2020-12-02 - 15:06
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin Birinci Bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.
Bilgiç, Sağlık Komisyonu ve enfeksiyon uzmanlarının, milletvekillerinin kürsüde 5 dakika da olsa maskelerini çıkarmasının kendileri açısından ciddi tehlike doğurduğuna dair görüşleri olduğunu belirterek, milletvekillerinin konuşmalarını maskeyle yapmalarını istedi.
AK Parti Kilis Milletvekili Ahmet Salih Dal, "7 Aralık Kilis'in kurtuluşu", MHP Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan, "3 Aralık Dünya Engelliler Günü", CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, "Avrupa'da yaşayan Türklerin sorunları" konularında gündem dışı konuşma yaptı.
AK Parti Kilis Milletvekili Dal, 1919 yılında Kilis halkının 2 yıl Fransızlar'a karşı mücadele ettiğini anımsatarak, bu mücadelede ön plana çıkan Şahin Bey, Aslan Bey, Sakıp Bey, İslam Bey gibi birçok kahramanı rahmetle andığını ifade etti.
AK Parti hükümetleri döneminde çiftçilerin daha fazla ve kaliteli ürün elde edebilmesi için birçok baraj ve gölet yaparak toprağın suyla buluşturulduğunu belirten Dal, Organize Sanayi Bölgesinde yapımı devam eden 34 fabrika inşaatının bitme aşamasında olduğunu, yaklaşık 5 bin kişiye istihdam sağlanacağını söyledi.
MHP Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan, Türkiye'de yaklaşık 10 milyon kişinin engelli olduğunu dile getirerek, "MHP olarak, tüm engellilerin kimseye bağımlı olmadan yaşamasından yanayız. Bununla ilgili düzenlemeler yapılması gerekiyor." dedi.
Engelli aylıklarının artırılması gerektiğini söyleyen Aycan, ailenin geliri değil engellinin geliri dikkate alınarak engelli aylığı bağlanması gerektiğini belirtti.
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, birikimlerini Türkiye'de değerlendiren Avrupa'da yaşayan Türkler'in hesap bilgilerinin bu yıl sonu itibarıyla çalıştıkları ülkenin yönetimleriyle paylaşılacağını belirterek, Avrupa'da yaşayan Türkler'in panik içinde olduklarını söyledi.
Yurt dışındaki Türkler'in Türkiye'de biriktirdikleri paralara ilişkin bilgilerin paylaşılması halinde bu kişiler hakkında vergi soruşturmaları başlayabileceğini dile getiren Çakırözer, "Bu insanlar ne yapacağını bilmiyor çünkü ellerinde hiçbir bilgi yok." diye konuştu.
Anlaşma konusunda bilgi sahibi olunmadığının altını çizen Çakırözer, "'Bu anlaşmadan kaçalım' demiyoruz ama yurt dışındaki vatandaşlarımızı yeterince bilgi sahibi yapana kadar bu anlaşmanın uygulaması ertelenmelidir." ifadesini kullandı.
TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Uyar Madencilik'in 2012 yılında işten çıkardığı 804 madencinin iki aylık maaşıyla, kıdem ve ihbar tazminatlarını ödemediğini belirterek, "Redevans sözleşmeleriyle işletilen maden ocaklarında çalışanların kıdem ve ihbar tazminatlarının Türkiye Kömür İşletmeleri tarafından ödenmesine yönelik bir düzenleme beklentisi var. Enerji Bakanlığı yetkilileriyle ve Mecliste gerekli görüşmeleri yapıyoruz. Bu konuda bir düzenleme yapılacağını umuyoruz. Bu sorunun çözülmesi konusunda her türlü desteği vermeye de hazırız." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, Özgür Ülke Gazetesi'nin 1994 yılında bombalanmasının faillerinin hala bulunmadığını söyledi.
Özgür Gündem ve Yeni Yaşam gazetelerinin de saldırılarla karşı karşıya kaldığını aktaran Oluç, "Bütün bu baskılara rağmen özgür basın geleneği bugüne kadar sürdürüldü." dedi.
Oluç, 2005 yılından bu yana Engelliler Yasası'nın tam anlamıyla uygulanmadığını ve 2009 yılından bu yana da uygulamalara yansıtılmayı bekleyen bir Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi bulunduğunu belirterek, her iki alanda da ciddi sorunlar yaşandığını söyledi.
Engelli kadınların hayatının çok daha zor olduğunu ve kadın engelliler için özel önlemler alınması gerektiğini dile getiren Oluç, "Engelliler merhamet beklemiyor. Engelliler, insanca bir yaşam sürdürebilecekleri bir ortamın sağlanmasını istiyorlar." ifadesini kullandı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, asgari ücret görüşmelerinin 4 Aralık'ta başlayacağına dikkati çekerek, "Hükümet, asgari ücretle zor şartlar altında geçimini sağlayan vatandaşlarımızı, işçilerimizi, emekçilerimizi tamamen açlığa terk ediyor. Devlet, vatandaşını mağdur etmemekle yükümlüdür." şeklinde konuştu.
Brüt ücretin 3 bin liraya çıkarılıp asgari ücretli çalışana brüt kazancının tamamının ödenmesini önerdiklerini aktaran Türkkan, asgari ücretin üzerinde maaş alan çalışanların da asgari ücretten doğan SGK primini ve gelir vergisini devletin üstlenmesi gerektiğini belirtti.
