2013-04-18 - 13:06
Atilla Kart: "AKP iktidarları boyunca vukuu bulan onlarca yolsuzluk dosyasından dolayı, Başbakan ve ilgili Bakanlar er veya geç Yüce Divan'da yargılanacaklardır. Bu kaçınılmaz bir sonuçtur."... "Anayasa'nın 92. Maddesinin ihlal edilmesi pahasına, Türkiye, Suriye'deki çatışmalarda Suudi Arabistan ve Katar'ın temsilciliğini ya da taşeronluğunu mu üstlenmiştir?"
CHP'li Atilla Kart, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, Suriye sınırındaki mülteci kamplarında yaşanan ihlallerin ayrı bir inceleme ve değerlendirme konusu olduğunu hatırlatarak, Suudi Arabistan silahlı kuvvetlerine ait nakliye uçaklarının Türkiye hava sahasınıve havaalanlarını kullanması olayı ve vatandaşlarımızın el kaide saflarında çatışmalara katılarak hayatlarını kaybetmesi ile ilgili gelişmelere değindi.
"Nüfus suistimali" yoluyla yasaya aykırı uygulamalar yapılmasının "AKP iktidarında olağan bir uygulama" olduğunu ifade eden Atilla Kart, bu iktidar döneminde Anayasa ihlallerinin de fiili bir uygulama haline geldiğini, bunun en son örneğinin de Suriye ile ilgili gelişmelerde yaşandığını kaydetti.
Atilla Kart, "tarafımıza ulaşan bilgi ve bulgulara göre Suudi Arabistan silahlı kuvvetlerine ait C 130 tipi nakliye uçakları RSF koduyla, 24 Şubat - 3 Mart tarihleri arasında Riyad Havaalanından kalkmış, Esenboğa Havaalanına iniş yapmışlar, bir kaç saat sonra Konya-Antalya güzergahını takip ederek, Akdeniz üzerinden uçmuşlar ve Mısır kıyılarında radardan kaybolmuşlardır. Tespitlerimize göre yapılan uçuş sayısı 16'dır. Bu sayının çok daha fazla olduğu öngörülmektedir" şeklinde konuştu.
En son dün akşam 22:45'te Esenboğa Havaalanı'nın "ücra bir bölümünde" görüntülenen ve Ürdün'den havalandığı tespit edilen Suudi Arabistan silahlı kuvvetlerine ait uçak olayını da "son dakika bilgisi" olarak paylaştığını belirten Atilla Kart, bu konuyla ilgili Başbakan'a bir soru önergesi verdiğini ancak önergeye cevap verilmediğini kaydetti.
Soru önergesine cevap verilmemesini "bir anlamda iddia ve bulguların doğruluğunu ortaya çıkarması" olarak yorumlayan Atilla Kart, "Hükümetin anayasayı ihlal boyutlarındaki keyfi ve sorumsuz tutumu devam etmektedir" şeklinde konuştu. Atilla Kart şunları kaydetti:
"Suriye'deki gelişmelerin ve iç savaşın kritik bir hal aldığı bir dönemde sözü edilen gelişmeler son derece önemlidir. Bu gelişmeler, beraberinde ciddi soru işaretlerini de kaçınılmaz olarak getirmektedir. Türkiye'nin hava sahasının yabancı silahlı kuvvetlerin kullanımına açılması ve devamında da Suriye'deki iç savaşta taraf haline gelmesi anlamına gelen bu fiili durumun Anayasa'nın 92. Maddesinin ihlali anlamına geldiği açıktır."
Hükümetin yarattığı "hasmane tutum ve duygusal ortam sonucunda" Türkiye'de mevcut olan bazı örgütlerin harekete geçtiğini öne süren Atilla Kart, vatandaşların duygularının istismar edildiğini, "çatışmalara katılmak üzere Türkiye'den pek çok kişi Suriye'ye gittiğini, bunlardan bir bölümünün de hayatını kaybettiğinin ortaya çıktığını" söyledi.
