2010-07-07 - 20:05
Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı'nın
TBMM Genel Kurulunda ''temel yasa'' olarak görüşülmesi sürüyor. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, çevrede olan
her olayda ''bekle, gör'' politikası uygulamayacaklarını, tavır alacaklarını
söyledi.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Irak'ın
kuzeyindeki bölgesel yönetimin lideri Mesut Barzani'ye Kürtçe ''Sayın'' anlamına
gelen ''Kak'' diye hitap etmesini, ''köklü aile geleneğinin bir parçası olarak''
açıkladı.
TBMM Genel Kurulunda, Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri devam ediyor.
Verdiği değişiklik önergesi hakkında konuşan MHP Adana Milletvekili
Yılmaz Tankut, Davutoğlu'na, ''Mesut Barzani'ye, kırmızı halılarda karşılaşma
sırasında 'Kak Mesut' yani Mesut Ağabey diye hitap ettiniz mi?'' sorusunu
yöneltti.
Soruları yanıtlamak üzere söz alan Davutoğlu, Toroslorda, 350 yıllık bir
aile, misafir geleneğine sahip Türkmen ailesine mensup olduğunu ifade ederek,
''Bizim için misafir azizdir. Misafirimize kelam ile de ikram ile de ihtiram
gösteririz'' dedi. ''Kak'' ifadesinin Kürtçe, ''sayın'' anlamına geldiğini
belirten Davutoğlu, misafiri olan Mesut Barzani'nin, Türkiye'deki vatandaşların
bir kısmının da kullandığı Kürtçe'yi kullandığını anımsattı. Misafiri Çinli,
Hintli olsaydı o dillerde ''sayın'' diye hitap edeceğini belirten Davutoğlu,
''Kürt misafirim varsa da Kürtçe 'sayın' demeyi, köklü aile geleneğimin bir
parçası olarak görürüm'' görüşünü dile getirdi.
Davutoğlu, ''herhangi bir dili daha aşağı görmenin mümkün olmadığını''
dile getirerek, geleneklerinde, Yörük aşiretlerini ağırlarken, birbiriyle
ihtilaflı olanların, misafirhaneye geldiklerinde bu ihtilafın sona erdiğini
vurguladı.
''Misafir bizim için azizdir'' diyen Davutoğlu, şöyle konuştu:
''PKK terör örgütüne karşı yapması gereken mücadeleyle ilgili gerekli
şeyler söylendi mi derseniz, en net ifadelerle söylenmiştir. Bu konuda taviz
vermeyiz. İhtiramda da bize saygıda da taviz vermeyiz. Hem saygı gösteririz, hem
saygı bekleriz. Barzani'ye en net ifadelerde bu açıklanmıştır. Kim olursa olsun
misafire ihtimam, bizim, sizin törenizin bir geleneğidir. Ya çağırmazsınız ya
çağırırsanız ihtiram gösterirsiniz. Teröre karşı mücadelede gerekli her şeyi,
kapalı kapılar ardında da açıkta da söylemişimdir, söylerim de... Asırlarca biz
bir arada yaşadık, kuzey Irak ile de Irak'ın bütünüyle de... Bundan sonra da
yaşamaya devam edeceğiz ama aramızdaki fitneye karşı, onlardan gerekli müdahaleyi
beklemek hakkımızdır. Bu konuda da her türlü uyarıyı kendilerine yaptık, yapmaya
da devam edeceğiz.''
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Cumhuriyetin
değerlerine sadık olduğunu ifade ederek, ''Cumhuriyet değerlerinden rahatsız
değilim. Bu değerleri, cumhuriyetin ana felsefesine uygun olarak savunmaya devam
edeceğim'' dedi.
Davutoğlu, Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun
Tasarısı'nın görüşmeleri sırasında CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi'ye yanıt
verdi.
Verdiği değişiklik önergesi üzerinde söz alan Hamzaçebi, Davutoğlu'nun
1990'lı yıllarda yazdığı makaleden alıntı yaparak, ''Cumhuriyetten güç alıp
almadığı, makalede belirttiği gibi Cumhuriyeti, Türk toplumu için ayakbağı olarak
görüp görmediği'' sorusunu yöneltti.