Rekabet Kurumunun Türk ürünlerini boykot eden Suudi Arabistan'ın ulusal petrol ve doğal gaz şirketi Saudi Arabian Oil Company firmasına yatırım onayı verdiğini basından öğrendiklerini anlatan Türkkan, bunu hayretle izlediklerini ifade etti.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Köy Kanunu'na eklenen geçici maddeyle evi olmayanlara arsa verildiğini, ancak bu arsalara bu yıl sonuna kadar ev yapılmazsa arsanın köy tüzel kişiliğine geçeceğini belirterek, vatandaşların süre uzatımı talep ettiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı kararıyla Halk Bankasına kredi borcu olan esnafın ödemelerinin aralık sonuna kadar ertelendiğini hatırlatan Özel, bu sürenin de uzatılmasını istedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin bakanlık taşra teşkilatına 826 kadrolu işçi alımı yapılacağına yönelik açıklamasına değinen Özel, "Buna Tarım Bakanlığı bünyesinde çalışan geçici işçilerden, mevsimlik işçilerden çok ciddi tepki var. Bir kere bunlara verilmiş devlet sözü var. Sen geçici, kadrosuz bir işçi çalıştırıyorsun. 826 kadro varsa bu kadroyu bunlara verip bir başka ihtiyacı karşılamak gerekiyor." ifadelerini kullandı.
Kovid-19'a karşı alınan yeni tedbirlerin yeterli olmadığını savunan Özel, Türkiye şartlarında 14 günlük bir kapanmaya ihtiyaç olduğunu dile getirdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, salgınla mücadelenin kararlılıkla devam ettiğini belirterek, toplumun bütün kesimlerine yönelik gereken her şeyin yapıldığını kaydetti.
Kısa çalışma ödeneği süresinin uzatıldığını anımsatan Akbaşoğlu, "Sosyal devlet ilkesinin gerekleri neyse her aşamada onun takip edildiğinin bilinmesini isterim." dedi.
Ekonominin üçüncü çeyrekte yüzde 6,7 büyüdüğünü vurgulayan Akbaşoğlu, "Ekonomi ve hukuk alanında atacağımız yeni reformist adımlarla bu konuda salgının etkisinin azaltılmasıyla çok daha iyi duruma erişeceğimize inancım tamdır." değerlendirmesinde bulundu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun partisinin grup toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hitaben "Sen kimsin?" dediğini aktaran Akbaşoğlu, "Ben kim olduğunu hatırlatmak isterim. KKTC'de Maraş ile ilgili söylemleriniz eğer Rumları sevindiriyorsa, Akdeniz'deki tavrınız Yunanistan'ı sevindiriyorsa, Dağlık Karabağ'daki tavrınız Ermenistan'ı sevindiriyorsa, Libya'daki tavrınız darbeci Hafter ve Türkiye düşmanlarını sevindiriyorsa, Suriye'deki tavrınız terör örgütünü sevindiriyorsa, Türkiye'deki tavrınız FETÖ'yü sevindiriyorsa, Türk ordusu ile ilgili hakaretleriniz Türkiye düşmanlarını ve bölücüleri sevindiriyorsa dönüp aynaya bakmanız gerekir." diye konuştu.
Yapılan hakaretlerle gündem değiştirilmek istendiğini ifade eden Akbaşoğlu, şerefli Türk ordusundan ve milletten özür dilenmesi gerektiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde güçlü ve büyük Türkiye'yi herkese ve her şeye rağmen inşa etmeye devam edeceklerini dile getiren Akbaşoğlu, "Sayın Kılıçdaroğlu'na buradan hatırlatmak istiyorum; Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Manda ve himaye kabul edilemez, istiklal-i tam, tam bağımsız Türkiye', 'muasır medeniyetlerin üstüne çıkma' ilke ve hedeflerini hayata geçiren, yedi düvele meydan okuyan ve 'Dünya beşten büyüktür' diye haykıran kahraman bir liderdir Recep Tayyip Erdoğan." ifadelerinin kullandı.
CHP Grup Başkanvekili Özel ise Akbaşoğlu'na, "Türk askerinin kafasına çuval geçirilir, sesini çıkarmaz. 'Nota ver' deriz, 'Müzik notası mı bu? Amerika'ya veriyorsun' der. Kafaya çuval geçirenlerin komutanı Odierno'dan madalya alan kişiyi Milli Savunma Bakanı yapar. Süleyman Şah Türbesini bir gece ansızın kaçırır, gelir. 'Rusya uçağını ben düşürdüm' der. Rusya'nın ambargosu can yakar, geri gitmez. 'Damadının IŞİD petrollerini pazarlaması konusunda BM'de video oynatacağım' deyince Putin, özür mektubu yollar. ABD ile didişirken, 'Mal varlığını araştıracağız' dediklerinde, u dönüşünü yapar. FETÖ'nün önünü açan tüm atamalarla, 15 Temmuz'daki yapılan hain darbe girişiminin hazırlıklarına alet olur." karşılığını verdi.
Bunun üzerine sataşmadan söz alarak, kürsüye gelen Akbaşoğlu, siyasi eleştirilerin olabileceğini ancak yalan, dolan, iftira, fitne, fesatla hakikatleri ters düz etmenin, hakaretlerle saldırmanın hiç kimsenin haddi olmadığını söyledi.
"Çuval geçirmeyle" ilgili olayların bütünüyle değerlendirilmesini isteyen Akbaşoğlu, "Mehmetçiğimize çuvalı geçirenlerin kafasına, biz, El Bab'da, Cerablus'ta, Afrin'de çuvalı geçirerek yerle yeksan etmedik mi? Ettik. İşte siz, maalesef bunu göremiyorsunuz. Sonuç itibarıyla oluşturulmaya çalışılan terör devletini yerle yeksan eden, Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarma noktasında 80 yıllık Cumhuriyet dönemimizde yapılan yatırımları son 18 yılda 3-4 misli büyüten, Atatürk'ün istiklal-i tam, tam bağımsız Türkiye hedefini dış politikada da ordumuzla beraber destanlar yazarak, tarihe geçiren liderdir, Recep Tayyip Erdoğan." diye konuştu.
Genel Kurul'da önce İYİ Parti'nin "Türkiye Varlık Fonu"na ilişkin grup önerisi görüşüldü.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Türkiye'nin bir aile şirketi gibi yönetildiğini iddia ederek, "Türkiye Varlık Fonu, saray ipotek fonu olmuştur. Cumhurbaşkanı kendisini bir kararname ile başkan, damadını ise başkanvekilliğine atıyor. Bütün bir ulusun alın terinin olduğu Varlık Fonu tek adamın iradesine verilmiş durumda." dedi.