"Hükümetin uyguladığı muhteris, kifayetsiz, dirayetsiz, öngörüsüz ve sorumsuz politikalar sonucunda Türkiye, Suriye'deki çatışmalarda taraf hale gelmiştir. Hükümetin yarattığı iklim sonucunda yasa dışı örgütler bu ortamdan cesaret almışlar ve mensuplarını cihada gidiyoruz diyerek Suriye'deki çatışmaların içine sürüklemişlerdir" ifadelerine yer veren Atilla Kart, ortaya çıkan tablonun "vahim ve kaygı verici" olduğunu kaydetti.
"AKP iktidarları boyunca vukuu bulan onlarca yolsuzluk dosyasından dolayı, Başbakan ve ilgili Bakanlar er veya geç Yüce Divan'da yargılanacaklardır. Bu kaçınılmaz bir sonuçtur. Bunun yanında dile getirdiğimiz ihlaller yönünden de yargılanmaları kaçınılmazdır" görüşünü savunan Atilla Kart, bu gelişmeler yaşanırken Başbakan ve hükümetin "bu sürece yönelik olarak kendilerini güvenceye almak amacıyla çözüm ve tedbir arayışında olduklarını" belirtti. Hükümetin getireceği çözümün "genel af" olacağını öne süren Atilla Kart, "bu affa en çok da Başbakan ve arkadaşlarının ihtiyacı vardır" dedi.
Bu süreçte Cumhurbaşkanı ve TBMM Başkanı'nın "edilgen durumda ve sorumluluk üstelenmekten kaçınmakta" olduklarını söyleyen Atilla Kart, "yönetilemez hale gelen Türkiye'de toplumun büyük bölümü iktidar eliyle gerçekleştirilen haksızlıklar, adaletsizlikler sebebiyle mağdur durumdadır. Mağduriyeti giderecek merci yoktur. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurum ve kuralları işlemez haldedir" şeklinde konuştu. Atilla Kart sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu bulgular ve değerlendirmeler ışığında hem uyarıyor, hem soruyoruz. Anayasa'nın 92. Maddesinin ihlal edilmesi pahasına, Türkiye, Suriye'deki çatışmalarda Suudi Arabistan ve Katar'ın temsilciliğini ya da taşeronluğunu mu üstlenmiştir? Türkiye'nin dış politikasındaki temel ölçü, Suudi Arabistan ve Katar yönetimlerine hâkim olan vahabilik anlayışı mıdır? İsrail'in çıkarları doğrultusunda Türkiye'nin İran ve Suriye ile karşı karşıya gelmesi sonucu doğmayacak mıdır? Bu tablo, Türkiye'nin yönetilen bir ülke olduğu, müstemleke bir ülke haline getirilmek istenildiği ve iç barışının inançlar üzerinden torpilleneceği bir ülke haline geldiği anlamına gelmez mi?"
F. Banu Doğan
"Nüfus suistimali" yoluyla yasaya aykırı uygulamalar yapılmasının "AKP iktidarında olağan bir uygulama" olduğunu ifade eden Atilla Kart, bu iktidar döneminde Anayasa ihlallerinin de fiili bir uygulama haline geldiğini, bunun en son örneğinin de Suriye ile ilgili gelişmelerde yaşandığını kaydetti.
Atilla Kart, "tarafımıza ulaşan bilgi ve bulgulara göre Suudi Arabistan silahlı kuvvetlerine ait C 130 tipi nakliye uçakları RSF koduyla, 24 Şubat - 3 Mart tarihleri arasında Riyad Havaalanından kalkmış, Esenboğa Havaalanına iniş yapmışlar, bir kaç saat sonra Konya-Antalya güzergahını takip ederek, Akdeniz üzerinden uçmuşlar ve Mısır kıyılarında radardan kaybolmuşlardır. Tespitlerimize göre yapılan uçuş sayısı 16'dır. Bu sayının çok daha fazla olduğu öngörülmektedir" şeklinde konuştu.
En son dün akşam 22:45'te Esenboğa Havaalanı'nın "ücra bir bölümünde" görüntülenen ve Ürdün'den havalandığı tespit edilen Suudi Arabistan silahlı kuvvetlerine ait uçak olayını da "son dakika bilgisi" olarak paylaştığını belirten Atilla Kart, bu konuyla ilgili Başbakan'a bir soru önergesi verdiğini ancak önergeye cevap verilmediğini kaydetti.
