2016-06-23 - 15:42
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı. Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, Genel Kurul'da kabul edilerek yasalaştı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı.

Genel Kurul'da gündemdışı söz alan CHP Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız, ilin sorunlarına ilişkin konuşmasında, Aydın'ın 81 il içinde hem nüfus hem de yüzölçümü olarak, 20. sırada bulunmasına karşın, hastane sayısına göre 47, hastane yatak sayısına göre ise 35. sırada yer aldığını belirtti.

Şehrin hastanelerine 10 yıldır bir yatak dahi dahil edilmediğini savunan Yıldız, "10 yıldan beri, AKP 'Sağlıkta devrim yaptım' diyor. Ne yaptınız Aydın'a? Bir gelin burada anlatın." ifadesini kullandı.

AK PARTİ Aydın Milletvekili Mehmet Erdem ise AK PARTİ döneminde Aydın'da ve bazı ilçelerinde yeni hastaneler kurulduğunu ve hastane yatak sayısının da attığını bildirdi.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili Osman Boyraz da dünyanın en görkemli şehirlerden biri olan İstanbul'un, birçok güzellikleri barındırdığını anlattı.

Konuşması sırasında CHP milletvekillerinin "90'lı yılları anlat" diye sataşması üzerine, Boyraz, İstanbul'un, 90'lı yıllarda susuzluktan Kerbela'ya döndüğünü, Haliç'in etrafından geçerken rahatsız edici bir koku hissedildiğini, Ümraniye'de çöp dağlarının patlaması sonucu ölümler yaşandığını, hava kirliliği nedeniyle insanların gaz maskesiyle sokağa çıkmak zorunda kaldıklarını kaydetti.

CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, İstanbul'daki su sıkıntısının, dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen'in yaptığı barajlar vasıtasıyla çözüldüğünü savundu.

Boyraz ise İstanbul halkının, 1994 yılından sonra kendisine yapılan hizmetleri takdir ettiğini belirterek, bu tarihten beri yürütülen projelerin, o güne kadar hayal bile edilemeyen projeler olduğuna dikkati çekti.

HDP Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, ilin sorunları konusundaki konuşmasında, son 14 yılda, geçmişte kurulan fabrikaların mevcut iktidar tarafından kapatıldığını anımsatarak, elde kalan tek fabrika olan şeker fabrikasının ise özelleştirme kapsamına alındığını belirtti.

Muş'a ciddi bir yatırım yapılmadığını, ildeki madde bağımlısı genç sayısının 6 bin ila 8 bin arasında bulunduğunu savunan Yıldırım, Muş'un, milyonları doyurabilecek bir il iken, kendine yetemeyen bir kent haline getirildiğini aktardı.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Türkiye'de her hanede bir kişinin kredi borcu bulunduğunu kaydederek, ülkenin ekonomik bir çıkmaza hapsedildiğini savundu. Akçay, borçlanmaya dayalı ekonomi politikasının sürdürülebilir olmadığını vurguladı.

Turizm sektöründeki sıkıntılara da değinen Akçay, bu sektördeki sorunların, turist sayısıyla ölçülemeyecek kadar derin olduğunu iddia etti.

HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, bazı il ve ilçelerde ilan edilen sokağa çıkma yasaklarını eleştirdi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, bugünün köy enstitülerinin kurucusu ve uygulayıcısı İsmail Hakkı Tonguç'un ölümünün 56. yılı olduğunu anımsattı.

Özel, "Bugün geldiğimiz noktada köy okullarını kapatarak, köydeki öğretmenleri köylerden alarak, köydeki çocukları taşımalı eğitime mahkum ederek ve en sonunda alternatif yollar arayan aileleri de Ensar Vakfı gibi vakıflara muhtaç ederek, çocukların 'En iyi okul, evine en yakın okuldur' prensibinden kopartılıp ailelerinden uzak yerlerde, denetimsiz alanlarda kindar ve dindar bir nesil yetiştirme hayalinin projesini yaşıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Genel Kurul'da, MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz'ın, TBMM İdare Amirliği'nden istifasına ilişkin tezkere okundu.

AK PARTİ Ardahan Milletvekili Orhan Atalay, HDP'nin 7 Haziran seçiminin akşamında, silahların terk edilmesi konusunda Kandil'e seslenmesi gerektiğini belirterek, "Konuşamıyorsunuz, niçin, Kandil'den yiyeceğiniz zılgıttan korkuyorsunuz." dedi.

