2016-04-20 - 15:04
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu Tasarısının 1. bölümünde yer alan 10 madde daha kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.
Denizli'nin sorunlarına ilişkin gündem dışı söz alan CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan, Denizli'de 2008 yılından sonra 34 fabrikanın kapandığını ve yeni bir fabrika kurulmasının söz konusu olmadığını savundu.
Arslan, "Denizli ekonomisinin yavaşlaması sebebiyle her kesimin zarar gördüğü ortadadır." dedi.
AK PARTİ Kayseri Milletvekili Hülya Nergis ise Kayseri Erciyes Projesine ilişkin konuşmasında, gelişen dünya koşullarında spor ve turizmin artık birbirinden farklı düşünülmediğini belirtti.
Nergis, proje kapsamında kış sporları tesislerinin kurulduğunu anımsatarak, projeyi gerçekleştirenler ve katkısı bulunanlara teşekkür etti.
HDP Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan da Van'ın büyük bir kent olduğunu ancak çevre yolunun bulunmadığını bildirdi.
MHP, Danışma Kurulunda oybirliği sağlanamaması nedeniyle araştırma önergesinin görüşülmesi önerisini Genel Kurula taşıdı.
MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem, kendi canına kıymanın, trafik kazalarından sonra en önemli ölüm nedenlerinden birisi olduğunu söyledi. Türkiye'de intihar vakalarının son günlerde artış gösterdiğini belirten Erdem, bunun intiharı önemli bir toplumsal sorun haline getirdiğini ifade etti. Erdem, "Bizim intiharı önlemeyle ilgili vazifelerimiz var." dedi.
AK PARTİ Burdur Milletvekili Bayram Özçelik, intiharların temelinde toplumsal, siyasal, kültürel ve ekonomik süreçlerin yattığını bildirdi.
İntiharların meydana gelmesinde çevresel baskıların önemli bir yere sahip olduğunun bilindiğini vurgulayan Özçelik, intihar nedenlerinin çeşitlilik arz ettiğine işaret etti. Özçelik, "İntihar ve intihar girişimleri ekonomik açıdan bağımlı kişilerde daha sık görülmektedir." diye konuştu.
CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, Türkiye'de son yıllarda intihar vakalarının arttığına değinerek, bu konunun araştırılmasını istedi. Herkesin yaşam hakkının Anayasa ile garanti altına alındığını hatırlatan Akar, kendisinin de daha önce Kocaeli'deki intihar vakalarının araştırılmasına ilişkin bir önerge verdiğini anımsattı.
Dünyada her yıl yaklaşık bir milyon kişinin intihar nedeniyle öldüğünü belirten Akar, Türkiye'deki intihar vakalarına bakıldığı zaman evli kişilerin oranının çok yüksek olduğuna dikkati çekti.
AK PARTİ Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, intihar olaylarının birçok sebebi olduğunu, bunu sadece ekonomik nedenlere indirgemenin doğru olmadığını dile getirdi. Ekonomik seviyesi yüksek insanlarda da intihar olaylarının yaşandığını vurgulayan Gözgeç, intihar olaylarında medyanın rolünün de önemli olduğunu belirtti. Gözgeç, "İntihar sahneleri içeren film, video gibi görsellerin kolay ulaşılabilir olmaması önemlidir." ifadesini kullandı.
MHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
CHP, Danışma Kurulu'nda oybirliği sağlanamaması nedeniyle araştırma önergesinin görüşülmesi önerisini Genel Kurul'a taşıdı.
CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Türkiye'nin uzun yıllardır terörle mücadele konusunda deneyimi ve birikimi olan bir ülke olduğunu dikkati çekerek, "35 yıllık mücadeleyi boşa çıkaran bir politika izlediniz." dedi.
İnce, "İntikam duygusu, birlikte yaşama hayaline, birlikte yaşama idealine harç koymayacaktır, çözüm olmayacaktır. Silah varsa, şiddet varsa, bomba yüklü araç varsa çözüm yoktur. Çözüm akıldadır, çözüm sağduyudadır, çözüm uzlaşmadadır, çözüm insan yaşamına olan saygıdadır." değerlendirmesini yaptı.
MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, içeride ve dışarıda bütün teröristlere karşı iradenin sağlam durması gerektiğini belirterek, "Türkiye'nin terörle mücadele konusunda 30 yıldan fazla birikimi var. Türkiye'nin, Avrupa'dan, şuradan buradan terörle mücadele konusunda tecrübe almaya ihtiyacı yoktur." diye konuştu.
Erdoğan, terörle mücadelenin sadece Silopi, Nusaybin ve Cizre'de yapılamayacağını, terörist nerede varsa orada yapılacağını kaydederek, Kandil'deki, Suriye'deki veya başka yerdeki teröristlerle de mücadele edilmesi gerektiğini ifade etti.
HDP Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, Kürt meselesinin sadece bugünün sorunu olmadığını, 100 yıllık sorunun 80 yılında CHP'nin olduğunu ve CHP'nin bunu görmezden geldiğini söyledi.
Yıldırım, "Halen ara ara CHP'nin, SHP'nin raporuna atıfta bulunmasını dinlemekten ve yeni bir çözüm önerisi sunmamasından büyük üzüntü duyduğumu ifade etmek isterim. O köprünün altından çok su aktı." şeklinde konuştu.
Ahmet Yıldırım, "Oraya sürülen asker, polis, özel harekatçıların ne için öldüğünü, duygu dünyalarının ne olduğunu ben bilemem. Ama Sayın İnce ifade ettiği için; oraya onları sürenlerin niyeti vatan savunması için değil, saray savunması içindir. En nihayetinde, bu gençlerimiz vatan için değil, saray için ölmektedirler." ifadelerini kullandı.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Parlamento'da Kürt meselesinin çözümüne yönelik CHP'den daha tutarlı politika izleyen parti olmadığını savundu.
Altay, "Kürt sorunu dağda, bayırda, adada çözülmez. Kürt sorunu bu Parlamento'da çözülür" dedi.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı, hiçbir devletin, hiçbir iktidarın kendi ülkesinde çatışmanın olmasını, insanların hayatını kaybetmesini istemeyeceğini ama dünyada her devletin, her iktidarın, ülkesine yönelik bir saldırganlık olursa buna karşı mücadele etme görevi ve sorumluluğuyla davranacağını, bunun ahlaki görevi olduğunu ve Türkiye'nin yaptığının da bu olduğunu dile getirdi.
Bostancı şöyle devam etti:
"Bugün Türkiye'nin bazı şehirlerinde 'öz yönetim' adı altında fiili bir durum yaratmak amacıyla bir terörist saldırganlık ortaya çıkmıştır. Buna karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve bugün ondan sorumlu olan iktidar, bu görevi yerine getirmek mecburiyetindedir. Yaptığımız budur. Sayın Yıldırım, saraydan bahsediyor. Sayın Yıldırım'ın saray diyerek kendi aklınca bir parça rencide etmeye çalıştığı o yerde oturan insan, milletin iradesiyle seçilmiş birisidir. Vatan savunmasından da sorumludur."
AK PARTİ İstanbul Milletvekili Aziz Babuşcu da terörle mücadelenin sadece hükümetin değil, o ülkede yaşayan herkesin ortak meselesi olduğunu söyledi.
Terörle mücadelede siyasi rekabetin, oy kaygısının düşünülemeyeceğini belirten Babuşcu, "Teröre sadece karşı çıkılır. Teröre mazeret üretilmez. Terörü konuşurken HDP'lilere doğrusu bir sözüm yok. Onlar zaten Kandil'in vesayeti altında, kendi ışıklarını yitirmiş ve Kandil'in emrinde bir konumu muhafaza ediyor. Açıkça PKK terörüne destek oluyorlar. İlginç ve acı olan, CHP'nin de HDP ekseninde bir yere gelmiş olmasıdır." değerlendirmesinde bulundu.
CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Daha sonra HDP'nin, taşeron işçilerin sorunlarının araştırılması amacıyla verdiği araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi de ele alındı. Öneri, kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda, Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesine Ek Denetleyici Makamlar ve Sınıraşan Veri Akışına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı kabul edildi.
Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlanarak 8 Kasım 2001 tarihinde Strazburg'da imzaya açılan ve 1 Temmuz 2004 tarihinde yürürlüğe giren protokol, kişisel verilerin korunması alanında, ana sözleşmenin ardından oluşturulan ikinci bağlayıcı uluslararası düzenlemeyi teşkil ediyor.
