2010-12-16 - 13:35
TBMM Kayıp Çocuklar Başta Olmak Üzere Çocukların Mağdur Olduğu Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Başkanı Halide İncekara, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında " Çocuğa Karşı Şiddetin Önlenmesi" konusunda tespitlerini basın mensuplarıyla paylaştı.
TBMM Kayıp Çocuklar Başta Olmak Üzere Çocukların Mağdur Olduğu Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Başkanı Halide İncekara, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında " Çocuğa Karşı Şiddetin Önlenmesi" konusunda tespitlerini basın mensuplarıyla paylaştı.
AK Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Kayıp Çocuklar Başta Olmak Üzere Çocukların Mağdur Olduğu Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Başkanı Halide İncekara, 2002'den bu yana çocuklar için mücadele ettiğini belirterek görsel, yazılı medya ve internet yoluyla yapılan ve özellikle genç nüfusa yönelik olan yayınların Türk aile yapısını koruyucu özellikte olmasının özendirilmesi gerekliliğinin önemine dikkat çekti.
Halide İncekara, sözlerine şöyle devam etti:
" Aslında bugün yapacağımız basın toplantısı daha önceden şöyle programlanmıştı. Yürüttüğümüz kayıp çocuklar ve mağduriyetine sebep olan alanlarla ilgili yaptığımız komisyon çalışmasında, komisyon çalışmasının sonuçlarını komisyon üyesi arkadaşlarımla birlikte hepinizle paylaşmayı, bir istişare yapmayı düşünerek almıştık.
Fakat kendi kontrolümüzden çıkan, kişiselleştirilen, yapılan çalışmaların paylaşımlarını ve sohbetlerini kendi irademizin ve söylediğimiz sözler dışında bir kara propagandaya dönüştürülmesi, çok faydalı olsun diye arzu ettiğimiz konuştuğumuz ve yaptığımız çalışmaların birden birilerinin bir laf kargaşasına getirmesi çok içime sinen bir şey olmadı.
Onun içinde rapor arkadaşlarımızda, kendileri yazarak ekleyecekleri var ise yazarak geri verecekler. Ben raporun CD'lerini hepinize dağıtacağım. Ama affınıza sığınarak yeniden yeni propagandalara alet olmamak için ben raporla ilgili bir yorum, bir konuşma yapmayacağım. Ama raporu okuduğunuzda, biliyorsunuz iki komisyon yönettim. Bunlardan birisi "Çoçuklarda Artan Şiddet Eğilimi Araştırma komisyonu" idi. O zaman da yine Mecliste ilk örneğini verdiğimiz ve üniversite işbirliği ile bir anket çalışması yaptık. Çünkü kendini ölçemeyen, tartamayan bir toplumun genel, geçer şeylerle konuşması çok doğru bir şey değil. Bu komisyonda da aynı şeyi yaptık. Üç bin çocuğumuz ile yine üniversiteler ve TÜİK işbirliği ile bir saha araştırması yaptık. Bunların sonuçlarını da gördüğünüzde de isyanımızda, davranışımızda, sitemimizdeki haklılığımızı göreceksiniz.
Bayramda bir basın mensubu arkadaşımla yaptığımız sohbetin gazetelere intikal etmesinde kendi mecrasından çıkarılarak tartışılan " Halide İncekara ona sapık dedi, buna hasta dedi gibi yorumlarla konu kendi özünden çıkarılıp başka yere taşınmıştı. Konunun esası şuydu; Azerbaycan seyahatinden gelmiştim. Azerbaycan da ben her gittiğim ülkede, her gittiğim şehirde yaptığım gibi ev ziyaretlerim vardı. Misafirliklerim var. Kaldırımlarda oturup sokakta sohbet etmişliklerim var. Ben Türkçe kelimelerle ilgili Türkçe kelimeler kazandıklarını görünce tabii soruyorum nasıl öğrendiniz diye. Verdikleri cevap dizilerinizi izliyoruz oldu. Yalnız ilginç olan ve içime bir hançer gibi batan bir şey vardı. Dizilerde izledikleri o çarpık ilişkilerle bizim aile yapımızı örtüştürdüklerini gördüm. Bu hiç içime sinmeyen, hiçbir zaman kabul etmeyeceğim bir durumdu. Oturup onlara bunlar romandır, bunlar hayaldir veya gerçektir demek tabiki mümkün değil. Nihayetinde orası bir televizyon, bir yayın yapıyor, bir dizi yayınlıyor. Ama bizim burada üzerinde durduğumuz şey toplumsal algılamadır.
Benim bir derdim var bu benim ikinci dönemim ve 2002'de ilk milletvekili adaylığım sırasında kullandığım broşürüm var. Hepinizin görmesini isterim benim burada millete, benim burada annelere, benim burada çocuklara verdiğim vaatlerim var. Bakın vaatlerimden birisi ne; diyorum ki "Görsel, yazılı medya ve internet yoluyla yapılan ve özellikle genç nüfusa yönelik olan yayınların Türk aile yapısını koruyucu özellikte olmasının özendirilecektir." diye bir ifade kullanmışım. Ben verdiğim sözde duruyorum. Hepinizin izlediği gibi 2002' den beri aynı mücadeleyi devam ettiriyorum."
