2018-03-28 - 14:46
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Yaşar Tüzün başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, KDV Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 178 Sayılı KHK'da Değişiklik Yapan Tasarı'nın ilk 8 maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Yaşar Tüzün başkanlığında toplandı.

CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, bireysel silahlanmaya ilişkin yaptığı gündem dışı konuşmada, Türkiye'nin çok büyük bir terör tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu ve "bireysel silahlanma terörünün" her gün masum insanların canını almaya devam ettiğini belirtti.

Tüm, "Ülkemizde ateşli silah kullanımı endişe verici boyutlara ulaşmış durumdadır. Silahlı saldırı olayları son üç yılda yaklaşık yüzde 61 artmıştır." ifadesini kullandı.

Silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden bazı kadınların fotoğraflarını gösteren Tüm, "Bu gösterdiklerim katledilen binlerce kadından sadece bir kaçıdır. Her gün yeni cinayetler işlenmeye devam ediyor." dedi.

Tüm, mağdur aileleri ile birlikte silahlanmaya karşı imza kampanyası başlattıklarını belirterek, "Silahlanmaya karşı bir milyon imza topluyoruz. İmzaların ardından Meclis'in önünde bir eylem yapacağız." diye konuştu.

AK Parti Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu da Osmaniye?nin Düziçi ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 98. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı gündem dışı konuşmada, Türk milletinin kahraman bir millet olduğunu belirterek, "Vatan topraklarını canı pahasına savunur, bayrağını göklerden indirmemek için göğsünü siper eder, minarelerindeki ezan seslerinin susmasına asla izin vermez." ifadesini kullandı.

Türk tarihinin bunun örnekleri ile dolu olduğuna işaret eden Durmuşoğlu, Düziçi'nin de bu bağımsızlık destanında onurlu duruşu ile tarihteki yerini aldığını kaydetti.

HDP Şırnak Milletvekili Aycan İrmez ise cezaevinde bulunan Sise Bingöl hakkında gündem dışı konuşma yaptı.

TBMM Genel Kurulu'nda Başkanvekili Yaşar Tüzün, grup başkanvekillerine yerinden söz verdi.

Siyasi parti temsilcileri, 54. Kütüphane Haftası'nı da kutladı.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, terörle mücadelede stratejik düzeyde çok önemli sınır ötesi harekatların gerçekleştirildiğini belirterek, Fırat Kalkanı, İdlib operasyonu, El Bab'ın temizlenmesi ve Zeytin Dalı Harekatı'nın Türkiye'nin bütünleşik terörle mücadelesinin stratejik birer adımları olduğunu vurguladı.

Akçay, şöyle devam etti:

"Son olarak Afrin ve Tel Rıfat terörden temizlenmiştir. Türkiye'nin güney sınırı boyunca Hatay'dan İran sınırına kadar yurt içi de dahil olmak üzere hiçbir yerde terör unsuruna izin verilmemelidir, verilmemektedir. Bu hat Sayın Genel Başkanımızın, 6 Ağustos 2012'de açıkladığı güvenlik kuşağıdır. Ülkemize yönelen tehditleri en aza indirmek amacıyla batı ucu Afrin'i ve doğu ucu da Kandil'i içine alacak biçimde tesis edilecek hilal şeklindeki güvenlik kuşağı bir an önce sağlanmalı ve icra edilmelidir."

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine yönelik gözaltıların devam ettiğini öne sürerek, "Polis aracında yoğun şekilde darp edilen, gözaltında işkence gören, tehdit edilen Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin başına gelen her şeyden onları hedef gösterenler sorumludur." ifadesini kullandı.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Osmaniye'nin Düziçi ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünde kahraman şehitleri ve gazileri rahmet ve minnetle andıklarını söyledi. Altay, hükümetin, 54. Kütüphane Haftası'na gerekli önemi vermediğini savunarak, kamu spotları veya diğer etkinlikler bakımından haftanın güçlü bir şekilde kutlanması için hükümetten gerekli katkıları sağlaması temennisinde bulundu.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, dün Zeytin Dalı Harekatı kapsamında Afrin bölgesinde yürütülen arama, tarama faaliyetleri sırasında el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu şehit olan iki askere Allah'tan rahmet, gazilere şifalar diledi.

