2009-01-08 - 12:10
AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Ergün, Parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın dünkü Ergenekon davası ve soruşturmasına yönelik sözlerine yanıt verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Ergün, Parlamentoda düzenlediği basın toplantısında
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın dünkü Ergenekon davası ve soruşturmasına yönelik sözlerine yanıt verdi.
Baykal'ın dün talihsiz beyanlarda bulunarak konuyu bir siyasi dava ve siyasi
hesaplaşma, saygın insanlardan intikam alma, Türkiye'yi Humeyni öncesi ve sonrası
İran'a, Hitler öncesi ve sonrası faşist Almanya'ya benzeterek bazı
değerlendirmelerde bulunduğunu kaydeden Ergün, ''Üzülerek söylemeliyiz ki Sayın
Baykal, Ergenokon soruşturmasıyla ilgili her gelişmede hukuk devletini, yargı
bağımsızlığını hiçe sayan, bir panik havası içindedir. Dün de böyle olmuştur''
diye konuştu.
Baykal'ın konuyla ilgili tüm değerlendirme ve iddialarını, ''tecrübeli
bir siyaset adamına, Türkiye'nin sözüm ona anamuhalefet liderine uygun düşmeyen
bir safsatası'' olarak niteleyen Ergün, şöyle konuştu:
''Özellikle Türkiye'nin bugününü Humeyni öncesi ve sonrası İran'a, Hitler
öncesi ve sonrası faşist Almanya'ya benzetmeye kimsenin hakkı olamaz. Bu
iddialar, Türkiye'nin demokratik ilerlemesine ve hukuk devleti ilkesi ile yargı
bağımsızlığına büyük saygısızlık olmuştur. AK Parti, sayın Başbakan ve Hükmet;
hiçkimseyle bir siyasi hesaplaşma ve siyasi intikam arayışı içinde değildir ve
olamaz da. 'Cumhuriyet'in temel ilkeleriyle hesaplaşılıyor, Cumhuriyet'e sahip
çıkanlardan hesap soruluyor' iddiasıyla Türkiye'de işlenen ve işlenmek istenen
cinayetlerin, yaratılmak istenen kaosun ve diğer illegal faaliyetlerin üstü
örtülemez. Cumhuriyet'in en temel niteliği hukuk devleti olmasıdır. Herkes,
Anayasaya ve kanunlara uymakla hükümlüdür. Hiçkimsenin suç işleme imtiyazı
olamaz. Herkes yasalar önünde eşittir. Toplum, 'yürürlükteki yasalara tabi
olanlar ve olmayanlar' diye ikiye ayrılamaz ve yasaların uygulanamadığı imtiyazlı
bir sınıf yaratılamaz. ''
Ergenekon soruşturmasıyla ilgili her şeyin Anayasa, CMK, TCK ve Terörle
Mücadele Kanunu kapsamında yürütülürken, mahkeme kararları ve savcılık
talimatlarına uygun olarak polis ve jandarma unsurlarının adli kolluk görevi
gördüğünü anlatan Ergün, ayrıca polis ve jandarmanın uygulamalarından da tüm
şüphelilerin övgüyle bahsettiğini belirtti.
-''YARGI MERCİLERİNİN ÖZEL OLARAK DEĞERLENDİRMESİ GEREKEN DURUM''-
Ergün, ''Sayın Baykal'ın uzun zamandan beri yargıyı tehdit eden ve toplum
kesimlerini tahrik eden bir role soyunması da manidardır. Uzun zaman önce Van
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü ile ilgili davada yargıyı baskı altına alma
girişimi, Şemdinli davasında savcı ve mahkeme heyetine hakaretler yağdırılması,
Cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili 367 kararı hakkında Anayasa Mahkemesi ve toplumun
kargaşa çıkarmakla tehdit edilerek baskı altına alınmaya çalışılması, partimize
açılan kapatma davası sürecinde açıkça taraf olunması ve yargıyı etkileme
girişimleri, Danıştay saldırısı ile ilgili suçu hükümete yıkmaya ve davanın
seyrini değiştirme teşebbüsleri ve şimdi de Ergenekon davasında açıkça taraf
haline gelmesi, Anayasa ve ceza kanunlarımız yönünden yargı mercilerinin özel
olarak değerlendirmesi gereken bir durumdur'' diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ ile birlikte basın toplantısı
düzenleyen Ergün, Anayasa'nın çok açık şekilde görülmekte olan dava hakkında
davanın seyrini etkileyecek beyanda bulunulmasını yasakladığını, ayrıca, Türk
Ceza Kanununun (TCK) 277. maddesinin yargı görevi yapanları etkilemeyi ve bu
amaçla beyanlarda bulunmaya 2 yıldan 4 yıla hapis cezası, 288. maddesinin ise
adil yargılamayı etkilemek amacıyla alenen sözlü ve yazılı beyanda bulunan
kişiler hakkında 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası içerdiğini belirtti.
