2011-11-24 - 13:20
MHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI YALÇIN VE MHP ANKARA MİLLETVEKİLİ TOPÇU'NUN ORTAK BASIN TOPLANTISI?
MHP Genel Başkan Yardımcısı Edip Semih Yalçın ve MHP Ankara Milletvekili Zühal Topçu, TBMM'de düzenledikleri ortak basın toplantısında, öğretmenlerin gelir durumlarının ülke şartlarına göre iyi bir durumda olmadığını söyleyerek, "Öğretmen ücretleri birçok OECD ve Avrupa ülkesinden daha düşüktür" dedi.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Edip Semih Yalçın ve MHP Ankara Milletvekili Zühal Topçu, TBMM'de düzenledikleri ortak basın toplantısında, öğretmenlerin gelir durumlarının ülke şartlarına göre iyi bir durumda olmadığını söyleyerek, "Öğretmen ücretleri birçok OECD ve Avrupa ülkesinden daha düşüktür" dedi.

Topçu sözlerine başlamadan önce Van depreminde yaşamlarını kaybeden 75 öğretmeni rahmetle andıklarını söyleyerek, "Hayatlarını kaybeden öğretmenlerimizin adlarını ve yaşam öykülerini Sayın Bakanımızdan her ne kadar duymasak da gönlümüzdeki ve dağarcığımızdaki yerleri hep taze kalacaktır." diye konuştu.

Topçu, bir milletin milli, ahlaki ve kültürel yönden güçlü ve medeniyet bakımından kalkınmış olmasının öğretmenlerinin üstün çalışmalarına bağlı olduğunu belirtti. Topçu, "Millî birlik ve beraberliğimizin teminatı saygıdeğer öğretmenlerimizdir." dedi.

Topçu sözlerine şöyle devam etti:

"Öğretmen, en genel tanımıyla, öğrenmeye rehberlik eden kişidir. Bu süreçte öğretmenin önemli sorumlulukları, büyük fedakârlıkları vardır. Öğretme evrensel bir uğraştır. Yaşadığımız çevrede her ebeveyn çocuklarına, usta çırağına, öğretmenler öğrencilerine sürekli bir şeyler öğretirler. Yani sürekli bir öğretme ve öğrenme durumu söz konusudur.

Her öğretmenler gününde öğretmenler anılır ve vaatler birbirini izler. Diğer taraftan eğitim sistemindeki tüm olumsuzlukların ve başarısızlığın nedeni olarak da maalesef öğretmenler görülür. Göreve gelen her Bakan, öğretmenlerin üç ay tatil yaptığını, kahvelerden çıkmadığını gelişim ve değişime kapalı oldukları söylemlerini sıklıkla dile getirilirken toplum gözünde öğretmenler hedef gösterilmekte ve itibarsızlaştırılmaktadır. Böylece belli bir eğitim politikası oluşturulamayan bir nevi yap-boz tahtasına dönen mili eğitimin arka planda kalan büyük ve gerçek sorunlarının üstü örtülmekte ve adeta kasıtlı olarak hedef saptırılmaktadır. Maalesef bu yapılırken de büyük bir özveri ve fedakârlıkla görevlerini yerine getiren öğretmenlerimiz acımasızca eleştirilmekte en amiyane tabirle harcanmaktadırlar. Öğretmenin bir makine olmadığı insan olduğu, bir ailesinin olduğu ve de en önemlisi yaşamsal ve yasal haklarının olduğu bilerek ya da bilmeyerek göz ardı edilmektedir.

Öğretmenlerin gelir durumu ülkemiz şartları göz önünde bulundurulduğunda çok da iyi durumda değildir. Öğretmen ücretleri birçok OECD ve Avrupa ülkesinden daha düşüktür. Bu durum kendini geliştiren, yenileyen öğretmen modelinin önüne geçen en büyük engeldir.
Son yapılan eşit işe eşit ücret kanununda da öğretmen ve akademisyenler unutulmuş ek ödemeleri de artmamıştır. Aynı unvan arasındaki ücret farklılığını gidermek adına çıkarılan yeni KHK ile üst düzey bürokratlar arasındaki ücret farklılıkları giderilmiş ancak eğitim ve öğretimin yükünü taşıyan eğitimciler göz ardı edilmiştir."

Topçu, iktidarın istihdam anlayışının, her türlü güvenceden mahrum, tayin hakkı olmayan, aile bütünlüğünün korunmadığı, türlü istismarlara açık, sendikasız, güvensiz ve güvencesiz bir sisteme zemin hazırlamak olduğunu söyledi.

