2021-06-15 - 17:07
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş başkanlığında toplandı. Genel Kuruluda, AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
TBMM Genel Kurulunda, MHP Aksaray Milletvekili Ramazan Kaşlı "Aksaray'ın il statüsü kazanmasının 32'nci yılı", CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Kaboğlu "27'nci Yasama Dönemi 4'üncü Yasama Yılı'nın anayasal ve siyasal bilançosu", AK Parti Bitlis Milletvekili Vahit Kiler "Bitlis'te yapılan yatırımlar" ile ilgili gündem dışı konuşma yaptı.
CHP İstanbul Milletvekili Kaboğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni eleştirerek "Parti başkanlığı yoluyla devlet yönetimi sonucunda, devlet partileştirildi ve parti devletleştirildi. Her ikisi kişiselleştirildi." dedi.
"Anayasasızlaşma" ve "çifte anayasa çelişkisi"nin ayrıca üzerinde durulması gereken bir konu olduğunu aktaran Kaboğlu, "Çözüm, demokratik anayasadır. Anayasal denge ve denetim düzeneğinin, görev, yetki ve sorumluluk ilkesinin, hesap verebilir bir hükümetin olduğu anayasal düzendir." ifadelerini kullandı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, "Anayasa profesörü olan Sayın Kaboğlu'nun konuyu daha detaylı incelemesi ve araştırmasını beklerdik." dedi. Yeni anayasanın son üç ayda gündeme gelen bir konu olmadığını söyleyen Akçay, MHP'nin, yeni anayasa çalışmasının ana hatlarını "100'üncü Yılda 100 Maddelik Anayasa" ile kamuoyuyla paylaştığını hatırlattı.
AK Parti Bitlis Milletvekili Kiler, Bitlis'e son 18 yılda 18 milyar lira yatırım yapıldığını belirtti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Yalancıdan siyasetçi olmaz." sözünü hatırlatan Kiler, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak başkanlığındaki heyetin Bitlis ziyaretinde yaşananlara değindi. Kiler, "Faik Öztrak, Ulu Cami önünde yaptığı açıklamada, 'Gelmişler, burada camiyi yıkacaklar.' diyor. Yalan, yıkılmayacak. Yalancıdan siyasetçi olmaz." dedi.
Kiler'in "Almışsınız 17 milletvekilini önünüze, Bitlis'te kadrolu fitneci birini basına saldırtıyorsunuz, basına havlatıyorsunuz. Kiminle yol yürüyeceğinize bakacaksınız. Basını tehdit ediyorsunuz, Bitlis TV muhabirini orada tartaklıyorsunuz, hakaret ediyorsunuz. Bu mu sizin demokrasiniz? Bu mu sizin özgürlüğünüz?" sözlerine CHP ve HDP milletvekilleri tepki gösterdi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Kiler'in konuşmasında hakaretlerde bulunduğunu ifade ederek üslup ve nezaket uyarısı yaptı.
TBMM Başkanvekili Erdoğmuş, "Sayın Kiler başta olmak üzere siz değerli arkadaşlarımdan istirhamım şudur, buradaki arkadaşların incinmeyeceği üsluba riayet edilmesi konusunda dikkatli olmamız gerekiyor." dedi.
TBMM Başkanvekili Erdoğmuş, tartışmanın sürmesi üzerine birleşime ara verdi.
Verilen aradan sonra yerinden söz alan milletvekilleri, gündemlerindeki konuları dile getirdi.
TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, terörle mücadele başta olmak üzere devletin ve milletin huzur ve güvenliğini sağlamak için çalışan Jandarma Teşkilatının kuruluş yıl dönümünü kutladı, aziz şehitleri rahmetle andı. Türkkan, uzman jandarmaların özlük ve sosyal haklarının diğer meslektaşlarıyla aynı duruma getirilmesi, askeri eğitimlerinin hizmetten sayılmasını istedi.
Azerbaycan'ın Milli Kurtuluş Günü'nü kutlayan Türkkan, "Tek millet iki devlet anlayışıyla ebedi beraberliğimiz daim olsun." diye konuştu.
Türkkan, Didim Belediye Başkanı Ahmet Deniz Atabay ve Trabzon'da Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık'a yönelik saldırılara değinerek, Bıyık'a ateş eden 18 yaşındaki failin yakalandığını ve olayın azmettiricilerinin bulunması gerektiğini dile getiren Türkkan, bu kişilerin bu cesareti nereden bulduklarını sordu.
Türkkan, "AK Parti hükümetinin meşruiyeti gittikçe kaybetmesi, birtakım yasa dışı çevrelerle yaptıkları iş birliğinin sonuçlarıdır bunlar. Bunlar bu cesareti oradan alıyorlar. Buna fırsat verirseniz biliniz ki bu silahlar bir gün size de döner. Bunların doymak bilmeyen bir kazanma arzuları var. Ama siz kendilerine böyle fırsatlar verirseniz, dün miting yaptırdıklarınız bugün karşınızda ifşaatlarıyla yer alır. Bu gayrimeşru ilişkilerinizi gözden geçirin." dedi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, 12 Haziran 2017'de Şırnak'ta terör örgütü PKK tarafından şehit edilen güvenlik korucusu Abdurrahman Avcı'nın çocuklarının önce Allah'a, sonra kendilerine emanet olduğunu söyledi, Avcı başta olmak üzere şehit güvenlik güçlerine Allah'tan rahmet, gazilere şifa diledi.
