2012-02-08 - 12:50
CHP'Lİ BAYRAKTUTAN'IN BASIN TOPLANTISI?
CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ve beraberindeki CHP'li milletvekilleri ile TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Artvin'de Cerattepe mevkisi ve bu alana bitişik Genya Dağı'nı da içine alan iki ruhsat alanında yapılmak istenen madencilik faaliyetinin, Artvin halkının 15 yıllık inançlı, kararlı mücadelesi sonucunda 2008'de mahkeme kararıyla sona erdiğini söyledi.
CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ve beraberindeki CHP'li milletvekilleri ile TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Artvin'de Cerattepe mevkisi ve bu alana bitişik Genya Dağı'nı da içine alan iki ruhsat alanında yapılmak istenen madencilik faaliyetinin, Artvin halkının 15 yıllık inançlı, kararlı mücadelesi sonucunda 2008'de mahkeme kararıyla sona erdiğini söyledi.

Rize İdare Mahkemesi'nin doğal yaşlı ormanlara, su kaynaklarına, canlı yaşama verilecek muhtemel zararlar değerlendirilecek işletme ve maden ruhsatlarının iptaline karar verdiğini ifade eden Bayraktutan, " Bu karar Artvin'in kurtuluşu olmuş, uzun süredir devam eden mücadelemiz bu başarı ile taçlanmıştı." diye konuştu.

Bayraktutan, sözlerine şöyle devam etti:

"Ancak, 24 Haziran 2010 tarihinde yeni Maden Kanununun, 6 Kasım 2010 tarihinde de uygulama yönetmeliğinin yürürlüğe girmesi ile ülkemiz genelinde ilk olarak 1343 maden sahasının ihale yolu ile ruhsatlandırılacağı bizzat Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız tarafından Mart 2011 tarihinde açıklanmıştır. Artvin ve ilçelerinde de ihaleye çıkarılacak onlarca saha olduğu bilinmektedir. Bunlardan birinin tüm Artvinlilerin desteği ile ruhsatları iptal edilen Cerattepe, diğerinin ise Genya Dağı ve Kafkasör Turizm Merkezi dahil şehrin üst mahallelerini ve ilimizin içme suyu kaynaklarının önemli bir kısmını da içine alan çok daha geniş bir saha olduğu bilgisi şehirde büyük tepki ve endişe yaratmıştır. Her iki alan mahkeme kararı ile işletme ruhsatlarının iptal edilmiş olduğu alandır. Mahkeme kararına rağmen bu iki ruhsat alanının yeniden ihaleye çıkarılmış olması kaygılarımızı daha da arttırmıştır.

Artvin'deki bu iki sahanın ihalesinin 17 Şubat 2012 tarihinde Ankara'da Maden işleri Genel Müdürlüğü'nde yapılacağı ilan edildiğinden Artvin'deki Siyasi Partiler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin yöneticileri toplanmış ve ilgililere iletmek üzere ortak bir metni imza altına almışlardır. Bu ortak metinde özellikle Artvin şehir merkezine yakınlığı ve olumsuz etkilerinin oldukça ciddi ve kalıcı olacağı çok açık olan bu iki maden sahası için yapılması düşünülen ihalenin iptal edilmesini istemek zorunlu olmuştur."

Artvin halkının enerji yatırımları için 435 km'lik Çoruh Nehrini ve Çoruh Vadisi boyunca en değerli topraklarını ülkenin enerji ihtiyacı için feda ettiğini belirten Bayraktutan, "Yine derelerimiz üzerinde 176 adet HES planlanmaktadır. Bunun dışında 325 maden ruhsat alanı bulunmaktadır. Artvin halkına yaşam alanı bırakılmamıştır. Bu projelerin yaşama geçirilmesi halinde Artvin halkına iki seçenek sunulmuş olmaktadır: bu halk ya mücadele edecek ya Artvin'i terk edecektir." dedi.

