2013-04-15 - 14:08
MHP ANKARA MİLLETVEKİLİ ÖZCAN YENİÇERİ'NİN BASIN TOPLANTISI...
Özcan Yeniçeri: "Artık PKK'lıların direklere tırmanıp Türk bayrağını indirmelerine, binalara roketle atış yapıp TC ibarelerini yok etmelerine gerek kalmadı. Bunu doğrudan iktidar kendi iradesi ve kendine özgü gerekçelerle yapıyor. Bu açıdan bakıldığında AKP'nin PKK ağzıyla TC'ye, MHP'ye ya da Türk milleti kavramına saldırması doğaldır. Karşımızda PKK'nın silahla yapamadığını siyasetle yapan bir AKP vardır."
MHP Ankara Milletvekili parlamentoda düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türk milletinin, Türk kavramına, Türk kimliğine, Türk tarihine ve Türk kültürüne karşı yürütülen bir mücadele ile karşı karşıya olduğunu ifade eden Yeniçeri, "Türk milletine karşı açılan mücadele, dış ve bölücü mihraklar bir yana, doğrudan doğruya iktidardaki siyasi irade tarafından yönetilmektedir. AKP iktidarı, Türk milletini ve milliyetçiliğini marjinalleştirme, köşeye sıkıştırma operasyonlarının bizzat koordinatörlüğünü yapmaktadır" dedi.

İktidarın 'barış ve çözüm süreci' adı altında iki resmi dili, iki milletli, iki bayraklı ve iki devletli Türkiye'ye gidecek ve nihayetinde bölünmeye neden olacak faaliyetlere büyük bir hız ve meşruiyet kazandırdığını dile getiren Yeniçeri, sloganın "savaş bitsin de, barış gelsin de Türkiye bölünürse bölünsün" olduğunu ve iktidar partisinin PKK'nın ideal ve ihtiyaçlarını yerine getirmeyi sanal barşın ilk şartı olarak gördüğünü söyledi.

"Türk milleti ile aidiyetini koparmış ne kadar yabancılaşmış yerli varsa hepsinin akil adam ilan edilerek halkın üstüne salındığını" ifade eden Yeniçeri, "AKP Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni, anayasasını, tarihini Türk'ten, Türklükten temizleme operasyonuna alabildiğine hız vermiştir" görüşünü savundu. Özcan Yeniçeri şunları kaydetti:

"PKK yıllardır TC'nin egemenliğini gösteren bütün simgelerin silinmesi mücadelesini veriyordu. Artık PKK'lıların direklere tırmanıp Türk bayrağını indirmelerine, binalara roketle atış yapıp TC ibarelerini yok etmelerine gerek kalmadı. Bunu doğrudan iktidar kendi iradesi ve kendine özgü gerekçelerle yapıyor. Bu açıdan bakıldığında AKP'nin PKK ağzıyla TC'ye, MHP'ye ya da Türk milleti kavramına saldırması doğaldır. Karşımızda PKK'nın silahla yapamadığını siyasetle yapan bir AKP vardır."

Başbakan'ın cumhuriyet döneminde yapılan bazı uygulamaları kafatasçılık, ırkçılık ve kavmiyetçilik olarak nitelendirdiğini sözlerine ekleyen Yeniçeri, Başbakan'ın bu tür sözler ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ırkçılık temeli üzerinden yükselten bir devlet olduğunu kanıtlamaya çalışarak Türkiye Cumhuriyeti'nin maşruiyetini tartışmaya açtğını ve bölücü mahfillerin eline de güçlü gerekçeler verdiğini söyledi.

"Türk kavramı dün de bugün de kültürel anlamda kullanılmıştır. Türkler etnisitelerini esas alarak hareket etselerdi, sayısız imparatorluk ve devlet kuramazlardı. Başbakanın saydığı bu kadar çok etnisite Anadolu coğrafyasında bugün bulunamazdı ve Erdoğan da Türkiye'de başbakan olamazdı" görüşünü savunan Yeniçeri, "Türkiye Cumhuriyeti devletini bir etnik çadır devleti, Türk milletini ise bir aşiret muamelesi yapan AKP zihniyeti, esasta Türk milletine savaş açmıştır" dedi. Yeniçeri şunları kaydetti:

"Göktürklerden Hun İmparatorluğu'na, Selçuklu üzerinden Osmanlı ve Türkiye'ye uzanan tarihi bir millet, istese de etnik bir olgu üzerinden hareket edemez. Selçuklu döneminde Fars asıllı Nizamülmülk'e, Osmanlı döneminde Sırp asıllı Sokullu'ya devleti temsil etmesinden tereddüt göstermeyen bir milletin çocuklarının Türkiye Cumhuriyeti döneminde etnikçilik yaptığını söylemek en büyük saptırmadır."

Başbakan'ın ve Başbakan Yardımcısı Arınç'ın savcıları göreve çağırmasının ardından MHP lideri Bahçeli'nin dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlandığını hatırlatan Yeniçeri, "dağdaki eli kanlı katillerle BDP milletvekillerinin kucaklaşmasını ve mektuplaşmasını onaylayan Başbakan, bu sürece karşı çıkan MHP ve lideri için savcıları göreve çağırdı" şeklinde konuştu. Yeniçeri şunları kaydetti:

"Başbakan Erdoğan'ın Türkiye üzerinden PKK'nın istediği tasarrufları yapabilmesi için MHP'nin açılabilmesi gerektiğinden her türlü yargısız infazı, itibarsızlaştırma operasyonlarını devreye soktuğu anlaşılıyor. Başbakan, dikkatleri MHP üzerine çekerek PKK'ya verdiği tavizleri AKP/PKK ortaklığını, hükümetin şehitlerin ayaklar altına aldığı onurunu ve bölücülerin zafer naralarını halktan saklamaya çalışmaktadır."

"MHP'nin 20 Nisan Bayrak mitinginin yaklaştığı bir zamanda Başbakan Erdoğan Moğolistan'a uçmuştur. Başbakan Erdoğan ve iktidarı bir yandan TC'leri, Ne mutlu Türk'üm diyene sözlerini Güneydoğu'daki devlet dairelerinin tabelalarından ve kaidelerden silerken diğer yandan Moğolistan'ın yolunu tutmuştur. Başbakan Erdoğan ta Ötüken Abidelerinin dikildiği yerlere giderek tarihi Türk taşlarıyla fotoğraflar çektirmiş ve medyaya servis etmiştir. AKP ile PKK'yı gittiği yere kadar kovalamak ve siyasi denklemden düşürmek Türkiye'nin birliği ve bütünlüğü için her zamankinden daha büyük bir ihtiyaç halini almıştır."

Yeniçeri, gazetecilerin, Bahçeli'nin grup toplantısında akil insanlara yönelik açıklamalarına ilişkin Hülya Koçyiğit'in, rencide olduğunu söylediğini hatırlatması üzerine, Koçyiğit'in filmleriyle büyüdüklerini, kimsenin Koçyiğit'in sanatçılığına bir şey söylemediğini kaydetti. Yeniçeri, ''Halkı ikna mı edeceksiniz? Bu Hülya Koçyiğit'in işi değil ki. Ben hiç film çevirmeye kalkışmadım, Hülya Koçyiğit de siyaset yapmaya kalkışmasın. Aynı zamanda bilgisi olmadığı, vakıf olmadığı konularda konuşma hakkını kendisinde görmesin'' diye konuştu.

F. Banu Doğan