2016-02-29 - 11:23
TBMM Genel Kurulu'nda 3. turda yer alan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü, Devlet Personel Başkanlığı, Avrupa Birliği Bakanlığı ve Türk Akreditasyon Kurumunun 2016 yılı bütçeleri ile 2014 kesin hesapları oylanarak kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, 3. turda yer alan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü, Devlet Personel Başkanlığı, Avrupa Birliği Bakanlığı ve Türk Akreditasyon Kurumunun 2016 yılı bütçelerinin görüşmelerine başlandı.
CHP İstanbul Milletvekili Yakup Akkaya, 14 yıllık AK Parti iktidarının, "emeğin aleyhine olan politikaları" sayesinde gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderek arttığını savundu.
TBMM Genel Kurulunda, 3. turda yer alan kurumların bütçeleri üzerinde CHP Grubu adına konuşmalar yapıldı. "Ranta değil emekçiye bütçe" pankartını Meclis kürsüsüne asan Akkaya, bütçenin halka değil, ranta odaklandığını iddia etti.
Akkaya, bütçenin içeriğinin halkın yararına olmadığını ileri sürerek, "14 yıllık AKP iktidarının emeğin aleyhine olan politikaları sayesinde gelir dağılımındaki adaletsizlikler giderek artmıştır. Kamunun bütün üreten değerlerini ya sattınız ya da kapattınız. Uygulamalarınızla işsizliğin artmasına neden oldunuz" değerlendirmesinde bulundu.
Yakup Akkaya, konuşması sırasında, "Taşeron modern köleliktir. Taşerona hayır", "Kıdem tazminatı hakkına dokunma", "Kiralık işçilik modern köle simsarlığıdır" dövizleri açtı.
CHP İstanbul Milletvekili Ali Özcan da hükümetin Sayıştay raporlarını Meclise getirmek ve hesap vermek gibi bir niyetinin olmadığını ileri sürdü. Özcan, büyük projelerin zamanla yarışmadan, birlikte hareket ederek yapılması gerektiğini söyledi.
CHP Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer ise özelleştirmelerde kamunun zarara uğradığını belirterek, kamu kaynaklarının doğru kullanılması gerektiğinin altını çizdi.
CHP Uşak Milletvekili Özkan Yalım da trafik sigortasının kaskodan pahalı olduğunu dile getirerek, "MTV o kadar pahalı ki bütün Avrupa'da tek seferde alınıyor, herhalde bizde utancımızdan iki defada alıyoruz" dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Selina Doğan ise Türkiye'nin AB vizyonunun yalnızca fasıl açmaktan ibaret olduğunu savundu. "AKP'nin mevzuatı ile AB mevzuatı önünde bir kan uyuşmazlığı var" diyen Doğan, şu anda AB ile 14 fasılın görüşüldüğünü kaydetti. Doğan, AB müzakerelerinin, mülteci konusuna indirgendiğini ve yaşanan insan hakları ihlallerini göz ardı ettiğini ileri sürdü.
TBMM Genel Kurulu'nda, 2016 yılı Bütçe Kanunu Tasarısı görüşmelerinin üçüncü turunda, MHP milletvekilleri grupları adına söz aldılar.
Şimşek, bütçe üzerindeki konuşmasında, Türkiye'nin mutlaka yüksek teknolojiye yatırım yapması gerektiğini belirterek, bunun için gerekirse beyin transferi yapılabileceğini ve ihtiyaç duyulan tesislerin kurulabileceğini söyledi.
Zorunlu trafik sigortası konusunda yaşanan sıkıntılara değinen Şimşek, "Yeni bir yasal düzenleme yapılarak araç sigortası konusunda sorunların giderilmesi gerekmektedir" ifadesini kullandı.
Türkiye'nin dış politikasını da eleştiren Şimşek, Türk dış ilişkilerinin adeta yapboza döndüğünü ileri sürdü.
Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"AKP Başkanlık sistemi ve yeni anayasa edebiyatı yaparken Türkmendağı Esat'a, Kerkük Peşmerge'ye, Musul IŞİD'e terk edildi. Geriye yalnızca Türkmenlerin acı dolu hikayeleri, yitirilmiş yurtları, dağıtılmış umutları, kaybolmuş hayatları bırakıldı. Müttefikimiz Amerika, bugün 'Ey Amerika' oldu. Suriye savaşından sonra Birleşmiş Milletlerden ve AB'den beklediğimiz destek gelmeyince acil müttefikimiz olarak Suudi Arabistan'a sarıldık ancak o da 'Suriye savaşında Rusya'yla beraber hareket etmeye hazırım' dedi. ABD 10 bin kilometre ötesinden, Rusya 3 bin kilometre uzaklıktan Suriye'de ateşkesin tarafı oluyor ama 3 milyon Suriyeliyi misafir eden ve bu savaştan en büyük mağduriyeti çeken ve bu bölgede milyonlarca soydaşı, dindaşı yaşayan ve süper ligde oynadığını iddia eden Türkiye masada olamıyor. Bunu da kamuoyunun takdirine bırakıyorum."
Suriye politikasının iyi yönetilmediğini savunan Şimşek, "Göçle ilgili öngörü doğru tespit edilememiş, MHP'nin tampon bölge kurun, göçmenleri orada misafir edelim, sınır güvenliği alalım uyarıları dikkate alınmamış ve bugün maalesef, bir kısmı kayıt dışı olmak üzere 3 milyonun üzerinde Suriyeliyi barındırmak zorunda kaldık. 2016 yılında AB yetkilileriyle yapılan görüşmelerin basına sızan tutanaklarına göre 'Kapıları açar, mültecileri otobüse doldurur, size yollarız' diyoruz, işte, bu kısa vadedeki planlar, geleceği görememe bizi ulusal anlamda geriye götürdü" diye konuştu.
MHP Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor konuşmasında, iktidar sözcülerinin kendilerine yönelik eleştirileri yanıtlarken sürekli 1 Kasım seçim sonuçlarını hatırlattıklarını ifade ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"AKP, 1 Kasım 2015 tarihinde yüzde 49,5 oy almıştır ama unutulmaması lazımdır ki AKP, 7 Haziran 2015 tarihinde de yüzde 40,9 oy almıştır. İkisi de milli iradedir söz yok. Ancak, aradan geçen beş ay içinde AKP'nin ağırlaşan şartlara rağmen yüzde 8,6 oranında oyunu artırmasını normal bir durum olarak görmemek lazımdır. Böyle bir durum gelişmiş demokrasilerde, mesela Avrupa ülkelerinde olur mu? Nerede olur? Ancak Türkiye'de olur. Bu seçim sürecini birlikte yaşadık, yöresel seçimde yöresel seçilmiş kişilere Cumhurbaşkanlığı fonundan 5 bin, 7 bin lira tutarlı para göndermeleri, muhtarlar toplanarak, mahalleden, köyden az oy çıkması halinde yatırım yapılmayacağı tehditlerine kadar, toplumsal yarar destekli proje adı altında on binlerce kişi işe alınarak, bunların büyük çoğunluğunun da özellikle ilerlemiş yaştaki kadınlarımızın seçim meydanlarına sürüklendiğini, artan terör bahane edilerek kaos edebiyatının yapıldığını, ahlaksız transferlere şahit olduk. Bütün bunları bir araya getirdiğimizde 7 Haziran seçimlerine göre, 1 Kasım seçimlerinde AKP'nin yüzde 8,6 oranındaki oy artışına şaşmıyorum, hatta azımsıyorum.
Gerçek milli irade 7 Hazirandır. 1 Kasım sakatlanmış iradenin neticesidir. Bu millet size bir fırsat daha vermiştir; bunun kıymetini bilin, gururlanmayın, böbürlenmeyin. 7 Haziranı aklınızdan çıkarmayın, dostane tavsiyemiz budur"
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı da Çözüm Sürecinin terörle mücadeleyi zaafiyete uğrattığını ileri sürerek, iktidarın "Analar ağlamayacak, her şey güzel olacak" dediğini ancak gelinen noktada, her gün bayrağa sarılı şehit naaşlarının kaldırıldığını, anaların gözyaşının sel olduğunu söyledi.
Yaşanan felaketlerin ve acıların, AK PARTİ iktidarının mimarı ve müellifi olduğu yıkım ve çözülme süreçlerinin eseri olduğunu iddia eden Kalaycı, "Bilinmelidir ki PKK'yla müzakere masasına oturan ve her türlü tavizi verenler, terör örgütünün silah stoklamasına, kadrolarını güçlendirmesine, mühimmat depolamasına, çukurlar kazmasına, her yere bombalar döşemesine alenen göz yumanlar, güvenlik güçlerinin operasyon yapmaması için talimat verenler, makamı, mevkisi ne olursa olsun terör örgütüne yardım ve yataklık yapmaktan dolayı yargı önünde mutlaka hesap verecektir. Şehitlerimiz de huzur-u mahşerde yakalarına yapışacak ve haklarını helal etmeyeceklerdir" değerlendirmesinde bulundu.
