2010-11-29 - 12:53
CHP İzmir Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Oyan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında iktidarın uyguladığı dış politika hakkında değerlendirmelerde bulundu.
CHP İzmir Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Oyan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında iktidarın uyguladığı dış politika hakkında değerlendirmelerde bulundu.
İktidarın dış politikayı düzenleme tarzı sonucunda giderek daha fazla sorun üretmekte olduğunu ve ülke çıkarlarını olumsuz etkilediğini iddia eden Oyan, "Her tarafı birden idare etme yaklaşımının, sıfır soruna değil önceden olmayan sorunlar yaratmaya götürdüğünü iktidarın bir an önce anlamasını diliyoruz." dedi
Oyan, uygulanan dış politikayı eleştirdi. Dış politikanın giderek daha çok sorun ürettiğini ve ülke çıkarlarını olumsuz etkilediğini öne süren Oyan, Türkiye'nin dış politikasının iç politikaya yönelik olarak şekillendirildiğini, bunun seçim dönemlerinde öne çıktığını söyledi. Davos, Mavi Marmara ve Füze Kalkanı gibi konuların bu kapsamda olduğunu ileri süren Oyan, Ege'de 12 mil kara sularının uzun süredir Yunanistan'ın talebi olduğunu ve Türkiye'nin bunu ''savaş nedeni'' saydığını anımsattı.
Oyan, ''Yunanistan'ın kara sularını 6 milden 12 mile çıkarması halinde Ege, Yunan denizi haline gelecektir. Yüzde 71'i Yunanistan'ın kara suları haline gelecektir. Yunanistan bir kere de olsa bu meseleye giriş yaparsa bu yoldan geri dönmek zor olacaktır. Ödünler vererek önde gitmeye çalışırsanız, geriye pek bir şey kalmaz. Bir başarı elde edemezsiniz. Geri çizgiye düşerseniz'' dedi.
İktidarın uyguladığı yeni dış politika anlayışının iki önemli başlangıç zaafı olduğunu öne süren Oyan, sözlerinde şunları kaydetti:
"Yeni dış politika anlayışının iki önemli başlangıç zaafı bulunuyor. Birincisi, Türkiye'nin on yıllardır ilmik ilmik örülmüş dış politika ilişkilerini kolayca tersyüz etmenin, sık sık "sil baştan" yapmanın makbul ve makul bir yöntem olarak sunulmaya çalışılmasıdır.
Oysa köklü devletlerin iktidarları aşan bir dış politika devamlılığı vardır; bunun karşılığı da güvenilirlik ve itibar olarak alınır. AK Parti ise, komşularla sıfır sorun diye yola çıkıp İsrail ve Azerbaycan ile çok sorunlu yeni bir dönem açmıştır. Üstelik de ne Filistin sorununda ne de Ermenistan sorununda herhangi bir kazanç elde edememiş ve talip olduğu arabuluculuk rollerinde de artık muhatap alınmaz olmuştur.
İkinci zaaf, iktidarın dış politikayı bir iç politika malzamasi ve bir medya şovu olarak kullanmasının giderek alışkanlık kazanması ve kalıcılaşmasıdır. Bu, iktidarlara ve temsil ettikleri ülkelere en fazla zarar veren, giderek sorumsuz, hayalci ve maceracı bir kof milliyetçilik gösterisine dönüşme eğilimi taşıyan bir zaaftır.
Seçim dönemlerinde dozu artar ve kontrolden çıkma eğilimi gösterir. Mart 2009 seçimlerine 3 ay kala yaratılan Davos olayı; 2010 referandumuna 4 ay kala izin verilen Mavi Marmara olayı; şimdi de genel seçimlere 6 ay kala füze kalkanı üzerinden oluşturulan NATO şovu bunların yakın örnekleridir.
Şimdi de Ege'de karasularının kısmen 12 mile çıkarılmasını Türkiye'nin kabul ettiğine ve heyetler arasında bunun müzakere edildiğine dair haberler Yunan kaynaklarına atfen Türk basınında geçen haftalarda yer almıştır.
Bu haberlerin içeriği konusunda ilgili makamlarımız suskunluklarını korumakta, herhangi bir bilgi vermekten kaçınmaktadırlar. Geçen hafta TBMM'de yaptığımız gündem dışı konuşmada sunduğumuz bu soruya Dışişleri Bakanı lütfedip bir açıklama da getirmemiştir. TBMM'nin ve kamuoyunun bilgilenme hakkı yok sayılmaktadır.
