2009-12-25 - 13:20
''HUKUKSUZ MAHKEME KARARI'' İDDİASI
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin arama konusunda iki ayrı kararının söz konusu olduğunu belirterek, birinde arama yapılacak kişi, adres ve diğer bilgilerin bulunmadığını, diğerinde ise söz konusu bilgilerin yer aldığını söyledi.

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin
arama konusunda iki ayrı kararının söz konusu olduğunu belirterek, birinde arama
yapılacak kişi, adres ve diğer bilgilerin bulunmadığını, diğerinde ise söz konusu bilgilerin yer aldığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, düzenlediği basın toplantısında, söz konusu bilgilerin yer
aldığı ikinci kararın fotokopisini basın mensuplarına dağıttı.

Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Sinan Kuş'un ''doğruları söylemediğini''
ileri süren Kılıçdaroğlu, ''Biri dolu, biri boş olmak üzere iki karar söz
konusudur'' dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, her iki kararda imzaların farklı yerlere atıldığını
ifade etti.

Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin açıklama yaptığı geçen çarşamba günü ikinci
kararın da ellerinde olduğunu belirterek, ''Yargıya duyduğumuz saygı gereği o
kararı açıklamamıştık'' diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Sinan Kuş'un
söylediği gibi arama konusunda tek bir mahkeme kararının değil iki mahkeme
kararının söz konusu olduğunu savundu.

''Üzeri kapatılarak fakslanan bir metin değil, iki ayrı yargı kararı var'' diyen
Kılıçdaroğlu, ''isim ve adres kısmı dolu'' olan ve ''ikinci karar olduğunu''
belirttiği metnin fotokopisini basın mensuplarına dağıttı.

Kılıçdaroğlu, Çarşamba günü yaptığı basın toplantısında, Erzurum 2. Ağır
Ceza Mahkemesince verilen ''hamiline arama kararını'' açıkladığını belirterek,
Adalet Bakanı ile Başbakanı açıklama yapmaya, Hakimler ve Savcılar Yüksek
Kurulunu da göreve davet ettiğini anımsattı.

Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM'de bazı partili milletvekilleriyle düzenlediği
basın toplantısında, Erzurum Cumhuriyet Başsavcısının dün konuya ilişkin açıklama
yaptığını hatırlattı. Kılıçdaroğlu, Başsavcının ''konunun hassasiyeti ve
gizliliğine binaen delil karartma durumunun önüne geçilmesi açısından isim ve
adreslerin üzeri kapatılarak, Erzincan Merkez komutanlığına faks çekildiğini''
belirttiğini kaydetti.

''O savcı doğruları söylemiyor'' diyen Kemal Kılıçdaroğlu, ''aynı tarih
ve sayıyla verilmiş, aynı mahkemenin kararının bir diğer örneği olduğunu
belirttiği'' bir belge dağıttı. Kılıçdaroğlu, bu kararda, arama yapılacak
kişilerin ad, soyadı ve adreslerinin açıkça yazılı olduğunu ifade etti.

Kılıçdaroğlu, iki karar arasında fark olduğunu, imzaların farklı yerlere
atıldığını belirterek, ''Yargıç boş mahkeme kararının altına imza atmıştır.
Böylece bizim iddialarımızı sadece ben değil Sayın Savcı yaptığı açıklama ve
dağıttığı belgelerle de doğrulamıştır'' diye konuştu.

''ANKARA'DAN ERZURUM'U KİM ARADI?''

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Adalet Bakanının şu ana kadar suskunluğunu koruması açıkça suç
ortaklığının kanıtıdır. Öyle anlaşılıyor ki, Ankara ile Erzurum arasında ciddi
bir işbirliği vardır. Buradan açık ve net ifade ediyorum; Sayın Adalet Bakanı
gerçeklerin ortaya çıkmasını istiyorsa Ankara'dan kimlerin Erzurum Mahkemelerini
ve savcılığını aradığını açıklasın. Bu durum kolaylıkla aydınlığa
kavuşturulabilir. Sayın Bakan, Teftiş Kuruluna görev verir, müfettişler iletişim
kayıtları üzerinden tüm haberleşmelere kolaylıkla ulaşabilirler.

