2011-07-13 - 13:20
CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen, CHP İstanbul Milletvekili Oktay Ekşi ile parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammarberg'in,
Türkiye'de basın özgürlüğüne ilişkin hazırladığı raporla ilgili bilgi verdi.
CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen, CHP İstanbul Milletvekili Oktay Ekşi ile
parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Avrupa Konseyi İnsan Hakları
Komiseri Thomas Hammarberg'in, Türkiye'de basın özgürlüğüne ilişkin
hazırladığı raporla ilgili bilgi verdi.
CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen, her
hükümetin, devletin, vatandaşlarının temel hak ve özgürlüklerini koruma
yükümlülüğü olduğunu belirterek, ''Bu yükümlülüklerden 'yargı bağımsızdır'
bahanesiyle kaçılamaz'' dedi.
Cezaevlerine konulan gazetecilerin sayısındaki artış ve Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında Türkiye ile ilgili daha fazla ihlal kararı
çıkmasının Hammarberg'i bu konuda rapor hazırlamaya sevk ettiğini dile getiren
Türmen, raporda ''Türkiye'de basının sindirildiği ve baskı altında olduğunun''
ifade edildiğini aktardı.
Raporda, ''Sorunların kısmen yasadan, kısmen yargıdan kaynaklandığı,
tutuklamaların Türkiye'de büyük bir problem teşkil ettiği ve AİHM kriterlerine
uymadığı'' şeklinde ibarelerin yer aldığını bildiren Türmen, şunları kaydetti:
''Raporda, gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener'e geniş yer ayrılıyor.
Yayımlanmamış bir kitabın yasaklatılmasından ve toplatılmasından duyulan endişe
belirtiliyor. Bu tabii Avrupa'da görülmüş bir şey değil. Bütün bu problemlerin
hepsinin basını otosansüre sevk ettiği kaydediliyor. Türkiye'de yargının, AİHM
standartlarını göz önünde bulundurmasıyla sorunların giderilebileceği ifade
ediliyor.''
Raporun ''ileri demokrasi, Türkiye'nin demokratikleşmede örnek ülkelerden
biri haline geldiği'' gibi yargıların ne kadar gerçekle bağdaşmadığını
gösterdiğini savunan Türmen, ''(Yargıya karışamayız) argümanının ne kadar
geçersiz olduğunu gösteriyor. Çünkü her hükümetin, devletin, kendi
vatandaşlarını, basın mensupları da dahil, temel hak ve özgürlüklerini koruma
yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülüklerden 'yargı bağımsızdır' bahanesiyle
kaçılamaz'' görüşünü dile getirdi.
Ekşi de raporun, Türkiye'de gazetecilerin çalışma koşullarının medyanın
özgürce faaliyet yapmasını engelleyici gerçeklerle dolu olduğunu ifade etti.
Türkiye'de 75 bin basın mensubunun ancak yüzde beşinin sosyal güvenceye
sahip olarak görev yaptığını kaydeden Ekşi, 212 sayılı Yasa'nın, medyada
uygulanmıyor denecek kadar az uygulanmasının, medya çalışanlarının özgürce
görevlerini yapmalarını engelleyen en ciddi fakat üzerinde tartışma yapılmayan
bölümü olduğunu belirtti. (13.20)
parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Avrupa Konseyi İnsan Hakları
Komiseri Thomas Hammarberg'in, Türkiye'de basın özgürlüğüne ilişkin
hazırladığı raporla ilgili bilgi verdi.
CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen, her
hükümetin, devletin, vatandaşlarının temel hak ve özgürlüklerini koruma
yükümlülüğü olduğunu belirterek, ''Bu yükümlülüklerden 'yargı bağımsızdır'
bahanesiyle kaçılamaz'' dedi.
Cezaevlerine konulan gazetecilerin sayısındaki artış ve Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında Türkiye ile ilgili daha fazla ihlal kararı
çıkmasının Hammarberg'i bu konuda rapor hazırlamaya sevk ettiğini dile getiren
Türmen, raporda ''Türkiye'de basının sindirildiği ve baskı altında olduğunun''
ifade edildiğini aktardı.
Raporda, ''Sorunların kısmen yasadan, kısmen yargıdan kaynaklandığı,
tutuklamaların Türkiye'de büyük bir problem teşkil ettiği ve AİHM kriterlerine
uymadığı'' şeklinde ibarelerin yer aldığını bildiren Türmen, şunları kaydetti:
''Raporda, gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener'e geniş yer ayrılıyor.
Yayımlanmamış bir kitabın yasaklatılmasından ve toplatılmasından duyulan endişe
belirtiliyor. Bu tabii Avrupa'da görülmüş bir şey değil. Bütün bu problemlerin
hepsinin basını otosansüre sevk ettiği kaydediliyor. Türkiye'de yargının, AİHM
standartlarını göz önünde bulundurmasıyla sorunların giderilebileceği ifade
ediliyor.''
Raporun ''ileri demokrasi, Türkiye'nin demokratikleşmede örnek ülkelerden
biri haline geldiği'' gibi yargıların ne kadar gerçekle bağdaşmadığını
gösterdiğini savunan Türmen, ''(Yargıya karışamayız) argümanının ne kadar
geçersiz olduğunu gösteriyor. Çünkü her hükümetin, devletin, kendi
vatandaşlarını, basın mensupları da dahil, temel hak ve özgürlüklerini koruma
yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülüklerden 'yargı bağımsızdır' bahanesiyle
kaçılamaz'' görüşünü dile getirdi.
Ekşi de raporun, Türkiye'de gazetecilerin çalışma koşullarının medyanın
özgürce faaliyet yapmasını engelleyici gerçeklerle dolu olduğunu ifade etti.
Türkiye'de 75 bin basın mensubunun ancak yüzde beşinin sosyal güvenceye
sahip olarak görev yaptığını kaydeden Ekşi, 212 sayılı Yasa'nın, medyada
uygulanmıyor denecek kadar az uygulanmasının, medya çalışanlarının özgürce
görevlerini yapmalarını engelleyen en ciddi fakat üzerinde tartışma yapılmayan
bölümü olduğunu belirtti. (13.20)
