabul etmek veya büyükelçiliğini oraya taşımak suretiyle gücüne güvenerek ama adaleti hiçe sayarak siyasi tasarruflarda bulunanlara bu topraklarda binlerce yıllık adaletin nasıl hüküm sürdüğünü elbette ki anlatacak gücümüz, dilimiz ve siyasi geçmişimiz, müktesebatımız vardır. Dolayısıyla, alınan bu karar hukuka, adalete dayanmadığı için de bu milletin vicdanında, bu coğrafyanın vicdanında ve insanlık vicdanında kabul görmeyecektir."
AK Parti Aydın Milletvekili Abdurrahman Öz, Kudüs'ün Müslümanların kutsal mekanı ve ilk kıblesi olduğunu anımsatarak, "Kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'de övülmüş bir beldedir. Bizim için Mekke ve Medine ne ise Kudüs odur. Aynı zamanda Kudüs sadece Müslümanlar için değil, tüm ilahi dinler için de ortak bir değerdir." diye konuştu.
Öz, ABD'nin Kudüs'e ilişkin kararının yok hükmünde olduğunu belirtti.
AK Parti Samsun Milletvekili Orhan Kırcalı, Kudüs'ün gözbebekleri olduğunu ve Kudüs'ü, işgal ve yağmadan başka hiçbir değeri olmayan devletlerin insafına da bırakmayacaklarını ifade etti.
Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğunu anımsatan Kırcalı, 2002 yılından bu yana AK Parti hükümetlerinin attığı adımların tümünün insan hakları temelinde hukuk devleti ilkesinin geliştirilmesi ve güçlendirilmesine yönelik olduğunu bildirdi.
Hukuk alanında yapılan reform niteliğindeki değişikliklerle vatandaşların temel hak ve hürriyetlerinin daha fazla güvence altına alındığına değinerek Kırcalı, "Anayasa ve başta temel yasalar olmak üzere gerçekleştirilen değişikliklerle adalet sistemimize çok önemli yenilikler kazandırılmıştır." ifadesini kullandı.
AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya, son on yılda Danıştaya gelen dosya sayısının yaklaşık 170 binden 461 bine çıktığını, 2002 yılında toplam verilen karar sayısı yaklaşık 60 bin iken 2016 yılında bu sayının 133 bine çıktığını vurguladı.
AK Parti Manisa Milletvekili Murat Baybatur, küresel düzeydeki çatışmaların şiddetlendiği, ittifak ilişkilerinin değiştiği ve bölgelerin yeniden şekillendirilmeye çalışıldığı bir süreçten geçildiğine dikkati çekerek, bu süreçte Türkiye'ye yönelik iç ve dış tehditlerin de her geçen gün artttığını ve algı operasyonları ile siber saldırılar gibi asimetrik tehditlerle bunların boyutlandığını belirtti.
Türkiye'nin ciddi sınamalarla karşı karşıya olduğu bu süreçten başarıyla çıkabilmesinin ancak güçlü bir istihbarat teşkilatı ile mümkün olduğuna işaret eden Baybatur, "Günümüzde uluslararası alanda söz sahibi ülkelerin tamamı emsalleri arasında üstünlük sağlayabilmek için istihbarat servislerini daha etkin kılmak amacıyla insan kaynağı ve teknik altyapı yatırımlarını her gün arttırmaktadır." dedi.
Baybatur, FETÖ/PDY terör örgütünün faaliyetlerinin akamete uğratılması noktasında MİT Müsteşarlığı tarafından gerçekleştirilen başarılı çalışmaların, teknik ve insan istihbaratı alanında yapılan yatırımların somut bir başarısı olduğunu ifade etti.
AK Parti Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker ise yıkıcı etkileri açısından değerlendirildiğinde ilk sırayı alan afetin deprem olduğunu, Türkiye topraklarının yüzde 66'sının birinci ve ikinci derece deprem bölgesinde bulunduğunu ve nüfusun yüzde 70'inin de bu bölgelerde yaşadığını belirtti.
Şeker, şunları kaydetti:
"Ülkemizde meydana gelen depremlerde günümüze kadar yaklaşık 90 binin üzerinde insanımız hayatını kaybederken on binlerce insanımız engelli kaldı. 500 binin üzerinde bina kullanılmaz hale geldi. Meydana gelen depremler geri gelmesi mümkün olmayan can kayıplarına, doğrudan ve dolaylı ekonomik kayıplara, sosyal ve ruhsal problemlere yol açmaktadır."
Öte yandan bütçe görüşmeler sürerken Endonezya Temsilciler Meclisi Yasama Komitesi Başkanı Supratman Andi Agtas ve beraberindeki heyet, TBMM Genel Kuruluna gelerek bir süre çalışmaları izledi.
MHP İstanbul Milletvekili Semih Yalçın, "Cumhur ittifakı, halkın kahir ekseriyetinin temayülünü bir mıknatıs gibi kendisine çekebilecektir. İttifak, güven ve umut vermekle kalmayacak güçler dengesinin teşekkülünü de açık bir şekilde ortaya koyacaktır." dedi.
