2010-04-19 - 20:35
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Anayasa değişiklik paketinin, Recep Tayyip Erdoğan projesi olarak Parlamentonun gündemine geldiğini'' söyledi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Anayasa değişiklik paketinin, Recep Tayyip Erdoğan
projesi olarak Parlamentonun gündemine geldiğini'' söyledi.
Baykal, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanan Anayasa değişikliği
teklifinin tümü üzerinde, grubu adına söz aldı.
Tarihi bir oturum yapıldığını ifade eden Baykal, Türkiye'nin, anayasal
deneyiminin çok önemli bir noktasında, tarihi viraj alma durumuyla karşı karşıya
olduğunu söyledi.
Baykal, ''Hukuk devletini kökleştirme, demokrasiyi geliştirme
doğrultusunda geride bıraktığımız tarihi süreç içerisinde atılmış adımların
Türkiye'yi getirdiği bu noktada, hepimiz hukuk devletini daha güçlendirecek,
demokrasimi daha kökleştirecek bir istikamette gelişme bekleyişi içindeyken,
Türkiye'nin yaşadığı deneyimleri giderek doğru biçimde değerlendirmesi, hukuk
devletine, demokrasiye dönüşmesi için yeni reformların, adımların atılması
gerekirken, şimdi Türkiye tarihi birikimine ters istikamete doğru çekilmek
istenmektedir'' diye konuştu.
Anayasanın, bundan önce 16 kez değiştirildiğini, 177 maddeden 85'inde
değişiklik yapıldığını anımsatan Baykal, bu değişikliğin, en kapsamlı ve dikkate
değer paketlerinden biri olduğunu ifade etti. Baykal, ''Sadece değiştirmeyi
amaçladığı madde bakımından bunu söylemiyorum: Anayasanın özünü, ruhunu, temelini
ilgilendiren değişiklikleri amaçladığı için bu, geçmiş anayasa değişikliklerinden
daha temel bir değişiklik'' dedi.
Baykal, bu 17. anayasa değişikliğinin, diğer 16'sından köklü bir şekilde
farklı olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Nedir bu farklılık? Bugüne kadarki değişikliklerin tümü, sadece iktidar
partisinin kararlaştırdığı, tercihiyle şekillenmiş, onun gündeme getirdiği
anayasa değişikliği niteliğinde değildi. Şimdi ilk kez, çok köklü, anayasamızın
temellerini ilgilendiren bir anayasa değişikliği paketi, sadece iktidar
partisinin, kendi gündeminin bir parçası olarak, kendi zihniyetinin
doğrultusunda, kendi tercihleri icabına göre değiştirilmek istenmektedir. Bu ilk
kez karşı karşıya kaldığımız bir olaydır. Bugüne kadar anayasa değişiklikleri
daima birden çok siyasi partinin elbirliği, işbirliği ve tartışmasıyla ortaya
çıkmıştı. Ama şimdi sadece AKP'nin kendi takdiriyle, bir siyasi partinin iç işi
olarak algılamasıyla, siyasi parti mutfağının çalışmasıyla, kendi siyasi
kadrolarının oluşturmasıyla, Türkiye'ye bir anayasa değişikliği öneriliyor. Bu,
en temel anayasa zafiyetidir. Çünkü söz konusu olan anayasadır. Anayasa, bir
mutabakat belgesidir. Anayasa, bir siyasi partinin zihniyetinin damgasını
vuracağı bir çerçeve olamaz, olmamalıdır. Daha kapsamlı, geniş, genel mutabakatı
yansıtan belge olmalıdır. Ama şimdiki paket, tamamen parti içi olay, bir AKP
projesi, hatta bu bir Sayın Recep Tayyip Erdoğan projesi olarak parlamentonun
gündemine gelmiştir.''
CHP Genel Başkanı Baykal, böyle bir anayasa değişikliği için toplumsal
bir talebe tanık olmadıklarını, bunun AK Parti'nin talebi olduğunu savundu.
