2017-12-05 - 16:15
TBMM Genel Kurulu, Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. Genel Kurulda "temel kanun" olarak görüşülen, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin birinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
TBMM Genel Kurulu, Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, her alanda başarıyla görev alan kadınların gelişen Türkiye'nin simgesi, geleceğin de en önemli güvencesi olmaya devam edeceğini belirtti.
Aydın, 5 Aralık'ın Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilişinin 83'üncü yıl dönümü olduğunu belirterek, parlamenter demokrasinin temeli ve vazgeçilmezi olan seçme ve seçilme hakkının ülkenin tüm fertlerine, dil, din, ırk ve sosyal sınıf ayrımı yapılmadan verilmesinin, uygarlığın temel esası olduğunu ifade etti.
Türk milletinin bu çağdaş meziyeti dünyadaki pek çok ülkeden önce kazandığına işaret eden Aydın, kadınlara, seçme ve seçilme hakkının da birçok gelişmiş ülkeden önce verildiğini söyledi.
Türkiye'deki kadınların, seçme ve seçilme hakkını kazandığı günden bu yana, dünya milletlerine her alandaki gibi örnek olduğunu dile getiren Aydın, "Bugün hayatın her alanında en aktif, verimli ve ülke potansiyelini güçlendirici şekilde katılımcı kadınlarımız, siyasal yaşamda da aynı şekilde her geçen gün artan bir şekilde amaçlarına, hedeflerine ulaşmaktadır. Ülkemizde her alanda başarıyla görev alan kadınlar bugün gelişen Türkiye'nin simgesi, geleceğimizin de en önemli güvencesi olmaya devam edecektir." diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta da 3 Aralık'ın Dünya Engelliler Günü olduğunu anımsatarak, herkesin bir engelli adayı olduğuna dikkati çekti. 4 Aralık'ın ise Dünya Madenciler Günü olduğunu ifade eden Usta, madencilerin daha güvenli bir ortamda çalışmaları ve emeklerinin karşılığını almaları için düzenlemeler yapılması gerektiğini belirtti.
Usta, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilişinin üzerinden 83 yıl geçmesine ve temsilde eşitlik sağlanmasına rağmen, fırsat eşitliği sağlanamadığını dile getirdi.
Türk kadının eğitim, iş ve siyasi hayatta erkeklerin gerisinde bulunduğuna, şiddet, tecavüz ve cinayetlere maruz kaldığına dikkati çeken Usta, "Bu yıl dönümlerini kutlamanın ötesinde bir şeyler yapmamız konusunda TBMM olarak bize büyük bir sorumluluk düşmektedir." dedi.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım da 2018 bütçesinin önümüzdeki günlerde Genel Kurula geleceğini belirterek, ülkenin ekonomik durumun ortada olduğunu söyledi. Dün enflasyon rakamlarının açıklandığını anımsatan Yıldırım, AK Parti iktidarının son 14 yılın en yüksek enflasyonunu ülkeye yaşattığını savundu.
HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu da Türk kadınının seçme ve seçilme hakkı kazanması için mücadele veren tüm kadınları saygıyla selamladığını ifade etti.
CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç da Türk kadınlarının seçme ve seçilme hakkına birçok demokratik ülkeden önce kavuşmasına rağmen bugün Türkiye'deki kadınların, 145 ülke arasında cinsiyet eşitliğinde 130'uncu sırada yer aldığını savundu.
Kadınların şiddete maruz kaldığını, yılın ilk 10 ayında en az 337 kadının cinayete kurban gittiğini anlatan Özkoç, "Kadın erkek eşitliği deyince 'fıtratlarına ters' diyen, kadının kahkahasına, oturmasına, hamile sokağa çıkmasına karşı olan, iş arayan kadınlara 'evdeki işler yetmiyor mu' diye seslenen, en önemli kariyeri annelik gören zihniyeti, yönetimi değiştirmek zorundayız." şeklinde konuştu.
Şırnak'ta meydana gelen maden kazasında 3 işçinin hayatını kaybettiğini anımsatan Özkoç, bu kişilerin ihmaller ve denetimsizlik nedeniyle yaşamını yitirdiğini ileri sürdü. Özkoç, "Buradaki beylerin çocukları, 'offshore' adalarında milyonlarla oynarken Türkiye'nin bir ucunda, denetim mi, ruhsat mı bakmadan ekmek için madene mecbur kalmış insanlar, evlatlarını her gün dualarla işe yolluyorlar." ifadelerini kullandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş da AK Parti olarak kadınların siyasette daha aktif olmasını sürekli teşvik ettiklerini belirtti.
Öte yandan, MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem ile AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç "5 Aralık Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınması", CHP İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel ise "Hafriyat kamyonlarının neden olduğu ölümler"e ilişkin gündem dışı konuşma yaptı.
AK Parti Konya Milletvekili Hacı Ahmet Özdemir, engelli konusunun, vatan, bayrak gibi ideolojik takıntıların ötesinde kendilerini bir araya getiren belli başlı meselelerden olduğunu söyledi.
MHP, Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamadığı için engellilerin sorunlarına yönelik araştırma önergesinin bugün görüşülmesini grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, önergesini açıklarken engellilere yönelik son araştırmanın 2002'de yapıldığını anımsatarak, Türkiye'de engelli vatandaşların sayısı, engel durumu, eğitim, sağlık ve istihdam şartlarının tahmini verilerine dayandığını belirtti.
