2020-12-17 - 11:39
2021 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULUNDA
TBMM Genel Kurulu'nda, 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin maddelerinin görüşmeleri tamamlandı.
Genel Kurul, Meclis Başkanvekili Haydar Akar başkanlığında toplandı.

Genel Kurul'da 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin maddelerinin görüşülmesinin tamamlanmasının ardınan 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin maddelerinin görüşmelerine geçildi.

Teklifin 13. maddesi üzerinde söz alan İYİ Parti Mersin Milletvekili Zeki Hakan Sıdalı, 2021 bütçesiyle yerel yönetimlerin dış borç kullanmasının sınırlandırıldığını söyledi.

İktidarın, belediyelerin teknoloji ve yüksek meblağda yatırım arayışlarında "Kaynak için bana gelmeyin, dış borçlanmada Hazine garantisi veremem" dediğini ileri süren Sıdalı, dış borçlanmanın bir anlamda yasaklandığını ifade etti.

Sıdalı, belediyelerin AK Parti yönetiminden borç batağında teslim edildiğini belirterek "Belediyelere halk yetki verdi ama siz para vermediniz, borçlanmayı da kayırarak saadet zinciri kurdunuz. Kendi belediyelerinizde para, kentlerimizin su kayıp kaçaklarını azaltmak yerine verimsiz yatırımlara yönlendirildi. Bugün İstanbullular, Antalyalılar, Bursalılar ucuz su tüketemiyorsa sorumlusu sizin belediyeleriniz, sizin yanlış borçlanma izinlerinizdir." diye konuştu.

Makro politikalar için yeşil bütçeleme uygulamalarının hayata geçirilmesi gerektiğini dile getiren Sıdalı, geniş tabanlı, çevreci vergi reformu yapılmasının önemli olduğunun altını çizdi. Sıdalı, "Kar için değil, insan için kentler inşa edilmeli. Kar için değil, insan için yönetimler kurulmalı. Kar için değil, insan için devlet önceliğimiz olmalı." dedi.

MHP Sivas Milletvekili Ahmet Özyürek, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin parlamenter sistemin getirdiği krizlere son verdiğini, hızlı ve etkin karar alma mekanizmalarıyla ekonomik ve sosyal refah üzerindeki değişim ve dönüşüm sürecini koordineli bir şekilde yürüttüğünü söyledi.

Türkiye'nin Kovid-19 salgınının ekonomiye olan etkilerinin azaltılması ve toplumun tüm kesimlerinin bu süreçten olumsuz etkilenmemesi için örnek alınan bir mücadele gösterdiğini ifade eden Özyürek, "Dışarıdan gelmesi muhtemel riskler de göz önüne alındığında etkili maliye politikalarıyla birlikte yatırım, üretim, ihracat, vergi, iş gücü piyasası, eğitim ve tarım gibi özellikle temel alanlarda büyük bir ciddiyetle önlemler alınmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin ekonomik ve sosyal hedeflerine ulaşabilmesi adına reformist adımları atmasının kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Özyürek, "Bütçenin sürdürülebilir büyüme ve adaletli paylaşıma yönelik bir amaç güderek hedeflerini gerçekleştirmesi beklenmektedir." diye konuştu.

Özyürek, çiftçilerin mağduriyetinin giderilmesi için tarımsal kredilerin yapılandırılmasını isteyerek, tarımsal üretim ve hayvancılığın desteklenmesinin maliyetlerin düşürülmesiyle mümkün olacağını söyledi.

HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, AK Parti'nin 18 yıllık iktidarında ülkenin işçi mezarlağına çevrildiğini ileri sürerek, "İşçiler ölürken, işçiler işçi cinayetlerine kurban giderken siz işçi cinayetlerini engellemek için alınan bütün tedbirleri ötelemeye devam ettiniz." dedi.

Asgari ücretin halka "sefalet ücreti" olarak dayatıldığını savunan Piroğlu, asgari ücretin üstündeki vergilerin kaldırılmasını istedi.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, "bir bütçe, iki Türkiye" olduğunu dile getirerek, birinci Türkiye'de "şatafat, savurganlık, gösteriş, israf, kayırmacılık, torpil", ikinci Türkiye'de "yoksulluk, işsizlik, yolsuzluk, açlık" olduğunu öne sürdü.