Protokolün temel amacını; taraf devletlerde kişisel nitelikteki verilerin otomatik işleme tabi tutulması konusunda, "denetleyici ve yetkili makamlar" ile "sınıraşan veri akışlarına" dair düzenleme yapılması oluşturuyor.
Protokolü, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu Avrupa Konseyi üyesi 35 devlet ve Uruguay olmak üzere toplam 36 devlet imzaladı.
Protokolün onaylanması, Türkiye'nin Avrupa Konseyi çerçevesinde oluşturulan ortak hukuk sistemine dahlini güçlendirecek, kişisel verilerin korunması alanında ortaya çıkabilecek insan hakları ihlallerinin önüne geçilmesine fayda sağlayacak ve ülkenin uluslararası saygınlığına katkıda bulunacak.
Tasarının kabul edilmesinin ardından, Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.
TBMM Genel Kurulunda, Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanun Tasarısı'nın birinci bölümü üzerinde görüşmeler devam ediyor.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, MHP'nin, dün oylaması yapılmayan tasarının 3. maddesindeki "bağlanabilir" ibaresinin "bağlanır" olarak değiştirilmesine ilişkin değişiklik önergesini okuttu.
Bahçekapılı, önce önergeyi oylamaya sunması gerekirken, maddeyi oylamaya sundu. AK PARTİ Grup Başkanvekili Bülent Turan'ın uyarması üzerine Bahçekapılı, "Sayın milletvekilleri okuduğum şeyi dinleyin lütfen, önergeyi oylattım" dedi. İtirazlar üzerine Bahçekapılı, tutanakları inceleyeceğini belirterek birleşime ara verdi ve grup başkanvekillerini başkanlık divanının arkasına davet etti.
Aranın ardından Bahçekapılı, tutanakların işin gerçeğini gösterdiğini ifade ederek, "Ben önergeyi okuttuktan sonra önergeyi değil, 3. maddeyi oylarınıza sunmuşum, ondan sonra da önergeyi okuttum diye üstüne üstlük bir de iddia etmişim. Usulen bir usul tartışması yapmak zorundayız" dedi.
Bahçekapılı ardından usul tartışması açtı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ve CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, dün akşamdan beri tartışmanın devam ettiğine dikkati çekerek tutulan tutanakların önemine değindi.
AK PARTİ İstanbul Milletvekili Mehmet Doğan Kubat ise Meclisin çalışma trafiği içerisinde zaman zaman benzer hataların geçmişte de yapıldığını hatırlattı. Kubat, "İnsani bir durumdur. İnsanız hepimiz, zaman zaman bu tür hatalar olur." diye konuştu.
Bahçekapılı, gruplara teşekkür ederek, önergeyi yeniden oyladı.
MHP'nin değişiklik önergesi kabul edilmedi.
Meclis Genel Kurulu'nda, Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanun Tasarısının birinci bölümü üzerine görüşmeler devam ediyor.
Tasarının 9. maddesi üzerinde partisinin verdiği önerge hakkında konuşan HDP Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan, dokunulmazlıkların kaldırılmasını isteyen en üst makamların ilk önce kendi nefislerinde bunları uygulayacaklarını ve ilk olarak kendi dokunulmazlıklarının kaldırılmasını istemesi gerektiğini söyledi.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Bülent Turan, HDP milletvekillerinin tümünün, dokunulmazlıklarının kaldırılması için birkaç ay önce TBMM Başkanlığına başvuruda bulunduklarını hatırlatarak, imzaların geri alınmadığını söyledi. Turan, "Bizimle ilgili olmayacak ithamlarda bulundunuz. Madem ithamınız var, AK PARTİ'nin, CHP'nin, MHP'nin, HDP'nin hepsini kaldıralım er mi yaman bey mi yaman görelim." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ise kendilerinin bir defaya mahsus değil, bakanları da içerecek şekilde kürsü dokunulmazlığı dışında bütün dokunulmazlıkların kaldırılmasını teklif ettiklerini savundu.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, "Başbakan 'hodri meydan' çekiyor ama kendisi, bakanları yok içinde. Başbakan 'hodri meydan' çekiyor ama yaptığı tavır sahte kabadayılıktır. Sizin Başbakanınız sahte kabadayıdır." ifadesini kullandı.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Özel'i uyararak, "Sayın genel başkanlara ve başbakanlara bu şekilde ağır konuşmak doğru değil." dedi.
Sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan AK PARTİ Grup Başkanvekili Bülent Turan, kürsünün milletin kürsüsü olduğunu, "sokak diliyle, küfürbaz tehditlerle, her gün küfredenlerin yeri olamayacağını" söyledi. Turan, "Son dönemde 90 yıllık Mustafa Kemal'in partisinin geldiği yerin, bir küfürbaz partisi haline gelmesi bizi üzüyor." dedi. Turan, bakanlık görevinden kaynaklı suçun başka bir şey olduğunu, milletvekilliğinden kaynaklı suçun başka bir şey olduğunu söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise sataşma olduğu gerekçesiyle yaptığı konuşmada, Genel Kurul'a katılan bakanların sürekli değiştiğini vurgulayarak, "Bakın sayın bakanın (Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz) fezlekesi var. Bu yapacağımız değişiklikte sayın bakanın fezlekesi olmasına rağmen anayasanın bakanların yüce divanda yargılanmasıyla ilgili şartından dolayı sayın bakan bu düzenlemenin dışında kalıyor" değerlendirmesini yaptı.
Söz alan Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, anayasanın, Anayasa Mahkemesinin görevlerini sayarken, mahkemenin, Bakanlar Kurulu üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı yüce divan sıfatıyla yargılayabileceğini düzenlediğini hatırlattı.
Yılmaz, şöyle devam etti:
"İsmet Yılmaz hakkındaki fezleke, kültür müsteşarlığı yaparken, Kültür ve Tabiat Varlıkları Kuruluna Ankara'ya atanması gereken birisini Erzurum'a atadı diye benim izinde olduğum dönemde bir savcının soruşturma açmasından dolayıdır. Bu dokunulmazlıklar kalkarsa bu suçtan dolayı İsmet Yılmaz da yargılanacak ama yargılanacağı yer yüce divan değildir. Niye değil? Göreviyle ilgili değil de ondandır."
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Denizli'nin sorunlarına ilişkin gündem dışı söz alan CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan, Denizli'de 2008 yılından sonra 34 fabrikanın kapandığını ve yeni bir fabrika kurulmasının söz konusu olmadığını savundu.
Arslan, "Denizli ekonomisinin yavaşlaması sebebiyle her kesimin zarar gördüğü ortadadır." dedi.
AK PARTİ Kayseri Milletvekili Hülya Nergis ise Kayseri Erciyes Projesine ilişkin konuşmasında, gelişen dünya koşullarında spor ve turizmin artık birbirinden farklı düşünülmediğini belirtti.
Nergis, proje kapsamında kış sporları tesislerinin kurulduğunu anımsatarak, projeyi gerçekleştirenler ve katkısı bulunanlara teşekkür etti.
HDP Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan da Van'ın büyük bir kent olduğunu ancak çevre yolunun bulunmadığını bildirdi.
MHP, Danışma Kurulunda oybirliği sağlanamaması nedeniyle araştırma önergesinin görüşülmesi önerisini Genel Kurula taşıdı.
MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem, kendi canına kıymanın, trafik kazalarından sonra en önemli ölüm nedenlerinden birisi olduğunu söyledi. Türkiye'de intihar vakalarının son günlerde artış gösterdiğini belirten Erdem, bunun intiharı önemli bir toplumsal sorun haline getirdiğini ifade etti. Erdem, "Bizim intiharı önlemeyle ilgili vazifelerimiz var." dedi.
AK PARTİ Burdur Milletvekili Bayram Özçelik, intiharların temelinde toplumsal, siyasal, kültürel ve ekonomik süreçlerin yattığını bildirdi.
İntiharların meydana gelmesinde çevresel baskıların önemli bir yere sahip olduğunun bilindiğini vurgulayan Özçelik, intihar nedenlerinin çeşitlilik arz ettiğine işaret etti. Özçelik, "İntihar ve intihar girişimleri ekonomik açıdan bağımlı kişilerde daha sık görülmektedir." diye konuştu.
CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, Türkiye'de son yıllarda intihar vakalarının arttığına değinerek, bu konunun araştırılmasını istedi. Herkesin yaşam hakkının Anayasa ile garanti altına alındığını hatırlatan Akar, kendisinin de daha önce Kocaeli'deki intihar vakalarının araştırılmasına ilişkin bir önerge verdiğini anımsattı.
Dünyada her yıl yaklaşık bir milyon kişinin intihar nedeniyle öldüğünü belirten Akar, Türkiye'deki intihar vakalarına bakıldığı zaman evli kişilerin oranının çok yüksek olduğuna dikkati çekti.
AK PARTİ Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, intihar olaylarının birçok sebebi olduğunu, bunu sadece ekonomik nedenlere indirgemenin doğru olmadığını dile getirdi. Ekonomik seviyesi yüksek insanlarda da intihar olaylarının yaşandığını vurgulayan Gözgeç, intihar olaylarında medyanın rolünün de önemli olduğunu belirtti. Gözgeç, "İntihar sahneleri içeren film, video gibi görsellerin kolay ulaşılabilir olmaması önemlidir." ifadesini kullandı.
MHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
CHP, Danışma Kurulu'nda oybirliği sağlanamaması nedeniyle araştırma önergesinin görüşülmesi önerisini Genel Kurul'a taşıdı.
CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Türkiye'nin uzun yıllardır terörle mücadele konusunda deneyimi ve birikimi olan bir ülke olduğunu dikkati çekerek, "35 yıllık mücadeleyi boşa çıkaran bir politika izlediniz." dedi.
İnce, "İntikam duygusu, birlikte yaşama hayaline, birlikte yaşama idealine harç koymayacaktır, çözüm olmayacaktır. Silah varsa, şiddet varsa, bomba yüklü araç varsa çözüm yoktur. Çözüm akıldadır, çözüm sağduyudadır, çözüm uzlaşmadadır, çözüm insan yaşamına olan saygıdadır." değerlendirmesini yaptı.
MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, içeride ve dışarıda bütün teröristlere karşı iradenin sağlam durması gerektiğini belirterek, "Türkiye'nin terörle mücadele konusunda 30 yıldan fazla birikimi var. Türkiye'nin, Avrupa'dan, şuradan buradan terörle mücadele konusunda tecrübe almaya ihtiyacı yoktur." diye konuştu.
Erdoğan, terörle mücadelenin sadece Silopi, Nusaybin ve Cizre'de yapılamayacağını, terörist nerede varsa orada yapılacağını kaydederek, Kandil'deki, Suriye'deki veya başka yerdeki teröristlerle de mücadele edilmesi gerektiğini ifade etti.
HDP Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, Kürt meselesinin sadece bugünün sorunu olmadığını, 100 yıllık sorunun 80 yılında CHP'nin olduğunu ve CHP'nin bunu görmezden geldiğini söyledi.
Yıldırım, "Halen ara ara CHP'nin, SHP'nin raporuna atıfta bulunmasını dinlemekten ve yeni bir çözüm önerisi sunmamasından büyük üzüntü duyduğumu ifade etmek isterim. O köprünün altından çok su aktı." şeklinde konuştu.
Ahmet Yıldırım, "Oraya sürülen asker, polis, özel harekatçıların ne için öldüğünü, duygu dünyalarının ne olduğunu ben bilemem. Ama Sayın İnce ifade ettiği için; oraya onları sürenlerin niyeti vatan savunması için değil, saray savunması içindir. En nihayetinde, bu gençlerimiz vatan için değil, saray için ölmektedirler." ifadelerini kullandı.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Parlamento'da Kürt meselesinin çözümüne yönelik CHP'den daha tutarlı politika izleyen parti olmadığını savundu.
Altay, "Kürt sorunu dağda, bayırda, adada çözülmez. Kürt sorunu bu Parlamento'da çözülür" dedi.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı, hiçbir devletin, hiçbir iktidarın kendi ülkesinde çatışmanın olmasını, insanların hayatını kaybetmesini istemeyeceğini ama dünyada her devletin, her iktidarın, ülkesine yönelik bir saldırganlık olursa buna karşı mücadele etme görevi ve sorumluluğuyla davranacağını, bunun ahlaki görevi olduğunu ve Türkiye'nin yaptığının da bu olduğunu dile getirdi.