MHP Bursa Kadir Koçdemir ise AB'nin kendisini tanıtırken ilk kullandığı nitelemenin hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü olduğunu ifade ederek, "Dün ülkemizde, başka bir darbenin yıl dönümünde, hukukun ve ülkemizdeki hukukun son merci olan Anayasa Mahkemesi'nin kararının tanınmaması, uyulmayacağının Cumhurbaşkanımız tarafından ifade edilmesi, bugün bizim neyi konuştuğumuz ve AB sürecinde nerede olduğumuz bakımından anlamlıdır" dedi.
Demokrasilerde usul ihlal edilmeye başlandığında, bunun sonunda çok ciddi zararların yaşanacağını dile getiren Koçdemir, demokraside meşruiyetin kaynağının usul olduğuna işaret etti.
Devlet başkanlarının isteseler dahi suç işleyemecekleri devirlerin Ortaçağ'da kaldığını söyleyen Koçdemir, "Bugün bu tavırlarıyla cumhurbaşkanlığı makamı boş hükmündedir. Ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan dahil hiç kimsenin beni, Türkiye Devleti'ni ve bu ülkeyi cumhurbaşkansız bırakmaya hakkı yoktur" değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Genel Kurulunda, 3. turda yer alan kurumların bütçeleri üzerinde HDP Grubu adına konuşmalar yapıldı.
HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, cumhuriyetten günümüze çözülemeyen sorunlar olduğunu söyledi. Cumhuriyetin korunması gereken bir rejim olduğunu belirten Doğan, "Gerçek bir demokrasiyi inşa etmek, ortak bir vatanda bir arada yaşamanın koşullarını yaratmak, bu ülkede cumhuriyet iradesi altında yaşayan insanların sorunlarının çözülmesiyle mümkündür" değerlendirmesinde bulundu.
"Diyanet İşleri Başkanlığı neye hizmet ediyor?" diyen Doğan, şöyle devam etti:
"Ben, İslami kesimden arkadaşlarla da konuşuyorum. Gerçekten bugün, Diyanet İşleri Başkanlığı bir asimilasyon kurumuna dönüşmüş. Bir devlet dini yaratılmış, bu devlet dininin de kimseye faydası yok. Diyanet İşleri Başkanlığının, bir anayasal kurum olması nedeniyle, elbette ki bir anayasal değişiklikle, yeni bir toplum sözleşmesinde ifadesini bulacak çalışmada kaldırılması gerekiyor. Alevilerin inanç merkezleri halen bir ibadethane olarak görülmüyor."
Doğan, akşamları Alevi milletvekilleriyle cem yapmak için Meclis'te bir oda tahsis edilmesi talebiyle TBMM Başkanlığı'na başvurduğunu belirtti.
HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, Demokrat Parti ile birlikte yönetime gelen iktidarların karayollarına ağırlık vermesinin ve demiryollarını ihmal etmesinin ilk günden beri tartışıldığını ifade ederek, 66 yılda demiryollarında bazı değişiklikler olsa da ana eksendeki politikanın karayolları üzerinden devam ettiğini söyledi.
HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir, Avrupa Birliği Bakanlığının bir vizyon oluşturması gerektiğini belirtti. Avrupa Birliği ilkelerini anlatan Baydemir, "AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, katı merkeziyetçi yönetim anlayışına karşı adeta panzehirdir. Bu şart önündeki engeller niyedir? O çekinceler kalkmış olsaydı bugün yaşamış olduğumuz bu kan deryası yaşanmamış olabilecekti. Bir şeyi istemek ayrı bir şeydir, istediğinizin gereğini yerine getirme çabasını ortaya koymak başka bir şeydir. Hükümet bana göre AB ilkelerini anlamış değildir" ifadesini kullandı.
HDP Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, işsizlik rakamlarının gerçeği yansıtmadığını, gerçek işsizliğin açıklanan rakamların üstünde olduğunu ileri sürdü. Her üniversite mezununun iş sahibi olacağı anlamına gelmediğini savunan Yıldırım, AK PARTİ hükümetinin işsizlerin niteliğini ve tahsilini artırdığını kaydetti.
