2016-08-17 - 15:10
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, "torba kanun tasarısı"nın ilk 12 maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.
TBMM Genel Kurulu'nda söz alan milletvekilleri, 17 Ağustos Marmara Depremi'ne ilişkin görüşlerini ifade etti.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, dünyanın büyük depremlerinden biri olan Marmara depreminde 18 bin 373 vatandaşın hayatını kaybettiğini anımsattı.
Depremlerin, yıkıcı etkileri en yüksek olan afetlerden olduğunu ifade eden Akçay, devlet ve millet el ele vererek 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinin yaralarını hızlı şekilde sarmaya çalıştığını anlattı.
Akçay, deprem sonrasında yara sarma odaklı politika geliştirmek yerine, depreme hazırlıklı olunması, depremle mücadelede can kaybını azaltmak, ekonomik kaybı minimuma indirmek için stratejiler geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, hükümetin, 14 yıl boyunca depremle ilgili hangi önlemlerin alındığı konusunda bilgi vermesi gerektiğini belirtti.
Altay, Özgür Gündem gazetesinin mahkeme kararıyla geçici olarak kapatılmasının, demokrasi açısından doğru bir karar olmadığını savunarak, bu kararın sonlandırılmasının, 15 Temmuz sonrası ülkenin ihtiyacı olan normalleşme, demokratikleşme sürecine katkı sağlayacağını söyledi.
HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, depremlere karşı önlemlere yönelik halen sıkıntıların olduğunu öne sürdü.
Demirel, Özgür Gündem gazetesinin mahkeme kararılma geçici olarak kapatılmasını da eleştirdi.
CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, 17 Ağustos depreminin üzerinden geçen 17 yılda yaşamını yitirenleri 17 kez andıklarını ancak 17 santimetre mesafe katedemediklerini söyledi.
Depremle ilgili çalışma yapılmasını, bununla ilgili kurulların çalışmalarına bir an önce başlamasını isteyen Akar, "Çok geç kaldık. Her olaydan sonra başsağlığı diliyoruz ve unutuyoruz. Unutmamalıyız, unuttuklarımızı hatırlamalıyız." dedi.
AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir da gündemdışı konuşmasında depremi yaşayan bir milletvekili olarak, o en uzun 45 saniyenin bir daha yaşanmamasını temenni etti.
Türkiye'nin deprem kuşağında yer aldığına işaret eden Keşir, 17 Ağustos depreminden sonra 12 Kasım'da ikinci bir deprem daha yaşadıklarını, bu depremleri Düzcelilerin, Gölcüklülerin, Yalova, Sakarya, İstanbulluların unutmasının mümkün olmadığını anlattı.
Aradan 17 yıl geçmesine rağmen kaybettikleri canların acısının yüreklerinde taptaze olduğunu dile getiren Keşir, "Depremler olası ve yaşanacak. Deprem değil ihmal, bilgisizlik, yanlış yapılaşma öldürüyor. Korkulması gereken deprem değil bilinçsiz ve hazırlıksız olmaktır." diye konuştu.
MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı, ilindeki mısır üreticilerinin sorunlarını anlattı.
Bu arada HDP milletvekilleri, oturduğu sıralardaki mikrofonların önlerine Özgür Gündem gazetesi koydu.
HDP'nin, 22 Temmuz 2015 tarihinde Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesinde meydana gelen, iki polis memurunun şehit edildiği saldırıyla ilgili araştırma önergesinin gündeme alınması önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda partisinin grup önerisi üzerine söz alan Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir, iki polis memurunun şehit edildiği bu saldırının bir provokasyon olduğunu savunarak, siyasi partilerin bu karanlık olayı ortaya çıkarması halinde, darbe mekanizmasının da araçlarının ortaya çıkarılmış olacağına inandığını belirtti.
Baydemir, "Bir tuzak kurulmuş ve bu tuzak harfi harfine uygulanmış. Büyük bir kumpasla karşı karşıya bulunduğumuzu görüyoruz." diye konuştu.
Aynı evde ikamet eden üçüncü polisin hala ifadesinin alınmadığını savunan Baydemir, en büyük karanlık perdelerden birinin de bu husus olduğunu ileri sürdü.