Yalçın, 2018 Yılı Bütçesi'nin Genel Kuruldaki görüşmeleri sırasında, Cumhurbaşkanlığı Bütçesi üzerinde MHP Grubu adına söz aldı.
Türkiye'nin, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyaç duyulan günlerden geçtiğine işaret eden Yalçın, ayrılıkçı, yıkıcı ve bölücü faaliyetlere karşı halkın gösterdiği birliktelik ruhunun, tarihteki pek çok örneklerinin yanı sıra, en son hain darbe girişimi sonrasında kendini ortaya koyduğunu belirtti.
15 Temmuz darbe girişiminde ve sonrasında bir büyük milli mutabakatı ortaya çıkardığını, MHP'nin bu süreçteki tutumunu ülkedeki son gelişmeler ışığında değerlendirmek gerektiğini vurgulayan Yalçın, "MHP 2016 Ağustos'unda şekillenen milli mutabakat ruhunun peşinden durup dururken koşmamaktadır, peşine düşmemektedir. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, Türkiye'nin hükümet sisteminin sağlam bir hukuki ve anayasal zemine oturtulması için hükümete durup dururken teklifte bulunmamıştır. Gün birlik günüdür, dem dayanışma demidir. Topraklarımızın dışında, bilhassa okyanus ötesinde Türkiye'nin mahvı için kurulan fesat ve imha mahkemeleri ile bölgemizde taşeron terör örgütleri vasıtasıyla kurulan bölücü tezgahlar karşısında bütün siyasi partilerin ortak tavır ve duruş sergilemeleri esasen bir vatan borcudur." diye konuştu.
MHP'nin sık sık, milli mutabakatın, milli meseleler söz konusu olduğunda özellikle siyasi partiler arasında meşru ittifakların taşıdığına değinen Yalçın, "Bizim ittifaktan muradımız, ülkeye, emperyalist ülkeler ve onların taşeronları olan örgütlerle gizli veya açık bir itilaf siyaseti değil, tersine, milletle birlik ve bütünlük tesis etmektir." dedi.
MHP Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin "cumhur ittifakı" olarak adlandırılan açıklamalarına ilişkin de Yalçın, şöyle devam etti:
"MHP cumhur ittifakını, cumhurbaşkanlığı hükumet sisteminden esinlenerek ve bu sisteme atfen düşünmüş olup Cumhurbaşkanlığı seçimlerini de etkilemesini öngörmektedir. Bu nedenle, cumhur ittifakı, halkın kahir ekseriyetinin temayülünü bir mıknatıs gibi kendisine çekebilecektir. İttifak, güven ve umut vermekle kalmayacak güçler dengesinin teşekkülünü de açık bir şekilde ortaya koyacaktır. Anayasa değişikliği referandumunda yüzde 51 olan halk desteğinin, oyunun böyle bir ittifak sayesinde çok daha yüksek oranlara çıkması mümkün olacaktır."
MHP Mersin Milletvekili Oktay Öztürk de yargı kurumlarının bütçelerine ilişkin konuşmasında, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığının önemine işaret eden Yalçın, devletin temeli sayılan adaletin sağlanamamasının, devletin bekası açısından sıkıntılar yaratacağını, 15 Temmuz hain darbe girişiminin, yargı bağımsızlığının önemini, bu alanın hiç kimsenin ya da hiçbir yapının eline bırakılamayacağını ortaya koyduğunu bildirdi.
Hakim ve savcıların liyakatı ve bu alanda tecrübenin önemini vurgulayan Öztürk, hukuk eğitiminde eksikliklerin ve sorunların en kısa sürede giderilmesini beklediklerini kaydetti.
Çok sayıda hukuk fakültesinin bulunmasının eğitim kalitesinin yüksekliğini göstermediğini savunan Öztürk, "Devlet, vakıf ayrımı yapılmadan, Türkiye'de eğitim-öğretim yapan hukuk fakültelerinin bir çoğunun durumu içler acısıdır. Hukuk eğitiminde acilen köklü değişikliklerin yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu değişiklikler yapılmazsa, yargıda liyakatten bahsetmek kendimizi kandırmaktan öteye gitmeyecektir." diye konuştu.
Öztürk, yeni bir kanun hükmünde kararname ile yargıda bazı tasarruflarda bulunulacağına ilişkin bilgiler aldığını ifade ederek, bu durumu eleştirdi.
Yargının iktidarların rahatlıkla şekillendireceği alanlardan biri olmadığını anlatanÖztürk, "Hükümete tavsiyemiz, yargıda niceliklerle uğraşmak yerine niteliklerle uğraşırsanız bütün problemlerin kaynağına inmiş olursunuz. Yargıda eğer illa da bir şey yapacaksanız, sayılarla uğraşmayın, nitelikle uğraşın." dedi.
MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, MİT Müsteşarlığı ve MGK Genel Sekreterliği bütçeleri üzerindeki konuşmasında, devletin kuruluş kodlarıyla oynayarak onu yönetmeye çalışanların mutlaka birgün duvara toslamalarının kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
Devletin kuruluşundaki ana kodlarının onu, hiçbir şeye ihtiyaç olmaksızın yönetmeyi sağlayacak nitelikte olduğunu kaydeden Adan, bu kodlara sahip çıkan açıklamaları memnuniyetle karşıladıklarını anlattı.
Adan, ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanıma kararını da eleştirerek, bu kararın sadece Ortadoğu'yu değil, dünyayı ateş topuna çevirecek, tahrik dozu yüksek bir yaklaşım olduğunu vurguladı.
Kararı tehlikeli bir tezgahın son numarası olarak değerlendiren Adan, "Bu karar neresinden bakarsanız bakın, Türkiye'nin ve İslam dünyasının sinir uçlarına elektrik vermek demektir. Peş peşe sinir uçları tahrik edilen Türkiye sessiz kalmamış, bu konuda tavrını net bir şekilde koymuştur. Bu kapsamda İslam ülkeleri Türkiye'nin öncü, önemli, örnek girişimini ve güçlü iradesini dürüstçe sahiplenmeli, samimiyetle desteklemelidir. MHP olarak bu kararı ilk andan itibaren reddettik ve reddetmeye devam edeceğiz." diye konuştu.
MHP Osmaniye Milletvekili Ruhi Ersoy ise Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesine ilişkin konuşmasında başkanlığın FETÖ ve DEAŞ'a yönelik raporlarında önemli analizler bulunduğunu, ancak bu analizler yapılmasına rağmen gerekli tedbirlerin alınmamasının ise eksiklik olarak nitelendirilebileceğini bildirdi.
Türkiye'de yeni 15 Temmuz'ların yaşanmaması için Diyanet İşleri Başkanlığına önemli görevler düştüğüne işaret eden Ersoy, başkanlığın ilgili bakanlıklar ve kurumlarla iş birliği içinde çalışması gerektiğini aktardı.
Din ve değerler eğitiminin önemini de değinen Ersoy, bu alanda Diyanet İşleri Başkanlığının etkin çalışmalar yapmasını, "merdiven altı eğitimleri" önleyecek tedbirleri almasını istedi.
Dinin magazinleştirilmesinin, belirli semboller üzerinden tanımlanmasının önüne geçmek, bu alandaki bilgilendirme ve eğitimi gerçek uzmanlarına bırakmak gerektiğini anlatan Ersoy, "Dinin siyasallaşma alanından kurtarılarak, bireyin manevi yaşam alanı olduğunu tanımlayan bir anlayışla yola devam etmeliyiz." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker'in cep telefonu ayaklığı ile yayın yapması ve CHP milletvekillerinin sataşma nedeniyle söz istemesi tartışmalara neden oldu.
CHP milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda 2018 yılı bütçesi üzerinde konuştu.
CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, "15 yıldır ülkeyi yöneten AKP'nin aldatılmadığı, kandırılmadığı veyahut sonu hüsranla bitmemiş tek bir politikası var mıdır?" sorusunu yönelterek, yol, köprü gibi altyapı hizmetlerinden bahsetmediğini, bir ülkeye istikamet veren büyük politikalardan söz ettiğini belirtti.
Çam, "Mesela Suriye politikası... 'Bu politika önce Suriye'yi sonra ülkemizi felakete götürür' diyenlere 'Esatçı' dediniz. Ne oldu sonunda? Suriye politikasının yanlış olduğunu siz de kabul ettiniz." ifadesini kullandı.
CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker'in cep telefonu ayaklığı ile konuşmaları yayınlaması üzerine TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, Şeker'den ayaklığı kaldırmasını istedi.
Aydın, TBMM İçtüzüğü'nde yapılan değişiklikle "Genel Kurulun çalışma düzenini ve huzurunu bozucu döviz, pankart ve benzeri materyal getirmenin yasaklandığını" anımsattı.
CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu da çıkarılan bazı Kanun Hükmünde Kararname'lerin (KHK) OHAL ile ilgisi olmadığını savunarak, "Siz, içinde bulunduğunuz Türkiye Büyük Millet Meclisinin ciddi bir şekilde milli parlamento olma vasfını ortadan kaldıracak değişiklikler yapıyorsunuz, böyle bir yöneliminiz var." ifadesini kullandı.
Bekaroğlu'nun konuşmasının ardından Aydın, CHP İstanbul Milletvekili Şeker'den yeniden cep telefonu ayaklığını kaldırmasını istedi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel'in kaldırmayacaklarını söylemesi üzerine Aydın, birleşime ara verdi.
Aradan sonra yerinden söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Meclisin bir çalışma düzeninin olduğunu ve müzakerelerin kamuoyuna nasıl intikal edeceğine ilişkin kamu yayıncılığının söz konusu olduğunu anımsattı.
