2012-10-11 - 12:45
BDP GRUP BAŞKANVEKİLİ BALUKEN'İN KABULÜ...
BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, tutuklu gazetecilerin ailelerini TBMM'de BDP Grup Yönetim Salonu'nda kabul etti.
BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, tutuklu gazetecilerin ailelerini TBMM'de BDP Grup Yönetim Salonu'nda kabul etti.

BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, "Bugün özellikle düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında çalışmalarını yürüten her meslek grubundan 8000 bine yakın arkadaşımızın maalesef cezaevlerinde tutulduğu, siyasi rehine olarak tutulduğu ve düşüncelerinden dolayı yargılandığı tarihi bir demokrasi utancı yaşıyoruz."

BDP'li Baluken, hükümetin antidemokratik ve hukuk dışı uygulamaları sonucunda basın özgürlüğü konusunda kaos ve kriz yaşandığını iddia etti.

BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, sözlerinde şunları kaydetti:

" Ülkenin en önemli gündemi olan basın özgürlüğü ile ilgili, düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğü ile ilgili önemli tartışmaların yaşandığı bir süreçte bugün tutuklu olan gazeteci arkadaşlarımızın aileleri ile birlikte mevcut durumu görünür kılmak, kamuoyunda tekrar hafızayı tazelemek amacıyla birlikteyiz.

Biliyorsunuz gerek Kürt sorununun çözümsüzlüğü, gerekse Türkiye'nin demokratikleşmesi ile ilgili AKP'nin ortaya koyduğu milliyetçi, statükocu, devletçi ve yasakçı reflekslerin ülkemizdeki sorunları her geçen gün daha da derinleştirdiği bir süreçten geçiyoruz.

Bugün özellikle düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında çalışmalarını yürüten her meslek grubundan 8000 bine yakın arkadaşımızın maalesef cezaevlerinde tutulduğu, siyasi rehine olarak tutulduğu ve düşüncelerinden dolayı yargılandığı tarihi bir demokrasi utancı yaşıyoruz.
Bu arkadaşların içerisinde siyasetçilerden, gazetecilere, öğrencilerden, aydınlara, sendikacılardan, avukatlara kadar çok geniş bir yelpazede toplumsal muhalefetin bütün unsurlarını bütün dinamiklerini görmek mümkün.

Özellikle Türkiye'nin AB ile ilgili bulunduğu sürecin giderek tıkandığı böylesi bir durumda AB ilerleme raporunda basın özgürlüğü ile ilgili uyarıların en üst düzeyde yapıldığı bir ortamda içeride bulunan gazeteci arkadaşlarımızın durumları ile ilgili bütün kamuoyunun tekrar yüksek bir duyarlılıkla halkımıza gerçekleri göstermesi gerekiyor.

Bu konuda biz BDP olarak başından beri cezaevlerinde siyasi rehine olarak tutulan gerek gazeteciler gerek siyasetçiler gerekse toplumsal muhalefetin tüm dinamikleri açısından birana önce özgürlüklerini sağlayacak bir çalışma anlaşması içerisindeydik.

Bunu hem meclis zemininde hem farklı çözüm platformlarında, hem de halkla olan bütün buluşmalarımızda, bütün etkinliklerimizde sıklıkla dile getirdik. Bunlarla ilgili eylemler ve etkinlikler gerçekleştirdik. Ama maalesef bugüne kadar iktidarın duyarsızlığı ve hükümetin içine girmiş olduğu hukuk dışı ve antidemokratik uygulamalar nedeniyle bu konuda yeterli bir ilerleme sağlanamamıştır.

Basın özgürlüğü açısından ülkenin içinde bulunduğu durum son derece vahim bir durumdadır. 91 gazeteci arkadaşımız bugün siyasi rehin olarak tutuklu bir şekilde cezaevlerinde bulunuyor.

Bu arkadaşlarımızın tamamı AKP'ye muhalif ve sadece gerçekleri halkına aktarma noktasında mesleki etik değerlerine bağlı kaldıkları için cezaevlerinde tutuluyorlar. Bu nedenle özellikle Kürt sorununun çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi ile ilgili tartışmaların yoğunlaştığı böylesi bir süreçte bu tutuklu gazeteci arkadaşlarımız şahsında basın özgürlüğü ve medya sansürü ile ilgili kamuoyunda yüksek bir duyarlılık ve aktif bir tartışmanın tekrar başlaması gerektiğini düşünüyoruz.

Bugün dünyada tutuklu bulunan 170 tutuklu gazeteciden 91'i Türkiye'de tutukludur. Bu 91 gazetecinin yarısı ise muhalif ve Kürt gazeteci arkadaşlardan oluşuyor. Basın üzerindeki ağır sansürün ne düzeye geldiğini her gün gözlemlemekteyiz.

Özellikle başbakanın basına hakaret içeren açıklamaları. Basın özgürlüğü ile ilgili kendi doğruları içerisinde çizmeye çalıştığı bir çerçeve var. Kendisine muhalefet eden ve eleştiren gazetecilerin mesleki yaşamlarına kadar varan bir saldırı düzeyinde.

Tüm bunlar özellikle basın özgürlüğü açısından son derece talihsiz ve kaygı verici, genel olarak da karşı karşıya bulunduğumuz sorunlar açısından da hepimizi maalesef umutsuzluğa sevk eden gelişmelerdir.

Basın özgürlüğü ile ilgili bütün suçlamalar TCK, CMUK ve Terör yasalarına dayandırılarak yapılmaktadır. Basın özgürlüğü ile ilgili yasa düzeyinde yapmış olduğumuz bütün çağrılara diğer partiler duyarsız kalmışlardır. Hükümetin antidemokratik ve hukuk dışı uygulamaları bu kaosu ve krizi oluşturmuştur." dedi

BDP Hakkâri Milletvekili Adil Kurt ise cezaevinde olan gazetecilerin büyük çoğunluğunun mesai arkadaşı olduğunu belirterek, ''Onlar ne kadar teröristse ben de o kadar teröristim'' dedi.

Tutuklu gazeteciler adına konuşan Nevruze Şanlı Kırkaya da TBMM'ye adalet aramak için geldiklerini söyledi. Yakınlarının son derece kötü koşullarda cezaevinde kaldıklarını ifade eden Kırkaya, ''Gazeteci değil, terörist olarak görülüyorlar'' iddiasında bulundu. (12:45)

Alper Durmaz