Baydemir, "Bu dosyada iki temel dayanak var. Bunlardan biri ihbarcı. İhbarcının kendisi kayıp. İhbarcının abisi darbe girişiminden tutuklandı. İhbarcının diğer abisi aranıyor. Eğer gerçekten çatışma ve çatışmadan kaynaklı ölümlerin, gerçeklerin üstü örtülsün istemiyorsak çatışmayı başlatan kıvılcım olan, fitili ateşleyen bu vakayı aydınlatmak durumundayız." ifadesini kullandı.
MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, demokrasinin, birlik ve beraberliğin güçlendirilmesi, kardeşlik hukukunun daha açık bir şekilde ortaya konulması gerektiğini vurguladı.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Türkiye'nin geçmişinden gelen bütün karanlık olayları aydınlatacak bir cesarete sahip olunması gerektiğini dile getirdi.
Bu konuda iktidar partisine de ağır bir sorumluluk düştüğünü belirten Gök, demokrasiyi yeniden inşa etmek ve bir daha darbe olmamasına yönelik bir ittifak oluşturmak isteniyorsa ülkenin geçmişiyle yüzleşilmesinin önemine işaret etti.
Gök, "İşte bu karanlık faili meçhul olaylar da bunların başında geliyor. Biz faili meçhul olaylarla, 15 Temmuz'da önceki süreçle gereği gibi yüzleşebilseydik belki 15 Temmuz darbe girişimi olmazdı. Eğer biz Ceylanpınar'da iki polis kardeşimizin öldürülme olayının üzerine hep beraber gidip arkasındaki gerçeği ortaya çıkarsaydık belki 15 Temmuz'u önlerdik. Tıpkı Suruç'taki gibi." değerlendirmesinde bulundu.
Hangi olayın, hangi süreci hangi aksi yönde tetiklediğinin bilinmesinin önemini vurgulayan ve iktidar partisinin bütün partilerle işbirliği yapması gerektiğini belirten Gök, "Biz, 15 Temmuz gecesini bir daha yaşamak istemiyoruz." diye konuştu.
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Celalettin Güvenç, ülkenin temel sorununun terör ve şiddeti durdurmak olduğuna işaret ederek, demokrasi içerisinde bu sorunların çözülmesi gerektiğini bildirdi.
Güvenç, "Eğer karanlık olayları aydınlatacaksanız, eğer bu bu ülkede bir daha yargısız infazları, cinayetleri, işkenceleri önleyecekseniz demokratik siyaseti tercih edeceksiniz." ifadesini kullandı.
HDP sıralarına seslenen Güvenç, şunları kaydetti:
"Bu ülkenin gerçek demokrasiye ulaşmasını isteyenler, geleceğin birlik ve beraberlikte olduğunu düşünenler, bana laf atmayacak, bu kürsüye gelecek, Türkiye'de silahın argüman olmadığını, o devirlerin geride kaldığını, silahla çözüm olmayacağını, demokratik siyasetten yana olduğunu burada söyleyecek. Başka bir mesele yok. Sizden de beklediğimiz; Kandil silahı bırakacak. Kandil silahı bırakmıyorsa bu Mecliste oturanlar buraya gelecek, 'Silahın devri bitti. Artık burada demokratik siyaset yapacağız' diyeceksiniz. Bunu dediğiniz gün çözemeyeceğimiz hiçbir olay yok. Kürt siyaseti, şiddet dışında demokratik, sivil siyasete evrilmek zorunda. Evrildiğiniz an hiçbir karanlık nokta kalmayacak, bu ülkenin demokrasisi tekamül edecek. İşin özü budur."
Sataşma gerekçesiyle söz alan Osman Baydemir'in, terör örgütü yöneticilerinden Cemil Bayık'ın bir açıklamasını okuması üzerine, TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, "Bunu mu referans alıyorsunuz Sayın Baydemir? Bu kürsüden referans aldığınız kişilere lütfen dikkat edin. Burası Türkiye Cumhuriyeti'nin kürsüsü." diye tepki gösterdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, Baydemir'in, TBMM'ye, Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan vatandaşlara hakaret ettiğini belirterek, "Terör örgütünün elebaşını iyi göstererek, burada açıklamalarını okumak, Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan vatandaşlara bir hakarettir. 40 binden fazla insanın hayatını kaybetmesine sebebiyet veren kişilerin burada sözcülüğünü yapmak hiçbir milletvekilinin hakkı ve haddi değildir." ifadesini kullandı.
HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, Celalettin Güvenç'in, konuşmasında terör örgütünün açıklamalarına yer verdiğini anımsatarak, buna da müdahale edilmesini istedi.
Konuşmaların ardından öneri kabul edilmedi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, HDP'nin Yenikapı'ya çağrılmayışının parti ya da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanması gerektiğini belirterek, "Ben niye çağrılmadığınızı biliyorum." dedi. Altay'ın sözlerine HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, "Yenikapı'ya çağrılmamaktan sadece onur duyarız." yanıtını verdi.
CHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için "Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da uygulanan politikalara" ilişkin araştırma önergesinin bugün gündeme alınmasını grup önerisi olarak Genel Kurula getirdi.
CHP Tunceli Milletvekili Gürsel Erol, Boğaz Köprüsü'nün adının Şehitler Köprüsü olarak değiştirilmesinin son derece anlamlı olduğunu söyledi. Erol, üçüncü köprüye ise İstanbul'u işgalden kurtaran, Cumhuriyeti kuran Atatürk'ün adını verilmesini önerdi. Erol, "Sayın Cumhurbaşkanımız o köprüyü açmaya gittiğinde, ben CHP Tunceli Milletvekili olarak Sayın Cumhurbaşkanımın yanında kurdeleyi kesmeye hazırım." dedi.
HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, CHP'nin "sarayın rüzgarına kendisini kaptırdığını" öne sürerek, "Ey CHP, girdiğin yol, yol değil. Bu yol meşru değil, sarayın yoludur. 'Saray kaçak, gitmem' diyen Kılıçdaroğlu, koşa koşa gitti. Yenikapı'ya gitmeyeceğini söylüyordu kulağına fısıldandı, Yenikapı'ya gitti. Bu yaklaşım Kürt sorununu çözmez." görüşünü savundu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, sataşma gerekçesiyle söz alarak, "Oslo'da, Dolmabahçe'de, İmralı, Kandil'de içtiğiniz kahvelerin fincanları soğumadı. O kahveleri içerken ne konuştuğunuzun gelin millete hesabını verin. Kürt sorununu çözmek isteyen, Mecliste çözer. Bu Meclisin dışında başka adres arayarak çözüm üretmeye çalışmak olsa olsa Kürt sorunundan beslenmektir. Genel Başkan, kaçak sarayla ilgili devlet krizi olunca oraya gideceğini en başta söyledi. Yenikapı'ya çağrılmayışınızı ya Erdoğan ya da siz açıklamak zorundasınız. Ben niye çağrılmadığınızı biliyorum." diye konuştu.
Beştaş da bunun üzerine, Yenikapı'ya çağrılmamaktan sadece onur duyacaklarını ifade ederek, böyle bir milli mutabakatın içinde olmaktan hiçbir zaman mutluluk duymayacaklarını belirtti.
AK Parti Malatya Milletvekili Mustafa Şahin, AK Parti iktidarları olarak ellerinden geldiğince bölgede yeni birtakım çalışmaların imarı ve inşası için sabırla, sükunetle işin üstesinden gelmeye çalışıldığını anlattı.
Bölgedeki barış ve kardeşlik süreci içerisinde, bölge halkının yavaş yavaş terör örgütlerinden koparak devletin yanında yer almaya çalışmasının, atmosferi yeni baştan şekillendirmeye başlamasının, bazı çevreleri ciddi anlamda rahatsız ettiğini dile getiren Şahin, şu değerlendirmede bulundu:
" O süreç içerisinde vatandaşlarımızın belki zorunlu olarak bir tercihte bulunmaları gerekiyorsa terör örgütlerinin yanında, gücü onlarda görerek yanlarında olduklarına şahit olduk ama o süreci, özellikle, devlet erkanı olarak elimizden geldiğince kansız bir şekilde, bölgenin yeni baştan imar ve inşasını sürdürebilmek için elimizden gelen gayreti gösterdik. Bundan rahatsızlık duyan terör ve teröre destek veren yereldeki güçlerin, unsurların maalesef bu süreçte rahatsızlık duyduklarını ve çatışma ortamını yeni baştan başlattıklarını gördük."
AK Parti Trabzon Milletvekili Adnan Günnar, Kürt değil, PKK sorunu olduğunu belirterek, PKK meselesinde herkesin bir araya gelmesi gerektiğini söyledi.