Bostancı, Meclis Başkanlık Divanı'nın konuya ilişkin nihai bir kararla kesin bir şekilde konunun aydınlığa kavuşturulmasının önemli olacağını düşündüklerini aktardı.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise Mecliste cep telefonu kullanmanın yasak olmadığını belirterek, kendi arkadaşlarının konuşmaları tamamladıktan sonra yayın yapmayacaklarını ve aparatı da kaldıracaklarını ifade etti.
Konuşmaların ardından bütçe üzerinde görüşmelere devam edildi.
CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, Halkbank'ın Sayıştay denetimine tabii olduğunu dile getirerek, "Halkbank üzerinden milyarlarca dolarlık sahte ihracat yapılırken, sahte ihraç belgeleri kullanılırken neredeydiniz? Bunu denetlemeyecekseniz, rapora bağlamayacaksanız ne iş yaparsınız?" ifadesini kullandı.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın ile CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel arasında sataşma nedeniyle söz hakkı konusunda anlaşmazlık yaşandı.
Aydın'ın AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı'ın konuşmasıyla ilgili sataşmadan söz talebinde bulunan CHP İzmir Milletvekili Musa Çam'a yerinden bir dakika söz vermesine CHP'li Özel itiraz etti.
Bunun üzerine Aydın, birleşime ara verdi.
Ara sırasında Özel ile AK Parti Uşak Milletvekili Alim Tunç arasında kısa süreli gerginlik yaşandı. Tunç'un Özel'in üzerine yürümesini araya giren milletvekilleri engelledi.
Gerginlik AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında bir süre daha devam etti.
Aranın ardından söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, AK Parti Grubu'na mensup bir milletvekilinin CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel'e fiili saldırıda bulunmak üzere hareke geçtiğini belirterek, "Milletvekillerimizin engellemesi sonucu bu saldırı gerçekleşmemiştir. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu milletvekillerine seslenmek istiyorum. Saldırı amaclı bu koridordan CHP Grubu'na yönelen bir milletvekilini indiremezseniz size yazıklar olsun." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı ise Altay'ın sözlerine tepki göstererek, AK Parti Uşak Milletvekili Alim Tunç ile Özel arasında önce sözlü bir tartışmanın yaşandığını ardından Özel'in kesinlikle kabul edilemez bir ifade kullandığını vurguladı.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise olayın evveliyatının bulunduğunu anımsatarak, yaşananları şöyle aktardı:
"Sayın milletvekili geçmişte benimle çok iyi ilişkiler kuran ve benimde kendisine son derece saygılı davrandığım biriyken birgün burada bir gerginlik sırasında yine bir fiili taaruz ve hakarette bulunduğu için o gün 'seni çok yanlış tanımışım bir daha seninle görüşmem' deyip, o günden beri irtibatımın olmadığı biridir. Bugün siz oturumu kapatınca oradan, 'Özgür her şeyi sen mi biliyorsun?' deyince ben, '5-6 ay önce seninle irtibatı kestim çünkü senin ne mal olduğunu biliyorum veya gördüm' diye bir ifade kullandım. Bu ben senin ne olduğunu biliyorum demektir. Oradan buraya öldüresiye bir koşuya başlamak son derece kabul edilemez bir davranıştır."
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Bütçeler üzerinde ilk sözü, AK Parti Grubu adına İstanbul Milletvekili Halis Dalkılıç aldı.
AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, "Türkiye'nin cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle çok daha hızlı yol alacağından endişe edenler, ülkemizin güçlenmesini istemeyenler, milletimizin refahının artmasını siyasi ikballerinin önünde bir engel olarak görenler Cumhurbaşkanımızın şahsında aslında Türkiye'ye saldırmaktadırlar." dedi.
AK Parti milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda görüşülen Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Başbakanlık, Sayıştay, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Kamu Denetçiliği Kurumu, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Diyanet İşleri Başkanlığı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun 2018 yılı bütçeleri üzerinde konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Halis Dalkılıç, Cumhuriyet tarihinden bu yana Türkiye'nin parlamenter sistemle yönetildiğini ve parlamenter sistemin birçok sıkıntısının hep birlikte yaşandığını söyledi.
Sistemde yaşanan sıkıntıları aktaran Dalkılıç, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle getirilen değişiklikleri anlattı.
Dalkılıç, "Cumhurbaşkanlığı makamı ve cumhurbaşkanımız, sadece AK Parti'lilerin cumhurbaşkanı değil. 80 milyon vatan evladının bayrak gibi, vatan gibi, millet gibi, göz bebeğimiz gibi korumamız gereken bir makamdan, bir temsilden bahsediyoruz. Verdiğimiz mücadele milletimizin ayağa kalkma, vesayet odaklarını tasfiye etme mücadelesidir." ifadesini kullandı.
AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde ülkeyi yönetme yetkisi alabilmek için halkın yarısından fazlasının oyunu almak gerekeceğini ve artık yüzde 15-20'lerle iktidar olmanın mümkün olamayacağını söyledi. Tunç, yeni sistemi "Rejim değişikliği yapılıyor. Kuvvetler ayrılığı ortadan kalkıyor. Tek adamlık geliyor." gibi propagandalarla eleştirenler olmasına rağmen cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle cumhuriyetin güçlendiğini ve demokrasinin çıtasının yükseldiğini bildirdi.
Tunç, "Türkiye'nin cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle çok daha hızlı yol alacağından endişe edenler, ülkemizin güçlenmesini istemeyenler, milletimizin refahının artmasını siyasi ikballerinin önünde bir engel olarak görenler cumhurbaşkanımızın şahsında aslında Türkiye'ye saldırmaktadırlar." dedi.
AK Parti Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu, siyasi, askeri ve ekonomik her açıdan güçlü bir Türkiye'nin bölgesel huzur ve istikrarın güvencesi olmaya devam edeceğinin, tüm ülkeler tarafından çok iyi bilindiğini hatırlatarak, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Yeniden dirilişimizden, yeniden yükselişimizden rahatsızlık duyanlar olsa da bizim daha da çok çalışacağımızdan, yorulmadan, dinlenmeden 2023, 2053, 2071 hedeflerine emin adımlarla ve büyük bir inançla yürüyeceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır."
AK Parti İstanbul Milletvekili Haydar Ali Yıldız, ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyan kararını eleştirerek, şunları kaydetti:
"Kudüs'ü başkent kabul etmek veya büyükelçiliğini oraya taşımak suretiyle gücüne güvenerek ama adaleti hiçe sayarak siyasi tasarruflarda bulunanlara bu topraklarda binlerce yıllık adaletin nasıl hüküm sürdüğünü elbette ki anlatacak gücümüz, dilimiz ve siyasi geçmişimiz, müktesebatımız vardır. Dolayısıyla, alınan bu karar hukuka, adalete dayanmadığı için de bu milletin vicdanında, bu coğrafyanın vicdanında ve insanlık vicdanında kabul görmeyecektir."
AK Parti Aydın Milletvekili Abdurrahman Öz, Kudüs'ün Müslümanların kutsal mekanı ve ilk kıblesi olduğunu anımsatarak, "Kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'de övülmüş bir beldedir. Bizim için Mekke ve Medine ne ise Kudüs odur. Aynı zamanda Kudüs sadece Müslümanlar için değil, tüm ilahi dinler için de ortak bir değerdir." diye konuştu.
Öz, ABD'nin Kudüs'e ilişkin kararının yok hükmünde olduğunu belirtti.
AK Parti Samsun Milletvekili Orhan Kırcalı, Kudüs'ün gözbebekleri olduğunu ve Kudüs'ü, işgal ve yağmadan başka hiçbir değeri olmayan devletlerin insafına da bırakmayacaklarını ifade etti.
Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğunu anımsatan Kırcalı, 2002 yılından bu yana AK Parti hükümetlerinin attığı adımların tümünün insan hakları temelinde hukuk devleti ilkesinin geliştirilmesi ve güçlendirilmesine yönelik olduğunu bildirdi.
Hukuk alanında yapılan reform niteliğindeki değişikliklerle vatandaşların temel hak ve hürriyetlerinin daha fazla güvence altına alındığına değinerek Kırcalı, "Anayasa ve başta temel yasalar olmak üzere gerçekleştirilen değişikliklerle adalet sistemimize çok önemli yenilikler kazandırılmıştır." ifadesini kullandı.
AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya, son on yılda Danıştaya gelen dosya sayısının yaklaşık 170 binden 461 bine çıktığını, 2002 yılında toplam verilen karar sayısı yaklaşık 60 bin iken 2016 yılında bu sayının 133 bine çıktığını vurguladı.
AK Parti Manisa Milletvekili Murat Baybatur, küresel düzeydeki çatışmaların şiddetlendiği, ittifak ilişkilerinin değiştiği ve bölgelerin yeniden şekillendirilmeye çalışıldığı bir süreçten geçildiğine dikkati çekerek, bu süreçte Türkiye'ye yönelik iç ve dış tehditlerin de her geçen gün artttığını ve algı operasyonları ile siber saldırılar gibi asimetrik tehditlerle bunların boyutlandığını belirtti.
Türkiye'nin ciddi sınamalarla karşı karşıya olduğu bu süreçten başarıyla çıkabilmesinin ancak güçlü bir istihbarat teşkilatı ile mümkün olduğuna işaret eden Baybatur, "Günümüzde uluslararası alanda söz sahibi ülkelerin tamamı emsalleri arasında üstünlük sağlayabilmek için istihbarat servislerini daha etkin kılmak amacıyla insan kaynağı ve teknik altyapı yatırımlarını her gün arttırmaktadır." dedi.