Hükümetten, Türkiye'deki engelli oranının azaltılmasını hedeflemesi ve bu yönde politikalar belirlemesini isteyen Akçay, kamudaki engelli istihdamının yüzde 3'ten yüzde 5'e, engelli işçi kontenjanının yüzde 4'ten yüzde 6'ya çıkarılması gerektiğini vurguladı.
Akçay, engellilere yönelik haftalık rehabilitasyon süresinin 2'den 4 saate çıkarılmasını, engelli yaşam merkezlerinin yaygınlaştırılmasını önerdi.
CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, Dünya Engelliler Günü'nün, bir farkındalık ve engellenmekten kaynaklanan sorunlarla yüzleşme günü olduğunu ifade etti. Hürriyet, bu sorunla yüzleşilmesi ve sorunun ortadan kaldırılması için çalışmaya başlamaları gerektiğini kaydederek, "Beyinlerimizdeki engelleri kaldıralım, engelsiz dünya için el ele verelim." dedi.
AK Parti Konya Milletvekili Hacı Ahmet Özdemir, MHP'ye bu önerisinden dolayı teşekkür etti. Özdemir, engelli konusunun, vatan, bayrak gibi ideolojik takıntıların ötesinde kendilerini bir araya getiren belli başlı meselelerden olduğunu söyledi.
Özdemir, bütün partilere, "Engellilerle ilgili tekliflerinizi, önerilerinizi, bu konudaki aksaklıkları, eksiklikleri getirin, beraberce müzakere edelim, belli noktaya getirelim." çağrısında bulundu. Özdemir, 52 bini memur yaklaşık 153 bin engellinin çalışma yaşamında yer aldığını, 521 bin engelliye evde bakım hizmeti sunulduğunu bildirdi.
Konuşmaların ardından MHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, CHP'nin fotokopi çektirip basına dağıttığının ne olduğunu bilmediğini iddia ederek, "O evrakları buraya getireceksiniz." dedi.
Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamadığı için HDP, "yolsuzluklar" konusunda grup önerisini Genel Kurul gündemine getirdi.
CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem, yolsuzluğun, üzerinde konuşulan mesele olduğunu, bir de görmezden gelme, yangından mal kaçırma durumu bulunduğunu savundu.
MİT tarafından hazırlanan, üzerinde bilgi notu yazan ve dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a verilen bir belge olduğunu belirten Erdem, burada, "Rıza Sarraf, İran ambargosunu delme noktasında bir takım faaliyetler gösteriyor. Bizim hükümetin bakanlarının bu kişiyle ilişkisi vardır, ilişkisi ortaya çıkarsa Türkiye-ABD ilişkileri zarar görür." denildiğini ileri sürdü.
Erdem, MİT'in 2004'te de Türkiye'de paralel yapı oluştuğu yönünde rapor sunduğunu, bunun da görmezden gelindiğini, bedelini şehitlerin ödediğini söyledi. Erdem, şimdi de Amerikan mahkemelerinde Türkiye'yi tartıştıran bir şarlatanın, soytarının bedelini ülkeye ödettiğini ifade etti.
Sataşma gerekçesiyle Erdem'e yanıt veren AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, CHP grup toplantısında yurt dışındaki bir offshore hesabına bir şirkete para gönderildiğinin ileri sürüldüğünü anımsattı.
Muş, iddia edilen miktarda ve iddia edilen yerlere giden paranın evrakının getirilmesini istediklerini, 3 gün beklenildiğini belirterek, "Fotokopi çektirip basına dağıttıklarının ne olduğunu bilmiyorlar. Bankacılıkta stajyer öğrenciye sorsanız gidip gitmeyen bir şeyin olduğunu söylerdi. ABD'de görülen davanın peşine takılıyorsunuz. O evrakları buraya getireceksiniz. Sallayacakları kağıtlar yok hükmündedirler. Yalancı, iftiracıdırlar. Swift mesajlarını getiremiyorlar. Dağıttıkları belgelerde giden tek kuruş yok." ifadesini kullandı.
Erdem, eğer bu belgeler sahteyse MİT Müsteşarının görevden alınmasını istedi.
AK Parti Bursa Milletvekili Zekeriya Birkan, AK Parti iktidara geldiğinde karanlık tünelden geçmekte olan bir ülkeyi devraldığını, faizlerin yüzde 100'ün üzerinde olduğu, memur, emekli maaşların ödenemediğini belirtti.
Birkan, siyasette vesayet odaklarını tek tek tasfiye ettiklerini, birilerinin değil milletin ne dediğine baktıklarını ifade etti. Birkan, "Başaramadınız, başaramayacaksınız biz çalışmaya, ülkeye hizmet etmeye, büyütmeye devam edeceğiz." dedi.
HDP'nin grup önerisi daha sonra reddedildi.
CHP'nin istihdamda yaşanan sorunlara yönelik grup önerisinin de görüşüldüğü Genel Kurulda, AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, kadının istihdamdan bahsederken, kadının eğitime erişiminden de söz edilmesini istedi.