Güneydoğu Anadolu'da sağlık, ekonomi, sosyal sorunların PKK, DAEŞ ve FETÖ'nün o bölge halkı üzerinde yaptığı baskıların bir sonucu olduğuna işaret eden Günnar, hasta başına düşen hekim sayısından, yatak sayısına varıncaya kadar bölgedeki tüm devlet imkanlarının Türkiye ortalamasıyla denk olduğunu anlattı.
Günnar, buna rağmen hastanelerin, okulların, ambulansların bombalandığını, tarandığını, memurların, çalışanların, vatandaşların dağlara kaçırıldığını ifade etti. Günnar, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da eğitim ile sağlık başta olmak üzere kamu hizmetlerinin 15 Temmuz darbe girişimine rağmen sağlıklı yürütüldüğüne işaret etti.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Daha sonra yatırımların proje bazlı desteklenmesi, iki il merkezi değişikliği ve bazı kanun ile kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapan "torba tasarı"nın görüşmelerine geçildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, "torba kanun tasarısı"nın ilk 12 maddesi kabul edildi.
Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi, İki İl Merkezinin Değiştirilmesi ve Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nda 28 maddenin yer aldığı birinci bölümde, 12 madde görüşüldü.
Kabul edilen maddelere göre, defin ruhsatını, mevtanın muayenesinden sonra belediye tabiplerinin yanı sıra toplum sağlığı merkezi tabipleri ve aile hekimleri de verebilecek. Bu ruhsatın yerleşim yeri bazında hangi tabiplerce verileceğini Türkiye Halk Sağlığı Kurumu belirleyecek.
DSİ Genel Müdürlüğü muhasebe hizmetleri, 5 yıl daha Maliye Bakanlığı personelince yürütülecek.
Karayolları Genel Müdürlüğünce erişme kontrolü uygulanan karayollarında yapılan, işletilen, işlettirilen, yap-işlet-devret modeli esas alınarak yaptırılan ve işlettirilen binalar, hizmet tesisleri ve bakım işletme tesisleri, karayolunun müştemilatı sayılacak. Bu bina ve tesisler devlet ormanlarındaysa Karayolları Genel Müdürlüğüne bedelsiz devredilecek.
Müsadereye konu olmaları nedeniyle kamu hizmetine sunulamayacak olan ve orman niteliğini kazanan taşınmaz üzerinde bulunan fabrika ya da ticarethaneler, 49 yıllığına kiraya verilebilecek.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının açılış izniyle faaliyet gösteren özel kreş ve gündüz bakımevlerinin, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında uygulandığı gibi 5 vergilendirme dönemi süresince elde edilen kazançları kurumlar vergisinden istisna tutulacak.
Gayrimenkul sahiplerince yapılan ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu sağlamaya yönelik harcamalar doğrudan gider olarak indirilebilecek.
Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamında kredi teminatı sağlayan kurumların, Gelir Vergisi Kanunu kapsamındaki kazanç ve iratları üzerinden vergi kesintisi yapılmayacak.
Bakanlar Kuruluna, vergiye tabi işlemlere taraf veya aracı olanlara vergi kesintisi yaptırmaya ve belirli şartlar altında farklı kesinti oranları tespit etmeye ilişkin yetki verilecek.
Değerli Kağıtlar Kanunu'nda yer alan "değerli kağıtlar" tanımına, elektronik imza kullanmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeler de dahil olacak.
Gaziantep'in Şahinbey ilçesi sınırları içinde, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Gecekondu Kanunu'na göre ilgili idarelerce yapılan arsa veya konut tahsis işleminin gerçekleştirilememesi halinde, arsa veya konut tahsisi için ödenen bedeller en geç 3 ay içerisinde faiziyle hak sahiplerine veya mirasçılarına ödenecek. Hak sahipleri, bunun dışında ilgili idareden herhangi bir hak, bedel ve tazminat talep edemeyecek.
Arsa veya konut tahsis işleminin gerçekleştirilememesi nedenleriyle arsa veya konutların adlarına tescili, bedel veya tazminat ve benzeri taleplerle açılan ve henüz kesinleşmeyen her türlü davalarda da bu hüküm uygulanacak. Reddedilen davaların yargılama giderleri davalı idare tarafından ödenecek.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, tasarının görüşmelerinde verilen aranın ardından komisyon ve hükümetin yerinde olmaması üzerine birleşimi bugün saat 14.00'de toplanmak üzere kapattı.