Baybatur, FETÖ/PDY terör örgütünün faaliyetlerinin akamete uğratılması noktasında MİT Müsteşarlığı tarafından gerçekleştirilen başarılı çalışmaların, teknik ve insan istihbaratı alanında yapılan yatırımların somut bir başarısı olduğunu ifade etti.
AK Parti Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker ise yıkıcı etkileri açısından değerlendirildiğinde ilk sırayı alan afetin deprem olduğunu, Türkiye topraklarının yüzde 66'sının birinci ve ikinci derece deprem bölgesinde bulunduğunu ve nüfusun yüzde 70'inin de bu bölgelerde yaşadığını belirtti.
Şeker, şunları kaydetti:
"Ülkemizde meydana gelen depremlerde günümüze kadar yaklaşık 90 binin üzerinde insanımız hayatını kaybederken on binlerce insanımız engelli kaldı. 500 binin üzerinde bina kullanılmaz hale geldi. Meydana gelen depremler geri gelmesi mümkün olmayan can kayıplarına, doğrudan ve dolaylı ekonomik kayıplara, sosyal ve ruhsal problemlere yol açmaktadır."
Öte yandan bütçe görüşmeler sürerken Endonezya Temsilciler Meclisi Yasama Komitesi Başkanı Supratman Andi Agtas ve beraberindeki heyet, TBMM Genel Kuruluna gelerek bir süre çalışmaları izledi.
MHP İstanbul Milletvekili Semih Yalçın, "Cumhur ittifakı, halkın kahir ekseriyetinin temayülünü bir mıknatıs gibi kendisine çekebilecektir. İttifak, güven ve umut vermekle kalmayacak güçler dengesinin teşekkülünü de açık bir şekilde ortaya koyacaktır." dedi.
Yalçın, 2018 Yılı Bütçesi'nin Genel Kuruldaki görüşmeleri sırasında, Cumhurbaşkanlığı Bütçesi üzerinde MHP Grubu adına söz aldı.
Türkiye'nin, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyaç duyulan günlerden geçtiğine işaret eden Yalçın, ayrılıkçı, yıkıcı ve bölücü faaliyetlere karşı halkın gösterdiği birliktelik ruhunun, tarihteki pek çok örneklerinin yanı sıra, en son hain darbe girişimi sonrasında kendini ortaya koyduğunu belirtti.
15 Temmuz darbe girişiminde ve sonrasında bir büyük milli mutabakatı ortaya çıkardığını, MHP'nin bu süreçteki tutumunu ülkedeki son gelişmeler ışığında değerlendirmek gerektiğini vurgulayan Yalçın, "MHP 2016 Ağustos'unda şekillenen milli mutabakat ruhunun peşinden durup dururken koşmamaktadır, peşine düşmemektedir. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, Türkiye'nin hükümet sisteminin sağlam bir hukuki ve anayasal zemine oturtulması için hükümete durup dururken teklifte bulunmamıştır. Gün birlik günüdür, dem dayanışma demidir. Topraklarımızın dışında, bilhassa okyanus ötesinde Türkiye'nin mahvı için kurulan fesat ve imha mahkemeleri ile bölgemizde taşeron terör örgütleri vasıtasıyla kurulan bölücü tezgahlar karşısında bütün siyasi partilerin ortak tavır ve duruş sergilemeleri esasen bir vatan borcudur." diye konuştu.
MHP'nin sık sık, milli mutabakatın, milli meseleler söz konusu olduğunda özellikle siyasi partiler arasında meşru ittifakların taşıdığına değinen Yalçın, "Bizim ittifaktan muradımız, ülkeye, emperyalist ülkeler ve onların taşeronları olan örgütlerle gizli veya açık bir itilaf siyaseti değil, tersine, milletle birlik ve bütünlük tesis etmektir." dedi.
MHP Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin "cumhur ittifakı" olarak adlandırılan açıklamalarına ilişkin de Yalçın, şöyle devam etti:
"MHP cumhur ittifakını, cumhurbaşkanlığı hükumet sisteminden esinlenerek ve bu sisteme atfen düşünmüş olup Cumhurbaşkanlığı seçimlerini de etkilemesini öngörmektedir. Bu nedenle, cumhur ittifakı, halkın kahir ekseriyetinin temayülünü bir mıknatıs gibi kendisine çekebilecektir. İttifak, güven ve umut vermekle kalmayacak güçler dengesinin teşekkülünü de açık bir şekilde ortaya koyacaktır. Anayasa değişikliği referandumunda yüzde 51 olan halk desteğinin, oyunun böyle bir ittifak sayesinde çok daha yüksek oranlara çıkması mümkün olacaktır."
MHP Mersin Milletvekili Oktay Öztürk de yargı kurumlarının bütçelerine ilişkin konuşmasında, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığının önemine işaret eden Yalçın, devletin temeli sayılan adaletin sağlanamamasının, devletin bekası açısından sıkıntılar yaratacağını, 15 Temmuz hain darbe girişiminin, yargı bağımsızlığının önemini, bu alanın hiç kimsenin ya da hiçbir yapının eline bırakılamayacağını ortaya koyduğunu bildirdi.