Turan, hükümetin, en ücra köşelere kadar kütüphanelerin ve kitapların ulaştırılması için çok yoğun faaliyetleri olduğunu söyledi.

CHP Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal, TBMM Genel Kurul kürsüsüne baret takarak çıktı. Getirdiği şeker pancarını gösteren Köksal, "Ülkemde, tarlamda, soframda GDO, nişasta bazlı şeker istemiyorum." dedi.

CHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için şeker fabrikalarının özelleştirilmesine yönelik araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, Genel Kurula grup önerisi olarak getirdi.

CHP'li Köksal, baret takarak ve elinde şeker pancarıyla çıktığı kürsüde, şeker pancarının yararlarının okulda AK Parti Grubuna yeterince anlatılamadığını savundu. Yanındaki şeker pancarını gösteren Köksal, "Çayımızın şekeri, ağzımızın tadı, hayatta olmazsa olmazımız doğal şekerin elde edildiği bitkidir, hayvanlarımızın yediği küspe, maya sanayinin hammaddesidir. Toprağın verimini yüzde 20 artırır, havaya oksijen verir, katma değer bakımından endüstri bitkileri içinde 2. sırada yer alır." diye konuştu.

Köksal, şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle, ülke topraklarından bu bitkinin yok edilmeye çalışıldığını, bu fabrikalarda çalışan 4 binin üzerindeki şeker emekçisinin mağdur edilmek istendiğini öne sürdü.

ABD'nin, kendi ürettiği nişasta bazlı şeker denilen zehri Türkiye'ye yedirmek istediğini ileri süren Köksal, "Nişasta bazlı şeker lobisi karşısında dik durarak, kendi işçisi, üreticisi, nakliyecisini aşsız, işsiz bırakmayarak milli olunabileceğini" söyledi. Köksal, "Ülkemde, tarlamda, soframda GDO, nişasta bazlı şeker istemiyorum." dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, şeker üreticisinin yanında olduklarını dile getirdi.

MHP Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor, Et Balık Kurumu örneğini hatırlatarak, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin gözden geçirilmesini istedi.

AK Parti Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu, nakliyecilerin de besicilerin de hak kaybına uğramayacaklarını, şeker fabrikaları özelleştirildikten sonra bile Türkiye'nin şeker üretiminde ciddi pazar payı bulunacağını belirtti. Türkoğlu, yüzde 20 pazar payının devlette kalarak kamunun menfaatinin gözetileceğini ifade ederek, pancar üreticisinin yanında olduklarını söyledi.

Türkoğlu, nişasta bazlı şeker kotasının yüzde 10'dan yüzde 5'e indirildiğini anımsatarak, bunun sevindirici bir durum olduğunu kaydetti. Türkoğlu, bu oranın daha da düşmesini temenni etti. Türkoğlu, fabrikalarda çalışan memurların haklarını korumak için özel hükümler getirildiğini vurguladı.

HDP de "medyadaki tekçiliğin demokrasi açısından yaratacağı sorunların araştırılması" amacıyla verilen önergeyi, grup önerisi olarak getirdi.

HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkcü, AK Parti'nin hem medya sahipliği hem medya kontrolü bakımından tarihte eşi görülmemiş, Cumhuriyetin kurucularının bile sahip olmadığı güçlü bir haberleşme ağına, medya kontrolüne sahip olduğunu savundu.

Kürkcü, bunun mevcut yasaları da delik deşik eden uygulama olduğunu öne sürerek, "Rusya'da, Çin'de bile durum bu değildir. TBMM, medyada gerçekleşen bu rejim değişikliği karşısında harekete geçmek zorundadır. İktidarın faaliyetlerinin ve bilgisinin aşağıdan, toplumun diğer kanalları tarafından denetlenmesi imkanı yoktur." dedi.

CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, medyanın Türkiye'nin en önemli konularından biri haline geldiğini, iktidarın temel hedefinin çok kanallı tek seslilik olduğunu savundu. Balbay, 50-100 kanalın olduğu bir Türkiye izleneceğini ama hepsinde tek ses olacağını ileri sürerek, "Gidiş bu. Dünyada da tartışılan bu durum ne yazık ki Türkiye'de daha vahşi seyretmekte. Medyanın gücü yok, güçlerin medyası var." ifadelerini kullandı.

Rekabet Kurumunun adının, artık "rehavet kurumu" olduğunu savunan Balbay, bu kurumdan hiçbir karar çıkmayacağını gördüklerini söyledi.

AK Parti Ankara Milletvekili Murat Alparslan, hükümetin, basının çeşitliliğini birtakım yaptırımlarla engellemeye çalıştığı, tek sesli ve tek elden yönetilen bir basın aracılığıyla toplumu manipüle etmek istediği iddialarını kabul etmediklerini bildirdi.

Alparslan, AK Parti'nin, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında çok iyi gelişmelere imza attığını dile getirerek, "Ülkemizde basın, hem sayısal çeşitliliği ve renkliliği hem de çok sesliliğiyle, ajansları, medyası, yerel ve ulusal basın anlamında oldukça fazladır. Pek çok Avrupa ülkesinde ve dünyanın pek çok yerinde bile ifade edilemeyen, özgürlük derecesine varan bir şekilde, zaman zaman yöneticilerimize, Cumhurbaşkanımıza hakarete kadar uzanan bir özgürlükten bahsedildiğini hepimiz biliyoruz." diye konuştu.

Alparslan, yapılması düşünülen medya satışının ticari bir ilişki olduğuna işaret etti.

Konuşmaların ardından HDP ve CHP grup önerileri kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulunda, bir vatandaşın, dün üzerinde Atatürk resminin bulunduğu ve "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" yazılı tişörtünün çıkartılarak Meclise alınması gündeme geldi.

TBMM Genel Kurulunda grup önerilerinin ardından söz alan CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan'ın, dün bir vatandaşın, üzerinde bulunan Atatürk resimli tişörtünün çıkartılıp, Meclise alındığını anımsatttı.

Arslan, TBMM Başkanı İsmail Kahraman'a, "Meclise ziyarete gelen bu yurttaşın çıplak olarak Meclise alınmasını vicdanınız kabul ediyor mu? Büyük önderimiz Atatürk'ün kurduğu bu Meclise yurttaşların Atatürk resmiyle girmesinin ne sakıncası var?" diye sordu.

CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan da başka bir gün Atatürk rozetleriyle TBMM'ye gelenlere de benzer uygulamalar yapılabileceğini savunarak, TBMM Başkanvekili Yaşar Tüzün'den, "Bu müeyyideyi vatandaşa uygulatan, tişörtünü çıkartan kolluk gücü, TBMM Başkanlık Divanının bu konuda alınmış bir kararı olduğundan bahsediyor. Meclisi yöneten Başkanımız olarak da kolluk güçlerine uyarma anlamında, divanın böyle bir karar vermediğini ve veremeyeceğini ifade etmenizi bekliyoruz." talebinde bulundu.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan da hangi saikle bunun yapıldığını bilmediğini ancak doğru olmadığını belirterek, "Bir kişinin Meclise gelirken -tabii ki terörle iltisakı hariç olmak üzere söylüyorum- ne giydiğinin ne giymediğinin hiç kimseye bir faydası olmadığı kanaatindeyim. Dün yapılan uygulamanın karşısındayız. Hele ki Atatürk'ün bu ülkenin kurucusu, Meclisimizin ilk başkanı olmasından yola çıkarak daha hassas olunması gerektiği kanaatindeyim. Bir uygulama hatası olmuştur veya bilmediğimiz bir hata olmuştur kanaatindeyim." diye konuştu.