Topçu sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugüne kadar Milli Eğitim Bakanları her öğrenci kayıt döneminde , "Kayıt parası ve zoraki bağış" alınmayacağına dair genelge ve açıklamalar yapmışlardır. Bu senede 20.07.2011 Tarih ve 2011/40 sayılı

Genelge de aynı minval üzere yayınlarken, okulların ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağına dair bir çözümü ise ortaya koymamıştır. Ancak Bakanlık, "yayınladığımız genelgeye uyulmadı" diyerek, kendileri bu işten sorumlu değilmiş havasıyla, 20.09.2011 tarihli Milli Eğitim Bakanı Ömer DİNÇER imzalı bir yazı ile ilgililer hakkında soruşturma yapılması talimatını, tüm il valiliklerine göndermiştir. İl valilikleri yazı gereği tüm okullarda soruşturmaları başlatmıştır. Sorunları tespit eden ancak çözüm öneremeyen bir iktidar anlayışının milli eğitime yansıması, öğretmenleri ve okul yöneticilerini mağdur etmektedir.

Ataması yapılmayan öğretmenler konusu, ülke gündeminden düşmeyen bir toplumsal yaraya dönüşmüştür. MEB den alınan Kasım 2011 verilerine göre Türkiye genelinde 126.137 öğretmene ihtiyaç varken diğer yandan 263.277 civarında ataması yapılmayan öğretmen var. Kamuoyuna tüm atama bekleyen öğretmenler atanacakmış gibi açıklamalar yaparak siyaset yapmayı sürdürenler, beklentilere cevap verememekte ve öğretmen istihdamında yaşanan haksız uygulama ve usulsüzlüklerle bildiğini okumaktadır. Ücretli öğretmenlerle eğitim-öğretim hizmeti yürütmeyi marifet sayan iktidar, atama bekleyen öğretmenlerin bakanlığın ihtiyaçlarını karşılayacak kadrolar olduğunu göz ardı ederek, öğretmenlik mesleğini ucuz işçilik mantığı ile ayağa düşürmekte ve bu kutsal mesleğin saygınlığını yok etmekte, öğretmek için öğrenim görmüş genç nesli, işsizliğe mahkûm etmektedir.

Müdür başyardımcıları ile müdür yardımcılarına, zorunlu yer değiştirme adı altında rotasyon uygulaması gündemdeyken, çıkarılan 6S2 saynSı KHK'de midir yardBmcn§R ve midir başyardımcılarına rotasyonı öngörülmemektedir, KHK'yi hazırlayanlar tarafından "Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirmelerine İlişkin" Yönetmeliğinin Müdür başyardımcıları ile müdür yardımcılarına zorunlu yer değiştirme adı altında rotasyon uygulaması göz ardı edilmiştir. Yapılan rotasyon uygulaması ile yönetmelik, kanunun üzerine çıkmış ve usulsüzlük yapılmıştır.

Öğretmenlerin kendilerini geliştirmelerinin önünün tıkanması, Kalabalık sınıflar, lojman ihtiyaçlarının karşılanmaması, demokratik sendikal haklarını rahatlıkla kullanamamaları, okul müdürlerinin müdür yardımcılarını seçememeleri, okul müdürlerinin yetkilerinin az sorumluluklarının ağır olması, ödül sistemi yerine ceza sisteminin kullanılması ve yalnızca bakanlık tarafından çıkarılan kılavuz kitaplarla eğitim öğretimin yapılması ve bunun gibi burada belirtemediğimiz birçok sorun eğitimde açıklık, özgürlük bilimsellik ilkeleri ile örtüşmemektedir."

Yalçın ve Topçu, daha sonra gazetecilerin sorularını cevapladı.

Topçu, eşit işe eşit ücret konusunda, öğretmen ve akademisyenleri gündeme getireceklerini belirterek, ''Bu haksızlıkla ilgili bir teklifimiz olacak'' dedi.

Yalçın da bugün akşam görüşülecek bedelli askerlikle ile ilgili bir soruya şu karşılığı verdi:

''MHP, 19 Kasım tarihinde genel başkan tarafından 'vicdani rete karşıyız, bedelli askerliği destekliyoruz' açıklamasını yapmıştır. Bu konu kamuoyunda sıkıntı meydana getirmemeli. Şehit ailelerini rencide etmemeli. Teklifi görüp, kendi alternatiflerimizi ortaya koyacağız. Bedellideki ücret konusu vicdanı yaralıyor. MHP'nin asgari ücrete yönelik bir teklifi bulunmamaktadır.''
(13.20)