Pandemi döneminde esnafa verilen yardımın Almanya'da günlük 500 avro, Fransa'da 33 avro olduğunu, Türkiye'de ise 3,5 avroya denk geldiğini belirten Ağbaba, "Almanya'da 9 bin, Türkiye'de 125 bin makam arabası var. Arkadaşlar, böyle bir şatafat, böyle bir savurganlık olamaz. Maybach'ı Merkel üretiyor, bizimki biniyor." ifadesini kullandı.

Türkiye'de asgari ücretle çalışanların oranının yüzde 43 olduğunu anlatan Ağbaba, ülkenin tamamına yakınının asgari ücretle geçindiğini savundu.

Market zincirlerine de depki gösteren Ağbaba, AK Parti'nin bu zincirlerin en büyük destekçisi olduğunu öne sürdü. Ağbaba, kasabın, bakkalın, manavın kanının bu zincirlerce emildiğini ifade ederek "Bu düzende adalet yok, bu düzende eşitlik yok, bu düzende utanma yok, bu düzende ahlak yok ama bizim umudumuz var. İkinci Türkiye'nin hakkını sizden alacağız, makam aracı saltanatına son vereceğiz, sarayı paylaştıracağız." diye konuştu.

AK Parti Burdur Milletvekili Yasin Uğur, Kovid-19 salgını sürecinin, AK Parti hükümetlerinin 18 yılda yaptığı sağlık yatırımları sebebiyle nispeten daha az hasarla atlatıldığını söyledi.

2020'de birçok sınamalarla karşılaşıldığına dikkati çeken Uğur, şöyle devam etti:

"Çok şükür, hepsinde de tüm dünyayı şaşırtacak şekilde başarılı olduk. 18 yıllık iktidarımız döneminde, sağlık alanında, sağlık sisteminden hastanesine, sağlık personelinden ekipmanına yatırım yapan bir hükümet olmasa, 2002 yılında savunma sanayisinde yüzde 18'lik yerlilik oranını yüzde 70'lere getiren bir hükümet olmasa, verilen destek ve teşviklerle milli teknoloji hamlesi sayesinde yerli İHA'lar, SİHA'lar ve benzeri birçok askeri araç ve mühimmatı yapan bir savunma sanayisi olmasa ve hepsinden önemlisi 18 yıldır ülkeyi vizyonu ve dik duruşuyla tek derdi millet olan büyük lider Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan yönetmese bu başarılar kendiliğinden olur muydu?"

Bugün gelinen noktada, duruşu ve yönü çok net olan bir Türkiye olduğunu vurgulayan Uğur, Türkiye'nin kararlı duruşunu sürdürmeye devam edeceğini kaydetti.

Bağımsız İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, bütçenin halk için değil saray için yapıldığını ileri sürdü.

Şık, bütçe görüşmeleri boyunca Meclise, halka hesap vermek için gelen memurların, her türlü hakaret eşliğinde parmak sallayıp hiza vermeye çalıştığını iddia etti.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, daha sonra milletvekillerinin sorularına cevap verdi.

Sosyal yardım alan vatandaşların sosyal yardımlarının haczedilmediğini belirten Selçuk, asgari ücrete ilişkin eleştiriye de yanıt verdi. Selçuk, şöyle konuştu:

"Asgari ücret devlet, işçi ve işveren kesimlerinden oluşan üçlü bir yapı içerisinde bağımsız bir komisyon olan Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlenmektedir. Komisyonda bütün sosyal tarafların, kamunun teklifleri, önerileri, talepleri, görüşleri bağımsız bir şekilde, objektif ve şeffaf bir şekilde yapılan toplantılarda dinlenmektedir. 18 yıllık döneme de baktığımız zaman, reel artış olarak 2020 Ocak itibarıyla 1,5 katlık bir artış sağlamış durumdayız."

Selçuk, işsizlikle çok yönlü mücadele edildiğini dile getirerek, hem aktif iş gücü programları hem de pozitif iş gücü programları bulunduğunu bildirdi.

Gençlerde iş gücünün yıllara göre artmaya devam etmediğini, 2002'den bu yılın kasım ayı sonuna kadar İŞKUR tarafından toplam 9,5 milyon kişinin işe yerleştirildiğini anlatan Selçuk, bunun yaklaşık üçte birinin gençlerden oluştuğunu söyledi.

Tarımsal desteklerin arttığını ifade eden Selçuk, 2018-2020 yılları arasında 52 milyara yakın destek ödemesi yapıldığına dikkati çekti. Selçuk, 2021 yılında da 22 milyar liralık tarımsal destek sağlanacağını anımsatarak, çiftçileri korumaya devam edeceklerini kaydetti.