*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
TBMM Genel Kurulu'nda, 3. turda yer alan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü, Devlet Personel Başkanlığı, Avrupa Birliği Bakanlığı ve Türk Akreditasyon Kurumunun 2016 yılı bütçelerinin görüşmelerine başlandı.
CHP İstanbul Milletvekili Yakup Akkaya, 14 yıllık AK Parti iktidarının, "emeğin aleyhine olan politikaları" sayesinde gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderek arttığını savundu.
TBMM Genel Kurulunda, 3. turda yer alan kurumların bütçeleri üzerinde CHP Grubu adına konuşmalar yapıldı. "Ranta değil emekçiye bütçe" pankartını Meclis kürsüsüne asan Akkaya, bütçenin halka değil, ranta odaklandığını iddia etti.
Akkaya, bütçenin içeriğinin halkın yararına olmadığını ileri sürerek, "14 yıllık AKP iktidarının emeğin aleyhine olan politikaları sayesinde gelir dağılımındaki adaletsizlikler giderek artmıştır. Kamunun bütün üreten değerlerini ya sattınız ya da kapattınız. Uygulamalarınızla işsizliğin artmasına neden oldunuz" değerlendirmesinde bulundu.
Yakup Akkaya, konuşması sırasında, "Taşeron modern köleliktir. Taşerona hayır", "Kıdem tazminatı hakkına dokunma", "Kiralık işçilik modern köle simsarlığıdır" dövizleri açtı.
CHP İstanbul Milletvekili Ali Özcan da hükümetin Sayıştay raporlarını Meclise getirmek ve hesap vermek gibi bir niyetinin olmadığını ileri sürdü. Özcan, büyük projelerin zamanla yarışmadan, birlikte hareket ederek yapılması gerektiğini söyledi.
CHP Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer ise özelleştirmelerde kamunun zarara uğradığını belirterek, kamu kaynaklarının doğru kullanılması gerektiğinin altını çizdi.
CHP Uşak Milletvekili Özkan Yalım da trafik sigortasının kaskodan pahalı olduğunu dile getirerek, "MTV o kadar pahalı ki bütün Avrupa'da tek seferde alınıyor, herhalde bizde utancımızdan iki defada alıyoruz" dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Selina Doğan ise Türkiye'nin AB vizyonunun yalnızca fasıl açmaktan ibaret olduğunu savundu. "AKP'nin mevzuatı ile AB mevzuatı önünde bir kan uyuşmazlığı var" diyen Doğan, şu anda AB ile 14 fasılın görüşüldüğünü kaydetti. Doğan, AB müzakerelerinin, mülteci konusuna indirgendiğini ve yaşanan insan hakları ihlallerini göz ardı ettiğini ileri sürdü.
TBMM Genel Kurulu'nda, 2016 yılı Bütçe Kanunu Tasarısı görüşmelerinin üçüncü turunda, MHP milletvekilleri grupları adına söz aldılar.
Şimşek, bütçe üzerindeki konuşmasında, Türkiye'nin mutlaka yüksek teknolojiye yatırım yapması gerektiğini belirterek, bunun için gerekirse beyin transferi yapılabileceğini ve ihtiyaç duyulan tesislerin kurulabileceğini söyledi.
Zorunlu trafik sigortası konusunda yaşanan sıkıntılara değinen Şimşek, "Yeni bir yasal düzenleme yapılarak araç sigortası konusunda sorunların giderilmesi gerekmektedir" ifadesini kullandı.
Türkiye'nin dış politikasını da eleştiren Şimşek, Türk dış ilişkilerinin adeta yapboza döndüğünü ileri sürdü.
Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"AKP Başkanlık sistemi ve yeni anayasa edebiyatı yaparken Türkmendağı Esat'a, Kerkük Peşmerge'ye, Musul IŞİD'e terk edildi. Geriye yalnızca Türkmenlerin acı dolu hikayeleri, yitirilmiş yurtları, dağıtılmış umutları, kaybolmuş hayatları bırakıldı. Müttefikimiz Amerika, bugün 'Ey Amerika' oldu. Suriye savaşından sonra Birleşmiş Milletlerden ve AB'den beklediğimiz destek gelmeyince acil müttefikimiz olarak Suudi Arabistan'a sarıldık ancak o da 'Suriye savaşında Rusya'yla beraber hareket etmeye hazırım' dedi. ABD 10 bin kilometre ötesinden, Rusya 3 bin kilometre uzaklıktan Suriye'de ateşkesin tarafı oluyor ama 3 milyon Suriyeliyi misafir eden ve bu savaştan en büyük mağduriyeti çeken ve bu bölgede milyonlarca soydaşı, dindaşı yaşayan ve süper ligde oynadığını iddia eden Türkiye masada olamıyor. Bunu da kamuoyunun takdirine bırakıyorum."