Yargı gibi bir konuda açıklama yaparken kılı kırk yaracağımızı, yani
gerekli özeni göstereceğimizi bilmenizi isterim. Hamiline mahkeme kararını
açıklarken, diğer mahkeme kararı da elimizde idi. Ama yargıya duyduğumuz saygı
gereği o kararı açıklamamıştık. Ama Sayın Savcı yaptığı açıklama ve dağıttığı
mahkeme kararlarıyla yanlışın arkasında durmuş, olayları örtbas etmeye
çalışmıştır. Sayın Savcı, mühür ve imzalardaki farklılığı göremeyeceğimizi
sanacak kadar, bir çaresizliği kabul etmek durumunda kalmıştır.''

''YANDAŞ YARGI....''

Hukukun üstünlüğüne ve yargının bağımsızlığına herkesin ihtiyacının
bulunduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, ''Ama maalesef demokrasi ve hukuk, AKP
iktidarıyla birlikte katlediliyor. Asıl üzücü olan ise yargının
siyasallaştırılarak AKP'nin emrine sokulmasıdır. Vargının tarafsızlığını ve
bağımsızlığını savunan hukukçular ise yine AKP'nin kararlarıyla en ağır
baskılarla yıldırılmaya, yok edilmeye çalışılıyor. Bu gidiş böyle devam ederse,
yandaş medya kavramı yanına, yandaş yargı kavramı da eklenecektir. Asıl tehlikeli
olan da budur'' diye konuştu.

Konunun çok önemli olduğunu, yargı gibi üçüncü erkin, hiçbir şekilde
siyasallaştırılmaması gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, ''Buna en çok
yargıçların dikkat etmesi gerekir. Yargının ipini, yargıç çekmemelidir. Yargının
ipini yargıç çekerse, onun arkasında bir siyasal irade var demektir. Bunu
Erzurum, Diyarbakır, İzmir'deki yargıçların, Türkiye'de görev yapan her yargıcın
da çok iyi bilmesi gerekir. Yargıyı, yargıcı eleştirirken titiz davranıyoruz. Ama
bu konuda bizden çok daha titiz olması gereken yargıçlardır'' dedi.

"SORULAR"

Soruları da yanıtlayan Kılıçdaroğlu, konuyu sonuna kadar takip
edeceklerini ifade etti.

Ayrıntılara ilişkin sorular üzerine, iki metinde imzaların atıldığı
yerlerin farklı olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, ''Üzeri kapatılarak fakslanan bir
metin değil. İki ayrı yargı kararı var. Her konuda konuşan Hükümet yetkilileri ve
Adalet Bakanı Sadullah Ergin neden bu konuda dut yemiş bülbül gibi duruyorlar''
diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanlığının, derhal Teftiş Kurulunu harekete
geçirmesi, kendilerinin de bu müfettişleri bilmeleri gerektiğini belirterek,
sözlerini şöyle sürdürdü:

''Elinde AKP kılıcı, oraya giden Adalet Bakanlığı müfettişi istemiyoruz.
O müfettişlerin isimlerini çok iyi biliyoruz ama yargıya duyduğumuz saygıdan
dolayı onların isimlerini açıklamıyoruz. Ama yeri ve zamanı gelirse, AKP'nin
kılıcını eline alıp, yargının üzerine acımasızca giden, siyasal raporlar yazan o
müfettişlerin de isimlerini açıklarız. Adalet Bakanlığında, dürüst, namuslu,
tarafsızlığa inanan bir çok müfettiş var, onları görevlendirsinler. Bu olay
nedir? açığa çıksın. Hiçbir yargıç, açığa imza atamaz, böyle bir yetkisi, görevi
yoktur. Mahkeme kararları üzerine fotokopi çekeceksiniz, ismi kapatacaksınız,
fakslayacaksınız. Alan insanlar, bu kararı ne yapacak? Erzincan'da bu kararı alan
insanlar ne yapacak? Ben görevliyim, bana bir karar geldi, üstü kapalı, ne
yapacağım, nerede arama yapacağımı, kimi arayacağımı bilmiyorum. Mahkeme
kararları üzerinde oynamak savcının yetkisinde mi? Hangi savcı mahkeme kararları
üzerinde oynayabilir. Savcının böyle bir yetkisi var mı? Bizzat bu, soruşturma
konusu olmak zorundadır. O zaman her savcı, istediği mahkeme kararının istediği
bölümünü kapatsın, o bölümünü işleme koysun. O zaman yargının bağımsızlığına ne
oldu?''