Ergenekon dava sürecinde Anayasa ve yasaların bu maddelerinin, Baykal
tarafından açıkça ihlal edildiğini gördüklerini belirten Ergün, şöyle konuştu:
''Bu beyanlar karşısında Cumhuriyetimizin, hukuk devleti niteliğinin
böyle bir muhalefet ve siyasetçi tipine karşı savunulmaya ihtiyacı vardır. Hukuk
devleti ve adaletin tecellisi için yargıyı serbest bırakın, tehdit etmeyin,
şantaj yapmayın, Sayın Baykal, korkmayın, hiç kimse sizi gizlice dinlemiyor.
Sizin merak edilecek bir şeyinizi zaten toplum görmüyor. Merak etmeyin, suçu
sabit olana kadar herkes masumdur ilkesi işliyor. Hakkın, hukukun değirmeni yavaş
döner ama ince öğütür, adalet yerini bulur. Bırakalım yargı rahat çalışsın ve
ülkemizin yakın geçmişindeki tüm karanlık noktalar aydınlansın ve Cumhuriyet'in,
Türkiye'nin geleceğini aynı yollar ve aynı metodlarla karartmak isteyenler bir
daha cesaret bulamasınlar. Hiç kimse, Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerini cebren
iskata teşebbüs, darbe ortamı hazırlamak amacıyla halkı Türkiye Cumhuriyeti
hükümetine karşı silahlı isyana tahrik etmek amacı güdemesin ve bu amaçla
Cumhuriyet Gazetesi 3 kez bombalanmasın.
Danıştay'a saldırılarak yargıçlar öldürülüp yaralanmasın. Sivil asker hiç
kimsenin evinde veya işyerinde 62 el bombası, 11 kilogram C-3 patlayıcı, 6.6 ton
TNT patlayıcı, 1,16 ton tahrip kalıbı, 55 ruhsatsız tabanca, 5 kaleşnikof tüfek,
1 kanas marka suikast silahı, 1 makinalı tüfek, 13 bin muhtelif silahlar için
mermi, sinyal kesici cihazlar, telsizler ve susturucular bulunmasın. Bu vesileyle
ormanlara ve derelere atılmış olarak 3 lav silahı, bir roketatar, 2 kanas marka
suikast silahı, 1 makinalı M-16 otomotik tüfek, 6 kaleşnikof, 5 tabanca, 1 kalem
tabanca, 54 el bombası ve 2,5 kilogram C-3 ve C-4 hatlayıcı bulunmasın. Hiç
kimse, devlete ait gizli bilgi ve belgeleri ele geçirip amacı dışında
kullanmasın. Kişiler, hiçbir nedenle fişlenmesin. Millet egemenliğinin
kullanılmasına illegal yollardan engel olmaya kalkmasın. Faili meçhul cinayetler
işlenmesin, gayri müslim vatandaşlar sansasyonel amaçla öldürülemesin.
