2020-10-21 - 15:19
TBMM GENEL KURULU
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş başkanlığında toplandı. Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin, 16 maddeden oluşan birinci bölümü kabul edildi.
TBMM Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.

MHP İstanbul Milletvekili Hayati Arkaz, "yeni tip koronavirüs (Kovid-19), Türk tıbbı ve sağlık çalışanları", HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, "Kocaeli'nin sorunları", AK Parti Kayseri Milletvekili Hülya Nergis, "koronavirüs aşısında son durum, Türkiye ve Kayseri'de aşı çalışmaları" hakkında gündem dışı konuştu.

MHP İstanbul Milletvekili Arkaz, emperyalizmin piyonu katil Ermenistan'ın, işbirlikçisi PKK terör örgütünün yaptığı gibi kundaktaki bebeğe dahi kurşun sıktığını belirterek "Lider Devlet Bahçeli'nin dediği gibi, kafalarına vura vura onları Karabağ'dan en kısa zamanda atacağız. Karabağ bizim bağrımızdır. Bunu bütün dünya bilsin. Hem bu memleketin ekmeğini yiyeceksin hem suyunu içeceksin hem de Erivan'ın yanında olacaksın. Teröriste terörist diyemeyeceksin. Bunu diyemeyen, teröristin alasıdır ve ta kendisidir." diye konuştu.

Koronavirüsle mücadelede sağlık çalışanlarının ellerinden geleni yaptığını belirten Arkaz, aşı konusunda büyük bir aşama kaydedildiğini söyledi.

Arkaz, koronavirüsle mücadelede tüm sağlık çalışanlarının aynı anda ek ödenekten faydalanmasını istediklerini belirterek koronavirüs mücadelesinde hayatını kaybeden sağlık personelinin şehit sayılması için gereken çalışmaları takip ettiklerini kaydetti.

HDP Kocaeli Milletvekili Gergerlioğlu, hava, çevre kirliliği, pahalılık ve ulaşımın Kocaeli'nin en önde gelen sorunları arasında yer aldığını savunarak, ilde meslek ve göğüs hastalıkları hastanelerinin olması gerektiğini söyledi.

AK Parti Kayseri Milletvekili Nergis, Türkiye'de 13 ayrı Kovid-19 aşı çalışması yapıldığını, aşıda klinik safhada önemli mesafe alındığını ve insan çalışması safhasına gelindiğini bildirdi.

Kayseri Erciyes Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi'nde geliştirilen iki aşının insan üzerinde denemelerinin başlanacağı bilgisinin, herkesi onurlandırdığını kaydeden Nergis, Kayseri'de aşı çalışmasını yürüten Prof. Dr. Aykut Özdarendeli'nin, 1998-2001 yılları arasında ABD'de konuyla ilgili çalışmalar yaptığını anlattı.

Türkiye'nin ilk aşı araştırma ve geliştirme merkezinin 2015'te Erciyes Üniversitesi bünyesinde kurulduğunu dile getiren Nergis, bu laboratuvarda Kırım Kongo kanamalı ateşine karşı inaktif aşının faz 1 çalışmalarının tamamlandığını söyledi.

Nergis, Kovid-19 vakası görüldükten 2 hafta sonra Erciyes Üniversitesi Araştırma Merkezi'nde ilk virüs izolasyonu yapıldığını, nisanda virüsün genetik haritasının çıkarıldığını, aşı çalışmalarında ise ciddi mesafe katedildiğini ifade etti.

Türkiye-Azerbaycan Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı, AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım ise yerinden söz alarak, TBMM Başkanı Mustafa Şentop başkanlığında gerçekleştirdikleri Azerbaycan ziyaretini anlattı.

"Bizim gösterdiğimiz bu dayanışma, Azerbaycan'da çok büyük bir sinerji yaratmış." diyen Ayrım, sivillere yönelik saldırıların yaşandığı Gence'ye gittiklerini anımsattı. Ayrım, gece yarısı yapılan bu katliamın dünya kamuoyuna istendiği gibi anlatılamadığını vurguladı.

