2013-03-13 - 15:49
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, sulama birlikleriyle ilgili yeni bir af düşünmediklerini söyledi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı. Sağlam, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline söz verdi.

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, ''TSK mensuplarının moral ve motivasyonu'' konulu gündemdışı konuşmasında, 10 yıldan beri TSK mensuplarına karşı itibar infazı yapıldIğını savunarak, askerin kendisine karşı yürütülen sivil, siyasi, asimetrik her türlü savaşta kaderiyle baş başa bırakıldığını söyledi.

Yeniçeri'nin konuşmasına Hükümet adına yanıt veren Yılmaz, ordunun Türk milletinin ayrılmaz parçası olduğunu belirterek, ''Ordumuz Türk milletinin içinden çıkmıştır ve yüce millete hizmetten başka gayesi yoktur. TSK, geçmişte olduğu gibi bugün de kendisine verilen her türlü görevi yüksek moralle icra etmektedir'' dedi.

TSK'nın sadece kendi ülkesinde değil dünyanın birçok ülkesinde üstlendiği barışı koruma ve destekleme görevini de büyük özveriyle yerine getirdiğini ve binlerce kilometre uzakta Türk Bayrağını şerefle dalgalandırdığını kaydeden Yılmaz, ''Türkiye Cumhuriyeti devleti kederde ve kıvançta bir ve birbirine gönül bağıyla kenetlenmiş TSK'nin moral ve motivasyonunu en üst seviyeye çıkarmak ve görevini en iyi şekilde yerine getirmesini temin etmek maksadıyla fedakar milletimizin sağladığı imkanlarla çalışmaktadır. Bu kapsamda TSK personelinin moral ve motivasyonunun artırılması, görev şartlarının iyileştirilmesi, mesleki gelişimini sağlayacak imkanların sunulması, sosyal imkanların artırılması maksadıyla yürütülen çalışmalar aralıksız devam etmektedir'' diye konuştu.

Son zamanlarda TSK personel sayısından yola çıkarak TSK'da emir komuta zafiyeti bulunduğuna dair görüşlerin dile getirildiğine işaret eden Yılmaz, şöyle konuştu:

''TSK dinamik ve kurumsal bir yapıya sahiptir. Bu kapsamda ayrılan her personelin yerine hizmeti aksatmayacak şekilde gerekli atama ve görevlendirmeler yapılmakta ve herhangi zafiyetin oluşmasına fırsat verilmemektedir. TSK'nın kahraman ve fedakar mensupları en kıdemsizinden en yüksek rütbeli general, amiraline kadar birlik ve bütünlük içinde, anayasamızın temel nitelikleri, hukuka ve parlamenter demokratik sisteme bağlı kalarak ülkemize ve milletimize yüksek moralle hizmet etmektedir. Türk milletinin en fazla güvendiği kurumların başında silahlı kuvvetler gelmektedir. Bu milletin vicdanı yanılmaz. Millet kendisine hizmet etmeyen hiçbir kuruma bu güvenoyunu vermez. Son dönemde pilot istifalarının yüksekliğinden bahsedildi. Genelde her dönemde 40'a yakın pilot istifa etmekteydi, o zaman mecburi hizmet süresi 15 yıldı. Ancak pilotların eğitimi de üzerine eklenirdi. Biz mecburi hizmet süresini 15 yıldan 10 yıla düşürdük. Bu yıl üç dönem istifa kapsamına girdi. Daha önce yılda 40-45 kişi istifa ederken, bu yıl 100'e yakın. Geçmiş yıllara kıyaslarsak yine de düşüş var.''

Yılmaz, 27 Mayıs 1960'ta darbeyi yapanların ordudaki komuta kademesini etkisiz hale getirdiklerini belirterek, ''Cumhurbaşkanı ve hükümet üyeleri tutuklandı. 235 general ve 3 bin 500 civarında subay emekliye sevk edildi. O zaman sesiniz çıktı mı-'' dedi.

Muhalefet milletvekillerinin kendisine laf atması üzerine Yılmaz, ''Siz doğmadınız ama muhakkak ki herkesin temsil ettiği bir akış var'' karşılığını verdi.

Darbelerin gerçek mağdurunun milletin kendisi olduğunu ifade eden Yılmaz, ''Milletimiz her darbeden sonra iktidarın kime verildiğini, kime verilmek istendiğini, darbecilerin darbelerden sonra hangi partilere girdiğini, milletvekili seçildiğine bakarak darbeyi ve darbecileri çok iyi tahlil etmiş ve cuntayla işbirliği yapmış siyasetçilere ülkeyi yönetme yetkisini vermemiştir. Bunları hiçbir zaman iktidara getirmemiştir, kendi halkına güvenmeyen siyasetçi ve onun ekibine de hiçbir zaman güvenmemiştir'' dedi.