Ayrıntılara ilişkin sorular üzerine, biri dolu, biri boş olmak üzere iki
farklı kararın bulunduğunu, ikisinin aynı yargıç ve katip tarafından
imzalandığını, mühürlerin aynı olduğunu ve aynı dosyanın içinde bulunduğunu
belirten Kılıçdaroğlu, ''Niçin boş karar imzalanmış? Acaba gidip arama
yapacağımız yerde, 'ya şunu da arasaydık' diye bir düşünce akla gelip, şu boşu
dolduralım onu da hayata geçirelim diye bir düşünce mi egemen oldu, bilmiyoruz''
dedi.

İşlem yapılsın yapılmasın, neden bir yargıcın boş mahkeme kararının
altına imza attığını soran Kılıçdaroğlu, yargının, yasaları uygulamak ve hukukun
üstünlüğünü anlatmakla görevli olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, ''Eğer bir yargıç,
yasalara aykırı karar imzalıyorsa, bunun hesabını vermek zorundadır'' dedi.

''POLİS DEVLETİNDE OLUR''

Kılıçdaroğlu, boş mahkeme kararıyla delil karartmanın, ancak polis
devletinde olacağını, hatta polis devletinde mahkeme kararına da yargıca da gerek
bulunmadığını kaydetti.

Mahkeme kararının tutuklanan "3 MİT görevlisiyle ilgili olup olmadığını''
bilmediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, bilgilerin kendisine gelmesinden sonra,
hukukçularla, pekçok kişiyle konuştuğunu, doğrulattığını daha sonra basın
açıklaması yaptığını anlattı. Kemal Kılıçdaroğlu, ''Elimize bir faks geldi, hemen
koşup basın toplantısı yapalım diye bir düşünce yok. Yargı olduğu için daha da
titizlendik, dikkatli davrandık, acaba birisini üzer miyiz, bir yanlış yapar
mıyız diye. Fakat yanlış yapmadığımız görüldü. Biz, sayın savcının o açıklamasına
da teşekkür ederiz, bizi doğruladığı için'' diye konuştu.

Savcıya sorma ihtiyacı hissedip hissetmediğine ilişkin soruya
Kılıçdaroğlu, ''Bizde Erzurum'da delillerin karartılmasından endişe ediyorduk.
Bizim aramamız üzerine farklı işlemler yapılabilirdi. O nedenle Sayın Savcı,
nasıl deliller karartılır mı diye endişe taşıyor, biz aradığımızda onlar karşı
önlemler alırlardı. O tür bir olayın içine girmedik'' karşılığını verdi.

''CİDDİYE ALIP CEVAP VERMEK DOĞRU DEĞİL''

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a yönelik suikast
haberlerinin ardından Genelkurmay Başkanlığının açıklamasının anımsatılması
üzerine Kılıçdaroğlu, Arınç'ın, ''Ciddiyetini kaybetmiş bir politikacı'' olduğunu
savundu. Kılıçdaroğlu, ''Onu ciddiye alıp cevap vermek de doğru değildir''
dedi.

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Diyarbakır Büyükşehir Belediye
Başkanı Osman Baydemir'in açıklamalarına ilişkin değerlendirmesinin sorulması
üzerine de, siyasetle uğraşan, seçimle gelen, halka örnek olması gereken
siyasetçilerin diline ve üslubuna yakışan bir açıklama olmadığını söyledi.
Kılıçdaroğlu, herkesin, beğensin ya da beğenmesin, rakiplerini, arkadaşlarını
belirli bir saygı içinde eleştirmesi gerektiğini ifade ederek, ''Bu rahmetli
Bülent Ecevit'in Türk siyasetine getirdiği ve bizim de özenle sürdürmeye
çalıştığımız bir üsluptur. Bu üsluba herkesin uyması ve dikkat etmesi gerekir''
diye konuştu.