Toplumun önünde çok ciddi sorunlar, ekonomik, sosyal sorunlar bulunduğunu
belirten Baykal, AK Parti'nin, böyle bir ortamda günlerdir ülke gündemini,
anayasa değişikliğiyle kilitlediğini öne sürdü.
Baykal, anayasa değişikliğinin, çiftçinin, esnafın, işsizin, ekonominin
talebi değil, AK Parti'nin talebi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın projesi ve
ihtiyacı olduğunu savundu. Baykal, ''O ihtiyacı, parlamentodaki bir partiyle,
anamuhalefetle paylaştı mı? Bunun bir anlamı, önemi yok mu? AKP dışındaki
partiler, 'Türkiye'nin geleceğini yönetecek olan bu anayasa konusunda söz hakkına
sahip değildir' diye düşünerek, bir anayasa dayatmasıyla, 'çoğunluğumuz müsait,
yaparız' diye yola çıkıp bir anayasa değişikliğini dayatmanın, anayasanın ruhuna,
mutabakat belgesi olma kimliğine, hepimizin içimize sindirme zorunluluğuna uyması
mümkün mü? Ne bu dayatma?'' diye sordu.
Anayasanın Türkiye'yi birleştirdiğini dile getiren Baykal, şunları
kaydetti:
''Siyasi partiler tartışır, mücadele eder. Toplumda başka mücadeleler
vardır. Bütün bu mücadeleleri kucaklayacak olan ana belge, anayasadır. Anayasa
bütünlüğü etrafında hepimiz o tartışmaları götürürüz. Şimdi Türkiye'yi
bütünleştirmesi gereken, bizatihi anayasanın kendisi, Türkiye'yi ayrıştıran,
parçalamaya yönelik çok tehlikeli kamplaşmanın kaynağı haline dönüşecek. Sadece
bir siyasi partinin iradesine dayatılmış bir anayasa söz konusu olabilir mi?
Geçmişteki 16 değişikliğin hiçbirinde böyle bir dayatma yokken, niye acaba seçime
1 yıl kala, parlamentonun siyasi dengeleri çok köklü bir değişim geçirdiği halde
başka partiye itibar etmeden, 'dediğim dedik' diye bir anayasa dayatmanın makul,
kabul edilebilir bir tarafı var mı?''
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Anayasa
değişikliğini ''üniformasız, apoletsiz bir darbeyle yargıyı işgal etme girişimi''
olarak nitelendirerek, ''Başbakan, yargıya kendi cübbesini giydirmek istiyor''
dedi.
Anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerinde partisinin grubu adına söz
alan Baykal, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın konuya ilişkin
açıklamalarını anımsattı. Kılıç'ın uyarılarının dikkate alınmadığını, Anayasa
değişikliğinin ''AKP'nin iç işi olarak başladığını ve AKP'nin iç işi olarak
kaldığını'' ileri süren Baykal, ''Bu, yanlıştır, bu, sakıncalıdır. Anayasa bizi
barıştıracak belgedir. Şimdi siz kavga ettirecek, çatıştıracak bir belge haline
dönüştürmeyi başarmak üzeresiniz. Türkiye'deki bütün temel mutabakatları allak
bullak ediyorsunuz, kırıp döküyorsunuz, bir anayasa kalmıştı el atmadık onu da
kendi çıkarınıza dayatmak için bu yola girmiş durumdasınız'' diye konuştu.
Değişikliğin, üç temel erkten yargı erkini usule aykırı bir yaklaşımla
iktidarın siyasi hegemonyası altına sokma planının uygulanması olduğunu iddia
eden Baykal, bizzat Başbakan'ın siyasi hegemonyasının Türkiye'ye dayatıldığını
iddia etti.
Baykal, bazen iktidara, bazen parlamentoya fren işlevini yerine getiren
yargının bu kimliğinin ortadan kaldırılması durumunda Türkiye'nin frensiz,
tepetaklak sürüklenen, freni patlamış bir arabaya döneceğini söyledi.