Suriye politikasının iyi yönetilmediğini savunan Şimşek, "Göçle ilgili öngörü doğru tespit edilememiş, MHP'nin tampon bölge kurun, göçmenleri orada misafir edelim, sınır güvenliği alalım uyarıları dikkate alınmamış ve bugün maalesef, bir kısmı kayıt dışı olmak üzere 3 milyonun üzerinde Suriyeliyi barındırmak zorunda kaldık. 2016 yılında AB yetkilileriyle yapılan görüşmelerin basına sızan tutanaklarına göre 'Kapıları açar, mültecileri otobüse doldurur, size yollarız' diyoruz, işte, bu kısa vadedeki planlar, geleceği görememe bizi ulusal anlamda geriye götürdü" diye konuştu.
MHP Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor konuşmasında, iktidar sözcülerinin kendilerine yönelik eleştirileri yanıtlarken sürekli 1 Kasım seçim sonuçlarını hatırlattıklarını ifade ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"AKP, 1 Kasım 2015 tarihinde yüzde 49,5 oy almıştır ama unutulmaması lazımdır ki AKP, 7 Haziran 2015 tarihinde de yüzde 40,9 oy almıştır. İkisi de milli iradedir söz yok. Ancak, aradan geçen beş ay içinde AKP'nin ağırlaşan şartlara rağmen yüzde 8,6 oranında oyunu artırmasını normal bir durum olarak görmemek lazımdır. Böyle bir durum gelişmiş demokrasilerde, mesela Avrupa ülkelerinde olur mu? Nerede olur? Ancak Türkiye'de olur. Bu seçim sürecini birlikte yaşadık, yöresel seçimde yöresel seçilmiş kişilere Cumhurbaşkanlığı fonundan 5 bin, 7 bin lira tutarlı para göndermeleri, muhtarlar toplanarak, mahalleden, köyden az oy çıkması halinde yatırım yapılmayacağı tehditlerine kadar, toplumsal yarar destekli proje adı altında on binlerce kişi işe alınarak, bunların büyük çoğunluğunun da özellikle ilerlemiş yaştaki kadınlarımızın seçim meydanlarına sürüklendiğini, artan terör bahane edilerek kaos edebiyatının yapıldığını, ahlaksız transferlere şahit olduk. Bütün bunları bir araya getirdiğimizde 7 Haziran seçimlerine göre, 1 Kasım seçimlerinde AKP'nin yüzde 8,6 oranındaki oy artışına şaşmıyorum, hatta azımsıyorum.
Gerçek milli irade 7 Hazirandır. 1 Kasım sakatlanmış iradenin neticesidir. Bu millet size bir fırsat daha vermiştir; bunun kıymetini bilin, gururlanmayın, böbürlenmeyin. 7 Haziranı aklınızdan çıkarmayın, dostane tavsiyemiz budur"
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı da Çözüm Sürecinin terörle mücadeleyi zaafiyete uğrattığını ileri sürerek, iktidarın "Analar ağlamayacak, her şey güzel olacak" dediğini ancak gelinen noktada, her gün bayrağa sarılı şehit naaşlarının kaldırıldığını, anaların gözyaşının sel olduğunu söyledi.
Yaşanan felaketlerin ve acıların, AK PARTİ iktidarının mimarı ve müellifi olduğu yıkım ve çözülme süreçlerinin eseri olduğunu iddia eden Kalaycı, "Bilinmelidir ki PKK'yla müzakere masasına oturan ve her türlü tavizi verenler, terör örgütünün silah stoklamasına, kadrolarını güçlendirmesine, mühimmat depolamasına, çukurlar kazmasına, her yere bombalar döşemesine alenen göz yumanlar, güvenlik güçlerinin operasyon yapmaması için talimat verenler, makamı, mevkisi ne olursa olsun terör örgütüne yardım ve yataklık yapmaktan dolayı yargı önünde mutlaka hesap verecektir. Şehitlerimiz de huzur-u mahşerde yakalarına yapışacak ve haklarını helal etmeyeceklerdir" değerlendirmesinde bulundu.
