2010-03-25 - 14:11
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol ve beraberindeki milletvekilleri ile parlamentoda yaptığı basın toplantısında, Türkiye'de günlerdir Anayasa değişikliği ve hukuk tartışmalarının yaşandığına işaret ederek, hukuk kurullarının genel olduğunu ve ülkenin her yerinde herkese uygulanacağını söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, iktidarın, Deniz Feneri e.V davasında Zekeriya Karaman ve Zahid Akman'ın Alman savcılarına ifade vermesini gerekçe göstermeden engellediğini iddia ederek, ''Akman ve Karaman'ın ne dokunulmazlığı var?'' diye sordu.
Anadol, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'de günlerdir Anayasa değişikliği ve hukuk tartışmalarının yaşandığına işaret ederek, hukuk kurullarının genel olduğunu ve ülkenin her yerinde herkese uygulanacağını söyledi.
Hükümetin hukuk anlayışının, Deniz Feneri e.V davasındaki tutumuyla ''turnusol kâğıdı'' gibi ortaya çıktığını ifade eden Anadol, Almanya'da görülen Deniz Feneri e.V davasıyla ilgili süreci hatırlattı.
Almanya'da sonuçlanan davada ''asli faillerin Türkiye olduğu'' bilgisine yer verildiğini anlatan Anadol, aynı zamanda burada bazı Türk vatandaşlarının kurye olarak para taşıdıkları bilgisinin de yer aldığını söyledi.
Türkiye'nin kendi vatandaşı olan ''asli failler'' hakkında hiç bir işlem yapmaması üzerine Alman makamlarının ikinci bir dava açtıklarını belirten Anadol, şunları söyledi:
''İkinci Deniz Feneri dosyası açıldıktan sonra -Türkiye ile Almanya arasında adli yardıma ilişkin ikili anlaşma var- bu anlaşma çerçevesinde Almanya, Türkiye'den adli yardım talep etti. Bir savcı ve polis göndererek, adı geçen asli faillerin ifadelerini almak istedi. Kim bu asli failler? Zekeriya Karaman, Zahid Akman... Ve gerekçe göstermeksizin Zahid Akman ve Zekeriya Karaman'ın ifade vermesi engellendi iktidar tarafından.
Türkiye üniter bir devlettir. Üniter devletin özelliği; hukuk kurallarının genelliği ilkesini uygulamasıdır. Hukuk kuralları, ülkenin her yerinde ve herkese uygulanır. Tek hukuk sistemi vardır. Cumhuriyet döneminde ilk kez Türkiye Cumhuriyeti üniter bir devlet olmasına rağmen, parçalı hukuk sistemine AKP sayesinde ulaştı. Türkiye'de bir Habur hukuku var, bir Silivri hukuku var, bir de Deniz Feneri hukuku var.
İnsan merak ediyor; vicdanı sızlayarak soruyor. Merhum Türkan Saylan'ı ölümüne az kala, kanser hastası, yatağından alarak sabah sabah sorguya çeken, evraklarını darma dağın eden, burs alan öğrencilerin listesini alarak terörist muamelesi yapan hukuk anlayışı bir tarafta, Zekeriye Karaman ve Zahid Akman'ı yargının önünden saklayan anlayış bir tarafta.''
Anadol, Prof. Dr. Mehmet Haberal'ın gözaltına alınmasının ardından, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı'nın, ''Sayın Haberal organ nakli yaptığı için, çok iyi uluslararası doktor olduğu için tutuklanmadı. Sayın Haberal, telefonda Silivri sanıklarından bazlarına (paşam emrinizdeyiz) dedi'' dediğini ifade ederek, şöyle devam etti:
''Bir gün evvel polis sorgusunda Haberal'a bu sorulmuştu. Düşünün yargı ne kadar bağımsız; AKP'nin Genel Başkan Yardımcısı bir gün evvelki sorguyu basının önünde söyleyebiliyor. 'Ülkede elbette herkes yargılanacak, elbette generaller, profesörler yargılanacak. Kimsenin bir ayrıcalığı yoktur ' diyen Bülent Arınç ve öbür sözcüler bangır bangır söylemediler mi? Hadi milletvekili dokunulmazlığından kaçtınız, Zahid Akman ve Zekeriya Karaman'ın ne dokunulmazlığı var arkadaş?''
''Zahid Akman'ı adli yardım anlaşmasına rağmen Alman savcısının önünden kaçıran zihniyetin, Anayasa değişikliği tartışmalarında demokratikleşme getirdiğini kimseye söyleyemeyeceğini, söylese de kimseyi inandıramayacağını'' belirten Anadol, ''Bu konun üzerine gitmek zorundadırlar. Yoksa iki elimiz Hükümetin yakasında olacaktır. Hiç bir gerekçe göstermeden Karaman ve Akman'ı adaletin önünden kaçıran zihniyet, adaletsiz bir anlayışın sahibidir. AKP'nin adaleti de bu işte. AKP'nin anlayışını yansıtan yeni bir anayasa ile Türkiye'ye deli gömleği giydirilmek isteniyor. 12 Eylül anayasasından kurtulmadan AKP anayasası ile millet karşı karşıya '' diye konuştu.
CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek de konuyla ilgili bilgi verirken, Alman makamlarının geçen yıl Nisan ayında Adalet Bakanlığına başvurduğunu ve Bakanlığın gerekçe göstermeden Ekim ayında Alman makamlarının ifade alma talebini reddettiğini söyledi. Konuyu Alman makamlarının açıklamalarından öğrendiğini anlatan Dibek, konuya ilişkin yeni soru önergelerini TBMM Başkanlığını ilettiğini bildirdi.
Dibek, bazı konuları Adalet Bakanlığının yazılı soru önergelerine verdiği cevaptan öğrendiklerini de ifade ederek, söz konusu dernekle ilgili Ankara Cumhuriyet Savcılığının soruşturmasının devam ettiğini söyledi. Dibek, Alman makamlarının gönderdiği tebligatların da ilgili kişilere yapılmadığının ortaya çıktığını öne sürdü. (14.11)
