2009-11-18 - 12:00
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, parlamentoda düzenlediği basın
toplantısında, siyasi iktidarın, Deniz Feneri ilişkilerini himaye etmeye
ve delilleri karartmaya devam ettiğini önü sürdü.
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, parlamentoda düzenlediği basın
toplantısında, siyasi iktidarın, Deniz Feneri ilişkilerini himaye etmeye
ve delilleri karartmaya devam ettiğini önü sürdü.
Kart, AK Parti İktidarları döneminde, suç ilişkilerine karışan ve haklarında
soruşturma bulunan kişilerin, kadrolaştırma yoluyla korunduğunu savundu.
Bunun en son örneğinin, yönetimi TMSF'na intikal eden olay Medya Grubunun
Genel Yayın Yönetmenliği görevine getirilen Necati Mesut Özen olayında
yaşandığını söyleyen Kart, Necati Mesut Özen'in Zekeriya Karaman ile
yasa dışı ilişkileri sebebiyle sorgulandığını hatırlattı.
Bu tür ilişkilerin, Kanal7, Yurt Haber Ajansı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi
iştiraklerinin ihale süreçlerinde de ortaya çıkmış ve soruşturmalara konu olmuş olduğunu
söyleyen Kart, bu süreçte İstanbul Belediye Başkanlığında olan Recep Tayyip
Erdoğan'ın İETT yönetimine, ihaleye açılacak işlerin, adı geçen kişilerin belirlediği
şirketlere bırakılması konusunda baskı yaptığının ciddi iddialar arasında olduğunu belirtti.
Kart, Hükümet'in kadrolaşma ile de yetinmeyerek, Deniz Feneri Derneği
soruşturmasına yönelik olarak, idari aşamaya da müdahele ettiğini ve yargılama
sürecini etkisiz hale getirmek istediğini savundu.
Kart, ortaya çıkan tablonun net olduğunu savunarak, ''Deniz Feneri
Derneği yapılanmasında etkin olan kadrolar, 1995-19976'lı yıllardan itibaren
İstanbul Büyükşehir Belediyesi kadrolarıyla işbirliği içindedir. Bu kadrolar
bugün de siyasi iktidar tarafından organize şekilde korunmaktadır'' iddiasında
bulundu.
''HÜKÜMET MÜDAHALE EDİYOR''
''Hükümetin, Deniz Feneri Derneği soruşturmasına yönelik olarak idari
aşamaya müdahale ettiğini ve bu suretle yargılama sürecini etkisiz hale getirmek
istediğini'' ileri süren Kart, İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığının
konuyla ilgili 2 raporunun yasal gereğinin yapılmadığını söyledi.
Bu raporlarda, Deniz Feneri Derneğinin, ''şeffaflık ilkesini ihlal
ettiği, kuşku uyandıran faaliyetlerde bulunduğu, beli limitleri aşan ihaleleri
yasal usullere uygun yapmadığı'' tespitlerinin bulunduğunu anlatan Kart, ancak
''kamu yararı'' statüsündeki derneğin, para ve yarım toplamaya deva ettiğini,
Kurban Bayramı öncesinde faaliyetlerinin hız kazandığını belirtti.
''Hükümetin bu tabloyu gururla seyrettiğini'' iddia eden Kart,
''Yolsuzlukların denetlenmesini engelleyen vatandaşların kutsal değerlerini ve
hayır duygularını istismar edenleri koruyan ve beytülmale el uzatan bir hükümet
toplantısında, siyasi iktidarın, Deniz Feneri ilişkilerini himaye etmeye
ve delilleri karartmaya devam ettiğini önü sürdü.
Kart, AK Parti İktidarları döneminde, suç ilişkilerine karışan ve haklarında
soruşturma bulunan kişilerin, kadrolaştırma yoluyla korunduğunu savundu.
Bunun en son örneğinin, yönetimi TMSF'na intikal eden olay Medya Grubunun
Genel Yayın Yönetmenliği görevine getirilen Necati Mesut Özen olayında
yaşandığını söyleyen Kart, Necati Mesut Özen'in Zekeriya Karaman ile
yasa dışı ilişkileri sebebiyle sorgulandığını hatırlattı.
Bu tür ilişkilerin, Kanal7, Yurt Haber Ajansı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi
iştiraklerinin ihale süreçlerinde de ortaya çıkmış ve soruşturmalara konu olmuş olduğunu
söyleyen Kart, bu süreçte İstanbul Belediye Başkanlığında olan Recep Tayyip
Erdoğan'ın İETT yönetimine, ihaleye açılacak işlerin, adı geçen kişilerin belirlediği
şirketlere bırakılması konusunda baskı yaptığının ciddi iddialar arasında olduğunu belirtti.
Kart, Hükümet'in kadrolaşma ile de yetinmeyerek, Deniz Feneri Derneği
soruşturmasına yönelik olarak, idari aşamaya da müdahele ettiğini ve yargılama
sürecini etkisiz hale getirmek istediğini savundu.
Kart, ortaya çıkan tablonun net olduğunu savunarak, ''Deniz Feneri
Derneği yapılanmasında etkin olan kadrolar, 1995-19976'lı yıllardan itibaren
İstanbul Büyükşehir Belediyesi kadrolarıyla işbirliği içindedir. Bu kadrolar
bugün de siyasi iktidar tarafından organize şekilde korunmaktadır'' iddiasında
bulundu.
''HÜKÜMET MÜDAHALE EDİYOR''
''Hükümetin, Deniz Feneri Derneği soruşturmasına yönelik olarak idari
aşamaya müdahale ettiğini ve bu suretle yargılama sürecini etkisiz hale getirmek
istediğini'' ileri süren Kart, İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığının
konuyla ilgili 2 raporunun yasal gereğinin yapılmadığını söyledi.
Bu raporlarda, Deniz Feneri Derneğinin, ''şeffaflık ilkesini ihlal
ettiği, kuşku uyandıran faaliyetlerde bulunduğu, beli limitleri aşan ihaleleri
yasal usullere uygun yapmadığı'' tespitlerinin bulunduğunu anlatan Kart, ancak
''kamu yararı'' statüsündeki derneğin, para ve yarım toplamaya deva ettiğini,
Kurban Bayramı öncesinde faaliyetlerinin hız kazandığını belirtti.
''Hükümetin bu tabloyu gururla seyrettiğini'' iddia eden Kart,
''Yolsuzlukların denetlenmesini engelleyen vatandaşların kutsal değerlerini ve
hayır duygularını istismar edenleri koruyan ve beytülmale el uzatan bir hükümet
