2009-02-13 - 13:00
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU DEĞİŞİYOR
TBMM Adalet Komisyonunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısının 385 maddesi ele alındı. Bu maddelerden 350'si kabul edilirken, diğer maddeler, daha sonra görüşülmek üzere atlandı.
TBMM Adalet Komisyonu, bir
aylık çalışmasının ardından, 458 maddelik Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısının
386. maddesine geldi.
Komisyonda, tasarının 385 maddesi ele alındı. Bu maddelerden 350'si kabul
edilirken, diğer maddeler, daha sonra görüşülmek üzere atlandı.
Kabul edilen maddelere göre, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek ya da
tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olacak. Birden
fazla davalı olması halinde, dava, bunlardan birinin yerleşim yerindeki mahkemede
açılabilecek.
Memur, işçi, öğrenci, asker gibi bir yerde geçici oturanlara karşı
açılacak alacak veya taşınır mal davalarında, bu kişilerin orada bulunmaları
uzunca bir süre devam edebilecekse, bulundukları yerin mahkemesi yetkili
olacak.
Terekenin (mirasçıya geçen hak) paylaşılmasına, yapılan paylaşma
sözleşmesinin geçersizliğine, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisine
(eksiltme-azaltma), miras sebebiyle istihkaka ilişkin davalar ile mirasçılar
arasında terekenin yönetiminden kaynaklanan davalarda, ölen kimsenin son yerleşim
yeri mahkemesi kesin yetkili olacak.

-YETKİ SÖZLEŞMELERİ-

Tasarıda, tacir veya kamu tüzel kişilerine karşı hukuken daha zayıf
durumda olan tüketicilerin korunmasını amaçlayan düzenleme de yer alıyor.
Buna göre, tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğan veya
doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle
yetkili kılabilecek. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle
belirlenen mahkemelerde açılacak.
Bu düzenlemeyle bankalar, tüketiciler ile yapacakları her türlü
sözleşmelerde, yetkisiz bir mahkemeyi yetkili hale getiremeyecek, yani yetki
sözleşmesi yapamayacak. Yapılan sözleşmelerdeki yetki kuralı da geçersiz
sayılacak.
Yetki sözleşmesi, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf
edebilecekleri konularda yapılabilecek. Ayrılık, boşanma gibi kesin yetki
hallerinde ise yetki sözleşmesi yapılamayacak.

-TALEP SÜRESİ, 10 GÜNDEN 15 GÜNE ÇIKARILIYOR-

Davada görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi durumunda;
taraflardan birinin, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye
gönderilmesini talep etmesi için gerekli süre, 10 günden 15 güne çıkarılıyor.
Buna göre, taraflardan birinin, 15 gün içinde, kararı veren mahkemeye
başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep
etmesi gerekecek. Aksi halde, mahkeme davayı açılmamış sayacak.
Taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak ve davanın dayanağı olan
olaylara ilişkin açıklamalarını gerçeğe uygun bir biçimde yapmakla yükümlü
olacak.
Hakimin, davaya bakmaktan yasaklı olduğu hallerin kapsamını genişleten
tasarıya göre; hakim, kendisine ait olan davaya, eski eşinin, kendisi ve eşinin
altsoy ve üstsoyunun, evlatlığının davasına, üçüncü derece de dahil olmak üzere
kan veya evlilik bağı kalksa dahi, kayın hısımlığı bulunanların davasına
bakamayacak. Hakim, nişanlısının davasına da giremeyecek.

-DÜŞMANLIK VARSA...-

Hakimin tarafsızlığını şüpheyi gerektiren önemli bir nedenin bulunması
halinde, taraflardan biri hakimi reddedebileceği gibi, hakim de davadan
çekilebilecek. Hakimin davada, iki taraftan birine öğüt vermesi ya da yol
göstermesi, dava hakkında görüşünü açıklaması, davacı ve davalı ile aralarında
düşmanlık olması durumunda, reddi hakim talebinde bulunulabilecek.
Reddi hakim talebinin, kötü niyetle yapıldığının anlaşılması ve esas
yönünden kabul edilmemesi halinde, talepte bulunanların her biri, 500 TL'den 5
bin TL'ye kadar disiplin para cezasına mahkum edilecek.