Türkkan, Merkez Bankasının kasasının boşaldığını ve memleketin sadece bugününün değil, istikbalinin de ipotek altına alındığını ileri sürdü.
Varlık Fonu'nun her türlü yasal denetimden muaf olduğunu savunan Türkkan, "Türkiye'nin en kıymetli kazanımlarını savaş ganimetleri gibi sattınız. Ordumuza zırh üreten Sakarya tank palet fabrikasını dahi sattınız. Yetmedi İstanbul Borsası'nın hisselerini Katar'a sattınız. Katar, Cumhurbaşkanının dostu olabilir ama Türkiye Cumhuriyeti'nin dostu değildir. Katar, Akdeniz'de Yunanistan ile birlikte hareket ediyor. Bunu biliyor musunuz?" diye konuştu.
AK Parti Manisa Milletvekili Uğur Aydemir, varlık fonlarının sadece gelir fazlası olduğunda değil, devletin kendisine ait şirketlerin bir araya getirilmesiyle de kurulabildiğini söyledi.
Aydemir, "Dünyada bunun örnekleri var, biz de dünyadaki örnekleri gibi şirketleri bir araya getirerek fon kurduk. Borsa İstanbul'un hisseleri daha önce de satıldı ama konuyla ilgili bir önerge verilmedi. Katar'a satılınca ortalığı ayağa kaldırıyorlar. Varlık Fonu'nun denetime tabi olmadığı yönündeki iddialar da doğru değil. Varlık Fonu'nun her iş ve işlemi denetleniyor. Devlet Denetleme Kurumu, Plan ve Bütçe Komisyonu denetleme vazifesini yapıyor." ifadelerini kullandı.
HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü, partisinin, Kovid-19 salgını nedeniyle işçilerin mağduriyetinin giderilmesine ilişkin grup önerisi üzerinde söz aldı.
Pekgözegü, pandemi döneminde patronların zenginleştiğini, işçilerin ise daha da fakirleştiğini iddia etti. Tablonun çok karanlık olduğunu ve işçilerin haklarını aramak için her gün sokaklara çıktığını dile getiren Pekgözegü, "Sendikalı işçiler işten atılıyor, polisler tarafından dövülüyor. Pandemi sürecinde şartlar daha da ağırlaştı. Yasaklarla pandemi süreci yönetilmeye çalışılıyor." dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, partisinin "Türkiye Varlık Fonu"na ilişkin grup önerisi üzerindeki konuşmasında, Varlık Fonu'nun denetimden yoksun olduğunu savunarak, "Devlet Denetleme Kurulu Cumhurbaşkanına bağlı bir kurum. Cumhurbaşkanının başkanlık ettiği bir fonda, Cumhurbaşkanlığına bağlı bir kurulun bağımsız ve uluslararası standartlara uygun bir denetim yapması mümkün değil." diye konuştu.
Türkiye Varlık Fonu'nun kapatılması gerektiğini öne süren Erdoğdu, "Böyle devam edecekse şeffaflığın sağlanması lazım. Cumhurbaşkanının Varlık Fonu'nun başkanı olması bu ülkeye yakışmıyor." dedi.
AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk ise Katar'a olan nefreti anlamadığını belirterek, şunları söyledi:
"Yatırım Ajansının verdiği bilgilere göre Katar, Türkiye'deki yatırım sıralamasında 17. sırada geliyor. Birinci sırada Hollanda ve ilk 10'da Avrupa ülkeleri ve Amerika bulunuyor. Tank palet fabrikasını işleten firma Türk firmasıdır. Türk Silahlı Kuvvetlerine teçhizat üretmektedir. Öyle 50 milyon dolar falan değil. 50 milyon dolarla kümes bile yapamazsınız. Bu proje yaklaşık 4 milyar doların üzerindedir. Öyle sıradan bir şey değil. Zaman ve maliyetten tasarruf etmek için TSK?nın yetenekleri firmanın emrine verilmiş ama mülkiyet Türkiye'nindir. Bazı arkadaşların Katar'a yönelik nefrete varan söylemleri neden? Katar?ın Müslüman olması mı? Eğer Tank paleti fabrikası ABD veya Avrupalılara ait olsaydı bunlar söylenecek miydi?"
İYİ Parti, HDP ve CHP'nin grup önerileri kabul edilmedi.
Genel Kurul'da AK Parti'nin Genel Kurul gündemi ve çalışma saatlerine ilişkin grup öneresi kabul edildi. Kabul edilen öneriye göre Meclis, Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ni görüşmek üzere yarın da çalışacak.
Genel Kurul'da Danışma Kurulu'nun 2021 Yılı Bütçe görüşme takvimine ilişkin önerisi de kabul edildi. Önergeyle Meclis, 7 Aralık Pazartesi gününden itibaren cumartesi ve pazar günleri de dahil olmak üzere aralıksız 12 gün çalışarak 2021 Yılı bütçesini görüşecek.
Daha sonra Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşmelerine geçildi.
TBMM Çevre Komisyonu Başkanı ve AK Parti Trabzon Milletvekili Muhammet Balta, Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmelerde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Komisyon Başkanı Balta, Türkiye Çevre Ajansının, çevre kirliliğini önlemek ve yeşil alanların korunmasına, iyileştirilmesine ve geliştirilmesine katkı sağlamak, ulusal ölçekte depozito yönetim sistemi kurulmasına, işletilmesine, izlenmesine ve denetimine yönelik faaliyetlerde bulunmak üzere kurulmasını amaçladıklarını belirterek, çevre etiket sisteminin oluşturulması, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hariç çevre etiketi adı altında herhangi bir faaliyetin yürütülmemesinin amaçlandığını ifade etti.
Poşetlerin ücretli hale gelmesiyle Türkiye'de poşet kullanımının yüzde 80 azaldığını kaydeden Balta, hedeflerine ulaşmak için Depozito Yönetim Sistemi ile birlikte, plastikleri atıktan çıkarıp ekonomiye kazandırmak ve çevre kirliliğini azaltmak için Türkiye Çevre Ajansını kuracaklarını dile getirdi.