TBMM Genel Kurulu'nda söz alan milletvekilleri, 17 Ağustos Marmara Depremi'ne ilişkin görüşlerini ifade etti.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, dünyanın büyük depremlerinden biri olan Marmara depreminde 18 bin 373 vatandaşın hayatını kaybettiğini anımsattı.
Depremlerin, yıkıcı etkileri en yüksek olan afetlerden olduğunu ifade eden Akçay, devlet ve millet el ele vererek 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinin yaralarını hızlı şekilde sarmaya çalıştığını anlattı.
Akçay, deprem sonrasında yara sarma odaklı politika geliştirmek yerine, depreme hazırlıklı olunması, depremle mücadelede can kaybını azaltmak, ekonomik kaybı minimuma indirmek için stratejiler geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, hükümetin, 14 yıl boyunca depremle ilgili hangi önlemlerin alındığı konusunda bilgi vermesi gerektiğini belirtti.
Altay, Özgür Gündem gazetesinin mahkeme kararıyla geçici olarak kapatılmasının, demokrasi açısından doğru bir karar olmadığını savunarak, bu kararın sonlandırılmasının, 15 Temmuz sonrası ülkenin ihtiyacı olan normalleşme, demokratikleşme sürecine katkı sağlayacağını söyledi.
HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, depremlere karşı önlemlere yönelik halen sıkıntıların olduğunu öne sürdü.
Demirel, Özgür Gündem gazetesinin mahkeme kararılma geçici olarak kapatılmasını da eleştirdi.
CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, 17 Ağustos depreminin üzerinden geçen 17 yılda yaşamını yitirenleri 17 kez andıklarını ancak 17 santimetre mesafe katedemediklerini söyledi.
Depremle ilgili çalışma yapılmasını, bununla ilgili kurulların çalışmalarına bir an önce başlamasını isteyen Akar, "Çok geç kaldık. Her olaydan sonra başsağlığı diliyoruz ve unutuyoruz. Unutmamalıyız, unuttuklarımızı hatırlamalıyız." dedi.
AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir da gündemdışı konuşmasında depremi yaşayan bir milletvekili olarak, o en uzun 45 saniyenin bir daha yaşanmamasını temenni etti.
Türkiye'nin deprem kuşağında yer aldığına işaret eden Keşir, 17 Ağustos depreminden sonra 12 Kasım'da ikinci bir deprem daha yaşadıklarını, bu depremleri Düzcelilerin, Gölcüklülerin, Yalova, Sakarya, İstanbulluların unutmasının mümkün olmadığını anlattı.
Aradan 17 yıl geçmesine rağmen kaybettikleri canların acısının yüreklerinde taptaze olduğunu dile getiren Keşir, "Depremler olası ve yaşanacak. Deprem değil ihmal, bilgisizlik, yanlış yapılaşma öldürüyor. Korkulması gereken deprem değil bilinçsiz ve hazırlıksız olmaktır." diye konuştu.
MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı, ilindeki mısır üreticilerinin sorunlarını anlattı.
Bu arada HDP milletvekilleri, oturduğu sıralardaki mikrofonların önlerine Özgür Gündem gazetesi koydu.
HDP'nin, 22 Temmuz 2015 tarihinde Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesinde meydana gelen, iki polis memurunun şehit edildiği saldırıyla ilgili araştırma önergesinin gündeme alınması önerisi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulunda partisinin grup önerisi üzerine söz alan Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir, iki polis memurunun şehit edildiği bu saldırının bir provokasyon olduğunu savunarak, siyasi partilerin bu karanlık olayı ortaya çıkarması halinde, darbe mekanizmasının da araçlarının ortaya çıkarılmış olacağına inandığını belirtti.
Baydemir, "Bir tuzak kurulmuş ve bu tuzak harfi harfine uygulanmış. Büyük bir kumpasla karşı karşıya bulunduğumuzu görüyoruz." diye konuştu.
Aynı evde ikamet eden üçüncü polisin hala ifadesinin alınmadığını savunan Baydemir, en büyük karanlık perdelerden birinin de bu husus olduğunu ileri sürdü.