MHP'nin kurucularından siyasetçi, asker ve devlet adamı Dündar Taşer'in vefatının 49. yıl dönümü olduğunu ifade eden Akçay, Taşer'in kısa yaşamını büyük Türkiye ve Türk milliyetçiliğine adadığını dile getirdi. Akçay, vefatlarının yıl dönümü dolayısıyla Taşer ile yazarlar Cemil Meriç ve Peyami Safa'yı rahmet ve minnetle andı.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, salgın sürecinde işçi ve emekçilere haksızlıkların devam ettiğini savunarak, partisinin direnen bütün işçilerin yanında olduğunu belirtti.
Ethem Sarısülük'ün, Gezi Parkı olayları sırasında bir polisin açtığı ateş sonucu hayatını kaybettiğini anımsatan Beştaş, verilen hapis cezasının Yargıtay tarafından para cezasına çevrilmesinin "korkunç bir tablo" olduğunu ifade etti.
CHP Grup Başkanvekili Altay, belediye başkanları Atabay ve Bıyık'a saldırıları anımsatarak, "Bu insanlar bu cüreti nereden alıyor, arkasında kimler var? Bu devlet nerededir? Sayın Genel Başkanımızın müteaddit defalar söylediği gibi hakikaten Türkiye'de kimsenin can ve mal güvenliği kalmamıştır." dedi.
"Cumhur İttifakı'nın, erken seçim istedikleri için kendilerini teröristler korosuna katılmakla itham ettiğini" savunan Altay, "Memleket yangın yerine döndüğü, yönetilemediği için seçim istiyoruz ancak terörist ilan ediliyoruz." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Joe Biden görüşmesine değinen Altay, şu değerlendirmelerde bulundu:
"1915 olaylarını soykırım kabul eden devlet başkanıyla görüşmesinde 'Hamdolsun bu konu gündeme gelmedi.' demenin bizim nezdimizde karşılığı bir teslimiyettir, görevin gerektirdiği niteliklere sahip olmamaktır, aziz milletimizin tarihine ihanettir. Sayın Erdoğan 13 Haziran'da yola çıkmadan önce Biden'a '24 Nisan ve F-35'i soracağım.' dedi. Güzel, dedi de, 2 saat 35 dakika süren uçak yolculuğunda, Erdoğan'a 'Hamdolsun 1915 gündeme gelmedi.' dedirten, 'Biden'a 1915 kepazeliğinin hesabını ver.' demekten alıkoyan hain var. O uçakta Dışişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, İletişim Başkanı, Sözcüsü Ömer Çelik, Osman Aşkın Bak var. Erdoğan'a 'Hamdolsun 1915 gündeme gelmedi.' dedirten hain bunlardan hangisi?"
Altay, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Biden ile görüşmesinde Afganistan Kandahar Havalimanı'ndaki Türk gücünün görev almasının da gündeme geldiğini anlatarak, "Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı diyor ki 'Ben Afganistan'da senin bekçiliğini yaparım, sen yeter ki paradan haber ver.' Bu ülke, bu devlet, bu millet bu aşağılanmayı hak etmiyor." sözlerini sarf etti.
AK Parti Grup Başkanvekili Akbaşoğlu, muhalefetin gerçekleri çarpıttığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD Başkanı Biden'a 24 Nisan konusunda gereken tepkiyi verdiğini ifade eden Akbaşoğlu, 23 Nisan'da Ermeni terör örgütlerinin devamı olan PKK'ya yapılan harekatla bunun cevabının verildiğini dile getirdi.
Akbaşoğlu, Erdoğan'ın Biden ile yaptıkları telefon görüşmesinde doğrudan yüzüne ve Bakanlar Kurulunun ardından yaptığı açıklamalarla da gerekli bütün cevapların bütün dünyanın gözü önünde verildiğini belirterek, CHP'nin ise HDP'nin 1915 olaylarına ilişkin bildirisine hiçbir tepki göstermediğini ifade etti. "Siz dönüp de kendinize bakın." diyen Akbaşoğlu, partisinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin menfaatlerinin gereklerini yerine getirdiğini vurguladı.
AK Parti Grup Başkanvekili Akbaşoğlu, Erdoğan-Biden görüşmesinde NATO bünyesindeki teknik konuların ele alındığına dikkati çekerek, "Soykırım iddiasıyla ilgili gereken cevaplar kendilerine zamanında verilmiştir ancak Genel Başkanı da dahil olmak üzere CHP, hem CHP'yi hem Atatürk'ü hem Osmanlı'yı hem ecdadımızı 'katil' ve 'soykırımcı' olarak nitelendiren ittifak ortağı HDP'nin MYK'si ile ilgili hiçbir cümle sarf etmemiştir." değerlendirmesinde bulundu.
CHP'li Altay'ın, Afganistan Kandahar Havalimanı konusundaki sözlerine de Akbaşoğlu, "Hiç kimsenin bekçiliğini yapmayız. Biz kendi vatanımızın, devletimizin, milli menfaatlerimizin bekçiliğini yaparız. Libya, Suriye, Irak'tayız. Biz zaten şu anda Afganistan'dayız. Meseleleri çarpıtarak, askerimizi, ordumuzu, milletimizi, devletimizi itibarsızlaştırmaya çalışmak bu millete ve devlete bühtandır. Asla ve kata kabul edilemez. Hainlik olsa olsa devletimize, milletimize ve ordumuza bühtanda bulunmaktır." yanıtını verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Akbaşoğlu, S-400 savunma sistemi ve F-35 ile ilgili politikada hiçbir değişiklik olmadığının altını çizerek, "Milli dış politikamızı milli eksen içerisinde, başı dik, onurlu bir şekilde milletimizin, devletimizin menfaatleri doğrultusunda icra ediyoruz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın." dedi.
