2009-01-09 - 14:30
CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay, AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Ergün'ün CHP'ye yönelik açıklamalarına, Parlamentoda düzenlediği basın toplantısında yanıt verdi.
CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay, AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Ergün'ün dünkü açıklamalarına,
''Dün burada, seviyesi, düzeyi olmayan, şantaj, sonu nereye varacağı anlaşılmayan kimi olur
olmaz laflar söylendi. Parlamento çatısı altına yakışmayan bu üslup, belki
kendilerine yakışıyor, ama içerikteki saçmalık dikkat çekicidir'' diye karşılık verdi.
Okay, Ergün'ün CHP'ye yönelik açıklamalarına, TBMM'de düzenlediği basın
toplantısında yanıt verdi.
Ergenekon soruşturmasının, normal şartlarda gerçekleşen bir yargı
faaliyeti değil, Cumhuriyet rejiminin sınırlarının, iktidarca bilinçli olarak
zorlandığı bir süreç olduğunu savunan Okay, son gözaltıların, bunu gösterdiğini
söyledi.
Okay, AK Parti Grup Başkanvekili ve Başbakan Yardımcısının yaptığı
açıklamaların, ''Kamuoyunu baskılamaya yönelik tipik bir dezenformasyon yönetimi
olduğunu, iktidarın Ergenekon'daki üstlendiği rolü belgelediğini'' savundu.
-''GELGİTLERLE ÇALKALANIYOR''-
''Geldiğimiz noktada Türkiye demokrasisi, bir tek parti iktidarının,
demokratik rejim ve faşist rejim arasındaki gelgitleriyle çalkalanmaktadır''diyen
Okay, şunları kaydetti:
''AKP yetkililerinin dün yaptığı, CHP ve CHP Genel Başkanı Sayın Deniz
Baykal'ı hedef alan açıklamalar; anamuhalefet partisinin, demokrasiyi koruma
noktasında direnen çizgisine bile tahammül edilemeyen bir anlayışın suçüstü
halidir. Anamuhalefet partisini bile baskı altına alabileceğine inanan bu
demokrasi yoksunu anlayış, çağdışıdır.
Dün burada, seviyesi, düzeyi olmayan, gayri ciddi, bir mantık silsilesine
oturmayan, hukuk dışı, şantaj, tehdit ve sonu nereye varacağı anlaşılmayan kimi
olur olmaz laflar söylendi. Parlamento çatısı altına yakışmayan bu üslup, belki
kendilerine yakışıyor, ama içerikteki saçmalık dikkat çekicidir. Esasen bu üslup,
kimi TBMM Genel Kurulu toplantılarında, Başbakan tarafından yanına çağrılarak
ellerine tutuşturulan yazılarla, 'ortamı gerin, ilgisiz gereksiz şu konularla bir
tartışma ortamı yaratın, huzursuzluğa sebebiyet verin' dediği uygulamaların
benzeridir.''
-''ERGENEKON'UN SAVCILIĞINI BIRAKIP, YARGIÇLIĞINI ÜSTLENMEK''-
Okay, AK Parti'li sözcünün, karnından konuştuğunu, tuhaf imalarda
bulunduğunu, Danıştay saldırısı, suikast palanları, Cumhuriyet gazetesinin
bombalanması, ele geçirilen patlayıcılarla, orgeneralleri, bilim adamlarını,
yüksek yargı mensuplarını yan yana koyduğunu söyledi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ergün'ün bu sözlerinin, hukukun temel
ilkelerinin başında gelen masumiyet karinesini ayaklar altına aldığına işaret
eden Okay, ''Bir yandan hukuk devletinden bahsedilirken, bir taraftan yargı
süreci devam ettiği halde yapılan atıflar, yargılama bitmediği halde herkesi
topyekun suçlu konumuna sokmaktadır. Bu durum, AKP'nin Ergenekon davasındaki
savcılık konumunu bırakarak, Ergenekon'un yargıçlığını üstlendiğini
belgelemektedir'' diye konuştu.
Okay, Ergün'ün, ''Virüs gibi saçma sapan ifadeler'' kullanarak,
siyasetlerindeki hastalığın, bulaşıcılığın, her yerde olduğunu zannettiğini ileri
sürdü.
-''AÇIK HAVA HAPİSHANESİ''-
Ergün'ün, ''finansman'' kelimesini ağzına aldığını ifade eden Okay, kamu
kaynaklarını, devlet parasını, hısım akrabaya, eşe dosta, yandaşa aktarmanın, AK
Parti'nin en iyi bildiği iş olduğunu iddia etti. ''Biz o finans işlerinden
anlamayız'' görüşünü dile getiren Okay, şunları kaydetti:
''AKP'li sözcü, 'Partimize muhalefet eden yüzlerce, binlerce insan var,
muhalefetinden dolayı kimse yaptırımla karşılaşmıyor' diyor. Evet, bir eksiğiniz
o kaldı... O insanları da gözaltına alıp, Türkiye'yi bir açık hava hapishanesine
çevirin.