Bostancı şöyle devam etti:
"Bugün Türkiye'nin bazı şehirlerinde 'öz yönetim' adı altında fiili bir durum yaratmak amacıyla bir terörist saldırganlık ortaya çıkmıştır. Buna karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve bugün ondan sorumlu olan iktidar, bu görevi yerine getirmek mecburiyetindedir. Yaptığımız budur. Sayın Yıldırım, saraydan bahsediyor. Sayın Yıldırım'ın saray diyerek kendi aklınca bir parça rencide etmeye çalıştığı o yerde oturan insan, milletin iradesiyle seçilmiş birisidir. Vatan savunmasından da sorumludur."
AK PARTİ İstanbul Milletvekili Aziz Babuşcu da terörle mücadelenin sadece hükümetin değil, o ülkede yaşayan herkesin ortak meselesi olduğunu söyledi.
Terörle mücadelede siyasi rekabetin, oy kaygısının düşünülemeyeceğini belirten Babuşcu, "Teröre sadece karşı çıkılır. Teröre mazeret üretilmez. Terörü konuşurken HDP'lilere doğrusu bir sözüm yok. Onlar zaten Kandil'in vesayeti altında, kendi ışıklarını yitirmiş ve Kandil'in emrinde bir konumu muhafaza ediyor. Açıkça PKK terörüne destek oluyorlar. İlginç ve acı olan, CHP'nin de HDP ekseninde bir yere gelmiş olmasıdır." değerlendirmesinde bulundu.
CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Daha sonra HDP'nin, taşeron işçilerin sorunlarının araştırılması amacıyla verdiği araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi de ele alındı. Öneri, kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda, Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesine Ek Denetleyici Makamlar ve Sınıraşan Veri Akışına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı kabul edildi.
Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlanarak 8 Kasım 2001 tarihinde Strazburg'da imzaya açılan ve 1 Temmuz 2004 tarihinde yürürlüğe giren protokol, kişisel verilerin korunması alanında, ana sözleşmenin ardından oluşturulan ikinci bağlayıcı uluslararası düzenlemeyi teşkil ediyor.
Protokolün temel amacını; taraf devletlerde kişisel nitelikteki verilerin otomatik işleme tabi tutulması konusunda, "denetleyici ve yetkili makamlar" ile "sınıraşan veri akışlarına" dair düzenleme yapılması oluşturuyor.
Protokolü, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu Avrupa Konseyi üyesi 35 devlet ve Uruguay olmak üzere toplam 36 devlet imzaladı.
Protokolün onaylanması, Türkiye'nin Avrupa Konseyi çerçevesinde oluşturulan ortak hukuk sistemine dahlini güçlendirecek, kişisel verilerin korunması alanında ortaya çıkabilecek insan hakları ihlallerinin önüne geçilmesine fayda sağlayacak ve ülkenin uluslararası saygınlığına katkıda bulunacak.
Tasarının kabul edilmesinin ardından, Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.
TBMM Genel Kurulunda, Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanun Tasarısı'nın birinci bölümü üzerinde görüşmeler devam ediyor.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, MHP'nin, dün oylaması yapılmayan tasarının 3. maddesindeki "bağlanabilir" ibaresinin "bağlanır" olarak değiştirilmesine ilişkin değişiklik önergesini okuttu.
Bahçekapılı, önce önergeyi oylamaya sunması gerekirken, maddeyi oylamaya sundu. AK PARTİ Grup Başkanvekili Bülent Turan'ın uyarması üzerine Bahçekapılı, "Sayın milletvekilleri okuduğum şeyi dinleyin lütfen, önergeyi oylattım" dedi. İtirazlar üzerine Bahçekapılı, tutanakları inceleyeceğini belirterek birleşime ara verdi ve grup başkanvekillerini başkanlık divanının arkasına davet etti.
Aranın ardından Bahçekapılı, tutanakların işin gerçeğini gösterdiğini ifade ederek, "Ben önergeyi okuttuktan sonra önergeyi değil, 3. maddeyi oylarınıza sunmuşum, ondan sonra da önergeyi okuttum diye üstüne üstlük bir de iddia etmişim. Usulen bir usul tartışması yapmak zorundayız" dedi.
