2021-02-09 - 15:47
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, Türkiye'nin Azerbaycan, Kazakistan ve Karadağ ile yaptığı 6 uluslararası anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun teklifleri görüşüldü.
TBMM Başkanvekili Erdoğmuş, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.
AK Parti Çorum Milletvekili Oğuzhan Kaya, Sultan II. Abdülhamit Han'ı ölümünün yıl dönümünde rahmetle andığını belirterek, kendisinin projeleri ve ufku bulunan bir padişah olduğunu söyledi.
Kaya, tüm emperyal güçlerin, Abdülhamit Han'ı yıkmadıkça Osmanlı ile baş edemeyeceğini anladığını, bu nedenle hem içten hem dıştan uğraştıklarını aktardı.
HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü de İzmir'de yaşanan sel felaketi hakkındaki gündem dışı konuşmasında, felaketi yerinde görmek için şehre ziyaret gerçekleştirdiklerini anlattı.
Kentte önleyici tedbirlerin alınması gerektiğini kaydeden Pekgözegü, İzmir'e betonlaştırılarak ihanet edildiğini, şehrin yeni sel felaketlerine karşı korunmasının mümkün olmadığını savundu.
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök de Ankaralıların doğal gaz ve elektrik dağıtımının özelleştirilmesiyle uğradığı mağduriyetler hakkında yaptığı konuşmada, elektrik direklerinin yenilenmediğini ve elektrik kesintileri gerçekleştiğini anlattı.
Sosyal devlet ilkesinin, elektrik ve doğal gazda yapılan özelleştirme sonucu çöktüğünü iddia eden Gök, bir an önce bu yanlıştan dönecek tedbirlerin konuşulması gerektiğini kaydetti.
TBMM Genel Kurulu'nda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, MHP'nin kuruluş yıl dönümünü kutlayarak konuşmasına başladı.
Türkiye'nin en önemli probleminin işsizlik olduğunu savunan Türkkan, "Suni gündemler yaratarak bu gerçek gündemi karartmaya çalışmak bu vatandaşlara yapılan en büyük haksızlık olur." diye konuştu.
Türkkan, her gün sosyal medyada gözaltı haberlerini okuduklarını belirterek, "Ülkede biraz daha demokrasiye, biraz daha insan haklarına, biraz daha hoşgörüye ihtiyacımız var. Bu kadar baskıcı, totaliter bir rejimden medet ummak bir siyasetçiye bir şey getirmez, fayda da getirmez, aksine zarar verir." ifadelerini kullandı.
Türkiye'de artık pahalılığın değil, yokluğun konuşulduğunu iddia eden Türkkan, bunun artık televizyon ve gazetelerde de ifşa edildiğini kaydetti.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, partisinin kuruluş yıl dönümü kutlayarak, "MHP, Türk milliyetçiliği düşüncesini, fikriyatını, siyasi aksiyon haline getirmiş olan ve belli bir program dahilinde siyasete taşımış olan bir siyasi partidir." ifadelerini kullandı.
Bülbül, İstanbul'da meydana gelen fırtına ve Kastamonu'nun Abana ilçesinde meydana gelen yangın nedeniyle tüm vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Trakya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cevdet Kılıç'ın sosyal medya hesabından, "Biz eylem falan yapmayız. Biz gece vakti işi bitirir ertesi gün işe gideriz, bilin istedim." şeklinde bir paylaşımda bulunarak, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerini tehdit ettiğini ileri sürdü.
Beştaş, "Bu vatandaş, dekan mı, çete mi, silahlı bir gücü mü var? Bunu, biz Türkiye adına soruyoruz. Hangi yetkiyle bu ülkenin çocuklarını tehdit ediyor? Hala o dekan, o koltukta oturuyor. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik bile değil bu. Alenen kitlesel olarak öğrencileri öldürmekle tehdit ediyor. Derhal o koltuğun boşalması gerekiyor." yorumunu yaptı.
"Herkes için adalet" kampanyası başlattıklarını dile getiren Beştaş, "Peki İçişleri Bakan Yardımcısı dün ne demiş, Twitter'da okudum, 'Bu kampanya talimatını nereden aldığınızı yakında açıklayacağız.' diyor. Güler misin, ağlar mısın?" dedi.
Bunu ciddiye almadıklarını belirten Beştaş, "Bizim MYK'ye bağlı AİHM-Demirtaş çalışma grubu var. O komisyonda ben de varım, Saruhan Oluç da var. Biz, MYK'ye talimat veremeyiz ama MYK'ye bu kampanyayı biz önerdik. Bilmiyorsa gelsin, dinliyorlar bizi, nasıl önermişiz, onu öğrensin. Bakanını taklit ediyor, atanmış bakanın atanmış yardımcısı. Bir de bizim eş genel başkanımıza, ne mevkidaşı ne yaştaşı ne de dengi, dil uzatıyor, utanmaktan söz ediyor. Herkes yerini, mevkisini ve haddini bilsin." ifadelerini kullandı.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da MHP'nin kuruluş yıl dönümünü kutladı, çalışmalarında başarılar diledi.