Bayraktutan, sözlerini şöyle tamamladı.

"Bir kez daha ilan ediyor ve diyoruz ki; memleketine derin bir sevda ile bağlı olan Çoruh'un sesi ile büyüyen, dağlarını aşkla seven insanlar olarak Artvin'i asla terk etmeyeceğiz ve gereken her mücadeleyi yine birlik ve beraberliğimizi koruyarak yılmadan sürdüreceğiz. Bizler Artvinliler olarak yaşadığımız çevreye, doğamıza, kültürümüze, yer altı ve yer üstü zenginliklerimize sahip çıkma sorumluluğunun boşuna bir mücadele olmadığını, kararlı olduğumuz ve birlikteliğimizi bozmadığımız sürece eninde sonunda bu mücadeleyi kazanacağımızı, 2008 yılında kanıtlamış bir halk olarak Cerattepe'de bir kez daha karşımıza çıkarılan bu mücadeleyi tekrar kazanma başarısı göstereceğimize inanıyoruz."

Bayraktutan'ın, düzenlendiği basın toplantısına katılan Özcan, gazetecilerin, Fidan, eski Müsteşar Emre Taner ve eski müsteşar yardımcısı Güneş'in ifadeye çağrılmasına ilişkin sorularını yanıtladı.

Özcan, ''MİT ile PKK arasında yapılan görüşmelerin, basına düşmesinden sonra, bu çirkin pazarlıkların suç oluşturduğunu'' iddia ederek, Fidan ve Güneş ile ilgili suç duyurusunda bulunduğunu ifade ederek, bunun, özel yetkili cumhuriyet savcılığına ve Ankara'ya gönderilmesini talep ettiğini anımsattı.

Suç duyurusu üzerine Fidan'ın da aralarında bulunduğu bazı şüphelilerin, İstanbul özel yetkili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından ifadeye çağrıldığını anlatan Özcan, bu soruşturmanın başlatılmasından son derece mutlu olduğunu söyledi.

Özcan, sadece Fidan, Taner ve Güneş'in soruşturulmasının yetmeyeceğini savunarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Suç duyurusundan sonra bazı gelişmeler oldu. Fidan'ın, Sayın Başbakan'ın özel temsilcisi olarak bu görüşmeleri yaptığı ortaya çıktıktan sonra Sayın Başbakan bunu, 'evet ben özel temsilcim olarak gönderdim' diyerek, itiraf etti. Yasa dışı terör örgütüyle doğrudan ya da dolaylı olarak pazarlık yapmak, görüşmek suçsa, bu suça azmettiren Sayın Başbakan'ın da bu soruşturma kapsamında soruşturulması, şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulması gerektiğini düşünüyorum. Bazıları, Sayın Başbakan, Başbakan olduğu için Yüce Divan'da yargılanması, soruşturmasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılması gerektiğini söylüyor. Ama geçtiğimiz günlerde eski Genelkurmay Başkanımız hakkında benzer iddialar ortaya atılmıştı. Ama bu soruşturmayı yapanlar, 'Genelkurmay Başkanı'nın görevleri arasında darbeye teşebbüs etmek yok. Dolayısıyla göreviyle ilgili konu olmadığı için özel yetkili Cumhuriyet başsavcılığı bunu soruşturabilir' dediler. Aynı şekilde Sayın Başbakan'ın görevleri arasında, MİT'e, PKK ile görüşme talimatı vermek diye bir şey yok. Dolayısıyla aynı gerekçelerle, İstanbul özel yetkili Cumhuriyet başsavcılığının konuyla ilgili, şüpheli sıfatıyla Sayın Başbakan'ı da soruşturmaya davet etmesi gerektiğini düşünüyorum.''

İfade vermeye gidip gitmeyeceğine ilişkin soru üzerine Özcan, davet edilmesi halinde, müşteki sıfatıyla ifade vermekten büyük memnuniyet duyacağını söyledi. (12.50)