'Korkmayın, sizi dinlemiyorlar' diyor, AKP sözcüsü. Kimin kimi
dinlediğini, kimi dinlemediğini, ne zaman dinleyeceğini en iyi siz bilirsiniz.
Çünkü, dinlemeyi yapan da denetleyen de sizsiniz. AKP, CHP'yi hukuk devleti
anlayışından uzak hareket etmekle ve şantaj yapmakla suçlamakta, Cumhuriyetin
temel ilkeleriyle hesaplaşılıyor diye, illegal örgütleri korumakla itham etmesi,
suçluluğun telaşıdır. Sorumlu siyasetçiler dedikodu yapmaz, muhbirliğe soyunmaz,
yürekleri yetiyorsa gereğini yaparlar.''
-''YEŞİL KUŞAKÇILAR''-
Okay, hukuku, hukuk devletini, hukukun üstünlüğünü savunmanın, ihsas-ı
rey değil, yargıçların öncelikli görevi olduğunu dile getirerek, maskeli
demokratların, hukuk devleti hatırlatmalarının tam bir saptırma olduğunu
söyledi.
Gelinen noktada sürecin, üniter ve ulus devletin, laik rejimin
savunucuları ile gerici ve bölücü güçlerin bir hesaplaşmasına dönüştüğünü ifade
eden Okay, hukuk devleti kavramını ağzına alanların, önce hukuk devletini hayata
geçirmesi gerektiğini kaydetti.
Okay, yargı bağımsızlığı için kıllarını bile kıpırdatmayanların, yargıyı
kendi anlayışlarına göre biçimlendirmek isteyenlerin, CHP'nin hukuk devleti
anlayışını sorgulayamayacağını belirterek, ''Yeşil kuşakçılar, emperyalist
süreçlerle beslenenler, CHP'ye demokrasi dersi veremez. Dikta rejimlerinde
yaşamak kötüdür, ancak adına demokrasi deyip, diktayı yaşamak bundan daha da
kötüdür'' diye konuştu.
-GÖLBAŞI'NDA SİLAHLARIN BULUNMASI-
Okay, Ergenekon soruşturması kapsamında Eski Özel Harekat Dairesi
Başkanvekili İbrahim Şahin'in evindeki krokiler doğrultusunda, Gölbaşı'nda bir
arsada yapılan aramada, bomba ve silahların bulunmasına ilişkin
değerlendirmesinin sorulması üzerine, bunun çok normal olduğunu söyledi.
İbrahim Şahin'in, çetelerle iç içe olduğu ve yargılamalarda mahkumiyet
aldığının, kamuoyunca bilindiğini ifade eden Okay, ''Anormal olan; bunlar
bilindiği halde, Şahin, her nedense Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ordu
komutanları, MGK eski Genel Sekreteri, orgeneraller, YÖK eski Başkanıyla, onuncu
dalgada gözaltına alınıyor. Onu, dokuz çeyrek dalgasında, bunları on dalgasında
alın. Verilmek istenen imaj; İbrahim Şahin bombası, 10. dalgada gözaltına alınan
herkesin ortak suç aleti'' diye konuştu.
Bu soruşturmanın, ''doğrudan iktidarın, güdümünde ve yönlendirmesiyle
devam ettiğini'' iddia eden Okay, mafya, terör ilişkisi içindeki kişilerle
iktidara muhalefet eden, saygın isimlerin bir araya getirilerek, hesaplaşma
sürecinin yaşandığını savundu. Okay, ''Bu sürecin devam etmesini arzu etmeleri,
bildiklerinin, yaptıklarının itirafıdır'' dedi.
-''YARGI BAĞIMSIZSA, NE GÖRÜŞÜLÜR?''-
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un, dün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin sorulması üzerine Okay, şu
karşılığı verdi:
''Yargının tam anlamıyla bağımsız olduğu ülkelerde, yargıya güven varsa,
böyle görüşmelerin hiçbir anlamı yoktur, olmaması, kabul görmemesi gerekir.
Siyasi irade, başbakan veya bakanların, yargı üzerinde bir yönlendirmesi,
tahakkümünün olmaması gerekir. Hatta böyle bir görüşmenin kabul dahi edilmemesi
gerekir. Bu yargılama sürecinde, bu görüşmeler dahil, iktidarın nasıl
belirleyeceği olduğunun somut kanıtıdır. Türkiye'de yargı bağımsızsa, Başbakanla,
Adalet Bakanıyla, Milli Savunma Bakanıyla, İçişleri Bakanıyla, Cumhurbaşkanıyla
ne görüşülür?''