Teklifin 14. maddesi üzerinde söz alan Samsun Milletvekili Bedri Yaşar, AK Parti'nin 3 Kasım 2002 tarihli seçim beyannamesinden "Krizin sorumlusu halkımız değildir. Krizin sorumlusu ülkeyi yönetenlerdir. Milletimizin bu kötü gidişe dur demesi için 3 Kasım seçimi önemli bir fırsattır." ifadelerini okuyarak, "O günden bugüne değişen hiçbir şey yok. 18 yıl sonra bugün de biz yüksek iç ve dış borçlardan, enflasyondan, yüksek işsizlikten bahsediyoruz. 18 yılda dönüp dolaşıp geldiğimiz yer aynıdır." diye konuştu.

Asgari ücret üzerindeki verginin işverenlerin üzerinden alınıp devlet tarafından ödemesini öneren Yaşar, "Bunu dikkate alacağınızı ümit ediyorum. Zaten asgari ücret bu ülkede asgari ücret olmaktan çıktı, ortalama ücrete döndü. Bu şartlarda, bu rakamlarda, yoksulluk sınırının 2 bin 418 lira olduğu bir ülkede asgari ücretin zaten bir önemi ve de anlamı yoktur." ifadelerini kullandı.

MHP Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz, savunma sanayindeki gelişmelere işaret ederek, İHA'ların PKK'nın sonunu getirdiğini, Azerbaycan'ın Karabağ'ı geri almasında önemli rol oynadığını anlattı.

ABD'nin Türkiye'ye yönelik S-400 yaptırım kararına ilişkin Kılavuz, "TSK'ye muazzam bir güç veren, ayrıca kardeş Azerbaycan'ın gücüne güç katan Türk savunma sanayisi cezalandırılmak istenmektedir. ABD'nin uygulamış olduğu yaptırım kararının sırrı tamamen yerli ve milli başarılarda aranmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Türk savunma sanayisinin her türlü engellemeye rağmen imkan ve kabiliyetlerini artırmaya, destan yazmaya devam ettiğini belirten Kılavuz, şunları söyledi:

"Türk ordusunun Suriye'nin kuzeyinde oluşturulmak istenen terör koridorunu PKK/PYD ve YPG'nin başına yıkması, her türlü dayatmaya karşı vatan savunması için S-400 füzelerinin alınması, enerjide söz sahibi olmak adına Akdeniz'de, Karadeniz'de yapılan sondaj çalışmaları, mavi vatanda tarihi çıkarlarımızı ve egemenlik haklarımızı tescil etme çabaları vatanımızı kuşatmak isteyen küresel odakların uykularını kaçırmıştır."

Kılavuz, 46 yıldır kapalı olan Maraş meselesini çözüme kavuşturma iradesinin, Türk İHA, SİHA ve TİHA'larının teröristleri bulundukları yerde yok etme gücünün, devletin dünyada güçlü ve söz sahibi bir ülke olma yolundaki kararlı ve emin adımlarının, 15 Temmuz'da FETÖ'yle birlikte çöken emperyalist dayatmanın da sonunu getirdiğini vurgulayarak, "Bu tarihi gerçekler ışığında, ülkemize yaptırım kararı alan ABD ve AB'yle aynı zihniyette, aynı çizgi ve söylemde olanlar, devletimizin geleceğini Washington'da ve Brüksel'de arayanlar, Türklüğün ve İslam'ın düşmanlarına bel bağlayanlar tarih ve vicdan önünde ebediyen mahkum olacaklardır." ifadelerini kullandı.

HDP Batman Milletvekili Necdet İpekyüz, yürütmenin birçok soruna cevap veremediğini ileri sürerek şöyle devam etti:

"Bu, aslında bir nevi sıkışmışlık, çaresizlik. En kolayı muhalefet edenlere, ses çıkaranlara yönelik yapılan şey 'Hainsiniz, teröristsiniz'. Ama bu kürsüde gerçekler dile getirilecek. Gerçekler niçin dile getirilecek? Çünkü siz, çaresiz bir şekildesiniz, artık bir yöntem bulamıyorsunuz ve en rahat yaptığınız şey milliyetçi nutukları atmak, baskı geliştirmek, toplumu biate alıştırmak, korkuyu geliştirmek. Ama biz gerek yapılanlar gerek isteklerimiz gerek umut ettiğimiz yaşam, barış, özgürlük ve eşitlik içindeki yaşam için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz."