Altay, 600 üyeli parlamentonun 300'ünün kadın milletvekili olmasını arzu ettiklerini belirterek, bu gaye doğrultusunda çalışmaları sürdüreceklerini söyledi.
Gazeteci Ayşen Şahin'in polis tarafından halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan gece 22.22'de evinden alındığını belirten Altay, Şahin'in daha sonra gece 02.30'da salıverildiğini anlattı.
Altay, Trakya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cevdet Kılıç'ın sosyal medya paylaşımını okudu ve AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan'a "Bunu tasvip ediyor musunuz?" diye sordu.
Cumhuriyet savcılarını bu konuda uyarmak istediğini belirten Altay, "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik aranıyorsa burada. Bakalım devlet ne yapacak, çok merak ediyorum." dedi.
Kılıç'ın eylemini "ayıp, yüzsüzlük, hadsizlik" olarak nitelendiren Altay, "Sözde dekan hakkında görev yapmayan emniyetinden savcısına herkese sesleniyorum; Nerede abdest alırsınız onu bilmem. Bu ülkeye, bu millete, bu milletin çocuklarına bu hadsizlik, bir yerden güç almanın şımarıklığıdır. Sayın Erdoğan, bu şımarıklıklara daha ne kadar müsaade edeceksin, merak ediyorum." ifadelerini kullandı.
Altay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a şöyle seslendi:
"Sayın Cumhurbaşkanı, bu topraklar gençlerin bölünmesinden çok çekti, bölme, birleştir. Ötekileştirme, dinle. Özgürlüğe ses olanlara kulak ver. Sayın Cumhurbaşkanı, gençlere, devletin gazını, copunu değil, şefkatli elini uzat. Onlara kulak ver. Ama sakın boş verme. Sayın Cumhurbaşkanı, demokrasinin bir tepki ve protesto rejimi olduğunu unutma. Gösteri ve protesto, senin uymaktan imtina ettiğin anayasal bir haktır. Demokrasi, 7'den 77'ye, 83 milyonunun hakkı, hukukudur. Bana özgürlük, sana yasak mantığının adı faşizmdir. Bunu yapma. Yeni anayasa tartışmaları açtın. Bir inat uğruna ülkenin gençlerine zulmeden anlayışın, yeni anayasa ile özgürlük ve demokrasi istemediği açıktır. İnandırıcı ol. Bu ülke gençlerine çok kıydı. Tarihten ders al, Z kuşağına da kıyma. Öğrenci istediği şekilde olursa makbul, eleştirirse terörist deme. Temiz bir dil kullan ve makul ol. Başarılarıyla yüzümüzü güldüren öğrencileri, demokratik haklarını savundu diye terörist ilan etme, gençleri kriminalize etme."
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, MHP'nin kuruluş yıl dönümünü tebrik ederek, "MHP, söz konusu ülke ve millet olduğunda her kritik süreçte tarihi sorumluluk almış, demokrasinin güçlenmesinde büyük katkı sağlamış, en köklü, en özel partilerimizden bir tanesi." diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Altay'ın iddialarına ilişkin de Turan, "Hiçbir kötü örnek, bu sıraların sahip çıkacağı bir örnek olamaz. Bir mesele, yanlışsa yanlıştır. Adalet herkes içindir. Tehdit, hakaret tarzı insanlık dışı eylemler, suçlar, herkes için aynı şekilde ceza konusudur. 'Twitter'dan bir metin buldum, onu da buraya getirdim, AK Parti cevap ver.' tarzı bir yarışa girersek, dosyamda yüzlerce, belki binlerce aynı partinin benzer twitleri, hakaret, taciz, küfür var. 'Twitter'dan metin buldum. Bunu, burada bir partiye yapıştırırım.' derseniz, bu yarışta altta kalırsınız. Bu gerekli bir iş değil." değerlendirmesinde bulundu.
Turan, bu tarzı doğru bulmadığını vurgulayarak, "Yapılan yanlıştır, ayıptır. Zaten buna ilişkin YÖK de savcılık da mutlaka adım atmalıdır, atacaktır. Bunu takip edelim." ifadelerini kullandı.
