2019-12-11 - 23:59
TBMM Genel Kurulunda, Adalet, Milli Savunma ile Hazine ve Maliye bakanlıklarının 2020 yılı bütçeleri kabul edildi.
Genel Kurul, TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığında toplandı.
Genel Kurulda bakanlıkların yanı sıra Yargıtay, Danıştay, Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı, Hakimler ve Savcılar Kurulu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Gelir İdaresi Başkanlığı, Kamu İhale Kurumu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, TÜİK, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulunun bütçeleri de görüşülecek.
Bütçeler üzerinde ilk sözü CHP Grubu adına Konya Milletvekili Abdüllatif Şener aldı.
CHP Konya Milletvekili Abdüllatif Şener, yargının siyasallaşması halinde orada adaletin kalmayacağını savundu. Şener, Cumhurbaşkanına hakaretten on binlerce dava açıldığını ifade ederek, parti genel başkanı olmasından dolayı açılan davaların da Cumhurbaşkanına hakaret kapsamında değerlendirilmesini eleştirdi.
Hükümetin milli savunma politikasını da eleştiren Şener, savunma sanayi ile ilgili tüm firmaların devletleştirilmesi gerektiğini söyledi.
AK Parti'nin "Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele" diyerek iktidara geldiğini ancak bunları artırdığını ileri süren Şener, hükümetin ekonomi politikasının işsizliği tetiklediğini savundu.
CHP Antalya Milletvekili Rafet Zeybek, yargının bağımsız olmadığı bir ülkenin adalet dağıtma iddiasının olamayacağını ifade etti.
Türkiye'de yargının bağımsız da tarafsız da olmadığını öne süren Zeybek, bu gerçeği kabullenmemeleri halinde yargının hiçbir sorununu çözemeyeceklerini belirtti.
Zeybek, yargı paketlerinde yargının tarafsız ve bağımsız olacağına yönelik hiçbir maddenin olmadığını savunan Zeybek, "Sadece kendiniz için adalet istiyorsunuz" dedi.
CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse, Ceren Özdemir'in katiline kelepçe takmayan adaletin, "kadın cinayetlerini durduracağız" diyen kadınları, ters kelepçe takarak derdest ettiğini söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'ün, "Daha düne kadar FETÖ'cülerle aynı maklubeye kaşık sallayanlar bugün çıkıp bize FETÖ ile mücadele dersi vermeye kalkmasın" dediğini, bunun bir feryat olarak algılanması gerektiğini söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, Türkiye'de çağdaş anlamıyla bir yargı organının olmadığını öne sürdü. Yargının tarafsız, bağımsız, etkin, çağdaş olmasını, kendi geliştirdiği içtihatlara uymasını, hızlı karar almasını, evrensel hukuk normlarına uyumlu olmasını beklediklerini dile getiren Emre, "Bizim yargının durumu bunlardan hangisine uyuyor?" diye sordu.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, KHK ile yapılan 132 bin işlemden dolayı mağduriyet yaşandığını ileri sürdü.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Adalet Bakanlığı bütçesi üzerindeki konuşmaların tamamlanmasından sonra söz aldı. 221 sayfalık Adaletin Kara Kaplı Defteri'ni hazırladıklarını anlatan Özel, eleştirilerin altındaki somut veriler, kanıtlar ve çözüm önerilerini Adalet Bakanı Gül'e sunacaklarını belirtti.
CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi, 2020'de öngörülen kişi başına 9 bin 738 dolar milli gelirin 2007'deki düzeye, 2022'de öngörülen 10 bin 534 dolarlık milli gelirin 2010'daki düzeye eşit olacağını söyledi.
Ekonomi politikasının iflas ettiğini ileri süren Hamzaçebi, bundan sadece bugünkü bakanı sorumlu tutmadığını, ekonomiyi yöneten AK Parti'li bakanların, en başta da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da sorumluluğu olduğunu iddia etti.
Hamzaçebi, dış kaynak girişiyle ekonomide büyüme sağlanabileceğini vurgulayarak, Türkiye'ye gelen yabancı sermaye hareketlerinin büyüme ile orantısını bir tabloyla gösterdi.