Ziyaretlerinde füzelerin düştüğü çukurların yanında gördükleri yaşlı bir teyzenin selamını getirdiğini dile getiren Ayrım, o yaşlı kadının "Ben Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin milletvekillerine, Türk halkına kurban olayım." dediğini aktardı. Ayrım, "Sivillere karşı yapılan bu caniliğin, alçaklığın, bu terör devletinin yaptığı bu caniliğe 'dur' demek lazım. Bunu kabul etmek mümkün değil. İnsan olan birisinin bunu kabul etmesi mümkün olamaz." değerlendirmesinde bulundu.

Genel Kurulda, gündem dışı konuşmaların ardından partilerin grup önerileri ele alındı.

İYİ Parti'nin, "atanamayan öğretmenlerin sorunlarının belirlenmesi" amacıyla verdiği araştırma önergesinin bugün ele alınmasına dair grup önerisi görüşüldü.

İYİ Parti Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs, öğretmen açığına rağmen atanamayan öğretmenlerin sayısının giderek arttığını savundu.

Eğitim sisteminin öznesi olan öğretmenlerin, atanamamaları nedeniyle başka işlerde çalışmak zorunda kaldığını dile getiren Örs, "Araştırmalar, atanamayan öğretmenlerin sayısının yarım milyonu aştığı yönündedir. Eğitim sistemindeki plansızlık bu sayının her yıl daha da artmasına neden olmaktadır." dedi.

Eğitim fakültesinden mezun olan gençlerin, en verimli yıllarında işsiz kaldığını, farklı işlerde çalıştığını öne süren Örs, "İşsiz kalan öğretmenlerimiz, özel eğitim kurumlarında asgari ücretle çalışmaya razı olmaktadır." diye konuştu.

HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü, çalışma yaşamının, kamu başta olmak üzere bütün alanlarda güvencesizleştirildiğini savundu.

Pekgözegü, "İntihara sürüklenen, atanamayan öğretmenler gibi bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Bunun önüne geçmenin bir an önce çaresine bakmalıyız." dedi.

CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, 360 engelli öğretmen adayının atamasının yapılmadığını söyledi.

Öğretmenlere 3600 ek gösterge sözü verildiğini hatırlatan Kaya, "Bu sözü yerine getirseydik, 56 bin öğretmen emekli olacaktı. Bu, 56 bin öğretmenin atamasını yapmak demek. 9 bin KPSS mağduru öğretmenin ataması yapılmadı. 20 bin köy okulunu açsanız, her köye iki öğretmen verseniz, 40 bin öğretmen atarsınız. Atama bekleyen 3 bin 900 PİKTES öğretmeni var. Bunların da ataması yapılmıyor." ifadelerini kullandı.

AK Parti Sinop Milletvekili Nazım Maviş, eğitimle ilgili iyileştirme politikalarının odağında her zaman öğretmenin olduğunu belirtti.

Öğretmen niteliği yükseldikçe eğitimin de niteliğinin yükseldiğine işaret eden Maviş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bize göre öğretmen mürebbiye, karakter yapıcıdır. Bütün eğitimsel araç, gereç, özne ve nesnenin ötesinde özel bir anlama sahiptir. Temel hedef, öğretmenin niteliğini artırmaktır. Hükümetlerimiz döneminde öğretmenlerimizin niteliğini artırmak için çok önemli adımlar attık. 2002-2003 eğitim öğretim yılında 516 bin 242 olan öğretmen sayısını, 2019-2020 eğitim öğretim yılında 974 bin 837'ye çıkardık. Bugün itibarıyla norm kadro doluluk oranları açısından ülke genelinde yüzde 92,23'e, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yüzde 93'e ulaşılmıştır. 2003'ten 2020'ye kadar 672 bin 608 öğretmen alımı sağlanmıştır. Bu dönemde alınan öğretmenlerin, toplam öğretmene oranı yüzde 71'i bulmuştur."

Eğitim fakültelerini bitirip de öğretmen olmak isteyen 302 bin kişinin bulunduğunu ancak Türkiye'nin bugün itibarıyla 74 bin 78 öğretmen açığı olduğunu belirten Maviş, "Türkiye'nin eğitim açığını kapattığımız takdirde bile eğitim fakültesi mezunu olup da devlet okullarında öğretmenlik yapma imkanı bulamayan arkadaşlarımız olacak." dedi.