HDP, Danışma Kurulu toplanamadığı için Kulp davası ile ilgili araştırma önergesinin bugün gündeme alınmasını grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, 1993'te Kulp'ta askeri operasyonda 11 kişinin gözaltına alındığını, bu kişilerden haber alınamadığını, kemiklerinin 2003'te köylülerce bulunduğunu savundu.

Beştaş, zorla kaybetmelere ilişkin Meclis'in inisiyatif alması gerektiğini, araştırma komisyonları aracılığıyla bu sorunun önlenebileceğini ifade etti.

CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan, yargısız infazı savunmanın, cinayeti savunmak olduğunu belirtti.

Sarıhan, 11 kişinin ölümünden sorumlu kişinin tutuksuz yargılandığını kaydederek, bu tür davalarda yargının hızlandırılması, adil şekilde davaların sonuçlandırılması gerektiğini vurguladı.

AK PARTİ Ardahan Milletvekili Orhan Atalay, geçmişe dönük yüzleşme gerekiyorsa bunu yaptıklarını, Dersim katliamı için özür dilendiğini söyledi.

Doğu ve Güneydoğu'da red, asimilasyon, OHAL, özel güvenlik önlemleri, DGM'lerin neden olduğu ne kadar hukuksuzluk varsa bunlarla yüzleşmekten çekinmediklerini dile getiren Atalay, hepsine yönelik davalar açıldığını, 11 vatandaş ile ilgili de gerekenlerin yapıldığını aktardı.

Atalay, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun 2004'te bir alt komisyon kurarak konuyu incelediğini, rapor haline getirdiğini anlattı.

Katliamları 1990'lı yıllarda sadece devlet gücünü kullanan asker ve polisin yapmadığını ifade eden Atalay, "Ama devlet adına orada katliamlar yapanlar kadar PKK da yapmıştır. Bahse geçen olay sonbaharda o köyde oldu, aynı köyde ilkbaharda PKK katliam yapıyor. HDP'nin PKK'nın yaptığı katliamların, cinayetlerin hesabının sorulması gerektiğine dair açık tavır koyması lazımdı." dedi.

HDP'nin, 7 Haziran akşamı, 8 Haziran'ı beklemeden Kandil'e silahların terk edilmesine dair seslenmesi gerektiğini belirten Atalay, "Konuşamıyorsunuz, niçin, Kandil'den yiyeceğiniz zılgıttan korkuyorsunuz." ifadesini kullandı.

AK PARTİ Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan alt komisyonun, yetkililer ve 11 kişinin yakınları ile görüştüğünü anımsatarak, araştırmalar sonucunda hazırlanan raporun komisyona sunulduğunu anlattı. Tunç, Meclis'n bu konuya duyarsız kalmadığını, komisyonun, konunun üzerine gidip tüm detaylarıyla yerinde incelediğini, bu çalışmaların da AK PARTİ'li bir milletvekilinin dilekçesiyle başladığını dile getirdi.

Tunç, 2004'te konuyla ilgili adli soruşturmaların başladığını, davanın açıldığını ve devam ettiğini vurgulayarak, anayasaya göre, Meclis'te, devam eden dava nedeniyle araştırma yapmalarının mümkün olmadığını belirtti. Tunç, yıllar sonra faili meçhul kalan olayla ilgili soruşturma başlatılması ve yargıya intikal ettirilmesinin önemine işaret etti.

Kürt kökenli vatandaşlarla ilgili geçmişteki olumsuz olayların AK PARTİ iktidarları döneminde terk edildiğini vurgulayan Tunç, AK Parti döneminde gerçekleştirilen demokratikleşme adımlarını, özgürlüklerini milletin iliklerine kadar yaşadığını anlattı.

Konuşmaların ardından HDP grup önerisi kabul edilmedi.

CHP'nin laik sistem ve laik eğitim konusundaki araştırma önergesinin görüşülmesi önerisi kabul edilmedi.

CHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için "Laik sistemin ve laik eğitimin örselenmesi ve bunun toplumda yaratacağı sorunların" araştırılması konusundaki önergesinin bugünkü birleşimde görüşülmesini Genel Kurul gündemine getirdi.

Partisinin grup önerisi üzerine söz alan CHP Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil, eğitimde yaşanan sıkıntıları dile getirerek, öğretmenlerin mağdur olduğunu savundu. İrgil, "Kuşkusuz her güçlünün ve iktidar sahibinin, küfür, tehdit, yumruk atacak gücü olabilir. Fakat uygarlık ve insan olma iradesi, bu gücü kullanma değil, kullanmamayı başarma iradesidir." değerlendirmesinde bulundu.