Ekonominin kısır döngü içinde olduğunu ifade eden Hamzaçebi, açıklanan programların derde deva değil, sabun köpüğü gibi olduğunu savundu.
Hamzaçebi, Erdoğan'ın, "Dolarlarınızı TL'ye çevirin." açıklamalarını anımsatarak, bankalardaki yabancı mevduatın toplam mevduata oranının 2019'da yüzde 50'nin üzerinde olduğunu belirtti.
CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, özelleştirmelerden örnekler verdi.
Dokunulmazlığı olan milletvekilleri hakkında sürekli fezleke gönderildiğini söyleyen Bülbül, "Konuşanlara karşı yapılanların haddi hesabı yok. Dışarıda konuşmaya başlıyoruz, polis çıkıyor; sesimizi çıkarmaya çalışıyoruz, cezaevi yolu gözüküyor. Bunun hesabını da yarın soracağız." ifadelerini kullandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan sataşma gerekçesiyle söz alarak, Bülbül'e yanıt verdi.
Bülbül'ün, "Hesap soracağız." sözlerini anımsatan Turan, "Sizden korkan namert olsun. Bu yargı milletin yargısı, bu yargı CHP'nin yargısı değil. Halktan korkmuyoruz, hesabı halka vereceğiz, halkın dediği baş tacı." diye konuştu.
Turan'ın kürsüdeki konuşması sırasında CHP ile AK Parti milletvekilleri arasında karşılıklı laf atma ve sataşmalar oldu. Sataşmaların büyümesi üzerine AK Parti ile CHP milletvekilleri birbirlerinin üzerine yürüdü. Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç birleşime ara verdi.
Verilen arada da milletvekillerinin tartışması devam etti. Araya AK Parti ve CHP'li idare amirleri, diğer milletvekilleri girerek, kavgayı önlemeye çalıştı.
Milletvekillerinin yerine oturmasının ardından Bilgiç, birleşimi yeniden açtı.
TBMM Genel Kurulunda görüşülen Adalet, Milli Savunma ile Hazine ve Maliye bakanlıklarının bütçeleri üzerinde İYİ Parti Grubu adına konuşmalar yapıldı.
İYİ Parti Aksaray Milletvekili Ayhan Erel, toplumun tüm kesimlerinin adaletsizliğe uğradığını düşündüğünü ve gelecekten umutsuz olduğunu belirterek, iktidarın siyaseti yargı eliyle dizayn ettiğini, toplumda adalete olan güven duygusunun yüzde 20'lerde olduğunu söyledi.
FETÖ ile topyekün ve taviz vermeden mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Erel, "Bu mücadele yürütülürken hak ve adaletten ayrılmayalım." çağrısında bulundu.
Toplumun yaşadığı ekonomik sıkıntılara da dikkati çeken Erel, "Bu millet sizi para babalarına hizmet edin diye seçmedi. Sizi millet seçti. Ya milleti göreceksiniz ya da yoldan çekileceksiniz. Bunun başka yolu yok." diye konuştu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan da parti grubu adına konuşmalar devam ederken, söz alarak, AK Parti grubu sıralarında az sayıda kişinin olmasını eleştirdi ve AK Parti grubunu bu konuda hassasiyete davet etti.
İYİ Parti Antalya Milletvekili, Feridun Bahşi, hakim savcı olamayacak hocaların hakim savcı adaylarını eğittiğini ileri sürerek, "Hukukçu olmayan hukuk dekanlarına sormak lazım: Siz yönettiğiniz fakülteye kendi çocuklarınızı gönderir misiniz? Yine, fakültelerde ders veren hukukçu olmayan hocalara sormak lazım: Siz ders verdiğiniz okullarda çocuklarınızın hukuk eğitimi almasını ister misiniz? Tabii ki istemezsiniz." diye konuştu.
Hukuk fakültelerinde hukukçu olmayan yönetici uygulamasına son verilmesi gerektiğini kaydeden Bahşi, Hukuk Meslekleri Giriş sınavının olumlu bir uygulama olduğunu ancak sınav sonrası mülakatların derhal kaldırılması gerektiğini söyledi.