Konuşmaların ardından yapılan oylama sonucunda, İYİ Parti'nin "atanamayan öğretmenlerin sorunlarının araştırılarak gerekli çözümlerin belirlenmesi" konusunda verdiği önerge kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, basın mensuplarının, Dünya Gazeteciler Günü'nü kutlayarak, "Gazetecilerin üzerlerinde iktidar baskısı hissetmeden, özgür ve bağımsız olarak haber yapabildiği bir Türkiye bizim olmazsa olmaz şartlarımızdan. Unutulmamalı ki özgür basın varsa özgür toplum vardır." diye konuştu.

Türkkan, Ahmet Taner Kışlalı'yı ölümünün 21. yılı dolayısıyla rahmetle andı.

Buğday, arpa ve mısır ithalatında gümrük vergisinin geçici olarak sıfırlanması kararına ilişkin Türkkan, şunları kaydetti:

"Bu karardan sonra merak ediyorum, burada bölgelerine giden milletvekili arkadaşlar bu çiftçilerin sözlerine nasıl cevap verecekler? Şu anda çiftçinin yeniden tarlasını ekme mevsimi; tarlasını ekerken ambarında 3-5 ton buğdayı, arpayı, çoluğuna çocuğuna kışın bakmak için, geçindirmek için saklayan, ambarına koyan köylü, çiftçi sizin bu kararınız karşısında bir kere daha ezildi. Çiftçi hiç umurunuzda değil; yerli çiftçi, üretici destek beklerken hububat fiyatlarındaki bu vergileri sıfırlamalarını nasıl değerlendirmek lazım bilmiyorum. Hükümet zaten tarımı bitirdi, üretimi durdurdu, çiftçiyi kuru soğana muhtaç hale getirdi. Çiftçinin borçları birikti ödeyemiyor, ürününü yetiştiremiyor."

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, Dünya Gazeteciler Günü'nü kutladı.

Eski Sağlık Bakanlarından, eski MHP Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş'un sabah saatlerinde geçirdiği beyin kanamasından dolayı hastaneye kaldırıldığını bildiren Bülbül, "Durumunun ciddi olduğu haberini büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. Buradan sayın Bakanımıza acil şifalar diliyoruz, tez zamanda iyileşmesini bekliyoruz." dedi.

Azerbaycan ordusunun kararlılıkla Karabağ'ı, "terörist Ermenistan'ın işgalinden kurtarmak yolunda hızla ilerlediğini" belirten Bülbül, "Son açıklamalar göstermektedir ki Ermeni terör çeteleri, büyük bir bozguna uğramıştır ve uğramaya devam etmektedir. Azerbaycan ordusu Şuşa'yı kuşattı. Oradan tez zamanda Ermeni çetelerini temizleyeceğine olan inancımız tamdır. İnşallah Karabağ azat olacaktır." diye konuştu.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop başkanlığında gerçekleşen Azerbaycan ziyaretine işaret eden Bülbül, sivillerin katledildiği Gence şehrinin ziyaretinin son derece isabetli olduğunu dile getirdi.

Şentop ve beraberindeki heyete bu ziyaretten dolayı teşekkür eden Bülbül, "Bu ziyarette, Meclis Başkanımız sayın Şentop, bizzat insanlık suçunun işlendiği alanlarda, tüm dünyaya Ermenistan'ın zalimliğini ve vahşetini haykırmıştır. Şanlı, istiklal mücadelesini yönetmiş, istiklal uğruna her şeyi göze almış Gazi Meclisimiz bu vesileyle, herkese yüzyıl önce nasıl bir milli ruha sahipse bugün de aynı milli ruha ve şuura sahip olduğunu göstermiştir." ifadesini kullandı.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, eski Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'nin öldürülmesi ve iki polisin şehit edilmesine ilişkin davanın bugün başladığın, Elçi'nin ölümünden beş yıl sonra ik duruşmanın ancak yapılabildiğini söyledi. Beştaş, "bu davadan adalet çıkmaması, katillerin ceza almaması için yine bir senaryonun devrede" olduğunu ileri sürdü. Beştaş, Elçi'yi kimin öldürdüğünü o sokağın sahiplerinin bildiğini savundu.