Keşir, bugün açılan üniversitelerle birlikte ve başörtülü kadınların eğitime erişmesiyle üniversiteye katılımının yüzde 50'yi zorladığını, bu oranın 2002'de yüzde 13 olduğunu belirtti. Keşir, AB ülkeleri içinde kadın istihdamının yüzde 4,8 artarken Türkiye'de bunun 3 katın olduğunu kaydetti.
MHP, HDP ve CHP'nin grup önerilerinin görüşülmesinin ardından AK Parti'nin Meclisin çalışma gündemine ilişkin önerisi ele alındı.
AK Parti'nin kabul edilen grup önerisiyle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi, gündemin ilk sırasına alındı. Ayrıca, bazı uluslararası anlaşmaları onaylayan kanun tasarıları da gündemin ön sıralarına çekildi.
TBMM Genel Kurulunda, AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş'ın Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin geneli üzerine görüşmelere başlandı.
Grubu adına söz alan MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerin gelir vergisi kesintisi oranlarının geçerlilik süresinin teklifle uzatıldığını anlattı. Aydın, herkesin geliri oranında vergi vermekle mükellef olduğuna işaret ederek, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınması gerektiğini söyledi.
Sporcuların yüksek ücretler aldığına dikkati çeken Aydın, "Bir taraftan düşük gelirlilere yüzde 20'lerin, 30'ların, 35'lerin üzerinde vergi bindirilmesinin, öte yandan sporcuların, milyonlarca dolarla, avroyla bahse konu rakamlara yüzde 15'lik bir vergi dilimi getirilmesinin izahı mümkün değildir." değerlendirmesinde bulundu.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım ise siyasi iktidarın, "suçlarını darbe kiliminin altına süpürmeye çalıştığını" savundu. "Sanki bir darbe oldu diye siyasi iktidara günahsızlık ve suç ehliyetinden muafiyet zırhı getirildi." diyen Yıldırım, "Siyasi iktidar, hırsız olmadığını iddia ediyor. Eğer rüşvetle, yolsuzlukla, beytülmalı çalmakla hiçbir işinin olmadığını iddia ediyor, bu konuda aklanmak istiyorsa adı geçenlerin hepsinin yargıya sevki ivedi olarak sağlanmalıdır." ifadesini kullandı.
Yıldırım, her şeyin "kumpas" diye nitelendirilemeyeceğini ve 15 Temmuz'a bağlanamayacağını bildirdi.
HDP'nin Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ve arkadaşlarının siyasi iktidarı eleştirdikleri için "alçak bir siyasi darbeyle tutuklandıklarını" öne süren Yıldırım, bunun hiçbir aşamasında tarafsız ve bağımsız yargı olmadığını savundu.
Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun "Ben Sur'u Toledo yapacağım." dediğini anımsatan Yıldırım, "Şimdi, düşünce ve ifade özgürlüğünün kendisine nasıl lazım olduğu günlere geldi. Kişinin ameliyle yüzleşmesi böyle bir şeydir işte. Birçok gencin, Türk, Kürt, Alevi, Sünni, üniforması ne olursa olsun, kanına giren politikaların başbakanlığını yaptın sen." dedi.
Sataşmadan söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının Meclisin 3'te 2'sinin oyuyla kaldırıldığını anımsatarak, millet iradesinin ekseriyetinin yargılamaların önünü açtığını belirtti.
Bostancı, "Hükümetin yaptığı, sadece bizim değil, bütün iktidarların yapması gereken, bu memleketin esenliğine sahip çıkmak, kanlı politikaların sahiplerine karşı halkın esenliği için devletin meşru güçleriyle mücadele vermektir." dedi.
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay ise sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerin gelir vergisi kesintisi oranının yüzde 15 ile sınırlı tutulmasına ilişkin düzenlenin uzatılmasının vicdanları yaralayacağına işaret etti.
Balbay, "Türk sporu tabii ki desteklensin ancak Türkiye'deki genel gelir dağılımı vergi sistemi içinde... Allah aşkına, asgari ücretten bile vergi alırken, motorinden yüzde 18 vergi alırken, halkın, orta gelirli insanların, öğretmenin, mühendisin maaşından, gelirinden vergi yılın sonuna doğru yüzde 35'e kadar çıkarken milyonluk futbolculara vergi indirimini hangi vicdana sığdırıyorsunuz? Türkiye'de iktidar kesimi için vergi cenneti Malta'ysa, Man Adası'ysa futbolcular için de Türkiye." dedi.
Balbay, sporculara vergi indiriminin tekrar gözden geçirilmesini istedi.
Şahsı adına söz alan AK Parti Karabük Milletvekili Burhanettin Uysal, eğitim sistemini daha iyi hale getirmek için çaba içerisinde olduklarını belirterek, ülkenin her yerinde üniversitelerin açılmasını önemli olduğuna işaret etti.
Türkiye'nin bölgesel ve küresel güç olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini, bunun da yükseköğretime yatırımı zorunlu kıldığını anlatan Uysal, AK Parti iktidarının sosyal devlet olmanın gereklerini birer birer yerine getirdiğini vurguladı.
CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın CHP için "ana hıyanet" partisi dediğini anımsatarak, hükümeti FETÖ, Oslo görüşmeleri ve Sarraf konusunda uyardıklarında da kendilerine "hain" denildiğini savundu.
Genel Kurulda bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş'a "Rıza için iki kere nota veren hükümetiniz FETÖ için nota veremedi mi?" diye soran Özcan, Amerika'nın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımasının gündemde olduğunu belirterek, Amerika'ya neden nota verilmediğini sordu.