Erken seçim talep edilebileceğini ve kararının Meclis'te alınabileceğini kaydeden Akbaşoğlu, "(Ya seçimle veya seçimler dışında başka bir yolla, 2021'in kalan 6 aylık bütçesini biz kullanacağız.) diyenler var. 104 amiralin bildirisine sahip çıkan darbeci anlayışlar var. Heyhat, darbeci anlayışa asla ve kata geçit verilemez." diye konuştu.
Genel Kurulda, siyasi parti gruplarının önerileri ayrı ayrı ele alındı.
İlk olarak İYİ Parti'nin, "Türk Telekom özelinde özelleştirme işlemlerinin ülke ekonomisine fayda ve zararlarının değerlendirilmesi" ile ilgili verdiği araştırma önergesinin bugün ele alınmasına dair grup önerisi görüşüldü.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Hariri ailesinin Türk bankalarından borç alarak Türk Telekom'u devraldığını, Türk Telekom'dan gelen 7 milyar dolarlık kar payını Lübnan'a kaçırdığını iddia etti.
Türkkan, "Türk Telekom'u Lübnanlılara verip zararını Türk bankalarının sırtına yüklediniz. Türkiye, 10 milyar dolar zarara uğratıldı. Bu gariban halkın 10 milyar dolarını cebinden aldınız, elin Lübnanlısına verdiniz. Ülke olarak bir şirkete dolandırıldık." dedi.
HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Türk Telekom üzerinden yakın tarihin en büyük organize dolandırıcılığının yapıldığını, kar eden bir kuruluşun peşkeş çekildiğini öne sürdü.
AK Parti Kars Milletvekili Ahmet Arslan, imtiyaz anlaşması ile Türk Telekom'un işletme hakkının yüzde 55'inin 21 yıllığına verildiğini söyleyerek, "Türkiye, 2026 itibarıyla tekrar bu imtiyaz hakkını vererek oradan bir gelir elde edecek." diye konuştu.
Arslan, "OTAŞ, yüzde 20'si peşin, 5 yıl vadeli, 6,5 milyar dolar ödemek zorunda olduğu halde Danıştayın bir kararı nedeniyle 7 milyar 55 milyon doları peşin verdi. Peşin verdiği için de daha sonraki yıllarda aldığı temettü ile elbette verdiği paranın bir kısmını aldı. Bu dönemde Hazine'ye toplam 15,5 milyar dolar aktarıldı." ifadelerini kullandı.
Türk Telekom'un, yıllar itibarıyla güçlenmeye, finansal performansını artırmaya devam ettiğini, pandemi döneminde 2,2 milyon kişiye sabit internet hizmeti götürdüğünü anlatan Arslan, "Türk Telekom, atıl ve kullanılmaz durumdaki gayrimenkulleri sattı, buradan 500 milyon lira elde etti. Aldığı gayrimenkuller ve yaptıkları ise 2 milyar lira." dedi.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamada, İYİ Parti'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Daha sonra CHP'nin, "iflas talebinde bulunan Atlasjet Havacılık AŞ'de görevli personele ait maaşların ve tazminatların ödenmemesi" konusunda verdiği araştırma önergesi ile HDP'nin, "hasta mahpusların yaşam hakkının güvence altına alınması"na ilişkin genel görüşme önergesinin bugün görüşülmesi önerileri de müzakerelerin ardından kabul edilmedi.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, Yargı Reformu Strateji Belgesi ve İnsan Hakları Eylem Planı kapsamında hak ve özgürlüklerin, yargı bağımsızlığının, tarafsızlığının ve şeffaflığının geliştirilmesinin; insan kaynaklarının nitelik ve niceliğinin artırılmasıyla performans ve verimliliğin artırılmasının söz konusu olacağını belirtti.
TBMM Genel Kurulu'nda, AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, düzenlemenin, sorunların tamamına kolektif çözümler sunmadığını ve yetersiz olduğunu savundu.
Teklifle cumhuriyet savcılarının yerel mahkemelerde ve istinaf mahkemelerinde idari ve yargısal anlamda cumhuriyet başsavcılarına mahkum edildiğini söyleyen Türkkan, "Mevzuat uyarınca cumhuriyet başsavcısı ahengi sağlama görevi nedeniyle cumhuriyet savcılarının kararlarını zaten denetliyor. Teklifle arttırılması öngörülen bu yetkinin ne şekilde kullanılacağı açık değil, keyfi sonuçlar doğurması da kuvvetle muhtemel. İktidarın otoriter yapısı nedeniyle yürütme ve yargı erkleri arasındaki çizginin giderek görülmez hale geldiği bu sistemde cumhuriyet başsavcısının yetkilerinin arttırılması, maalesef yargının siyasallaşmasını arttıran bir unsur olarak dikkat çekiyor." diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, teklifle hükümlülerin dış dünyayla ilişkilerinin teknolojik imkanlardan yararlanarak güçlendirilmesi ve cezanın ıslah amacına yönelik birtakım yeni düzenlemeler yapılması ihtiyacının giderilmesinin hedeflendiğini anlattı.
Teklifte ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurullarının görev ve yetkilerinin yeniden düzenlendiğini dile getiren Bülbül, düzenlemeyle aynı zamanda ceza infaz kurumlarının yönetim ve işleyişi hususunda meydana gelen aksaklıkların giderildiğini, Türk Ceza Kanunu'nda yapılan değişiklikle uygulamada ortaya çıkan bazı farklılıkların giderilmeye çalışıldığını aktardı.