''Dün burada, seviyesi, düzeyi olmayan, şantaj, sonu nereye varacağı anlaşılmayan kimi olur
olmaz laflar söylendi. Parlamento çatısı altına yakışmayan bu üslup, belki
kendilerine yakışıyor, ama içerikteki saçmalık dikkat çekicidir'' diye karşılık verdi.
Okay, Ergün'ün CHP'ye yönelik açıklamalarına, TBMM'de düzenlediği basın
toplantısında yanıt verdi.
Ergenekon soruşturmasının, normal şartlarda gerçekleşen bir yargı
faaliyeti değil, Cumhuriyet rejiminin sınırlarının, iktidarca bilinçli olarak
zorlandığı bir süreç olduğunu savunan Okay, son gözaltıların, bunu gösterdiğini
söyledi.
Okay, AK Parti Grup Başkanvekili ve Başbakan Yardımcısının yaptığı
açıklamaların, ''Kamuoyunu baskılamaya yönelik tipik bir dezenformasyon yönetimi
olduğunu, iktidarın Ergenekon'daki üstlendiği rolü belgelediğini'' savundu.
-''GELGİTLERLE ÇALKALANIYOR''-
''Geldiğimiz noktada Türkiye demokrasisi, bir tek parti iktidarının,
demokratik rejim ve faşist rejim arasındaki gelgitleriyle çalkalanmaktadır''diyen
Okay, şunları kaydetti:
''AKP yetkililerinin dün yaptığı, CHP ve CHP Genel Başkanı Sayın Deniz
Baykal'ı hedef alan açıklamalar; anamuhalefet partisinin, demokrasiyi koruma
noktasında direnen çizgisine bile tahammül edilemeyen bir anlayışın suçüstü
halidir. Anamuhalefet partisini bile baskı altına alabileceğine inanan bu
demokrasi yoksunu anlayış, çağdışıdır.
Dün burada, seviyesi, düzeyi olmayan, gayri ciddi, bir mantık silsilesine
oturmayan, hukuk dışı, şantaj, tehdit ve sonu nereye varacağı anlaşılmayan kimi
olur olmaz laflar söylendi. Parlamento çatısı altına yakışmayan bu üslup, belki
kendilerine yakışıyor, ama içerikteki saçmalık dikkat çekicidir. Esasen bu üslup,
kimi TBMM Genel Kurulu toplantılarında, Başbakan tarafından yanına çağrılarak
ellerine tutuşturulan yazılarla, 'ortamı gerin, ilgisiz gereksiz şu konularla bir
tartışma ortamı yaratın, huzursuzluğa sebebiyet verin' dediği uygulamaların
benzeridir.''
-''ERGENEKON'UN SAVCILIĞINI BIRAKIP, YARGIÇLIĞINI ÜSTLENMEK''-
Okay, AK Parti'li sözcünün, karnından konuştuğunu, tuhaf imalarda
bulunduğunu, Danıştay saldırısı, suikast palanları, Cumhuriyet gazetesinin
bombalanması, ele geçirilen patlayıcılarla, orgeneralleri, bilim adamlarını,
yüksek yargı mensuplarını yan yana koyduğunu söyledi.
AK Parti Grup Başkanvekili Ergün'ün bu sözlerinin, hukukun temel
ilkelerinin başında gelen masumiyet karinesini ayaklar altına aldığına işaret
eden Okay, ''Bir yandan hukuk devletinden bahsedilirken, bir taraftan yargı
süreci devam ettiği halde yapılan atıflar, yargılama bitmediği halde herkesi
topyekun suçlu konumuna sokmaktadır. Bu durum, AKP'nin Ergenekon davasındaki
savcılık konumunu bırakarak, Ergenekon'un yargıçlığını üstlendiğini
belgelemektedir'' diye konuştu.
Okay, Ergün'ün, ''Virüs gibi saçma sapan ifadeler'' kullanarak,
siyasetlerindeki hastalığın, bulaşıcılığın, her yerde olduğunu zannettiğini ileri
sürdü.
-''AÇIK HAVA HAPİSHANESİ''-
Ergün'ün, ''finansman'' kelimesini ağzına aldığını ifade eden Okay, kamu
kaynaklarını, devlet parasını, hısım akrabaya, eşe dosta, yandaşa aktarmanın, AK
Parti'nin en iyi bildiği iş olduğunu iddia etti. ''Biz o finans işlerinden
anlamayız'' görüşünü dile getiren Okay, şunları kaydetti:
''AKP'li sözcü, 'Partimize muhalefet eden yüzlerce, binlerce insan var,
muhalefetinden dolayı kimse yaptırımla karşılaşmıyor' diyor. Evet, bir eksiğiniz
o kaldı... O insanları da gözaltına alıp, Türkiye'yi bir açık hava hapishanesine
çevirin.