"Plastik ve ambalaj atıklarının çevresel kirliliğin oluşmasını engelleyeceğiz, diğer taraftan da ekonomiye kazandırıp çevresel sorunları çözmüş olacağız" diyen Balta, yerel yönetimlere de bir kolaylık sağlanacağının altını çizdi.
Türkiye Çevre Ajansının yönetim kurulu üyelerinin konusunda uzman 4 yıllık fakülte mezunu kişilerden oluşacağını bildiren Balta, "Hem Sayıştay hem TBMM denetimine açık olacak." dedi.
Çevre Ajansı Başkanının çift maaş alıp almayacağı yönündeki bir soruyu Balta, "Şu anda bir önerge var, düzeltiliyor. Tek maaş olacak. Çift görevi olan insanlar tek maaş alacak." diye yanıtladı.
Atık ithalatına ilişkin daha önce tahsis edilen kotaların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yüzde 50'ye düşürüldüğünü aktaran Balta, "İnşallah Çevre Ajansının kurulmasıyla, Depozito Yönetim Sistemi'nin kurulmasıyla hedefimiz, dışarıdan gelecek atıkların tamamen ortadan kaldırılmasıdır." şeklinde konuştu.
Türkiye'de artık çöplerin düzenli depolama sahalarında depolandığını ve elektrik üretilerek ekonomiye kazandırıldığını anlatan Balta, atık suların arıtılarak doğaya bırakıldığını kaydetti.
Daha sonra, Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin birinci bölümü üzerindeki görüşmelere geçildi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Türkiye Çevre Ajansının kamu kaynaklarını ve kamu gücünü kullanma yetkisi sebebiyle özel hukuk hükümlerine değil, idare hukuku hükümlerine tabi olması gerektiğini ifade etti.
Türkiye Çevre Ajansının karar organı olan ve 7 üyeden oluşan Yönetim Kurulu üyelerinin Çevre ve Şehircilik Bakanı tarafından görevlendirileceğine işaret eden Türkkan, "Bakan tarafından kolayca görevden alınabilecek üyeler, siyasal yapı ve baskı içerisinde görevini yapmakta zorlanacaktır." dedi.
Çevre Ajansı Başkanına hem kurum başkanı hem de Yönetim Kurulu Başkanı olması nedeniyle 2 ayrı maaş ödenmesinin öngörüldüğünü aktaran Türkkan, bunun kamu israfı olduğunu savundu.
Katar ile Türkiye arasındaki ilişkinin "karanlık bir kuyuya" dönüştüğünü ileri süren Türkkan, "O kuyu iktidarınızın sonunu da hazırlayacak. Bütün yakın ortaklarınız geçmişte sizi nasıl sattıysa Katar da sizi satacak, bunu da buraya yazın ama biliniz ki Türkiye'nin Katar'ın karanlık kuyusuna düşmesine asla izin vermeyeceğiz." diye konuştu.
Kanal İstanbul projesi ile İstanbul'da her 3 kişiden birinin susuz kalacağını öne süren Türkkan, "Doğal yaşam alanlarını ortadan kaldırıyorsunuz bu projeyle." dedi.
Kanal İstanbul'un bir devlet projesi değil gayrimenkul projesi olduğunu öne süren Türkkan, "Bakanlığın 2023'e kadar olan bütçe projeksiyonunda 'Kanal İstanbul' tek bir cümle olarak bile geçmiyor. Devlet projesi, devletin bütçesinde geçmez mi?" diye sordu.
MHP Ankara Milletvekili Sadir Durmaz, kanun teklifiyle çevre kirliliğini önlemek, yeşil alanların korunup iyileştirilmesine ve geliştirilmesine katkı sağlamak, ulusal ölçekte Depozito Yönetim Sistemi kurularak işletilmesine, izlenmesine ve denetimine yönelik faaliyetlerde bulunmak amacıyla bir çevre ajansı kurulacağını belirtti.
Hava, su gibi doğal kaynakların ürkütücü boyutta kirlendiğine, yaşamı tehdit eden gaz ve atıkların dünyada sürekli arttığına işaret eden Durmaz, tüketimin pervasızca yapıldığı dünyada geri dönüşüm projelerini hızla hayata geçirmenin artık bir zorunluluk olduğunu vurguladı.
Sıfır Atık projelerinin iyi niyetle ilerlediğini ancak atıkların toplanması, ayrıştırılması ve vatandaşların bu konuda bilinçlendirilmesi için biraz daha çaba sarf edilmesi gerektiğini söyleyen Durmaz, "Özellikle pandemi döneminde artan tek kullanımlık plastikler, kullanılmış maskeler, dezenfektan kutuları çevre kirliliği açısından büyük riskler oluşturmaktadır. Virüsten kaçalım derken başka virüslere davetiye çıkarmamamız gereği aşikar olup bu konuda farkındalık çalışmalarına hız vermeliyiz." diye konuştu.
HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, kurulacak olan Türkiye Çevre Ajansının bir şirket projesi olduğunu ileri sürerek "Krize giren sermaye, gözünü emekçilere ve doğaya dikmiş durumda. İktidar krizi atlatmak için emekçilerin sosyal ve ekonomik haklarını yıkıma uğratırken aynı zamanda sadece bir ham madde olarak gördüğü doğayı da yıkıma uğratmak için her türlü yasal düzenlemeyi yapıyor." iddiasında bulundu.
İktidarın denetim dışı daha fazla teşvik, daha fazla imtiyaz, muafiyet, daha hızlı el koyma amacıyla yasalar yapma telaşında olduğunu öne süren Çepni, "Pandemiyle mücadele diye yoksullara ölüm, şirketlere teşvik; çevrecilik diye halka, doğaya ölüm, şirketlere dikensiz gül bahçesi. İşte AKP demek bu demek." ifadelerini kullandı.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Bilgiç, Sağlık Komisyonu ve enfeksiyon uzmanlarının, milletvekillerinin kürsüde 5 dakika da olsa maskelerini çıkarmasının kendileri açısından ciddi tehlike doğurduğuna dair görüşleri olduğunu belirterek, milletvekillerinin konuşmalarını maskeyle yapmalarını istedi.
