2009-06-18 - 13:00
CHP'Lİ KART'IN BASIN TOPLANTISI...
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, düzenlediği basın toplantısında, Deniz Feneri e.V sürecinde yaşanan gelişmeleri değerlendirdi . Hükümetin, Deniz Feneri e.V bağlantılı soruşturmada delilleri kararttığını iddia etti.

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Deniz Feneri e.V sürecinde yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Hükümetin, Deniz Feneri e.V bağlantılı soruşturmada delilleri kararttığını iddia etti
ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in de ''diğer Adalet bakanları gibi süreci kamufle etme, karartma,
ihmal ya da benzeri yöntemlerle delillere müdahale edilmesine zemin hazırlama ve olayı zamana yayma
gayreti içinde olduğunu'' söyledi.

Kart, eski Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in, Aralık 2008'de soru
önergesine verdiği yanıtta, ''Almanya'da kurulu Deniz Feneri e.V. derneğinin,
Türkiye'de 9 derneğe yardım yaptığını, ancak yardım yapılan derneklerin
isimlerini açıklamadığını'' belirtti. Sadullah Ergin'in ise aynı konuya ilişkin
11 Haziran 2009 tarihinde verdiği yanıtta, ''Deniz Feneri e.V'nin, Türkiye'de
yardımda bulunduğu dernek sayısının sehven 9 olarak bildirildiğini, yardım
yapılan dernek sayısının 3, federasyon sayısının ise 1 olduğunu'' belirttiğini
ifade eden Kart, yardım yapılan dernek sayısının neden önce 9 olarak
bildirildiğini, sonra 4 olarak düzeltildiğini, hatanın nereden kaynaklandığını
sordu.

''Gelinen aşamada bile 4 derneğe yapılan yardım tutarı ve türü neden
açıklanmamaktadır?'' diyen Kart, bu durumun, başlangıçtan beri dile getirdikleri
kuşku ve kaygıların, ne kadar yerinde olduğunu gösteren bir gelişme olduğunu
iddia etti. Kart, ''Hükümet, gerek dernekler masası, gerekse MASAK aracılığıyla
delillere ve kayıtlara müdahale etmekte ve karartmaktadır. Karartabildiği
kadarını karartıyor, karartamayacağını da zorunlu olarak bırakıyor. Bunun anlamı
budur'' diye konuştu.

MASAK'ın yaptığı çalışmada mesafe alınamadığını ileri süren Kart,
hükümeti, İçişleri Bakanlığı kayıtları ile MASAK çalışmalarına müdahale etmekle
ve delilleri karartmakla suçladı.

Kart, 1 Temmuz 2005 tarihine kadar faizle bankalara yatırılan adli emanet
paralarının, bu tarihten itibaren Akbank'a, 2 Haziran 2008'den itibaren de
Vakıfbank'a faizsiz olarak yatırıldığını bildirerek, ''Bu işlemin yapılmasının
temel sebebi, Sabah-ATV'ye usulsüz verilen 375 milyon dolar kredi sebebiyle
Vakıfbank'ın mevduat dengelerinin bozulmasıdır'' dedi.

Atilla Kart, Hazine lehine tahakkuk eden faiz getirisinden
vazgeçilmesinin, ''bilerek kamu zararına yol açma, görev ve yetkinin kötüye
kullanılması'' olduğunu söyledi.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararına rağmen, keşif ya da haciz işlemi için
yol tazminatı alınmaya devam edildiğini ifade eden Kart, Adalet Bakanlığının yasa
dışı uygulama yaptığını ileri sürdü. Kart, bu paraların nereye harcandığının
bilinmediğini iddia ederek, durumun Adalet bakanları açısından Yüce Divan
sorumluluğu gerektirdiğini savundu.

Kart, mevcut anayasal sistemin çelişkileri istismar edilerek kamu
kaynaklarının talan edildiğini; siyasi iktidarın, ''Türkiye'yi yönetemediğini,
diktaya ve kutuplaşmaya götürdüğünü, Türkiye'de fetret dönemi yarattığını'' iddia
etti.