Baydemir, "Bu dosyada iki temel dayanak var. Bunlardan biri ihbarcı. İhbarcının kendisi kayıp. İhbarcının abisi darbe girişiminden tutuklandı. İhbarcının diğer abisi aranıyor. Eğer gerçekten çatışma ve çatışmadan kaynaklı ölümlerin, gerçeklerin üstü örtülsün istemiyorsak çatışmayı başlatan kıvılcım olan, fitili ateşleyen bu vakayı aydınlatmak durumundayız." ifadesini kullandı.
MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, demokrasinin, birlik ve beraberliğin güçlendirilmesi, kardeşlik hukukunun daha açık bir şekilde ortaya konulması gerektiğini vurguladı.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Türkiye'nin geçmişinden gelen bütün karanlık olayları aydınlatacak bir cesarete sahip olunması gerektiğini dile getirdi.
Bu konuda iktidar partisine de ağır bir sorumluluk düştüğünü belirten Gök, demokrasiyi yeniden inşa etmek ve bir daha darbe olmamasına yönelik bir ittifak oluşturmak isteniyorsa ülkenin geçmişiyle yüzleşilmesinin önemine işaret etti.
Gök, "İşte bu karanlık faili meçhul olaylar da bunların başında geliyor. Biz faili meçhul olaylarla, 15 Temmuz'da önceki süreçle gereği gibi yüzleşebilseydik belki 15 Temmuz darbe girişimi olmazdı. Eğer biz Ceylanpınar'da iki polis kardeşimizin öldürülme olayının üzerine hep beraber gidip arkasındaki gerçeği ortaya çıkarsaydık belki 15 Temmuz'u önlerdik. Tıpkı Suruç'taki gibi." değerlendirmesinde bulundu.
Hangi olayın, hangi süreci hangi aksi yönde tetiklediğinin bilinmesinin önemini vurgulayan ve iktidar partisinin bütün partilerle işbirliği yapması gerektiğini belirten Gök, "Biz, 15 Temmuz gecesini bir daha yaşamak istemiyoruz." diye konuştu.
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Celalettin Güvenç, ülkenin temel sorununun terör ve şiddeti durdurmak olduğuna işaret ederek, demokrasi içerisinde bu sorunların çözülmesi gerektiğini bildirdi.
Güvenç, "Eğer karanlık olayları aydınlatacaksanız, eğer bu bu ülkede bir daha yargısız infazları, cinayetleri, işkenceleri önleyecekseniz demokratik siyaseti tercih edeceksiniz." ifadesini kullandı.
HDP sıralarına seslenen Güvenç, şunları kaydetti:
"Bu ülkenin gerçek demokrasiye ulaşmasını isteyenler, geleceğin birlik ve beraberlikte olduğunu düşünenler, bana laf atmayacak, bu kürsüye gelecek, Türkiye'de silahın argüman olmadığını, o devirlerin geride kaldığını, silahla çözüm olmayacağını, demokratik siyasetten yana olduğunu burada söyleyecek. Başka bir mesele yok. Sizden de beklediğimiz; Kandil silahı bırakacak. Kandil silahı bırakmıyorsa bu Mecliste oturanlar buraya gelecek, 'Silahın devri bitti. Artık burada demokratik siyaset yapacağız' diyeceksiniz. Bunu dediğiniz gün çözemeyeceğimiz hiçbir olay yok. Kürt siyaseti, şiddet dışında demokratik, sivil siyasete evrilmek zorunda. Evrildiğiniz an hiçbir karanlık nokta kalmayacak, bu ülkenin demokrasisi tekamül edecek. İşin özü budur."
Sataşma gerekçesiyle söz alan Osman Baydemir'in, terör örgütü yöneticilerinden Cemil Bayık'ın bir açıklamasını okuması üzerine, TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, "Bunu mu referans alıyorsunuz Sayın Baydemir? Bu kürsüden referans aldığınız kişilere lütfen dikkat edin. Burası Türkiye Cumhuriyeti'nin kürsüsü." diye tepki gösterdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, Baydemir'in, TBMM'ye, Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan vatandaşlara hakaret ettiğini belirterek, "Terör örgütünün elebaşını iyi göstererek, burada açıklamalarını okumak, Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan vatandaşlara bir hakarettir. 40 binden fazla insanın hayatını kaybetmesine sebebiyet veren kişilerin burada sözcülüğünü yapmak hiçbir milletvekilinin hakkı ve haddi değildir." ifadesini kullandı.
HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, Celalettin Güvenç'in, konuşmasında terör örgütünün açıklamalarına yer verdiğini anımsatarak, buna da müdahale edilmesini istedi.