Arabuluculuk sınavına dair basına yansıyan iddiaları hatırlatan Bahşi, "200 milletvekilinden bir tane milletvekili bu sınavı kazanamamıştır." dedi.
Yargı Reformu Strateji Belgesi ile adalete güvenin sağlanamayacağını dile getiren Bahşi, "AK Parti döneminde çıkarılan yargı reform paketlerinin sayısını unuttum. Bu kadar paketten sonra bile bırakın iyileşmeyi, görüldüğü gibi günden güne yargıdaki prestij kötüye gitmektedir." değerlendirmesinde bulundu.
İYİ Parti Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz, ekonominin bir yapısal tıkanma içinde olduğunu savunarak, "Bir borç kriziyle karşı karşıyayız. Bu borç krizi önceki krizlerimizde yaşadığımız gibi kamunun krizi değil, özel sektörün krizi ve maalesef bu realiteyle yüzleşmeyi reddeden bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu yüzleşmenin bize elbette bir maliyeti var. Bu maliyeti ödedik." ifadelerini kullandı.
Sıkıntının belli aşamalarının olduğunu kaydeden Yılmaz, Türkiye'nin bu aşamalardan birinci ve üçüncü aşamalarını birlikte yaşadığını dile getirdi.
"Kriz inkâr edildi ve bugüne gelindi." diyen Yılmaz, bunun üçüncü aşamasının korku ve panik olduğunu ve bu aşamada yaz tatiline girmeden önce yapılan yasal düzenlemeyle 400 milyar liraya yakın, 70 milyar dolar karşılığında batık kredinin yeniden yapılandırıldığını söyledi.
Durmuş Yılmaz, şöyle devam etti:
"Sayın Bakan diyor ki: 'Cari açık azaldı, ithalat sıfırlandı, cari fazla vermeye başladık. Dolayısıyla ekonomi dengelendi.' Hayır, Sayın Bakan. Siz şununla övünüyorsunuz; 'Ekonomiyi büyütmedim, işsizliği artırdım, bu benim başarımdır.' diyorsunuz. 'Ekonomiyi küçülterek ben faizi yüzde 500 yaparım, kimseye yedirmem, içirmem ve enflasyonu sıfırlarım.' Bu, başarı değil. Böyle bir dengelenme söz konusu değil. Sizin ortaya koyduğunuz dengelenme ekonomiyi bitiren bir dengelenme."
Ankara milletvekili Yılmaz, "Paketlerle bu iş yürümüyor. Yapılması gereken şey, büyük, kapsamlı bir program. O program yapılmadan bu içinde bulunduğumuz koşullardan dışarı çıkılması mümkün değil." diye konuştu.
Merkez Bankasının İstanbul'a taşınması konusuna değinen ve bankanın değerleme hesabının 20 milyar dolar kadar azaldığını aktaran Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'a "Merkez Bankası değerleme hesabından herhangi bir kaynak kullandınız mı? Eğer kullanmadıysanız kullanmayı düşünüyor musunuz ve şu andaki bu değerleme hesabındaki azalma nedir?" diye sordu.
Lütfü Türkkan, partisi adına konuşmalar devam ederken söz alarak, Durmuş Yılmaz konuşmasını sürdürürken Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın sürekli Bakan Yardımcısı Nureddin Nebati ile konuşmasını eleştirdi.
İYİ Parti Adana Milletvekili Mehmet Metanet Çulhaoğlu, "Çeyrek altın alım gücüne göre memurun maaşını yüzde 685 düşürmüşsünüz. Görün memuru ne hale düşürdüğünüzü. Emeklinin, işçinin hali daha da vahim. Bir de bununla övünüyorsunuz. Elbette, memur da emekli de işçi de esnaf da bu rakamlarla oyun oynamanızın cevabını sandıkta verecektir." diye konuştu.
İYİ Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş ise "TÜİK'in enflasyon oyunları, enflasyon oranlarındaki oynamanın iktidarınıza hiçbir faydası olmayacaktır. Devletin kurumunun yıpranması, güven kaybetmesi sizi vuracaktır. Türkiye kaybedecektir. Düşük gösterdiğiniz yıllık enflasyon oranıyla milyonlarca memur, işçi, emeklinin hakkını gasp ediyorsunuz, hakkını çalıyorsunuz." iddiasında bulundu.
****HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****
Genel Kurulda bakanlıkların yanı sıra Yargıtay, Danıştay, Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı, Hakimler ve Savcılar Kurulu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Gelir İdaresi Başkanlığı, Kamu İhale Kurumu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, TÜİK, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulunun bütçeleri de görüşülecek.
Bütçeler üzerinde ilk sözü CHP Grubu adına Konya Milletvekili Abdüllatif Şener aldı.
CHP Konya Milletvekili Abdüllatif Şener, yargının siyasallaşması halinde orada adaletin kalmayacağını savundu. Şener, Cumhurbaşkanına hakaretten on binlerce dava açıldığını ifade ederek, parti genel başkanı olmasından dolayı açılan davaların da Cumhurbaşkanına hakaret kapsamında değerlendirilmesini eleştirdi.
Hükümetin milli savunma politikasını da eleştiren Şener, savunma sanayi ile ilgili tüm firmaların devletleştirilmesi gerektiğini söyledi.
AK Parti'nin "Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele" diyerek iktidara geldiğini ancak bunları artırdığını ileri süren Şener, hükümetin ekonomi politikasının işsizliği tetiklediğini savundu.
CHP Antalya Milletvekili Rafet Zeybek, yargının bağımsız olmadığı bir ülkenin adalet dağıtma iddiasının olamayacağını ifade etti.
Türkiye'de yargının bağımsız da tarafsız da olmadığını öne süren Zeybek, bu gerçeği kabullenmemeleri halinde yargının hiçbir sorununu çözemeyeceklerini belirtti.
Zeybek, yargı paketlerinde yargının tarafsız ve bağımsız olacağına yönelik hiçbir maddenin olmadığını savunan Zeybek, "Sadece kendiniz için adalet istiyorsunuz" dedi.
CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse, Ceren Özdemir'in katiline kelepçe takmayan adaletin, "kadın cinayetlerini durduracağız" diyen kadınları, ters kelepçe takarak derdest ettiğini söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'ün, "Daha düne kadar FETÖ'cülerle aynı maklubeye kaşık sallayanlar bugün çıkıp bize FETÖ ile mücadele dersi vermeye kalkmasın" dediğini, bunun bir feryat olarak algılanması gerektiğini söyledi.
CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, Türkiye'de çağdaş anlamıyla bir yargı organının olmadığını öne sürdü. Yargının tarafsız, bağımsız, etkin, çağdaş olmasını, kendi geliştirdiği içtihatlara uymasını, hızlı karar almasını, evrensel hukuk normlarına uyumlu olmasını beklediklerini dile getiren Emre, "Bizim yargının durumu bunlardan hangisine uyuyor?" diye sordu.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, KHK ile yapılan 132 bin işlemden dolayı mağduriyet yaşandığını ileri sürdü.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Adalet Bakanlığı bütçesi üzerindeki konuşmaların tamamlanmasından sonra söz aldı. 221 sayfalık Adaletin Kara Kaplı Defteri'ni hazırladıklarını anlatan Özel, eleştirilerin altındaki somut veriler, kanıtlar ve çözüm önerilerini Adalet Bakanı Gül'e sunacaklarını belirtti.
CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi, 2020'de öngörülen kişi başına 9 bin 738 dolar milli gelirin 2007'deki düzeye, 2022'de öngörülen 10 bin 534 dolarlık milli gelirin 2010'daki düzeye eşit olacağını söyledi.
Ekonomi politikasının iflas ettiğini ileri süren Hamzaçebi, bundan sadece bugünkü bakanı sorumlu tutmadığını, ekonomiyi yöneten AK Parti'li bakanların, en başta da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da sorumluluğu olduğunu iddia etti.
Hamzaçebi, dış kaynak girişiyle ekonomide büyüme sağlanabileceğini vurgulayarak, Türkiye'ye gelen yabancı sermaye hareketlerinin büyüme ile orantısını bir tabloyla gösterdi.
Ekonominin kısır döngü içinde olduğunu ifade eden Hamzaçebi, açıklanan programların derde deva değil, sabun köpüğü gibi olduğunu savundu.