Hamzaçebi'ye cevap vermek üzere kürsüye çıkan Davutoğlu, son 200 yılın
Türk toplumunun kültürel dönüşümü bakımından tarihte çok az milletin rastladığı
bir dönem olduğunu, bununla ilgili büyük bir edebiyat birikimi, literatürün
bulunduğunu söyledi. Davutoğlu, 19. Yüzyıl'da yeni Osmanlıcılık'tan, yeni
Türkçülüğe geçişten, modern döneme kadar böylesine dinamik literatüre sahip başka
bir toplumun neredeyse olmadığını belirtti.
Sosyolojide alt konu olan aydın-halk ilişkisi ve çevre-merkez ilişkisi
bağlamında yaşanan gerilime işaret ettiğini kaydeden Hamzaçebi, burada,
cumhuriyet eleştirisi olmadığı gibi modernleşme eleştirisi dahi bulunmadığını
bildirdi.
Davutoğlu, Atatürk'ün konuşmalarına bakıldığında medeniyetin sadece Batı
ile özdeşleştirilmediğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Eğer siz böyle bakarsanız, Yaban'ı yazan Yakup Kadri Karaosmanoğlu'na
da 'Cumhuriyet karşıtı' diyeceksiniz. Cumhuriyetin kurucu meclisinin yapısına
baktığınızda, o yapıda bütün olumsuzlukları görmez misiniz? Kurucu meclisinin her
birinin, hangi görüşe, hangi ideolojiye sahip olursa olsun, her birini Türk
milletinin en onurlu öncüleri olarak görüyorum. Benim karşı çıktığım elitizmdir.
Fransa'ya gidip, birtakım ideolojik çalışmalardan sonra kendi toplumuna
yabancılaşan, intihar eden Beşir Fuad'ı okudunuz mu? Döndüğünde Meclisi Mebusan
Başkanı olan Ahmet Rıza'nın halkla yaşadığı gerilimi bilir misiniz? Ben bu
gerilimi izah ettim. Bu gerilimi yok sayarsak, kültür tarihimizi yok sayarız.
Aydın birikiminin hepsine, Beşir Fuad'a da... Entelektüel, aydın olarak saygı
duyarım ama o aydın elitizmin, halkla yaşadığı gerilimi de bilirim. Onu etüt
etmek benim akademik hayatımın parçası. Onu anlayamazsak, kendi tarihimizi
anlayamayız.''
Davutoğlu, cumhur kelimesinin, kavramının, halkın değerlerine, halkın
kendisine hitap ettiğini, bu açıdan Cumhuriyetin bütün değerlerine sadık olduğunu
kaydetti.
Laiklik ve rasyonalizmin, halktan yabancılaşmanın değil, akli düşüncenin
perspektifi olduğunu belirten Davutoğlu, bu anlamda da Cumhuriyetin değerlerine
sadık olduğunu dile getirdi. Davutoğlu, kimsenin, tarihi sığ bir zemine
indirgememesi gerektiğini vurguladı.
Davutoğlu, makalesinde Huntington'u eleştirdiğine işaret ederek, özgün
bir medeniyet birikimleri olduğunu belirtti. Davutoğlu, sözlerini şöyle
tamamladı:
''Batı medeniyetinden önce İstanbul, İstanbul'un kültür mirası vardı. Biz
o Batı medeniyetlerine muhtaç değiliz ama Batı medeniyetine de karşı değiliz.
Ondan da her türlü şeyi alıp, yeni bir medeniyet sentezi yaparız. Huntington'a,
'benim toplumum parçalanmış toplum değil' diyorum. Benim toplumun özgün
medeniyeti vardı, içinde batının değerleri olan özgün bir medeniyeti tekrar
kuracağız. Cumhuriyet değerlerinden rahatsız değilim. Bundan sonra cumhuriyetin
değerlerini, cumhuriyetin ana felsefesine uygun olarak savunmaya devam
edeceğim.''
