2012-06-21 - 15:00
BDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Şanlıurfa Cezaevi'nde yaşanan olaylarla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
BDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Şanlıurfa Cezaevi'nde yaşanan olaylarla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
BDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici, "Diğer cezaevlerinde olduğu gibi Şanlıurfa cezaevindeki yaşam koşulları ve hak ihlallerinin konusunu gerek şahsımın yaptığı uyarılar, gerekse Şanlıurfa Milletvekili Sayın İbrahim Ayhan'ın uyarılarına, Adalet Bakanı kulaklarını tıkamış ve geliyorum diyen bu faciaya zemin hazırlamıştır. Bu zihniyet devam ettiği sürece daha birçok Urfa cezaevi yaşanacağını hatırlatıyoruz."
BDP'li Binici, sözlerinde şunları kaydetti:
"Şanlıurfa cezaevindeki yaşam koşulları ve hak ihlallerini protesto etmek, aynı zamanda cezaevi yönetimine seslerini duyurabilmek için bir grup mahkûmun başlattığı eylemde, eyleme katılan 13 mahkûm yanarak hayatını kaybetmiştir. Yaşanan bu acı olaya adım adım yaklaştığımızın emareleri uzunca bir süreden beridir gün gibi ortadayken, Bakanlık ve Hükümet şeref locasında seyirci olarak oturmayı tercih etmiştir.
Cezaevlerinde dayatılan yaşam koşulları ve uygulanmakta olan hak ihlalleri neticesinde durumun bu noktaya geleceğini tahmin etmek için müneccim olmak gerekmiyordu. Nitekim BDP Grubu olarak, ayak seslerini duyduğumuz bu soruna defalarca dikkat çekmemiz ve 2011 yılı başlarında hazırladığımız "Cezaevlerinde Yaşanan Hak İhlalleri Raporu" Hükümet cephesinde hiçbir şekilde yankı bulmamıştır. Raporda, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve bu kanunun dayanaklık ettiği Tüzük hükümlerinin ihlal edildiğini örnekler vererek ortaya koymuştuk.
Fiziki koşulların yetersizliğinden tutun, beslenme hakkına, kütüphane ve kurslardan yararlanma hakkı, süreli ve süresiz yayınlardan yararlanma, dilekçe ve şikâyet hakkı, muayene ve tedavi hakları gibi tüm hakların idarenin keyfi tutumuna bırakıldığını, gasp edildiğini defalarca dile getirdik, sorduk ve haykırdık. Bizlerle birlikte bazı siyasi partiler, Sivil Toplum Örgütleri ve İnsan Hakları Örgütleri de haykırdı. Ama nafile. AKP iktidarı ve Bakan ısrarla üç maymunu oynamaya devam etti.
Esas kapasitesi 225 kişi olan Şanlıurfa cezaevi, ortak kullanım alanlarının koğuş haline dönüştürülmesiyle 375 kişilik kapasiteye çıkarılmış, bu zorlama da yetmemiş ve tam 1068 kişi balık istifi bu cezaevinde yaşamaya mahkûm edilmiştir. Oda sisteminin olduğu cezaevinde odaların kapasitesi 6 kişi iken, bazı odalardaki mahkûm sayısı 20 kişiyi aşmıştır. Olayın yaşandığı C-15 koğuşu, 15 metrekarelik alanda iki katlı olarak yapılmıştır. 18 kişinin kaldığı koğuşta üç adet ranza mevcut olup bu ranzalarda 6 kişi yatabilmektedir. Geriye kalan 12 kişi ise yerlere konulan yataklar ki bu yatakların bir kısmı tuvalet önlerinde ve yerlere serilidir. Şanlıurfa cezaevinde yaşanan tek sorun yer ve kapasite sorunu değildir. Cezaevi tam bir işkence haneye çevrilmiş durumdadır.
Türkiye cezaevlerinde yaşanan sorunların açığa çıkarılmasıyla ilgili olarak verdiğim ilk soru önergem Aralık ayının ilk günüdür. Özel olarak Şanlıurfa cezaevi için verdiğim ve henüz cevap alamadığım önergem ise 18 Ocak tarihlidir. Cezaevinde yaşanan sorunlar için; Sabır sınırları aşılmıştır. Hak ihlalleri isyana dönüşmeden önlem alınmalı yakarışlarımı hatırlayanlarınız vardır. Ama AKP Hükümeti ve Bakanı sesimize, haykırışlarımıza kulaklarını tıkamıştır. Peki, neler oluyor bu cezaevinde, Bakana, Başbakana, Meclis Başkanına ve Cumhurbaşkanına mektuplar yazan ve halen o cezaevinde tutsak edilen, Şanlıurfa Milletvekili Sayın İbrahim Ayhan'ın açıklamalarına ve söylemlerine kulak verelim.