Bülbül, yasa teklifiyle son günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan İnsan Hakları Eylem Planı çerçevesinde bazı faaliyetlerin hayata geçirilmesinin söz konusu olduğunu da kaydetti.
MHP'li Bülbül, Yargı Reformu Strateji Belgesi ve İnsan Hakları Eylem Planı çerçevesinde belirlenen hedeflere yönelik olarak öngörülen faaliyetlerin bugüne kadar yüzde 50'den fazlasının hayata geçtiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yargı Reformu Strateji Belgesi ve İnsan Hakları Eylem Planı kapsamında önümüzdeki süreçte hak ve özgürlüklerin, yargı bağımsızlığının, tarafsızlığının ve şeffaflığının geliştirilmesi; insan kaynaklarının nitelik ve niceliğinin artırılmasıyla performans ve verimliliğin artırılması söz konusu olacaktır. İfade etmiş olduğumuz bütün bu faaliyetler, açık bir şekilde anlaşılıyor ki insanımızın iyiliğinedir, faydasınadır.
Ülkemizde yargıya olan güveni artıran, erişimi kolaylaştıran, yargılama süreçlerinin öngörülen ve hedeflenen süreler dahilinde nihayete ermesini sağlayan, yargı mensuplarının ihtisaslaşmasını, mesleki haklarının tahkim edilmesini ve daha fazla teminat altına alınmasını sağlayan bütün bu düzenlemeler hiç tereddütsüz ve apaçık bir yargı reformu niteliği taşımaktadır."
MHP'li Bülbül, partisinin kanun teklifini desteklediğini bildirdi.
HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, ülkelerin cezaevi açmakla değil, kapatmakla övünmesi gerektiğini ancak iktidarın cezaevi açma müjdeleri verdiğini söyledi.
Türkiye'nin, Ocak 2020 itibarıyla Avrupa Konseyi'nin 47 üyesi arasında, her 100 bin kişiye düşen tutuklu ve hükümlü sayısında ilk sırada yer aldığını dile getiren Gülüm, "Özellikle siyasi mahpuslar açısından durum daha da vahim. Zira ülkede herkes terörist ilan edilince, 'en terörist olanlar' diye yeni kavramlar üretmek zorunda kaldılar." dedi.
CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, iktidarın yargı paketleriyle adaleti sağlayamayacağını ve insan hakkı ihlallerini önleyemeyeceğini öne sürdü. Türkiye'de yargının siyasallaştığını savunan Bülbül, "Yargı bu ucube sistemde saraya bağlanmış durumda. Yargı mensupları son zamanlarda bir soruşturma açmaktan korkar hale geldi. Bu paketlerle adalet sağlanmaz, anayasal hak ve özgürlüklerin toplumda uygulama alanlarını genişletmek lazım." görüşünü ifade etti.
CHP'li Bülbül, Türkiye'de 474 cezaevi bulunduğunu ve kapasite 250 binken 283 bin kişinin cezaevlerinde olduğunu kaydederek, şöyle devam etti:
"Yüzde 110'luk bir doluluk oranı var. Şu anda 42 farklı ilde yapımı süren cezaevleri var, 2021'de de 39 cezaevi inşası gündemde. 2020 yılında cezaevleri için harcanan para 4 milyar 449 milyon lira, 2021 yılında ise 2 milyar 246 milyon lira ödenek ayrılmış. Bu cezaevlerini kimler için yapıyorsunuz? Hani hak ve özgürlükler, demokrasi, adalet paketleri? Cezaevleri kurarak, paket göstererek vatandaşları, hak arayanları, insan hakları ihlalleriyle birlikte cezaevlerine mi sokacaksınız? 90 bin kişiyi geçen yıl çıkardınız ama siyasi tutukluları, gazetecileri, yazarları ve muhalifleri cezaevinden çıkarmadınız. Cezaevindeki kapasite 283 bine çıktı. Demek ki Türkiye'de özgürlük iklimi olmadan, demokrasi gelmeden, hukuk devleti olmadan hangi paketi getirirseniz getirin Türkiye'ye adalet de gelmeyecek."
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, infaz ve gözetleme kurullarının, şartla salıverme süresi dolmuş ve disiplin cezası almamış tutukluları "örgütle ilişiğini kesmemelerini" gerekçe göstererek tahliye etmediğini öne sürerek, "Mektubu kontrol altında, görüştüğü kişiler, eşi, çocukları, avukatı, telefonlar kayıt altında. Nasıl örgütle ilişiğini kesmemiş? O zaman niçin cezaevinde, kontrol altında değil? Bu infaz kurulları doğrudan doğruya hürriyeti tahdit suçu işliyorlar, bir mahkeme kararı olmadan insanları hapiste tutuyorlar." ifadelerini kullandı.
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili ve teklifin ilk imza sahibi Ahmet Özdemir, düzenlemeyle insani, vicdani, teknolojik gelişmelerin uygulamaya uyarlanmasının, sahadan alınan verilerin mevzuata dönüştürülmesinin ve uygulamada birlik oluşturulmasının hedeflendiğini dile getirdi.
Teklifle hükümlülerin dış dünyayla ilişkilerinin daha da güçlendirilmesinin amaçlandığını anlatan Özdemir, düzenlemeyle Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 2 Mart 2021 tarihinde kamuoyuna açıklanan İnsan Hakları Eylem Planı'nda yer alan bazı faaliyetlerin gerçekleştirilmesinin hedeflendiğini kaydetti.
AK Parti'li Özdemir, 13 maddeden oluşan yasa teklifiyle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun, Türk Ceza Kanunu, Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu, Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş ve Yetkileri Hakkındaki Kanun'da değişiklik yapıldığını bildirdi.
Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından birinci bölümü üzerindeki görüşmelere geçildi.
TBMM Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş, kanun teklifinin birinci bölümü üzerindeki görüşmeler sürerken birleşime ara verdi. Aranın ardından komisyonun yerine oturmaması üzerine Erdoğmuş, birleşimi saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
CHP İstanbul Milletvekili Kaboğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni eleştirerek "Parti başkanlığı yoluyla devlet yönetimi sonucunda, devlet partileştirildi ve parti devletleştirildi. Her ikisi kişiselleştirildi." dedi.
"Anayasasızlaşma" ve "çifte anayasa çelişkisi"nin ayrıca üzerinde durulması gereken bir konu olduğunu aktaran Kaboğlu, "Çözüm, demokratik anayasadır. Anayasal denge ve denetim düzeneğinin, görev, yetki ve sorumluluk ilkesinin, hesap verebilir bir hükümetin olduğu anayasal düzendir." ifadelerini kullandı.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, "Anayasa profesörü olan Sayın Kaboğlu'nun konuyu daha detaylı incelemesi ve araştırmasını beklerdik." dedi. Yeni anayasanın son üç ayda gündeme gelen bir konu olmadığını söyleyen Akçay, MHP'nin, yeni anayasa çalışmasının ana hatlarını "100'üncü Yılda 100 Maddelik Anayasa" ile kamuoyuyla paylaştığını hatırlattı.
AK Parti Bitlis Milletvekili Kiler, Bitlis'e son 18 yılda 18 milyar lira yatırım yapıldığını belirtti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Yalancıdan siyasetçi olmaz." sözünü hatırlatan Kiler, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak başkanlığındaki heyetin Bitlis ziyaretinde yaşananlara değindi. Kiler, "Faik Öztrak, Ulu Cami önünde yaptığı açıklamada, 'Gelmişler, burada camiyi yıkacaklar.' diyor. Yalan, yıkılmayacak. Yalancıdan siyasetçi olmaz." dedi.
Kiler'in "Almışsınız 17 milletvekilini önünüze, Bitlis'te kadrolu fitneci birini basına saldırtıyorsunuz, basına havlatıyorsunuz. Kiminle yol yürüyeceğinize bakacaksınız. Basını tehdit ediyorsunuz, Bitlis TV muhabirini orada tartaklıyorsunuz, hakaret ediyorsunuz. Bu mu sizin demokrasiniz? Bu mu sizin özgürlüğünüz?" sözlerine CHP ve HDP milletvekilleri tepki gösterdi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Kiler'in konuşmasında hakaretlerde bulunduğunu ifade ederek üslup ve nezaket uyarısı yaptı.
TBMM Başkanvekili Erdoğmuş, "Sayın Kiler başta olmak üzere siz değerli arkadaşlarımdan istirhamım şudur, buradaki arkadaşların incinmeyeceği üsluba riayet edilmesi konusunda dikkatli olmamız gerekiyor." dedi.
TBMM Başkanvekili Erdoğmuş, tartışmanın sürmesi üzerine birleşime ara verdi.
Verilen aradan sonra yerinden söz alan milletvekilleri, gündemlerindeki konuları dile getirdi.
TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, terörle mücadele başta olmak üzere devletin ve milletin huzur ve güvenliğini sağlamak için çalışan Jandarma Teşkilatının kuruluş yıl dönümünü kutladı, aziz şehitleri rahmetle andı. Türkkan, uzman jandarmaların özlük ve sosyal haklarının diğer meslektaşlarıyla aynı duruma getirilmesi, askeri eğitimlerinin hizmetten sayılmasını istedi.
Azerbaycan'ın Milli Kurtuluş Günü'nü kutlayan Türkkan, "Tek millet iki devlet anlayışıyla ebedi beraberliğimiz daim olsun." diye konuştu.
Türkkan, Didim Belediye Başkanı Ahmet Deniz Atabay ve Trabzon'da Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık'a yönelik saldırılara değinerek, Bıyık'a ateş eden 18 yaşındaki failin yakalandığını ve olayın azmettiricilerinin bulunması gerektiğini dile getiren Türkkan, bu kişilerin bu cesareti nereden bulduklarını sordu.
Türkkan, "AK Parti hükümetinin meşruiyeti gittikçe kaybetmesi, birtakım yasa dışı çevrelerle yaptıkları iş birliğinin sonuçlarıdır bunlar. Bunlar bu cesareti oradan alıyorlar. Buna fırsat verirseniz biliniz ki bu silahlar bir gün size de döner. Bunların doymak bilmeyen bir kazanma arzuları var. Ama siz kendilerine böyle fırsatlar verirseniz, dün miting yaptırdıklarınız bugün karşınızda ifşaatlarıyla yer alır. Bu gayrimeşru ilişkilerinizi gözden geçirin." dedi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, 12 Haziran 2017'de Şırnak'ta terör örgütü PKK tarafından şehit edilen güvenlik korucusu Abdurrahman Avcı'nın çocuklarının önce Allah'a, sonra kendilerine emanet olduğunu söyledi, Avcı başta olmak üzere şehit güvenlik güçlerine Allah'tan rahmet, gazilere şifa diledi.
MHP'nin kurucularından siyasetçi, asker ve devlet adamı Dündar Taşer'in vefatının 49. yıl dönümü olduğunu ifade eden Akçay, Taşer'in kısa yaşamını büyük Türkiye ve Türk milliyetçiliğine adadığını dile getirdi. Akçay, vefatlarının yıl dönümü dolayısıyla Taşer ile yazarlar Cemil Meriç ve Peyami Safa'yı rahmet ve minnetle andı.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, salgın sürecinde işçi ve emekçilere haksızlıkların devam ettiğini savunarak, partisinin direnen bütün işçilerin yanında olduğunu belirtti.