TSK'nın hem yurt içinde hem de yurt dışında bir marka olduğunu vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:

''Silahlı kuvvetlerimizi incitecek, yaralayacak, savunuyormuş gibi görünüp de hırpalayacak ibarelerden kaçınmamız lazım. Ortak değerimiz, ortak kurumumuz. Burası zor bir coğrafya....Burada tutunabilmenin şartı, güçlü bir silahlı kuvvetlere sahip olmaktan geçiyor. Bunun için de el birliği gerekli. Ne hükümetin tek başına silahlı kuvvetlere sahip çıkması lazım ne de muhalefet partisinin. Türk milletinin bütün birimlerin bu kuruma sahip çıkması lazım. Türkiye bugün geçmiş yıllardan çok daha güçlüyse, silahlı kuvvetlerimiz, gerek yurt dışında gerek yurt içinde verdiği hizmetlerle milletimizin en büyük itimadına sahipse bunda şüpheniz olmasın görevini layıkıyla yapıyor, moral ve motivasyonu yerindedir.''

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla yaptığı gündemdışı konuşmada, uygulanan sağlık politikaları nedeniyle hekimlerin bayram yapmak yerine adeta yas tuttuğunu söyledi. Bir meslektaşının kendisine gönderdiği mektubu okuyan Atıcı, doktorların 14 acil talebiyle ilgili bilgi verdi.

AK Parti Bitlis Milletvekili Vahit Kiler ise gündemdışı konuşmasında, 13 Mart'ın ''Dünya Bitlisliler Günü'' olarak kutlandığını belirterek, yedi bin yıllık geçmişe sahip olan kentin nadide güzelliklere sahip olduğunu söyledi.

TBMM Genel Kurulu'nda, AK Parti ile CHP milletvekilleri arasında ''laiklik'' ve ''faşizm'' tartışması yaşandı.

BDP, TBMM Danışma Kurulu toplanamadığından, 12 Mart 1995'te meydana gelen Gazi Mahallesi olaylarıyla ilgili Araştırma Önergesi'nin görüşülmesini içeren önerisini Genel Kurul'a taşıdı.

Önerinin lehinde konuşan BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, olaylarda 22 kişinin hayatını kaybettiğini, 300'ün üzerinde insanın yaralandığını ve yüzlerce vatandaşın da gözaltına alındığını söyledi.

TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam, önerinin aleyhinde konuşan AK Parti Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun'a, oturduğu yerden laf atan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'yı uyardı.

Sağlam, Ağbaba'ya, ''İlk sıraya oturmuşsunuz, başından beri sürekli laf atıyorsunuz, bir dakika durmadınız. Meclis'in düzenini sağlamak sizin değil benim görevim. Yaptırım uygulamak zorunda kalacağım. Meclis'in düzenini bozmayın, ben Meclis'e sahip çıkıyorum, siz düzenini bozuyorsunuz'' dedi.

BDP'nin grup önerisinin kabul edilmemesinin ardından CHP de Niğde'de bir camide veli toplantısı yapılmasına ilişkin araştırma önergesinin görüşülmesini içeren önerisini Genel Kurul'a taşıdı.

Öneri üzerinde konuşan CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın asli görevinden uzaklaştığını, siyaset ve ticaretle meşgul olduğunu belirterek, ''Emevi döneminde camiler propaganda merkezi haline gelmişti. Camileri tekrar Emeviler dönemindeki duruma döndürmek, İslam ve ülkeye ihanet olur'' dedi.

Niğde'de Cuma namazına gelen herkesin öğrenci velisi olmadığını, camilerin siyasi arenaya dönüştürülmesinin üzücü olduğunu kaydeden Özkes, şöyle konuştu:

''Maksat eğitimse, rahmetli Türkan Saylan'ın kurduğu ÇYDD'nin cami avlusuna girmesine tahammülsüzlük nedendir- Mübarek ve kutsal mekanlar vesayet altına alınamaz. Bir bakan, Başbakan'ın doğduğu, belediye başkanı seçildiği ve ilk defa milletvekili seçildiği Rize, İstanbul ve Siirt'i mübarek ilan etmiş. Başbakan'ı ikinci peygamber gibi gören bir il başkanını, Başbakan'a dokunmayı ibadet sayan milletvekilini, Başbakan için şükür namazı isteyen belediye başkanını, Başbakan'a canını kurban eden milletvekilini duymuştum ama Başbakan'ın doğduğu ve seçildiği yerleri mübarek sayan bakanı görmemiştik. Bir yeri Başbakan'dan dolayı mübarek saymak hangi inanca sığar- AKP Genel Başkan Yardımcısı, 'Tayyip Erdoğan Türkiye'nin ilelebet, ebedi ve ezeli başkanıdır' diyor. Nasıl oluyor da fani olan birine baki olan Allah'ın ismi veriliyor-''

AK Parti Niğde Milletvekili Ömer Selvi, camideki toplantının veli toplantısı olarak düzenlenmediğini söyledi. İnsanların camiye gitmesini fırsata çeviren ilçe milli eğitim müdürünün velilere bilgi verdiğini, siyaset yapmadığını anlatan Selvi, çocukların eğitimine nasıl katkıda bulunulacağının ele alındığını ve toplantıya ''Cuma buluşması'' adı verildiğini anlattı.