MHP Bursa Kadir Koçdemir ise AB'nin kendisini tanıtırken ilk kullandığı nitelemenin hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü olduğunu ifade ederek, "Dün ülkemizde, başka bir darbenin yıl dönümünde, hukukun ve ülkemizdeki hukukun son merci olan Anayasa Mahkemesi'nin kararının tanınmaması, uyulmayacağının Cumhurbaşkanımız tarafından ifade edilmesi, bugün bizim neyi konuştuğumuz ve AB sürecinde nerede olduğumuz bakımından anlamlıdır" dedi.
Demokrasilerde usul ihlal edilmeye başlandığında, bunun sonunda çok ciddi zararların yaşanacağını dile getiren Koçdemir, demokraside meşruiyetin kaynağının usul olduğuna işaret etti.
Devlet başkanlarının isteseler dahi suç işleyemecekleri devirlerin Ortaçağ'da kaldığını söyleyen Koçdemir, "Bugün bu tavırlarıyla cumhurbaşkanlığı makamı boş hükmündedir. Ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan dahil hiç kimsenin beni, Türkiye Devleti'ni ve bu ülkeyi cumhurbaşkansız bırakmaya hakkı yoktur" değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Genel Kurulunda, 3. turda yer alan kurumların bütçeleri üzerinde HDP Grubu adına konuşmalar yapıldı.
HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, cumhuriyetten günümüze çözülemeyen sorunlar olduğunu söyledi. Cumhuriyetin korunması gereken bir rejim olduğunu belirten Doğan, "Gerçek bir demokrasiyi inşa etmek, ortak bir vatanda bir arada yaşamanın koşullarını yaratmak, bu ülkede cumhuriyet iradesi altında yaşayan insanların sorunlarının çözülmesiyle mümkündür" değerlendirmesinde bulundu.
"Diyanet İşleri Başkanlığı neye hizmet ediyor?" diyen Doğan, şöyle devam etti:
"Ben, İslami kesimden arkadaşlarla da konuşuyorum. Gerçekten bugün, Diyanet İşleri Başkanlığı bir asimilasyon kurumuna dönüşmüş. Bir devlet dini yaratılmış, bu devlet dininin de kimseye faydası yok. Diyanet İşleri Başkanlığının, bir anayasal kurum olması nedeniyle, elbette ki bir anayasal değişiklikle, yeni bir toplum sözleşmesinde ifadesini bulacak çalışmada kaldırılması gerekiyor. Alevilerin inanç merkezleri halen bir ibadethane olarak görülmüyor."
Doğan, akşamları Alevi milletvekilleriyle cem yapmak için Meclis'te bir oda tahsis edilmesi talebiyle TBMM Başkanlığı'na başvurduğunu belirtti.
HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, Demokrat Parti ile birlikte yönetime gelen iktidarların karayollarına ağırlık vermesinin ve demiryollarını ihmal etmesinin ilk günden beri tartışıldığını ifade ederek, 66 yılda demiryollarında bazı değişiklikler olsa da ana eksendeki politikanın karayolları üzerinden devam ettiğini söyledi.
HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir, Avrupa Birliği Bakanlığının bir vizyon oluşturması gerektiğini belirtti. Avrupa Birliği ilkelerini anlatan Baydemir, "AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, katı merkeziyetçi yönetim anlayışına karşı adeta panzehirdir. Bu şart önündeki engeller niyedir? O çekinceler kalkmış olsaydı bugün yaşamış olduğumuz bu kan deryası yaşanmamış olabilecekti. Bir şeyi istemek ayrı bir şeydir, istediğinizin gereğini yerine getirme çabasını ortaya koymak başka bir şeydir. Hükümet bana göre AB ilkelerini anlamış değildir" ifadesini kullandı.
HDP Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, işsizlik rakamlarının gerçeği yansıtmadığını, gerçek işsizliğin açıklanan rakamların üstünde olduğunu ileri sürdü. Her üniversite mezununun iş sahibi olacağı anlamına gelmediğini savunan Yıldırım, AK PARTİ hükümetinin işsizlerin niteliğini ve tahsilini artırdığını kaydetti.
*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