Sözde saygın kişilerin evinde ve işyerinde Başbakan ve Genelkurmay
başkanlarına suikast planları ele geçirilemesin. Hiç kimse, çete ve mafyavari
yapılanmaları, adı bilinen bilinmeyen terör örgütlerini bu amaçlar için taşeron
olarak kullanamasın. Hiç kimse polislerden, jandarmadan, savcılardan,
yargıçlardan bunca silahı, patlayıcıyı, mühimmatı, olanı biteni ve bundan sonra
yapılmak isteneni görmezden gelmesini beklemesin. Unutulmasın ki en kanlı olaylar
sadece bir kişiyle, bir tabanca ve kaleşnikof silahla, bir el bombasıyla
işlenmektedir. Bu silah ve mühimmatların ne kadar büyük olayların işlenmesine
imkan vereceğini kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.''
-''BU DAVADA HUKUK İŞLEMEKTEDİR''-
Ergün, insanların neyle suçlandığının bilinmediğinin ifade edildiğini,
bunun doğru olmadığını ve herkese Anayasa ve yasalar gereği neyle
suçlandıklarının herkesin yüzüne söylendiğini ifade etti. Bu durumun anayasada da
açık olarak belirlendiğini kaydeden Ergün, ''Anayasanın 65. maddesine aykırılık
içerisinde olunduğu, TCK'nın 312, 314, 315, 53, 54, 58, 38, 82, 170 ve 174.
maddelerine aykırı davranıldığı, Terörle Mücadele Yasasının (TMY) 5. maddesine
aykırı davranıldığı, hem iddianamede hem de şüphelilerin yüzüne karşı
söylenmektedir. Dolayısıyla, bu davada da hukuk işlemektedir'' dedi.
Baykal'ın ''Cumhuriyetin temel niteliklerinden; sosyal devlet olgusuna,
devletin fakir fukaraya kucak açmasından rahatsız olduğunu, laik devletin din ve
vicdan hürriyetini sağlayan boyutundan rahatsız olduğunu, demokratiklik ilkesi
gereği Alevi ve Kürt vatandaşların demokratik haklardan daha fazla
yararlanmasından rahatsız olduğunu, hukuk devleti ilkesinden yasaların herkese
eşit ve adil yargılanıyor olması ve bu konudaki ilerlemelerden rahatsız
olduğunu'' ileri süren Ergün, ''Şimdi soruyoruz; Sayın Baykal nasıl bir
Cumhuriyet hayal etmektedir? Bunu kamuoyuna açıklamasını bekliyoruz'' dedi.
Ergenekon davası nedeniyle bazı soruların sorulması ihtiyacı olduğunu
belirten Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Sayın Baykal, sizi paniğe sevkeden şey nedir? Dün de sizi bir panik
havası içinde gördük. Yoksa Ergenekon virüsünün size de bulaşmış olmasından mı
endişe ediyorsunuz? Sizi rahatsız eden, başınızı ağrıtan bu mudur? Bir türlü
kamuoyunun izleyemediği CHP'nin belgesel filmi için şüpheli ve tutuklu olan bazı
kişilere ödediğiniz parti paralarının, başka bir film için harcanmış olmasından
mı korkuyorsunuz? Yanlış işleri ve yanlış adamları mı finanse ettiniz yoksa?
Ergenekon zanlısı ve kaçak olan bazı kişilerle yapmış olduğunuz önemli görüşmeler
mi sizi tedirgin etmektedir? Eğer böyleyse Sayın Baykal, bu gidiş iyi bir gidiş
değildir. Umarız böyle de değildir. Biz, 1990 yılındaki Sayın Baykal'a ne
olduğunu da sormak istiyoruz. O tarihte Baykal ve 20 arkadaşı, TBMM'ye özel harp
dairesinin geçmiş faaliyetleri ve kontrgerilla örgütü iddialarına açıklık
getirilmesi amacıyla bir meclis araştırması açılmasını istiyor. Biz 1990
yılındaki Sayın Baykal'ı arıyoruz. Türkiye'de bugün olan da tam da budur. Sayın
Baykal, sizin bu tutumunuz, demokratik siyasetin bir unsuru olup olmadığınız
konusunda ciddi şüphelere yol açmaktadır. Bu şüpheli durumunuzu halkımızın
takdirine bırakıyoruz. Ancak, yine de endişeye gerek yoktur. Hakkın hukukun
değirmeni yavaş döner ama ince öğütür, adalet yerini bulur. ''
-''HUKUK MERCİLERİ DEĞERLENDİRECEKTİR''-
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Ergün, Baykal'ın ve partilerinin
dinlenildiğine yönelik iddialarını yakından gördüklerini, Mecliste de bir
komisyon kurduklarını hatırlatarak, ''Ancak gördüğümüz gerçek şudur; CHP'li
arkadaşlar kendilerini başkalarına dinletmektedirler ve 'bizi dinliyorlar' diye
bağırmaktadırlar. Ayrıca, kendi partilerinde, odalarına dinleme cihazlarını da
muhtemelen kendileri koymaktadırlar ve sonra 'başkaları bizi dinliyor' diye
bağırmaktadırlar. Bu onların bir adeti, geleneği olmuştur. Bunu kendi tutumlarına
dayanarak söylüyoruz'' dedi.