AK Parti'yi 18 yıldır kıymetli kılanın herkes için adaleti savunması olduğunu belirten Turan, "Menemen yolsuzluğu var görme, AK Parti yanlış yapınca gör. Twitter'da 'Ermeni katliamı var', 'Katil polis' deyip il başkanı yaptığının twitini görme, gel bir tane dekanın bize yansımasını aktar. Memur, memurluğunu, siyasetçi siyasetçiliğini yapmalı. Ben hiçbir dekanının, burada Twitter'ımıdır, değil midir, bilmediğim, kendisinin kullanıp kullanmadığını bilmediğim bir metnini savunmak zorunda değilim. Ben adaleti, sağduyuyu savunurum." şeklinde konuştu.
Boğaziçi Üniversitesinde öğrencilerin eylem yapma hakkının olduğunu kaydeden Turan, şöyle devam etti:
"Ama teröristlerin yoktur. Anayasal güvence olarak herkesin istemediği bir kararla ilgili 'Ben liyakatsiz buldum, eylem yaparım.' deme hakkı vardır. Ama teröristlerin yoktur. Eğer mesele, 'liyakatsiz rektörün istifa etmesi' talebiyse, her liyakatsiz bulduğumuz kişiyle ilgili istifa hakkımız varsa, ben ilan ediyorum; benim gözümde en liyakatsiz siyasi lider Kılıçdaroğlu'dur, istifa etsin kardeşim. Böyle bir şey olabilir mi?"
Bunun üzerine söz alan CHP Grup Başkanvekili Altay, hükümetin, Boğaziçi olaylarında 557 kişiyi "terörist" diye itham ettiğini ancak 10 kişinin cezaevine gönderildiğini, diğerlerinin hepsinin dışarıda olduğunu söyledi.
Bülent Turan ise Türkiye'de herkesin eylem hakkının olduğunu ve bunu tartışmayacaklarının altını çizerek, "AK Parti özgürlüklerin, reformun partisidir. Özgürlüklerin esasını burası inşa eder. Özgürlük dediğiniz zaman, polise tekme atan, esnafı gösterip 'Bu adamın iş yerini yakın.' diyen, yetmeyip PKK ile beraber Boğaziçilileri bir tutan anlayışı kınamak da bizim görevimiz. Derdimiz öğrenciler değil." diye konuştu.
28 Şubat sürecinde kurucusu olduğu derneğin kapatıldığını anlatan Turan, "AK Parti'yi öğrencilerin karşısında gösterme gayreti yanlış bir gayret. Kızdığımız, karşı çıktığımız, polise 'katil' diyenlerdir. Kızdığımız, karşı çıktığımız, PKK ile LGBT sapkınlığıyla öğrencilerimizi aynı yere koyanlardır." ifadelerini kullandı.
Genel Kurulda, siyasi partilerin grup önerileri ele alındı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, partisinin "sürdürülebilir tarım politikaları ve genç nesillerin tarımsal üretime yönlendirilmesi"ne ilişkin önergesi üzerine söz alarak, iktidarın tarımsal üretimi göz ardı ettiğini öne sürdü. Türkkan, çiftçilerin tarıma inancını kaybettiğini, toprağa küstüğünü öne sürerek, "Taş eksen yetişecek topraklarımız yok olup gidiyor. Türk çiftçisini, tarımını bitiren, toprağına küstüren iktidar partisinin tarım politikalarıdır." diye konuştu.
Türkiye'nin ayçiçeği ithalatının yüksek olduğunu ve nisan ayından itibaren Türkiye'de yağ kuyruklarına hazır olunması gerektiğini savunan Türkkan, "Paranız olsa bile ithal edemeyeceksiniz. Çünkü artık tarım ürünleri ticaret meselesi olmaktan çıkmış, güvenlik meselesi haline gelmiştir. Bunun için ciddi tarım politikaları geliştirmek lazım. Yoksa aç kalacağız." değerlendirmesinde bulundu.
HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, AK Parti döneminde tarım ve çiftçilerin uluslararası sermayeye peşkeş çekildiğini öne sürdü. İthalat politikalarıyla çiftçinin açlık ve yokluğa mahkum edildiğini savunan Çepni, tarım arazilerinin 3 milyon hektar azaldığını, sektördeki işsizliğin de arttığını kaydetti.
CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, AK Parti'ye defalarca tarımsal üretime ve üreticiye destek verilmesini söylediklerini ancak bu söylemlerinin dinlenilmediğini iddia etti. Feryatların duyulmadığını öne süren Barut, AK Parti döneminde iğneden ipliğe zam geldiğini, çiftçinin yangınının sönmediğini söyledi.
Çiftçinin tarımdan uzaklaştırıldığını savunan Barut, kuru samanın bile ithal edildiğini, ülke gibi tarım sektörünün de yönetilemediğini ileri sürdü.