'Korkmayın, sizi dinlemiyorlar' diyor, AKP sözcüsü. Kimin kimi
dinlediğini, kimi dinlemediğini, ne zaman dinleyeceğini en iyi siz bilirsiniz.
Çünkü, dinlemeyi yapan da denetleyen de sizsiniz. AKP, CHP'yi hukuk devleti
anlayışından uzak hareket etmekle ve şantaj yapmakla suçlamakta, Cumhuriyetin
temel ilkeleriyle hesaplaşılıyor diye, illegal örgütleri korumakla itham etmesi,
suçluluğun telaşıdır. Sorumlu siyasetçiler dedikodu yapmaz, muhbirliğe soyunmaz,
yürekleri yetiyorsa gereğini yaparlar.''
-''YEŞİL KUŞAKÇILAR''-
Okay, hukuku, hukuk devletini, hukukun üstünlüğünü savunmanın, ihsas-ı
rey değil, yargıçların öncelikli görevi olduğunu dile getirerek, maskeli
demokratların, hukuk devleti hatırlatmalarının tam bir saptırma olduğunu
söyledi.
Gelinen noktada sürecin, üniter ve ulus devletin, laik rejimin
savunucuları ile gerici ve bölücü güçlerin bir hesaplaşmasına dönüştüğünü ifade
eden Okay, hukuk devleti kavramını ağzına alanların, önce hukuk devletini hayata
geçirmesi gerektiğini kaydetti.
Okay, yargı bağımsızlığı için kıllarını bile kıpırdatmayanların, yargıyı
kendi anlayışlarına göre biçimlendirmek isteyenlerin, CHP'nin hukuk devleti
anlayışını sorgulayamayacağını belirterek, ''Yeşil kuşakçılar, emperyalist
süreçlerle beslenenler, CHP'ye demokrasi dersi veremez. Dikta rejimlerinde
yaşamak kötüdür, ancak adına demokrasi deyip, diktayı yaşamak bundan daha da
kötüdür'' diye konuştu.
-GÖLBAŞI'NDA SİLAHLARIN BULUNMASI-
Okay, Ergenekon soruşturması kapsamında Eski Özel Harekat Dairesi
Başkanvekili İbrahim Şahin'in evindeki krokiler doğrultusunda, Gölbaşı'nda bir
arsada yapılan aramada, bomba ve silahların bulunmasına ilişkin
değerlendirmesinin sorulması üzerine, bunun çok normal olduğunu söyledi.
İbrahim Şahin'in, çetelerle iç içe olduğu ve yargılamalarda mahkumiyet
aldığının, kamuoyunca bilindiğini ifade eden Okay, ''Anormal olan; bunlar
bilindiği halde, Şahin, her nedense Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ordu
komutanları, MGK eski Genel Sekreteri, orgeneraller, YÖK eski Başkanıyla, onuncu
dalgada gözaltına alınıyor. Onu, dokuz çeyrek dalgasında, bunları on dalgasında
alın. Verilmek istenen imaj; İbrahim Şahin bombası, 10. dalgada gözaltına alınan
herkesin ortak suç aleti'' diye konuştu.
Bu soruşturmanın, ''doğrudan iktidarın, güdümünde ve yönlendirmesiyle
devam ettiğini'' iddia eden Okay, mafya, terör ilişkisi içindeki kişilerle
iktidara muhalefet eden, saygın isimlerin bir araya getirilerek, hesaplaşma
sürecinin yaşandığını savundu. Okay, ''Bu sürecin devam etmesini arzu etmeleri,
bildiklerinin, yaptıklarının itirafıdır'' dedi.
-''YARGI BAĞIMSIZSA, NE GÖRÜŞÜLÜR?''-
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un, dün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin sorulması üzerine Okay, şu
karşılığı verdi:
''Yargının tam anlamıyla bağımsız olduğu ülkelerde, yargıya güven varsa,
böyle görüşmelerin hiçbir anlamı yoktur, olmaması, kabul görmemesi gerekir.
Siyasi irade, başbakan veya bakanların, yargı üzerinde bir yönlendirmesi,
tahakkümünün olmaması gerekir. Hatta böyle bir görüşmenin kabul dahi edilmemesi
gerekir. Bu yargılama sürecinde, bu görüşmeler dahil, iktidarın nasıl
belirleyeceği olduğunun somut kanıtıdır. Türkiye'de yargı bağımsızsa, Başbakanla,
Adalet Bakanıyla, Milli Savunma Bakanıyla, İçişleri Bakanıyla, Cumhurbaşkanıyla
ne görüşülür?''