Cumhurbaşkanlığının da Parlamentoyu, iktidarı, muhalefeti, ülkenin
kurumlarını işbirliği içinde tutacak bir konumdan uzaklaştırıldığını savunan
Baykal, ''Bunun sonucunda bugün Cumhurbaşkanlığı freni olmayan, bir süre sonra
yargı freni ortadan kalkacak bir iktidarın karakuşi zihniyetine Türkiye'yi teslim
etmek tehlikesi ortaya çıkacaktır'' dedi.
Yargıyı tahrip etmeye yönelik bir projenin söz konusu olduğunu, bunun
teknik bir şekilde değil ''yargıya savaş açılarak'' yapıldığını iddia eden
Baykal, Başbakan'ın yargıyı boy hedefi haline getirdiğini, bunun bu savaşın çok
açık bir örneği olduğunu kaydetti.
Baykal, ''Bu girişim, üniformasız, apoletsiz bir darbeyle yargıyı işgal
etme girişimidir. Başbakan yargıya 'cübbenizi çıkarın' diyor. Yargıçlara
'cübbenizi çıkarın' diyor ama bu değişikliğe bakınca görüyoruz ki Başbakan
yargıçlara Recep Tayyip Erdoğan cübbesini giydirmek istiyor. Kendi cübbesini
yargıçlara giydirmek istiyor'' diye konuştu
Paketin halk oylamasına gitmesi durumunda bütünüyle oylanmasına yönelik
eleştirilerini yineleyen Baykal, milletvekillerinin teker teker oy
kullanabileceğini, ancak bu hakkın halka tanınmadığını ifade etti. Baykal,
''Milletvekillerine bu hakkı tanıyorsun da niye halka bu hakkı çok görüyorsun?
Bu, milli iradeye sığıyor mu, halka saygıya sığıyor mu, demokrasi anlayışına
sığıyor mu?'' diye sordu.
Anayasa Mahkemesine üye seçimine ilişkin de düzenlemeler konusundaki
eleştirilerini sürdüren Baykal, 11 üyenin hukukçu olmayabileceğini, böyle bir
yapıyla Yüce Divan olarak karar alabileceğini anlattı.
Baykal, ''Bu, karakuşi bir düzenleme. Tamamen siyasi amaçlar göz önünde
bulundurulmuş. Bunda iyi niyet yoktur'' diye konuştu.
YÖK'ün Yargıtay kadar Anayasa Mahkemesine üye seçeceğini ifade eden
Baykal, ''Kurumlar arasındaki temsil dengesi bana yakınlık anlayışı ile
düzenlenmiştir. Bu çok açık görünüyor'' dedi.
CHP Lideri Baykal, düzenlemeyi ''siyasi tuzak'' olarak nitelendirdi.
HSYK'nın ''çok ince mekanizmalarla Adalet Bakanı'nın mutlak denetimi
altına alındığını'' savunan Baykal, ''Artık Türkiye'nin bağımsız yargı oluşturmak
konusundaki tarihi mücadelesi noktalanacaktır. Bürokratik bir yargı, bürokrata
dönüştürülmüş bir hakim gerçeği Türkiye'ye bu anayasa ile dayatılacaktır''
görüşünü savundu.
Partilere ilişkin düzenlemenin de ''evlere şenlik'' olduğunu belirten
Baykal, hülle partilerinin kurulabileceğini, partileri kapatmanın fiilen imkansız
hale geleceğini söyledi. Baykal, ''Yani partiler şiddet, terör, bölücülük
yapsalar, milis yetiştirseler, milisleri kamplara götürüp askeri eğitim verseler,
genel merkezlerinin altına silah ve cephane deposu kursalar dahi kapatılmamaları
mümkündür. Bu, hangi zihniyeti temsil ediyor, gerçekten anlamak mümkün değil. Bu,
açıkça Türkiye'nin talebi olmaktan tamamen uzak, Sayın Başbakan'ın önümüzdeki
seçim sonrasında ortaya çıkacak siyasi denge içinde kendisini ve AKP'nin üst
yönetimini güvence altına alma ihtiyacı içinde çıktığı bir arayıştır. Bu arayışın
TBMM tarafından irdelenmesi gerektiğine inanıyorum. AKP'li sağduyu sahibi
milletvekillerinin bu gidişe fırsat vermemesinin tarihi bir sorumluluk olduğunu
bir kez daha ifade ediyorum'' diyerek sözlerini tamamladı. (20.35)
projesi olarak Parlamentonun gündemine geldiğini'' söyledi.