Bugünün Dünya Gazeteciler Günü olduğunu anımsatan Beştaş, 721 gazetecinin tutuklandığını, 260 gazetecinin davasının devam ettiğini ileri sürdü.

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, eskiden Gazeteciler Günü'nün bir anlamı olduğunu, insanların daha güzel işler yapabilmek için umut beslediğini anlatarak, "Türkiye böyle bir umudu artık yitirmiştir." dedi.

Türkiye'de basının dördüncü güç olmaktan çıkarıldığını, gazetecilerin haklarını alamadığını, yazarların düşüncelerini yazamadığını iddia eden Özkoç, "Artık günün kutlu olması söz konusu değildir. Gün, endişe günüdür. Gün, umutsuzluk günüdür. Eğer hep birlikte gerçekten onurlu bir hayatı tekrar sürdürmek istiyorsak gazetecisiyle, doktoruyla, askeriyle, polisiyle, emeklisiyle, işçisiyle hepimiz yüreklerimizi birleştirmeliyiz. 'Bize dokunmayan yılan bin yaşasın.' demekten vazgeçip birbirimize sarılıp Türkiye'nin geleceğine sahip çıkmalıyız. Dünya Gazeteciler Günü kutlu olsun." diye konuştu.

Özkoç, Prof. Dr. Ayşe Buğra'nın, eşi Osman Kavala'nın tutukluluk durumuyla ilgili çağrısını Genel Kurulda duyurmak istediğini belirterek, Buğra'nın kaleme aldığı metni okudu.

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü'nü kutlayarak, "Kendim de 20 yıl evvelinden başlayarak, gazeteciliğin bir başka boyutu, televizyonculuk içerisinde yer almış birisi olarak, o günden bugüne neler olduğunu yaşayarak da takip etmiş insanlardan biriyim. Özgürlüklerin daraldığını mı genişlediğini mi bizzat yaşayarak gördüm. Bu işleri yaparken vakti zamanında nasıl yok farz edildiğimizi, bazı gazetecilerin, bazı ekranların nasıl hiç görülmediğini..." değerlendirmesinde bulundu.

Gazetecilik yapmanın şeklen değiştiğini kaydeden Zengin, sosyal mecralarda bireysel anlamda da insanların pek çok şeyi özgürce söyleyebildiğine, yazabildiğine dikkati çekti.

Zengin, haber yapma alanının ve haberciliğin değiştiğini dile getirerek, "Son derecede özgür bir mecra var. Buna ben itiraz ediyorum; 'Doğru haber yapanlar tutuklanıyor, kendilerini daralmış bir alanda hissediyorlar, yalan yapanların önü açık...' Bunu kabul etmek zinhar mümkün olamaz. Nihayetinde herkes kendi durduğu yerden anlatıyor. Herkes kendi durduğu cepheden bakıyor." ifadesini kullandı.

Haberciliğin içinde bir taraftan bir yorumun da olduğunun altını çizen Zengin, "Sadece kendi gördüğünüzün gerçek, diğerlerinin yalan olduğunu söylemenin kendisi bizatihi bir yalan oluşturuyor." dedi.

Ahmet Taner Kışlalı'yı rahmetle yad ettiğini ifade eden Zengin, "Bugün kızlarının bir röportajı var Anadolu Ajansında. Onu da bugün, güne başlarken okudum, onların gözünden babalarını dinlemek. Ayrıca bugün iyi bir iş yapmış Anadolu Ajansı." diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Zengin, eski Sağlık Bakanı Osman Durmuş'a da şifa diledi.