Konuşmaların ardından öneri kabul edilmedi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, HDP'nin Yenikapı'ya çağrılmayışının parti ya da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanması gerektiğini belirterek, "Ben niye çağrılmadığınızı biliyorum." dedi. Altay'ın sözlerine HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, "Yenikapı'ya çağrılmamaktan sadece onur duyarız." yanıtını verdi.
CHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için "Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da uygulanan politikalara" ilişkin araştırma önergesinin bugün gündeme alınmasını grup önerisi olarak Genel Kurula getirdi.
CHP Tunceli Milletvekili Gürsel Erol, Boğaz Köprüsü'nün adının Şehitler Köprüsü olarak değiştirilmesinin son derece anlamlı olduğunu söyledi. Erol, üçüncü köprüye ise İstanbul'u işgalden kurtaran, Cumhuriyeti kuran Atatürk'ün adını verilmesini önerdi. Erol, "Sayın Cumhurbaşkanımız o köprüyü açmaya gittiğinde, ben CHP Tunceli Milletvekili olarak Sayın Cumhurbaşkanımın yanında kurdeleyi kesmeye hazırım." dedi.
HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, CHP'nin "sarayın rüzgarına kendisini kaptırdığını" öne sürerek, "Ey CHP, girdiğin yol, yol değil. Bu yol meşru değil, sarayın yoludur. 'Saray kaçak, gitmem' diyen Kılıçdaroğlu, koşa koşa gitti. Yenikapı'ya gitmeyeceğini söylüyordu kulağına fısıldandı, Yenikapı'ya gitti. Bu yaklaşım Kürt sorununu çözmez." görüşünü savundu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, sataşma gerekçesiyle söz alarak, "Oslo'da, Dolmabahçe'de, İmralı, Kandil'de içtiğiniz kahvelerin fincanları soğumadı. O kahveleri içerken ne konuştuğunuzun gelin millete hesabını verin. Kürt sorununu çözmek isteyen, Mecliste çözer. Bu Meclisin dışında başka adres arayarak çözüm üretmeye çalışmak olsa olsa Kürt sorunundan beslenmektir. Genel Başkan, kaçak sarayla ilgili devlet krizi olunca oraya gideceğini en başta söyledi. Yenikapı'ya çağrılmayışınızı ya Erdoğan ya da siz açıklamak zorundasınız. Ben niye çağrılmadığınızı biliyorum." diye konuştu.
Beştaş da bunun üzerine, Yenikapı'ya çağrılmamaktan sadece onur duyacaklarını ifade ederek, böyle bir milli mutabakatın içinde olmaktan hiçbir zaman mutluluk duymayacaklarını belirtti.
AK Parti Malatya Milletvekili Mustafa Şahin, AK Parti iktidarları olarak ellerinden geldiğince bölgede yeni birtakım çalışmaların imarı ve inşası için sabırla, sükunetle işin üstesinden gelmeye çalışıldığını anlattı.
Bölgedeki barış ve kardeşlik süreci içerisinde, bölge halkının yavaş yavaş terör örgütlerinden koparak devletin yanında yer almaya çalışmasının, atmosferi yeni baştan şekillendirmeye başlamasının, bazı çevreleri ciddi anlamda rahatsız ettiğini dile getiren Şahin, şu değerlendirmede bulundu:
" O süreç içerisinde vatandaşlarımızın belki zorunlu olarak bir tercihte bulunmaları gerekiyorsa terör örgütlerinin yanında, gücü onlarda görerek yanlarında olduklarına şahit olduk ama o süreci, özellikle, devlet erkanı olarak elimizden geldiğince kansız bir şekilde, bölgenin yeni baştan imar ve inşasını sürdürebilmek için elimizden gelen gayreti gösterdik. Bundan rahatsızlık duyan terör ve teröre destek veren yereldeki güçlerin, unsurların maalesef bu süreçte rahatsızlık duyduklarını ve çatışma ortamını yeni baştan başlattıklarını gördük."
AK Parti Trabzon Milletvekili Adnan Günnar, Kürt değil, PKK sorunu olduğunu belirterek, PKK meselesinde herkesin bir araya gelmesi gerektiğini söyledi.