Hakim ve savcıların liyakatı ve bu alanda tecrübenin önemini vurgulayan Öztürk, hukuk eğitiminde eksikliklerin ve sorunların en kısa sürede giderilmesini beklediklerini kaydetti.
Çok sayıda hukuk fakültesinin bulunmasının eğitim kalitesinin yüksekliğini göstermediğini savunan Öztürk, "Devlet, vakıf ayrımı yapılmadan, Türkiye'de eğitim-öğretim yapan hukuk fakültelerinin bir çoğunun durumu içler acısıdır. Hukuk eğitiminde acilen köklü değişikliklerin yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu değişiklikler yapılmazsa, yargıda liyakatten bahsetmek kendimizi kandırmaktan öteye gitmeyecektir." diye konuştu.
Öztürk, yeni bir kanun hükmünde kararname ile yargıda bazı tasarruflarda bulunulacağına ilişkin bilgiler aldığını ifade ederek, bu durumu eleştirdi.
Yargının iktidarların rahatlıkla şekillendireceği alanlardan biri olmadığını anlatanÖztürk, "Hükümete tavsiyemiz, yargıda niceliklerle uğraşmak yerine niteliklerle uğraşırsanız bütün problemlerin kaynağına inmiş olursunuz. Yargıda eğer illa da bir şey yapacaksanız, sayılarla uğraşmayın, nitelikle uğraşın." dedi.
MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, MİT Müsteşarlığı ve MGK Genel Sekreterliği bütçeleri üzerindeki konuşmasında, devletin kuruluş kodlarıyla oynayarak onu yönetmeye çalışanların mutlaka birgün duvara toslamalarının kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
Devletin kuruluşundaki ana kodlarının onu, hiçbir şeye ihtiyaç olmaksızın yönetmeyi sağlayacak nitelikte olduğunu kaydeden Adan, bu kodlara sahip çıkan açıklamaları memnuniyetle karşıladıklarını anlattı.
Adan, ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanıma kararını da eleştirerek, bu kararın sadece Ortadoğu'yu değil, dünyayı ateş topuna çevirecek, tahrik dozu yüksek bir yaklaşım olduğunu vurguladı.
Kararı tehlikeli bir tezgahın son numarası olarak değerlendiren Adan, "Bu karar neresinden bakarsanız bakın, Türkiye'nin ve İslam dünyasının sinir uçlarına elektrik vermek demektir. Peş peşe sinir uçları tahrik edilen Türkiye sessiz kalmamış, bu konuda tavrını net bir şekilde koymuştur. Bu kapsamda İslam ülkeleri Türkiye'nin öncü, önemli, örnek girişimini ve güçlü iradesini dürüstçe sahiplenmeli, samimiyetle desteklemelidir. MHP olarak bu kararı ilk andan itibaren reddettik ve reddetmeye devam edeceğiz." diye konuştu.
MHP Osmaniye Milletvekili Ruhi Ersoy ise Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesine ilişkin konuşmasında başkanlığın FETÖ ve DEAŞ'a yönelik raporlarında önemli analizler bulunduğunu, ancak bu analizler yapılmasına rağmen gerekli tedbirlerin alınmamasının ise eksiklik olarak nitelendirilebileceğini bildirdi.
Türkiye'de yeni 15 Temmuz'ların yaşanmaması için Diyanet İşleri Başkanlığına önemli görevler düştüğüne işaret eden Ersoy, başkanlığın ilgili bakanlıklar ve kurumlarla iş birliği içinde çalışması gerektiğini aktardı.
Din ve değerler eğitiminin önemini de değinen Ersoy, bu alanda Diyanet İşleri Başkanlığının etkin çalışmalar yapmasını, "merdiven altı eğitimleri" önleyecek tedbirleri almasını istedi.
Dinin magazinleştirilmesinin, belirli semboller üzerinden tanımlanmasının önüne geçmek, bu alandaki bilgilendirme ve eğitimi gerçek uzmanlarına bırakmak gerektiğini anlatan Ersoy, "Dinin siyasallaşma alanından kurtarılarak, bireyin manevi yaşam alanı olduğunu tanımlayan bir anlayışla yola devam etmeliyiz." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker'in cep telefonu ayaklığı ile yayın yapması ve CHP milletvekillerinin sataşma nedeniyle söz istemesi tartışmalara neden oldu.
CHP milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda 2018 yılı bütçesi üzerinde konuştu.
CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, "15 yıldır ülkeyi yöneten AKP'nin aldatılmadığı, kandırılmadığı veyahut sonu hüsranla bitmemiş tek bir politikası var mıdır?" sorusunu yönelterek, yol, köprü gibi altyapı hizmetlerinden bahsetmediğini, bir ülkeye istikamet veren büyük politikalardan söz ettiğini belirtti.