Kanunlarda ve ilgili yönetmeliklerdeki ortak kullanım alanları kaldırılmış, koğuş yapılmıştır. Bu da yetmemiş idare tarafından mahkûmlara, olmayan "ortak alan kullanımından men" cezası verilmektedir. Cezaevinde merkezi ısıtma ve soğutma sistemleri olmadığı gibi koğuşlarda sadece küçücük bir pencere bulunmaktadır. Tutuklu ve hükümlüler hastaneye sevk talebinde bulunduklarında aylarca sıra beklemek zorunda bırakılmaktadır. Yaz sıcaklığının kimi zaman 45-50 dereceye vardığı durumlarda, tavana takılı vantilatörler idarenin keyfi tutumu sonucunda sökülmektedir. Zaten kalitesiz ve sağlıksız olan yemek için, nedensiz bir şekilde plastik kaşık ve çatal kullanımı dayatılmaktadır.
Açık ve kapalı görüş esnasında yönetmeliklere aykırı şekilde süre kısıtlaması yapılmakta, bu süre bazen 30 dakika bazen de bunun altına inebilmektedir. İdarenin takındığı keyfi tutum nedeniyle, görüş gününü hem mahkûmlar hem de mahkûm yakınları için eziyete dönüşmektedir.
Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz.
Diğer cezaevlerinde olduğu gibi Şanlıurfa cezaevindeki yaşam koşulları ve hak ihlallerinin konusunu gerek şahsımın yaptığı uyarılar, gerekse Şanlıurfa Milletvekili Sayın İbrahim Ayhan'ın uyarılarına, Adalet Bakanı kulaklarını tıkamış ve geliyorum diyen bu faciaya zemin hazırlamıştır. Bu zihniyet devam ettiği sürece daha birçok Urfa cezaevi yaşanacağını hatırlatıyoruz."
Binici, Şanlıurfa Cezaevi Müdürü'nün yangından iki gün sonra Samsun Cezaevine atamasının yapıldığını söyledi ve bu atamayla Cezaevi Müdürünün terfi ettirildiğini ileri sürdü.
BDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici, "Diğer cezaevlerinde olduğu gibi Şanlıurfa cezaevindeki yaşam koşulları ve hak ihlallerinin konusunu gerek şahsımın yaptığı uyarılar, gerekse Şanlıurfa Milletvekili Sayın İbrahim Ayhan'ın uyarılarına, Adalet Bakanı kulaklarını tıkamış ve geliyorum diyen bu faciaya zemin hazırlamıştır. Bu zihniyet devam ettiği sürece daha birçok Urfa cezaevi yaşanacağını hatırlatıyoruz."
BDP'li Binici, sözlerinde şunları kaydetti:
"Şanlıurfa cezaevindeki yaşam koşulları ve hak ihlallerini protesto etmek, aynı zamanda cezaevi yönetimine seslerini duyurabilmek için bir grup mahkûmun başlattığı eylemde, eyleme katılan 13 mahkûm yanarak hayatını kaybetmiştir. Yaşanan bu acı olaya adım adım yaklaştığımızın emareleri uzunca bir süreden beridir gün gibi ortadayken, Bakanlık ve Hükümet şeref locasında seyirci olarak oturmayı tercih etmiştir.
Cezaevlerinde dayatılan yaşam koşulları ve uygulanmakta olan hak ihlalleri neticesinde durumun bu noktaya geleceğini tahmin etmek için müneccim olmak gerekmiyordu. Nitekim BDP Grubu olarak, ayak seslerini duyduğumuz bu soruna defalarca dikkat çekmemiz ve 2011 yılı başlarında hazırladığımız "Cezaevlerinde Yaşanan Hak İhlalleri Raporu" Hükümet cephesinde hiçbir şekilde yankı bulmamıştır. Raporda, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve bu kanunun dayanaklık ettiği Tüzük hükümlerinin ihlal edildiğini örnekler vererek ortaya koymuştuk.