TBMM Genel Kurulu'nda yollardan, köprülerden, şehir hastanelerinden çok konuşulduğunu dile getiren İpekyüz, yılın son döneminde yapılandırmaların yapıldığını ancak bu otoyolların kamunun olmadığı için "özel yollar"da ceza kesildiğinde üstüne yüzde 400'e kadar bir faiz geldiğini, "tefecilik" yapıldığını öne sürdü.

Kamunun olması gereken otoyollarda bir düzenleme yapılamıyorsa bunun kamu yolu değil, "özel yol" olduğunu iddia eden İpekyüz, "Bu tefecilerin eline bizi mahkum edip, cezaları da yapılandıramıyorsunuz." dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Oğun Kaan Salıcı, ABD'nin Türkiye'ye yönelik S-400 yaptırım kararına ilişkin, "Türkiye Cumhuriyeti'ni tartıştıran ve yola getirmeye yönelik bu yaptırımların kabul edilmesi mümkün değildir. Bu yaptırımlarla doğal olarak hep beraber mücadele edilmesi gerekir. Bizim hükümetin dış politikasına yönelik eleştirilerimiz bakidir. Bundan sonra da eleştirilerimiz olacaktır. Ama bu yaptırımlar, Türkiye Cumhuriyeti'ni daha dün kurulmuş bir 'muz cumhuriyeti' gibi görmeye çalışan bir anlayışı reddettiğimizi, kınadığımızı ifade etmek isteriz." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti milletvekillerinin bir kısmının Milli Görüş geleneğinden geldiğine işaret eden Salıcı, "Milli Nizam Partisi kapatıldı. Refah Partisi kapatıldı, Milli Selamet Partisi kapatıldı, Fazilet Partisi kapatıldı. Türkiye şu ana kadar birçok parti kapatmayla muhatap oldu. Parti kapatmanın hiçbir sorunu çözmediği, Türkiye'de siyaseti hafızasız bıraktığı, parti kapatmanın Türkiye siyasetine negatif müdahale anlamına geldiği hepimizin malumu." şeklinde konuştu.

CHP'nin bu konudaki görüşünün çok net olduğunu vurgulayan Salıcı, "Ama iktidarın ortağı tarafından en üst perdeden dillendirilen böyle bir dile karşı, böyle bir siyasete karşı iktidar tarafından ses gelmiyor olması da manidar." ifadelerini kullandı.

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat, Diyarbakır'ın çok güzel bir şehir olduğunu belirterek, "Her ne kadar otuz beş yıl boyunca bizi çok üzen kelimelerle anılmış olsa bile biz o kelimeleri ve cümleleri elimizin tersiyle bir kenara bırakıp son beş yılda bu kadim şehrin Zümrüdüanka gibi küllerinden yeniden doğuşuna tanıklık etmekteyiz ve bunun böyle kalması için de elimizden gelen her şeyi yapacağız." diye konuştu.

AK Parti iktidarları sayesinde son on sekiz yılda Diyarbakır'da toplam 37 milyarlık hizmetle cumhuriyet tarihinin yatırım rekorlarının kırıldığını anlatan Eronat, bu yatırımlarda içindeki en büyük payı barajların oluşturduğunu söyledi.

Silvan Barajının, 2022 yılında faaliyete girdiğinde, her yıl ekonomiye 2 milyar lira katkı sağlayacağının altını çizen Eronat, "Atatürk Barajı'ndan sonra en büyük sulama yatırımı unvanına alacak olacak Silvan Barajı, tamamlandığında toplamda 235 bin hektar alan sulanabilecek. Ortalama 300 bin insanımıza istihdam sağlanabilecek." bilgisini verdi.

HDP Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer, bütçenin Kürt meselesinin çözümüne katkı sunmadığını iddia ederek, şunları kaydetti:

"Bu bütçede Kürt yok, hele hele Kürtlerle ilgili hiçbir şey yok. Eğitimde Eylül 2012'de Türkiye'de 'Yaşayan Diller ve Lehçeler' adı altında Kürtçe seçmeli dersinin Milli Eğitim Bakanlığı müfredatına girdiğini hepimiz biliyoruz. 50 bin kelimelik Kürtçe Sözlük'ün Türk Dil Kurumu tarafından basıldığını da biliyoruz. Ahmed-i Hani'nin Mem u Zin eserinin, yine, Kültür Bakanlığı tarafından basıldığını da biliyoruz. Ama en son, geçenlerde, AKP Genel Başkanı birkaç gün önce 'Kürt sorunu yoktur.' dedi ve 25 milyon Kürt için ancak 1 tane Kürtçe öğretmeni ataması yapıldı."

Milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtlayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, pandemideki sosyal destek programını 3 faz halinde açıkladıklarını, üçüncü fazda esnaf ve belli kategorideki herkesin ayrım olmaksızın başvuru yapabildiğini söyledi.

İş sağlığı ve güvenliğine çok önem verdiklerini vurgulayan Selçuk, bu konunun müstakil bir kanun olarak ilk defa AK Parti hükümetleri döneminde ele alındığını, 36 yönetmelik ve diğer alt düzenlemenin de hızla hayata geçirildiğini belirtti.

Selçuk, iş sağlığı ve güvenliği bilinci oluşturmak açısından farkındalık çalışmalarına devam ettiklerine dikkati çekerek "Biz hiçbir çalışanımızı kaybetmek istemiyoruz. Her can bizim için çok kıymetli. Geçen 18 yılda çalışan sayımız 3 kat artmış. İş yeri sayımız da 2,6 kat artmış. Buna rağmen iş kazasında ölüm sayımız yarı yarıya inmiş." diye konuştu.

İş kazalarındaki ölüm oranlarını daha da indirebilmeyi amaçladıklarını anlatan Selçuk, "İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na harfiyen uyulması çok önemli. Bu konuda denetimlerimizi sıklaştırarak devam ediyoruz. İş kazalarındaki anlayışımız, sıfır tolerans ilkesiyle denetimlerimizi sürdürebilmek." ifadelerini kullandı.

Bakan Selçuk, Kovid-19 pandemisi döneminde, hala yürürlükten olan genelgeyle 10 yaş altı özel gereksinimli çocuğu olan kamu çalışanları, 60 yaş ve üzeri kamu çalışanları ve Sağlık Bakanlığının belirlediği kronik hastalığı bulunan kamu çalışanlarına idari izin verileceğinin düzenlendiğini anımsattı.

Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığının yazısı ile hamileliğin 24 ila 32'nci haftasında olan kamu çalışanlarının da idari izinli sayıldığını belirten Selçuk, "Bu düzenlemeler dışında her ilin Hıfzıssıhha kurulları tarafından kamu çalışanlarına idari izin verilmesine dair kararlar alınabiliyor. Örneğin Ankara ve İstanbul'da 10 yaş altı çocuğu olanların idari izinli sayılmasına, evden çalışmalarına dair kararlar verildi. Bakanlıklarımız, kamu kurum ve kuruluşlarımız kendi iç düzenlemeleriyle bunu yapabilmekteler." dedi.

Zehra Zümrüt Selçuk, gerçek işsiz sayısının TÜİK'in açıkladığının çok üzerinde olduğuna dair iddialara ise şöyle yanıt verdi:

"Biz sizlere veri verirken TÜİK verilerini esas alıyoruz çünkü TÜİK ülkemizin resmi istatistik kurumu. Onun haricinde özellikle ben de diğer bakan arkadaşlarımız da TÜİK istatistikleri dışında ILO, OECD, Eurostat gibi uluslararası verileri de size veriyoruz ama maalesef ne verdiğimiz verilere inanıyorsunuz ne de yaptığımız açıklamalara inanıyorsunuz; ondan sonra da gelip 'hükümet cevap vermiyor' deniyor. Biz cevap veriyoruz ama cevabımızın kabul edilip edilmemesi sizin takdirinizde. Verdiğimiz bütün veriler gerçeği yansıtmaktadır. Hem ulusal hem de uluslararası resmi istatistik kurumlarının verileridir.

İşsizlik tanımı da net. İşsizlik, son 4 haftadır herhangi bir iş arama kanalıyla iş aramış ve 2 hafta içerisinde işbaşı yapabilecek çalışma çağındaki nüfusu kapsamaktadır. Türkiye dışında işsizlik oranının düştüğü AB ülkeleri de mevcut. Sadece Türkiye'de düşmedi. Dolayısıyla, bu konuda bütün veriler de bunu göstermekte. Dolayısıyla ulusal, uluslararası veriler ışığında sizlere bilgi vermekle sorumluyuz."

Konuşmaların tamamlanmasının ardından teklifin 14. maddesi kabul edildi.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***