AK Parti Kilis Milletvekili Ahmet Salih Dal, "7 Aralık Kilis'in kurtuluşu", MHP Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan, "3 Aralık Dünya Engelliler Günü", CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, "Avrupa'da yaşayan Türklerin sorunları" konularında gündem dışı konuşma yaptı.
AK Parti Kilis Milletvekili Dal, 1919 yılında Kilis halkının 2 yıl Fransızlar'a karşı mücadele ettiğini anımsatarak, bu mücadelede ön plana çıkan Şahin Bey, Aslan Bey, Sakıp Bey, İslam Bey gibi birçok kahramanı rahmetle andığını ifade etti.
AK Parti hükümetleri döneminde çiftçilerin daha fazla ve kaliteli ürün elde edebilmesi için birçok baraj ve gölet yaparak toprağın suyla buluşturulduğunu belirten Dal, Organize Sanayi Bölgesinde yapımı devam eden 34 fabrika inşaatının bitme aşamasında olduğunu, yaklaşık 5 bin kişiye istihdam sağlanacağını söyledi.
MHP Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan, Türkiye'de yaklaşık 10 milyon kişinin engelli olduğunu dile getirerek, "MHP olarak, tüm engellilerin kimseye bağımlı olmadan yaşamasından yanayız. Bununla ilgili düzenlemeler yapılması gerekiyor." dedi.
Engelli aylıklarının artırılması gerektiğini söyleyen Aycan, ailenin geliri değil engellinin geliri dikkate alınarak engelli aylığı bağlanması gerektiğini belirtti.
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, birikimlerini Türkiye'de değerlendiren Avrupa'da yaşayan Türkler'in hesap bilgilerinin bu yıl sonu itibarıyla çalıştıkları ülkenin yönetimleriyle paylaşılacağını belirterek, Avrupa'da yaşayan Türkler'in panik içinde olduklarını söyledi.
Yurt dışındaki Türkler'in Türkiye'de biriktirdikleri paralara ilişkin bilgilerin paylaşılması halinde bu kişiler hakkında vergi soruşturmaları başlayabileceğini dile getiren Çakırözer, "Bu insanlar ne yapacağını bilmiyor çünkü ellerinde hiçbir bilgi yok." diye konuştu.
Anlaşma konusunda bilgi sahibi olunmadığının altını çizen Çakırözer, "'Bu anlaşmadan kaçalım' demiyoruz ama yurt dışındaki vatandaşlarımızı yeterince bilgi sahibi yapana kadar bu anlaşmanın uygulaması ertelenmelidir." ifadesini kullandı.
TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Uyar Madencilik'in 2012 yılında işten çıkardığı 804 madencinin iki aylık maaşıyla, kıdem ve ihbar tazminatlarını ödemediğini belirterek, "Redevans sözleşmeleriyle işletilen maden ocaklarında çalışanların kıdem ve ihbar tazminatlarının Türkiye Kömür İşletmeleri tarafından ödenmesine yönelik bir düzenleme beklentisi var. Enerji Bakanlığı yetkilileriyle ve Mecliste gerekli görüşmeleri yapıyoruz. Bu konuda bir düzenleme yapılacağını umuyoruz. Bu sorunun çözülmesi konusunda her türlü desteği vermeye de hazırız." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, Özgür Ülke Gazetesi'nin 1994 yılında bombalanmasının faillerinin hala bulunmadığını söyledi.
Özgür Gündem ve Yeni Yaşam gazetelerinin de saldırılarla karşı karşıya kaldığını aktaran Oluç, "Bütün bu baskılara rağmen özgür basın geleneği bugüne kadar sürdürüldü." dedi.
Oluç, 2005 yılından bu yana Engelliler Yasası'nın tam anlamıyla uygulanmadığını ve 2009 yılından bu yana da uygulamalara yansıtılmayı bekleyen bir Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi bulunduğunu belirterek, her iki alanda da ciddi sorunlar yaşandığını söyledi.
Engelli kadınların hayatının çok daha zor olduğunu ve kadın engelliler için özel önlemler alınması gerektiğini dile getiren Oluç, "Engelliler merhamet beklemiyor. Engelliler, insanca bir yaşam sürdürebilecekleri bir ortamın sağlanmasını istiyorlar." ifadesini kullandı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, asgari ücret görüşmelerinin 4 Aralık'ta başlayacağına dikkati çekerek, "Hükümet, asgari ücretle zor şartlar altında geçimini sağlayan vatandaşlarımızı, işçilerimizi, emekçilerimizi tamamen açlığa terk ediyor. Devlet, vatandaşını mağdur etmemekle yükümlüdür." şeklinde konuştu.
Brüt ücretin 3 bin liraya çıkarılıp asgari ücretli çalışana brüt kazancının tamamının ödenmesini önerdiklerini aktaran Türkkan, asgari ücretin üzerinde maaş alan çalışanların da asgari ücretten doğan SGK primini ve gelir vergisini devletin üstlenmesi gerektiğini belirtti.