Fiziki koşulların yetersizliğinden tutun, beslenme hakkına, kütüphane ve kurslardan yararlanma hakkı, süreli ve süresiz yayınlardan yararlanma, dilekçe ve şikâyet hakkı, muayene ve tedavi hakları gibi tüm hakların idarenin keyfi tutumuna bırakıldığını, gasp edildiğini defalarca dile getirdik, sorduk ve haykırdık. Bizlerle birlikte bazı siyasi partiler, Sivil Toplum Örgütleri ve İnsan Hakları Örgütleri de haykırdı. Ama nafile. AKP iktidarı ve Bakan ısrarla üç maymunu oynamaya devam etti.
Esas kapasitesi 225 kişi olan Şanlıurfa cezaevi, ortak kullanım alanlarının koğuş haline dönüştürülmesiyle 375 kişilik kapasiteye çıkarılmış, bu zorlama da yetmemiş ve tam 1068 kişi balık istifi bu cezaevinde yaşamaya mahkûm edilmiştir. Oda sisteminin olduğu cezaevinde odaların kapasitesi 6 kişi iken, bazı odalardaki mahkûm sayısı 20 kişiyi aşmıştır. Olayın yaşandığı C-15 koğuşu, 15 metrekarelik alanda iki katlı olarak yapılmıştır. 18 kişinin kaldığı koğuşta üç adet ranza mevcut olup bu ranzalarda 6 kişi yatabilmektedir. Geriye kalan 12 kişi ise yerlere konulan yataklar ki bu yatakların bir kısmı tuvalet önlerinde ve yerlere serilidir. Şanlıurfa cezaevinde yaşanan tek sorun yer ve kapasite sorunu değildir. Cezaevi tam bir işkence haneye çevrilmiş durumdadır.
Türkiye cezaevlerinde yaşanan sorunların açığa çıkarılmasıyla ilgili olarak verdiğim ilk soru önergem Aralık ayının ilk günüdür. Özel olarak Şanlıurfa cezaevi için verdiğim ve henüz cevap alamadığım önergem ise 18 Ocak tarihlidir. Cezaevinde yaşanan sorunlar için; Sabır sınırları aşılmıştır. Hak ihlalleri isyana dönüşmeden önlem alınmalı yakarışlarımı hatırlayanlarınız vardır. Ama AKP Hükümeti ve Bakanı sesimize, haykırışlarımıza kulaklarını tıkamıştır. Peki, neler oluyor bu cezaevinde, Bakana, Başbakana, Meclis Başkanına ve Cumhurbaşkanına mektuplar yazan ve halen o cezaevinde tutsak edilen, Şanlıurfa Milletvekili Sayın İbrahim Ayhan'ın açıklamalarına ve söylemlerine kulak verelim.
Kanunlarda ve ilgili yönetmeliklerdeki ortak kullanım alanları kaldırılmış, koğuş yapılmıştır. Bu da yetmemiş idare tarafından mahkûmlara, olmayan "ortak alan kullanımından men" cezası verilmektedir. Cezaevinde merkezi ısıtma ve soğutma sistemleri olmadığı gibi koğuşlarda sadece küçücük bir pencere bulunmaktadır. Tutuklu ve hükümlüler hastaneye sevk talebinde bulunduklarında aylarca sıra beklemek zorunda bırakılmaktadır. Yaz sıcaklığının kimi zaman 45-50 dereceye vardığı durumlarda, tavana takılı vantilatörler idarenin keyfi tutumu sonucunda sökülmektedir. Zaten kalitesiz ve sağlıksız olan yemek için, nedensiz bir şekilde plastik kaşık ve çatal kullanımı dayatılmaktadır.
Açık ve kapalı görüş esnasında yönetmeliklere aykırı şekilde süre kısıtlaması yapılmakta, bu süre bazen 30 dakika bazen de bunun altına inebilmektedir. İdarenin takındığı keyfi tutum nedeniyle, görüş gününü hem mahkûmlar hem de mahkûm yakınları için eziyete dönüşmektedir.
Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz.
Diğer cezaevlerinde olduğu gibi Şanlıurfa cezaevindeki yaşam koşulları ve hak ihlallerinin konusunu gerek şahsımın yaptığı uyarılar, gerekse Şanlıurfa Milletvekili Sayın İbrahim Ayhan'ın uyarılarına, Adalet Bakanı kulaklarını tıkamış ve geliyorum diyen bu faciaya zemin hazırlamıştır. Bu zihniyet devam ettiği sürece daha birçok Urfa cezaevi yaşanacağını hatırlatıyoruz."
Binici, Şanlıurfa Cezaevi Müdürü'nün yangından iki gün sonra Samsun Cezaevine atamasının yapıldığını söyledi ve bu atamayla Cezaevi Müdürünün terfi ettirildiğini ileri sürdü.