Soru önergesine cevap verilmemesini "bir anlamda iddia ve bulguların doğruluğunu ortaya çıkarması" olarak yorumlayan Atilla Kart, "Hükümetin anayasayı ihlal boyutlarındaki keyfi ve sorumsuz tutumu devam etmektedir" şeklinde konuştu. Atilla Kart şunları kaydetti:
"Suriye'deki gelişmelerin ve iç savaşın kritik bir hal aldığı bir dönemde sözü edilen gelişmeler son derece önemlidir. Bu gelişmeler, beraberinde ciddi soru işaretlerini de kaçınılmaz olarak getirmektedir. Türkiye'nin hava sahasının yabancı silahlı kuvvetlerin kullanımına açılması ve devamında da Suriye'deki iç savaşta taraf haline gelmesi anlamına gelen bu fiili durumun Anayasa'nın 92. Maddesinin ihlali anlamına geldiği açıktır."
Hükümetin yarattığı "hasmane tutum ve duygusal ortam sonucunda" Türkiye'de mevcut olan bazı örgütlerin harekete geçtiğini öne süren Atilla Kart, vatandaşların duygularının istismar edildiğini, "çatışmalara katılmak üzere Türkiye'den pek çok kişi Suriye'ye gittiğini, bunlardan bir bölümünün de hayatını kaybettiğinin ortaya çıktığını" söyledi.
"Hükümetin uyguladığı muhteris, kifayetsiz, dirayetsiz, öngörüsüz ve sorumsuz politikalar sonucunda Türkiye, Suriye'deki çatışmalarda taraf hale gelmiştir. Hükümetin yarattığı iklim sonucunda yasa dışı örgütler bu ortamdan cesaret almışlar ve mensuplarını cihada gidiyoruz diyerek Suriye'deki çatışmaların içine sürüklemişlerdir" ifadelerine yer veren Atilla Kart, ortaya çıkan tablonun "vahim ve kaygı verici" olduğunu kaydetti.
"AKP iktidarları boyunca vukuu bulan onlarca yolsuzluk dosyasından dolayı, Başbakan ve ilgili Bakanlar er veya geç Yüce Divan'da yargılanacaklardır. Bu kaçınılmaz bir sonuçtur. Bunun yanında dile getirdiğimiz ihlaller yönünden de yargılanmaları kaçınılmazdır" görüşünü savunan Atilla Kart, bu gelişmeler yaşanırken Başbakan ve hükümetin "bu sürece yönelik olarak kendilerini güvenceye almak amacıyla çözüm ve tedbir arayışında olduklarını" belirtti. Hükümetin getireceği çözümün "genel af" olacağını öne süren Atilla Kart, "bu affa en çok da Başbakan ve arkadaşlarının ihtiyacı vardır" dedi.
Bu süreçte Cumhurbaşkanı ve TBMM Başkanı'nın "edilgen durumda ve sorumluluk üstelenmekten kaçınmakta" olduklarını söyleyen Atilla Kart, "yönetilemez hale gelen Türkiye'de toplumun büyük bölümü iktidar eliyle gerçekleştirilen haksızlıklar, adaletsizlikler sebebiyle mağdur durumdadır. Mağduriyeti giderecek merci yoktur. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurum ve kuralları işlemez haldedir" şeklinde konuştu. Atilla Kart sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu bulgular ve değerlendirmeler ışığında hem uyarıyor, hem soruyoruz. Anayasa'nın 92. Maddesinin ihlal edilmesi pahasına, Türkiye, Suriye'deki çatışmalarda Suudi Arabistan ve Katar'ın temsilciliğini ya da taşeronluğunu mu üstlenmiştir? Türkiye'nin dış politikasındaki temel ölçü, Suudi Arabistan ve Katar yönetimlerine hâkim olan vahabilik anlayışı mıdır? İsrail'in çıkarları doğrultusunda Türkiye'nin İran ve Suriye ile karşı karşıya gelmesi sonucu doğmayacak mıdır? Bu tablo, Türkiye'nin yönetilen bir ülke olduğu, müstemleke bir ülke haline getirilmek istenildiği ve iç barışının inançlar üzerinden torpilleneceği bir ülke haline geldiği anlamına gelmez mi?"
F. Banu Doğan