İktidarın öğrencilere, öğretmenlere, akademisyenlere binlerce soruşturma açıp ceza ve sürgünle korkutup susturmaya çalıştığını savunan İrgil, "Çaresiz öğretmenleri kadro vaadiyle oyalıyorsunuz ve kandırıyorsunuz. Şube müdürlerinin bireysel davalarını kazanmalarına karşın mahkeme kararlarını uygulamıyorsunuz. Muktedir olmanın bütün kudreti ile mazlumları eziyorsunuz." diye konuştu.

MHP Ankara Milletvekili Zühal Topcu, laikliğin tartışma konusu yapılmaması gerektiğini belirterek, laiklik kavramı üzerinden gündeme getirilen tartışmaların ise insanların kendi tercihlerini onaylatmak için ve ötekileştirme aracı olarak kullanıldığını kaydetti.

Topcu, "Din, insanlığın en önemli kurumlarından birisidir. Laiklik, demokrasinin vazgeçilmez şartıdır, din ve vicdan hürriyetinin de teminatıdır. 'Laikliğin din düşmanlığı olduğu' şeklindeki bozulmuş anlamların kullanılması da son derece hatalı ve yanlış kullanımlardır." ifadelerini kullandı.

Zühal Topcu, devletin laikliği ile bireyin dindarlığının hiçbir zaman çelişen bir durum arzetmediğini vurguladı.

Topcu, uluslararası endekslere ve Demokrasi Dönüşüm Raporu'na göre, Türkiye'nin 2016 yılında 129 ülke arasında 23. sırada, Demokrasi Endeksi Raporu'na göre 167 ülke arasında 98. sırada, Dünya Yaratıcılık Endeksi'nde 139 ülke arasında 88. sırada, Hoşgörü Endeksi'nde 123. sırada yer aldığını aktardı.

HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, laikliğin özgürlük ve eşitlik üzerine inşa edilmesi, inançların güvence altına alınması gerektiğini söyledi.

İktidarın, laikliğe ve özgürlükçülüğe aykırı pratikler ortaya koyduğunu savunan Sancar, bunun en açık örneğinin eğitimde görüldüğünü iddia etti.

Sancar, "AKP, özgürlükçü laikliği mi savunuyor? Bugüne kadarki icraatlarına baktığımızda aslında hiç de özgürlükçü bir laikliği savunmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Laikliği de savunmuyor, özgürlükçülüğü de savunmuyor. Uygulamaları laiklikle de uyumlu değil, özgürlükçülüğe de uyumlu değil." görüşünü ileri sürdü.

AK PARTİ Karabük Milletvekili Burhanettin Uysal, AK PARTİ'nin laiklikle bir sorununun olmadığını, bunun her ortamda parti liderleri ve yöneticileri tarafından defalarca belirtildiğini anımsattı.

AK PARTİ'nin, laiklik karşıtı her türlü eyleme karşı olduğunu vurgulayan Uysal, "Burada ortak bir dili, aklı oluşturmamız lazım. 'Ben senden daha laikim, sen benden daha laiksin' ile bir yere gitmemiz mümkün değil. Hepimiz bu geminin içerisindeyiz." diye konuştu.

Kendilerinden önce yaşanan laiklikle ilgili sorunların, AK PARTİ döneminde tek tek çözüldüğünü dile getiren Uysal, AK PARTİ iktidarı döneminde toplumla devlet arasında bir uzlaşma sağlandığını söyledi.

Konuşmaların ardından yapılan oylama sonucunda öneri kabul edilmedi.

MHP İzmir Milletvekili Oktay Vural, 2007 yılından bu yana şerefle yürüttüğü MHP Grup Başkanvekilliği görevinden ayrılarak, MHP Grubu milletvekili olarak çalışmalarını ve hizmetlerini sürdürme kararı aldığını hatırlattı.

Vural, başta milletvekilleri olmak üzere TBMM Başkan ve Başkanvekilleri ile çalışanlarına teşekkür etti.

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Milli Eğitim Bakanlığının, Suriye'den Türkiye'ye gelen 350 bin üzerindeki öğrenciye eğitim verdiğini, bu sayının 600-650 bini geçmesine yönelik yoğun hazırlık yürütüldüğünü belirterek, "Bize bol bol vaat veren bazı Batılı ülkeler, iş kaynağa geldiğinde bir sürü şart koşuyorlar." dedi.