Ergün, ''Yargıyı etkileme sözlerinizle Baykal için bir suç duyurusunda mı
bulunuyorsunuz?'' sorusuna, Anayasa ve yasaların ilgili maddelerini
hatırlattığını belirterek, ''Eminim hukuk mercileri, bu konuyu en iyi şekilde
değerlendireceklerdir'' karşılığını verdi.
Gözaltına alınanlar arasında 28 Şubat sürecinde aktif rol alan kişilerin
bulunduğunu söyleyen bir gazetecinin, ''28 Şubatın rövanşı alındığı söyleniyor.
Sizce de bu böyle mi?'' sorusuna Ergün, gözaltına alınanların hangi amaçla
gözaltına alındıklarının savcılar tarafından kendilerine söylendiğini kaydetti.
Ergün, ''Savcılar, şüphelilere hangi gerekçeyi söylüyorlarsa, o sebeple gözaltına
alınmaktadırlar. Bunun başka bir sebebe dayandığını ifade etmek, konuyu
saptırmaktan, siyasi bir çerçeve içine çekmeye çalışmaktan, sulandırmaktan ve
hukuki önemini azaltma girişimlerinden ibarettir'' dedi.
Ergün, ''Gözaltına alınanların hemen hepsi AKP karşıtı...Hepsinin AKP ve
Hükümeti eleştirenler olması dikkat çekici değil mi?'' yolundaki soruya, hiç
kimsenin görüşlerinden ve düşüncelerinden dolayı gözaltına alındığına dair bir
tablonun olmadığını ifade ederek, şunları kaydetti:
''İnsanlar savcıların kendilerine okuduğu eylem ve işlerden dolayı
gözaltına alınmaktadır. İnsanlar bizim partimize, hükümetimize elbette
görüşleriyle muhalefet edeceklerdir ve edebilmektedirler de. Dolayısıyla,
partimiz ve hükümetimizin icraatlarına muhalefet eden yüzlerce, binlerce insan
var. Ama hiç kimse bu muhalefetinden dolayı herhangi bir yaptırımla
karşılaşmıyor. Yaptırımın ne olduğunu savcılar biliyor. Bunlar, soruşturmanın
gizliliği esasına dayanarak, hukuki temele dayanarak yaptıkları soruşturmaya
dayanıyor. Bunun dışında bir değerlendirme yapmamız doğru değildir. Savcılık
makamları, mahkeme kararları hangi sebeple bu gözaltıları yapmaya karar verdiyse,
sebep onlardan ibarettir. Başka sebep olacağını sanmıyorum.''
Bir gazetecinin ''Bu gözaltından sonra kuvvet komutanları toplandı.
Eşleri ise Kılınç'ın eşini ziyaret etti'' demesi üzerine, toplantıda ne
konuşulduğunu bilmediklerini ifade eden Ergün, ''Neler konuşulduğunu bilmediğimiz
bir toplantıyı değerlendirme imkanına sahip değiliz. Kim kimin eşini ziyaret
eder, bu da insanı bir durumdur. Birisinin başına bir şey geldiğinde, siz de onun
eşini, ailesini ziyaret edersiniz. Bunda başka bir amaç aramanın gereği yoktur'' dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın dünkü Ergenekon davası ve soruşturmasına yönelik sözlerine yanıt verdi.