Hamzaçebi, Erdoğan'ın, "Dolarlarınızı TL'ye çevirin." açıklamalarını anımsatarak, bankalardaki yabancı mevduatın toplam mevduata oranının 2019'da yüzde 50'nin üzerinde olduğunu belirtti.
CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, özelleştirmelerden örnekler verdi.
Dokunulmazlığı olan milletvekilleri hakkında sürekli fezleke gönderildiğini söyleyen Bülbül, "Konuşanlara karşı yapılanların haddi hesabı yok. Dışarıda konuşmaya başlıyoruz, polis çıkıyor; sesimizi çıkarmaya çalışıyoruz, cezaevi yolu gözüküyor. Bunun hesabını da yarın soracağız." ifadelerini kullandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan sataşma gerekçesiyle söz alarak, Bülbül'e yanıt verdi.
Bülbül'ün, "Hesap soracağız." sözlerini anımsatan Turan, "Sizden korkan namert olsun. Bu yargı milletin yargısı, bu yargı CHP'nin yargısı değil. Halktan korkmuyoruz, hesabı halka vereceğiz, halkın dediği baş tacı." diye konuştu.
Turan'ın kürsüdeki konuşması sırasında CHP ile AK Parti milletvekilleri arasında karşılıklı laf atma ve sataşmalar oldu. Sataşmaların büyümesi üzerine AK Parti ile CHP milletvekilleri birbirlerinin üzerine yürüdü. Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç birleşime ara verdi.
Verilen arada da milletvekillerinin tartışması devam etti. Araya AK Parti ve CHP'li idare amirleri, diğer milletvekilleri girerek, kavgayı önlemeye çalıştı.
Milletvekillerinin yerine oturmasının ardından Bilgiç, birleşimi yeniden açtı.
TBMM Genel Kurulunda görüşülen Adalet, Milli Savunma ile Hazine ve Maliye bakanlıklarının bütçeleri üzerinde İYİ Parti Grubu adına konuşmalar yapıldı.
İYİ Parti Aksaray Milletvekili Ayhan Erel, toplumun tüm kesimlerinin adaletsizliğe uğradığını düşündüğünü ve gelecekten umutsuz olduğunu belirterek, iktidarın siyaseti yargı eliyle dizayn ettiğini, toplumda adalete olan güven duygusunun yüzde 20'lerde olduğunu söyledi.
FETÖ ile topyekün ve taviz vermeden mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Erel, "Bu mücadele yürütülürken hak ve adaletten ayrılmayalım." çağrısında bulundu.
Toplumun yaşadığı ekonomik sıkıntılara da dikkati çeken Erel, "Bu millet sizi para babalarına hizmet edin diye seçmedi. Sizi millet seçti. Ya milleti göreceksiniz ya da yoldan çekileceksiniz. Bunun başka yolu yok." diye konuştu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan da parti grubu adına konuşmalar devam ederken, söz alarak, AK Parti grubu sıralarında az sayıda kişinin olmasını eleştirdi ve AK Parti grubunu bu konuda hassasiyete davet etti.
İYİ Parti Antalya Milletvekili, Feridun Bahşi, hakim savcı olamayacak hocaların hakim savcı adaylarını eğittiğini ileri sürerek, "Hukukçu olmayan hukuk dekanlarına sormak lazım: Siz yönettiğiniz fakülteye kendi çocuklarınızı gönderir misiniz? Yine, fakültelerde ders veren hukukçu olmayan hocalara sormak lazım: Siz ders verdiğiniz okullarda çocuklarınızın hukuk eğitimi almasını ister misiniz? Tabii ki istemezsiniz." diye konuştu.
Hukuk fakültelerinde hukukçu olmayan yönetici uygulamasına son verilmesi gerektiğini kaydeden Bahşi, Hukuk Meslekleri Giriş sınavının olumlu bir uygulama olduğunu ancak sınav sonrası mülakatların derhal kaldırılması gerektiğini söyledi.
Arabuluculuk sınavına dair basına yansıyan iddiaları hatırlatan Bahşi, "200 milletvekilinden bir tane milletvekili bu sınavı kazanamamıştır." dedi.