Rüşvet alanlar ve FETÖ ile kol kola girenlerle aynı gemide olmadıklarını aktaran Özcan, "Rüşvet veren ile rüşvet alanı savunarak, milli menfaatlerimizi koruyamayız." diye konuştu.
Sataşmadan söz alan Naci Bostancı, konuşmanın mantık zemininde bir cevabı hak etmediğini belirterek, Özcan'ın amigo takımını coşturmak için böyle bir dil kullandığını ifade etti.
Bostancı, "Rüşvet meselesi temelde balıklara atılan bir oltadır. Eğer Amerika'daki davanın nasıl yürüdüğüne ilişkin biraz dikkat, ilgi, adalet esaslı bir ihtimam olsa, orada ne olduğuna ilişkin bu memleketin ortak kader, geleceği bakımından bir okuma olur, yemin üzerine atlanmaz." değerlendirmesinde bulundu.
Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, 2018 yılında 20 bin öğretmen ataması yapılacağını belirterek, "AK Parti iktidarlarında 561 bin 451 öğretmen ataması yapıldı. Gönlümüz arzu eder, hiçbir öğretmen adayı arkadaşımız açıkta kalmasın ama Türkiye'nin imkanları açısından bunun oldukça zor olduğunu biliyoruz." dedi.
Kurtulmuş, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının taşeron işçilerle ilgili detaylı çalışmayı bitirmek üzere olduğunu belirten Kurtulmuş, kamudaki yaklaşık 450 bin, belediye ve il özel idarelerindeki 400 bin taşeron işçinin bu kapsamdan yararlanacağını, 4-C'lilerin 4-B statüsüne geçeceğini bildirdi. Kurtulmuş, çalışma süreleri itibariyle yaklaşık 6 aylık sürenin 10 aya çıkarılacağını ifade ederek, mevsimlik işçilerin bu kapsama alınmasının öngörüldüğüne değindi.
Dijital para "bitcoin"i bazı ülkelerin desteklediğini, bazı ülkelerin yasakladığına işaret eden Kurtulmuş, dünyada "bitcoin" ile ilgili şüphelerin, tereddütlerin henüz giderilemediğini belirtti. Kurtulmuş, Merkez Bankası ve İstanbul Borsasının, "bitcoin" piyasasını yakından takip eden çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek, "Bizim de henüz resmi olarak bir tavrımız ortada değildir. Kimi ülkeler bitcoini kurtarıcı olarak görüyor, kimi ülkeler bunu şeytanlaştırıyor. Bunları biz de yakından takip ediyoruz." ifadesini kullandı.
Kurtulmuş, 2018 içinde 20 bin öğretmen atamasını gerçekleştireceklerini bildirdi.
Numan Kurtulmuş, 2000 ile 2014 yılları arasında 459 bin, 2014'ten bugüne kadar 102 bin öğretmen ataması yapıldığını vurgulayarak, "AK Parti iktidarı sırasında 561 bin 451 öğretmen ataması yapıldı. Gönlümüz arzu eder, hiçbir öğretmen adayı arkadaşımız açıkta kalmasın ama Türkiye'nin imkanları açısından bunun oldukça zor olduğunu hepimiz biliyoruz." dedi.
Maarif Vakfının 68 ülkede faaliyet gösterdiğini, 15 ülkede 87 okula sahip olduğunu, bin 241 yerde Türk öğretmenle, faaliyetlerini sürdürdüğünü anlatan Kurtulmuş, yaklaşık 10 bin öğrencinin vakfın şemsiyesi altında eğitimden yararlandığına dikkati çekti.
Yunus Emre Enstitüsünün, Türkiye'nin önemli yumuşak güç unsurlarından ve kamu diplomasisi açısından önem verdiği kuruluşlardan biri olduğuna işaret eden Kurtulmuş, enstitünün sadece Türk dili, edebiyatının gelişmesi açısından değil Türk kültürünün dünyada birçok yerde yaygınlaşması açısından da faaliyet gösterdiğini anlattı.
Bakan Kurtulmuş, 43 ülkede 54 kültür merkezi, 46 ülkede 85 Türkoloji bölümüyle toplamda 61 ülkede 130 irtibat noktasında faaliyet gösterdiklerini söyledi. 100 bine yakın yabancıya Türkçeyi öğrettiklerini vurgulayan Kurtulmuş, Yunus Emre Enstitüsünün sadece Türkçe öğretmediğini, faaliyet gösterdiği ülkelerde sergi, konferansla Türk kültürünün yaygınlaşması için önemli faaliyet yürüttüğünü ifade etti.
Şimdiye kadar Türkçeyi kendi ülkelerinde öğrenen 2 bin 705 kişinin yaz aylarında Türkiye'ye seyahat ettiğini, Türkiye'yi daha yakından tanıdığını anlatan Kurtulmuş, enstitünün bütün faaliyetlerinin denetime açık olduğunu vurguladı.
Kurtulmuş, "Sizlerden gelecek tekliflerle enstitüyü bir dünya markası haline getirmemiz üzerimize bir borç." dedi.
Daha sonra teklifin 1. bölümünün görüşmelerine geçildi.
Bu sırada 2018 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın görüşme takvimine ilişkin Danışma Kurulu önerisi getirilerek, kabul edildi.