Bahçekapılı ardından usul tartışması açtı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ve CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, dün akşamdan beri tartışmanın devam ettiğine dikkati çekerek tutulan tutanakların önemine değindi.
AK PARTİ İstanbul Milletvekili Mehmet Doğan Kubat ise Meclisin çalışma trafiği içerisinde zaman zaman benzer hataların geçmişte de yapıldığını hatırlattı. Kubat, "İnsani bir durumdur. İnsanız hepimiz, zaman zaman bu tür hatalar olur." diye konuştu.
Bahçekapılı, gruplara teşekkür ederek, önergeyi yeniden oyladı.
MHP'nin değişiklik önergesi kabul edilmedi.
Meclis Genel Kurulu'nda, Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanun Tasarısının birinci bölümü üzerine görüşmeler devam ediyor.
Tasarının 9. maddesi üzerinde partisinin verdiği önerge hakkında konuşan HDP Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan, dokunulmazlıkların kaldırılmasını isteyen en üst makamların ilk önce kendi nefislerinde bunları uygulayacaklarını ve ilk olarak kendi dokunulmazlıklarının kaldırılmasını istemesi gerektiğini söyledi.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Bülent Turan, HDP milletvekillerinin tümünün, dokunulmazlıklarının kaldırılması için birkaç ay önce TBMM Başkanlığına başvuruda bulunduklarını hatırlatarak, imzaların geri alınmadığını söyledi. Turan, "Bizimle ilgili olmayacak ithamlarda bulundunuz. Madem ithamınız var, AK PARTİ'nin, CHP'nin, MHP'nin, HDP'nin hepsini kaldıralım er mi yaman bey mi yaman görelim." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ise kendilerinin bir defaya mahsus değil, bakanları da içerecek şekilde kürsü dokunulmazlığı dışında bütün dokunulmazlıkların kaldırılmasını teklif ettiklerini savundu.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, "Başbakan 'hodri meydan' çekiyor ama kendisi, bakanları yok içinde. Başbakan 'hodri meydan' çekiyor ama yaptığı tavır sahte kabadayılıktır. Sizin Başbakanınız sahte kabadayıdır." ifadesini kullandı.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Özel'i uyararak, "Sayın genel başkanlara ve başbakanlara bu şekilde ağır konuşmak doğru değil." dedi.
Sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan AK PARTİ Grup Başkanvekili Bülent Turan, kürsünün milletin kürsüsü olduğunu, "sokak diliyle, küfürbaz tehditlerle, her gün küfredenlerin yeri olamayacağını" söyledi. Turan, "Son dönemde 90 yıllık Mustafa Kemal'in partisinin geldiği yerin, bir küfürbaz partisi haline gelmesi bizi üzüyor." dedi. Turan, bakanlık görevinden kaynaklı suçun başka bir şey olduğunu, milletvekilliğinden kaynaklı suçun başka bir şey olduğunu söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise sataşma olduğu gerekçesiyle yaptığı konuşmada, Genel Kurul'a katılan bakanların sürekli değiştiğini vurgulayarak, "Bakın sayın bakanın (Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz) fezlekesi var. Bu yapacağımız değişiklikte sayın bakanın fezlekesi olmasına rağmen anayasanın bakanların yüce divanda yargılanmasıyla ilgili şartından dolayı sayın bakan bu düzenlemenin dışında kalıyor" değerlendirmesini yaptı.
Söz alan Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, anayasanın, Anayasa Mahkemesinin görevlerini sayarken, mahkemenin, Bakanlar Kurulu üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı yüce divan sıfatıyla yargılayabileceğini düzenlediğini hatırlattı.
Yılmaz, şöyle devam etti:
"İsmet Yılmaz hakkındaki fezleke, kültür müsteşarlığı yaparken, Kültür ve Tabiat Varlıkları Kuruluna Ankara'ya atanması gereken birisini Erzurum'a atadı diye benim izinde olduğum dönemde bir savcının soruşturma açmasından dolayıdır. Bu dokunulmazlıklar kalkarsa bu suçtan dolayı İsmet Yılmaz da yargılanacak ama yargılanacağı yer yüce divan değildir. Niye değil? Göreviyle ilgili değil de ondandır."
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