Bilindiği gibi, karasularının genişliğinin 6 milden 12 mile çıkarılması Ege Denizi'ndeki dengeyi tamamen aleyhimize çevirmektedir. Ege'deki açık deniz alanlarının ve üzerindeki hava sahasının aleyhimize daralmasına yol açmakta, güvenliğe, serbest geçişlere, kıta sahanlığına, ülkemizin araştırma ve sondaj yapmasına ve balıkçılık gibi çeşitli haklarına ilişkin sorunları da beraberinde getirmektedir. Halen Ege'deki kara sularının takriben %43'ü Yunanistan'a, %7'si ise Türkiye'ye ait bulunmakta, %49'u ise açık deniz statüsünde olmaktadır."
CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Oyan, Wikileaks internet sitesinde yayımlanan ''belgelerin'' çoğunun ''malumu ilan ettiğini'' ancak, bilinen şeyleri resmileştirmesinin önemli olduğunu ifade etti.
Füze Kalkanı meselesinde NATO ile ilişkilerin ''şizofrenik'' bir şekilde geliştiğini iddia eden Oyan, NATO belgelerinde zaten ülke adının geçmediğini de öne sürdü.
Oyan, özetle şunları söyledi:
''NATO, hedefine Asya'yı koymuştur. Ülke sayıyor mu? Çin'in adını veriyor mu? Esas hedef koyduğu ülke Çin'dir, Pakistan'dır, Afganistan'dır, gerekirse Hindistan'dır, Kuzey Kore'dir, İran zaten var. Daha önce Sovyetler Birliğinin de adını vermezdi. Türkiye'nin İran'a cephe ülke olması isteniyor. NATO'ya yaklaşan Rusya da aslında Çin ile olan problemlerini NATO üzerinden çözmek istiyor. Dolayısıyla dünyada yeni bir ittifak oluşuyor. Hegemonyası zayıflayan ABD, hegemonya kaybını hafifletmek için NATO'yu daha kendi yanında konumlandırmak istiyor.
Türkiye, nerede duracağını bilemeyen şaşkın bir ülke konumunda. Bir taraftan Çin ile ortak tatbikat yapıyoruz, öbür taraftan NATO'nun yeni konseptinde Çin ana hedef. Yani Türkiye yerini nasıl tayin edecek? Türkiye NATO üyesi mi, değil mi? Türkiye, yalpalayan bir dış politikaya ve gücünü olduğundan daha fazla abartan bir noktaya sürükleniyor. 'Sıfır sorun' dedik, İsrail ve Azerbaycan ile çok güçlük yarattık.''
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun anamuhalefet partisi olarak partilerini ziyaret edip bilgi vermesini istediklerini belirten Oyan, ''Diğer partilere ve Meclise de bilgi versin. Dış politika ortak bir sorundur. Daha danışmacı bir politika oluşturmak gerekir. Çünkü, ülke dış politikaları iktidar değişiminde değişmemesi gereken politikalardır'' diye konuştu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Oyan, Wikileaks internet sitesinde yayımlanan belgelerin ''çoğunun malumun ilanı olduğunu'' belirterek, ''Önemli olan bilinen şeylerin resmileşmesi'' dedi.
Belgelerin ABD'nin zayıflayan hegemonyasını daha da pekiştireceğini ifade eden Oyan, belgelerde, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda ''imkansız'' değerlendirmesinin yer aldığını anımsattı. Oyan, ''Biz bunu yıllardır söylüyoruz. Anlamasını bilenler için sivrisinek sazdır. Belki de AB ile ilgili aldatmaca hikayelerinin sonuna gelmiş bulunuyoruz'' diye konuştu.
Oyan, ''ABD'nin belgeleri manipülasyon aracı olarak kullanmış olma ihtimali var mı?'' sorusu üzerine ise ''Sanmıyorum. Çünkü, çok yönlü uluslararası ilişkilerini tahrip eder. ABD bunu yapsaydı, kontrollü belgeler üzerinden yapardı. Kontrolü dışında olduğunu sanıyorum'' görüşünü dile getirdi.
Belgelerin, Türkiye-ABD ilişkilerini nasıl etkileyeceğine ilişkin soruya karşılık da Oyan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''etekteki taşlar dökülsün bakalım'' dediğini anımsattı. Oyan, ''Herkes not edecek, ancak kafasını kuma gömecek. Öyle anlaşılıyor. Maskeli bir ilişki dünya çapında göreceksiniz'' diye konuştu. (12:53)