Baykal'ın dün talihsiz beyanlarda bulunarak konuyu bir siyasi dava ve siyasi
hesaplaşma, saygın insanlardan intikam alma, Türkiye'yi Humeyni öncesi ve sonrası
İran'a, Hitler öncesi ve sonrası faşist Almanya'ya benzeterek bazı
değerlendirmelerde bulunduğunu kaydeden Ergün, ''Üzülerek söylemeliyiz ki Sayın
Baykal, Ergenokon soruşturmasıyla ilgili her gelişmede hukuk devletini, yargı
bağımsızlığını hiçe sayan, bir panik havası içindedir. Dün de böyle olmuştur''
diye konuştu.
Baykal'ın konuyla ilgili tüm değerlendirme ve iddialarını, ''tecrübeli
bir siyaset adamına, Türkiye'nin sözüm ona anamuhalefet liderine uygun düşmeyen
bir safsatası'' olarak niteleyen Ergün, şöyle konuştu:
''Özellikle Türkiye'nin bugününü Humeyni öncesi ve sonrası İran'a, Hitler
öncesi ve sonrası faşist Almanya'ya benzetmeye kimsenin hakkı olamaz. Bu
iddialar, Türkiye'nin demokratik ilerlemesine ve hukuk devleti ilkesi ile yargı
bağımsızlığına büyük saygısızlık olmuştur. AK Parti, sayın Başbakan ve Hükmet;
hiçkimseyle bir siyasi hesaplaşma ve siyasi intikam arayışı içinde değildir ve
olamaz da. 'Cumhuriyet'in temel ilkeleriyle hesaplaşılıyor, Cumhuriyet'e sahip
çıkanlardan hesap soruluyor' iddiasıyla Türkiye'de işlenen ve işlenmek istenen
cinayetlerin, yaratılmak istenen kaosun ve diğer illegal faaliyetlerin üstü
örtülemez. Cumhuriyet'in en temel niteliği hukuk devleti olmasıdır. Herkes,
Anayasaya ve kanunlara uymakla hükümlüdür. Hiçkimsenin suç işleme imtiyazı
olamaz. Herkes yasalar önünde eşittir. Toplum, 'yürürlükteki yasalara tabi
olanlar ve olmayanlar' diye ikiye ayrılamaz ve yasaların uygulanamadığı imtiyazlı
bir sınıf yaratılamaz. ''
Ergenekon soruşturmasıyla ilgili her şeyin Anayasa, CMK, TCK ve Terörle
Mücadele Kanunu kapsamında yürütülürken, mahkeme kararları ve savcılık
talimatlarına uygun olarak polis ve jandarma unsurlarının adli kolluk görevi
gördüğünü anlatan Ergün, ayrıca polis ve jandarmanın uygulamalarından da tüm
şüphelilerin övgüyle bahsettiğini belirtti.
-''YARGI MERCİLERİNİN ÖZEL OLARAK DEĞERLENDİRMESİ GEREKEN DURUM''-
Ergün, ''Sayın Baykal'ın uzun zamandan beri yargıyı tehdit eden ve toplum
kesimlerini tahrik eden bir role soyunması da manidardır. Uzun zaman önce Van
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü ile ilgili davada yargıyı baskı altına alma
girişimi, Şemdinli davasında savcı ve mahkeme heyetine hakaretler yağdırılması,
Cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili 367 kararı hakkında Anayasa Mahkemesi ve toplumun
kargaşa çıkarmakla tehdit edilerek baskı altına alınmaya çalışılması, partimize
açılan kapatma davası sürecinde açıkça taraf olunması ve yargıyı etkileme
girişimleri, Danıştay saldırısı ile ilgili suçu hükümete yıkmaya ve davanın
seyrini değiştirme teşebbüsleri ve şimdi de Ergenekon davasında açıkça taraf
haline gelmesi, Anayasa ve ceza kanunlarımız yönünden yargı mercilerinin özel
olarak değerlendirmesi gereken bir durumdur'' diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ ile birlikte basın toplantısı
düzenleyen Ergün, Anayasa'nın çok açık şekilde görülmekte olan dava hakkında
davanın seyrini etkileyecek beyanda bulunulmasını yasakladığını, ayrıca, Türk
Ceza Kanununun (TCK) 277. maddesinin yargı görevi yapanları etkilemeyi ve bu
amaçla beyanlarda bulunmaya 2 yıldan 4 yıla hapis cezası, 288. maddesinin ise
adil yargılamayı etkilemek amacıyla alenen sözlü ve yazılı beyanda bulunan
kişiler hakkında 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası içerdiğini belirtti.