Baykal, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanan Anayasa değişikliği
teklifinin tümü üzerinde, grubu adına söz aldı.
Tarihi bir oturum yapıldığını ifade eden Baykal, Türkiye'nin, anayasal
deneyiminin çok önemli bir noktasında, tarihi viraj alma durumuyla karşı karşıya
olduğunu söyledi.
Baykal, ''Hukuk devletini kökleştirme, demokrasiyi geliştirme
doğrultusunda geride bıraktığımız tarihi süreç içerisinde atılmış adımların
Türkiye'yi getirdiği bu noktada, hepimiz hukuk devletini daha güçlendirecek,
demokrasimi daha kökleştirecek bir istikamette gelişme bekleyişi içindeyken,
Türkiye'nin yaşadığı deneyimleri giderek doğru biçimde değerlendirmesi, hukuk
devletine, demokrasiye dönüşmesi için yeni reformların, adımların atılması
gerekirken, şimdi Türkiye tarihi birikimine ters istikamete doğru çekilmek
istenmektedir'' diye konuştu.
Anayasanın, bundan önce 16 kez değiştirildiğini, 177 maddeden 85'inde
değişiklik yapıldığını anımsatan Baykal, bu değişikliğin, en kapsamlı ve dikkate
değer paketlerinden biri olduğunu ifade etti. Baykal, ''Sadece değiştirmeyi
amaçladığı madde bakımından bunu söylemiyorum: Anayasanın özünü, ruhunu, temelini
ilgilendiren değişiklikleri amaçladığı için bu, geçmiş anayasa değişikliklerinden
daha temel bir değişiklik'' dedi.
Baykal, bu 17. anayasa değişikliğinin, diğer 16'sından köklü bir şekilde
farklı olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Nedir bu farklılık? Bugüne kadarki değişikliklerin tümü, sadece iktidar
partisinin kararlaştırdığı, tercihiyle şekillenmiş, onun gündeme getirdiği
anayasa değişikliği niteliğinde değildi. Şimdi ilk kez, çok köklü, anayasamızın
temellerini ilgilendiren bir anayasa değişikliği paketi, sadece iktidar
partisinin, kendi gündeminin bir parçası olarak, kendi zihniyetinin
doğrultusunda, kendi tercihleri icabına göre değiştirilmek istenmektedir. Bu ilk
kez karşı karşıya kaldığımız bir olaydır. Bugüne kadar anayasa değişiklikleri
daima birden çok siyasi partinin elbirliği, işbirliği ve tartışmasıyla ortaya
çıkmıştı. Ama şimdi sadece AKP'nin kendi takdiriyle, bir siyasi partinin iç işi
olarak algılamasıyla, siyasi parti mutfağının çalışmasıyla, kendi siyasi
kadrolarının oluşturmasıyla, Türkiye'ye bir anayasa değişikliği öneriliyor. Bu,
en temel anayasa zafiyetidir. Çünkü söz konusu olan anayasadır. Anayasa, bir
mutabakat belgesidir. Anayasa, bir siyasi partinin zihniyetinin damgasını
vuracağı bir çerçeve olamaz, olmamalıdır. Daha kapsamlı, geniş, genel mutabakatı
yansıtan belge olmalıdır. Ama şimdiki paket, tamamen parti içi olay, bir AKP
projesi, hatta bu bir Sayın Recep Tayyip Erdoğan projesi olarak parlamentonun
gündemine gelmiştir.''
CHP Genel Başkanı Baykal, böyle bir anayasa değişikliği için toplumsal
bir talebe tanık olmadıklarını, bunun AK Parti'nin talebi olduğunu savundu.
Toplumun önünde çok ciddi sorunlar, ekonomik, sosyal sorunlar bulunduğunu
belirten Baykal, AK Parti'nin, böyle bir ortamda günlerdir ülke gündemini,
anayasa değişikliğiyle kilitlediğini öne sürdü.