-DAVA ARKADAŞLIĞI-

Bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya
birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm
verilmesi gereken hallerde, ''Mecburi dava arkadaşlığı'' söz konusu olacak.
Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilecek veya aleyhlerine
de birlikte dava açılabilecek.
Uygulamadaki tereddütleri ortadan kaldırmak ve savcıların hukuk
davalarındaki görevlerinin niteliğini ve temelini açıklığa kavuşturmak amacıyla
tasarıya; ''cumhuriyet savcısının, kanunda açıkça öngörülen hallerde hukuk davası
açacağı veya açılmış olan hukuk davasında taraf olarak yer alacağı'' hükmü de
eklendi.
Savcı, resmi dairenin bildirimine rağmen dava açmazsa, ihbar eden resmi
daire, savcının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine itiraz
edebilecek.

-AVUKATA YETKİ VERİLMESİ-

Tasarıyla, avukata açık yetki verilmesi gereken durumlar geniş tutuldu.
Buna göre, ancak açıkça yetki verilmesi halinde, avukat; hakimi
reddedebilecek, davanın tamamını ıslah edebilecek, yemin teklif edebilecek, haczi
kaldırabilecek, tahkim ve hakem sözleşmesi yapabilecek, konkordato, sermaye
şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması teklifinde
bulanabilecek.
Avukat; ayrıca, davadan veya kanun yollarından feragat edebilecek, karşı
tarafın davasını kabul edebilecek, yargılamanın iadesi yoluna gidebilecek,
hakimlerin fiilleri sebebiyle devlet aleyhine tazminat davası açabilecek.
Vekaletnamesiz işlem yapmasına izin verilen, ancak, haklı bir sebep
olmaksızın süresi içinde vekaletname ibraz etmeyen avukat, celse harcı, diğer
yargılama giderleri ve karşı tarafın uğradığı zararları ödemeye mahkum
edilecek.

-TEMİNAT GÖSTERME-

Davalı tarafın muhtemel yargılama giderlerini karşılayacak uygun bir
teminat göstereceği halleri de düzenleyen tasarıya göre, Türkiye'de mutat meskeni
olmayan Türk vatandaşları ile borçları nedeniyle ödeme güçlüğü içinde olan
davacılar teminat gösterecek.
Davacının adli yardımdan yararlanması, yurt içinde istenen teminatı
karşılamaya yeterli taşınmaz malının veya ayni teminatla güvence altına alınan
bir alacağının bulunması, 18 yaşını doldurmayan kişilerin menfaatini korumaya
yönelik dava açılması durumlarında ise teminat gösterilmeyecek.

-ESKİ HALE GETİRME TALEBİ-

Elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hakimin kesin olarak
belirlediği süre içinde işlemi yapamayan kimse, ''Eski hale getirme'' talebinde
bulunabilecek. Bu talep, işlemin, süresinde yapılamamasına sebep olan engelin
ortadan kalkmasından itibaren, 15 gün içinde yapılacak.
Dernekler ve diğer tüzel kişiler, üyelerinin veya temsil ettikleri
kesimin menfaatlerini korumak için kendi adlarına dava açabilecek.
Mahkemeler, dava dilekçelerini elektronik ortamda da kabul ve kayıt
edebilecek. Dava, dilekçenin mahkemeye kaydedildiği tarihte açılmış sayılacak.

-AVANS ÖDENMESİ-

Tasarıda, gerekli masrafların zamanında yatırılmamasından dolayı
davaların gecikmesinin önüne geçmek amacıyla da düzenleme yapıldı.
Buna göre, davacı, yargılama harçları ile her türlü tebligat ücreti,
keşif gideri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi yargılama giderlerini
karşılayacak tutarı, dava açarken ''avans'' olarak mahkeme veznesine yatıracak.
Avans miktarı, davanın türü ve özelliklerine göre, her yıl Adalet
Bakanlığınca ilan edilecek gider avansı tarifesine göre belirlenecek.

-ÖN İNCELEME-

Mahkeme dışı çözüm yolları ile uzlaşmayı mümkün kılacak ve teşvik edecek
bir alt yapının oluşturulmasını öngören tasarıyla yeni bir yargılama aşaması
olarak, ön inceleme getiriliyor. Ön inceleme, esasa girilmeden mahkemece
yapılacak ilk inceleme aşaması olacak.
Buna göre, mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön
inceleme yapacak. Mahkeme, ön incelemede, dava şartlarını ve ilk itirazları
inceleyecek.
Mahkeme, incelemeyi tamamladıktan sonra, tarafların sulh olmalarını
sağlamak, sulh olmayacaklarsa uyuşmazlık noktalarını tespit edebilmek amacıyla,
ön inceleme için duruşma günü tespit ederek taraflara bildirecek.