Yeniden söz alan Hamzaçebi ise Davutoğlu'nun Huntington'un, medeniyetler
çatışması tezini eleştirdiğini ancak Türkiye ile ilgili tezine sahip çıktığını
söyledi. Hamzaçebi, Davutoğlu'nun, ''Psikolojik dengesizliğe sahip olan
cumhuriyet eliti, aydın elitin kim olduğunu'' açıklayamadığını savundu.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, çevrede olan
her olayda ''bekle, gör'' politikası uygulamayacaklarını, tavır alacaklarını
söyledi.
Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı'nın
TBMM Genel Kurulunda ''temel yasa'' olarak görüşülmesi sürüyor.
Tasarının maddeleri üzerinde verilen önergelerle ilgili söz alan
muhalefet milletvekilleri dış politikaya yönelik eleştirilerini dile getiriyor.
MHP Muğla Milletvekili Metin Ergün, devletlerin değil kişilerin hayalinin
olabileceğini belirterek, Türkiye Cumhuriyetinin son zamanlardaki dış
politikasının hayalci olduğunu ifade etti. Ergün, Türkiye'nin İsrail ile arasında
arabuluculuk yaptığı Suriye'nin Türkiye ile İsrail arasında arabulucuk önerir
hale geldiğini kaydetti.
Sataşma gerekçesiyle söz alan Dışişleri Bakanı Davutoğlu, bir
vizyonlarının olduğunu belirterek, ''Türk milleti dünya milletleri arasında
saygın bir yere gelecekse ve bu bir hayal gerektiriyorsa önce zihnimde onu
kurarım, sonra da hayata geçiririm. Zihninde bir dünya kuramayanlar pratikte bunu
hayata geçiremezler'' diye konuştu.
Zihninde dünya kuramayanların pratik hayatta ''bekle gör'' politikası
uygulayacağını anlatan Davutoğlu, Suriye ile İsrail arasında iki yıl gizli
diplomasi yürütülerek hiçbir ülkenin yapamadığının yapıldığını, ellerinde her iki
tarafın da kabul ettiği belli kağıtların bulunduğunu ifade etti. Davutoğlu,
''Onun içindir ki son iki yıldır hiç kimse arabuluculuk cesareti ile ortaya
çıkamadı. Niçin sonuca sonuca ulaşmadı? Çünkü İsrail Gazze'de fosfor bombası
kullandı. Arabuluculuğu sürdüreceğiz diye sessiz mi kalacaktık? Sessiz kalmadık''
dedi.
İran ile uranyum takası teklifini getirenin Uluslararası Atom Enerjisi
Kurumu Başkanı Muhammed El Baradey olduğunu bildiren Davutoğlu, 10 ay
uğraştıklarını, ilk defa ortaya bir metnin çıktığını ifade etti.
Davutoğlu, şöyle konuştu:
''Şunu çok iddialı bir şekilde söylüyorum. Şunu yapabilirdik: Bırakalım,
kapışsınlar... Yaptırım kararları gelsin. Bunu yapmadık, yapmayacağız. Çevremizde
olan her olayda bekle gör politikasını hiçbir zaman uygulamayacağız. İdareyi
maslahat yapmayacağız. Türk milletine yakışan da budur.
BM Güvenlik Konseyi yaptırım kararı aldıktan sonra dahi bütün taraflar
bizimle temasa geçerek devrede kalmamazı rica ettiler ve hala rica ediyorlar.
Devrede kalıp kalmamaya da biz karar vereceğiz. Tahran Anlaşması ilk defa İran'ın
imza attığı bir doküman olarak tarihe geçecek. İster kabul etsinler, ister
etmesinler, bütün taraflarla görüşerek, istişare ederek Tahran Anlaşmasını
yaptık. Kimse bunu inkar edemez. Hiçbir muhatap bizimle yeterli görüşme yapılmadı
diyemez. Sonuç şudur: Türkiye Cumhuriyeti Devleti bugün her uluslararası konuda
fikri sorulan ve bir kriz olduğunda müdahale edebilecek potansiyele sahip bir
devlet politikası uygulamaktadır. Biz bekle gör politikası uygulamayacağız.
Bundan sonra da ne zaman bir kriz çıkarsa önce Türkiye tavır belirleyecek.''