Baykal, anayasa değişikliğinin, çiftçinin, esnafın, işsizin, ekonominin
talebi değil, AK Parti'nin talebi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın projesi ve
ihtiyacı olduğunu savundu. Baykal, ''O ihtiyacı, parlamentodaki bir partiyle,
anamuhalefetle paylaştı mı? Bunun bir anlamı, önemi yok mu? AKP dışındaki
partiler, 'Türkiye'nin geleceğini yönetecek olan bu anayasa konusunda söz hakkına
sahip değildir' diye düşünerek, bir anayasa dayatmasıyla, 'çoğunluğumuz müsait,
yaparız' diye yola çıkıp bir anayasa değişikliğini dayatmanın, anayasanın ruhuna,
mutabakat belgesi olma kimliğine, hepimizin içimize sindirme zorunluluğuna uyması
mümkün mü? Ne bu dayatma?'' diye sordu.
Anayasanın Türkiye'yi birleştirdiğini dile getiren Baykal, şunları
kaydetti:
''Siyasi partiler tartışır, mücadele eder. Toplumda başka mücadeleler
vardır. Bütün bu mücadeleleri kucaklayacak olan ana belge, anayasadır. Anayasa
bütünlüğü etrafında hepimiz o tartışmaları götürürüz. Şimdi Türkiye'yi
bütünleştirmesi gereken, bizatihi anayasanın kendisi, Türkiye'yi ayrıştıran,
parçalamaya yönelik çok tehlikeli kamplaşmanın kaynağı haline dönüşecek. Sadece
bir siyasi partinin iradesine dayatılmış bir anayasa söz konusu olabilir mi?
Geçmişteki 16 değişikliğin hiçbirinde böyle bir dayatma yokken, niye acaba seçime
1 yıl kala, parlamentonun siyasi dengeleri çok köklü bir değişim geçirdiği halde
başka partiye itibar etmeden, 'dediğim dedik' diye bir anayasa dayatmanın makul,
kabul edilebilir bir tarafı var mı?''
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Anayasa
değişikliğini ''üniformasız, apoletsiz bir darbeyle yargıyı işgal etme girişimi''
olarak nitelendirerek, ''Başbakan, yargıya kendi cübbesini giydirmek istiyor''
dedi.
Anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerinde partisinin grubu adına söz
alan Baykal, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın konuya ilişkin
açıklamalarını anımsattı. Kılıç'ın uyarılarının dikkate alınmadığını, Anayasa
değişikliğinin ''AKP'nin iç işi olarak başladığını ve AKP'nin iç işi olarak
kaldığını'' ileri süren Baykal, ''Bu, yanlıştır, bu, sakıncalıdır. Anayasa bizi
barıştıracak belgedir. Şimdi siz kavga ettirecek, çatıştıracak bir belge haline
dönüştürmeyi başarmak üzeresiniz. Türkiye'deki bütün temel mutabakatları allak
bullak ediyorsunuz, kırıp döküyorsunuz, bir anayasa kalmıştı el atmadık onu da
kendi çıkarınıza dayatmak için bu yola girmiş durumdasınız'' diye konuştu.
Değişikliğin, üç temel erkten yargı erkini usule aykırı bir yaklaşımla
iktidarın siyasi hegemonyası altına sokma planının uygulanması olduğunu iddia
eden Baykal, bizzat Başbakan'ın siyasi hegemonyasının Türkiye'ye dayatıldığını
iddia etti.
Baykal, bazen iktidara, bazen parlamentoya fren işlevini yerine getiren
yargının bu kimliğinin ortadan kaldırılması durumunda Türkiye'nin frensiz,
tepetaklak sürüklenen, freni patlamış bir arabaya döneceğini söyledi.
Cumhurbaşkanlığının da Parlamentoyu, iktidarı, muhalefeti, ülkenin
kurumlarını işbirliği içinde tutacak bir konumdan uzaklaştırıldığını savunan
Baykal, ''Bunun sonucunda bugün Cumhurbaşkanlığı freni olmayan, bir süre sonra
yargı freni ortadan kalkacak bir iktidarın karakuşi zihniyetine Türkiye'yi teslim
etmek tehlikesi ortaya çıkacaktır'' dedi.