Rekabet Kurumunun Türk ürünlerini boykot eden Suudi Arabistan'ın ulusal petrol ve doğal gaz şirketi Saudi Arabian Oil Company firmasına yatırım onayı verdiğini basından öğrendiklerini anlatan Türkkan, bunu hayretle izlediklerini ifade etti.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Köy Kanunu'na eklenen geçici maddeyle evi olmayanlara arsa verildiğini, ancak bu arsalara bu yıl sonuna kadar ev yapılmazsa arsanın köy tüzel kişiliğine geçeceğini belirterek, vatandaşların süre uzatımı talep ettiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı kararıyla Halk Bankasına kredi borcu olan esnafın ödemelerinin aralık sonuna kadar ertelendiğini hatırlatan Özel, bu sürenin de uzatılmasını istedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin bakanlık taşra teşkilatına 826 kadrolu işçi alımı yapılacağına yönelik açıklamasına değinen Özel, "Buna Tarım Bakanlığı bünyesinde çalışan geçici işçilerden, mevsimlik işçilerden çok ciddi tepki var. Bir kere bunlara verilmiş devlet sözü var. Sen geçici, kadrosuz bir işçi çalıştırıyorsun. 826 kadro varsa bu kadroyu bunlara verip bir başka ihtiyacı karşılamak gerekiyor." ifadelerini kullandı.
Kovid-19'a karşı alınan yeni tedbirlerin yeterli olmadığını savunan Özel, Türkiye şartlarında 14 günlük bir kapanmaya ihtiyaç olduğunu dile getirdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, salgınla mücadelenin kararlılıkla devam ettiğini belirterek, toplumun bütün kesimlerine yönelik gereken her şeyin yapıldığını kaydetti.
Kısa çalışma ödeneği süresinin uzatıldığını anımsatan Akbaşoğlu, "Sosyal devlet ilkesinin gerekleri neyse her aşamada onun takip edildiğinin bilinmesini isterim." dedi.
Ekonominin üçüncü çeyrekte yüzde 6,7 büyüdüğünü vurgulayan Akbaşoğlu, "Ekonomi ve hukuk alanında atacağımız yeni reformist adımlarla bu konuda salgının etkisinin azaltılmasıyla çok daha iyi duruma erişeceğimize inancım tamdır." değerlendirmesinde bulundu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun partisinin grup toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hitaben "Sen kimsin?" dediğini aktaran Akbaşoğlu, "Ben kim olduğunu hatırlatmak isterim. KKTC'de Maraş ile ilgili söylemleriniz eğer Rumları sevindiriyorsa, Akdeniz'deki tavrınız Yunanistan'ı sevindiriyorsa, Dağlık Karabağ'daki tavrınız Ermenistan'ı sevindiriyorsa, Libya'daki tavrınız darbeci Hafter ve Türkiye düşmanlarını sevindiriyorsa, Suriye'deki tavrınız terör örgütünü sevindiriyorsa, Türkiye'deki tavrınız FETÖ'yü sevindiriyorsa, Türk ordusu ile ilgili hakaretleriniz Türkiye düşmanlarını ve bölücüleri sevindiriyorsa dönüp aynaya bakmanız gerekir." diye konuştu.
Yapılan hakaretlerle gündem değiştirilmek istendiğini ifade eden Akbaşoğlu, şerefli Türk ordusundan ve milletten özür dilenmesi gerektiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde güçlü ve büyük Türkiye'yi herkese ve her şeye rağmen inşa etmeye devam edeceklerini dile getiren Akbaşoğlu, "Sayın Kılıçdaroğlu'na buradan hatırlatmak istiyorum; Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Manda ve himaye kabul edilemez, istiklal-i tam, tam bağımsız Türkiye', 'muasır medeniyetlerin üstüne çıkma' ilke ve hedeflerini hayata geçiren, yedi düvele meydan okuyan ve 'Dünya beşten büyüktür' diye haykıran kahraman bir liderdir Recep Tayyip Erdoğan." ifadelerinin kullandı.
CHP Grup Başkanvekili Özel ise Akbaşoğlu'na, "Türk askerinin kafasına çuval geçirilir, sesini çıkarmaz. 'Nota ver' deriz, 'Müzik notası mı bu? Amerika'ya veriyorsun' der. Kafaya çuval geçirenlerin komutanı Odierno'dan madalya alan kişiyi Milli Savunma Bakanı yapar. Süleyman Şah Türbesini bir gece ansızın kaçırır, gelir. 'Rusya uçağını ben düşürdüm' der. Rusya'nın ambargosu can yakar, geri gitmez. 'Damadının IŞİD petrollerini pazarlaması konusunda BM'de video oynatacağım' deyince Putin, özür mektubu yollar. ABD ile didişirken, 'Mal varlığını araştıracağız' dediklerinde, u dönüşünü yapar. FETÖ'nün önünü açan tüm atamalarla, 15 Temmuz'daki yapılan hain darbe girişiminin hazırlıklarına alet olur." karşılığını verdi.
Bunun üzerine sataşmadan söz alarak, kürsüye gelen Akbaşoğlu, siyasi eleştirilerin olabileceğini ancak yalan, dolan, iftira, fitne, fesatla hakikatleri ters düz etmenin, hakaretlerle saldırmanın hiç kimsenin haddi olmadığını söyledi.
"Çuval geçirmeyle" ilgili olayların bütünüyle değerlendirilmesini isteyen Akbaşoğlu, "Mehmetçiğimize çuvalı geçirenlerin kafasına, biz, El Bab'da, Cerablus'ta, Afrin'de çuvalı geçirerek yerle yeksan etmedik mi? Ettik. İşte siz, maalesef bunu göremiyorsunuz. Sonuç itibarıyla oluşturulmaya çalışılan terör devletini yerle yeksan eden, Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarma noktasında 80 yıllık Cumhuriyet dönemimizde yapılan yatırımları son 18 yılda 3-4 misli büyüten, Atatürk'ün istiklal-i tam, tam bağımsız Türkiye hedefini dış politikada da ordumuzla beraber destanlar yazarak, tarihe geçiren liderdir, Recep Tayyip Erdoğan." diye konuştu.
Genel Kurul'da önce İYİ Parti'nin "Türkiye Varlık Fonu"na ilişkin grup önerisi görüşüldü.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Türkiye'nin bir aile şirketi gibi yönetildiğini iddia ederek, "Türkiye Varlık Fonu, saray ipotek fonu olmuştur. Cumhurbaşkanı kendisini bir kararname ile başkan, damadını ise başkanvekilliğine atıyor. Bütün bir ulusun alın terinin olduğu Varlık Fonu tek adamın iradesine verilmiş durumda." dedi.