Işık, TBMM Genel Kurulu'nda, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nın 2. bölümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Bir askerin, görev süresinin bir kısmını doğuda geçirdiğini, bunun askerliğin zorunlu parçası olduğunu belirten Işık, "Şu anda ilave maaş konusu gündemimizde yok. Var olan ek tazminatlar var. Bu tazminatların dışında herhangi ek zam, rütbe gündemimizde yok." dedi.

Işık, Milli Eğitim Bakanlığının, Suriye'den Türkiye'ye gelen 350 bin üzerindeki öğrenciye eğitim verdiğini, bu sayının 600-650 bini geçmesine yönelik yoğun hazırlık yürütüldüğünü bildirdi. Fikri Işık, Türkiye'de 3 milyonun üzerinde mülteci bulunduğuna işaret ederek, en fazla ağırlık verdikleri alanlardan birinin eğitim olduğunu söyledi. Işık, "Bize bol bol vaat veren bazı Batılı ülkeler, iş kaynağa geldiğinde bir sürü şart koşuyorlar, 'Yok proje yapacaksınız, yok şu....'. diye konuştu.

Bakanlığının, ihtiyaçları olmayan arazilerin tahsisinin kaldırılması için Maliye Bakanlığına yazı yazdığını ifade eden Işık, bu konuda, eğitim ve sağlık başta olmak üzere kendilerine gelen taleplere olumlu yaklaşmayı prensip olarak ortaya koyduklarını söyledi.

Işık, 323 taşınmazı diğer kurumlara devrettiklerini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"TSK'nın planlaması, dolayısıyla Milli Savunma Bakanlığının planlaması barış şartlarına göre değil, savaş şartlarına göre olmalıdır. Bugün atıl görünen arazi, yarın savaş durumunda bizim çok ihtiyaç duyduğumuz bir arazi haline gelebilir. Orayı biz başka bir kuruma tahsis ettiğimizde, yarın Allah muhafaza bu tedbirlerin alınmamasından dolayı ülkemizin bir zafiyet yaşamaması önemli. Bütün bu hassasiyetle bizim ihtiyacımız olmayan arazilerin tahsislerin kaldırılması için resen adım atıyoruz. Bizim ihtiyacımız olsa bile, olmazsa olmaz arazilerin dışında eğitim, sağlık öncelikli olmak üzere diğer kamu kurumlarına bu konuda tahsislerimizi yapıyoruz. Ama bizim için olmazsa olmaz noktasındaki arazilerin Milli Savunma Bakanlığı, TSK uhdesinde kalmasının, ileride telafisi imkansız sonuçlar doğurmaması için elzem olduğunu ifade etmek istiyorum."

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, "Türk Silahlı Kuvvetleri hukuka bağlı, hukukun içerisinde kalarak, teröristle mücadeleye sonuna kadar devam edecek. Bunda hiç kimsenin tereddüdü yok. Türk Silahlı Kuvvetlerini itibarsızlaştırmaya yönelik söylemlerin, bu söylemleri yapanlara, ortaya koyanlara karşı da hiçbir faydasının olmadığını herkes görecek." dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda TSK Personel Kanunu'nda değişiklik öngören yasa tasarısının görüşmeleri devam ediyor.

Görüşmelerde söz alan Işık, HDP Siirt Milletvekili Kadri Yıldırım'ın, Genel Kurul'da gerginliğe neden olan konuşmasına ilişkin, "Bir kere burada Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik ifade edilen, ağza alınmayacak her türlü ifadeyi, ifade sahibine aynen iade ediyorum." açıklamasında bulundu.

Işık, şunları kaydetti:

"Bu noktada özellikle terör örgütünün bölgede aldığı ağır yenilgi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin orada bir tek sivilin kılına zarar gelmemesi için gösterdiği hassasiyet sebebiyle bölge halkından aldığı takdirden dolayı, terör örgütünün sözcülüğüne soyunan bazı çevrelerin oradaki terörle mücadelede gösterilen hassasiyetten dolayı, bölge halkının teveccühünü kazanmasından dolayı çılgına döndükleri belli.

Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik bu iftirayı atanların bilmesi gereken en önemli şey Türk Silahlı Kuvvetleri hukuka bağlı, hukukun içerisinde kalarak, teröristle mücadeleye sonuna kadar devam edecek. Bunda hiç kimsenin tereddüdü yok. Türk Silahlı Kuvvetlerini itibarsızlaştırmaya yönelik bu tip söylemlerin, bu söylemleri yapanlara, ortaya koyanlara karşı da hiçbir faydasının olmadığını herkes görecek. Bu mücadele kararlılıkla sürecek."

