2010-05-06 - 14:58
TBMM'DE ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNDE 2. TUR...
TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliğinin 2. turunda, teklifin 25. maddesi 72 ret oyuna karşı 337 oyla kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliğinin 2. turunda, teklifin 25.
maddesi 72 ret oyuna karşı 337 oyla kabul edildi.

Genel Kurulda gizli oylamaya 409 milletvekili katıldı. Oylamada 337
kabul, 72 ret oyu kullanıldı.

Teklifin 25. maddesiyle Anayasa'nın, 12 Eylül dönemindeki Milli Güvenlik
Konseyi üyeleri ile bu dönemde kurulan hükümetler ve Danışma Meclisi'nde görev
alanların yargılanmasını önleyen, Geçici 15. Maddesi yürürlükten kaldırılıyor.

Birinci turda, teklifin 25. maddesine ilişkin gizli oylamaya 407
milletvekili katılmış; oylamada 336 kabul, 70 ret oyu kullanılmış; 1 oy da boş
çıkmıştı.

TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, gizli oylama sonuçlarını açıkladıktan
sonra birleşime bir süre ara verdi.

TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliğine ilişkin 2. turda, teklifin 25.
maddesi üzerindeki görüşmelere başlandı.

Teklifin 25. maddesiyle Anayasa'nın, 12 Eylül dönemindeki Milli Güvenlik
Konseyi üyeleri ile bu dönemde kurulan hükümetler ve Danışma Meclisi'nde görev
alanların yargılanmasını önleyen, geçici 15. maddesi yürürlükten kaldırılıyor.

TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliği teklifinin 12 Eylül yöneticilerine yargı
yolu açan maddenin görüşmelerinde, 28 Şubat süreci ve Genelkurmay Başkanlığının
27 Nisan açıklaması gündeme geldi.

TBMM Genel Kurulunda, Anayasa değişikliği teklifinin Anayasanın geçici
15. maddesini kaldıran maddenin görüşmelerinde, milletvekilleri önergeleri
üzerinde söz aldı. Görüşmelerde zaman zaman gerginlik yaşandı.

BDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, 12 Eylül'ün ürünü olan yasa ve
kurumlar dururken, 12 Eylül darbesinin mahkum edilip edilemeyeceğini sordu.

Buldan, dünyanın hiçbir yerinde darbecilere, Türkiye'deki gibi saygı
gösterilmediğini, uzun süre itaat edilmediğini iddia ederek, geçici 15. maddenin
kaldırılmasının, darbecilerden hesap sormaya yetmeyeceğini söyledi.

MHP Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici, 12 Eylül'ü konuşurken, dillerini
değil, yüreklerini, akıllarını konuşturmaları gerektiğini dile getirdi.

Ekici, ''12 Eylül'de her türlü işkenceden geçmiş, istikbalinden olmuş
insanları, sadece siyasi hesaplar uğruna, '12 Eylül Anayasasını savunmakla,
antidemokratik olmakla' suçlayacaksınız. Bu dürüstlük değildir, siyasi ahlaka
sığmaz'' görüşünü ifade etti. Kendi nesillerinde sağcısı ve solcusunun,
demokrasinin erdemini, işkencenin insanlık suçu olduğunu, bir cam bardak çayın
değerini, işkence içinde öğrendiklerini belirten Ekici, ''Bu insanları, 12 Eylül
rejimini savunmakla suçlamak, ne kadar büyük bir haksızlıktır'' dedi.

Ekici, AK Parti Grup Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'ya da ''Benim
şehitlerimi anarken, bizim yüreğimiz yanarken lütfen gülmeyin'' diye seslendi.

Bahçekapalı'nın söz istemesi üzerine birleşimi yöneten TBMM Başkanı
Mehmet Ali Şahin, Bahçekapalı'ya ''Güldünüz mü?'' diye sordu. Bahçekapılı'nın
''Hayır'' yanıtı üzerine Şahin, Bahçekapılı'ya söz vermedi.

CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl, 28 Şubat ve 27 Nisanın hesabı
sorulmadan, masaya yatırılmadan, 12 Eylül Anayasasında değişiklik yapmanın,
''ucuz bir yaklaşım'' olacağını savundu.

CHP Edirne Milletvekili Rasim Çakır, 12 Eylül'ün bitmediğini, devam
ettiğini ifade ederek, ''Sizler 12 Eylül'ün ürünüsünüz. 12 Eylül'ün büyük
ideallerine ulaşabilmek için araçsınız. 12 Eylül koşullarından yararlanarak
iktidar olmuş, 12 Eylül'ün anlayışını devam ettirmeyi bir tarihsel görev olarak
üstlenen bir siyasal organizasyonsunuz'' görüşünü ileri sürdü.

Önergelere katılmayan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, bunun
gerekçesini, ''Bu önergeleri veren arkadaşlarımız, 12 Eylül darbesini yapan
Konsey ve Danışma meclisi, haksız işlem ve tasarruflarından dolayı yargılansınlar
istiyorlarsa, bu hassasiyeti derinden paylaşıyoruz. Denildiği gibi zaman aşımı
dolmuştur kabulünden yola çıkarsak, çok vahim bir hukuki hata işlemiş oluruz.
Geçici 15. maddenin kalkmasıyla zaman aşımı başlayacak. Kasım 1982'de kesilen
zaman aşımı yeniden başlayacak'' diyerek açıkladı.

AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, sataşma olduğu gerekçesiyle söz
istedi. AK Parti'nin ve milletvekillerinin, milletin ürünü, antidemokratik her
türlü müdahaleye, hukuk dışı her türlü yapılanmaya, darbelere karşı, milletin
ortak sesi olduğunu söyledi.

Bozdağ, milletin, darbelere sevinenleri gördüğünü, 27 Mayıs 1960
darbesini kimlerin alkışladığını bildiğini belirterek, ''Darbenin yedeğinde kimin
iktidar, başbakan olduğunu, 1 Mayısları bayram diye bu millete kutlattığını, 12
Mart 1971 muhtırası verildiğinde, Meclis açıkken, Mecliste anayasa değiştirip,
darbecilerin, cuntacıların talimatı doğrultusunda milletin anayasasına, hukukuna
kimlerin ayar verdiğini de bu millet iyi biliyor. Kimin darbe şakşakçısı, kimin
onlarla beraber iş tutuğunu da biliyor'' diye konuştu.

Bütün milletin 12 Eylül darbesinden mağdur olduğunu, sadece bir kesimin
değil, 72,5 milyonun fatura ödediğini kaydeden Bozdağ, şunları söyledi:

''27 Nisan e-muhtırası... Bunların yargılanmasını engelleyen bir yasa
hükmü var mı? Yargılamayı Hükümet, Başbakan mı yapacak, soruşturmayı Hükümet mi
açacak? Soruşturmayı açacak savcılar. Ama görüyoruz ki Türkiye'de bazı kişilere
karşı soruşturma açmak cesaret istiyor, o cesareti gösteremediler. 1997'de
Genelkurmaya gidip esas duruşta duranlar, o darbecileri alkışlayanlar onu açma
cesareti gösterememişlerdir. Bizi niye itham ediyorsunuz? Hukuku işletmek
durumunda olanlar orada, onlar soruşturma açtılar da biz ellerinden mi tuttuk.
Buradan çağrıda yapıyoruz, zaman aşımı dolmadı, buyursun soruşturmalarını
açsınlar. Bu ülkede darbe teşebbüsüyle yargılananların avukatlığını yapanlar
var.''

Bozdağ'a yanıt veren CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay, CHP'nin her
darbenin mağduru olduğunu ve her darbeye karşı dimdik durduğunu ifade etti.