TBMM Adalet Komisyonunda, bir aylık çalışmanın ardından 350 maddesi kabul
edilen, 36 maddesi de daha sonra görüşülmek üzere atlanarak 386. maddesine
gelinen tasarıyla, modern teknoloji ve Ulusal Yargı Ağı Projesinin (UYAP)
sağlayacağı olanaklarla duruşmaya gelemeyenlerin, internet ve telekonferans gibi
yöntemlerle bulundukları yerden duruşmaya katılabilmelerine olanak sağlanacak.
Buna göre, mahkemeler, tarafların rızası olmak şartıyla kendilerinin veya
vekillerinin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden
duruşmaya katılmalarına ve usul işlemleri yapabilmelerine izin verebilecek.
Tarafların rızası olmak kaydıyla tanık, bilirkişi veya taraflardan biri,
başka bir yerden elektronik araçlarla dinlenebilecek. Dinleme; ses ve görüntü
olarak aynı anda duruşma salonuna nakledilecek.

-KAYIT VE YAYIN YASAĞI-

Ceza Muhakemeleri Kanunundaki hükme paralel düzenlemeye yer verilen
tasarıya göre, duruşma sırasında fotoğraf çekilemeyecek ve hiçbir şekilde ses ve
görüntü kaydı yapılamayacak. Ancak, dava dosyasında saklı kalmak kaydıyla
yargılamanın zorunlu kıldığı hallerde, mahkemece çekim yapılabilecek ve kayıt
alınabilecek. Bu çekim ve kayıtlar ile kişilik haklarını ilgilendiren konuları
içeren dava dosyası içindeki her türlü belge ve tutanak, mahkemenin ve ilgili
kişilerin açık izni olmadıkça hiçbir yerde yayımlanamayacak.
Kayıt ve yayın yasağına aykırı davranan kişi hakkında, TCK'nın 6 aya
kadar hapis cezasını öngören 286. maddesi uyarınca işlem yapılacak.
Hukuka aykırı olarak elde edilen deliller, mahkeme tarafından olayın
ispatında dikkate alınmayacak.
Tasarıya göre, belge ile senet kavramları birbirinden ayrılacak. Belge,
senet kavramını da içine alacak şekilde bir üst kavram olacak. Buna göre,
uyuşmazlık konusu olayları ispata elverişli, yazılı veya basılı metin, senet,
çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile
elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları belge olacak.

-SENETLE İSPAT ZORUNLULUĞU-

Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi,
ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları
zamanki miktar veya değerleri, 500 TL'yi geçtiği takdirde senetle ispat olunması
gerekecek. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma
gibi bir nedenle 500 TL'den aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamayacak.

-İNKAR ETMEK İSTERSE, SAHTE DİYECEK-

Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen belgedeki
yazı veya imzayı inkar etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmak zorunda
olacak. Aksi halde belge, aleyhine delil olarak kullanılacak.
Sahtelik iddiası sonunda haksız çıkan taraf kötü niyetliyse, ertelenen
her bir duruşma için celse harcına ve 100 TL'den az olmamak üzere, sahteliği
iddia edilen senetteki miktar veya değerin yüzde 10'u oranında tazminata mahkum
edilecek.
Tanık duruşmaya davetiye ile çağrılacak. Ancak, davetiye gönderilmeden
taraflarca hazır bulundurulan tanık da dinlenebilecek. Tanığa davetiye,
gerektiğinde telefon, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak
suretiyle de yapılabilecek.

-MAZERETSİZ GELMEYEN TANIK ZORLA GETİRTİLECEK-

Mazeret bildirmeksizin gelmeyen tanık, zorla getirtilecek ve gelmemesinin
neden olduğu giderleri ödemeye ve 500 TL'ye kadar disiplin para cezasına
hükmolunacak.
Tasarıyla, koruyucu aile ve çocukları ile koruma altına alınan çocuk
arasında, evlatlık bağına benzer sıkı kişisel ilişkilerin varlığı kabul edilerek,
bu kişilere tanıklıktan çekinme hakkı tanınacak.