Yargı Reformu Strateji Belgesi ile adalete güvenin sağlanamayacağını dile getiren Bahşi, "AK Parti döneminde çıkarılan yargı reform paketlerinin sayısını unuttum. Bu kadar paketten sonra bile bırakın iyileşmeyi, görüldüğü gibi günden güne yargıdaki prestij kötüye gitmektedir." değerlendirmesinde bulundu.
İYİ Parti Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz, ekonominin bir yapısal tıkanma içinde olduğunu savunarak, "Bir borç kriziyle karşı karşıyayız. Bu borç krizi önceki krizlerimizde yaşadığımız gibi kamunun krizi değil, özel sektörün krizi ve maalesef bu realiteyle yüzleşmeyi reddeden bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu yüzleşmenin bize elbette bir maliyeti var. Bu maliyeti ödedik." ifadelerini kullandı.
Sıkıntının belli aşamalarının olduğunu kaydeden Yılmaz, Türkiye'nin bu aşamalardan birinci ve üçüncü aşamalarını birlikte yaşadığını dile getirdi.
"Kriz inkâr edildi ve bugüne gelindi." diyen Yılmaz, bunun üçüncü aşamasının korku ve panik olduğunu ve bu aşamada yaz tatiline girmeden önce yapılan yasal düzenlemeyle 400 milyar liraya yakın, 70 milyar dolar karşılığında batık kredinin yeniden yapılandırıldığını söyledi.
Durmuş Yılmaz, şöyle devam etti:
"Sayın Bakan diyor ki: 'Cari açık azaldı, ithalat sıfırlandı, cari fazla vermeye başladık. Dolayısıyla ekonomi dengelendi.' Hayır, Sayın Bakan. Siz şununla övünüyorsunuz; 'Ekonomiyi büyütmedim, işsizliği artırdım, bu benim başarımdır.' diyorsunuz. 'Ekonomiyi küçülterek ben faizi yüzde 500 yaparım, kimseye yedirmem, içirmem ve enflasyonu sıfırlarım.' Bu, başarı değil. Böyle bir dengelenme söz konusu değil. Sizin ortaya koyduğunuz dengelenme ekonomiyi bitiren bir dengelenme."
Ankara milletvekili Yılmaz, "Paketlerle bu iş yürümüyor. Yapılması gereken şey, büyük, kapsamlı bir program. O program yapılmadan bu içinde bulunduğumuz koşullardan dışarı çıkılması mümkün değil." diye konuştu.
Merkez Bankasının İstanbul'a taşınması konusuna değinen ve bankanın değerleme hesabının 20 milyar dolar kadar azaldığını aktaran Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'a "Merkez Bankası değerleme hesabından herhangi bir kaynak kullandınız mı? Eğer kullanmadıysanız kullanmayı düşünüyor musunuz ve şu andaki bu değerleme hesabındaki azalma nedir?" diye sordu.
Lütfü Türkkan, partisi adına konuşmalar devam ederken söz alarak, Durmuş Yılmaz konuşmasını sürdürürken Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın sürekli Bakan Yardımcısı Nureddin Nebati ile konuşmasını eleştirdi.
İYİ Parti Adana Milletvekili Mehmet Metanet Çulhaoğlu, "Çeyrek altın alım gücüne göre memurun maaşını yüzde 685 düşürmüşsünüz. Görün memuru ne hale düşürdüğünüzü. Emeklinin, işçinin hali daha da vahim. Bir de bununla övünüyorsunuz. Elbette, memur da emekli de işçi de esnaf da bu rakamlarla oyun oynamanızın cevabını sandıkta verecektir." diye konuştu.
İYİ Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş ise "TÜİK'in enflasyon oyunları, enflasyon oranlarındaki oynamanın iktidarınıza hiçbir faydası olmayacaktır. Devletin kurumunun yıpranması, güven kaybetmesi sizi vuracaktır. Türkiye kaybedecektir. Düşük gösterdiğiniz yıllık enflasyon oranıyla milyonlarca memur, işçi, emeklinin hakkını gasp ediyorsunuz, hakkını çalıyorsunuz." iddiasında bulundu.
****HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****