AK Parti Adana Milletvekili Tamer Dağlı, Türkiye'nin tarımda net ihracatçı olduğunu vurgulayarak, 2020 yılının ilk 10 ayında salgına rağmen 15,1 milyar dolar tarım ve gıda ürünü ihracatı yapıldığını, 4,5 milyar dolar dış ticaret fazlası sağlandığını söyledi.
Çiftçilere destek verilmeye devam edildiğini anlatan Dağlı, 18 yılda tarımsal destek miktarında 12 katlık artış sağladıklarını kaydetti. Dağlı, 2 yılda desteklerin 22 milyar liraya çıkarıldığını belirterek, üretici dostu politikalarla üreticiyi korurken tüketiciyi de kollamayı sürdüreceklerini bildirdi.
Genel Kurulda, HDP'nin "vergi oranlarındaki artışlar ve tüketim ürünlerine yapılan zamların toplumsal ve ekonomik yaşam üzerindeki etkileri", CHP'nin "küresel salgında gıda güvenliği tarımsal üretim sorunları" konulu grup önerileri de ele alındı.
CHP, HDP ve İYİ Parti'nin grup önerileri kabul edilmedi.
AK Parti'nin uluslararası sözleşmelerin bugün ve yarın, perşembe günü ise komisyonlar ve Kamu Denetçiliği Kurumundan gelen raporların müzakere edilmesine yönelik grup önerisi de Genel Kurul'da görüşüldü.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, 2016'da Cizre'de terör örgütüne yönelik operasyonlar sırasında üç bodrum katında 177 sivilin öldüğünü ve bir katliam gerçekleştirildiğini öne sürdü.
Beştaş, tek bir kişinin dahi tutuklanmadığını ifade ederek, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin sıkıyönetim ilan edilmesini istediğini, ancak darbe planı yapıldığı için bu sözünün iyi ki dilenmediğini söylediğini aktardı.
MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül, Beştaş'ın katliam iddiasının yargı tarafından tespit edilebilecek bir mesele olduğunu ifade ederek, meskun mahal operasyonları sürecinde terör örgütü PKK'nın şehirleri cephanelik haline dönüştürüp sivilleri canlı kalkan olarak kullandığını söyledi.
Bülbül, operasyonlar neticesinde şehirlerin terörden temizlendiğini ve 900 kadar güvenlik görevlisinin şehit olduğunu vurguladı. Şehitleri ve gazileri şükranla yad ettiğini belirten Bülbül, Beştaş'ın konuşması sırasında Genel Başkan Bahçeli'nin 15 Temmuz sonrasındaki yaptığı değerlendirmesini aktardığını, bunun katliam iddiasıyla aynı konuşma içinde geçmesinin kabul edilemez olduğunu kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ise devletin çürüdüğünü öne sürerek, valilerden rektörlere kadar her gün devlet adabına yakışmayan beyanları, tutumları gördüklerini iddia etti.
Altay, 2017'de İstanbul Gazi Mahallesi piknik alanında lise mezuniyetlerini kutlamadan dönen gençlerin bulunduğu otomobilin, araçta silah bulunduğunun sanılması üzerine polislerce tarandığını, Barış Kerem ve Oğuzhan Erkul'un hayatını kaybettiğini anlattı. Yargılama sonucunda 2 polise 24 bin lira ceza verildiğini, bunun da devletin çürüdüğünün işareti olduğunu savunan Altay, Barış Kerem'in annesinin "24 bin lirayı ben vereyim, çocuğumu bana geri verin." dediğini söyledi. Altay, bu durumun, bütün siyasi partilerin başını eğip düşünmesi gereken bir hal olduğunu kaydetti.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, oturumlar sırasında Trakya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cevdet Kılıç'ın twitleri ile ilgili bir gerginlik olduğunu hatırlatarak, memuriyet görevinde bulunanların çok daha hassas olması gerektiğini, hiçbir yanlışın yanında durmayacaklarını, kim olursa karşısında olacaklarını daha önce söylediğini aktardı. Turan, "Az önce öğrendim ki rektör bey dekanla ilgili soruşturma başlatmıştır." dedi.
Altay ve Beştaş, hassasiyetlerinden ötürü Turan'a teşekkür ederek, Cumhuriyet savcılarının da aynı duyarlılık içinde olmasını umduklarını bildirdi.
AK Parti'nin grup önerisi kabul edildi.
HDP Antalya Milletvekili Süleyman Bülbül'ün, milletvekili danışmanlarının çalışmalarıyla ilgili verdiği önerge de kabul edilmedi.
Grup önerilerinin ardından ihtisas komisyonlarında boş bulunan ve CHP'ye düşen üyelikler için seçim yapıldı. TBMM Milli Savunma Komisyonuna Kayseri Milletvekili Çetin Arık, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal, TBMM Dilekçe Komisyonuna Şanlıurfa Milletvekili Aziz Aydınlık seçildi.
**** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****
AK Parti Çorum Milletvekili Oğuzhan Kaya, Sultan II. Abdülhamit Han'ı ölümünün yıl dönümünde rahmetle andığını belirterek, kendisinin projeleri ve ufku bulunan bir padişah olduğunu söyledi.
Kaya, tüm emperyal güçlerin, Abdülhamit Han'ı yıkmadıkça Osmanlı ile baş edemeyeceğini anladığını, bu nedenle hem içten hem dıştan uğraştıklarını aktardı.
HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü de İzmir'de yaşanan sel felaketi hakkındaki gündem dışı konuşmasında, felaketi yerinde görmek için şehre ziyaret gerçekleştirdiklerini anlattı.
Kentte önleyici tedbirlerin alınması gerektiğini kaydeden Pekgözegü, İzmir'e betonlaştırılarak ihanet edildiğini, şehrin yeni sel felaketlerine karşı korunmasının mümkün olmadığını savundu.
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök de Ankaralıların doğal gaz ve elektrik dağıtımının özelleştirilmesiyle uğradığı mağduriyetler hakkında yaptığı konuşmada, elektrik direklerinin yenilenmediğini ve elektrik kesintileri gerçekleştiğini anlattı.
Sosyal devlet ilkesinin, elektrik ve doğal gazda yapılan özelleştirme sonucu çöktüğünü iddia eden Gök, bir an önce bu yanlıştan dönecek tedbirlerin konuşulması gerektiğini kaydetti.
TBMM Genel Kurulu'nda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, MHP'nin kuruluş yıl dönümünü kutlayarak konuşmasına başladı.
Türkiye'nin en önemli probleminin işsizlik olduğunu savunan Türkkan, "Suni gündemler yaratarak bu gerçek gündemi karartmaya çalışmak bu vatandaşlara yapılan en büyük haksızlık olur." diye konuştu.
Türkkan, her gün sosyal medyada gözaltı haberlerini okuduklarını belirterek, "Ülkede biraz daha demokrasiye, biraz daha insan haklarına, biraz daha hoşgörüye ihtiyacımız var. Bu kadar baskıcı, totaliter bir rejimden medet ummak bir siyasetçiye bir şey getirmez, fayda da getirmez, aksine zarar verir." ifadelerini kullandı.
Türkiye'de artık pahalılığın değil, yokluğun konuşulduğunu iddia eden Türkkan, bunun artık televizyon ve gazetelerde de ifşa edildiğini kaydetti.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, partisinin kuruluş yıl dönümü kutlayarak, "MHP, Türk milliyetçiliği düşüncesini, fikriyatını, siyasi aksiyon haline getirmiş olan ve belli bir program dahilinde siyasete taşımış olan bir siyasi partidir." ifadelerini kullandı.
Bülbül, İstanbul'da meydana gelen fırtına ve Kastamonu'nun Abana ilçesinde meydana gelen yangın nedeniyle tüm vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Trakya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cevdet Kılıç'ın sosyal medya hesabından, "Biz eylem falan yapmayız. Biz gece vakti işi bitirir ertesi gün işe gideriz, bilin istedim." şeklinde bir paylaşımda bulunarak, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerini tehdit ettiğini ileri sürdü.
Beştaş, "Bu vatandaş, dekan mı, çete mi, silahlı bir gücü mü var? Bunu, biz Türkiye adına soruyoruz. Hangi yetkiyle bu ülkenin çocuklarını tehdit ediyor? Hala o dekan, o koltukta oturuyor. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik bile değil bu. Alenen kitlesel olarak öğrencileri öldürmekle tehdit ediyor. Derhal o koltuğun boşalması gerekiyor." yorumunu yaptı.
"Herkes için adalet" kampanyası başlattıklarını dile getiren Beştaş, "Peki İçişleri Bakan Yardımcısı dün ne demiş, Twitter'da okudum, 'Bu kampanya talimatını nereden aldığınızı yakında açıklayacağız.' diyor. Güler misin, ağlar mısın?" dedi.
Bunu ciddiye almadıklarını belirten Beştaş, "Bizim MYK'ye bağlı AİHM-Demirtaş çalışma grubu var. O komisyonda ben de varım, Saruhan Oluç da var. Biz, MYK'ye talimat veremeyiz ama MYK'ye bu kampanyayı biz önerdik. Bilmiyorsa gelsin, dinliyorlar bizi, nasıl önermişiz, onu öğrensin. Bakanını taklit ediyor, atanmış bakanın atanmış yardımcısı. Bir de bizim eş genel başkanımıza, ne mevkidaşı ne yaştaşı ne de dengi, dil uzatıyor, utanmaktan söz ediyor. Herkes yerini, mevkisini ve haddini bilsin." ifadelerini kullandı.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da MHP'nin kuruluş yıl dönümünü kutladı, çalışmalarında başarılar diledi.