Okay, Demokrat Parti'nin son günlerinde yapılan darbe sonrasında dik
duran, 1961'te darbeye karşı olan, Talat Aydemir ayaklanmasına karşı dimdik
duranın İsmet İnönü olduğunu, 12 Mart muhtırasından sonra Bülent Ecevit'in istifa
ettiğini anlattı. Okay, ''O dönemde, her partide olduğu gibi ihanet kotaları
vardı, geçmişte AKP'nin kurulduğu süreç gibi, CHP içinde de bazı ihanet kotaları
gidip, darbecilerin hükümetinde yer aldı. 12 Mart mağduru, 12 Eylül mağduru CHP
olmuştur. CHP kapatılmıştır'' diye konuştu.

28 Şubat'ın, CHP'nin dışında olduğunu vurgulayan Okay, ''27 Nisan
e-muhtırasından sonra 4 Mayısta Dolmabahçe'de, 'e- muhtırayı ben yazdım' diyen
işgüzarla sırdaş olan, kanka olan sizin Sayın Genel Başkanınızdır. 27 Nisanın
hesabını kendiniz vereceksiniz? Darbe sonrası darbecilikten mağdur edebiyatı
içinde siyaset üretiyorsunuz'' dedi.

AK Parti Gümüşhane Milletvekili Yahya Doğan ise hukuk diliyle, aklı
selimle değil, duygularla konuşulduğunu söyledi.

AK Parti'nin, ''12 Eylül'' ürünü olmakla suçlandığını ifade eden Doğan,
12 Eylül'ün en büyük mağdurlarından olduklarını ancak ''asaletlerinden'' dolayı
konuşmadıklarını söyledi.

Önerge üzerinde söz alan AK Parti Tokat Milletvekili Zeyyid Aslan, 12
Eylül'de ''alnına tüfek dayatılarak uyandırılmış 15 yaşında bir çocuk olduğunu''
söyledi.

12 Eylül'ün ''katliam sembolü'' olduğunu ifade eden Aslan, ''Böyle bir
süreci yaşatanlardan hesap sorma zamanı gelmedi mi? 12 Eylül ile hesaplaşmanın
önünü açarak işkencecilerden hesap soralım. '12 Eylül'ü karanlığa gömeceğiz'
diyenleri oy kabinlerinde görmek istiyorum'' dedi.

Aslan'ın Ozan Arif'in konuya ilişkin bir şiirini okuması sırasında MHP
sıralarından protestolar yükseldi.

Konuşma süresi dolan Aslan'a Başkan Mehmet Ali Şahin, selamlama için süre
verdi.

Aslan, bu sırada, ''Kafeslerde insanlık dışı muameleye maruz kalmış
Mustafaların annesinin yüreğini ferahlatmak için bu değişikliği yapalım'' dedi.
Aslan'ın bu sözleri MHP sıralarından yükselen protestoların artmasına neden oldu.
MHP milletvekilleri sıralara vurarak protestolarını sürdürdüler.

Başkan Şahin'in mikrofonunu kapattığı Aslan, Şahin'in uyarılarına rağmen
kürsüden ayrılmayarak konuşmasını sürdürdü. Aslan'ı AK Parti milletvekilleri
kürsüden alarak, kulise çıkardı.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Divana doğru giderek, Şahin'i
tutumundan dolayı eleştirdi.

Şahin, ''Ne yapayım, ben mi ineceğim aşağıya? Mikrofonunu kestim''
dedi.

Tartışmalar oy kullanılması sırasında da devam etti. Şahin, ''Millet bizi
izliyor. Milletvekillerinin hareket etmesi gerektiği gibi hareket edin'' diyerek
uyarıda bulundu.

Oy kullanma sırasında MHP Antalya Milletvekili Tunca Toskay, divana
giderek Şahin'i olayla ilgili tutumu nedeniyle eleştirdi. (14.58)