Selvi, CHP'nin laikliği tanımlarken yanlışa düştüğünü savunarak, ''Son zamanlardan CHP laiklikten vazgeçmişti, laiklik vurgusu yapmıyordu. Laikliği savunarak laikliğe en büyük zararı veren CHP olmuştur. Bunu kendileri görmüştü'' dedi.

Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP'li Özkes, ''Eğer laiklik olmasaydı bugün Müslüman olmazdınız. Eğer bugün Müslümansanız önce Allah'a sonra Atatürk ve laikliğe borçlusunuz. Onun için laiklikle uğraşmayın. Laiklik, İslam dünyasının güvencesidir. Bunu beyinlerinize yerleştirin. CHP laiklikten kesinlikle ödün vermez. Atatürk ve laiklikle uğraşmayın. Allah çarpar sizi...'' diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, sataşma gerekçesiyle söz alarak, ''Ne Atatürk ne Cumhuriyet ne laiklik kimsenin tekelinde değildir. Laiklik bezirganlığı da yapmayalım. Din de kimsenin tekelinde değil, herkesin dini kendine'' dedi.

Özkes'in de geçmişte bürokrat oluğunu belirten Aydın, her bürokratın yaptığının AK Parti'ye mal edilemeyeceğini söyledi. Camilerin toplanma mekanı ve ibadethane olduğunu hatırlatan Aydın, ''Camilerin siyasete alet edilmemesi lazım. Ama camilerde birtakım önemli sohbetler oluyor, dinle, imanla alakalı... Fırsat bulmuşken öğrenci velileriyle, eğitimle ilgili güzel sohbetler yapmayı nasıl siyasetle bağdaştırabilirsiniz-'' diye konuştu.

Selvi ve Özkes'in yeniden söz istemesi üzerine Başkanvekili Mehmet Sağlam, ''Bunun sonu yok çocuklar, yapmayın Allah aşkına'' dedi.

CHP'li Ağbaba'nın kendisine itiraz etmesi üzerine Sağlam'ın, ''Şu çeneni bir dakika tutsan da...'' demesi tartışma yarattı.

Ağbaba'nın tepki göstermesi ve ''temiz dil kullanın'' demesi üzerine Sağlam, ''Evet dedim. Ben sizi susturamıyorum. Kafanız estiği zaman kalkıp konuşuyorsunuz. Ne yapmamı bekliyorsun. Lütfen diyorum, temiz dil kullanıyorum. Susmuyorsunuz kardeşim'' karşılığını verdi.

Bu sırada AK Partili bazı milletvekilleri Ağbaba'ya ''Otur be...'' diye bağırdı.

Ağbaba'nın usul tartışması açılmasını istemesi üzerine Sağlam, ''Meclis'te söz almanın usulü var; ya sisteme gireceksiniz ya müsaade alacaksınız. Karşılıklı konuşarak bir yere varamayız'' dedi.

Söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, partisinin adalet duygusu ve uygulamasının en üst seviyede olduğunu, bunu milletin ve bütün dünyanın dile getirdiğini ifade ederek, ''Sorun CHP'de... CHP'nin cumhuru, cumhuriyeti, halkı da yok. Esas sorun burada'' görüşünü savundu.

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan da sataşma gerekçesiyle söz alarak, ''Sattığınız ve yediğiniz ülke kaynaklarıyla tüm yoksulların sonsuza dek doyurulması mümkündü. O kadar çok yediniz ki... Adınıza Alaca Karanlık Partisi diyorlar'' dedi.

Bunun üzerine AK Parti'li Canikli, yeniden kürsüye gelerek, Meclis'te talihsiz konuşmalar yapıldığını söyledi. Canikli, ''Birisi bir şey yemişse çıkın açıklayın. Elinizde bilgi ve belgeniz varsa açıklayın. Var mı- Bir yolsuzluk varsa söyleyin. Bu dönem o kadar çok iddia ortaya atıldı ki suçlayıcı hiçbir delil bulunamadı. Örnekleri bol miktarda. CHP'nin tarihine bakın, aynaya bakın'' karşılığını verdi.