Verdiği aranın ardından kürsüye çıkan Tüzün, konuya ilişkin yetkililerle görüştüklerini söyledi. Tüzün, şöyle devam etti:

"Bu yüce Meclisi, Cumhuriyeti kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e, onun şahsiyetine, resmine ne de ismine hiç kimsenin ama hiç kimsenin bir hakaret etmesi ve onu sıradanlaştırması söz konusu olamaz, olmamıştır ve olmayacaktır. Bu mahiyette tabii Meclis Koruma Hizmetleri Yönetmeliği'nden kaynaklanan yanlış uygulamadan ortaya çıkmıştır. Bu yanlış uygulamanın cezai işlemleri noktasındaki süreç başlamıştır."

Tüzün, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay'ın sorumlular hakkında gerekli işlemlerin başlatılması için TBMM Başkanlığına başvurduğunu ve Başkanlığın gereğini yapacağını umut ettiğini söyledi. Tüzün, "Meclisimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün resmine, ismine, tişörtüne hiçbir saygısızlık yapılması söz konusu değildir. Asla da olmayacaktır." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, Katma Değer Vergisi (KDV) Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nın birinci bölümü üzerindeki görüşmeler sürüyor.

Görüşmelerde söz alan MHP Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya, değişiklikle KDV'de bir reform yapıldığına işaret edildiğini belirterek, "Şunu ifade etmeliyim ki reform, tüm vergi sistemi üzerinde yapılması gereken bir ihtiyaç olarak hala orta yerde durmaktadır." dedi.

Tasarıyla yapılan değişikliklerin çoğunun uygulama kaynaklı sorunları gidermeye yönelik bir düzenlemeden ibaret olduğunu dile getiren Karakaya, "Bunların içerisinde elbette önemli, yerinde olanları var ama yanlış ve eksik olanları da bir hayli mevcut." ifadesini kullandı.

Karakaya, "Şunu hepimiz biliyoruz ki reform niteliğindeki bir çalışma vergileme boyutuyla ele alınıp yapılmalıydı, vergilendirme ilkelerine uygun bir biçimde mükellefi, konusu, matrahı ve tarifesi bir bütün olarak ele alınıp getirilmeliydi." şeklinde konuştu.

CHP İzmir Milletvekili Musa Çam ise bir vergi reformunun kamu gelirini azaltıcı değil, adil bir biçimde daha da arttırıcı ya da en azından nötr olması gerektiğini savundu.

Tasarıyla getirilen değişiklikleri anlatan Çam, "Yeni düzenleme sırasıyla hem vergi gelirlerini azaltıyor hem de sermayeye yeni muafiyet ve istisnalar getirerek mevcut adaletsiz vergi yükünü daha da adaletsiz hale getirip emekçilerin omuzlarındaki yükü arttırıyor." görüşünü dile getirdi.

Vergilerde ciddi anlamda düzenleme yapılması gerektiğine işaret eden Çam, "Gelir vergisi, kurumlar vergisi, KDV ve ÖTV'de ciddi anlamda baştan sona kadar düzenleme yapmamız gerekirken bu tip palyatif tedbirlerle ekonomiyi iyi bir noktaya götürmek mümkün değildir." ifadesini kullandı.

HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, medyada yaşanan satışlara değinerek, HDP'nin grup toplantılarının bazı kanallarda canlı olarak yayınlanmadığını söyledi.

HDP'ye ilişkin yapılan bazı haberlerden fotoğrafları gösteren Kerestecioğlu, "Kongremizden sonra 'Terör partisi kapatılsın' manşetleri atıldı." ifadesini kullandı. Kerestecioğlu, siyasi parti liderlerinin televizyonlarda konuşma sürelerine ilişkin istatistikleri de paylaştı.

Şahsı adına söz alan HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş da Türkiye'de basın ve medyanın özgür olmadığını öne sürerek, "Bari bu konuda komik duruma düşmeyelim. 'Biz basını kontrol ediyoruz çünkü bizim yaptıklarımız kamuoyuna yansırsa biz bu ülkede sükuneti sağlayamayız.' deyin biz de kabul edelim. Demirtaş çok güzel saz çalıyor. Siz de çalın. Saz çalmaya düşmanlık etmeyin." ifadesini kullandı.

