2011-11-16 - 16:22
BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bugünkü konuşmasında, ''BDP'li kadınları ve kadın milletvekillerini hedef aldığını'' ileri sürdü.
BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bugünkü konuşmasında, ''BDP'li kadınları ve kadın milletvekillerini hedef aldığını'' ileri sürdü.
BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, ''25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü etkinliklerini gerçekleştirdiğimiz bugünlerde, Başbakan, Kürt kadınlarına karşı açıkça şiddet uygulamaktadır'' dedi.
Başbakan Erdoğan'ın ''nefret suçu işlediğini, toplumu suça teşvik ettiğini'' iddia eden Buldan, ''Başımıza gelebileceklerden bizzat Başbakan Erdoğan ve Hükümeti sorumludur'' açıklamasında bulundu.
Başbakan'ın, ''BDP'li kadın milletvekillerin yürüttüğü siyasi mücadelen rahatsız olduğunu'' öne süren Buldan, şunları söyledi:
"Günlerdir partimizi hedef alan, partimize, seçilmiş temsilcilerimize, üyelerimize, milletvekillerimize resmen savaş açan Sayın Başbakan, bu pervasız tutumunu sürdürerek bugünkü konuşmasında BDP'li kadınları, kadın vekilleri hedef almış, erkek egemen zihniyetin ürünü olarak saldırıya geçmiştir.
BDP'li kadınları hedef gösteren Başbakan Erdoğan açıkça nefret suçu işlemekte, toplumu suça teşvik etmektedir. Buradan şunu açıkça belirtiyoruz ki, başımıza gelebileceklerden bizzat Başbakan Erdoğan ve Hükümeti sorumludur.
Açıkça görülmektedir ki, Sayın Başbakan BDP'li kadın vekillerin ortaya koymuş olduğu kararlı duruştan, yürütmüş olduğu siyasal mücadeleden rahatsız olmaktadır.
Kürt kadınları ve Kürt kadın milletvekilleri hem kadına hem de topluma dair sorunlarla yakından ilgilendikleri için, kadını köleleştiren zihniyeti karşı durdukları için ve bunun da bu zihniyetin sahiplerini korkuttuğu gerçeği bu saldırgan tavırları geliştiriyor.
25 Kasım kadına karşı şiddetli mücadele günü etkinlikleri gerçekleştirdiğimiz bugünlerde bu ülkenin Başbakanı Kürt kadınlarına karşı açıkça şiddet uygulamaktadır.
"2006'da kadın da olsa çocuk da olsa gereği yapılır" diyen, kadın erkek eşitliğine inanmadığını söyleyen, "kadının yeri evidir" anlayışını sergileyen " en az üç çocuk" öneren Başbakan'ın kalkıp, kadın haklarından söz etmesinin hiçbir samimi, inandırıcı tarafı yoktur.
Başbakan'ın bu söylemlerini AK Partili kadınlar da benimsememiştir ki ,bu şiddet kültürünün en açık örneği dünkü genel kurul çalışmaları sırasında ortaya çıkmış, AK Partinin gerçek zihniyetini bütün kamuoyu görmüştür.
Başbakan, annelerin açısından söz ediyor, BDP'li kadınları suçluyor. Öncelikli olarak madalyonun iki tarafının olduğunu Sayın Başbakan'a hatırlatmak isteriz.
Bu ülkede yaşanan savaşın bir sonucu olarak Türk- Kürt bütün anneler ağlıyor, bütün ocaklara ateşler düşüyor.
Hiçbir annenin acısı bir diğerinden fazla ya da eksik değildir. Acılarımız ortaktır. Eşini faili meçhul cinayette kaybeden bir kadın olarak, annelerin yaşadığını acının ne olduğunu Başbakan benden daha iyi bilemez, anlayamaz. Yüreğinde bunu hissedemez.
Çocuklarını cesetlerini paramparça teslim alan annelerin yaşadığı acıyı Başbakan hissedemez.
Biz bu savaşı, çatışmaları, acıları durdurmak için mücadele veriyoruz. Ancak iktidar, barış için değil değil savaş daha fazla nasıl tırmandırılır, daha fazla insan nasıl öldürülür bunun arayışı, plan ve programı içerisindedir.
Canilik, daha fazla insanın ölüme gönderilmesi, daha fazla savaş politikalarının devreye konulmasıdır. 40 bin insanın öldüğü yetmezmiş gibi yeni ölümlere kapı aralayacak savaş politikalarının kendisidir canilik.
BDP'li kadın vekilllerin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki performansı, yasama çalışmalarındaki etkin rolü ve yürüttükleri muhalif siyaset , ortaya koydukları barış çabası Başbakan'ı ve onun AK Parti grubunu ürkütmekte, rahatsız etmektedir.
Kendi kadın vekilleri işlevsizdi, etkisizdir.
Başbakan'ın görmek istediği kadın profili 3 çocuğu doğuran kadındır. Siyasetteki kadın başbakanı korkutmakta rahatsız etmektedir.
Ama başbakanı korkutmaya, rahatsız etmeye, onun erkek egemen zihniyetini ve şiddet politikalarını teşhir etmeye devam edeceğiz." (16:22)