Türkkan, Merkez Bankasının kasasının boşaldığını ve memleketin sadece bugününün değil, istikbalinin de ipotek altına alındığını ileri sürdü.
Varlık Fonu'nun her türlü yasal denetimden muaf olduğunu savunan Türkkan, "Türkiye'nin en kıymetli kazanımlarını savaş ganimetleri gibi sattınız. Ordumuza zırh üreten Sakarya tank palet fabrikasını dahi sattınız. Yetmedi İstanbul Borsası'nın hisselerini Katar'a sattınız. Katar, Cumhurbaşkanının dostu olabilir ama Türkiye Cumhuriyeti'nin dostu değildir. Katar, Akdeniz'de Yunanistan ile birlikte hareket ediyor. Bunu biliyor musunuz?" diye konuştu.
AK Parti Manisa Milletvekili Uğur Aydemir, varlık fonlarının sadece gelir fazlası olduğunda değil, devletin kendisine ait şirketlerin bir araya getirilmesiyle de kurulabildiğini söyledi.
Aydemir, "Dünyada bunun örnekleri var, biz de dünyadaki örnekleri gibi şirketleri bir araya getirerek fon kurduk. Borsa İstanbul'un hisseleri daha önce de satıldı ama konuyla ilgili bir önerge verilmedi. Katar'a satılınca ortalığı ayağa kaldırıyorlar. Varlık Fonu'nun denetime tabi olmadığı yönündeki iddialar da doğru değil. Varlık Fonu'nun her iş ve işlemi denetleniyor. Devlet Denetleme Kurumu, Plan ve Bütçe Komisyonu denetleme vazifesini yapıyor." ifadelerini kullandı.
HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü, partisinin, Kovid-19 salgını nedeniyle işçilerin mağduriyetinin giderilmesine ilişkin grup önerisi üzerinde söz aldı.
Pekgözegü, pandemi döneminde patronların zenginleştiğini, işçilerin ise daha da fakirleştiğini iddia etti. Tablonun çok karanlık olduğunu ve işçilerin haklarını aramak için her gün sokaklara çıktığını dile getiren Pekgözegü, "Sendikalı işçiler işten atılıyor, polisler tarafından dövülüyor. Pandemi sürecinde şartlar daha da ağırlaştı. Yasaklarla pandemi süreci yönetilmeye çalışılıyor." dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, partisinin "Türkiye Varlık Fonu"na ilişkin grup önerisi üzerindeki konuşmasında, Varlık Fonu'nun denetimden yoksun olduğunu savunarak, "Devlet Denetleme Kurulu Cumhurbaşkanına bağlı bir kurum. Cumhurbaşkanının başkanlık ettiği bir fonda, Cumhurbaşkanlığına bağlı bir kurulun bağımsız ve uluslararası standartlara uygun bir denetim yapması mümkün değil." diye konuştu.
Türkiye Varlık Fonu'nun kapatılması gerektiğini öne süren Erdoğdu, "Böyle devam edecekse şeffaflığın sağlanması lazım. Cumhurbaşkanının Varlık Fonu'nun başkanı olması bu ülkeye yakışmıyor." dedi.
AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk ise Katar'a olan nefreti anlamadığını belirterek, şunları söyledi:
"Yatırım Ajansının verdiği bilgilere göre Katar, Türkiye'deki yatırım sıralamasında 17. sırada geliyor. Birinci sırada Hollanda ve ilk 10'da Avrupa ülkeleri ve Amerika bulunuyor. Tank palet fabrikasını işleten firma Türk firmasıdır. Türk Silahlı Kuvvetlerine teçhizat üretmektedir. Öyle 50 milyon dolar falan değil. 50 milyon dolarla kümes bile yapamazsınız. Bu proje yaklaşık 4 milyar doların üzerindedir. Öyle sıradan bir şey değil. Zaman ve maliyetten tasarruf etmek için TSK?nın yetenekleri firmanın emrine verilmiş ama mülkiyet Türkiye'nindir. Bazı arkadaşların Katar'a yönelik nefrete varan söylemleri neden? Katar?ın Müslüman olması mı? Eğer Tank paleti fabrikası ABD veya Avrupalılara ait olsaydı bunlar söylenecek miydi?"
İYİ Parti, HDP ve CHP'nin grup önerileri kabul edilmedi.
Genel Kurul'da AK Parti'nin Genel Kurul gündemi ve çalışma saatlerine ilişkin grup öneresi kabul edildi. Kabul edilen öneriye göre Meclis, Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ni görüşmek üzere yarın da çalışacak.
Genel Kurul'da Danışma Kurulu'nun 2021 Yılı Bütçe görüşme takvimine ilişkin önerisi de kabul edildi. Önergeyle Meclis, 7 Aralık Pazartesi gününden itibaren cumartesi ve pazar günleri de dahil olmak üzere aralıksız 12 gün çalışarak 2021 Yılı bütçesini görüşecek.
Daha sonra Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşmelerine geçildi.
TBMM Çevre Komisyonu Başkanı ve AK Parti Trabzon Milletvekili Muhammet Balta, Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmelerde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Komisyon Başkanı Balta, Türkiye Çevre Ajansının, çevre kirliliğini önlemek ve yeşil alanların korunmasına, iyileştirilmesine ve geliştirilmesine katkı sağlamak, ulusal ölçekte depozito yönetim sistemi kurulmasına, işletilmesine, izlenmesine ve denetimine yönelik faaliyetlerde bulunmak üzere kurulmasını amaçladıklarını belirterek, çevre etiket sisteminin oluşturulması, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hariç çevre etiketi adı altında herhangi bir faaliyetin yürütülmemesinin amaçlandığını ifade etti.
Poşetlerin ücretli hale gelmesiyle Türkiye'de poşet kullanımının yüzde 80 azaldığını kaydeden Balta, hedeflerine ulaşmak için Depozito Yönetim Sistemi ile birlikte, plastikleri atıktan çıkarıp ekonomiye kazandırmak ve çevre kirliliğini azaltmak için Türkiye Çevre Ajansını kuracaklarını dile getirdi.