Altay, 600 üyeli parlamentonun 300'ünün kadın milletvekili olmasını arzu ettiklerini belirterek, bu gaye doğrultusunda çalışmaları sürdüreceklerini söyledi.
Gazeteci Ayşen Şahin'in polis tarafından halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan gece 22.22'de evinden alındığını belirten Altay, Şahin'in daha sonra gece 02.30'da salıverildiğini anlattı.
Altay, Trakya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cevdet Kılıç'ın sosyal medya paylaşımını okudu ve AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan'a "Bunu tasvip ediyor musunuz?" diye sordu.
Cumhuriyet savcılarını bu konuda uyarmak istediğini belirten Altay, "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik aranıyorsa burada. Bakalım devlet ne yapacak, çok merak ediyorum." dedi.
Kılıç'ın eylemini "ayıp, yüzsüzlük, hadsizlik" olarak nitelendiren Altay, "Sözde dekan hakkında görev yapmayan emniyetinden savcısına herkese sesleniyorum; Nerede abdest alırsınız onu bilmem. Bu ülkeye, bu millete, bu milletin çocuklarına bu hadsizlik, bir yerden güç almanın şımarıklığıdır. Sayın Erdoğan, bu şımarıklıklara daha ne kadar müsaade edeceksin, merak ediyorum." ifadelerini kullandı.
Altay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a şöyle seslendi:
"Sayın Cumhurbaşkanı, bu topraklar gençlerin bölünmesinden çok çekti, bölme, birleştir. Ötekileştirme, dinle. Özgürlüğe ses olanlara kulak ver. Sayın Cumhurbaşkanı, gençlere, devletin gazını, copunu değil, şefkatli elini uzat. Onlara kulak ver. Ama sakın boş verme. Sayın Cumhurbaşkanı, demokrasinin bir tepki ve protesto rejimi olduğunu unutma. Gösteri ve protesto, senin uymaktan imtina ettiğin anayasal bir haktır. Demokrasi, 7'den 77'ye, 83 milyonunun hakkı, hukukudur. Bana özgürlük, sana yasak mantığının adı faşizmdir. Bunu yapma. Yeni anayasa tartışmaları açtın. Bir inat uğruna ülkenin gençlerine zulmeden anlayışın, yeni anayasa ile özgürlük ve demokrasi istemediği açıktır. İnandırıcı ol. Bu ülke gençlerine çok kıydı. Tarihten ders al, Z kuşağına da kıyma. Öğrenci istediği şekilde olursa makbul, eleştirirse terörist deme. Temiz bir dil kullan ve makul ol. Başarılarıyla yüzümüzü güldüren öğrencileri, demokratik haklarını savundu diye terörist ilan etme, gençleri kriminalize etme."
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, MHP'nin kuruluş yıl dönümünü tebrik ederek, "MHP, söz konusu ülke ve millet olduğunda her kritik süreçte tarihi sorumluluk almış, demokrasinin güçlenmesinde büyük katkı sağlamış, en köklü, en özel partilerimizden bir tanesi." diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Altay'ın iddialarına ilişkin de Turan, "Hiçbir kötü örnek, bu sıraların sahip çıkacağı bir örnek olamaz. Bir mesele, yanlışsa yanlıştır. Adalet herkes içindir. Tehdit, hakaret tarzı insanlık dışı eylemler, suçlar, herkes için aynı şekilde ceza konusudur. 'Twitter'dan bir metin buldum, onu da buraya getirdim, AK Parti cevap ver.' tarzı bir yarışa girersek, dosyamda yüzlerce, belki binlerce aynı partinin benzer twitleri, hakaret, taciz, küfür var. 'Twitter'dan metin buldum. Bunu, burada bir partiye yapıştırırım.' derseniz, bu yarışta altta kalırsınız. Bu gerekli bir iş değil." değerlendirmesinde bulundu.
Turan, bu tarzı doğru bulmadığını vurgulayarak, "Yapılan yanlıştır, ayıptır. Zaten buna ilişkin YÖK de savcılık da mutlaka adım atmalıdır, atacaktır. Bunu takip edelim." ifadelerini kullandı.
