2012-04-19 - 13:02
CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI TANRIKULU'NUN BASIN TOPLANTISI?
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ile tablolar eşliğinde parlamentoda düzenlediği basın toplantısında AK Parti döneminde yaşanan "yaşam hakkı ihlalleri ve öne çıkan bazı ölüm vakaları" hakkında değerlendirmelerde bulundu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ile tablolar eşliğinde parlamentoda düzenlediği basın toplantısında AK Parti döneminde yaşanan "yaşam hakkı ihlalleri ve öne çıkan bazı ölüm vakaları" hakkında değerlendirmelerde bulundu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, ''2002-2011 yılları arasında faili meçhul cinayet sayısının 166; yargısız infaz, dur ihtarı ve rastgele ateş açma sonucu ölümün 521; gözaltında veya cezaevlerinde ölümün ise 438 olduğunu'' iddia etti.

CHP'li Tanrıkulu, AK Parti'nin bir taraftan demokrasiden yana görünmeye çalıştığını, diğer yandan da kendi dönemindeki cinayetleri, katliamları, toplu işçi ölümlerini, toplumsal hafızayı sıfırlamaya çalışarak tarihin karanlığına gömmeye çalıştığını öne sürdü.

CHP'li Tanrıkulu, AK Parti'nin İşçi ölümlerini "kadere", kolluk güçlerinin yetkilerini aşarak gerçekleştirdikleri yargısız infazları "kazaya" bağladığını iddia ederek geçiştirmeye ve unutturmaya çalıştığını söyledi.

AK Parti'nin, bir yandan yüzleşmekten, hesaplaşmaktan, haktan ve adaletten dem vurduğunu bir yandan da kendisiyle yüzleşmekten korkan bir iktidar olduğunu savunan Tanrıkulu, "Kendisiyle yüzleşmekten korkan bir iktidarın, tarihle yüzleşmek gibi bir derdi de olamaz. AKP'nin 12 Eylül'le hesaplaşmaktan anladığı, göstermelik bir yargılama, Sivas Katliamıyla yüzleşmekten anladığı şey de, katliamı anmaya giden yurttaşların üzerine göz yaşartıcı gaz sıkmak, davanın zaman aşımına uğramasına göz yummak ve faillerin yakalanması için kılını kıpırdatmamaktır." dedi

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, sözlerinde şunları kaydetti:

"İktidara geldiği günden beri mağdur edebiyatı yapmaktan geri durmayan, bunun üzerinden oy devşirmekte beis görmeyen AK Parti, kendi döneminde yaşattıkları toplumsal travmaların üstünü örtmek için de çeşitli yöntemlere başvuruyor. AK Parti sadece kendi döneminde değil, yakın dönemdeki katliamları da zaman aşımına cevaz veren yasaların değişmesine mani olarak unutturmak için akıl almaz bir vicdansızlık örneği sergiliyor.

Bir taraftan "demokrasi"den yana görünmeye çalışan AK Parti, diğer yandan kendi dönemindeki cinayetleri, katliamları, toplu işçi ölümlerini, kendi ihmalkârlığı yüzünden meydana gelen faciaları, toplumsal hafızayı sıfırlamaya çalışarak tarihin karanlığına gömmeye çalışıyor.

İşçi ölümlerini "kadere", kolluk güçlerinin yetkilerini aşarak gerçekleştirdikleri yargısız infazları "kazaya" bağlayarak geçiştirmeye, unutturmaya çalışan AK Parti, bir yandan da yüzleşmekten, hesaplaşmaktan, haktan ve adaletten dem vuruyor. Ancak kendisiyle yüzleşmekten korkan bir iktidarın, tarihle yüzleşmek gibi bir derdi de olamaz.

AK Parti'nin 12 Eylül'le hesaplaşmaktan anladığı, göstermelik bir yargılama, Sivas Katliamıyla yüzleşmekten anladığı şey de, katliamı anmaya giden yurttaşların üzerine göz yaşartıcı gaz sıkmak, davanın zaman aşımına uğramasına göz yummak ve faillerin yakalanması için kılını kıpırdatmamaktır.

