2011-11-02 - 12:45
Toprak: " N.Ç. davasında yargıçların vermiş olduğu karar, hukuk dışıdır. Ne yazık ki Hukuk Fakülteleri'ne vicdan dersi koyamıyoruz."
CHP Milletvekilleri, N.Ç. davasında Yargıtay'ın vermiş olduğu kararla ilgili parlamentoda bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak'ın yanı sıra İzmir Milletvekili Rıza Türmen, Balıkesir Milletvekili Nedret Akova, Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka ve Manisa Milletvekili Sakine Öz de katıldı.
N.Ç. davasının kamuoyunda büyük bir vicdani yara açtığını belirten Toprak şöyle konuştu: "'13 yaşında bir çocuk 26 kişinin tecavüzüne uğramıştır. Yargıtay'ın onayladığı bu davadan karar olarak: 'N.Ç., ahlaki kötülüğün farkındaydı. Mukavemet etme gücüne sahipti' ifadelerinin çıkmış olması, utanç vericidir. Hiçbir hukuk sisteminde bunlar kabul edilemez. 'Ruhsal yönden mukavemet edebilir' şeklinde bir ifade, Hüseyin üzmez davasında da karşımıza çıkmıştı. Maalesef bu tip raporlar çıkabiliyor. 13 yaşındaki bir çocuk yetişkin olarak kabul edilmiştir. Bu durum hukuken de mantıken de saçmadır."
Türkiye'de çocuk tanımının netleşmesi gerektiğini söyleyen Aylin Nazlıaka, " Bu karar tecavüzün meşrulaştırılmasıdır, insanlık suçudur. Başbakan'ın 'Haksızlıklar karşısında susan şeytandır' sözünü hatırlatmak istiyorum ve gerek kendisinden, gerekse Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin'den bu karara tepki bekliyorum. Türk Ceza Kanunu'nda 15 yaş, Medeni Kanun'da 17 yaş, Çocuk Yasası Koruma Kanunu'nda 18 yaş, İş Kanunu'nda 15 yaş bitimi yetişkin sayılmaktadır. Öncelikle kanunlardaki bu farklılıklar giderilmelidir. Ayrıca Hrant Dink davasında 17 yaşındaki birinin yönlendirme olmaksızın cinayet işleyemeyeceği kararı çıkmışken, bu davada 13 yaşındaki bir çocuğun yetişkin olarak kabul edilmesi büyük bir yanlıştır. Dava zaman aşımına uğradığından ancak 7 yıl sonra sonuçlanmıştır. Bu süre içinde N.Ç. yaşadığı şehri terk etmek zorunda kalmış, kendi imkanlarıyla liseyi dışardan bitirmiş, part time bir işte çalışmaktadır. En büyük ideali üniversiteye girmektir. Bu konuda biz de üzerimize düşeni yapacağız ve toplumdan da duyarlılık bekliyoruz" şeklinde konuştu.
Toplantıda söz alan Rıza Türmen ise şunları söyledi: "Bu karar maalesef toplumsal bir utançtır. Devletin tutumu ise bu olayın vahametini arttırmaktadır. Zira N.Ç.'ye tecavüz edenler arasında çok sayıda kamu görevlisi bulunduğu halde devlet bu kişilere herhangi bir soruşturma açmamıştır. Devlet çocuğu istismara, şiddete, kötü muameleye karşı korumakla yükümlüdür. Bu, uluslararası sözleşmeler de de yer almaktadır. Ayrıca 13yaşındaki çocuğun 'rızası vardı' demek hukuk dışı bir yorumdur. Çocuk hakları sözleşmesinde yer alan 'çocuğun yüksek menfaatinin korunması gerektiği' kavramını yargı da benimsemeli ve bu doğrultuda karar vermelidir."
Binnaz Toprak, konunun kadın örgütleri tarafından sahiplenildiğini, AİHM'ne götürüleceğini ve bu konuda yapılacak tüm çalışmaların takipçisi olacaklarını sözlerine ekledi. (12:45)
N.Ç. davasının kamuoyunda büyük bir vicdani yara açtığını belirten Toprak şöyle konuştu: "'13 yaşında bir çocuk 26 kişinin tecavüzüne uğramıştır. Yargıtay'ın onayladığı bu davadan karar olarak: 'N.Ç., ahlaki kötülüğün farkındaydı. Mukavemet etme gücüne sahipti' ifadelerinin çıkmış olması, utanç vericidir. Hiçbir hukuk sisteminde bunlar kabul edilemez. 'Ruhsal yönden mukavemet edebilir' şeklinde bir ifade, Hüseyin üzmez davasında da karşımıza çıkmıştı. Maalesef bu tip raporlar çıkabiliyor. 13 yaşındaki bir çocuk yetişkin olarak kabul edilmiştir. Bu durum hukuken de mantıken de saçmadır."
Türkiye'de çocuk tanımının netleşmesi gerektiğini söyleyen Aylin Nazlıaka, " Bu karar tecavüzün meşrulaştırılmasıdır, insanlık suçudur. Başbakan'ın 'Haksızlıklar karşısında susan şeytandır' sözünü hatırlatmak istiyorum ve gerek kendisinden, gerekse Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin'den bu karara tepki bekliyorum. Türk Ceza Kanunu'nda 15 yaş, Medeni Kanun'da 17 yaş, Çocuk Yasası Koruma Kanunu'nda 18 yaş, İş Kanunu'nda 15 yaş bitimi yetişkin sayılmaktadır. Öncelikle kanunlardaki bu farklılıklar giderilmelidir. Ayrıca Hrant Dink davasında 17 yaşındaki birinin yönlendirme olmaksızın cinayet işleyemeyeceği kararı çıkmışken, bu davada 13 yaşındaki bir çocuğun yetişkin olarak kabul edilmesi büyük bir yanlıştır. Dava zaman aşımına uğradığından ancak 7 yıl sonra sonuçlanmıştır. Bu süre içinde N.Ç. yaşadığı şehri terk etmek zorunda kalmış, kendi imkanlarıyla liseyi dışardan bitirmiş, part time bir işte çalışmaktadır. En büyük ideali üniversiteye girmektir. Bu konuda biz de üzerimize düşeni yapacağız ve toplumdan da duyarlılık bekliyoruz" şeklinde konuştu.
Toplantıda söz alan Rıza Türmen ise şunları söyledi: "Bu karar maalesef toplumsal bir utançtır. Devletin tutumu ise bu olayın vahametini arttırmaktadır. Zira N.Ç.'ye tecavüz edenler arasında çok sayıda kamu görevlisi bulunduğu halde devlet bu kişilere herhangi bir soruşturma açmamıştır. Devlet çocuğu istismara, şiddete, kötü muameleye karşı korumakla yükümlüdür. Bu, uluslararası sözleşmeler de de yer almaktadır. Ayrıca 13yaşındaki çocuğun 'rızası vardı' demek hukuk dışı bir yorumdur. Çocuk hakları sözleşmesinde yer alan 'çocuğun yüksek menfaatinin korunması gerektiği' kavramını yargı da benimsemeli ve bu doğrultuda karar vermelidir."
Binnaz Toprak, konunun kadın örgütleri tarafından sahiplenildiğini, AİHM'ne götürüleceğini ve bu konuda yapılacak tüm çalışmaların takipçisi olacaklarını sözlerine ekledi. (12:45)