AK Parti'yi 18 yıldır kıymetli kılanın herkes için adaleti savunması olduğunu belirten Turan, "Menemen yolsuzluğu var görme, AK Parti yanlış yapınca gör. Twitter'da 'Ermeni katliamı var', 'Katil polis' deyip il başkanı yaptığının twitini görme, gel bir tane dekanın bize yansımasını aktar. Memur, memurluğunu, siyasetçi siyasetçiliğini yapmalı. Ben hiçbir dekanının, burada Twitter'ımıdır, değil midir, bilmediğim, kendisinin kullanıp kullanmadığını bilmediğim bir metnini savunmak zorunda değilim. Ben adaleti, sağduyuyu savunurum." şeklinde konuştu.
Boğaziçi Üniversitesinde öğrencilerin eylem yapma hakkının olduğunu kaydeden Turan, şöyle devam etti:
"Ama teröristlerin yoktur. Anayasal güvence olarak herkesin istemediği bir kararla ilgili 'Ben liyakatsiz buldum, eylem yaparım.' deme hakkı vardır. Ama teröristlerin yoktur. Eğer mesele, 'liyakatsiz rektörün istifa etmesi' talebiyse, her liyakatsiz bulduğumuz kişiyle ilgili istifa hakkımız varsa, ben ilan ediyorum; benim gözümde en liyakatsiz siyasi lider Kılıçdaroğlu'dur, istifa etsin kardeşim. Böyle bir şey olabilir mi?"
Bunun üzerine söz alan CHP Grup Başkanvekili Altay, hükümetin, Boğaziçi olaylarında 557 kişiyi "terörist" diye itham ettiğini ancak 10 kişinin cezaevine gönderildiğini, diğerlerinin hepsinin dışarıda olduğunu söyledi.
Bülent Turan ise Türkiye'de herkesin eylem hakkının olduğunu ve bunu tartışmayacaklarının altını çizerek, "AK Parti özgürlüklerin, reformun partisidir. Özgürlüklerin esasını burası inşa eder. Özgürlük dediğiniz zaman, polise tekme atan, esnafı gösterip 'Bu adamın iş yerini yakın.' diyen, yetmeyip PKK ile beraber Boğaziçilileri bir tutan anlayışı kınamak da bizim görevimiz. Derdimiz öğrenciler değil." diye konuştu.
28 Şubat sürecinde kurucusu olduğu derneğin kapatıldığını anlatan Turan, "AK Parti'yi öğrencilerin karşısında gösterme gayreti yanlış bir gayret. Kızdığımız, karşı çıktığımız, polise 'katil' diyenlerdir. Kızdığımız, karşı çıktığımız, PKK ile LGBT sapkınlığıyla öğrencilerimizi aynı yere koyanlardır." ifadelerini kullandı.
Genel Kurulda, siyasi partilerin grup önerileri ele alındı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, partisinin "sürdürülebilir tarım politikaları ve genç nesillerin tarımsal üretime yönlendirilmesi"ne ilişkin önergesi üzerine söz alarak, iktidarın tarımsal üretimi göz ardı ettiğini öne sürdü. Türkkan, çiftçilerin tarıma inancını kaybettiğini, toprağa küstüğünü öne sürerek, "Taş eksen yetişecek topraklarımız yok olup gidiyor. Türk çiftçisini, tarımını bitiren, toprağına küstüren iktidar partisinin tarım politikalarıdır." diye konuştu.
Türkiye'nin ayçiçeği ithalatının yüksek olduğunu ve nisan ayından itibaren Türkiye'de yağ kuyruklarına hazır olunması gerektiğini savunan Türkkan, "Paranız olsa bile ithal edemeyeceksiniz. Çünkü artık tarım ürünleri ticaret meselesi olmaktan çıkmış, güvenlik meselesi haline gelmiştir. Bunun için ciddi tarım politikaları geliştirmek lazım. Yoksa aç kalacağız." değerlendirmesinde bulundu.
HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, AK Parti döneminde tarım ve çiftçilerin uluslararası sermayeye peşkeş çekildiğini öne sürdü. İthalat politikalarıyla çiftçinin açlık ve yokluğa mahkum edildiğini savunan Çepni, tarım arazilerinin 3 milyon hektar azaldığını, sektördeki işsizliğin de arttığını kaydetti.
CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, AK Parti'ye defalarca tarımsal üretime ve üreticiye destek verilmesini söylediklerini ancak bu söylemlerinin dinlenilmediğini iddia etti. Feryatların duyulmadığını öne süren Barut, AK Parti döneminde iğneden ipliğe zam geldiğini, çiftçinin yangınının sönmediğini söyledi.
Çiftçinin tarımdan uzaklaştırıldığını savunan Barut, kuru samanın bile ithal edildiğini, ülke gibi tarım sektörünün de yönetilemediğini ileri sürdü.
AK Parti Adana Milletvekili Tamer Dağlı, Türkiye'nin tarımda net ihracatçı olduğunu vurgulayarak, 2020 yılının ilk 10 ayında salgına rağmen 15,1 milyar dolar tarım ve gıda ürünü ihracatı yapıldığını, 4,5 milyar dolar dış ticaret fazlası sağlandığını söyledi.