Ethem Sarısülük'ün, Gezi Parkı olayları sırasında bir polisin açtığı ateş sonucu hayatını kaybettiğini anımsatan Beştaş, verilen hapis cezasının Yargıtay tarafından para cezasına çevrilmesinin "korkunç bir tablo" olduğunu ifade etti.
CHP Grup Başkanvekili Altay, belediye başkanları Atabay ve Bıyık'a saldırıları anımsatarak, "Bu insanlar bu cüreti nereden alıyor, arkasında kimler var? Bu devlet nerededir? Sayın Genel Başkanımızın müteaddit defalar söylediği gibi hakikaten Türkiye'de kimsenin can ve mal güvenliği kalmamıştır." dedi.
"Cumhur İttifakı'nın, erken seçim istedikleri için kendilerini teröristler korosuna katılmakla itham ettiğini" savunan Altay, "Memleket yangın yerine döndüğü, yönetilemediği için seçim istiyoruz ancak terörist ilan ediliyoruz." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Joe Biden görüşmesine değinen Altay, şu değerlendirmelerde bulundu:
"1915 olaylarını soykırım kabul eden devlet başkanıyla görüşmesinde 'Hamdolsun bu konu gündeme gelmedi.' demenin bizim nezdimizde karşılığı bir teslimiyettir, görevin gerektirdiği niteliklere sahip olmamaktır, aziz milletimizin tarihine ihanettir. Sayın Erdoğan 13 Haziran'da yola çıkmadan önce Biden'a '24 Nisan ve F-35'i soracağım.' dedi. Güzel, dedi de, 2 saat 35 dakika süren uçak yolculuğunda, Erdoğan'a 'Hamdolsun 1915 gündeme gelmedi.' dedirten, 'Biden'a 1915 kepazeliğinin hesabını ver.' demekten alıkoyan hain var. O uçakta Dışişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, İletişim Başkanı, Sözcüsü Ömer Çelik, Osman Aşkın Bak var. Erdoğan'a 'Hamdolsun 1915 gündeme gelmedi.' dedirten hain bunlardan hangisi?"
Altay, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Biden ile görüşmesinde Afganistan Kandahar Havalimanı'ndaki Türk gücünün görev almasının da gündeme geldiğini anlatarak, "Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı diyor ki 'Ben Afganistan'da senin bekçiliğini yaparım, sen yeter ki paradan haber ver.' Bu ülke, bu devlet, bu millet bu aşağılanmayı hak etmiyor." sözlerini sarf etti.
AK Parti Grup Başkanvekili Akbaşoğlu, muhalefetin gerçekleri çarpıttığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD Başkanı Biden'a 24 Nisan konusunda gereken tepkiyi verdiğini ifade eden Akbaşoğlu, 23 Nisan'da Ermeni terör örgütlerinin devamı olan PKK'ya yapılan harekatla bunun cevabının verildiğini dile getirdi.
Akbaşoğlu, Erdoğan'ın Biden ile yaptıkları telefon görüşmesinde doğrudan yüzüne ve Bakanlar Kurulunun ardından yaptığı açıklamalarla da gerekli bütün cevapların bütün dünyanın gözü önünde verildiğini belirterek, CHP'nin ise HDP'nin 1915 olaylarına ilişkin bildirisine hiçbir tepki göstermediğini ifade etti. "Siz dönüp de kendinize bakın." diyen Akbaşoğlu, partisinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin menfaatlerinin gereklerini yerine getirdiğini vurguladı.
AK Parti Grup Başkanvekili Akbaşoğlu, Erdoğan-Biden görüşmesinde NATO bünyesindeki teknik konuların ele alındığına dikkati çekerek, "Soykırım iddiasıyla ilgili gereken cevaplar kendilerine zamanında verilmiştir ancak Genel Başkanı da dahil olmak üzere CHP, hem CHP'yi hem Atatürk'ü hem Osmanlı'yı hem ecdadımızı 'katil' ve 'soykırımcı' olarak nitelendiren ittifak ortağı HDP'nin MYK'si ile ilgili hiçbir cümle sarf etmemiştir." değerlendirmesinde bulundu.
CHP'li Altay'ın, Afganistan Kandahar Havalimanı konusundaki sözlerine de Akbaşoğlu, "Hiç kimsenin bekçiliğini yapmayız. Biz kendi vatanımızın, devletimizin, milli menfaatlerimizin bekçiliğini yaparız. Libya, Suriye, Irak'tayız. Biz zaten şu anda Afganistan'dayız. Meseleleri çarpıtarak, askerimizi, ordumuzu, milletimizi, devletimizi itibarsızlaştırmaya çalışmak bu millete ve devlete bühtandır. Asla ve kata kabul edilemez. Hainlik olsa olsa devletimize, milletimize ve ordumuza bühtanda bulunmaktır." yanıtını verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Akbaşoğlu, S-400 savunma sistemi ve F-35 ile ilgili politikada hiçbir değişiklik olmadığının altını çizerek, "Milli dış politikamızı milli eksen içerisinde, başı dik, onurlu bir şekilde milletimizin, devletimizin menfaatleri doğrultusunda icra ediyoruz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın." dedi.
Erken seçim talep edilebileceğini ve kararının Meclis'te alınabileceğini kaydeden Akbaşoğlu, "(Ya seçimle veya seçimler dışında başka bir yolla, 2021'in kalan 6 aylık bütçesini biz kullanacağız.) diyenler var. 104 amiralin bildirisine sahip çıkan darbeci anlayışlar var. Heyhat, darbeci anlayışa asla ve kata geçit verilemez." diye konuştu.