Güneydoğu Anadolu'da sağlık, ekonomi, sosyal sorunların PKK, DAEŞ ve FETÖ'nün o bölge halkı üzerinde yaptığı baskıların bir sonucu olduğuna işaret eden Günnar, hasta başına düşen hekim sayısından, yatak sayısına varıncaya kadar bölgedeki tüm devlet imkanlarının Türkiye ortalamasıyla denk olduğunu anlattı.
Günnar, buna rağmen hastanelerin, okulların, ambulansların bombalandığını, tarandığını, memurların, çalışanların, vatandaşların dağlara kaçırıldığını ifade etti. Günnar, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da eğitim ile sağlık başta olmak üzere kamu hizmetlerinin 15 Temmuz darbe girişimine rağmen sağlıklı yürütüldüğüne işaret etti.
Konuşmaların ardından yapılan oylamada CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Daha sonra yatırımların proje bazlı desteklenmesi, iki il merkezi değişikliği ve bazı kanun ile kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapan "torba tasarı"nın görüşmelerine geçildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, "torba kanun tasarısı"nın ilk 12 maddesi kabul edildi.
Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi, İki İl Merkezinin Değiştirilmesi ve Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nda 28 maddenin yer aldığı birinci bölümde, 12 madde görüşüldü.
Kabul edilen maddelere göre, defin ruhsatını, mevtanın muayenesinden sonra belediye tabiplerinin yanı sıra toplum sağlığı merkezi tabipleri ve aile hekimleri de verebilecek. Bu ruhsatın yerleşim yeri bazında hangi tabiplerce verileceğini Türkiye Halk Sağlığı Kurumu belirleyecek.
DSİ Genel Müdürlüğü muhasebe hizmetleri, 5 yıl daha Maliye Bakanlığı personelince yürütülecek.
Karayolları Genel Müdürlüğünce erişme kontrolü uygulanan karayollarında yapılan, işletilen, işlettirilen, yap-işlet-devret modeli esas alınarak yaptırılan ve işlettirilen binalar, hizmet tesisleri ve bakım işletme tesisleri, karayolunun müştemilatı sayılacak. Bu bina ve tesisler devlet ormanlarındaysa Karayolları Genel Müdürlüğüne bedelsiz devredilecek.
Müsadereye konu olmaları nedeniyle kamu hizmetine sunulamayacak olan ve orman niteliğini kazanan taşınmaz üzerinde bulunan fabrika ya da ticarethaneler, 49 yıllığına kiraya verilebilecek.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının açılış izniyle faaliyet gösteren özel kreş ve gündüz bakımevlerinin, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında uygulandığı gibi 5 vergilendirme dönemi süresince elde edilen kazançları kurumlar vergisinden istisna tutulacak.
Gayrimenkul sahiplerince yapılan ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu sağlamaya yönelik harcamalar doğrudan gider olarak indirilebilecek.
Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamında kredi teminatı sağlayan kurumların, Gelir Vergisi Kanunu kapsamındaki kazanç ve iratları üzerinden vergi kesintisi yapılmayacak.
Bakanlar Kuruluna, vergiye tabi işlemlere taraf veya aracı olanlara vergi kesintisi yaptırmaya ve belirli şartlar altında farklı kesinti oranları tespit etmeye ilişkin yetki verilecek.
Değerli Kağıtlar Kanunu'nda yer alan "değerli kağıtlar" tanımına, elektronik imza kullanmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeler de dahil olacak.
Gaziantep'in Şahinbey ilçesi sınırları içinde, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Gecekondu Kanunu'na göre ilgili idarelerce yapılan arsa veya konut tahsis işleminin gerçekleştirilememesi halinde, arsa veya konut tahsisi için ödenen bedeller en geç 3 ay içerisinde faiziyle hak sahiplerine veya mirasçılarına ödenecek. Hak sahipleri, bunun dışında ilgili idareden herhangi bir hak, bedel ve tazminat talep edemeyecek.
Arsa veya konut tahsis işleminin gerçekleştirilememesi nedenleriyle arsa veya konutların adlarına tescili, bedel veya tazminat ve benzeri taleplerle açılan ve henüz kesinleşmeyen her türlü davalarda da bu hüküm uygulanacak. Reddedilen davaların yargılama giderleri davalı idare tarafından ödenecek.
TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, tasarının görüşmelerinde verilen aranın ardından komisyon ve hükümetin yerinde olmaması üzerine birleşimi bugün saat 14.00'de toplanmak üzere kapattı.