-TANIĞIN YAPACAĞI YEMİN-

Tasarıyla, tanığın yapacağı yeminin şekli de düzenleniyor.
Buna göre, tanık yemin ederken, hakim de dahil olmak üzere salonda
bulunan herkes ayağa kalkacak.
Hakim, tanığa, ''Tanık sıfatıyla sorulacak sorulara vereceğiniz
cevapların gerçeğe aykırı olmayacağına ve bilginizden hiç bir şey
saklamayacağınıza, namusunuz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine
yemin ediyor musunuz?'' diye soracak.
Mevcut düzenlemeye göre, ''Allah'ım ve namusum üzerine yemin ediyorum''
diyen tanık da ''Sorulacak sorulara, hiç bir şey saklamadan doğru cevap
vereceğime namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerler üzerine
yemin ediyorum'' şeklinde yemin edecek.

-BİLİRKİŞİYE BAŞVURMA-

''Bilirkişi'' uygulamasını yeniden düzenleyen tasarıya göre, mahkeme,
çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan
birinin talebi üzerine veya kendiliğinden, bilirkişi görüşüne başvurulmasına
karar verebilecek. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle
çözümlenmesi mümkün olan konularda ise bilirkişiye başvurulamayacak.

-BİLİRKİŞİNİN YEMİN ETMESİ-

Tasarıda, bilirkişilerin nasıl yemin edeceğine de yer veriliyor.
Listelere kaydedilmiş kişiler arasından görevlendirilen bilirkişilere, il
adli yargı adalet komisyonu huzurunda, ''Bilirkişilik görevimi sadakat ve özenle,
bilim ve fenne uygun olarak, tarafsız ve objektif bir biçimde yerine
getireceğime, namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim
üzerine yemin ederim'' şeklindeki sözler, tekrarlattırılarak yemin ettirilecek.
Bilirkişi raporunun hazırlanması için verilecek süre 3 ayı geçemeyecek.
Bilirkişinin talebi üzerine, kendisini görevlendiren mahkeme, gerekçesini
göstererek süreyi, 3 ayı geçmemek üzere uzatabilecek.

-TARAFLARA SULH OLMA İMKANI SAĞLANIYOR-

Tasarıyla, görülen bir davada tarafların kısmen veya tamamen anlaşarak,
''sulh'' olmalarına olanak sağlanıyor. Sulh, ''görülmekte olan bir davada,
tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla,
mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşme'' şeklinde tanımlanıyor.
Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri
uyuşmazlıkları konu alan davalarda olabilecek. Dava konusunun dışında kalan
konular da sulhun kapsamına dahil edilebilecek. Sulh, şarta bağlı olarak ve hüküm
kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilecek.
Tasarıyla, tahkim, nafaka, konkordato, haciz, tedbir ve benzeri davalar,
''basit yargılama'' usulüne tabi olacak.
Mahkeme, basit yargılama usulüne tabi davalarda, mümkün olan hallerde
tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verebilecek.

-KÖTÜ NİYETLİ KİŞİLERE KARŞI HÜKÜM-

Tasarıda, kötü niyetli kişilere karşı caydırıcı bir hüküm de yer
alıyor.
Buna göre, kötü niyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı halde dava açan
taraf, yargılama giderlerinden başka, diğer tarafın avukatıyla aralarında
kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkum
edilebilecek. Bu kişilere bundan başka, 500 liradan 5 bin liraya kadar disiplin
para cezası verilebilecek. Bu hallere, avukat neden olmuşsa, disiplin para cezası
onun hakkında da uygulanacak.

-ADLİ YARDIM-

Kamu yararına faaliyette bulunan dernek ve vakıflar ile kendisi ve
ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya
takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia
ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, haklı
oldukları yolunda kanaat uyandırmak kaydıyla, adli yardımdan
yararlanabilecekler.

-İSTİNAF YOLUNA BAŞVURMA-

İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir,
ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine
verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilecek.
İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya
haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye
mahkemelerinin (istinaf mahkemeleri) görev alanına giren dava ve işlere ilişkin
nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine gidebilecek.
İstinaf dilekçesini alan taraf, 15 gün içinde cevap dilekçesini mahkemeye
sunacak.
İlk derece mahkemelerinin ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin
kesin olarak verdikleri kararlarla, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden
kesinleşmiş kararlara karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri
sürülerek, Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından,
kanun yararına temyiz yoluna başvurulabilecek.