Birleşimi yöneten Meclis Başkanvekili Nevzat Pakdil, görüşmelere bir saat
ara verdi. (20.05)
kuzeyindeki bölgesel yönetimin lideri Mesut Barzani'ye Kürtçe ''Sayın'' anlamına
gelen ''Kak'' diye hitap etmesini, ''köklü aile geleneğinin bir parçası olarak''
açıkladı.
TBMM Genel Kurulunda, Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri devam ediyor.
Verdiği değişiklik önergesi hakkında konuşan MHP Adana Milletvekili
Yılmaz Tankut, Davutoğlu'na, ''Mesut Barzani'ye, kırmızı halılarda karşılaşma
sırasında 'Kak Mesut' yani Mesut Ağabey diye hitap ettiniz mi?'' sorusunu
yöneltti.
Soruları yanıtlamak üzere söz alan Davutoğlu, Toroslorda, 350 yıllık bir
aile, misafir geleneğine sahip Türkmen ailesine mensup olduğunu ifade ederek,
''Bizim için misafir azizdir. Misafirimize kelam ile de ikram ile de ihtiram
gösteririz'' dedi. ''Kak'' ifadesinin Kürtçe, ''sayın'' anlamına geldiğini
belirten Davutoğlu, misafiri olan Mesut Barzani'nin, Türkiye'deki vatandaşların
bir kısmının da kullandığı Kürtçe'yi kullandığını anımsattı. Misafiri Çinli,
Hintli olsaydı o dillerde ''sayın'' diye hitap edeceğini belirten Davutoğlu,
''Kürt misafirim varsa da Kürtçe 'sayın' demeyi, köklü aile geleneğimin bir
parçası olarak görürüm'' görüşünü dile getirdi.
Davutoğlu, ''herhangi bir dili daha aşağı görmenin mümkün olmadığını''
dile getirerek, geleneklerinde, Yörük aşiretlerini ağırlarken, birbiriyle
ihtilaflı olanların, misafirhaneye geldiklerinde bu ihtilafın sona erdiğini
vurguladı.
''Misafir bizim için azizdir'' diyen Davutoğlu, şöyle konuştu:
''PKK terör örgütüne karşı yapması gereken mücadeleyle ilgili gerekli
şeyler söylendi mi derseniz, en net ifadelerle söylenmiştir. Bu konuda taviz
vermeyiz. İhtiramda da bize saygıda da taviz vermeyiz. Hem saygı gösteririz, hem
saygı bekleriz. Barzani'ye en net ifadelerde bu açıklanmıştır. Kim olursa olsun
misafire ihtimam, bizim, sizin törenizin bir geleneğidir. Ya çağırmazsınız ya
çağırırsanız ihtiram gösterirsiniz. Teröre karşı mücadelede gerekli her şeyi,
kapalı kapılar ardında da açıkta da söylemişimdir, söylerim de... Asırlarca biz
bir arada yaşadık, kuzey Irak ile de Irak'ın bütünüyle de... Bundan sonra da
yaşamaya devam edeceğiz ama aramızdaki fitneye karşı, onlardan gerekli müdahaleyi
beklemek hakkımızdır. Bu konuda da her türlü uyarıyı kendilerine yaptık, yapmaya
da devam edeceğiz.''
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Cumhuriyetin
değerlerine sadık olduğunu ifade ederek, ''Cumhuriyet değerlerinden rahatsız
değilim. Bu değerleri, cumhuriyetin ana felsefesine uygun olarak savunmaya devam
edeceğim'' dedi.
Davutoğlu, Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun
Tasarısı'nın görüşmeleri sırasında CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi'ye yanıt
verdi.
Verdiği değişiklik önergesi üzerinde söz alan Hamzaçebi, Davutoğlu'nun
1990'lı yıllarda yazdığı makaleden alıntı yaparak, ''Cumhuriyetten güç alıp
almadığı, makalede belirttiği gibi Cumhuriyeti, Türk toplumu için ayakbağı olarak
görüp görmediği'' sorusunu yöneltti.