Çam, "Mesela Suriye politikası... 'Bu politika önce Suriye'yi sonra ülkemizi felakete götürür' diyenlere 'Esatçı' dediniz. Ne oldu sonunda? Suriye politikasının yanlış olduğunu siz de kabul ettiniz." ifadesini kullandı.
CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker'in cep telefonu ayaklığı ile konuşmaları yayınlaması üzerine TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, Şeker'den ayaklığı kaldırmasını istedi.
Aydın, TBMM İçtüzüğü'nde yapılan değişiklikle "Genel Kurulun çalışma düzenini ve huzurunu bozucu döviz, pankart ve benzeri materyal getirmenin yasaklandığını" anımsattı.
CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu da çıkarılan bazı Kanun Hükmünde Kararname'lerin (KHK) OHAL ile ilgisi olmadığını savunarak, "Siz, içinde bulunduğunuz Türkiye Büyük Millet Meclisinin ciddi bir şekilde milli parlamento olma vasfını ortadan kaldıracak değişiklikler yapıyorsunuz, böyle bir yöneliminiz var." ifadesini kullandı.
Bekaroğlu'nun konuşmasının ardından Aydın, CHP İstanbul Milletvekili Şeker'den yeniden cep telefonu ayaklığını kaldırmasını istedi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel'in kaldırmayacaklarını söylemesi üzerine Aydın, birleşime ara verdi.
Aradan sonra yerinden söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Meclisin bir çalışma düzeninin olduğunu ve müzakerelerin kamuoyuna nasıl intikal edeceğine ilişkin kamu yayıncılığının söz konusu olduğunu anımsattı.
Bostancı, Meclis Başkanlık Divanı'nın konuya ilişkin nihai bir kararla kesin bir şekilde konunun aydınlığa kavuşturulmasının önemli olacağını düşündüklerini aktardı.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise Mecliste cep telefonu kullanmanın yasak olmadığını belirterek, kendi arkadaşlarının konuşmaları tamamladıktan sonra yayın yapmayacaklarını ve aparatı da kaldıracaklarını ifade etti.
Konuşmaların ardından bütçe üzerinde görüşmelere devam edildi.
CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, Halkbank'ın Sayıştay denetimine tabii olduğunu dile getirerek, "Halkbank üzerinden milyarlarca dolarlık sahte ihracat yapılırken, sahte ihraç belgeleri kullanılırken neredeydiniz? Bunu denetlemeyecekseniz, rapora bağlamayacaksanız ne iş yaparsınız?" ifadesini kullandı.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın ile CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel arasında sataşma nedeniyle söz hakkı konusunda anlaşmazlık yaşandı.
Aydın'ın AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı'ın konuşmasıyla ilgili sataşmadan söz talebinde bulunan CHP İzmir Milletvekili Musa Çam'a yerinden bir dakika söz vermesine CHP'li Özel itiraz etti.
Bunun üzerine Aydın, birleşime ara verdi.
Ara sırasında Özel ile AK Parti Uşak Milletvekili Alim Tunç arasında kısa süreli gerginlik yaşandı. Tunç'un Özel'in üzerine yürümesini araya giren milletvekilleri engelledi.
Gerginlik AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında bir süre daha devam etti.
Aranın ardından söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, AK Parti Grubu'na mensup bir milletvekilinin CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel'e fiili saldırıda bulunmak üzere hareke geçtiğini belirterek, "Milletvekillerimizin engellemesi sonucu bu saldırı gerçekleşmemiştir. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu milletvekillerine seslenmek istiyorum. Saldırı amaclı bu koridordan CHP Grubu'na yönelen bir milletvekilini indiremezseniz size yazıklar olsun." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı ise Altay'ın sözlerine tepki göstererek, AK Parti Uşak Milletvekili Alim Tunç ile Özel arasında önce sözlü bir tartışmanın yaşandığını ardından Özel'in kesinlikle kabul edilemez bir ifade kullandığını vurguladı.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise olayın evveliyatının bulunduğunu anımsatarak, yaşananları şöyle aktardı:
"Sayın milletvekili geçmişte benimle çok iyi ilişkiler kuran ve benimde kendisine son derece saygılı davrandığım biriyken birgün burada bir gerginlik sırasında yine bir fiili taaruz ve hakarette bulunduğu için o gün 'seni çok yanlış tanımışım bir daha seninle görüşmem' deyip, o günden beri irtibatımın olmadığı biridir. Bugün siz oturumu kapatınca oradan, 'Özgür her şeyi sen mi biliyorsun?' deyince ben, '5-6 ay önce seninle irtibatı kestim çünkü senin ne mal olduğunu biliyorum veya gördüm' diye bir ifade kullandım. Bu ben senin ne olduğunu biliyorum demektir. Oradan buraya öldüresiye bir koşuya başlamak son derece kabul edilemez bir davranıştır."
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