"Plastik ve ambalaj atıklarının çevresel kirliliğin oluşmasını engelleyeceğiz, diğer taraftan da ekonomiye kazandırıp çevresel sorunları çözmüş olacağız" diyen Balta, yerel yönetimlere de bir kolaylık sağlanacağının altını çizdi.
Türkiye Çevre Ajansının yönetim kurulu üyelerinin konusunda uzman 4 yıllık fakülte mezunu kişilerden oluşacağını bildiren Balta, "Hem Sayıştay hem TBMM denetimine açık olacak." dedi.
Çevre Ajansı Başkanının çift maaş alıp almayacağı yönündeki bir soruyu Balta, "Şu anda bir önerge var, düzeltiliyor. Tek maaş olacak. Çift görevi olan insanlar tek maaş alacak." diye yanıtladı.
Atık ithalatına ilişkin daha önce tahsis edilen kotaların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yüzde 50'ye düşürüldüğünü aktaran Balta, "İnşallah Çevre Ajansının kurulmasıyla, Depozito Yönetim Sistemi'nin kurulmasıyla hedefimiz, dışarıdan gelecek atıkların tamamen ortadan kaldırılmasıdır." şeklinde konuştu.
Türkiye'de artık çöplerin düzenli depolama sahalarında depolandığını ve elektrik üretilerek ekonomiye kazandırıldığını anlatan Balta, atık suların arıtılarak doğaya bırakıldığını kaydetti.
Daha sonra, Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin birinci bölümü üzerindeki görüşmelere geçildi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Türkiye Çevre Ajansının kamu kaynaklarını ve kamu gücünü kullanma yetkisi sebebiyle özel hukuk hükümlerine değil, idare hukuku hükümlerine tabi olması gerektiğini ifade etti.
Türkiye Çevre Ajansının karar organı olan ve 7 üyeden oluşan Yönetim Kurulu üyelerinin Çevre ve Şehircilik Bakanı tarafından görevlendirileceğine işaret eden Türkkan, "Bakan tarafından kolayca görevden alınabilecek üyeler, siyasal yapı ve baskı içerisinde görevini yapmakta zorlanacaktır." dedi.
Çevre Ajansı Başkanına hem kurum başkanı hem de Yönetim Kurulu Başkanı olması nedeniyle 2 ayrı maaş ödenmesinin öngörüldüğünü aktaran Türkkan, bunun kamu israfı olduğunu savundu.
Katar ile Türkiye arasındaki ilişkinin "karanlık bir kuyuya" dönüştüğünü ileri süren Türkkan, "O kuyu iktidarınızın sonunu da hazırlayacak. Bütün yakın ortaklarınız geçmişte sizi nasıl sattıysa Katar da sizi satacak, bunu da buraya yazın ama biliniz ki Türkiye'nin Katar'ın karanlık kuyusuna düşmesine asla izin vermeyeceğiz." diye konuştu.
Kanal İstanbul projesi ile İstanbul'da her 3 kişiden birinin susuz kalacağını öne süren Türkkan, "Doğal yaşam alanlarını ortadan kaldırıyorsunuz bu projeyle." dedi.
Kanal İstanbul'un bir devlet projesi değil gayrimenkul projesi olduğunu öne süren Türkkan, "Bakanlığın 2023'e kadar olan bütçe projeksiyonunda 'Kanal İstanbul' tek bir cümle olarak bile geçmiyor. Devlet projesi, devletin bütçesinde geçmez mi?" diye sordu.
MHP Ankara Milletvekili Sadir Durmaz, kanun teklifiyle çevre kirliliğini önlemek, yeşil alanların korunup iyileştirilmesine ve geliştirilmesine katkı sağlamak, ulusal ölçekte Depozito Yönetim Sistemi kurularak işletilmesine, izlenmesine ve denetimine yönelik faaliyetlerde bulunmak amacıyla bir çevre ajansı kurulacağını belirtti.
Hava, su gibi doğal kaynakların ürkütücü boyutta kirlendiğine, yaşamı tehdit eden gaz ve atıkların dünyada sürekli arttığına işaret eden Durmaz, tüketimin pervasızca yapıldığı dünyada geri dönüşüm projelerini hızla hayata geçirmenin artık bir zorunluluk olduğunu vurguladı.
Sıfır Atık projelerinin iyi niyetle ilerlediğini ancak atıkların toplanması, ayrıştırılması ve vatandaşların bu konuda bilinçlendirilmesi için biraz daha çaba sarf edilmesi gerektiğini söyleyen Durmaz, "Özellikle pandemi döneminde artan tek kullanımlık plastikler, kullanılmış maskeler, dezenfektan kutuları çevre kirliliği açısından büyük riskler oluşturmaktadır. Virüsten kaçalım derken başka virüslere davetiye çıkarmamamız gereği aşikar olup bu konuda farkındalık çalışmalarına hız vermeliyiz." diye konuştu.
HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, kurulacak olan Türkiye Çevre Ajansının bir şirket projesi olduğunu ileri sürerek "Krize giren sermaye, gözünü emekçilere ve doğaya dikmiş durumda. İktidar krizi atlatmak için emekçilerin sosyal ve ekonomik haklarını yıkıma uğratırken aynı zamanda sadece bir ham madde olarak gördüğü doğayı da yıkıma uğratmak için her türlü yasal düzenlemeyi yapıyor." iddiasında bulundu.
İktidarın denetim dışı daha fazla teşvik, daha fazla imtiyaz, muafiyet, daha hızlı el koyma amacıyla yasalar yapma telaşında olduğunu öne süren Çepni, "Pandemiyle mücadele diye yoksullara ölüm, şirketlere teşvik; çevrecilik diye halka, doğaya ölüm, şirketlere dikensiz gül bahçesi. İşte AKP demek bu demek." ifadelerini kullandı.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