Hamzaçebi'ye cevap vermek üzere kürsüye çıkan Davutoğlu, son 200 yılın
Türk toplumunun kültürel dönüşümü bakımından tarihte çok az milletin rastladığı
bir dönem olduğunu, bununla ilgili büyük bir edebiyat birikimi, literatürün
bulunduğunu söyledi. Davutoğlu, 19. Yüzyıl'da yeni Osmanlıcılık'tan, yeni
Türkçülüğe geçişten, modern döneme kadar böylesine dinamik literatüre sahip başka
bir toplumun neredeyse olmadığını belirtti.
Sosyolojide alt konu olan aydın-halk ilişkisi ve çevre-merkez ilişkisi
bağlamında yaşanan gerilime işaret ettiğini kaydeden Hamzaçebi, burada,
cumhuriyet eleştirisi olmadığı gibi modernleşme eleştirisi dahi bulunmadığını
bildirdi.
Davutoğlu, Atatürk'ün konuşmalarına bakıldığında medeniyetin sadece Batı
ile özdeşleştirilmediğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Eğer siz böyle bakarsanız, Yaban'ı yazan Yakup Kadri Karaosmanoğlu'na
da 'Cumhuriyet karşıtı' diyeceksiniz. Cumhuriyetin kurucu meclisinin yapısına
baktığınızda, o yapıda bütün olumsuzlukları görmez misiniz? Kurucu meclisinin her
birinin, hangi görüşe, hangi ideolojiye sahip olursa olsun, her birini Türk
milletinin en onurlu öncüleri olarak görüyorum. Benim karşı çıktığım elitizmdir.
Fransa'ya gidip, birtakım ideolojik çalışmalardan sonra kendi toplumuna
yabancılaşan, intihar eden Beşir Fuad'ı okudunuz mu? Döndüğünde Meclisi Mebusan
Başkanı olan Ahmet Rıza'nın halkla yaşadığı gerilimi bilir misiniz? Ben bu
gerilimi izah ettim. Bu gerilimi yok sayarsak, kültür tarihimizi yok sayarız.
Aydın birikiminin hepsine, Beşir Fuad'a da... Entelektüel, aydın olarak saygı
duyarım ama o aydın elitizmin, halkla yaşadığı gerilimi de bilirim. Onu etüt
etmek benim akademik hayatımın parçası. Onu anlayamazsak, kendi tarihimizi
anlayamayız.''
Davutoğlu, cumhur kelimesinin, kavramının, halkın değerlerine, halkın
kendisine hitap ettiğini, bu açıdan Cumhuriyetin bütün değerlerine sadık olduğunu
kaydetti.
Laiklik ve rasyonalizmin, halktan yabancılaşmanın değil, akli düşüncenin
perspektifi olduğunu belirten Davutoğlu, bu anlamda da Cumhuriyetin değerlerine
sadık olduğunu dile getirdi. Davutoğlu, kimsenin, tarihi sığ bir zemine
indirgememesi gerektiğini vurguladı.
Davutoğlu, makalesinde Huntington'u eleştirdiğine işaret ederek, özgün
bir medeniyet birikimleri olduğunu belirtti. Davutoğlu, sözlerini şöyle
tamamladı:
''Batı medeniyetinden önce İstanbul, İstanbul'un kültür mirası vardı. Biz
o Batı medeniyetlerine muhtaç değiliz ama Batı medeniyetine de karşı değiliz.
Ondan da her türlü şeyi alıp, yeni bir medeniyet sentezi yaparız. Huntington'a,
'benim toplumum parçalanmış toplum değil' diyorum. Benim toplumun özgün
medeniyeti vardı, içinde batının değerleri olan özgün bir medeniyeti tekrar
kuracağız. Cumhuriyet değerlerinden rahatsız değilim. Bundan sonra cumhuriyetin
değerlerini, cumhuriyetin ana felsefesine uygun olarak savunmaya devam
edeceğim.''
Yeniden söz alan Hamzaçebi ise Davutoğlu'nun Huntington'un, medeniyetler
çatışması tezini eleştirdiğini ancak Türkiye ile ilgili tezine sahip çıktığını
söyledi. Hamzaçebi, Davutoğlu'nun, ''Psikolojik dengesizliğe sahip olan
cumhuriyet eliti, aydın elitin kim olduğunu'' açıklayamadığını savundu.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, çevrede olan
her olayda ''bekle, gör'' politikası uygulamayacaklarını, tavır alacaklarını
söyledi.
Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı'nın
TBMM Genel Kurulunda ''temel yasa'' olarak görüşülmesi sürüyor.
Tasarının maddeleri üzerinde verilen önergelerle ilgili söz alan
muhalefet milletvekilleri dış politikaya yönelik eleştirilerini dile getiriyor.
MHP Muğla Milletvekili Metin Ergün, devletlerin değil kişilerin hayalinin
olabileceğini belirterek, Türkiye Cumhuriyetinin son zamanlardaki dış
politikasının hayalci olduğunu ifade etti. Ergün, Türkiye'nin İsrail ile arasında
arabuluculuk yaptığı Suriye'nin Türkiye ile İsrail arasında arabulucuk önerir
hale geldiğini kaydetti.
Sataşma gerekçesiyle söz alan Dışişleri Bakanı Davutoğlu, bir
vizyonlarının olduğunu belirterek, ''Türk milleti dünya milletleri arasında
saygın bir yere gelecekse ve bu bir hayal gerektiriyorsa önce zihnimde onu
kurarım, sonra da hayata geçiririm. Zihninde bir dünya kuramayanlar pratikte bunu
hayata geçiremezler'' diye konuştu.
Zihninde dünya kuramayanların pratik hayatta ''bekle gör'' politikası
uygulayacağını anlatan Davutoğlu, Suriye ile İsrail arasında iki yıl gizli
diplomasi yürütülerek hiçbir ülkenin yapamadığının yapıldığını, ellerinde her iki
tarafın da kabul ettiği belli kağıtların bulunduğunu ifade etti. Davutoğlu,
''Onun içindir ki son iki yıldır hiç kimse arabuluculuk cesareti ile ortaya
çıkamadı. Niçin sonuca sonuca ulaşmadı? Çünkü İsrail Gazze'de fosfor bombası
kullandı. Arabuluculuğu sürdüreceğiz diye sessiz mi kalacaktık? Sessiz kalmadık''
dedi.
İran ile uranyum takası teklifini getirenin Uluslararası Atom Enerjisi
Kurumu Başkanı Muhammed El Baradey olduğunu bildiren Davutoğlu, 10 ay
uğraştıklarını, ilk defa ortaya bir metnin çıktığını ifade etti.
Davutoğlu, şöyle konuştu:
''Şunu çok iddialı bir şekilde söylüyorum. Şunu yapabilirdik: Bırakalım,
kapışsınlar... Yaptırım kararları gelsin. Bunu yapmadık, yapmayacağız. Çevremizde
olan her olayda bekle gör politikasını hiçbir zaman uygulamayacağız. İdareyi
maslahat yapmayacağız. Türk milletine yakışan da budur.
BM Güvenlik Konseyi yaptırım kararı aldıktan sonra dahi bütün taraflar
bizimle temasa geçerek devrede kalmamazı rica ettiler ve hala rica ediyorlar.
Devrede kalıp kalmamaya da biz karar vereceğiz. Tahran Anlaşması ilk defa İran'ın
imza attığı bir doküman olarak tarihe geçecek. İster kabul etsinler, ister
etmesinler, bütün taraflarla görüşerek, istişare ederek Tahran Anlaşmasını
yaptık. Kimse bunu inkar edemez. Hiçbir muhatap bizimle yeterli görüşme yapılmadı
diyemez. Sonuç şudur: Türkiye Cumhuriyeti Devleti bugün her uluslararası konuda
fikri sorulan ve bir kriz olduğunda müdahale edebilecek potansiyele sahip bir
devlet politikası uygulamaktadır. Biz bekle gör politikası uygulamayacağız.
Bundan sonra da ne zaman bir kriz çıkarsa önce Türkiye tavır belirleyecek.''
Birleşimi yöneten Meclis Başkanvekili Nevzat Pakdil, görüşmelere bir saat
ara verdi. (20.05)