Ergenekon dava sürecinde Anayasa ve yasaların bu maddelerinin, Baykal
tarafından açıkça ihlal edildiğini gördüklerini belirten Ergün, şöyle konuştu:
''Bu beyanlar karşısında Cumhuriyetimizin, hukuk devleti niteliğinin
böyle bir muhalefet ve siyasetçi tipine karşı savunulmaya ihtiyacı vardır. Hukuk
devleti ve adaletin tecellisi için yargıyı serbest bırakın, tehdit etmeyin,
şantaj yapmayın, Sayın Baykal, korkmayın, hiç kimse sizi gizlice dinlemiyor.
Sizin merak edilecek bir şeyinizi zaten toplum görmüyor. Merak etmeyin, suçu
sabit olana kadar herkes masumdur ilkesi işliyor. Hakkın, hukukun değirmeni yavaş
döner ama ince öğütür, adalet yerini bulur. Bırakalım yargı rahat çalışsın ve
ülkemizin yakın geçmişindeki tüm karanlık noktalar aydınlansın ve Cumhuriyet'in,
Türkiye'nin geleceğini aynı yollar ve aynı metodlarla karartmak isteyenler bir
daha cesaret bulamasınlar. Hiç kimse, Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerini cebren
iskata teşebbüs, darbe ortamı hazırlamak amacıyla halkı Türkiye Cumhuriyeti
hükümetine karşı silahlı isyana tahrik etmek amacı güdemesin ve bu amaçla
Cumhuriyet Gazetesi 3 kez bombalanmasın.
Danıştay'a saldırılarak yargıçlar öldürülüp yaralanmasın. Sivil asker hiç
kimsenin evinde veya işyerinde 62 el bombası, 11 kilogram C-3 patlayıcı, 6.6 ton
TNT patlayıcı, 1,16 ton tahrip kalıbı, 55 ruhsatsız tabanca, 5 kaleşnikof tüfek,
1 kanas marka suikast silahı, 1 makinalı tüfek, 13 bin muhtelif silahlar için
mermi, sinyal kesici cihazlar, telsizler ve susturucular bulunmasın. Bu vesileyle
ormanlara ve derelere atılmış olarak 3 lav silahı, bir roketatar, 2 kanas marka
suikast silahı, 1 makinalı M-16 otomotik tüfek, 6 kaleşnikof, 5 tabanca, 1 kalem
tabanca, 54 el bombası ve 2,5 kilogram C-3 ve C-4 hatlayıcı bulunmasın. Hiç
kimse, devlete ait gizli bilgi ve belgeleri ele geçirip amacı dışında
kullanmasın. Kişiler, hiçbir nedenle fişlenmesin. Millet egemenliğinin
kullanılmasına illegal yollardan engel olmaya kalkmasın. Faili meçhul cinayetler
işlenmesin, gayri müslim vatandaşlar sansasyonel amaçla öldürülemesin.