Genel Kurulda, siyasi parti gruplarının önerileri ayrı ayrı ele alındı.
İlk olarak İYİ Parti'nin, "Türk Telekom özelinde özelleştirme işlemlerinin ülke ekonomisine fayda ve zararlarının değerlendirilmesi" ile ilgili verdiği araştırma önergesinin bugün ele alınmasına dair grup önerisi görüşüldü.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Hariri ailesinin Türk bankalarından borç alarak Türk Telekom'u devraldığını, Türk Telekom'dan gelen 7 milyar dolarlık kar payını Lübnan'a kaçırdığını iddia etti.
Türkkan, "Türk Telekom'u Lübnanlılara verip zararını Türk bankalarının sırtına yüklediniz. Türkiye, 10 milyar dolar zarara uğratıldı. Bu gariban halkın 10 milyar dolarını cebinden aldınız, elin Lübnanlısına verdiniz. Ülke olarak bir şirkete dolandırıldık." dedi.
HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Türk Telekom üzerinden yakın tarihin en büyük organize dolandırıcılığının yapıldığını, kar eden bir kuruluşun peşkeş çekildiğini öne sürdü.
AK Parti Kars Milletvekili Ahmet Arslan, imtiyaz anlaşması ile Türk Telekom'un işletme hakkının yüzde 55'inin 21 yıllığına verildiğini söyleyerek, "Türkiye, 2026 itibarıyla tekrar bu imtiyaz hakkını vererek oradan bir gelir elde edecek." diye konuştu.
Arslan, "OTAŞ, yüzde 20'si peşin, 5 yıl vadeli, 6,5 milyar dolar ödemek zorunda olduğu halde Danıştayın bir kararı nedeniyle 7 milyar 55 milyon doları peşin verdi. Peşin verdiği için de daha sonraki yıllarda aldığı temettü ile elbette verdiği paranın bir kısmını aldı. Bu dönemde Hazine'ye toplam 15,5 milyar dolar aktarıldı." ifadelerini kullandı.
Türk Telekom'un, yıllar itibarıyla güçlenmeye, finansal performansını artırmaya devam ettiğini, pandemi döneminde 2,2 milyon kişiye sabit internet hizmeti götürdüğünü anlatan Arslan, "Türk Telekom, atıl ve kullanılmaz durumdaki gayrimenkulleri sattı, buradan 500 milyon lira elde etti. Aldığı gayrimenkuller ve yaptıkları ise 2 milyar lira." dedi.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamada, İYİ Parti'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Daha sonra CHP'nin, "iflas talebinde bulunan Atlasjet Havacılık AŞ'de görevli personele ait maaşların ve tazminatların ödenmemesi" konusunda verdiği araştırma önergesi ile HDP'nin, "hasta mahpusların yaşam hakkının güvence altına alınması"na ilişkin genel görüşme önergesinin bugün görüşülmesi önerileri de müzakerelerin ardından kabul edilmedi.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, Yargı Reformu Strateji Belgesi ve İnsan Hakları Eylem Planı kapsamında hak ve özgürlüklerin, yargı bağımsızlığının, tarafsızlığının ve şeffaflığının geliştirilmesinin; insan kaynaklarının nitelik ve niceliğinin artırılmasıyla performans ve verimliliğin artırılmasının söz konusu olacağını belirtti.
TBMM Genel Kurulu'nda, AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, düzenlemenin, sorunların tamamına kolektif çözümler sunmadığını ve yetersiz olduğunu savundu.
Teklifle cumhuriyet savcılarının yerel mahkemelerde ve istinaf mahkemelerinde idari ve yargısal anlamda cumhuriyet başsavcılarına mahkum edildiğini söyleyen Türkkan, "Mevzuat uyarınca cumhuriyet başsavcısı ahengi sağlama görevi nedeniyle cumhuriyet savcılarının kararlarını zaten denetliyor. Teklifle arttırılması öngörülen bu yetkinin ne şekilde kullanılacağı açık değil, keyfi sonuçlar doğurması da kuvvetle muhtemel. İktidarın otoriter yapısı nedeniyle yürütme ve yargı erkleri arasındaki çizginin giderek görülmez hale geldiği bu sistemde cumhuriyet başsavcısının yetkilerinin arttırılması, maalesef yargının siyasallaşmasını arttıran bir unsur olarak dikkat çekiyor." diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, teklifle hükümlülerin dış dünyayla ilişkilerinin teknolojik imkanlardan yararlanarak güçlendirilmesi ve cezanın ıslah amacına yönelik birtakım yeni düzenlemeler yapılması ihtiyacının giderilmesinin hedeflendiğini anlattı.
Teklifte ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurullarının görev ve yetkilerinin yeniden düzenlendiğini dile getiren Bülbül, düzenlemeyle aynı zamanda ceza infaz kurumlarının yönetim ve işleyişi hususunda meydana gelen aksaklıkların giderildiğini, Türk Ceza Kanunu'nda yapılan değişiklikle uygulamada ortaya çıkan bazı farklılıkların giderilmeye çalışıldığını aktardı.
Bülbül, yasa teklifiyle son günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan İnsan Hakları Eylem Planı çerçevesinde bazı faaliyetlerin hayata geçirilmesinin söz konusu olduğunu da kaydetti.