Çiftçilere destek verilmeye devam edildiğini anlatan Dağlı, 18 yılda tarımsal destek miktarında 12 katlık artış sağladıklarını kaydetti. Dağlı, 2 yılda desteklerin 22 milyar liraya çıkarıldığını belirterek, üretici dostu politikalarla üreticiyi korurken tüketiciyi de kollamayı sürdüreceklerini bildirdi.
Genel Kurulda, HDP'nin "vergi oranlarındaki artışlar ve tüketim ürünlerine yapılan zamların toplumsal ve ekonomik yaşam üzerindeki etkileri", CHP'nin "küresel salgında gıda güvenliği tarımsal üretim sorunları" konulu grup önerileri de ele alındı.
CHP, HDP ve İYİ Parti'nin grup önerileri kabul edilmedi.
AK Parti'nin uluslararası sözleşmelerin bugün ve yarın, perşembe günü ise komisyonlar ve Kamu Denetçiliği Kurumundan gelen raporların müzakere edilmesine yönelik grup önerisi de Genel Kurul'da görüşüldü.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, 2016'da Cizre'de terör örgütüne yönelik operasyonlar sırasında üç bodrum katında 177 sivilin öldüğünü ve bir katliam gerçekleştirildiğini öne sürdü.
Beştaş, tek bir kişinin dahi tutuklanmadığını ifade ederek, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin sıkıyönetim ilan edilmesini istediğini, ancak darbe planı yapıldığı için bu sözünün iyi ki dilenmediğini söylediğini aktardı.
MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül, Beştaş'ın katliam iddiasının yargı tarafından tespit edilebilecek bir mesele olduğunu ifade ederek, meskun mahal operasyonları sürecinde terör örgütü PKK'nın şehirleri cephanelik haline dönüştürüp sivilleri canlı kalkan olarak kullandığını söyledi.
Bülbül, operasyonlar neticesinde şehirlerin terörden temizlendiğini ve 900 kadar güvenlik görevlisinin şehit olduğunu vurguladı. Şehitleri ve gazileri şükranla yad ettiğini belirten Bülbül, Beştaş'ın konuşması sırasında Genel Başkan Bahçeli'nin 15 Temmuz sonrasındaki yaptığı değerlendirmesini aktardığını, bunun katliam iddiasıyla aynı konuşma içinde geçmesinin kabul edilemez olduğunu kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ise devletin çürüdüğünü öne sürerek, valilerden rektörlere kadar her gün devlet adabına yakışmayan beyanları, tutumları gördüklerini iddia etti.
Altay, 2017'de İstanbul Gazi Mahallesi piknik alanında lise mezuniyetlerini kutlamadan dönen gençlerin bulunduğu otomobilin, araçta silah bulunduğunun sanılması üzerine polislerce tarandığını, Barış Kerem ve Oğuzhan Erkul'un hayatını kaybettiğini anlattı. Yargılama sonucunda 2 polise 24 bin lira ceza verildiğini, bunun da devletin çürüdüğünün işareti olduğunu savunan Altay, Barış Kerem'in annesinin "24 bin lirayı ben vereyim, çocuğumu bana geri verin." dediğini söyledi. Altay, bu durumun, bütün siyasi partilerin başını eğip düşünmesi gereken bir hal olduğunu kaydetti.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, oturumlar sırasında Trakya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cevdet Kılıç'ın twitleri ile ilgili bir gerginlik olduğunu hatırlatarak, memuriyet görevinde bulunanların çok daha hassas olması gerektiğini, hiçbir yanlışın yanında durmayacaklarını, kim olursa karşısında olacaklarını daha önce söylediğini aktardı. Turan, "Az önce öğrendim ki rektör bey dekanla ilgili soruşturma başlatmıştır." dedi.
Altay ve Beştaş, hassasiyetlerinden ötürü Turan'a teşekkür ederek, Cumhuriyet savcılarının da aynı duyarlılık içinde olmasını umduklarını bildirdi.
AK Parti'nin grup önerisi kabul edildi.
HDP Antalya Milletvekili Süleyman Bülbül'ün, milletvekili danışmanlarının çalışmalarıyla ilgili verdiği önerge de kabul edilmedi.
Grup önerilerinin ardından ihtisas komisyonlarında boş bulunan ve CHP'ye düşen üyelikler için seçim yapıldı. TBMM Milli Savunma Komisyonuna Kayseri Milletvekili Çetin Arık, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal, TBMM Dilekçe Komisyonuna Şanlıurfa Milletvekili Aziz Aydınlık seçildi.
**** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****