Bu mücadele sürerken Türk Silahlı Kuvvetleri ve diğer güvenlik güçlerinin hukuk içerisinde kalacağını vurgulayan Işık, "Bireysel olarak yanlış yapan varsa da bu elbette ki hukuk çerçevesi içerisinde gereken de yapılacak. Ben buradaki ifadeleri bir kez daha kesinlikle telin ettiğimi ifade ediyorum." diye konuştu.

TBMM Başkanvekili Akif Hamzaçebi ise düşünce ve ifade özgürlüğünün anayasada güvence altına alındığını belirterek, milletvekillerinin bu özgürlükten en geniş şekilde yararlanabilmesi için anayasanın, yasama sorumsuzluğu ve dokunulmazlığı müesseselerini getirdiğini dile getirdi.

Milletvekillerinin bu çerçevede düşüncelerini en geniş şekilde ifade edebileceklerini ve en sert eleştirileri yapabileceklerini kaydeden Hamzaçebi, şöyle devam etti:

"Bu eleştirilere tahammül etmek, bu eleştirileri dinlemek doğru olandır. Bu eleştirilere karşı farklı tepkiler, fiziksel tepkiler asla doğru değildir. Öte yandan, bu özgürlük çerçevesinde konuşan milletvekillerimiz şüphesiz Genel Kurul'un, toplumun hassasiyetlerini de gözetmek zorundadırlar.

Geçen oturumdaki görüşmeler sonucunda tutanağa yansıyan birtakım ifadeler gerçekten Genel Kurul'un huzur içinde, sükunet içinde, içtüzük kurallarına uygun bir biçimde çalışmasına engel oluşturacak niteliktedir. Tutanaklarda yer alan bir ifadeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. HDP Tunceli Milletvekili Sayın Alican Önlü bütün o tartışmalardan sonra 'Kes be şerefsiz. Ne var, ne' şeklinde bir cümle kullanmıştır. Problem olan cümle budur. Bu ifadenin kabulü mümkün değildir."

Hamzaçebi, Önlü'nün özür dilemesi gerektiğini aksi halde içtüzük gereği kınama cezası verilmesini teklif edeceğini söyledi. Önlü'nün Genel Kurul salonunda bulunmadığını belirten Hamzaçebi, kınama teklifini oylamaya sundu. Yapılan oylama sonucunda Önlü'ye kınama cezası verildi.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, HDP Siirt Milletvekili Kadri Yıldırım'ın sözlerinin kabul edilemez olduğunu belirterek, tahkir edici ve kışkırtıcı bu sözlerin Türk askerine, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve Genel Kurul'a yönelik iftira ve töhmet içerdiğini söyledi.

Akçay, "Türk askeri, vatan müdafaası yapıyor. Bu görev esnasında eğer hukuk dışı davranışlar olur ise disiplin ve yargıda gereken elbette yapılır ve yapılmalıdır ancak birtakım muhal, münferit hadiseleri kürsüden dile getirmek suretiyle genelleme yapmak son derece yanlıştır. Teröristlerin, onların yandaşlarının kahraman Mehmetçiğimize söyleyeceği tek söz olamaz." değerlendirmesinde bulundu.

HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, "Biz asla ve asla bu ve buna benzer kelimeleri, bizim grubumuzdan bir milletvekilinin ya da başka bir partinin grubundan bir milletvekilinin söylemesini kabul etmiyoruz. Parti olarak kabul etmiyoruz, birey olarak da ben kabul etmiyorum." ifadesini kullandı.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, HDP'li Yıldırım'ın ifadelerini talihsiz bulduklarını belirterek, "Tutanağa yansıyan kelimeler, bu Meclis çatısı altında kim tarafından söylenirse söylensin mutlaka geri alınması ve özür dilenmesi gereken ifadelerdir." dedi.

Özel ayrıca, "Kullanılan ifade ne olursa olsun, 3 milletvekiline karşı 100 milletvekili ile bir linçle sonuçlanabilecek saldırının kabul edilebilir bir tarafı yok." değerlendirmesinde bulundu.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Bülent Turan, yaşananlardan dolayı üzüntü duyduğunu belirterek, kullanılan ifadeleri kınadıklarını ve ayıpladıklarını dile getirdi. Turan, bundan sonra her parti grubunun TBMM çatısı altında daha dikkatli bir dil kullanmasını istedi.

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****