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, her alanda başarıyla görev alan kadınların gelişen Türkiye'nin simgesi, geleceğin de en önemli güvencesi olmaya devam edeceğini belirtti.
Aydın, 5 Aralık'ın Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilişinin 83'üncü yıl dönümü olduğunu belirterek, parlamenter demokrasinin temeli ve vazgeçilmezi olan seçme ve seçilme hakkının ülkenin tüm fertlerine, dil, din, ırk ve sosyal sınıf ayrımı yapılmadan verilmesinin, uygarlığın temel esası olduğunu ifade etti.
Türk milletinin bu çağdaş meziyeti dünyadaki pek çok ülkeden önce kazandığına işaret eden Aydın, kadınlara, seçme ve seçilme hakkının da birçok gelişmiş ülkeden önce verildiğini söyledi.
Türkiye'deki kadınların, seçme ve seçilme hakkını kazandığı günden bu yana, dünya milletlerine her alandaki gibi örnek olduğunu dile getiren Aydın, "Bugün hayatın her alanında en aktif, verimli ve ülke potansiyelini güçlendirici şekilde katılımcı kadınlarımız, siyasal yaşamda da aynı şekilde her geçen gün artan bir şekilde amaçlarına, hedeflerine ulaşmaktadır. Ülkemizde her alanda başarıyla görev alan kadınlar bugün gelişen Türkiye'nin simgesi, geleceğimizin de en önemli güvencesi olmaya devam edecektir." diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta da 3 Aralık'ın Dünya Engelliler Günü olduğunu anımsatarak, herkesin bir engelli adayı olduğuna dikkati çekti. 4 Aralık'ın ise Dünya Madenciler Günü olduğunu ifade eden Usta, madencilerin daha güvenli bir ortamda çalışmaları ve emeklerinin karşılığını almaları için düzenlemeler yapılması gerektiğini belirtti.
Usta, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilişinin üzerinden 83 yıl geçmesine ve temsilde eşitlik sağlanmasına rağmen, fırsat eşitliği sağlanamadığını dile getirdi.
Türk kadının eğitim, iş ve siyasi hayatta erkeklerin gerisinde bulunduğuna, şiddet, tecavüz ve cinayetlere maruz kaldığına dikkati çeken Usta, "Bu yıl dönümlerini kutlamanın ötesinde bir şeyler yapmamız konusunda TBMM olarak bize büyük bir sorumluluk düşmektedir." dedi.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım da 2018 bütçesinin önümüzdeki günlerde Genel Kurula geleceğini belirterek, ülkenin ekonomik durumun ortada olduğunu söyledi. Dün enflasyon rakamlarının açıklandığını anımsatan Yıldırım, AK Parti iktidarının son 14 yılın en yüksek enflasyonunu ülkeye yaşattığını savundu.
HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu da Türk kadınının seçme ve seçilme hakkı kazanması için mücadele veren tüm kadınları saygıyla selamladığını ifade etti.
CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç da Türk kadınlarının seçme ve seçilme hakkına birçok demokratik ülkeden önce kavuşmasına rağmen bugün Türkiye'deki kadınların, 145 ülke arasında cinsiyet eşitliğinde 130'uncu sırada yer aldığını savundu.
Kadınların şiddete maruz kaldığını, yılın ilk 10 ayında en az 337 kadının cinayete kurban gittiğini anlatan Özkoç, "Kadın erkek eşitliği deyince 'fıtratlarına ters' diyen, kadının kahkahasına, oturmasına, hamile sokağa çıkmasına karşı olan, iş arayan kadınlara 'evdeki işler yetmiyor mu' diye seslenen, en önemli kariyeri annelik gören zihniyeti, yönetimi değiştirmek zorundayız." şeklinde konuştu.
Şırnak'ta meydana gelen maden kazasında 3 işçinin hayatını kaybettiğini anımsatan Özkoç, bu kişilerin ihmaller ve denetimsizlik nedeniyle yaşamını yitirdiğini ileri sürdü. Özkoç, "Buradaki beylerin çocukları, 'offshore' adalarında milyonlarla oynarken Türkiye'nin bir ucunda, denetim mi, ruhsat mı bakmadan ekmek için madene mecbur kalmış insanlar, evlatlarını her gün dualarla işe yolluyorlar." ifadelerini kullandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş da AK Parti olarak kadınların siyasette daha aktif olmasını sürekli teşvik ettiklerini belirtti.
Öte yandan, MHP İstanbul Milletvekili Arzu Erdem ile AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç "5 Aralık Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınması", CHP İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel ise "Hafriyat kamyonlarının neden olduğu ölümler"e ilişkin gündem dışı konuşma yaptı.
AK Parti Konya Milletvekili Hacı Ahmet Özdemir, engelli konusunun, vatan, bayrak gibi ideolojik takıntıların ötesinde kendilerini bir araya getiren belli başlı meselelerden olduğunu söyledi.
MHP, Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamadığı için engellilerin sorunlarına yönelik araştırma önergesinin bugün görüşülmesini grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, önergesini açıklarken engellilere yönelik son araştırmanın 2002'de yapıldığını anımsatarak, Türkiye'de engelli vatandaşların sayısı, engel durumu, eğitim, sağlık ve istihdam şartlarının tahmini verilerine dayandığını belirtti.