Genel Kurul'da CHP'li milletvekillerinin isteği üzerine Başkanvekili Sağlam'ın tutumu hakkında usul tartışması açıldı.

CHP'li Ağbaba, Sağlam ve AK Parti'li bazı milletvekillerinin tutumunun, demokrasiyi öğrenemedikleri ve hazmedemediklerini gösterdiğini öne sürerek, ''Siz yarın 'sonuç belli, seçime gitmeyelim' dersiniz. Bunun açık anlamı faşizmdir. Bunu savunan faşisttir, faşist kafadır, yancı ve yalaka kafadır. Kimse benim hakkımda 'kapa çeneni' diyemez. Başkan tutumunuzu kınıyorum'' diye konuştu.

AK Parti'li Ahmet Aydın da ''Faşizm ile itham edemezsiniz. Eğer faşizmi görmek istiyorsanız aynaya, geçmişinize bakın. Faşizmin ne olduğunu çok iyi göreceksiniz'' dedi.

CHP Sinop Milletvekili Engin Altay, Sağlam'ın tutumunu eleştirerek, ''İçtüzüğü uygulasaydınız burası sirke dönmezdi. Sizi İçtüzüğe uymaya ve göz kaş yaparak oturum yönetmemeye davet ediyorum'' diye tepki gösterdi.

Altay, ''Gazete patronlarını arayıp, 'bunun yazısını beğenmedim, şunu işten at diyen bir kimse bana göre Hitler'den de Stalin'den de daha faşisttir. İsmet Paşa Başbakan iken, Nazilli Basma Fabrikası'nda 25 kuruşluk yolsuzluk oldu diye istifa mektubunu Atatürk'e verdi. Sizin devrinizde 300 milyona satılan TEKEL'e, 1,5 yıl içinde 3 milyar dolar değer biçildi. Bu namussuzluktur, vatan hainliğidir'' görüşünü savundu.

AK Parti'li Canikli, kendi iktidarlarından önce 190 iktisadi kuruluşun 8 milyar dolara satıldığını, AK Parti döneminde ise 100 kuruluşun 35 milyar dolara satıldığını belirterek, ''Faşizmi öven faşisttir. Hitler'i, Siyonizmi öven faşisttir. 1940'lı yıllardaki Cumhuriyet Gazetesi'de CHP yetkililerinin Hitler'i öven beyanlarına bakın. Has faşist görmek istiyorsanız CHP tarihine bakacaksınız. CHP tarihi eşittir faşizmdir. Sayısız uygulamaları ve örnekleri vardır'' dedi.

CHP'li Tarhan ise sataşma gerekçesiyle söz alarak, ''halkından korkanların 3 bin 600 koruma aracı ve TOMA'larla ODTÜ'ye girmek durumunda kaldığını'' belirterek, ''Bu nasıl bir korkudur. Selam olsun ODTÜ'lülere. En az 3 çocuk, olmadı 5 çocuk önerileri kimden geldi- 1940'larda birisi 'Her kadın en az 4 çocuk doğurmalıdır. 4 ve üzeri çocuk doğuranlara madalya verilmeli' dedi. Bunu kim söyledi- Hitler. Kim kime benzermiş, söyler misiniz-'' diye konuştu.

Tartışmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, sadece 2012'de, toplam tutarı yaklaşık 14 milyar 600 milyon TL olan 4 bin 863 ihale yaptıklarını belirterek, ''Eğer arkadaşlarımızdan yanlışlık yapan varsa ben buna göz yummam. Bu kadar ihale arasında varsa yanlış olan, somut önerilerinizi bekliyorum'' dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, görüşmeleri yarım kalan Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı görüşülüyor.

CHP Adana Milletvekili Turgay Develi'nin, partisinin önergesi üzerinde konuşurken, ''Her parti döneminde yolsuzluk ve suistimal yaşanmıştır ama hiçbir iktidar döneminde bu kadar yolsuzluk, suistimal yaşanmamıştır'' sözleri tartışmaya neden oldu.

AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ayağa kalkarak, Develi'ye tepki gösterirken, AK Parti'li milletvekilleri de aynı şekilde ayağa kalkarak tepkilerini gösterdi.

Develi, tepkiler üzerine, ''Yolsuzluk belgelerini açıklayacağım. Ben adam gibi konuşuyorum, sen adam gibi konuş. Savcılardan belge kaçıramayacaksınız'' dedi. AK Parti İstanbul Milletvekili Osman Aşkın Bak da ''savcılığa ver'' diye bağırdı. Tartışmaya, CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu da katıldı.

TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam, tartışmanın uzaması üzerine, birleşime ara verdi.



*** HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DÖKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***