2012-03-14 - 13:30
BDP GRUP BAŞKANVEKİLİ PERVİN BULDAN'IN BASIN TOPLANTISI?
Buldan:" Gazetecilerin tutuklanmasıyla, AKP iktidarının faşist ve katliamcı politikalarını, halka, işçi ve emekçilere teşhir eden ve yüzündeki maskeyi düşüren, kalemini halktan yana özgürce kullanan basın emekçileri susturulmak ve halkın haber alma hakkı engellenmek istenmektedir."
Türkiye'nin 'cezaevlerinde en çok gazeteci olan ülke' olarak anıldığını öne süren Buldan şunları söyledi: " Gazetecilere, yazarlara, karikatüristlere yönelik gözaltılar ve tutuklamalar, açılan davalar, bu ülkede düşünce suçunun hala devam ettiğinin bir göstergesidir. AKP hükümeti ve Sayın Başbakan ifade özgürlüğü, halkın haber alma hakkı, adil, eşit ve demokratik bir hukuk sistemi inşası için çaba sarf etmiyor. Bunun yerine nefret ve totoliter söyleminde ısrarcı davranıyor. "

Başbakan'ın "Cezaevlerinde bulunanların çoğu gazeteci değil, biz araştırdık sadece 6'sının basın kartı var" sözlerini hatırlatan Buldan, "Sayın Başbakan sadece bu karta sahip olanların gazeteci sıfatını taşıyabileceğini ima ediyor. Başbakan, gazetecilerin 25'inin hükümlü olduğunu belirtip 70'inin tutuklu olduğunu hatırlatıyor ve daha sonra da tutuklu olanları adeta hüküm verircesine çeşitli örgütlerle ilişkilendiriyor. Yürütmenin başı bu açıklamasıyla, hem savcı hem de yargıç konumuna düşüyor. Sürekli eleştirdiği vesayet rejimi söylemini şimdi kendisi uyguluyor" şeklinde konuştu.
Pozantı cezaevi haberini yapan gazetecinin tecavüzü açığa çıkardığı için tutuklandığını ileri süren Buldan, " Gerçekleri açığa çıkaran gazetecileri karalamak, suçlamak AKP'nin politikası haline dönüşmüştür" dedi.

Hükümetin Sivas davasında zamanaşımına göz yumduğunu söyleyen Buldan, "Gazetecileri hapse gönderip hemen ceza verme niyetindeki hükümet, bir insanlık suçu, Türkiye'nin ayıbı Sivas davasında zamanaşımına göz yumuyor. Sayın Başbakan bu ayıbı 'haklarında hayırlısı' diyerek geçiştiriyor. Gazetecilerin tutuklanmasıyla, AKP iktidarının faşist ve katliamcı politikalarını, halka, işçi ve emekçilere teşhir eden ve yüzündeki maskeyi düşüren, kalemini halktan yana özgürce kullanan basın emekçileri susturulmak ve halkın haber alma hakkı engellenmek istenmektedir. Tüm bu saldırılar demokrasi mücadelesini tüm toplumsal muhalefeti susturmaya, sindirmeye yönelik topyekun saldırının birer parçalarıdır. Planlı ve programlıdır" diye konuştu.

Toplantıya katılan BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ise Kütahya'da Kürt işçilere yönelik linç girişimi iddiasına ilişkin değerlendirmede bulundu.

"Kütahya'da yaşananlar iç savaş sebebidir" diyen Önder şunları söyledi: "Kütahya'da işçilere yönelik bir linç girişimi yaşanmıştır. Hükümetin çok sevdiği deyimle bu olay 'münferit' görülüp üstü örtülmektedir. Van'da yaşanan deprem sonrası çalışmak üzere orada bulunan işçilere 1000 kişi tarafından linç girişiminde bulunulmuştur. Olayla ilgili gözaltına alınan yok, failler araştırılmadı. Son anda saldırıya uğrayan işçiler ilçe dışına çıkarıldı. Her gün ırkçı, ayrımcı saldırılar teşvik ediliyor. Bu iç savaş nedenidir. Kürdü oradan uzaklaştırmak ve saldırgan güruhu ödüllendirmekle iç savaşın tohumunu atıyorsunuz. Failini bulamadığınız, suçu karşılıksız bıraktığınız her yerde, bir sonraki saldırının zeminini hazırlamış olursunuz. Bu tehlikeye bugünden dikkat çekiyoruz. Başka yerde benzer bir saldırı olursa kimse timsah gözyaşı dökmesin, gereğini yapacağız demesin."

Toplantı sonrası soruları cevaplayan Buldan, eğitim sistemiyle ilgili gayrı resmi bir komisyon kurulması ile ilgili soruya karşılık şunları söyledi: "Böyle bir teklif bize gelmedi. Ancak biz de Komisyonu yok hükmünde sayıyoruz. Komisyonu meşru görmüyoruz ve içerik olarak katılmıyoruz. Böyle bir teklifin içinde anadilde eğitim mutlaka yer almalıdır." (13:30)