Hükümetten, Türkiye'deki engelli oranının azaltılmasını hedeflemesi ve bu yönde politikalar belirlemesini isteyen Akçay, kamudaki engelli istihdamının yüzde 3'ten yüzde 5'e, engelli işçi kontenjanının yüzde 4'ten yüzde 6'ya çıkarılması gerektiğini vurguladı.
Akçay, engellilere yönelik haftalık rehabilitasyon süresinin 2'den 4 saate çıkarılmasını, engelli yaşam merkezlerinin yaygınlaştırılmasını önerdi.
CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, Dünya Engelliler Günü'nün, bir farkındalık ve engellenmekten kaynaklanan sorunlarla yüzleşme günü olduğunu ifade etti. Hürriyet, bu sorunla yüzleşilmesi ve sorunun ortadan kaldırılması için çalışmaya başlamaları gerektiğini kaydederek, "Beyinlerimizdeki engelleri kaldıralım, engelsiz dünya için el ele verelim." dedi.
AK Parti Konya Milletvekili Hacı Ahmet Özdemir, MHP'ye bu önerisinden dolayı teşekkür etti. Özdemir, engelli konusunun, vatan, bayrak gibi ideolojik takıntıların ötesinde kendilerini bir araya getiren belli başlı meselelerden olduğunu söyledi.
Özdemir, bütün partilere, "Engellilerle ilgili tekliflerinizi, önerilerinizi, bu konudaki aksaklıkları, eksiklikleri getirin, beraberce müzakere edelim, belli noktaya getirelim." çağrısında bulundu. Özdemir, 52 bini memur yaklaşık 153 bin engellinin çalışma yaşamında yer aldığını, 521 bin engelliye evde bakım hizmeti sunulduğunu bildirdi.
Konuşmaların ardından MHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, CHP'nin fotokopi çektirip basına dağıttığının ne olduğunu bilmediğini iddia ederek, "O evrakları buraya getireceksiniz." dedi.
Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamadığı için HDP, "yolsuzluklar" konusunda grup önerisini Genel Kurul gündemine getirdi.
CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem, yolsuzluğun, üzerinde konuşulan mesele olduğunu, bir de görmezden gelme, yangından mal kaçırma durumu bulunduğunu savundu.
MİT tarafından hazırlanan, üzerinde bilgi notu yazan ve dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a verilen bir belge olduğunu belirten Erdem, burada, "Rıza Sarraf, İran ambargosunu delme noktasında bir takım faaliyetler gösteriyor. Bizim hükümetin bakanlarının bu kişiyle ilişkisi vardır, ilişkisi ortaya çıkarsa Türkiye-ABD ilişkileri zarar görür." denildiğini ileri sürdü.
Erdem, MİT'in 2004'te de Türkiye'de paralel yapı oluştuğu yönünde rapor sunduğunu, bunun da görmezden gelindiğini, bedelini şehitlerin ödediğini söyledi. Erdem, şimdi de Amerikan mahkemelerinde Türkiye'yi tartıştıran bir şarlatanın, soytarının bedelini ülkeye ödettiğini ifade etti.
Sataşma gerekçesiyle Erdem'e yanıt veren AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, CHP grup toplantısında yurt dışındaki bir offshore hesabına bir şirkete para gönderildiğinin ileri sürüldüğünü anımsattı.
Muş, iddia edilen miktarda ve iddia edilen yerlere giden paranın evrakının getirilmesini istediklerini, 3 gün beklenildiğini belirterek, "Fotokopi çektirip basına dağıttıklarının ne olduğunu bilmiyorlar. Bankacılıkta stajyer öğrenciye sorsanız gidip gitmeyen bir şeyin olduğunu söylerdi. ABD'de görülen davanın peşine takılıyorsunuz. O evrakları buraya getireceksiniz. Sallayacakları kağıtlar yok hükmündedirler. Yalancı, iftiracıdırlar. Swift mesajlarını getiremiyorlar. Dağıttıkları belgelerde giden tek kuruş yok." ifadesini kullandı.
Erdem, eğer bu belgeler sahteyse MİT Müsteşarının görevden alınmasını istedi.
AK Parti Bursa Milletvekili Zekeriya Birkan, AK Parti iktidara geldiğinde karanlık tünelden geçmekte olan bir ülkeyi devraldığını, faizlerin yüzde 100'ün üzerinde olduğu, memur, emekli maaşların ödenemediğini belirtti.
Birkan, siyasette vesayet odaklarını tek tek tasfiye ettiklerini, birilerinin değil milletin ne dediğine baktıklarını ifade etti. Birkan, "Başaramadınız, başaramayacaksınız biz çalışmaya, ülkeye hizmet etmeye, büyütmeye devam edeceğiz." dedi.
HDP'nin grup önerisi daha sonra reddedildi.
CHP'nin istihdamda yaşanan sorunlara yönelik grup önerisinin de görüşüldüğü Genel Kurulda, AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, kadının istihdamdan bahsederken, kadının eğitime erişiminden de söz edilmesini istedi.
Keşir, bugün açılan üniversitelerle birlikte ve başörtülü kadınların eğitime erişmesiyle üniversiteye katılımının yüzde 50'yi zorladığını, bu oranın 2002'de yüzde 13 olduğunu belirtti. Keşir, AB ülkeleri içinde kadın istihdamının yüzde 4,8 artarken Türkiye'de bunun 3 katın olduğunu kaydetti.