Sataşma nedeniyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ise Genel Kurulda, terör örgütü PYD'nin sözcüsü gibi davranan ve basınla ilgili ticari ilişkileri hükümetin talebi gibi ifade eden konuşmalara dünden beri şahitlik ettiklerini söyledi.

Turan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tüm kamuoyu, sizin terörist cenazelerine gitmeyi bir görev bildiğinizi görecek, bunu haber yapan gazeteler sorun olacak. Mesele saz çalmak değil. Mesele, televizyonda saz çalıp ardından silahlara susturucu olma görevini üstlenmeniz. Siz, saz çalın, parlamentoya girin, ifadelerinizi en rahat şekliyle ortaya koyun diye bu millet bedel ödedi, sabretti. Birçok görüntüye, sıkıntıya rağmen alttan aldı, idare etti ve 'Yeter ki kan akmasın.' dedi. Herkese saldıran, her şeye kızan, Afrin'e demedik laf bırakmayan sizler, şimdiye kadar bu kürsüden çıkıp bir kez olsun PYD yanlış yapıyor, PKK terör örgütüdür, dağa genç göndermeyin diyemediniz. Şimdiye kadar bir kez PKK terör örgütüdür diyebildiniz mi?"

Maliye Bakanı Naci Ağbal, Sağlık Bakanlığının talebi olduğunu, Devlet Personel Başkanlığından olumlu görüş geldiğini belirterek, "Bugün itibarıyla 9 bin sözleşmeli personelle ilgili bir imza atacağız. 9 bin kişilik sağlık çalışanı alımıyla ilgili Maliye Bakanlığı onayı çıkmış olacak. Önümüzdeki aylarda sağlık çalışanlarına ilişkin ilave personel alımıyla ilgili düzenleme yapacağız." dedi.

Ağbal, TBMM Genel Kurulunda görüşülen KDV Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 178 sayılı KHK'de Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Tasarı hazırlanırken ekonomiyle ilgili hemen hemen bütün sivil toplum örgütleriyle görüşüldüğünü, yazılı görüşler toplandığını, kapsamlı toplantılar yapıldığını, ülke örneklerinin incelendiğini anlatan Ağbal, mevcut kanunda sorun oluşturan alanların tek tek tespit edildiğini, kanunun 33 yıldan sonra bugünkü ihtiyaçları karşılamadığı alanların belirlendiğini ifade etti.

Ağbal, bir kanunun, toplumun beklentilerini karşılıyorsa, gelecek taleplerine karşılık veriyorsa, işleri kolaylaştırıyorsa, çözüm getiriyorsa bunun bir reform olduğunu kaydetti.

AK Parti hükümetleri döneminde eğitimden giyime, turizmden sağlığa, temel gıda maddelerine kadar vergi oranlarında önemli indirime gidildiğini söyleyen Ağbal, yerli üretimi artırma ve yatırım, üretim amaçlı olarak KDV oranlarında indirim yaptıklarını belirtti.

Ağbal, vergi oranlarının tek başına kanunla düzenlenmeyeceğini, KDV Kanunu'nun standart oran belirlediğini, Bakanlar Kurulunun bunu farklılaştırabileceğini vurguladı.

Bakanlık olarak KDV oranlarına ilişkin etki analizi çalışması yaptıklarını ifade eden Ağbal, "Bugüne kadar yaptığımız bütün indirimleri de dikkate alarak varsa diğer indirimleri de yaparız." dedi.

Hükümet olarak çalışan, emekli, işçilerin refah seviyesinin gelirlerinin artırılması konusunda bugüne kadar önemli düzenlemeler yaptıklarını dile getiren Ağbal, "Memur, işçi, emeklinin eline geçen net maaşı, enflasyonla, başka şeylerle mukayese edin, 2002'nin çok üzerindedir. Hükümet olarak bir taraftan ekonomiyi büyüttük bir taraftan da tüm sosyal kesimlerin refahını artıracak adımlar attık." diye konuştu.