TBMM Kayıp Çocukları Araştırma Komisyonu Başkanı ve AKP İstanbul Milletvekili Halide İncekara, bir televizyon kanalında "Sendikaları farklı olduğu için, öğretmenler odasında çaydanlıkları farklı olan öğretmenler var" şeklindeki sözlerine de açıklık getirdi.
İncekara, iddialarının arkasında olduğunu belirterek, isim ve belgeleri açıklamayacağını ancak, bu belgeleri ilgili yerlere de ilettiğini bildirdi.
İncekara, tacizci öğretmenlerin olduğu iddialarını yineleyerek, "Öğretmenler arasında tacizciler var. Bu öğretmenlerin de avukatlığını yapanlar var. Öğretmenler odasında çaydanlıkları ayrı olan öğretmenlerin, sınıfa girdiğinde çocuğa şiddet uygulamayacağını düşünmek mümkün mü? Yüz binlerce öğretmenler arasına sızan bu öğretmenler için "yen kırılır içinde kalır' dedirtmeyeceğim" dedi. Söz konusu açıklamalarının bazı basın yayın organları ve sendikalar tarafından çarpıtıldığını dile getiren İncekara şöyle dedi:
"Bu tacizçi öğretmenlerle ilgili susmayacağım. Yüz binlerce öğretmenlerimizin arasına suzın birkaç öğretmen için susmayacağım. Bu öğretmenlerin isimlerini açıklamayacağı, belgeleri basınla paylaşmayacağım. Bu belgeleri ve isimleri ilgili yerlere de ilettim. Seyirci kalmayacağım. Çocuklarımızın haklarını savunduğum için bana düşman olanları korumayacağım, avukatlıklarını yapmayacağım."
İncekara, konuşmasının bir bölümünde duygularını kontrol edemedi ve ağladı. Çocukları korumaya çalışırken, bazı kesimleri karşısına aldığını ve kendisine düşman olduklarını öne sürdü.
Tacizci öğretmenleri korumaya çalışanların da olduğu suçlamasını getiren İncekara, çocuklara sadece palto ve ayakkabı vererek, onların korunmayacağını da sözlerine ekledi.
İncekara, "Çocuklar dayak yemeden, tacize uğramadan yaşamak istiyor. Onların sırtı her zaman ısınır ama önemli olan ruhlarını ısıtmak" diye konuştu.
İncekara ayrıca, TBMM Kayıp Çocukları Araştırma Komisyonu'nun çalışmalarını tamamladığını ve raporunda hazır hale geldiğini de belirtti. (13:35)
AK Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM Kayıp Çocuklar Başta Olmak Üzere Çocukların Mağdur Olduğu Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Başkanı Halide İncekara, 2002'den bu yana çocuklar için mücadele ettiğini belirterek görsel, yazılı medya ve internet yoluyla yapılan ve özellikle genç nüfusa yönelik olan yayınların Türk aile yapısını koruyucu özellikte olmasının özendirilmesi gerekliliğinin önemine dikkat çekti.
Halide İncekara, sözlerine şöyle devam etti:
" Aslında bugün yapacağımız basın toplantısı daha önceden şöyle programlanmıştı. Yürüttüğümüz kayıp çocuklar ve mağduriyetine sebep olan alanlarla ilgili yaptığımız komisyon çalışmasında, komisyon çalışmasının sonuçlarını komisyon üyesi arkadaşlarımla birlikte hepinizle paylaşmayı, bir istişare yapmayı düşünerek almıştık.
Fakat kendi kontrolümüzden çıkan, kişiselleştirilen, yapılan çalışmaların paylaşımlarını ve sohbetlerini kendi irademizin ve söylediğimiz sözler dışında bir kara propagandaya dönüştürülmesi, çok faydalı olsun diye arzu ettiğimiz konuştuğumuz ve yaptığımız çalışmaların birden birilerinin bir laf kargaşasına getirmesi çok içime sinen bir şey olmadı.
Onun içinde rapor arkadaşlarımızda, kendileri yazarak ekleyecekleri var ise yazarak geri verecekler. Ben raporun CD'lerini hepinize dağıtacağım. Ama affınıza sığınarak yeniden yeni propagandalara alet olmamak için ben raporla ilgili bir yorum, bir konuşma yapmayacağım. Ama raporu okuduğunuzda, biliyorsunuz iki komisyon yönettim. Bunlardan birisi "Çoçuklarda Artan Şiddet Eğilimi Araştırma komisyonu" idi. O zaman da yine Mecliste ilk örneğini verdiğimiz ve üniversite işbirliği ile bir anket çalışması yaptık. Çünkü kendini ölçemeyen, tartamayan bir toplumun genel, geçer şeylerle konuşması çok doğru bir şey değil. Bu komisyonda da aynı şeyi yaptık. Üç bin çocuğumuz ile yine üniversiteler ve TÜİK işbirliği ile bir saha araştırması yaptık. Bunların sonuçlarını da gördüğünüzde de isyanımızda, davranışımızda, sitemimizdeki haklılığımızı göreceksiniz.