MHP, HDP ve CHP'nin grup önerilerinin görüşülmesinin ardından AK Parti'nin Meclisin çalışma gündemine ilişkin önerisi ele alındı.
AK Parti'nin kabul edilen grup önerisiyle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi, gündemin ilk sırasına alındı. Ayrıca, bazı uluslararası anlaşmaları onaylayan kanun tasarıları da gündemin ön sıralarına çekildi.
TBMM Genel Kurulunda, AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş'ın Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin geneli üzerine görüşmelere başlandı.
Grubu adına söz alan MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerin gelir vergisi kesintisi oranlarının geçerlilik süresinin teklifle uzatıldığını anlattı. Aydın, herkesin geliri oranında vergi vermekle mükellef olduğuna işaret ederek, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınması gerektiğini söyledi.
Sporcuların yüksek ücretler aldığına dikkati çeken Aydın, "Bir taraftan düşük gelirlilere yüzde 20'lerin, 30'ların, 35'lerin üzerinde vergi bindirilmesinin, öte yandan sporcuların, milyonlarca dolarla, avroyla bahse konu rakamlara yüzde 15'lik bir vergi dilimi getirilmesinin izahı mümkün değildir." değerlendirmesinde bulundu.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım ise siyasi iktidarın, "suçlarını darbe kiliminin altına süpürmeye çalıştığını" savundu. "Sanki bir darbe oldu diye siyasi iktidara günahsızlık ve suç ehliyetinden muafiyet zırhı getirildi." diyen Yıldırım, "Siyasi iktidar, hırsız olmadığını iddia ediyor. Eğer rüşvetle, yolsuzlukla, beytülmalı çalmakla hiçbir işinin olmadığını iddia ediyor, bu konuda aklanmak istiyorsa adı geçenlerin hepsinin yargıya sevki ivedi olarak sağlanmalıdır." ifadesini kullandı.
Yıldırım, her şeyin "kumpas" diye nitelendirilemeyeceğini ve 15 Temmuz'a bağlanamayacağını bildirdi.
HDP'nin Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ve arkadaşlarının siyasi iktidarı eleştirdikleri için "alçak bir siyasi darbeyle tutuklandıklarını" öne süren Yıldırım, bunun hiçbir aşamasında tarafsız ve bağımsız yargı olmadığını savundu.
Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun "Ben Sur'u Toledo yapacağım." dediğini anımsatan Yıldırım, "Şimdi, düşünce ve ifade özgürlüğünün kendisine nasıl lazım olduğu günlere geldi. Kişinin ameliyle yüzleşmesi böyle bir şeydir işte. Birçok gencin, Türk, Kürt, Alevi, Sünni, üniforması ne olursa olsun, kanına giren politikaların başbakanlığını yaptın sen." dedi.
Sataşmadan söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının Meclisin 3'te 2'sinin oyuyla kaldırıldığını anımsatarak, millet iradesinin ekseriyetinin yargılamaların önünü açtığını belirtti.
Bostancı, "Hükümetin yaptığı, sadece bizim değil, bütün iktidarların yapması gereken, bu memleketin esenliğine sahip çıkmak, kanlı politikaların sahiplerine karşı halkın esenliği için devletin meşru güçleriyle mücadele vermektir." dedi.
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay ise sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerin gelir vergisi kesintisi oranının yüzde 15 ile sınırlı tutulmasına ilişkin düzenlenin uzatılmasının vicdanları yaralayacağına işaret etti.
Balbay, "Türk sporu tabii ki desteklensin ancak Türkiye'deki genel gelir dağılımı vergi sistemi içinde... Allah aşkına, asgari ücretten bile vergi alırken, motorinden yüzde 18 vergi alırken, halkın, orta gelirli insanların, öğretmenin, mühendisin maaşından, gelirinden vergi yılın sonuna doğru yüzde 35'e kadar çıkarken milyonluk futbolculara vergi indirimini hangi vicdana sığdırıyorsunuz? Türkiye'de iktidar kesimi için vergi cenneti Malta'ysa, Man Adası'ysa futbolcular için de Türkiye." dedi.
Balbay, sporculara vergi indiriminin tekrar gözden geçirilmesini istedi.
Şahsı adına söz alan AK Parti Karabük Milletvekili Burhanettin Uysal, eğitim sistemini daha iyi hale getirmek için çaba içerisinde olduklarını belirterek, ülkenin her yerinde üniversitelerin açılmasını önemli olduğuna işaret etti.
Türkiye'nin bölgesel ve küresel güç olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini, bunun da yükseköğretime yatırımı zorunlu kıldığını anlatan Uysal, AK Parti iktidarının sosyal devlet olmanın gereklerini birer birer yerine getirdiğini vurguladı.
CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın CHP için "ana hıyanet" partisi dediğini anımsatarak, hükümeti FETÖ, Oslo görüşmeleri ve Sarraf konusunda uyardıklarında da kendilerine "hain" denildiğini savundu.
Genel Kurulda bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş'a "Rıza için iki kere nota veren hükümetiniz FETÖ için nota veremedi mi?" diye soran Özcan, Amerika'nın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımasının gündemde olduğunu belirterek, Amerika'ya neden nota verilmediğini sordu.