Özlem Zengin, İYİ Parti Grup Başkanvekili Türkkan'ın konuşmasındaki iddialara ilişkin şöyle konuştu:

"Sadece doğrudan destek, bu sene 23 milyar TL. Bu yıl bu desteklerde bütün bakanlıklarda birinci sırayı Tarım Bakanlığı oluşturuyor. Çok uzun bir tablo var. Kendisine bu tabloyu göndereceğim. Bu tabloya baktığınızda, 50 farklı başlıkta teşvikler var. Özellikle pandemi ile beraber bu konuya dair muazzam bir artış söz konusu. Verilen kredileri dahil etmeden söylüyorum. Bunların içerisinde çiftçilerimize verilen kredileri söylemiyorum. Sadece doğrudan desteğin rakamı 23 milyar TL. 50'den fazla kalemde doğrudan destek var. O yüzden yerli ve milli tarım, bilmiyorum bundan başka türlü nasıl olabilir?"

Zengin, bazı yayın kuruluşlarında, AK Parti İstanbul Milletvekili Markar Esayan'ın vefatı nedeniyle yaptığı konuşmasından yola çıkarak ayrıştırma noktası bulma gayreti gördüğünü anlatarak, "Benim dün yaptığım konuşmada söylemek istediğim şey; Markar Esayan vefatıyla beraber Türkiye'de insanları birleştiren bir konuşma yaptık. Hep beraber cenazeye gitmeyle alakalı 'Bugün çalışmamızı nihayet bulduralım, siyasi partilerden arkadaşlarımızın katılımıyla biz cenazeye hep beraber gitmiş olalım.' dedik." şeklinde konuştu.

Ermenistan ile ilgili Türkiye'nin yaklaşımını anlatma ihtiyacı duyduğunu kaydeden Zengin, şöyle devam etti:

"Dışarıdan bir gözle, Türkiye'de Ermeni vatandaşlarımıza ilişkin olarak bu meseleyle ilgili bir kıyaslama yapmaya çalışanlar var. Türkiye'de yaşayan bütün Ermeni vatandaşlarımızın hakkı, hukuku bu ülkeye, bize emanettir. Zaten beraber yaşıyoruz. Bir ayrışmadan öte, birlikte yaşamanın tabii bir mecrasını anlattım. Bu bizim kendi içimizde tabii mecrada devam eden ortak hayatımız, ortak geçmişimiz. Türkiye'nin bu meseleye bakarken meseleyi nasıl konumlandırdığını anlatmak amacıyla böyle bir şey ifade etmek istedim. Hayatı her bir aşaması bireysel. Bu duruşun, bu an itibarıyla tüm bunların üzerine düşünmemize vesile olduğunu ifade etmek adına bu konuşmayı yapma ihtiyacı duymuştum. Ümit ediyorum, bu kadar ortaklaştığımız bir konuda, bir hüzünde, bir toz zerresi kadar bile yanlış anlaşılmaya imkan verilmemiş olur."

Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin, 16 maddeden oluşan birinci bölümü kabul edildi.

Temel kanun olarak iki bölüm halinde görüşülen teklifin birinci bölümünde kabul edilen maddelere göre, alkollü içkileri, otomatik satış makineleriyle satan, oyun makineleri veya farklı yöntemlerle oyun ve bahse konu edenler ile basın ve yayın yoluyla tüketicilere satan ve postayla satışını yapanlara 20 bin liradan 100 bin liraya kadar idari para cezası verilecek.

Saat 22.00 ile 06.00 arasında alkollü içki satışı yasağına aykırı hareket edenlere 65 bin liradan 320 bin liraya kadar idari para cezası uygulanacak.

Alkollü içkileri, 18 yaşını doldurmamış kişilere satan veya sunanlar ile 22.00 ile 06.00 saatleri arasında perakende olarak satanların, bu fiilin işlenmesinden sonraki 5 yıl içinde üçüncü defa söz konusu yasağı ihlal etmeleri halinde, Tarım ve Orman Bakanlığınca tüm perakende alkollü içki ve açık alkollü içki satış belgeleri iptal edilecek. Bu kişilere, 2 yıl süreyle söz konusu belgenin yenisi verilemeyecek.

Sulama kooperatifleriyle ilgili iş ve işlemlerde Tarım ve Orman Bakanlığı yetkili olacak.

Düzenlemeyle, "özel orman" sayılan sahipli arazilerde, ekim ve dikim yoluyla ağaçlandırmanın teşvik edilmesi hedeflenerek Orman Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor.