Ağbal, Sağlık Bakanlığının talebi olduğunu, Devlet Personel Başkanlığından olumlu görüş geldiğini aktararak, "Bugün itibarıyla 9 bin sözleşmeli personelle ilgili bir imza atacağız. Yıl içerisinde önümüzdeki aylarda sağlık çalışanlarına ilişkin ilave personel alımıyla ilgili düzenleme yapacağız. Bugün itibariyle 9 bin kişilik sağlık çalışanı alımıyla ilgili Maliye Bakanlığı onayı çıkmış olacak." açıklamasını yaptı.

Partisinin önergesi üzerinde konuşan CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, FETÖ'nün siyasi ayağını AK Parti'ye sordukça ısrarla cevap verilmediğini öne sürdü.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, partisinin grup toplantısında, "FETÖ'nün siyasi ayağı sarayda oturuyor" dediğini belirten Özcan, AK Parti'nin bu söz üzerine ortalığı yıkması gerekirken, hiç şaşırmış gibi davranmadığını öne sürdü.

Özcan, "Sizin FETÖ'yle mücadele niyetiniz hiç olmadı, bundan sonra da olmayacak gibi. Bakın ADD ile Cumhuriyet Halk Partisi arasında nasıl bir bağ varsa, Ülkü Ocakları ile MHP arasında nasıl bir bağ varsa, PKK ile HDP arasında nasıl bir bağ varsa maalesef sizin de bu örgütle aynı şekilde bağınız var." ifadesini kullandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ise FETÖ'yle ilgili mücadalede Türkiye'nin en büyük şansının, bu süreçte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gibi kararlı, milletini seven bir liderin bu mücadelede en önde bulunması olduğunu söyledi.

Turan, şöyle devam etti:

"Eğer bugün, Cumhurbaşkanımızın kararlılığı olmasaydı, sizin 17 Aralık'tan sonra bankalarında kuyruklarda beklemek ve gazetelerinde kuyrukta beklemek tarzınız devam etseydi bugün halen bu ülkede FETÖ bir numaralı tehdit olacaktı. Ama hamdolsun ki biz 17 Aralık'tan sonraki süreçte bunların ne yaptığını gördükten sonra çok büyük bir mücadeleye girdik. Bunu tüm dünya gördü.

FETÖ'nün siyasi ayağı tartışmasını açarsanız altında kalırsınız. Siyasi ayakla ilgili tartışma yapacaksanız ne olur bir aynaya bakın. Vekil adayı yapıldı mı? Yapıldı FETÖ'cüler. Danışman yapıldı mı ceza alanlar? Yapıldı. Biz her seçimde bunları kovarak gardımızı alıp tedbir alarak büyük mesafe kaydettik. Ama CHP'nin şimdiye kadar böyle bir tavrını görmedik; aksine bunların örgüt olmaktan sonraki ilişkilerini tüm dünya bilir hale geldi."

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş da Tanju Özcan'ın konuşmasını kabul edilemez bularak, kınadıklarını söyledi.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ise Özcan'ın konuşmasındaki birtakım mukayeselerin fevkalade talihsiz ve yanlış örnekler üzerinden gittiğini belirterek, Özcan'ın düzeltme yapmasını istedi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, siyasette benzetmeler olacağını, siyasetin biraz hoşgörü olduğunu ve siyasetçilerin bir parça eleştiriye tahammül etmesi gerektiğini söyledi.

Altay, "15 Temmuz'da ben bir şey söyledim: Her yere sızan, sizin göz yumarak sızdırdığınız ve yerleştirdiğiniz, Genelkurmaydan yargıya, Milli Eğitimden Telekoma kadar sızdırdığınız ve hepinizin, hepimizin filmlerini çeken, seslerini dinleyen FETÖ konusunda sizin ayağınıza, elinize kimse su dökemez." dedi.

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****