Rüşvet alanlar ve FETÖ ile kol kola girenlerle aynı gemide olmadıklarını aktaran Özcan, "Rüşvet veren ile rüşvet alanı savunarak, milli menfaatlerimizi koruyamayız." diye konuştu.
Sataşmadan söz alan Naci Bostancı, konuşmanın mantık zemininde bir cevabı hak etmediğini belirterek, Özcan'ın amigo takımını coşturmak için böyle bir dil kullandığını ifade etti.
Bostancı, "Rüşvet meselesi temelde balıklara atılan bir oltadır. Eğer Amerika'daki davanın nasıl yürüdüğüne ilişkin biraz dikkat, ilgi, adalet esaslı bir ihtimam olsa, orada ne olduğuna ilişkin bu memleketin ortak kader, geleceği bakımından bir okuma olur, yemin üzerine atlanmaz." değerlendirmesinde bulundu.
Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, 2018 yılında 20 bin öğretmen ataması yapılacağını belirterek, "AK Parti iktidarlarında 561 bin 451 öğretmen ataması yapıldı. Gönlümüz arzu eder, hiçbir öğretmen adayı arkadaşımız açıkta kalmasın ama Türkiye'nin imkanları açısından bunun oldukça zor olduğunu biliyoruz." dedi.
Kurtulmuş, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının taşeron işçilerle ilgili detaylı çalışmayı bitirmek üzere olduğunu belirten Kurtulmuş, kamudaki yaklaşık 450 bin, belediye ve il özel idarelerindeki 400 bin taşeron işçinin bu kapsamdan yararlanacağını, 4-C'lilerin 4-B statüsüne geçeceğini bildirdi. Kurtulmuş, çalışma süreleri itibariyle yaklaşık 6 aylık sürenin 10 aya çıkarılacağını ifade ederek, mevsimlik işçilerin bu kapsama alınmasının öngörüldüğüne değindi.
Dijital para "bitcoin"i bazı ülkelerin desteklediğini, bazı ülkelerin yasakladığına işaret eden Kurtulmuş, dünyada "bitcoin" ile ilgili şüphelerin, tereddütlerin henüz giderilemediğini belirtti. Kurtulmuş, Merkez Bankası ve İstanbul Borsasının, "bitcoin" piyasasını yakından takip eden çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek, "Bizim de henüz resmi olarak bir tavrımız ortada değildir. Kimi ülkeler bitcoini kurtarıcı olarak görüyor, kimi ülkeler bunu şeytanlaştırıyor. Bunları biz de yakından takip ediyoruz." ifadesini kullandı.
Kurtulmuş, 2018 içinde 20 bin öğretmen atamasını gerçekleştireceklerini bildirdi.
Numan Kurtulmuş, 2000 ile 2014 yılları arasında 459 bin, 2014'ten bugüne kadar 102 bin öğretmen ataması yapıldığını vurgulayarak, "AK Parti iktidarı sırasında 561 bin 451 öğretmen ataması yapıldı. Gönlümüz arzu eder, hiçbir öğretmen adayı arkadaşımız açıkta kalmasın ama Türkiye'nin imkanları açısından bunun oldukça zor olduğunu hepimiz biliyoruz." dedi.
Maarif Vakfının 68 ülkede faaliyet gösterdiğini, 15 ülkede 87 okula sahip olduğunu, bin 241 yerde Türk öğretmenle, faaliyetlerini sürdürdüğünü anlatan Kurtulmuş, yaklaşık 10 bin öğrencinin vakfın şemsiyesi altında eğitimden yararlandığına dikkati çekti.
Yunus Emre Enstitüsünün, Türkiye'nin önemli yumuşak güç unsurlarından ve kamu diplomasisi açısından önem verdiği kuruluşlardan biri olduğuna işaret eden Kurtulmuş, enstitünün sadece Türk dili, edebiyatının gelişmesi açısından değil Türk kültürünün dünyada birçok yerde yaygınlaşması açısından da faaliyet gösterdiğini anlattı.
Bakan Kurtulmuş, 43 ülkede 54 kültür merkezi, 46 ülkede 85 Türkoloji bölümüyle toplamda 61 ülkede 130 irtibat noktasında faaliyet gösterdiklerini söyledi. 100 bine yakın yabancıya Türkçeyi öğrettiklerini vurgulayan Kurtulmuş, Yunus Emre Enstitüsünün sadece Türkçe öğretmediğini, faaliyet gösterdiği ülkelerde sergi, konferansla Türk kültürünün yaygınlaşması için önemli faaliyet yürüttüğünü ifade etti.
Şimdiye kadar Türkçeyi kendi ülkelerinde öğrenen 2 bin 705 kişinin yaz aylarında Türkiye'ye seyahat ettiğini, Türkiye'yi daha yakından tanıdığını anlatan Kurtulmuş, enstitünün bütün faaliyetlerinin denetime açık olduğunu vurguladı.
Kurtulmuş, "Sizlerden gelecek tekliflerle enstitüyü bir dünya markası haline getirmemiz üzerimize bir borç." dedi.
Daha sonra teklifin 1. bölümünün görüşmelerine geçildi.
Bu sırada 2018 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın görüşme takvimine ilişkin Danışma Kurulu önerisi getirilerek, kabul edildi.
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