Failler demişken, sık sık kendi dönemlerinde faili meçhul cinayet yaşanmadığını ileri süren AK Parti yetkililerini rakamlar kuşkuya yer bırakmayacak biçimde yalanlıyor. Aşağıdaki tablolardan da görüleceği gibi, 2002'den bu yana 129 faili meçhul cinayet gerçekleşti. Aynı tarihlerde yargısız infaz, dur ihtarına uymama veya rastgele ateş açılma sonucu 428 kişi hayatını kaybetti. "İşkenceye sıfır tolerans" vaadiyle halkı kandırmaya çalışan AK Parti iktidarı döneminde sayısız işkence ve kötü muamele vakaları kayıtlara geçerken, gözaltında veya cezaevlerinde ölüm vakaları artarak devam ediyor. 2002'den bu yana gözaltında veya cezaevinde 322 kişi hayatını kaybetti.

Tablonun daha da vahimleştiği alanlardan biri ise "iş kazaları" olarak tanımlanan ama aslında ihmalkârlıktan kaynaklı iş cinayetleridir. AK Parti iktidarı döneminde 10 bin 297 işçi hayatını kaybetti! Sırf tersanelerde yaşanan ölümler bile AK Parti öncesi ve sonrası tablonun vahametini gözler önüne sermeye yetiyor.

1985-2003 yılları arasında tersanelerde yaşanan ölüm vakası 39 iken, AK Parti iktidarları döneminde (2003-2012) bu sayı 110'a çıktı! Kadına yönelik şiddet konusunda da ürkütücü bir artış yaşanıyor. Çeşitli araştırmalar, 2011 yılı itibariyle yedi yıllık dönemde kadına yönelik şiddetin yüzde 1400 oranında arttığını gösterirken, AK Parti yetkilileri, şiddetin değil, görünürlüğünün arttığını iddia ediyor.

Kuşkusuz, AK Parti iktidarında yaşanan toplu ölümler, yargısız infazlar, işkenceler ve pek çok alandaki hak ihlallerini rakamların soğuk tablosuna yansıtmak, durumun vahametini açıklamaya yetmez. Ancak bazı örnek vakaları da hafızalarda sürekli taze tutmak gerekir.

Herhangi bir uygar, demokratik ülkede bırakın kaymakamları, valileri veya bakanları, hükümeti bile istifaya götürecek onlarca vahim örnek olay daha yaşandı AK Parti iktidarları döneminde. Ancak bu olayların bırakın iktidar partisinin yetkililerini, doğrudan faillerinin bile kamuoyu vicdanını rahatlatacak düzeyde bir cezaya çarptırılmadığını üzülerek görmekteyiz. 35 sivilin öldürüldüğü Uludere katliamı bunun en yakın tarihli örneklerinden biridir.

Hiç kuşku yok ki, bu kadar zulüm gören bir halk, AK Parti iktidarından demokratik yollardan hesap soracaktır. Aşağıda bazı örneklerini sunduğumuz ölüm vakalarını, katliamları, "kaza" süsü verilmiş cinayetleri, adalet yerini bulana, failler yargılanıp cezalandırılana kadar hiçbirimiz unutmayacağız, unutturmayacağız."

Tanrıkulu, ''tutuklu vekillerin durumu ile ilgili arayış'' konusundaki bir soru üzerine, bu sorunun, Meclis'te grubu bulunan tüm siyasi partilerin ortak sorunu olduğunu söyledi.

''Bu tabloya göre AK Parti'nin yaşam hakkı ile ilgili notu kaç-'' sorusuna, ''Yaşam hakkı ihlalinde sınıfı geçemezler, sıfır bana göre'' dedi.

Tanrıkulu, başka bir soru üzerine, Suriye'deki olayların savaşla değil barışla çözümlenmesinden yana olduklarını ifade ederek, ''AK Parti, Suriye konusundaki genel görüşme önergesini reddetti ve savaş konusundaki ısrarını sürdürüyor'' dedi.