MHP'li Bülbül, Yargı Reformu Strateji Belgesi ve İnsan Hakları Eylem Planı çerçevesinde belirlenen hedeflere yönelik olarak öngörülen faaliyetlerin bugüne kadar yüzde 50'den fazlasının hayata geçtiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yargı Reformu Strateji Belgesi ve İnsan Hakları Eylem Planı kapsamında önümüzdeki süreçte hak ve özgürlüklerin, yargı bağımsızlığının, tarafsızlığının ve şeffaflığının geliştirilmesi; insan kaynaklarının nitelik ve niceliğinin artırılmasıyla performans ve verimliliğin artırılması söz konusu olacaktır. İfade etmiş olduğumuz bütün bu faaliyetler, açık bir şekilde anlaşılıyor ki insanımızın iyiliğinedir, faydasınadır.
Ülkemizde yargıya olan güveni artıran, erişimi kolaylaştıran, yargılama süreçlerinin öngörülen ve hedeflenen süreler dahilinde nihayete ermesini sağlayan, yargı mensuplarının ihtisaslaşmasını, mesleki haklarının tahkim edilmesini ve daha fazla teminat altına alınmasını sağlayan bütün bu düzenlemeler hiç tereddütsüz ve apaçık bir yargı reformu niteliği taşımaktadır."
MHP'li Bülbül, partisinin kanun teklifini desteklediğini bildirdi.
HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, ülkelerin cezaevi açmakla değil, kapatmakla övünmesi gerektiğini ancak iktidarın cezaevi açma müjdeleri verdiğini söyledi.
Türkiye'nin, Ocak 2020 itibarıyla Avrupa Konseyi'nin 47 üyesi arasında, her 100 bin kişiye düşen tutuklu ve hükümlü sayısında ilk sırada yer aldığını dile getiren Gülüm, "Özellikle siyasi mahpuslar açısından durum daha da vahim. Zira ülkede herkes terörist ilan edilince, 'en terörist olanlar' diye yeni kavramlar üretmek zorunda kaldılar." dedi.
CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, iktidarın yargı paketleriyle adaleti sağlayamayacağını ve insan hakkı ihlallerini önleyemeyeceğini öne sürdü. Türkiye'de yargının siyasallaştığını savunan Bülbül, "Yargı bu ucube sistemde saraya bağlanmış durumda. Yargı mensupları son zamanlarda bir soruşturma açmaktan korkar hale geldi. Bu paketlerle adalet sağlanmaz, anayasal hak ve özgürlüklerin toplumda uygulama alanlarını genişletmek lazım." görüşünü ifade etti.
CHP'li Bülbül, Türkiye'de 474 cezaevi bulunduğunu ve kapasite 250 binken 283 bin kişinin cezaevlerinde olduğunu kaydederek, şöyle devam etti:
"Yüzde 110'luk bir doluluk oranı var. Şu anda 42 farklı ilde yapımı süren cezaevleri var, 2021'de de 39 cezaevi inşası gündemde. 2020 yılında cezaevleri için harcanan para 4 milyar 449 milyon lira, 2021 yılında ise 2 milyar 246 milyon lira ödenek ayrılmış. Bu cezaevlerini kimler için yapıyorsunuz? Hani hak ve özgürlükler, demokrasi, adalet paketleri? Cezaevleri kurarak, paket göstererek vatandaşları, hak arayanları, insan hakları ihlalleriyle birlikte cezaevlerine mi sokacaksınız? 90 bin kişiyi geçen yıl çıkardınız ama siyasi tutukluları, gazetecileri, yazarları ve muhalifleri cezaevinden çıkarmadınız. Cezaevindeki kapasite 283 bine çıktı. Demek ki Türkiye'de özgürlük iklimi olmadan, demokrasi gelmeden, hukuk devleti olmadan hangi paketi getirirseniz getirin Türkiye'ye adalet de gelmeyecek."
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, infaz ve gözetleme kurullarının, şartla salıverme süresi dolmuş ve disiplin cezası almamış tutukluları "örgütle ilişiğini kesmemelerini" gerekçe göstererek tahliye etmediğini öne sürerek, "Mektubu kontrol altında, görüştüğü kişiler, eşi, çocukları, avukatı, telefonlar kayıt altında. Nasıl örgütle ilişiğini kesmemiş? O zaman niçin cezaevinde, kontrol altında değil? Bu infaz kurulları doğrudan doğruya hürriyeti tahdit suçu işliyorlar, bir mahkeme kararı olmadan insanları hapiste tutuyorlar." ifadelerini kullandı.
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili ve teklifin ilk imza sahibi Ahmet Özdemir, düzenlemeyle insani, vicdani, teknolojik gelişmelerin uygulamaya uyarlanmasının, sahadan alınan verilerin mevzuata dönüştürülmesinin ve uygulamada birlik oluşturulmasının hedeflendiğini dile getirdi.
Teklifle hükümlülerin dış dünyayla ilişkilerinin daha da güçlendirilmesinin amaçlandığını anlatan Özdemir, düzenlemeyle Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 2 Mart 2021 tarihinde kamuoyuna açıklanan İnsan Hakları Eylem Planı'nda yer alan bazı faaliyetlerin gerçekleştirilmesinin hedeflendiğini kaydetti.
AK Parti'li Özdemir, 13 maddeden oluşan yasa teklifiyle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun, Türk Ceza Kanunu, Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu, Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş ve Yetkileri Hakkındaki Kanun'da değişiklik yapıldığını bildirdi.
Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından birinci bölümü üzerindeki görüşmelere geçildi.
TBMM Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş, kanun teklifinin birinci bölümü üzerindeki görüşmeler sürerken birleşime ara verdi. Aranın ardından komisyonun yerine oturmaması üzerine Erdoğmuş, birleşimi saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