Sözde saygın kişilerin evinde ve işyerinde Başbakan ve Genelkurmay
başkanlarına suikast planları ele geçirilemesin. Hiç kimse, çete ve mafyavari
yapılanmaları, adı bilinen bilinmeyen terör örgütlerini bu amaçlar için taşeron
olarak kullanamasın. Hiç kimse polislerden, jandarmadan, savcılardan,
yargıçlardan bunca silahı, patlayıcıyı, mühimmatı, olanı biteni ve bundan sonra
yapılmak isteneni görmezden gelmesini beklemesin. Unutulmasın ki en kanlı olaylar
sadece bir kişiyle, bir tabanca ve kaleşnikof silahla, bir el bombasıyla
işlenmektedir. Bu silah ve mühimmatların ne kadar büyük olayların işlenmesine
imkan vereceğini kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.''
-''BU DAVADA HUKUK İŞLEMEKTEDİR''-
Ergün, insanların neyle suçlandığının bilinmediğinin ifade edildiğini,
bunun doğru olmadığını ve herkese Anayasa ve yasalar gereği neyle
suçlandıklarının herkesin yüzüne söylendiğini ifade etti. Bu durumun anayasada da
açık olarak belirlendiğini kaydeden Ergün, ''Anayasanın 65. maddesine aykırılık
içerisinde olunduğu, TCK'nın 312, 314, 315, 53, 54, 58, 38, 82, 170 ve 174.
maddelerine aykırı davranıldığı, Terörle Mücadele Yasasının (TMY) 5. maddesine
aykırı davranıldığı, hem iddianamede hem de şüphelilerin yüzüne karşı
söylenmektedir. Dolayısıyla, bu davada da hukuk işlemektedir'' dedi.
Baykal'ın ''Cumhuriyetin temel niteliklerinden; sosyal devlet olgusuna,
devletin fakir fukaraya kucak açmasından rahatsız olduğunu, laik devletin din ve
vicdan hürriyetini sağlayan boyutundan rahatsız olduğunu, demokratiklik ilkesi
gereği Alevi ve Kürt vatandaşların demokratik haklardan daha fazla
yararlanmasından rahatsız olduğunu, hukuk devleti ilkesinden yasaların herkese
eşit ve adil yargılanıyor olması ve bu konudaki ilerlemelerden rahatsız
olduğunu'' ileri süren Ergün, ''Şimdi soruyoruz; Sayın Baykal nasıl bir
Cumhuriyet hayal etmektedir? Bunu kamuoyuna açıklamasını bekliyoruz'' dedi.
Ergenekon davası nedeniyle bazı soruların sorulması ihtiyacı olduğunu
belirten Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Sayın Baykal, sizi paniğe sevkeden şey nedir? Dün de sizi bir panik
havası içinde gördük. Yoksa Ergenekon virüsünün size de bulaşmış olmasından mı
endişe ediyorsunuz? Sizi rahatsız eden, başınızı ağrıtan bu mudur? Bir türlü
kamuoyunun izleyemediği CHP'nin belgesel filmi için şüpheli ve tutuklu olan bazı
kişilere ödediğiniz parti paralarının, başka bir film için harcanmış olmasından
mı korkuyorsunuz? Yanlış işleri ve yanlış adamları mı finanse ettiniz yoksa?
Ergenekon zanlısı ve kaçak olan bazı kişilerle yapmış olduğunuz önemli görüşmeler
mi sizi tedirgin etmektedir? Eğer böyleyse Sayın Baykal, bu gidiş iyi bir gidiş
değildir. Umarız böyle de değildir. Biz, 1990 yılındaki Sayın Baykal'a ne
olduğunu da sormak istiyoruz. O tarihte Baykal ve 20 arkadaşı, TBMM'ye özel harp
dairesinin geçmiş faaliyetleri ve kontrgerilla örgütü iddialarına açıklık
getirilmesi amacıyla bir meclis araştırması açılmasını istiyor. Biz 1990
yılındaki Sayın Baykal'ı arıyoruz. Türkiye'de bugün olan da tam da budur. Sayın
Baykal, sizin bu tutumunuz, demokratik siyasetin bir unsuru olup olmadığınız
konusunda ciddi şüphelere yol açmaktadır. Bu şüpheli durumunuzu halkımızın
takdirine bırakıyoruz. Ancak, yine de endişeye gerek yoktur. Hakkın hukukun
değirmeni yavaş döner ama ince öğütür, adalet yerini bulur. ''
-''HUKUK MERCİLERİ DEĞERLENDİRECEKTİR''-
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Ergün, Baykal'ın ve partilerinin
dinlenildiğine yönelik iddialarını yakından gördüklerini, Mecliste de bir
komisyon kurduklarını hatırlatarak, ''Ancak gördüğümüz gerçek şudur; CHP'li
arkadaşlar kendilerini başkalarına dinletmektedirler ve 'bizi dinliyorlar' diye
bağırmaktadırlar. Ayrıca, kendi partilerinde, odalarına dinleme cihazlarını da
muhtemelen kendileri koymaktadırlar ve sonra 'başkaları bizi dinliyor' diye
bağırmaktadırlar. Bu onların bir adeti, geleneği olmuştur. Bunu kendi tutumlarına
dayanarak söylüyoruz'' dedi.