Buna göre, "orman sınırları dışında olup, yüzölçümü üç hektarı aşmayan sahipli arazilerde tabii olarak yetişen her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler" ile "orman sınırları dışında olup, alan büyüklüğüne bakılmaksızın sahipli arazilerde, ekim ve dikim yolu ile yetiştirilen her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerlerin" orman sayılmaması öngörülüyor.

Teklifle, devlet ormanlarındaki bozuk orman alanlarında orman bitkisi fidanlıkları kurulmasına, mantar ve tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliğine, orman alanlarından üretilen odun dışı ürünlerin mamul ya da yarı mamul olarak işlenmesi amacıyla tesis kurulmasına bedeli alınarak 29 yıla kadar izin verilebilecek. Ancak saha tesliminden itibaren 2 yıl içinde tesislerin işletmeye alınmaması halinde izin iptal edilecek.

Orman sınırları içerisinde söz konusu faaliyetleri izinsiz yapanlar veya tesis kuranlar, 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacak.

Özel orman kapsamındaki yerlerde bulunan ağaçlar izinsiz kesilemeyecek. İzinsiz kesilen ağaçların dikili kabuklu gövde hacminin 5 metreküpe kadar olması halinde 500 lira, bu miktarı aşan her bir metreküpü için ilave 100 lira idari para cezası verilecek.

Orman Kanunu'na, Savunma Sanayii Başkanlığınca yapılacak savunma amaçlı tesislerle bunların müştemilatlarına bedelsiz olarak izin verilmesi de ekleniyor.

Teklifle, Adana'nın Karataş ilçesinde su ürünleri yetiştiriciliği konulu Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulacak.

Düzenlemeyle, Tarım ve Orman Bakanlığına şeker piyasasındaki mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilere yönelik de inceleme, araştırma yetkisi verilecek.

Bakanlık, inceleme, araştırma ve denetim görevi kapsamında, her türlü defter, evrak ve belgeleri inceleyebilecek ve suretlerini alabilecek, yazılı veya sözlü açıklama isteyebilecek, Şeker Kanunu kapsamına giren her türlü mala ilişkin mahallinde inceleme yapabilecek ve tüm teknolojik imkanlardan yararlanabilecek.

Bakanlığın inceleme, araştırma ve denetim görevi sırasında istenen bilgilerin yanlış, eksik veya yanıltıcı olarak verildiğinin saptanması veya hiç bilgi verilmemesi ya da yerinde inceleme ve denetim imkanının sağlanmaması hallerinde şirketlere, cari pazarlama yılı için tahsis edilen A kotası miktarının cari pazarlama yılı başındaki A kotası satış fiyatı ülke ortalaması üzerinden hesaplanacak tutarının yüzde 3'üne kadar idari para cezası uygulanacak.

Kota tahsis edilmemiş olan şirketler ile kanun kapsamındaki ürünlerin ticaretini yapan veya bunları işleyen gerçek ve tüzel kişilere ise ilgili pazarlama yılında en az kota tahsis edilmiş olan şirketin A kotası miktarının cari pazarlama yılı başındaki A kotası satış fiyatı ülke ortalaması üzerinden hesaplanacak tutarının yüzde 3'üne kadar idari para cezası verilecek.

Bakanlık, idari para cezasını verirken, kusurun ağırlığı, ceza uygulanan gerçek ve tüzel kişilerin sektördeki hakim durumu ve muhtemel zararın ağırlığını dikkate alacak.

Makaron, yaprak sigara kağıdı, sigara filtresi ve alkol üretim ve satışı Tarım ve Orman Bakanlığının denetiminde gerçekleştirilecek.

Teklifle, tütün mamulü üreticilerinin bir takvim yılı içinde yurt içi piyasaya arz amacıyla ürettikleri ve ithal ettikleri sigara, nargilelik tütün mamulü, sarmalık kıyılmış tütün mamulü ve pipoluk tütün mamulü kategorilerinde kullandıkları toplam tütünün, kategori bazında en az yüzde 30'unun Türkiye'de üretilen tütün olması zorunlu olacak. Cumhurbaşkanı, bu oranı yüzde 45'e kadar artırmaya yetkili olacak.

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***