Bayramda bir basın mensubu arkadaşımla yaptığımız sohbetin gazetelere intikal etmesinde kendi mecrasından çıkarılarak tartışılan " Halide İncekara ona sapık dedi, buna hasta dedi gibi yorumlarla konu kendi özünden çıkarılıp başka yere taşınmıştı. Konunun esası şuydu; Azerbaycan seyahatinden gelmiştim. Azerbaycan da ben her gittiğim ülkede, her gittiğim şehirde yaptığım gibi ev ziyaretlerim vardı. Misafirliklerim var. Kaldırımlarda oturup sokakta sohbet etmişliklerim var. Ben Türkçe kelimelerle ilgili Türkçe kelimeler kazandıklarını görünce tabii soruyorum nasıl öğrendiniz diye. Verdikleri cevap dizilerinizi izliyoruz oldu. Yalnız ilginç olan ve içime bir hançer gibi batan bir şey vardı. Dizilerde izledikleri o çarpık ilişkilerle bizim aile yapımızı örtüştürdüklerini gördüm. Bu hiç içime sinmeyen, hiçbir zaman kabul etmeyeceğim bir durumdu. Oturup onlara bunlar romandır, bunlar hayaldir veya gerçektir demek tabiki mümkün değil. Nihayetinde orası bir televizyon, bir yayın yapıyor, bir dizi yayınlıyor. Ama bizim burada üzerinde durduğumuz şey toplumsal algılamadır.
Benim bir derdim var bu benim ikinci dönemim ve 2002'de ilk milletvekili adaylığım sırasında kullandığım broşürüm var. Hepinizin görmesini isterim benim burada millete, benim burada annelere, benim burada çocuklara verdiğim vaatlerim var. Bakın vaatlerimden birisi ne; diyorum ki "Görsel, yazılı medya ve internet yoluyla yapılan ve özellikle genç nüfusa yönelik olan yayınların Türk aile yapısını koruyucu özellikte olmasının özendirilecektir." diye bir ifade kullanmışım. Ben verdiğim sözde duruyorum. Hepinizin izlediği gibi 2002' den beri aynı mücadeleyi devam ettiriyorum."
TBMM Kayıp Çocukları Araştırma Komisyonu Başkanı ve AKP İstanbul Milletvekili Halide İncekara, bir televizyon kanalında "Sendikaları farklı olduğu için, öğretmenler odasında çaydanlıkları farklı olan öğretmenler var" şeklindeki sözlerine de açıklık getirdi.
İncekara, iddialarının arkasında olduğunu belirterek, isim ve belgeleri açıklamayacağını ancak, bu belgeleri ilgili yerlere de ilettiğini bildirdi.
İncekara, tacizci öğretmenlerin olduğu iddialarını yineleyerek, "Öğretmenler arasında tacizciler var. Bu öğretmenlerin de avukatlığını yapanlar var. Öğretmenler odasında çaydanlıkları ayrı olan öğretmenlerin, sınıfa girdiğinde çocuğa şiddet uygulamayacağını düşünmek mümkün mü? Yüz binlerce öğretmenler arasına sızan bu öğretmenler için "yen kırılır içinde kalır' dedirtmeyeceğim" dedi. Söz konusu açıklamalarının bazı basın yayın organları ve sendikalar tarafından çarpıtıldığını dile getiren İncekara şöyle dedi:
"Bu tacizçi öğretmenlerle ilgili susmayacağım. Yüz binlerce öğretmenlerimizin arasına suzın birkaç öğretmen için susmayacağım. Bu öğretmenlerin isimlerini açıklamayacağı, belgeleri basınla paylaşmayacağım. Bu belgeleri ve isimleri ilgili yerlere de ilettim. Seyirci kalmayacağım. Çocuklarımızın haklarını savunduğum için bana düşman olanları korumayacağım, avukatlıklarını yapmayacağım."
İncekara, konuşmasının bir bölümünde duygularını kontrol edemedi ve ağladı. Çocukları korumaya çalışırken, bazı kesimleri karşısına aldığını ve kendisine düşman olduklarını öne sürdü.
Tacizci öğretmenleri korumaya çalışanların da olduğu suçlamasını getiren İncekara, çocuklara sadece palto ve ayakkabı vererek, onların korunmayacağını da sözlerine ekledi.
İncekara, "Çocuklar dayak yemeden, tacize uğramadan yaşamak istiyor. Onların sırtı her zaman ısınır ama önemli olan ruhlarını ısıtmak" diye konuştu.
İncekara ayrıca, TBMM Kayıp Çocukları Araştırma Komisyonu'nun çalışmalarını tamamladığını ve raporunda hazır hale geldiğini de belirtti. (13:35)