Ergün, ''Yargıyı etkileme sözlerinizle Baykal için bir suç duyurusunda mı
bulunuyorsunuz?'' sorusuna, Anayasa ve yasaların ilgili maddelerini
hatırlattığını belirterek, ''Eminim hukuk mercileri, bu konuyu en iyi şekilde
değerlendireceklerdir'' karşılığını verdi.
Gözaltına alınanlar arasında 28 Şubat sürecinde aktif rol alan kişilerin
bulunduğunu söyleyen bir gazetecinin, ''28 Şubatın rövanşı alındığı söyleniyor.
Sizce de bu böyle mi?'' sorusuna Ergün, gözaltına alınanların hangi amaçla
gözaltına alındıklarının savcılar tarafından kendilerine söylendiğini kaydetti.
Ergün, ''Savcılar, şüphelilere hangi gerekçeyi söylüyorlarsa, o sebeple gözaltına
alınmaktadırlar. Bunun başka bir sebebe dayandığını ifade etmek, konuyu
saptırmaktan, siyasi bir çerçeve içine çekmeye çalışmaktan, sulandırmaktan ve
hukuki önemini azaltma girişimlerinden ibarettir'' dedi.
Ergün, ''Gözaltına alınanların hemen hepsi AKP karşıtı...Hepsinin AKP ve
Hükümeti eleştirenler olması dikkat çekici değil mi?'' yolundaki soruya, hiç
kimsenin görüşlerinden ve düşüncelerinden dolayı gözaltına alındığına dair bir
tablonun olmadığını ifade ederek, şunları kaydetti:
''İnsanlar savcıların kendilerine okuduğu eylem ve işlerden dolayı
gözaltına alınmaktadır. İnsanlar bizim partimize, hükümetimize elbette
görüşleriyle muhalefet edeceklerdir ve edebilmektedirler de. Dolayısıyla,
partimiz ve hükümetimizin icraatlarına muhalefet eden yüzlerce, binlerce insan
var. Ama hiç kimse bu muhalefetinden dolayı herhangi bir yaptırımla
karşılaşmıyor. Yaptırımın ne olduğunu savcılar biliyor. Bunlar, soruşturmanın
gizliliği esasına dayanarak, hukuki temele dayanarak yaptıkları soruşturmaya
dayanıyor. Bunun dışında bir değerlendirme yapmamız doğru değildir. Savcılık
makamları, mahkeme kararları hangi sebeple bu gözaltıları yapmaya karar verdiyse,
sebep onlardan ibarettir. Başka sebep olacağını sanmıyorum.''
Bir gazetecinin ''Bu gözaltından sonra kuvvet komutanları toplandı.
Eşleri ise Kılınç'ın eşini ziyaret etti'' demesi üzerine, toplantıda ne
konuşulduğunu bilmediklerini ifade eden Ergün, ''Neler konuşulduğunu bilmediğimiz
bir toplantıyı değerlendirme imkanına sahip değiliz. Kim kimin eşini ziyaret
eder, bu da insanı bir durumdur. Birisinin başına bir şey geldiğinde, siz de onun
eşini, ailesini ziyaret edersiniz. Bunda başka bir amaç aramanın gereği yoktur'' dedi.