Yargıyı tahrip etmeye yönelik bir projenin söz konusu olduğunu, bunun
teknik bir şekilde değil ''yargıya savaş açılarak'' yapıldığını iddia eden
Baykal, Başbakan'ın yargıyı boy hedefi haline getirdiğini, bunun bu savaşın çok
açık bir örneği olduğunu kaydetti.
Baykal, ''Bu girişim, üniformasız, apoletsiz bir darbeyle yargıyı işgal
etme girişimidir. Başbakan yargıya 'cübbenizi çıkarın' diyor. Yargıçlara
'cübbenizi çıkarın' diyor ama bu değişikliğe bakınca görüyoruz ki Başbakan
yargıçlara Recep Tayyip Erdoğan cübbesini giydirmek istiyor. Kendi cübbesini
yargıçlara giydirmek istiyor'' diye konuştu
Paketin halk oylamasına gitmesi durumunda bütünüyle oylanmasına yönelik
eleştirilerini yineleyen Baykal, milletvekillerinin teker teker oy
kullanabileceğini, ancak bu hakkın halka tanınmadığını ifade etti. Baykal,
''Milletvekillerine bu hakkı tanıyorsun da niye halka bu hakkı çok görüyorsun?
Bu, milli iradeye sığıyor mu, halka saygıya sığıyor mu, demokrasi anlayışına
sığıyor mu?'' diye sordu.
Anayasa Mahkemesine üye seçimine ilişkin de düzenlemeler konusundaki
eleştirilerini sürdüren Baykal, 11 üyenin hukukçu olmayabileceğini, böyle bir
yapıyla Yüce Divan olarak karar alabileceğini anlattı.
Baykal, ''Bu, karakuşi bir düzenleme. Tamamen siyasi amaçlar göz önünde
bulundurulmuş. Bunda iyi niyet yoktur'' diye konuştu.
YÖK'ün Yargıtay kadar Anayasa Mahkemesine üye seçeceğini ifade eden
Baykal, ''Kurumlar arasındaki temsil dengesi bana yakınlık anlayışı ile
düzenlenmiştir. Bu çok açık görünüyor'' dedi.
CHP Lideri Baykal, düzenlemeyi ''siyasi tuzak'' olarak nitelendirdi.
HSYK'nın ''çok ince mekanizmalarla Adalet Bakanı'nın mutlak denetimi
altına alındığını'' savunan Baykal, ''Artık Türkiye'nin bağımsız yargı oluşturmak
konusundaki tarihi mücadelesi noktalanacaktır. Bürokratik bir yargı, bürokrata
dönüştürülmüş bir hakim gerçeği Türkiye'ye bu anayasa ile dayatılacaktır''
görüşünü savundu.
Partilere ilişkin düzenlemenin de ''evlere şenlik'' olduğunu belirten
Baykal, hülle partilerinin kurulabileceğini, partileri kapatmanın fiilen imkansız
hale geleceğini söyledi. Baykal, ''Yani partiler şiddet, terör, bölücülük
yapsalar, milis yetiştirseler, milisleri kamplara götürüp askeri eğitim verseler,
genel merkezlerinin altına silah ve cephane deposu kursalar dahi kapatılmamaları
mümkündür. Bu, hangi zihniyeti temsil ediyor, gerçekten anlamak mümkün değil. Bu,
açıkça Türkiye'nin talebi olmaktan tamamen uzak, Sayın Başbakan'ın önümüzdeki
seçim sonrasında ortaya çıkacak siyasi denge içinde kendisini ve AKP'nin üst
yönetimini güvence altına alma ihtiyacı içinde çıktığı bir arayıştır. Bu arayışın
TBMM tarafından irdelenmesi gerektiğine inanıyorum. AKP'li sağduyu sahibi
milletvekillerinin bu gidişe fırsat vermemesinin tarihi bir sorumluluk olduğunu
bir kez daha ifade ediyorum'' diyerek sözlerini tamamladı. (20.35)
